gebe
  1. Lost_Angel

    Lost_Angel Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Eylül 2009
    Mesajlar:
    120
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    GDO Gerçeği

    Konu, 'Gebelik belirtileri' kısmında Lost_Angel tarafından paylaşıldı.

    mamalarda gdo varmı bebek mamalarında gdo varmı silacılık oyunları Sofranızda genetiği değişmiş ürünlere hazır mısınız? [​IMG]
    Geçtiğimiz hafta içerisinde tarım sektöründe en çok tartışma yaratan konulardan biri olan genetik yapısı değiştirilmiş organizmalı (GDO) ürünlerin Türkiye’ye ithalatına ilişkin önemli bir yönetmelik çıktı.

    Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın ‘Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik,’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sessiz sedasız yürürlüğe giren bu yönetmelik, birçok tartışmanın da fitilini ateşleyeceğe benziyor.

    Ancak biraz hafızaları yokladığımızda bu tartışmaların birkaç ay önce Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı hakkında bilgi veren hükümet sözcüsü Cemil Çiçek’in, “Ulusal BiyoGüvenlik Kanun Tasarısı’nın kanunlaşarak yürürlüğe girmesiyle, genetiği değiştirilmiş bitkilerin üretimine izin verilmesinin önü açılmış olacak” sözleriyle başlamıştı.

    Tarım Bakanı Mehdi Eker de “Bu konu (GDO), AB için de Türkiye’nin kendi ihtiyaçları için de önemli. Risk yok, sıkı denetim olacak” diyerek GDO’ya taraftar olduğunu ifade etmişti.

    Tarım Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğlu ise “GDO’ya karşıyız. GDO’nun Türkiye’ye tohum olarak sokulmasını, ekilmesini istemiyoruz. Cemil Çiçek’in beyanındaki GDO’ların önünü açacak bir Biyogüvenlik Yasası’nın çıkarılacağı söyleminin, kendisine yanlış bilgilendirilmede bulunulmuş olduğundan kaynaklanıyor. Aslında böyle bir şey söz konusu değil” diyerek bunu yalanlamıştı. [​IMG]
    Tartışmalar alevlenirken geçen hafta yürürlüğe giren bu yönetmelik, herkeste adeta soğuk duş etkisi yarattı. Büyük tartışma yarattı Yönetmeliğe göre, GDO’lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması, insan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sunulması yasak olacak. Ancak yönetmelik, tohumluklar dışındaki genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünlerini içeren gıda ve yem maddelerinin ithalatına izin veriyor.

    Doğal olarak yönetmelik pek çok soru işaretini de beraberinde getirdi. Ekonomist Dergisi olarak bu soruların yanıtlarını, sektör temsilcileriyle konuşarak aradık. Büyük bir çoğunluk yeni yönetmeliğe karşı çıkarken, bir kesim de bu kararı destekliyor. Muhalif kesimin en büyük argümanlarından biri, Türkiye’nin GDO ithalatı yapan bir ülke imajıyla ihracat pazarlarında daha yönetmelikte sıkı denetimlerle karşılaşacağı yönünde. Bir diğer endişe ise Türk çiftçisinin GDO’lu ürünlere yönelmesi ve ekimden sonra tarlalarda GDO’nun yaratacağı zirai zararlarla karşılaşma ihtimali üzerine…

    Diğer yandan bu kararı destekleyen kesim, GDO’lu ekimin rekolteyi yükselttiğini ve maliyet avantajı yarattığını savunuyor. GDO ithalatını destekleyenler, Türkiye’nin modern tarıma karşı kayıtsız kalamayacağını ve bu teknolojiye bir an önce geçilmesi gerektiği görüşündeler. Önümüzdeki günlere damgasını vurması beklenen GDO ile ilgili sektör temsilcilerinin görüşlerini aktarıyoruz.

