gebe
  1. sevde 7

    sevde 7 Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    2 Nisan 2011
    Mesajlar:
    1.014
    Beğenilen Mesajlar:
    1.092
    Ödül Puanları:
    113
    Şehir:
    yuvamın huzurlu olduğu heryerde

    Efendisinin Kulağını Çeken Köle

    Konu, 'Peygamberler, Evliyalar ve Sahabeler' kısmında sevde 7 tarafından paylaşıldı.

    sahabeler, dini hikayeler, hz. Ömer, en güzel dini hikayeler, halife Ömer, aradığnız herşey burda meleklerim... [​IMG]



    kul hakkı affedilmeyen günehların arasındadır ki zira hakkı yenilen kişiden helalik alınana kadar mümkün olduğunca eşinizden çocuğuuzdan anne babanızdan akrabalarınızdan konu komşu hısım arkadaş çevrenizdekilerden helallik isteyin insan hayatının zira bir saniye sonrası bile belli değildir.

    Hz.Ömerin Kulağını Çeken Köle

    Hazret-i Ömer (r.a) hilâfeti zemânında, Şâm şehrine gitmek îcâb etmişdi. Se'âdet ve izzetle, Eshâb-ı güzînden bir cemâ'ati de yanlarına alıp, Medîne-i Münevvereden çıkıp, yola revân oldular. Hazret-i Ömerin bir deveden başka bineceği yokdu. Mugîre adlı bir köle var idi. Bir sâat hazret-i Ömer (r.a) o deveye binerdi. Mugîre yaya kalınca, deveyi yederdi. Bir sâat Mugîre binerdi. Hazret-i Ömer önünde piyâde olurdu. Allahü teâlânın hikmeti, Şâm şehrine girecekleri vakt, deveye binmek nöbeti Mugîreye gelmişdi.


    Eshâb-ı güzîn, hazret-i Ömere geldiler, dediler ki,

    -Efendim, ihsân eyleyin. Bu sâatde deveye se'âdetle sizin binmenizi ricâ ederiz.

    Hazret-i Ömer buyurdu ki,

    -Önce nöbet benim idi, bu sâat nöbet Mugîrenindir. Deveye niçin ben bineyim.

    Eshâb-ı güzîn dediler ki,

    Bugün Şâm şehrine girilecekdir. Şâm şehrinin bütün ileri gelenleri, sizi karşılamağa gelirler. Onlar atlı, siz halîfe iken yaya yürümek münâsib değildir. Lutfunuzdan ümmîd ederiz ki, ricâmızı makbûl tutup, red etmeyiniz.

    Hazret-i Ömer (r.a) huzûrsuz olup, dedi ki,

    -Siz bu evhâmdan kurtulmadınız mı? İslâm dîninin kadrini böyle mi anladınız. Bize islâm şerefi yetmez mi. İslâm dîninden ekrem ve eşref bir nesne var mıdır. Bu se'âdet ve bu devlet ve bu izzeti Allahü teâlâ hazretleri bize ihsân eylemişdir. Dîn-i islâm tâcını başına koymak, kime müyesser olmuşdur. Resûlullahın (sav) getirdiği islâm elbisesini arkamıza giydirdi. Kelime-i şehâdeti dilimize çırağ eyledi. Kur'ân-ı azîm ile kalbimizi münevver eyledi. İslâmiyyetin kadrini acaba niçin anlamamışsınız ki, kendinizi halka, at ile, don ile göstermek istersiniz. Yalnız Habîb-i ekremin (sav)ümmeti olmak şerefi size yetmez mi, diye cevâb verince, kimse söze kâdir olamayıp, bir şey diyemediler.
    Mugîre, bu güç zemânda deve hâzırlayıp, hazret-i Ömerin (r.a) huzûr-ı şerîflerine getirip, çökdürdü ve dedi ki,

    -Yâ halîfe! O Allahü teâlâ hakkı için ki, ondan gayri Allah yokdur. Bu ahvâl gönlümden geçmişdir. Eshâbın rey'i ile değildir ben düşündüm. Kalbimden halâl eyledim. İhsân eyle ve benim isteğimi kabûl eyle. Bugün deveye se'âdetle sizin binmenizi ricâ ederim, dedi.

