gebe
  1. almira

    almira Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    7 Kasım 2007
    Mesajlar:
    724
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul

    FıRıNdA öLüMü BeKLeYiŞ

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında almira tarafından paylaşıldı.

    Hikmet, belediyeye ait ekmek fabrikasinda çalisan bir isçiydi. Isine çok dikkat eder, vazifesini ihmal etmemeye çalisir, kazancinin helal olmasini isterdi. Fabrikayi hemen her aksam en geç o terk eder.Belediyenin ekmegi biraz daha ucuz oldugu için halk çok ragbet ediyordu. Kocaman
    firinin içini ara sira temizlemek ihtiyaci hasil olur, onu da genellikle HIKMET yapardi.

    Ramazan bayramin son günüydü. Ertesi gün ekmek çikarilacakti. Hikmet, temizlik yapmak için fabrikaya
    gitti. Içeriye girip dis kapiyi kilitledi. I***lari yakti ve firinin kapagini açip içerisine girdi.
    Gerekli temizligi yaptiktan sonra evine gidecekti.Sabaha karsi dörde dogru gelen isçiler de, gelir
    gelmez elektrikle çalisan firinin dügmelerini açacak, onlar hamuru yogurup ekmekleri hazir edene kadar
    da firin güzelce isinmis olacakti.

    Hikmet temizlige dalip gitmisti. Bir taraftan da kendi yakistirdigi seyleri mirildaniyordu.Tam o
    saatlerde firinin genç ustalarindan olan Cengiz fabrikaya geldi. Kirlenmis olan beyaz önlügünü almak
    için ugramisti. O aksam yikattirip, ertesi gün temiz temiz giymeyi düsünüyordu.Dis kapiyi açtiginda
    sasirdi. "Hayret,içerdeki elektrikler açik unutulmus" diye mirildandi.Gidip önlü günü aldi. Firinin
    önünden geçerken açik duran firin kapagini eliyle söyle bir itekledi.Çikarken i***lari söndürmeyi de
    ihmal etmedi.

    Elektriklerin sönmesiyle Hikmet hemen firinin kapagina kostu. Fakat heyhat, kapak üzerine
    kilitlenmisti. Var gücüyle bagirmaya basladi. Firinin kapagini yumrukladi. Çirpinmasi fayda
    vermiyor, sesini kimseye duyurmasi mümkün olmuyordu. Tüyleri diken diken oldu. Dehsete kapilmisti.
    Uzun müddet kendisine gelemedi. Birazcik sakinlesince saatine bakti. Saat 23.05'i gösteriyordu.
    Yakla*** bes saati kalmisti. Bir anda ölümle burun buruna gelmisti. önce terledigini hissedecek,
    sonra bunalacak, sicaklik yavas yavas sürekli artacak , artacak, artacak; vücudundaki yaglar erimeye
    baslayacak, etler kizaracak ve daha bütün bunlar olmaya baslamadan belki de o kalpten gidecekti.
    Belkide çildiracakti. Çilgin çilgin gülecekti...

    Ah,o en güzeliydi. Bir delirebilseydi, düsüncenin kezzap gibi yakiciligindan kurtulacakti.Firindan
    yeni çikan ekmekleri eline alinca parmaklarinda duydugu yanik acisi aklina geldi. Sadece o kadari...
    Yanigin ilk safhasi bile degildi ama hemen elinden birakirdi. Simdi ekmekler gibi kendisi pisecekti.
    Bir kaç gün önceydi. Isçiler acikmislar,küçük tüpün üstünde yemek pisirmislerdi. Bir aralik tüpün
    kizgin demirine degmisti eli... Hemen nasil da kabarmis, su toplamis, sizladikça sizlamisti. Sadece
    iki parmagin acisina dayanamamis, soguk suyun içinde tutmustu. Ya simdi?.. Yanan iki parmak ucu
    degil,bütün vücudu olacakti. Gözlerinin önünde filimlerde yanan adamlar canlandi.Kendi hali daha da
    zordu. Bir anda yanmak degildi ki bu... Adim adim, hissede hissede ... Terleye çildira, dövüne
    dövüne...Içerisinin isindigini hissetti. Kapiyi kapatan her kimse firinida yakmis miydi yoksa?..

