gebe
  1. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL

    Giresun Şehir Tanıtımı

    Konu, 'Karadeniz Bölgesi' kısmında aSqimSin tarafından paylaşıldı.

    giresun şehir merkezi 0454 alan kodu giresun sehri şehri giresunun tanıtımı Giresun ili ile ilgili merak ettiğiniz bilgileri konumuz için de bulabilirsiniz.
    giresun-resimleri-1.jpg

    Karadeniz Bölgesinin Doğu Karadeniz Bölümünde yer alan Giresun İli’nin, doğusunda Trabzon ve Gümüşhane, batısında Ordu, güneyinde Sivas ve Erzincan, güneybatısında yine Sivas, kuzeyinde de Karadeniz bulunmaktadır. İl toprakları kıyıda yer alan dar ova şeridi, bunun arkasında yükselen ve kıyıya paralel uzanan dağlardan oluşur. Giresun Dağları genellikle 2.000-3.000 m. yüksekliğindedir. Bunlardan en yüksek noktası 3.700 m. yüksekliğindeki Karagöl Doruğu olup, Balaban, Gavur Dağı Tepesi, Cankurtaran, Kırkkızlar da diğer yükseltileridir. Eğribel Geçidi, Şehitler Geçidi, Fındıkbel Geçidi bu dağlar arasındaki geçitlerdir. Bu dağların denize bakan yamaçlarının alçak kesimlerinden başlayan ormanlar bulunmaktadır. İl genelinde az yer kaplayan ovaların büyük bölümü kıyı kesiminde toplanmıştır. Bu ovalar, su sorunu olmayan verimli tarım alanlarıdır.



    Kıyı kesimlerden başka, iç kesimlerde KelkitVadisi’nde Avutmuş Deresi’nin Kelkit Çayı ile birleştiği bölümde küçük, bazı düzlüklere rastlanır. Giresun Dağlarının 2000 m. yi aşan bazı kesimlerinde hayvancılık açısından önem taşıyan birçok yayla yer alır. Giresun Dağları üzerindeki bu yaylaların başlıcaları, Kümbet, Kulakkaya, Bektaş, Tamdere, Karagöl, Eğribel, Kazıkbeli yaylalarıdır. Aksu ve Batlama vadileri arasında denize doğru uzanan bir yarımada üzerinde kurulan kent merkezinin doğusunda, kıyıdan 2 km. uzaklıkta Doğu Karadeniz’in tek adası olan Giresun Adası (Aretias) bulunmaktadır. Giresun Dağları çok sayıda akarsu ile bölünmüştür. Bunların başında Harşit Çayı (Doğankent) ile Kelkit Irmağı ve kolları gelmektedir. Giresun ve Gümüşhane dağlarının kuzey yamaçlarından çıkan Özlüce Deresi, Yağlıdere, Aksu ve Pazarsuyu Deresi de onları tamamlamaktadır. Bunlardan Harşit Çayı üzerinde Doğankent I ve II hidroelektrik santralleri kurulmuştur. Yüzölçümü 6.934 km2 olup, toplam nüfusu 524.010’dur.


    İlin ekonomisi fındık üretimi, ticareti, balıkçılık, tarım ve hayvancılığa dayalıdır. İlin ekilebilen alanları kısıtlı olduğundan, kıyıda yaşayanlar fındık yetiştiriciliği ve balıkçılıkla, iç kesimlerde yaşayanlar da tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Fındık, mısır, buğday, patates, arpa, elma, armut, kiraz, incir, üzüm, ceviz, sebze ve az miktarda da çay, turunçgiller ve şeker pancarı üretimi yapılmaktadır. İlin iç kesimlerinde yaşayan halk, kıyı kesimlerine inerek fındık toplama işinde çalışırlar. Yaylalarda küçükbaş hayvan yetiştirilir. Alucra ve Şebinkarahisar’da sığır besiciliği yapılır. İlde kağıt fabrikası, süt ürünleri, fındık ve çay işleme tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca orman ürünleri, dokuma, tekne yapımı, fındık kırma, gıda, kolonya ve çamaşır suyu gibi küçük sanayi işletmeleri bulunmaktadır. Giresun Tamzara dokumaları ile de ün yapmıştır. Rezervleri çok kısıtlı da olsa çeşitli maden kaynakları bulunmaktadır. Espiye yöresinde bakır, çinko; Görele’de demir; Tirebolu’da bakır, kurşun, bentonit, barit ve mermer; Şebinkarahisar’da bakır, kurşun, uranyum, alünit, flüorid; Dereli’de barit ve mermer, İl Merkezinde bakır, çinko, kaolin yatakları bulunmaktadır.



    Giresun yöresinin tarihte ismi ilk kez MÖ.XV.yüzyılda Hitit kaynaklarında Azzi Ülkesi olarak geçmiştir. Bölge, Hititlerden sonra Frigyalılara bağlanmış, İskit ve Kimmerler Frig Krallığını yıktıktan sonra bu bölgeye Miletoslular yerleşmiştir. Karadeniz Bölgesi’nde 90’a yakın koloni şehri kuran Miletoslular, Giresun ve Tirebolu şehirlerinin de kurucularıdır. Miletoslular buraya yerleşmekten çok yörenin yer altı ve yer üstü kaynaklarından yararlanmak amacında idiler. Miletoslular Giresun’un bulunduğu yerde Kerasous ismini verdikleri bir kent kurmuşlardır. Türkçe’de hiçbir anlamı olmayan Giresun ismi Kerasous’tan kaynaklanmaktadır.