    “OLDU BİTTİYE GETİRİLDİ”

    Örneğin, İstanbul İhracatçı Birlikleri Başkanı Zekeriya Mete, yönetmeliğin oldu bittiye getirilerek halkın yeterince bilgilendirilmeden yürürlüğe girdiği görüşünde. Yönetmeliğin 10′uncu maddesinde ‘Gen sahibi yani ithalatçı, GDO’lu ürünlerle alakalı bir risk gördüğü zaman bunu rapor etmek durumunda’ şeklinde bir ibarenin yer aldığını söyleyen Mete, “Bu dünyada bu kadar dürüst ithalatçı bulabilir miyiz?” diyor. Bu ölçümü yapacak laboratuvarların güvenilirliğiyle ilgili şüphelerinin de olduğunu vurgulayan Mete, şöyle devam ediyor:

    “Malın ithalatı esnasında uzman kuruluş numuneyi tahlile yollayacak. Ancak oradan herkes istediği sonucu çıkartabilir. Tarım Bakanlığı ithalat için bir uzmanlar listesi oluşturacak. Bu uzmanlar, ağırlıklı olarak Tarım Bakanlığı’nın kontrolünde olan insanlardan oluşturulacak. Her ithalat için de ayrı bir kurul oluşturulacakmış. Tarım İl Müdürlüğü Türk ihracatçılarına sağlık sertifikasını 2-3 günde veriyor. İhracata giden bir üründe 2-3 günde belge veriliyorsa, bu ürünler ithalatta nasıl kontrol edilecek?
    NELER VAR?

    GDO’lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması, insan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sunulması yasak olacak. Yönetmelikte yer alan “Bu yönetmelikte yer almayan hususlarda bakanlık her türlü düzenlemeyi yapmaya ve tedbiri almaya yetkilidir” ifadesi ise konuyla ilgili karar ekleme hakkını doğrudan Tarım ve Koyışlerı Bakanlığı’na veriyor. İthalatına ve piyasaya sürülmesine izin verilen GDO’lu ürünlerin şimdilik üretimine izin verilmezken, ileriki süreçte bakanlığa verilen yetkiyle bunun önünün açılıp açılmayacağı merak konusu.

    Gıda veya yem, GDO’lardan bin ya da birkaçını toplamda en az yüzde 0.9 oranında içeriyor ise GDO’lu olarak kabul edilecek gıda veya yemin yüzde 0.5′ten fazla izin verilmeyen GDO içermesi halinde, ithalatına, işlenmesine, nakline, dağıtımına ve satışına izin verilmeyecek. GDO’suz ürünlerin etiketinde, ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadeler bulunamayacak. . Bakanlık tarafından GDO ile ilgili bilimsel ve teknik verileri araştıracak, yorumlayacak ve görüş oluşturacak, görev süreleri iki yıl olan uzmanlar listesi teşkil edilecek.

    GDO’lu gıdaların yüzde 0.9′un üzerinde GDO içermesi halinde, ürün ismi ya da hammaddenin ismi etiket üzerinde yer almak zorunda olacak. GDO’lu dökme gıdaların beraberinde, etiket bilgilerim içeren belge bulundurulmak zorunda olacak. . GDO ve ürünlerim ithal veya ihraç eden, işleyen, depolayan, dağıtan ve tüketime sunanların, son tüketiciye ulaşıncaya kadar olan süreçte gerekli kayıtları tutmak ve izlenebilirliği sağlamak, ayırıcı kimlik numarası ile ilgili tüm bilgi ve belgeler ürün ile birlikte bulundurma zorunluluğu olacak. İnsan sağlığına zarar vermiyorsa ve rekabet avantajı sağlıyorsa, bunun ekimi Türkiye’de de yapılsın. Ancak oldu bittiye getirerek ‘istediğimiz zaman komite oluştururuz’ yaklaşımı yanlış.”

    TARLALARDA YENİ BÖCEKLER TÜRETEBİLİR

    Polatlı Ziraat Odası Başkanı Muzaffer Türkoğlu da ithalatı desteklemediğini, bununla birlikte Türk çiftçisinin de önemli ölçüde zarar göreceğini söylüyor. GDO’lu ürünlerin birçok ülkede kullanımının yasak olduğuna dikkat çeken Türkoğlu, “Örneğin 1985 yılında bizim çiftçimize anason ektirdiler. Arkasından anason otu türedi tarlalarımızda. Bu otu yok etmek için hemen ardından bir ilaç şirketi buna yönelik ilaç üretti, 25 yıldır bu ilaca bağımlıyız çünkü o ot hep tarlalarda hep çıkıyor. GDO ile ilgili kim bilir neler türeyecek?” diyerek endişelerini dile getiriyor.

    Bu ithalatın aynı zamanda Türkiye’de GDO’lu ürünlerin ekiminin önünü de açacağını savunan Türkoğlu, ürünün girişinin serbest bırakılmasıyla Türkiye’de ekimine de izin verileceğini vurguluyor. Mersinli Arbel Bakliyat’ın yönetim kurulu başkanı Mahmut Arslan da karara tepkili.

