gebe
  1. sevde 7

    sevde 7 Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    2 Nisan 2011
    Mesajlar:
    1.014
    Beğenilen Mesajlar:
    1.092
    Ödül Puanları:
    113
    Şehir:
    yuvamın huzurlu olduğu heryerde

    Ekmek Veren Eli Kıran Baba

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında sevde 7 tarafından paylaşıldı.

    dini hikayeler, ibretlik, öğretici,sadaka, dilenci aradığınız herşey burda melekler... evet yanlış okumadınız ekmek veren eli kıran baba hayatta beş parmağın beşide aynı olmuyo kurttan kuzuda doğuyo okuyalım ve görelim ne demek istediğimi daha iyi anlıcaksınız.


    [​IMG]


    Bağdat'ı kıtlık kırıp geçiriyordu. Herkesten önce de hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin kapısından seslendi hamalın biri:
    - Allah rızası için birazcık ekmek. Günlerdir lokma girmedi ağzımdan.
    Tandırın başındaki kadın taze ekmekleri kızına uzattı. "Ver şu adama" dedi. Kızcağız ekmekleri güzelce katlayıp verdi aç hamala.
    Hamalın sevincine sınır yoktu. Evine doğru hızlandı. Kim bilir kaç günlük açlığını giderecekti? Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikazı durdurdu onu:
    - Çabuk söyle, bu ekmeği hangi evden aldın?
    Geriye bakıp eliyle işaret etti:
    Adam kızgın şekilde salladı başını:
    - Yanılmamışım, böyle zamanda başka kimin evinden alınabilir ekmek? diyerek eve doğru ilerledi.
    Kapıyı açar açmaz da sordu:
    - Kim verdi ekmeği hamala?
    Hanım korkudan kızını gösterdi. Güya kızına acır, bir şey yapmaz diye düşünmüştü. Halbuki adamın şükürsüzlük ve cimrilik içine işlemişti. Elindeki sopayı hızla havaya kaldırdı, kızının ekmek veren eline öyle bir indirdi ki bilek zedelenip burkuldu, el çarpık kaldı. Söyleniyordu kendi kendine:
    - Ben herkese ekmek versem bu evde ekmek kalır mı? diye.
    Halbuki nimet şükür isterdi. Şükürsüzlük nimetin gitmesine sebepti. Nitekim bu şükürsüzlüğün akibeti de öyle olacaktı. Olmaya başladı bile. Kısa zamanda işleri bozuldu, çarşının en işlek yerindeki dükkanını satması da onun bozulan işlerini. Bir ara o hale geldi ki, evine ekmek alamaz duruma bile düştü. Nitekim bir akşam eve gelmiş, kızcağızına da acı sözü söylemişti;
    - Artık benden ümidinizi kesin. Çünkü bu akşam ekmek alacak kadar da olsa elime para geçmedi. Çarşıya in, ekmek parası iste.
    Kızcağız çarşıya inmiş, utana sıkıla sattıkları dükkanın karşısına geçerek bir tanıdık görürüm diye beklemeye başlamıştı. Kendisini gören dükkandaki adam hemen yanına gelerek:
    - Sen masum birine benziyorsun, ne bekliyorsun burada? diye sormuştu. O da anlatmıştı gerçek durumu:
    - Ekmek alacak paramız kalmadı, bir tanıdıktan ekmek parası istemek üzere bekliyorum burada.
    Hemen elini cebine attı adam. Hatırı sayılır bir miktar parayı uzatarak "Al" dedi. "Bununla istediğin kadar ekmek alabilirsin. Ben de nimetin şükrünü eda etmiş olurum böylece."
    Kızcağız elinin birini arkasına saklamış, ötekiyle parayı alırken adamın dikkatin çekti bu saklayış;
    - Elinde bir yara bere varsa tedavi ettireyim, niçin saklıyorsun? Allah bana nimet verdi, şükrünü eda etmek için iyilik yapmam gerek, dedi.
    Kızcağız önce açıklamak istememişse de adamın ısrarı üzerine anlattı elinin durumunu:
    - Ben bir yoksula ekmek vermiştim. Babam yolda rastlayıp sormuş, o da evi gösterip 'İşte oradan aldım' demiş, bizi haber vermiş. Babam eve gelince elindeki sopayla ekmek veren elime öylesine bir darbe indirdi ki, elim böylece çarpık kaldı. Göstermekten utanır oldum. Bu yüzden de evde kaldım.
    Bu açıklamayı dinleyen adam bağırmaya başlar:
    - Komşular! Çabuk buraya gelin, ben hayalimdeki altın kalpli kızı buldum, hayat arkadaşım işte
    karşımda, siz de şahit olun... diyerek başlar anlatmaya:
    - Ekmeği isteyen fakir bendim. Ben o gün bir hamaldım. Demek ki elinin çarpık kalmasına ben sebep olmuşum. Hem sebep olayım hem de seni bu halinle baş başa bırakayım. Buna Allah razı olmaz. Seni görünce içimden bir sevgi selinin koptuğunu anladım, bana ekmek veren kıza ne kadar da benziyor diye düşünmüştüm. Yanılmamışım. Baban şükürsüzlük ettiğinden Allah onun dükkanını elinden alıp bana nasip eyledi. Şimdi ise imtihan sırası bana geldi, ben de aynı şükürsüzlüğe düşmek istemem. Haydi gel, nikahımızı yaptırıp birlikte babanı sıkıntıdan kurtaralım.
    Yola koyulurlar, ekmek veren eli sakatlayan şükürsüz babaya doğru...
    "Şükrederseniz çoğaltırım, etmezseniz elinizden alır şükredene veririm. Şükürsüze de azabım şiddetli olur..." (Kur'an-ı Kerim, 14/7)

