gebe
  1. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL

    Geçmişi Tekrar Yaşamak

    Konu, 'Kişisel Gelişim' kısmında HaYaL tarafından paylaşıldı.

    geçmişi yaşamak geçmişi hatırlamayanlar onu bir kere daha yaşamak zorunda kalırlar Geçmişimizde hepimiz bir yığın hatalar yapmış olabiliriz.Hiç bir hata yapmayanb sütten çıkmış ak kaşıklar da olabiliriz.İkisi de biz nebze önemsizdir Asıl önemli olan nedir biliyo musunuz arkadaşlarım.Geçmişimizi unutmamak.Hata yaptıysak aynı hataya tekrar düşmemek.Hata yapmamışsak tertemiz hayatımızı bilerek tertemiz bir şekilde sürdürmek.Bir insan herşeyini kaybedebilir ama kaybedilen her şey yerine gelir.Gel gelelim geçmişini kaybederse o zaman asıl herşeyini kaybetmiş demektir...
    Geçmişinizle barışın ki geleceğiniz sizin olsun...

    Rivayet edilir ki;


    Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyeşil tepelerin arasında, kışın bembeyaz bir kar ordusu ile, baharda rengarenk kır çiçekleri ile kaplanan bir vadi vardı. Ortasından bir ırmağın geçtiği bu vadi “Büyülü Vadi” olarak anılırdı. Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkan ile, bu dükkanda yaşananlardı. Ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkanın adı “Büyü Dükkanı” idi. Her yerde olduğu gibi bu dükkanda da almak istediğiniz şeyin bir bedeli vardı. Bu bedelin ne olacağı, dükkan sahibiyle yaptığınız pazarlık sonucunda ortaya çıkardı. Ancak, Büyü Dükkanı’nda maddi bedellerin hiç bir hükmü yoktu. Bazı müşteriler bir şeye sahip olmak için denenebilecek tek bedelin para olabileceği düşüncesiyle, cepleri kabarık gelirlerdi. Oysa burada yapılan pazarlıklar, günlük yaşamdakilerden biraz farklı olur ve pek çok müşteriyi şaşırtırdı.
    Kış mevsiminin bu soğuk gününde epeyce üşümüş, yorgun düşmüş olmalıydı. Kapının önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayırmadan izledi onu. İyice kulak kabarttı. Üç basamakla çıkılan, ahşap zeminli verandadaki ayak seslerini ve onlara eşlik eden gıcırtıyı duymaktan çok hoşlanırdı. Beklediği kişinin ayak sesleri ikinci basamakta kesildi. Müşteri çalmadan, kapıyı açmamayı prensip edinmişti yaşlı adam. Çünkü, hemen herkes o kapının önünde durup, bir kez daha düşünürdü. Kapıyı çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmuştu. Sonunda kapı çalındı.

    “Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkıp geldim buraya… İstediğim şeyi, bir tek sizin dükkanınızda bulabileceğimi söylediler. Karşılığında ne isterseniz vermeye hazırım.”
    “İstediğiniz şeyin ne olduğunu öğrenebilir miyim?”

    “Bakın, ben ellibeş yaşındayım. Yani yolun yarısını geçeli çok oldu. Söylemeye dilim varmıyor ama yolun sonuna yaklaştım galiba. Bu gerçeğe tahammülüm yok. Ben bugune kadarki hayatımı geri istiyorum. Mümkün mü?”

    “Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkanımda her şey mevcut. Ancak tam olarak ne istediğinizi anlayabilmem için, bana geri istediğiniz hayatınızı biraz anlatabilir misiniz?