    Arslan, karann özellikle ihracatta sıkıntı yaratacağını söylüyor. Türk ihracatçısından GDO belgesi istendiğini kaydeden Arslan, “En büyük sıkıntıyı, tarım ihracatçıları çekecektir. Tüm Ortadoğu ve AB ülkeleri bizden GDO’lu üretim yapılmadığına dair belge istiyor. Bu konuyla ilgili ithalatınn önünü açtığımız için ihracat yaptığımız ülkeler denetimlerini daha da sıkılaştırabilir. Türk çiftçisi de GDO’lu ekimin, daha ekonomik olduğunu düşününce buna yönelecektir. Bundan sonra problemler başlayacak. Bizim geleneksel pazarlarımızda da sorunlar olacak” diyor.

    HIZLA YAYILIYOR


    GDO teknolojisinin tarıma uygulandığı 1996 yılından bu yana transgenetik ürün sayısı çeşitlendi, bu tohumları kullanan çiftliklerin sayısı ve alanı hızla yayıldı. Bu yeni tarım biçimi başta ABD olmak üzere hızla yayılıyor. 1996′da başlayan ilk GDO’lu üretimden sonra bu tür tarım yapılan arazı genişliği 1.7 milyon hektardan 52.6 milyon hektara ulaştı. En büyük GDO üreticileri ABD, Arjantin, Kanada ve Çin. En çok üretilen ürünler soya, mısır, pamuk ve kanola. GDO teknolojisiyle 900 türev ürün elde ediliyor.


    İHRACAT UYARISI

    Karara en çok tepki gösteren sivil toplum kuruluşlarından biri olan Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin başkanı Kemal Özer ise yönetmeliği ’skandal’ olarak adlandırıyor. GDO’ya izin vermenin Türkiye’yi bu tohumlara karşı bağımlı yapmak anlamına geleceğini ifade eden Özer, şunları belirtiyor: ‘Yeni karara göre artık doğal ürünlere doğal ürün yazamayacaksınız. Bunun yanı sıra anne GDO ürünleriyle beslenecek, anne çocuğu besleyecek siz de ‘çocukları GDO’lu ürünlerden koruyacağız’ diyeceksiniz. Bugüne kadar zaten GDOlu ürünler Türkiye’ye giriyordu. Bu yapılan düzenleme ile GDO’ya yasal bir zemin kazandırıldı. Resmi olarak GDO’ya izin veren ülke olduğumuz için AB ve Rusya gibi ülkeler bize şüpheyle yaklaşacak ve bu ihracatta büyük sıkıntı yaratacak. Son altı ayda 30′a yakın ülke GDO’yu yasakladı. Biz de tam tersi bir durum söz konusu. Biz yönetmeliğin tümünün iptaliyle ilgili mahkemeye başvuracağız.”


    En büyük GDO üreticileri ABD, Arjantin, Kanada ve Çin. En çok üretilen ürünler soya, mısır, pamuk ve kanola..



     
    Son düzenleme: 8 Kasım 2009
  2. Lost_Angel

    Lost_Angel Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Eylül 2009
    Mesajlar:
    120
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    GDO’LAR BEBEKLERE YASAK, ANNE BABAYA SERBEST!
    Cartegena Biyogüvenlik Protokolü’ne taraf olan ve Meclisinde kabul eden Türkiye, son derece yaşamsal öneme sahip bir konuda gerekli yasal düzenlemeyi yaparak Ulusal Biyogüvenlik Yasası’nı çıkarmak yerine bir yönetmelikle GDO’ların ve ürünlerinin ülkemize girmesini meşru kılmıştır.

    26 Ekim 2009 tarih, 27388 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmeliğin insan yaşamı ve sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, tüketici çıkarları ve çevrenin en üst düzeyde korunması amacıyla hazırlandığı belirtilmesine karşın, getirilen düzenleme bunları sağlamaktan çok uzaktır.

    GDO’ların insan sağlığı üzerine etkileri konusunda bugüne kadar yeterli araştırmalar yapılmamışken, hayvanlar üzerindeki olumsuz etkileri üniversite raporları ile ortaya konurken, biyoçeşitliliği yok edici etkileri pek çok araştırma ile ispatlanmışken yasa yerine bir yönetmelik çıkarılarak bu olumsuzlukları n giderilebilmesinin sağlanması mümkün değildir! Bu bağlamda tüketici sağlığını ve çevreyi korumak amacıyla gerekli tedbirleri almak görevi ve söz konusu gıda ve yemi piyasadan geri çekme zorunluluğunun “işletmeciye” bırakılması bu endişemizi haklı çıkarmaktadır!