    KAYNAK: Şahin, Ahmed, Yaşanmış Örnekleriyle Aradığımız İslam, Zaman Cep Kitapları 3, Feza Gazetecilik, İstanbul 2001


     
    ßeLeN bunu beğendi.
  2. seyma_rky

    seyma_rky Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    16 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    151
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    Halimize şükürler olsun... Allah kimseyi kimseye muhtaç etmesin...
     
Ekmek Veren Eli Kıran Baba konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Ekmek veren eli kiran Baba

    Ekmek veren eli kiran Baba

    EKMEK VEREN ELİ KIRAN BABA Bağdat'ı kıtlık kırıp geçiriyordu. Herkesten önce de hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin kapısından seslendi hamalın biri: - Allah rızası için birazcık ekmek. Günlerdir lokma girmedi ağzımdan. Tandırın başındaki kadın taze ekmekleri kızına uzattı. "Ver şu adama" dedi. Kızcağız ekmekleri...
  2. Rafet El Roman - Baba Ocağı

    Rafet El Roman - Baba Ocağı

    Baba Ocağında Buralarda yeller esmiş Buralarda güller açmış Kurudu dere nehirler Kurudu çiçekler ağaçlar Terk edildi köyler evler Terk edildi park okullar Ne sevgi ne saygı kaldı Herkes bıkmış hepsi perişan Ah babam senin sıcak kucağında Ah anam al beni kucakla Burada yabancı gezmez Burada selam verilmez Herkesin yüzünde maske Herkesin belinde kamçı Gün batınca korku baslar...
  3. samimiyetsizliği ele veren 9 ipucu

    samimiyetsizliği ele veren 9 ipucu

    1 aşırı övmek veya yermek. 2 şahsi menfaatine odaklanmak. 3 kesin konuşmak. 4 yerli yersşz yemin etmek. 5 palavra atmak. 6 dini terminolojiyle(ifade vs.) konuşmak. 7 fazla espri yapmak, komiklik sergilemek, mevzuyu espriye boğmak. 8 ''hallederiz!'' türünden geçirştirme laflar etmek. 9 sözü çok uzatmak, mesajı dallandırıp budanlandırmak.
  4. Abajura hayat veren eller...

    Abajura hayat veren eller...

    Abajura hayat veren eller... Öğretmenlik yaparken ani bir kararla profesyonel olarak abajur şapkası üretmeye başlayan Zeki Akkuş, mesleğinin inceliklerini ve ustalık yolunda nasıl ilerlediğini bu ayki House Beautiful dergisine anlattı. 1979'dan bu yana profesyonel olarak Şişhane'deki eski binaların birinde bulunan atölyesinde abajur şapkası üreten Zeki Akkuş, deneme yanılma yoluyla öğrendiği...
  5. Tut elimden...! Beni çocukluğuma götür baba...!

    Tut elimden...! Beni çocukluğuma götür baba...!

    Tut elimden...! Beni çocukluğuma götür baba...! Baba tut elimden Beni çocukluğuma götür hadi...! O küçük kıza götür beni baba! Götür bir daha gelmeyeyim! Tut ellerimden baba tut... Uçurumun kenarındayım... İtildim... Düştüm düşeceğim! Baba yüreğim alazlarda Yandı... Yanıyor! Sevda çöl dedin... Dikkat et dedin... Bir an için unuttum baba, sevdim! Şimdi çöl ortasında...

Sayfayı Paylaş