gebe
  1. KızılÖtesi

    KızılÖtesi Aktif Üye Üye

    Kayıt:
    28 Nisan 2008
    Mesajlar:
    3.580
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    38

    Ezana Saygısızlık

    Konu, 'Güncel Haberler' kısmında KızılÖtesi tarafından paylaşıldı.

    DİNSİZ bir kadın yazar, ezan aleyhinde yazdı. İmanlı olup olmamak bir nasip meselesidir

    Türkiye’de yaşayan bir dinsizin İslâmî konularda çok dikkatli, insaflı, hoşgörülü olması gerekir. Ezan aleyhinde konuşmak, çoğunluktaki Müslümanları üzer, öfkelendirir, fitne ve fesada sebebiyet verir. İçinde saklasın...

    Madalyonun arka tarafına geçiyorum:

    Bendeniz beş vakit namaz kılan, camiye giden, (bu devrin ölçülerine göre) koyu bir Müslümanım. Ezan konusunda bazı şikâyetlerim ve tenkitlerim var.

    1. Sesi güzel olmayan, ezan okumasını bilmeyen kimselerin ezan okuması, ezana, İslâm’a, Müslümanlara eza olmaktadır.

    2. Bazen hem sesi güzel, hem ezan okumasını bilen bir kimsenin okuduğu ezan, haddinden fazla açılan hoparlörler yüzünden berbat olmaktadır.

    3. Bir tek minarede sekiz hoparlörü bulunan camiler vardır. Günde beş kez bu hoparlörler sonuna kadar açılarak kulakları tırmalayıcı, pencere camlarını zangırdatıcı ses kirliliğine sebep olunmaktadır.

    4. Maalesef ülkemizde sabah namazı kılanların sayısı gayet azdır. Sabah ezanlarının, ölüleri bile mezarlarından kaldıracak bir güzellikte, harika bir ses ve musikî ile okunması gerekir. Tâ ki, halk bu lâhutî ezanları dinlemek için yataklarından kalksınlar, bir kısmının tüyleri ürpersin, gözleri yaşarsın, vicdanları ihtizaza gelsin. Maalesef çok nâdir istisnalar dışında böyle bir hal göremiyorum.

    5. Diyanet İşleri Başkanlığımızın çok büyük bir bütçesi vardır. Ülkemiz camilerinde gönülleri heyecana getirecek güzel ezanlar okunması için bu bütçeden tahsisat ayrılmalı, dünya çapında müezzinler yetiştirilmelidir.

    6. Birtakım düşüncesizlerin hoparlörleri sonuna kadar açarak ses kirliliğine yol açmaları mutlaka men edilmelidir.

    Benim bu tenkitlerime “Ezan düşmanlığı yapıyor” diyecek bir kimse çıkmaz inşaallah.

    28 Şubat’tan sonra müezzinlik kadrolarının büyük kısmı kaldırıldı. Bu çok yanlıştır. Bendeniz merkezî ezan sistemine de karşıyım. Mutlaka vasıflı müezzinler yetiştirilmelidir.

    Ezanlar güzel okunursa dinsizler, gayr-i müslimler ve yabancı turistler de zevkle ve heyecanla dinlerler.

    Ezanlar bed okunursa bundan Müslümanlar da rahatsız olur. Tabii ki ezanın kendisinden değil, kötü okunuşundan, hoparlörden.

    Yazımı iki fıkra ile bitiriyorum:

    1. Şeyh Sadi bir şehirden geçerken, bir caminin minaresinden çok kötü sesli birinin ezan okuduğunu görmüş. Diyor ki; “Sesi o kadar bed idi ki, Istahr Kalesi’nin dibinde bağırsa kale yıkılırdı...” Adam ezanı bitirince sormuş: “Hu erenler! Sen bu ezanı kaça okuyorsun?”, adam kızmış: “Sen ne demek istiyorsun? Ben Allah için okuyorum...” Şeyh Sadi: “Öyle ise Allah aşkına okuma...” demiş.

    2. 1950’li yılların sonunda Ankara Kızılay’daki bir otele, Suudî Arabistan kralının cülus yıldönümü münasebetiyle verilen bir ziyafet nedeniyle gitmiştim. Azerî olan İran askerî ataşesiyle biraz sohbet etmiştik. Ezanlar hakkında şöyle demişti: “Bizde (İran’da) sabah namazları çok güzel okunur. Öyle ki, namaz kılmayanlar bile yataklarından doğrulurlar ve huşuyla ezan dinlerler... Maalesef sizde genellikle ezanlar iyi okunmuyor. Namaz kılanlar bile, kalkıp dinleyeceklerine, yorganı başlarına çekiyorlar.”

    Sürç-i lisan ettikse affola...


    Bir Tenkit Yerli mi, Yersiz mi?

    HEZİL takma adını kullanan vatandaşımız e-mail ile şu satırları göndermiş:

    “Sayın hocam tutturdunuz bir eski yazıdır gidiyor. Dedemin mezar taşını okusam ne olur, okumasam ne olur? Geriye dönmeye ne kadar meraklısınız? İçinde bulunduğumuz internet çağında, Süleymaniye Kütüphanesi’nden bahsetmeniz ne kadar doğru lütfen biraz düşünün. Şu eski yazı saplantısından kendinizi kurtarın. Kendinizi biraz yenileyin. Eski eserlerin çoğu zaten tercüme edilmiş durumda. Ne yani eski eserlerin içinde kuantum fiziğinin sırları mı saklı? Yoksa İslâm dünyasının içinde bulunduğu sefaletin... “(Mesajın devamını internetten indiremedim...)