    GDO’lu ürünlerin bebekler için yasak, ancak anne ve babalar için serbest bırakılması toplum sağlığını ciddi tehlikeye atmaktadır. GDO’lar zararlı ve bu nedenle bebeklere yedirilmeyecek ise onu emziren ya da hamileliği esnasında karnında taşıyan annesine neden yedirilmektedir? Şayet GDO’ların hiçbir sağlık riski yok ise bebekler için neden yasaklanmıştır? GDO’ların hayvan denekler üzerinde yapılan denemelerde kan yapısını bozduğu, bağışıklık sistemini çökerttiği, sinir sistemini tahrip ettiği, organlarda küçülme meydana getirdiği ve sonraki nesillerde üreme yeteneğini bitirdiği bilimsel raporlarla kanıtlanmış durumdadır.

    GDO’lu ürünlerde antibiyotik direnç geni kullanıldığı ve bunun da insan ve hayvan sağlığı açısından son derece zararlı olduğunu ülkemizde GDO’ya Hayır Platformu olarak yıllardır ifade ederken, biyoteknoloji lobileri ve onların temsilcileri bu ürünlerin hiçbir riski olmadığını söylemektedirler. Söz konusu yönetmelikte bu tür genleri içeren GDO ve ürünlerinin ülkemize sokulması ve piyasaya sunulmasının yasaklanmış olması platformumuzun bir başarısıdır, bu sonuç konuyla ilgili iddialarımızın ne denli doğru olduğunu göstermektedir.

    Getirilen düzenlemeyle “GDO’suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadelerin bulunmayacağını n” belirtilmesi, düzenlemenin son derece taraflı ve yönetmeliğin kapsamı dışında olan bir uygulamadır. Hatırlanacağı gibi, Amerika’da bir biyoteknoloji şirketi, ürünlerine “GDO bulunmamaktadı r” yazan bir firmayı dava ederek kendi satışlarını düşürmekle suçlamış, bu uygulamanın yaygınlaşması için lobi faaliyetleri başlatılmıştır. Bu açıdan çıkarılan yönetmelik, ülkemizde bu uygulamanın doğrudan kabul edilmesi insan, hayvan ve çevre sağlığından çok biyoteknoloji şirketlerinin çıkarlarının kolladığını göstermektedir.

    GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların ve ürünlerinin de GDO’lu sayılması ve dolayısıyla etiketlenmesine ilişkin hiçbir maddenin yönetmelikte yer almaması da insan sağlığının hiçe sayıldığının en büyük göstergelerinden biridir!

    Türkiye’nin hiçbir GDO’ya ve ürününe gereksinimi yoktur! GDO’lar açlığa çare değildir! Biyolojik çeşitlilik üzerine büyük bir tehdittir! GDO’lar tarım ilacı kullanımını artırarak hem toprağı hem de içme sularımızı zehirlemektedir! Ayrıca daha fazla kullanılan bu tarım ilaçlarını insan ve hayvan organizmaları na girmektedir! Çiftçileri dev biyoteknoloji şirketlerine bağımlı kılmaktadır!

    GDO’ya Hayır Platformu insan, hayvan ve çevre sağlığını tehdit eden, kapitalist sömürü düzeninin gıda egemenliği üzerine kurgulanmış biçimi olan, sadece birkaç şirketin para kazanması için tüm bir insanlığın ve doğanın gözden çıkarıldığı GDO’lara karşı vereceği mücadelesini bundan sonra sokaklara, evlere, okullara, işyerlerine taşıyarak devam ettirecektir! Mücadelemiz başarıya ulaşıncaya, GDO’ları coğrafyamızdan atıncaya kadar devam edecektir!
    http://www.gdoyahayir.org/
     
