gebe
  1. *LavinyA*

    *LavinyA* Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.451
    Beğenilen Mesajlar:
    14
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Güvercinler ülkesinden!!! Uzak çookkk uzak yerler!

    Ezan vaktidir. Resûlullah’ın yokluğundaki ilk gecenin sabahı.ağlatan ezan...

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında *LavinyA* tarafından paylaşıldı.

    Allah Resûlü hasta yatağında soğuk terler döküyor. Hazreti Aişe’nin gözü yaşlı, Hazreti Ebu Bekr’in başı yerde,
    Kainatın Efendisi ebedi yolculuğun eşiğinde son nefeslerini sayıyor. Medine soluk almadan bekliyor. Buruk yürekler, endişeli bakışlar ve köşelerde sessiz sessiz akıtılan göz yaşları… Tek istenilen şey, bir haber. Habibin sıhhat haberi.
    Fakat Alemlerin Rabbi daha fazla uzatmayacaktır dünya gurbetini Habibinin. Ahmedi’nin yüreğini daha üzmeyecektir bu çöllerde.
    İşte son an… son nefes… ve Habibin dudaklarından dökülen son söz: “Er’rafiku-l a’la! Er’rafiku-l a’la!” “ Yüce dost! Yüce dost!”
    Kainatın Sevgilisi ulaşıyor dostuna.

    Ezan vaktidir. Resûlullah’ın yokluğundaki ilk gecenin sabahı. Bilal elini kulağına götürmek için hazırlanıyor. Mukaddes daveti duyuracak.
    Lakin yüreği yanıyor. Yanık sesi, yanık yüreğiyle hepten hüzne bürünmüş başlıyor ezan-ı Muhammedi. Ve tam “Eşhedü enne
    Muhammederrasûlullah…” derken bir hıçkırık kopuveriyor Bilal’in ciğerlerinden. Bilal ağlıyor, sahabeler ağlıyor.
    Dalga dalga hüznüyle yayılıyor gülbang-ı Ahmedî. Peygamber müezzini ezanı güçlükle bitirebiliyor.

    Medine… Peygamber şehri. Hiç böyle görmemişti bu şehri Bilal. Her bir taşından göz yaşı damlıyordu sanki. İşte bu sokaklardan
    yürümüştü Allah Resûlü. Bu mescitte oturmuştu. Şu kütüktü yaslanıp da hutbe okuduğu. Mübarek ayaklarının değdiği
    toprak bu topraktı. O’nun gül kokusu sinmişti bu yerlere. Medine O’nu bulduğu gün can bulmuştu. Ama şimdi o yoktu bu
    şehirde. Her zerresine hasretini nakşedip göçüp gitmişti işte.
    Bilal Medine’de duramazdı artık. Baktığı her yönde O’nun hatırasının canlandığı, yüreğine hicran ateşleri yağdıran
    bu şehirde kalamazdı. Hasretini bağrına basıp Şam’a gitti. Aradan seneler geçti. Medine peygambersiz, ezanlar Bilalsiz
    seneler geçti. Halife defalarca Bilal’i Medine’ye çağırdı. Tüm ısrarlara rağmen peygamber müezzini kabul etmedi bu davetleri.
    Fakat bir gece Efendimiz (sav) rüyasına geldi Hazret-i Bilal’in. Allah Resûlü (sav) nurlar içinde ona bakıyor, sitemvâri bir
    tavırla: “Ne zamandır beldemize uğramaz oldun Ya Bilal!” diyordu. Ertesi sabah Bilal, emri alan asker gibi fırladı. Derhal
    Medine yollarına koyuldu. Bilal’in ne sıcakta pişen vücudu ne uzayan yollara bakan gözleri vardı. Hissettiği tek şey kalbindeki
    tarifsiz sızıydı. Özleten, ağlatan, yandıran bir sızı.