    Dükkan sahibinin sorduğu soru, müşteriyi iç dünyasına döndürmüştü. Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yaşamına ait olduğunu kabul etmek için kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargaşa ve telaş içinde birbirlerine karışarak geçip gittiler ve geride yalnızca ıssız bir hüzün bıraktılar. Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri, yaşlı satıcının sorusu karşısında ancak şunları söyleyebildi:

    “Geçmiş yaşamımda birçok hata yaptım. Bunlar için pişmanlık duyuyorum… Yanlış kararlar verdim, kayıplara uğradım. Zamanı hovardaca harcadım. Bir gün bir de baktım ki, hayat yanımdan geçip gidiyor. Paniğe kapıldım ve bir çare aramaya başladım. Dostlarımla konuşmayı denedim. Beni teselli edip derdimi unutturmaya çalışanlar da oldu, yardım etmeye çalışsalarda faydası olmadı. Kendimi çok mutsuz hissediyordum. Derken, bir gün birisi bana sizden ve Büyü Dükkanı’ndan söz etti. Bunu duyar duymaz sanki içimde bir ışık yandı. Büyük bir umutla hemen yollara düşüp size geldim. Kendimi çok çaresiz hissediyorum. Lütfen elli beş yılımı bana geri verin.”

    “Yani, siz pişmanlık duyduğunuz hayatınızı yeniden yaşamak mı istiyorsunuz?”

    “Elbette hayır. Söylemek istediğim bu değil. Ben yalnızca kaybettiğim yıllarımı geri istiyorum. Eğer bir şansım daha olursa aynı hataları tekrarlamayacağım.”

    “Herhalde bunu çok istiyorsunuz.”

    “Evet, hem de her şeyimi verecek kadar.”

    “Peki, benim size vereceğim elli beş yılın karşılığında siz bana ne verebilirsiniz?”

    “Ne isterseniz”

    “Sanki bunun için her şeyden vazgeçmeye hazır gibisiniz.”

    “Hiç kuşkunuz olmasın. Şu anda sahip olduğum her şeyden vazgeçebilirim. Yeter ki geride bıraktığım yıllarımı bana geri verin.”

    Yaşlı adam, ellerini sakallarında dolaştırırken, kendini sallanan koltuğunun devinimlerine bırakmıştı. Bir süre düşündü. Müşterisinin, sabırsızlıkla, pazarlığın bitmesini beklediğinden emindi. Büyü dükkanına gelen kişiler, genellikle bir an önce istediklerini alıp gitmek için acele ederlerdi. Bu nedenle, yaşlı adam, pazarlığın başındaki düşünce yolculuklarında yalnız kalırdı. Şu anda da, sessizliğin yalnızca kendi işine yaradığını biliyordu. Koltuğu ile birlikte öne doğru eğilerek müşterisinin gözlerinin içine baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı:

    “Beyefendi, her ne kadar siz elli beş yıl karşılığında bana her şeyinizi vermeye hazır olsanız da, ben sizden bir tek şey isteyeceğim.”

    “Dileyin benden ne dilerseniz.”

    “Belleğinizi…”

    “Anlamadım?”

    “Belleğinizi dedim… Elli beş yılın yaşantısını içinde barındıran belleğinizi istiyorum.”

    “Ah evet anladım. İlginç bir bedel… Kabul ediyorum. Tamam alın belleğimi.”

    “Emin misiniz?”

    “Neden olmayayım? Elli beş yıl kazanacağım.”

    “Belleğinizi, içindeki her şeyle birlikte bu dükkanda bırakıp gideceksiniz. Elli beş yılın tek bir anını hatırlamayacaksınız. Buraya neden geldiğinizi bile…”

    “Daha iyi ya! Her şeye yeniden başlayacağım. Zaten geçmişi hatırlamak istemiyorum ki!”

    “O halde, korkarım elli beş yıl sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o zaman benim yerime, bir başkası size yardımcı olur.”

    “Hayır, hayır… Emin olun ki, şu dakika belleğimi size barıkıp elli beş yılımı geri alacağım ve dükkanınızı, bir daha dönmemek üzere terk edeceğim. Ve yine söz veriyorum, şu ana kadar yaptığım hataların hiç birini tekrar etmeyeceğim.”

    “İsterseniz başka sözler vermeyin. Çünkü, az sonra, belleğinizle birlikte bütün hepsini burada bırakıp gideceksiniz.”