  3. Lost_Angel

    Lost_Angel Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Eylül 2009
    Mesajlar:
    120
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Bilim adamları araştırdı. Genetiği değiştirilmiş organizmalı ürünlerle beslenen anne-babadan olan fare yavrularının tümü öldü. Bu yavrular normal ağırlıklarının da çok çok altındaydı… İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma henüz yok. Ama, bilim adamlarının yaptığı çarpıcı bir uyarı var:
    İŞTE SOFRALARIMIZDAKİ TEHLİKE
    [​IMG]
    Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ın (GDO) Türkiye’ye girişinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı genelgesine göre yasak olmasına rağmen bu konu ile ilgili kesin bir veri yok. Çünkü yurtdışından gelen hammaddeler ve işlenmiş gıdalar bakanlığın açıklamasına göre “mevzuat eksikliği nedeniyle Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ın Türkiye’ye girip girmediği resmi olarak” bilinmiyor. Ama GDO’ya Hayır Platformu’nun geçen yıl Arjantin’den ithal edilen mısırda ve yerli bir bebek mamasında yaptırdığı analizler, GDO’lu olduklarını kanıtladı.
    [​IMG]
    GDO’ya Hayır Platformu bileşenlerden Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin Başkanı Ahmet Atalık, GDO’lu ürünlere karşı tüketicilere bezdirme politikası uygulaması çağrısında bulundu. Tüketicilerin içinde özellikle mısır ve soya olan şüphelendikleri gıda maddelerini tarım il müdürlüklerine götürmelerini isteyen Atalık, şöyle konuştu:
    [​IMG]
    “Ben ne yediğimi bilmek istiyorum. İçinde GDO var mı yok mu bilmek istiyorum… diyerek analiz yapılmasını istesinler. Tarım İl Müdürlükleri bu analizi yaptırmak zorunda. Tarım İl Müdürlükleri’nde bu ürünler yığılmaya başladığında halkımız bize de yardımcı olur. GDO’lar suçsuzlukları ispat edilene kadar suçludurlar. Suçsuzlukları ispat edilene kadar hayatımızdan uzak tutmalıyız.” Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Atalık, platform olarak yakında “Ulusal Biyogüvenlik Yasamızı İstiyoruz” kampanyası başlatacaklarını da sözlerine ekledi
    [​IMG]
    Atalık, Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lu tohumların ve işlenmiş ürünlerin, patent hakkını almadan çok ucuz fiyata piyasaya girerek çiftçilere cazip bir alternatif oluşturduğuna dikkat çekerek çiftçilerin de para kazanacağı mekanizmayı tercih ettiğini belirtti. Atalık, üreticilerin; Dünya Bankası ve IMF’ye borcu olan çiftçinin geçimini sağlayamadığı, Türkiye gibi 3. dünya ülkelerinde bu yöntemi uygulayarak çok rahat GDO’lu tohum satabildiğine vurgu yaptı
    [​IMG]
    Zirai madde kalıntısı nedeniyle ihraç ettiğimiz birçok ürünün ya imha edildiğini ya da geri gönderildiğini ifade eden Atalık, “Sıkı bir denetim olsa bunlar yaşanmaz. Zirai madde kalıntılı bir ürün nasıl yurtdışına çıkabiliyorsa GDO’lu tohumlar da aynı şekilde ülkemize giriyor” dedi. Dışarıdan gelen tüm ürünlerin denetlenmeden halkın tüketimine sunulmasını eleştiren Atalık şu bilgileri verdi:
    [​IMG]
    “Geçen yıl ABD’den sonra en geniş GDO’lu ekim alanlarına sahip Arjantin’den 110 bin ton mısır ithal edildi. Platform olarak o mısırlardan numune alarak analiz ettirdik ve ürünler GDO’lu çıktı. Bakanlık mevzuat olmadığı için denetim yapılmadığını söylüyor. Ama Türkiye Cartagena Biyogüvenlik Sözleşmesi’ne üye. Uluslararası sözleşmeler, anayasaya göre kanun hükmündedir ve en kısa sürede iç düzenlemelerin o yasaya uygun hale geterilmesi gerekir. Bunu yapmıyorsanız da sözleşme sizi bağlar. Mevzuat yok diye bu ürünlerin ülkeye girişi meşru değildir.”
    [​IMG]
    Bir ürüne neyin aktarıldığı bilinmediği için aktarılan organizmaya karşı alerjisi olanlar reaksiyon gösteriyor. Çeresel açıdan biyoçeşitliliği bitiriyor. GDO’lar tozlaşma yolu ile yabani türleri de kendine çevirerek tek tip ürün oluşmasına yol açıyor. Bir mısırın poleni 35 kilometreye kadar taşınabiliyor. GDO’lu bitkilerde bulunan özellikle zararlı ot ve bözcek öldürücü genler ile terminatör teknolojisi gereği aktarılmış olan genler de toksin üreterek çalıştıklarından, dokularda birikme durumunda, önemli riskler oluşturuyor.
    [​IMG]
    GDO’lu bitkilerin doğrudan ve dolaylı olarak kanserojen etkisinin olabileceği bir çok araştırcı tarafından ortaya kondu. Özellikle, herbisitlere dayanıklı GDO’lu pamuk, soya, mısır ve kolza çeşitlerinde kullanılan bazı kimyasal maddelerin doğrudan kanser yapıcı oldukları biliniyor. GDO’lu bitkinin orijinal yapısında bulunan bazı kalite öğelerinde önemli azalmalar oluyor. Kalp hastalıklarına ve kansere karşı önemli bir koruyucu madde olan X”phytoestrogen” bileşikleri, klasiklere oranla Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lı bitkilerde daha az…