    Bu hararet böyle sürekli niçin artiyordu?..Aman Allah'im! Beklenen an çabuk gelmisti. Saatine bakti.
    Saat gecenin 1.00'i olmustu. Nasil geçmisti iki saat? Zaman su gibi akmisti. Bir ömür gibi... Ömürleri
    yanmak vaktini meyve veren insanlar gibi.. Elleriyle duvarlara, demirlere dokundu. Yok canim...
    Korkusundan firinin yanmaya basladigini zannetmisti. Demirler soguktu iste... Biraz sakinlesti.Evini
    düsündü. Hanimi, oglu merak ediyor olmaliydi.Hanimini niçin azarlamisti sanki çikarken?.. Hayat
    arkadasina karsi daha nazik, daha hürmetli olmali degil miydi? Ya çocugunu... Keske dövmemis olsaydi
    onu...Onlardan da mes'ul oldugu için onlarin hesabini da verecekti Allah'a... Keske haniminin dedigini
    yapsaydi. Hanimi ona: "Haydi, birlikte namaza basliyalim" demisti. Hikmet ise: "Biraz daha yaslanalim"
    diye cevap vermisti. Sanki sonrasinda bütün bir ömrün hesabini vermeyecek, sadece ihtiyarligin
    hesabini verecekti.Niçin sanki firina gelirken camiye girmemisti? Müezzin gönlünün derinliklerinden
    geldigi belli olan sesiyle yatsi namazina davet etmis, Allah'in büyüklügünü, kurtulusun o'nun yolunda
    oldugunu haykirmisti. Hiç degil se ölmeden evvel son vakit namazini kilmis olacakti. Belki Rabbi
    o son vakit hürmetine affeder,digerlerinin hesabini sormazdi. "Ah ahmak kafam" diye inledi. Halbuki
    bes vakit namaz kilan bir insanin hali ne güzeldi. Kildigi bir vakit muhakkak onun son eda ettigi vakit
    olacakti ve Rabbinin huzuruna secdesiz bir alinla çikmayacakti.Öyle olmayi ne kadar isterdi.Ya oglu...
    Yedi yasina girmisti. Bir baba olarak onun üstüne basina, yiyip içtigine dikkat ettigi kadar, kalbine
    niçin dikkat etmemisti? Daha o yasta her tip pisligin televizyon ekranlarindan üstüne siçramasina nasil
    da razi olmustu? Çocuguna Allah'ini,peygamberini niçin sevdirmemisti?Akli çocukluguna gitti...
    Gençligine ugradi, tek tek dolasti o günleri... O günlerden elinde sadece pismanlik veren, utandiran
    günahlar kalmisti. En ince teferruatina kadar bütün günahlari aklina geldi. Demek bütün bu tespit
    edilen seylerin hesabini verecekti. Aklina bir fikir geldi, 'firinin içinde teyemmüm edip namaz kilmak.'
    Toprak yoktu ki... Ellerini firinin içinde yere vurarak teyemmüm aldi. Namaza durdu. Her seyin bitip
    tükendigi noktada baska kime dayanabilirdi ki?Aslinda her namazda öyle hissetmeliydi.

    Kendisini hayatida ilk defa Rabbiyle konusuyor gibi hissetti . Alemlerin Rabbi'ne hamdetmeyi,
    O'na dayanmayi, O'ndan yardim dilemeyi, dosdogru olmayi ilk defa böylesine anliyordu. Bütün benligiyle
    secde etti."Ek***siz,yüce, merhametli Sensin" acizligini iliklerine kadar duyarak...Rabbinden gelmisti
    ve O'na dönüyordu. Ah, dönüsün ona oldugunu hiç unutmamis olsaydi .Yoruldukça oturup tövbe etti.
    Estagfurullah çekti.Nasil da daracik yerde ***isip kalmisti.Firinda oldugunu hatirladikça vücudunu
    atesler basiyordu........