    Hakaret ihtiva etmemek (içermemek) şartıyla bütün tenkid ve itirazları saygıyla ve anlayışla karşılıyorum. Bu tenkidi yönelten muhtereme de selam ve hürmetlerimi sunarım.

    Dünyaya bakmak lazım... Bütün ileri, kalkınmış, dengeli, medenî ülkelerin eğitiminde millî edebiyat öğretilir. Dünyanın hiçbir ciddi ülkesinde, vatandaşların 1928’den önce basılmış, yazılmış evrakı, kitapları, arşiv malzemesini okuyamamaları gibi anormal bir durum yoktur.

    Fransa’da, lisenin fen sınıfına giden bir genç de Fransız edebiyatı okur, felsefe grubu derslerini okur, tarih ve beşerî coğrafya okur.

    İki yüz kelimelik sokak/iletişim Türkçesiyle aydın yetişmez, uzman yetişmez, vasıflı Türkiyeli yetişmez.

    Lise mezunu bir Fransız; Balzac, Zola, Maupassant’ın romanlarını kolayca okuyup anlayabiliyor da, bir Türk genci o tarihlerde yazılmış Türkçe romanları niçin okuyup anlayamıyor? Doğrusu bu, Türk kültürünün belini kıran vahim bir kopukluktur.

    Bir yüksek mimar iyi edebiyat bilmiyorsa, felsefe okumamışsa, sanat kültürü almamışsa, Fuzulî’nin nefis şiirlerini zevk ve haz alarak okuyamıyorsa maalesef o kişi güzel binalar yapamayacaktır. Nitekim manzara ortadadır. İlimlerin ve fenlerin iki temel aleti vardır:

    1. Yazılı, edebî, derin edebiyat

    2. Matematik

    Matematik bütün ilimler, uzmanlıklar, araştırmalar için şart ve gerekli değilse de, edebiyat hepsi için lazımdır.

    Lisaniyat (Linguistic) denilen bir ilim vardır. Bunun küçük bir özetini her vatandaşın bilmesi gerekir.

    Lisanını yitiren bir toplum dejenere olur.

    1928’den önceki yazılı ve basılı kültür malzemesini okuyamayan bir toplum hafızasını yitirmiş demektir.

    Bir toplumu çökertmek istiyorsanız, onun dilini bozunuz, kopartınız. Başka bir sabotaja, suikasta, darbeye lüzum kalmadan o toplum serseme döner.

    Japonların hiç aklı yok muydu?.. O zor yazılarını atıp da 28-30 harflik Latin yazısını kabul etmediler.

    Kuantum fiziği ve ona benzer pozitif ilimlerde önde koşmak için geleneksel kültüre de vakıf olmak gerekir. İnsan bir robot değildir.

    haber7.com

     
Ezana Saygısızlık konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Ezan-kamet..

    Ezan-kamet..

    Bilinen bir yerede ezan sesi duymak hacca gitmeye, Minarede ezan okumak insanları kulluğa çağırmaya, muradına ermeye, Yatakta ezan okumak ev halkını horlamaya, Evi önünde yahut sahrada ezan okumak ecelin yaklaşmasına, Evin herhangi bir yerinde ezan okumaak aileden yahut akrabadan birinin vefatına, Komşunun çatısında ezan okumak ona suizanda bulunmaya, Kamuya ait bir binanın önünde ezan okumak...
  2. Ezan, ezan okumak

    Ezan, ezan okumak

    rüyada ezan okunduğunu duymak rüyada öleceğini duymak öleceğini görmek birinin sabah ezanı Ezan sesi duymak, başarı sağlık ve mutluk anlamındadır. Ezan sesi duymak, başarı sağlık ve mutluk anlamındadır. Rüyada ezan sesi duymak başarılı, sağlıklı ve mutlu olacağınızın işaretidir.Ezan sesi duymak, başarılı sağlıklı, mutlu olacağınıza işarettir.Ezan sesi duymak, başarılı sağlıklı, mutlu...
  3. Ezana Saygı

    Ezana Saygı

    Mekke’de Hatice adında bir kadın çok zenginmiş. Ayrıca çok iyi biriymiş. Bu kadın çöllerin yeşermesi için ALLAH’IN rızasını kazanmak ve cennete girmek amacıyla Mekkeden Medineye ağaç diktirmiş. Birçok kimsenin hayır dualarını almış. Bu kadın öldüğünde Mekkenin evliyalarından bir zat onun cennete mi cehenneme mi gireceğini görmek istemiş. Cennette büyük bir derece kazanmış olduğunu görünce...
  4. Ezan Çiçeği

    Ezan Çiçeği

    ezan çiçeği ezan çiçekleri cicegi İlginç özelliklere sahip otsu bir bitkidir. Lale iriliğindeki ipeksi sarı çiçekleri gün boyu kapalı durur. Güneş battığı anda aniden açılarak şaşırtıcı bir gösteri sunar. Ertesi gün öğlene doğru sönen çiçeklerin ömrü bir gündür. Ancak bol tomurcuk verdiği için problem olmaz. Baharda rozet biçimi etli ve tüylü yaprakların ortasından uzun bir sap çıkarır....
  5. İlk ezan

    İlk ezan

    İlk ezanı kim okudu ilk ezan hakkında bilgi ilk ezan okuyan.Melekler hergün 5 defa bizi Rabbimizin huruna çıkmaya davet eden ezan hakkında biraz bilgi paylaşmak istedim ilk ezanı kim okudu nerde okundu hep beraber bakalımm.. Mescid-i Nebi inşa edildikten sonra, namaz vakitlerinde, vaktin girdiğini belirtecek ve Müslümanları camiye davet edecek bir usül yoktu. Sadece; "Essalatü...

Sayfayı Paylaş