    [​IMG]
    Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lı ürünler en çok soya, mısır, kanola ve pamuk olarak karşımıza çıkıyor. Soya ve mısır Türkiye’de çok yaygın kullanılıyor ve aynı zamanda en çok ithal ettiğimiz ürünlerin başında geliyor. GDO’lardan uzak durmak için soya ve mısır yememek de çözüm değil! Çünkü, mısır ve soya 1600 gıda maddesi içinde katkı maddesi olarak kullanılıyor. Özellikle mısır nişastası, bebek mamaları ve tatlılarda yoğun olarak kullanılıyor.
    [​IMG]
    Bu ürünlerin çoğu hemen her yıl GDO’lu tohum üretiminde birinci olan ABD ve 2. olan Arjantin’den ithal ediliyor. 2005 yılında Arjantin9′den Türkiye’ye soya getiren bir gemi Greenpeace tarafından Brezilya açıklarında durdurulmuştu. Soyaların GDO’lu olup olmadığının analiz edilmesi istenmiş ve analiz sonucunda bir gemi dolusu soyanın GDO’lu olduğu ortaya çıkmıştı.
    [​IMG]
    “Mısırı, genetiği değiştirilmiş olarak ülkenize soktuğunuz andan itibaren bütün hayatınıza GDO’lu ürünler girmiş oluyor. Mısırdan nişasta yapıyorsunuz, nişasta baklavadan sütlü tatlılara, bebek mamalarına kadar her yerde kullanılıyor. Gündelik yapantınımıza süt olarak da girebiliyor. Köylüler, ‘mısır silacı’ denen bir yem yapıyorlar hayvanlar için. Yemi yiyen inek, koyun aracılığı ile GDO süt olarak bize dönüyor. Mevsiminde olmayan gıdaları tüketmeyin. Dondurulmuş gıdaları kullanmayın. Mevsiminde oldığınız sebzeleri derin donduruculara koyarak daha sonra kullanmak mümkün. Organik ürünlere yönelin. Tüketici aldığı ürünleri sorgulamalı…”
    Türkiye’de “parmak çocuk” vakalarında gözle görülür bir artış var… Peki, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürünler Türkiye’de yaygın olarak nelerde var? Cevap: Mısır, soya, pamuk ve kolza… GDO’lu pamuk, soya, mısır ve kolza çeşitlerinde kullanılan bazı kimyasal maddelerin doğrudan kanser yapıcı oldukları ise öteden beri biliniyor… Şimdi dikkat! Bu besinler sütten, bebek mamasına kadar 1600 gıda maddesi içinde katkı maddesi olarak kullanılıyor!
    GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMA DENEYLERİ
    Cumhuriyet Gazetesi’nden Özlem Güvenli’nin haberi şöyle:
    Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ın (GDO) Türkiye’ye girişinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı genelgesine göre yasak olmasına rağmen bu konu ile ilgili kesin bir veri yok. Çünkü yurtdışından gelen hammaddeler ve işlenmiş gıdalar bakanlığın açıklamasına göre “mevzuat eksikliği nedeniyle Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ın Türkiye’ye girip girmediği resmi olarak” bilinmiyor. Ama GDO’ya Hayır Platformu’nun geçen yıl Arjantin’den ithal edilen mısırda ve yerli bir bebek mamasında yaptırdığı analizler, GDO’lu olduklarını kanıtladı.
    Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lı ürünlerin zararlarını ortaya koymak için insanlar üzerinde yapılmış bir deney henüz yok. Dünyada bu konuda analizler yapan 2 bilim adamı var. Bunlardan biri yaptığı analizlerin sonuçlarını kamuoyuna açıkladığı için görev yaptığı Rowett Araştırma Enstitüsü’ndeni görevinden kovuldu.
    İskoç doktor Arpad Pustza, GDO’nun zararlarını ortaya çıkarabilmek için fareleri genetiği değiştirilmiş patateslerle besledi. Farelerin sindirim sistemlerinde bozulma , bağışıklık sistemlerinde çökme, kan yapılarında bozulma, tüm iç organlarında küçülme belirledi. Pustza, bu deneyini enstitü müdürü ile paylaştı. İkisi de insanları bu konuda bilgilendirmek gerektiği noktasında birleşti. Pustza, halkı bilgilendirdikten bir gün sonra işinden oldu…
    Diğer araştırma da da Rusya Bilim Akademisi’nden Dr. İrina Ermakova tarafından yapıldı. Üç grup fare üzerinde deney yapan Ermakova, bir gruba GDO’lu soya, bir gruba normal soya, bir grubu da normal gıdalar verdi. Bu denemesini 3 kez yineledi. Çünkü şoke edici sonuçlara ulaşmıştı. 3 denemenin sonucunda da benzer sonuçlar çıkınca 2005 yılında bilimsel bir konferansta deneyinin sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı.
    Bu deneyden çıkan sonuçlara göre;
    GDO’lu soya ile beslenen anne-babalardan olan farelerin yüzde 56’sı doğumdan 3 hafta sonra öldüler.
    Normal soya ile beslenen anne-babadan doğan farelerin ölüm oranı yüzde 9,
    Normal gıdalarla beslenen farelerde ölüm oranı ise yüzde 6 oldu.
    Yani GDO’lu soya ile beslenen farelerin yavruları 10 kat daha fazla öyüyordu. Ayrıca GDO’lu soya ile beslenen anne-babaların yavrularının yüzde 36’sı normal ağırlığının çok altındaydı. (Not: Bugün Türkiye’de de “parmak çocuk” doğumlarında gözle görülür bir artış var.
     