    Cengiz ise evine gidip yatmisti. Gece bir aralik yataktan siçrayarak uyandi. Saatine bakti. Saat
    3.15'ti. Bir rüya görmüstü. Arkadasi Hikmet firinin içinde alev alev yaniyor, "Cengiz!"diye bas
    basbagiriyordu. Nasil bir rüyaydi bu böyle...Birden aklina geldi. Olamaz! Firinin kapagini Hikmet'in
    üzerine mi kapatmisti yoksa? Hemen üzerini giyip ***aga firladi. Hiç durmadan kostu. Gece isçileri
    henüz gelmemislerdi. Kapiyi açti, i***lari yakti.Hemen firinin kapagini açip içeriye seslendi:"Hikmet!"
    Içerden hiç ses gelmiyordu. Bir kaç defa daha bagirdi.Hikmet, aglaya aglaya namaz kiliyordu. Öyle
    dalmistiki, isminin söylendigini duyunca irkildi. Olamazdi, yanlis duyuyor, hayal görüyordu. Fakat,
    yine duydu.Birisi 'Hikmet' diyordu. Hem firinin isigida yanmisti.Selam verdikten sonra kapaga dogru
    yürüdü. Karsisinda Cengiz 'i gördü. Firindan çikti. Cengiz, bir anda hortlak görmüscesine irkildi.
    Korkuyla:"Kimsin sen?" dedi. Hikmet' in Cengiz 'e sarilmak için uzanan kollari bos kalmisti. Hikmet
    hala agliyordu. "Ne demek sen kimsin? Hikmet' im iste, görmüyor musun?Dün aksam temizlemek için
    girmistim. Birisi üzerime firinin kapagini kapatti" dedi. -"Olamaz" diyordu Cengiz. "Sen Hikmet degilsin."

    Hikmet ilk önceleri Cengiz' in bu hareketine bir mana veremedi. Nasil olur böyle söyler, nasil
    olur da mesai arkadasini taniyamazdi? Birden aklinda bir simsek çakti. Hemen aynaya dogru kosup
    kendine bakti. Hayir, bu yüz, bu saçlar kendisinin olamazdi. Kirismis ellerini, solmus yüzüne,
    bembeyaz olmus saçlarina ***ürdü. Bir gecede ihtiyarlamisti. Hiçkiriklarla sarsiliyordu. Bir daha
    aynaya bakamadi. Kendisinden kendisi korkmustu. Yanmanin ne demek oldugunu bilseler kim bilir
    bir gece de ne kadar insan ihtiyarliyacakti.Yarin denilecek kadar kisa bir süre sonra yanmak
    ihtimali bu kadar hafife alinabilir miydi? Basi ellerinin arasinda kala kaldi. Ahirette sonsuz
    yanmamak için, iman etmek ve günahlardan kaçmak gerekiyordu...


     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.425
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: FıRıNdA öLüMü BeKLeYiŞ
    emeğine sağlık
     
  3. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: FıRıNdA öLüMü BeKLeYiŞ

    Ayy tüylerim diken diken oldu valla ağlayacam şimdi çok teşekkürler...
     
FıRıNdA öLüMü BeKLeYiŞ konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Bekleyiş

    Bekleyiş

    Akşam yemeğinden sonra erkekler, sigara içme salonunda konuşuyorlardı. Söz ettikleri konu, ölenlerin geride kalanlara bıraktıkları değişik ve acayip miraslardı. O sırada, ünlü bir noter ve usta bir avukat olarak tanınan Mösyö Le Brument söze karışarak, "Korkunç şartlar altında kaybolan bir mirasçıyı arıyorum. Bu, basit fakat acı dolu bir dramdır. Her gün olabilen, ancak şimdiye kadar...
  2. Fırın

    Fırın

    Tandır ve fırın gibi şeyler, kişinin malını muhafaza ettiği sandığa, mahzene, kasaya ve diğer şeylere, İnsanın eşi ve çocuklarına, Mahalle fırını insanların topluca sahip oldukları müşterek dünyalığa, Fırın yahut tandırı kızdırmak menfaat ve kazanca, Kışş mevsimi fırın ağzına yakın durmak yahut tandırın karşısında oturmak rahatlığa, Fırın ve tandır ateşinden tacil olduğunu yahut bir yerinin...
  3. bekleyişimin öyküsü......

    bekleyişimin öyküsü......

    Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun... Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi, her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. Sen yoktun... Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin...

Sayfayı Paylaş