    Yaşlı adamın son sözleri, müşterinin duraklamasına neden olmuştu. Bu sözlerin anlamını kavrayabilmek için birkaç saniye düşünmek zorunda kaldı.

    “Nasıl yani? Buradan çıktığımda hiçbir şey hatırlamayacak mıyım? Sizinle konuştuklarımızı bile, öyle mi? Yani hiçbir şey mi? Buraya neden geldiğimi, sizin kim olduğunuzu ve hatta…!”

    “Ne yazık ki !”

    Yaşlı adam, şu anda pazarlığın sonuna geldiklerini hissediyordu. Karşısında oturan müşterinin yüzünde gördüğü aydınlanma, pazarlık sahnelerinin en hoşlandığı görüntüsüydü. Son sözleri müşterisinin söylemesini istediği için bir süre sessiz kaldı ve bekledi. Bu seferki sessizliğin, müşterisinin işine yaradığından emindi. Onun aydınlanan yüzünün ortasında parlayan gözbebekleri, yaşlı satıcı için, sessizliğin içinden çıkacak sesli bir çoşkunun habercisi gibiydi. Gerçekten de, konuşmaya başlayan müşterisi onu yanıltmadı.:

    “Sanırım ne demek istediğinizi şimdi anlıyorum. Eğer elli beş yılın bedeli bu ise, pes ediyorum. Belleğimden vazgeçemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadının, çok istediği bir tokayı, saçları karşılığında satın almasına… Çok ilginç bir insansınız. Bana, Büyü Dükkanı’ndan almak istediğimden çok farklı bir şeyle çıkacağımı söylemişlerdi de inanmamıştım. Ben, bugune kadarki yaşamımı almak için gelmiştim, ancak bugünden sonraki yaşamımı alıp gidiyorum. Size teşekkür ederim.”

    Bir şey değil. Güzel bir pazarlıktı. Hoşçakalın.”

    Yaşlı adam, müşterisini gözden kaybolana dek gülümseyerek izlerken, aklından Santayana’nın bir sözü geçiyordu:

    Geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kez daha yaşamak zorunda kalırlar.”

    Düşünmek ama mantıklıca
    Kızmak ama keyifle
    Şakalaşmak ama kırmadan
    Gülmek ama kahkahayla, dolu dolu
    Paylaşmak ama büyük haz duyarak
    Hissetmek ama ta içimizde
    Anlayış ama hiç esirgemeden
    Dostluk ama en güzeli
    Sonra dönüp geriye bakmak ama onurla…

     
Geçmişi Tekrar Yaşamak konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Düzenli Tekrar

    Düzenli Tekrar

    "Unutmamanın ilacı, düzenli tekrardır." Sistemli tekrarın en önemli özelliği; öğrenme, düşünme ve hatırlama konusundaki birikim sağlayıcı etkisidir. Düzenli tekrar yapmayan bir insan, öğrenmek için harcadığı gayreti ziyan eder ve kendini zora sokar. Daha önce öğrenilmiş olan bilgiler çok az hatırlandığı için, sanki yeni bir bilgiymiş gibi yeniden öğrenilmek zorunda kalınır. Bu...
  2. Geçmişten Fotoğraflar..

    Geçmişten Fotoğraflar..

    National Geographic Türkiye deki 7. yılını tamamladı. Dergi arşivlerini tarayarak geride bırakılan zamanda hafızalara kazınan en duygu yüklü fotoğraf karelerinden 70 çarpıcı fotoğrafı seçti. İşte o muhteşem fotoğraflardan 21 tanesi... Sözün bittiği an Rüzgarın usul usul şekillendirdiği Kapadokya da sözün bittiği an... Nicolas Reynard. Manavgat ta fotoğraf zamanı Albert Moldvay, 1960 lar....
  3. **yaşamak herşeye ragmen yaşamak**

    **yaşamak herşeye ragmen yaşamak**

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  4. tekrar etsek

    tekrar etsek

    ben mekana üye olmadan önce bir çok yarışma yapmışsınız ama ben yetişemedim tekrar yapsak olmaz mı???...

Sayfayı Paylaş