  4. Lost_Angel

    Lost_Angel Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Eylül 2009
    Mesajlar:
    120
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Çocuğum denek değildir, gerçek gıdayla beslenmek hakkıdır!


    Anneler! 26 Ekim Pazartesi günü 27388 sayılı Resmi Gazete'de sizi, ailenizi, çocuklarınızı çok yakından etkileyecek bir yönetmelik yayımlandı...
    Dünya dünya olalı beri mısırın püskülüne konan kelebeği, artık 'konmamaya' ikna etmek üzere mısırın genetiğine işlenen bir kimyasal, yıkamakla çıkmaz, biliyorum; çünkü kızımın gözlerinin yeşili gibi, o kimyasal da, tümüyle mısırın kodlarında artık. Üzerinde ya da etrafında değil. İçinde.

    Kelebek konarsa mısırın püskülüne ve yumurtalarını bırakırsa eğer, ürünün bir kısmı zarar görür, doğru. Ama, o mısırı kızım yediğinde, içine işlenen, yıkamakla temizleyemeyeceğim, haşladığımda gitmeyecek o kimyasal, kızıma ne yapar... Asıl onu merak ediyorum ben. Diyorlar ki "üreticisi, eğer, GDO'lu ürünün zarar verdiğini fark ederse, ürününü piyasadan çeker!"

    Diyorum ki, "benim kızım denek değil!"

    Anneler! 26 Ekim Pazartesi günü 27388 sayılı Resmi Gazete'de sizi, ailenizi, çocuklarınızı çok yakından etkileyecek bir yönetmelik yayımlandı:
    "Tohumluklar dışındaki genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile bunları içeren gıda ve yem maddeleri hakkında karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları kapsayan Gıda Ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol Ve Denetimine Dair Yönetmelik"!

    Şu andan itibaren market raflarına uzanıp da aldığınız herhangi bir ürün, çocukluğunuzda yediğiniz, yemeye alıştığınız gıda olmayacak. Çocuklarımıza "çocukken yediğimiz"i yedirme hakkımız, elimizden alındı. "Yerine koyduğumuz"sa, çocuklarımıza yüksek ihtimal daha fazla sağlık problemi olarak dönecek. Yeni doğanlarımızda daha fazla otizm göreceğiz. Yeni doğanlarımızın daha çoğu yaşamayacak.