    Günlerce süren yolculuğun ardından Bilal, sevgilisini gömdüğü hicran şehrine ayaklarını basıyordu işte.
    Ve o gün Medine bir zamanlar çok iyi tanıdığı bir sesle açıyordu gözlerini sabaha.
    Sesi duyan daha iyi işitebilmek için kapılara koşuyordu. Sokaklara dökülen insanlar heyecan içinde birbirlerine tek bir
    şeyi haber veriyordu. “Bilal gelmiş! Seneler sonra Bilal Medine’ye dönmüş.”
    Kalpler sanki yerinden çıkacaktı. Sokaklarda kadınlar, çocuklar… Medine böyle bir şey görmemişti. Bütün şehir mescide
    akıyordu. Onlar bu sesi hep peygamber hayattayken duymuşlardı.
    Bu sesi işitip de gittiklerinde mescide Allah Resûlü’nün o mübarek yüzünü görmüşlerdi yıllarca. Peki ya şimdi? İşte bu ses
    Bilal’in sesiydi. Yoksa Muhammed Mustafa (sav) , kainatın biricik sevgilisi şimdi de mescitte miydi?
    Birisi deseydi ki: “Evet, Peygamberimiz (sav) mescitte, müminleri namaza bekliyor.” Şüphesiz buna inanmayan kalmayacaktı.
    Bir anda çağlayan hisler o koskoca hakikati unutturuvermişti. Allah Resûlü artık aralarında yoktu ve dönmesi de mümkün değildi.
    İşte o dem herkes koyuverdi kendini. Genç, ihtiyar, kadın, çocuk herkes herkes ağlıyordu. Her şey ortadaydı. Bu ses
    bu semalarda Muhammed Aleyhisselamsızdı.

    Bilal de yüreğinin yangınlarına su serpiyordu gözyaşlarıyla. O da ağlıyordu.

    Hıçkırıklara karışan bu ezan bütün Medine’yi ağlatmıştı. Bu Hazret-i Bilal’in okuduğu son ezanı oldu. Şam’a döndükten
    bir süre sonra o da Hakk’ın rahmetine ulaştı.
    (alıntı)


     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.424
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: Ezan vaktidir. Resûlullah’ın yokluğundaki ilk gecenin sabahı.ağlatan ezan...
    emeğine sağlık ne güzel paylaşım
     
  3. seyma_rky

    seyma_rky Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    16 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    151
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    çok çok güzel paylaşım okurken gözlerim doldu teşekkürler paylaşım için...:)
     
Ezan vaktidir. Resûlullah’ın yokluğundaki ilk gecenin sabahı.ağlatan ezan... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Ezan, ezan okumak

    Ezan, ezan okumak

    rüyada ezan okunduğunu duymak rüyada öleceğini duymak öleceğini görmek birinin sabah ezanı Ezan sesi duymak, başarı sağlık ve mutluk anlamındadır. Ezan sesi duymak, başarı sağlık ve mutluk anlamındadır. Rüyada ezan sesi duymak başarılı, sağlıklı ve mutlu olacağınızın işaretidir.Ezan sesi duymak, başarılı sağlıklı, mutlu olacağınıza işarettir.Ezan sesi duymak, başarılı sağlıklı, mutlu...
  2. Her sabah ilk ezanın okunduğu yer

    Her sabah ilk ezanın okunduğu yer

    Her sabah dünyada ilk ezanın nerede okunduğunu, ilk kameti kimin getirdiğini ve ilk namazı kimlerin kıldığını biliyor musunuz? İşte cevabı... Milyonlarca yıldır güneş ilk defa oraya doğuyor her sabah. Japonya'nın doğusuna, Rusya'dan okyanusa bir çengel gibi sarkan Kamçatka'ya... Dünyada güneşi ilk görenler Kamçatkalılar. Kainatın deveranına eşlik etmeye de ilk olarak onlar davet...
  3. İlk ezan

    İlk ezan

    İlk ezanı kim okudu ilk ezan hakkında bilgi ilk ezan okuyan.Melekler hergün 5 defa bizi Rabbimizin huruna çıkmaya davet eden ezan hakkında biraz bilgi paylaşmak istedim ilk ezanı kim okudu nerde okundu hep beraber bakalımm.. Mescid-i Nebi inşa edildikten sonra, namaz vakitlerinde, vaktin girdiğini belirtecek ve Müslümanları camiye davet edecek bir usül yoktu. Sadece; "Essalatü...
  4. Sahur Vakti Ezan Okunurken Yemek Yenirmi acaba

    Sahur Vakti Ezan Okunurken Yemek Yenirmi acaba

    Kızlar belki sizde de olmuştur bazı geceler insan sahura geç kalkabiliyor son 15 dakika kala kalkıpta yemek hazırlayıp yediğimiz günleri bilirim. Peki böyle bir durum da Sahur Vakti Ezan Okunurken Yemek Yenirmi bu konuda bilgisi olan arkadaşlarım yazarsa çok sevinirim.
  5. imsak Vaktiyle Sabah ezanı Vakti

    imsak Vaktiyle Sabah ezanı Vakti

    imsak vaktiyle sabah ezanı arasında Arası 2 saate yakındır güneşi Görmeden Yemeden içmeden kesilme sabah ezanından 30 dakika sonra güneş doğmaktadır peki neden gece yarısı imsak yapılmaktadır oysa güneş belirtisi olanakadar sahur yapılıyormuş

Sayfayı Paylaş