    Emîr-ül mü'minîn önünde eğilip,

    -Yâ halîfe arkama basıp, devenin üzerine devletle bin diye iltimâs eyledi.

    Hazret-i Ömer (r.a) Mugîrenin cân-ı gönülden ricâsını görünce, hâtırı için o gün se'âdetle deveye bindiler.

    Ondan sonra, bütün islâm askeri içinde nidâ etdirdi ki,

    -İşte bugün Şâm şehrine girmek müyesser oldu. Buradan sağ ve selâmetle çıkacağımızı Allahü teâlâ bilir. Her kimin bizde hakkı var ise, gelip bizden taleb eylesin.

    Bütün islâm askeri hazret-i Ömere hayr düâ eylediler.

    Dediler ki,

    -Yâ Allahü teâlânın halîfesi. Senden herkes râzıdır. Senden kimse huzûrsuz değildir. Bir ferdin sizde hakkı yokdur. Münâdîler yüksek sesle çağırdılar. Hiçbir kimse gelip, bir hak taleb etmedi. Hepsi şükrân üzere olduklarını hazret-i Ömere haber verdiler. Halk arasından kimse gelmeyince, hazret-i Ömerin Mugîre adlı kölesi ileri gelip, dedi ki,

    -Yâ Emîr-el mü'minîn! Birgün, hiç suçum yok iken, kulağımı çekip, ağrıtdın. Diyorsunuz ki, kimin hakkı var ise dünyâda iken taleb etsin. Hâlâ bu hakkım sizin üzerinizdedir, bilmiş olunuz.

    Hazret-i Ömer (r.a) buyurdu ki,

    -Yâ Mugîre gel, sen de benim kulağımı çek, berâber olalım.

    Eshâb-ı güzîn hep birden tekbîr getirdiler.

    Arablarda âdetdir ki, bunun gibi bir acâib ahvâl zuhûr etdikde, tekbîr getirirler.

    Dediler ki,

    -Yâ halîfe, senin gibi âdil pâdişâh gelmemişdir. İ'tikâdımız budur ki, şimdiden sonra da gelmiyecekdir. Kölenin, bu şeklde küstâhlığa cür'et etmesi uygun mudur. Husûsen kişi, kendi kölesini azârlamasına bir şey lâzım gelmez. Nerede kaldı ki, bir mikdâr kulağını çekmiş olsun. Kölenin üzerine gidip,

    -Niçin edebsizlik eyledin diye azarladılar.

    Hazret-i Ömer (r.a) buyurdular ki, ey Eshâb-ı güzîn! Lutf edip, incitmeyin ki, âhıretde cezâsını çekmekden ise, dünyâda çekip, kurtulmak evlâdır. Sonra, yâ Mugîre, gel sen de benim kulağımı çek. Dünyâda senin ile halâllaşalım, âhırete kalmasın, dedi. Mugîre de hazret-i Ömerin kulağına yapışıp, bir mikdâr çekdi. Hazret-i Ömer, buyurdu,

    -Yâ Mugîre, niçin ziyâde çekmedin.

    Mugîre dedi ki,

    -Ahıretde kısâsdan korkarım. Çok çekersem, senin hakkın benim üzerimde kalır.