    Çocuklarımızın çocuklarını görebilme ihtimalimiz, annelerimizinkinden daha düşük olacak...
    Aldığınız her ürünün etiketini okuyun. Her içeriği sorgulayın. Endüstriyel, hazır, paketlenmiş gıdalardan uzak durun. Organik ürün tercih edin. Sertifikasyon sistemi mükemmel olmasa da, bu ürünler diğerlerinden pahalı görünse de gözünüze, düşünün ki gerçek gıdayı tanımlamanın henüz başka bir yolu yok. Gerçek gıda tüketin. Gerçek gıda tüketmemek çok daha pahalı, unutmayın. Çocuğunuza ne yedirdiğinizi ve neden diğerini yedirmediğinizi anlatın. Anlatın ki, o da kendini koruyabilsin.

    Ve unutmayın: bugünün dünyası kazanç odaklı!

    Cebinizdeki o binbir güçlükle kazandığınız paranın alım gücüne son kuruşuna kadar güvenin. Onu gerçek gıdaya yatırın. Düşünün ki raflardaki onca yapay ürün, onca niteliği düşük gıda siz satın almadığınızda karlılığını yitirecek. Düşünün ki, gıdaymış gibi yapan onlarca kavanoz, kutu ve şişe siz satın almadığınızda üretenlerine birer zarar olarak geri dönecek. Ve hayal edin, bir gün, eğer, çokuluslu şirketler fark ederlerse ki tüketici gerçek gıdaya yöneliyor, kimbilir, belki üretimlerini gözden bile geçirirler.

    Gerçek gıdaya eşit erişim hakkı çocuklarımızın en temel hakkıdır!

    Bu yönetmelik bizi kollayan bir yönetmelik değil.
    Bu yönetmelik çokuluslu şirketlere toprağımızı, tohumumuzu sömürme yolu açan bir kapı.
    Vatandaşını ticaretin, gerçek gıdayı GDO'nun önüne koyan bir yönetim arzuluyoruz.
    Biz GDO'lu gıdaların yönetilmesini değil, yasaklanmasını istiyoruz.

    Yönetmeliği kaleme alan ve altını imzalayanlara bir çift sözümüz var: "Oğul sadıklığın bu muydu? Valla kurda yedirdin beni!"
     
GDO Gerçeği konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. gerçekler

    gerçekler

    Mahkemede bir cinayet dâvâsı görülüyordu. Adamın katil olduğu kesindi, bunu gören dâvâlı avukatının aklına bir şeytanlık geldi. ‘Bayanlar baylar. Hepinize bir sürprizim var’ diyerek saatine baktı: ‘Tam bir dakika sonra, müvekkilim tarafından öldürüldüğü iddia edilen kişi bu mahkeme salonundan içeri girecek.’ Bunun üzerine hâkim, seyirciler, bütün kafalar mahkeme salonunun kapısına döndü. 1...
  2. GDO Nedir?

    GDO Nedir?

    Genetiği Değiştirilmiş Gıda Nedir? Bilimadamları 25 yıl önce, genleri DNA’dan ayırarak başka bir canlıya yerleştirebilceklerini keşfettiler. Bir canlıdaki genetik özelliklerin kopyalanarak, bu özellikleri taşımayan bir canlıya aktarılması sonucunda üretilen yeni canlıya Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) deniyor. Özellikle 1980’lerden sonra bitki biyoteknolojisi alanında önemli gelişmeler...
  3. Bilinmeyen Gerçekler

    Bilinmeyen Gerçekler

    bilinmeyen gerçekler arşiv 1. TV'da Prime Time'da ve yatakta gösterilen ilk çiftin kim olduğunu biliyor musunuz ? Fred ve Wilma Flintstone 2. Coca-Cola aslında yeşil renkliydi. 3. Her gün Monopoli oyunu için basılan paralar, US Hazinesi için basılan paralardan fazladır. 4. Erkekler, kadınların okuyabildiklerinden daha küçük harfleri görebilir, kadınlar ise erkeklerden daha...
  4. gdo ne demek

    gdo ne demek

    gdo ne demek gdo anlamı nedir Arkadaşlar gdo ne demek bilen var mı ya çatladım arıyorum araştırıyorum bulamıyorum gdo ne demek diye:S
  5. Gdo açılımı gdo anlamı

    Gdo açılımı gdo anlamı

    gdo nedir gdo anlamı Merhaba Sevgili Melek'lerim ve bizi ziyaret eden siz sevgili misafirler, sizler için ve konuyla ilgili olan diğer tüm arkadaşlarımız için bu sayfamızda gdo ne demek öğreniyoruz :) Gdo: Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalara "Genetiği...

Sayfayı Paylaş