    Hazret-i Ömer (r.a) böyle sultân idi ki, kölesi hakkında bunun gibi durumu kabûlden çekinmeyip, dünyâda cezâsını çekdi. Kölesi de, acâib değilmidir ki, efendisi hakkında bu şekilde cezâ verdi. Efendisi Hak ehli olduğunu muhakkak bilip, değil huzûrsuz olmak, kalb-i şerîflerine zerre kadar bir şübhe gelmediğine iitikâdı temâm olduğundan, bu fi'ile cesâret etmişdir. Belki hazret-i Ömerin (r.a) Mugîrenin böyle yapması ile muhabbeti şerîfleri ona, evvelki durumundan dahâ çok artmışdır.

    Hazret-i Ömerin (r.a) menâkıb-ı şerîflerine nihâyet yokdur. Yalnız bu yetmez mi ki, rey'lerine uygun olarak onyedi yerde, Cebrâîl aleyhissalâm Resûlullah (sav) hazretlerine âyet-i kerîme getirmişdir. Tefsîr ve târîh kitâblarında da vardır.
    Kaynak: Menakıb-i Çihar Yar-i Güzin


     
Efendisinin Kulağını Çeken Köle konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. kulak!

    kulak!

    Her uzuv bizlere ihsan-ı Haktır, Mühim olanlardan biri kulaktır. Eğer kulak yoksa durmadan çağır, Duymayan kimseye denmez mi sağır? Göz, kudret-i Hakkı, eder temaşa, Kulak ile bunlar edilir ifşa. Kulak verebilmek için hak sese, Elbet lazım olur, kulak herkese. Kulak açık ise, sesi işitir, Kulağı korumak yiğit işidir. Kapatırız dili, dişle dudakla, Gözler de kapanır iki kapakla Fakat...
  2. ***Kulak***

    ***Kulak***

    Kulak Kulak ceninin ana rahmindeki duruşunun şematik olarak aynısıdır. Ve tüm akupunktur noktaları kulak üzerinde bu esasa göre yer almıştır. Şimdi... başınız,boynunuz, beliniz, sırtınız, bacaklarınız, kalçanız, ayaklarınız, omzunuz ağrıdığında yapacağınız tek şey kulaklarınıza masaj yapmak. Kulağınızı baş ve işaret parmaklarınızın arasına alarak kulak kepçesinden başlayarak,...
  3. kulak

    kulak

    Kulak Evin hanımına yahut akrabadan olan kadına, sadık ve durumuna uygun dosta, hayırlı evlada, günahtan vazgeçmeye, faydalı mala yahut sevinç ve feraha; Kulağın kesilmesi yakını olan bir kadının vefatına, Kulak büyümesi yahut küçülmesi, akrabada meydana geleecek artma ve eksilmeye, Kulağın sağır olması haklı tavsiye ve telkinleri dinlememeye, küfre meyletmeye ve dinde fesat çıkarmaya,...
  4. köle

    köle

    Köle Hür bir kimsenin birene köle olduğunu görmesi, şahsiyet ve kimliğini rencide edecek bir şekilde borçlanmaya, sırlarına vakıf birinin şerrinden dolayı onun isteklerine boyun eğmeye; üzüntü ve kedere, içinde bulunduğu şartların esiri olmaya, Köle olmak Alllah'a gerçek anlamda kulluk yapmaya ve hayra nail olmaya da delalet eder.Köle görmek sizi korkutan ve size endişe veren şeylerden...
  5. Kadınsak köle değiliz

    Kadınsak köle değiliz

    günümüzde geçmişte ve gelecekte kadınları köle gibi gören bi toplumun içerisindeyiz sanatçılardan bu tür konularda konuşanlara ne tür cevaplar geldi haberimizde...... PAPA KADINLARI KIZDIRDI! VATİKAN'IN, ÇAMAŞIR MAKİNESİNİN İCADININ KADININ ÖZGÜRLEŞMESİNE YOL AÇTIĞINI AÇIKLAMASINA KADINLAR TEPKİ GÖSTERDİ: KADINLARIN HAYATINI KONTROL ETME KONUSUNDA VERİLEN ÖRNEK ONLARA YAPILAN EN BÜYÜK...

Sayfayı Paylaş