    MÖ. VI.yüzyılda yörede başlayan Pers egemenliği Büyük İskender’in MÖ.331’de onları yenmesine kadar sürmüştür. Kerasous Kapadokialıların denetimine geçmiş ve bunu Makedonya yönetimi izlemiştir. Pontus Kralı I.Pharnakes MÖ.183’te Kerasous’u ele geçirmiş ve onun hemen yakınına Pharnakeia isminde bir kent kurmuştur. Pontus döneminde burası önemli bir maden üretim merkezi idi. Romalıların döneminde bu durum devam etmiştir. Giresun’da Romalılar tam bir hakimiyet kurmamış, Roma yönetiminin ilk dönemlerinde Romalı yazarlardan Ammianus Marcel’e göre Romalı komutan Lucullus buraya geldiğinde yabani kiraz ağaçlarını görmüş ve bu ağacın fidanlarını Roma’ya götürmüştür. Bu bilgi kirazın dünyaya Giresun’dan yayıldığı inancının kaynağı olmakla birlikte, Roma’da daha önce de kirazın varolduğu belirtilmektedir.



    Giresun Romalıların ardından Bizanslıların denetimine geçmiştir. Bizans egemenliği döneminde Helen uygarlığının büyük bir hızla gelişip yayılmasına karşılık, Bizans İmparatorları, ülkelerinin içerisinde yaşayan ve başka soydan gelen insanları asimile etmeye çalışmışlar ve bu yolda en çok dil ve dinden yararlanmışlardır. Bunun için de Doğu Karadeniz’in ormanlık alanlardaki toplulukları itaat altına almak için ormanlar kesilerek yollar açılmış, yol boylarına muhafız kulübeleri yapılmış, bir grup Hıristiyan Bulgar Türk’ü de getirilip bölgeye yerleştirilmiştir. Bizanslılar bu yolda çaba harcarken 705 yılında ilk kez Arap orduları bölgeye gelip İslamlığı tanıtmaya başlamıştır.


    XIII.yüzyılda yöre Pontus Krallığı’na bağlanmıştır. Haçlılar, Bizans’ın başkenti İstanbul’u ele geçirince (1204) İmparator Komnenos’un çocukları Trabzon’u alıp burada Trabzon Rum İmparatorluğu kurmuşlardır. Giresun da bu devletin sınırları içinde yer almıştır. Anadolu Selçuklu Devletine vergi vermeyi kabul eden ve 1244’te Moğolların egemenliği altına giren Trabzon Rum Devleti,Türklerin bir eyaleti haline gelmiştir. Trabzon’a bağlı bulunan Giresun ve çevresi Moğol nüfuzu altına girmiştir. Bu dönemde Oğuzların Üçok koluna mensup boylardan biri olan Çepniler; Ordu, Giresun ve Trabzon illeri sınırlarına yerleşmeye başlamışlardır. Giresun’un Türkleşmesi, Anadolu Selçuklu devletinin çöküşünden sonra Anadolu Selçuklu Beylikleri döneminde daha da artarak devam etmiştir. Türkmenler, Sinop, Samsun bölgesine hakim olduktan sonra, 1297’de Ünye yöresini ele geçiren Çepniler, Trabzon’a kadar akınlarda bulunmuşlardır. Bu tarihlerden itibaren Karadeniz’de ticaret kolonileri kurmaya başlayan Cenevizlilerin de şehirde temsilcileri olduğu sanılmaktadır. Dolayısıyla burada ayrıca Ceneviz nüfusu da etkili olmuştur.

    XIV. Yüzyılın başlarında Çepni Türkmenlerini akınları sırasında kalenin ele geçirildiği sanılmaktadır. Çepni Türkmenlerinin Beyi, Bayram Bey Ordu ve çevresini kontrolü altına almış, oğlu Hacı Emir Bey döneminde bölgeye “ Bayramlu Beyliği” denilmiştir. Bu beylik, Tramzon Rum İmparatorluğu’nu baskı altına almış, sonunda Hacı Emir Bey’in oğlu Emir Süleyman Bey 1397’de Giresun’u ele geçirmiştir. Onun zamanında Giresun ve çevresinin Türkleşmesi sağlanmıştır. Bu beylik iç ve dış çatışmalar sonucunda zayıflamış ve Sivas’taki Hacı Burhanettin’in hakimiyetine girmiş, Onun devletinin sınırları içerisinde kalmıştır. Bugüne kadar yanlış bir tarihi yanılgı olarak Giresun’un Türkleşmesi Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de Trabzon’u fethiyle birlikte gösterilmiştir. Oysa, Giresun, Osmanlı Devletine bu tarihte katılmış, ancak Giresun’un Türkleşmesi 1397’de Bayramlu Çepni Türkmen Beyi Emir Süleyman Bey’in Giresun’u fethetmesiyle gerçekleşmiştir. Timur’un egemenliğine 1402’de giren Giresun’u, Fatih Sultan Mehmet şehri vergiye bağlamış (1453) ancak vergisini vermediği için şehri 1456’da kuşatmıştır. Trabzon Rum İmparatorluğu 1461’de karşı koymadan şehri Osmanlılara teslim etmiştir. Osmanlı yönetimi sırasında bir liman şehri olarak önemli bir gelişme göstermiştir. XVI.-XVIII.yüzyıllar arasında Giresun ve çevresinde eşkıyalık hareketleri ve yağmalamalar görülmüş, II.Mahmut döneminde yöre kesin olarak Osmanlı’nın kontrolü altına girebilmiştir.



    XIX.yüzyıl sonlarında Trabzon vilayetinin merkez sancağına bağlı bir kaza merkezi idi. Mondros Mütarekesi sonrasında (30 Ekim 1918) yörede bir Pontus yönetimi kurmak isteyen Pontus çeteleri ile buna karşı çıkan Türkler arasında çatışmalar olmuştur. İzmir’in işgalinden sonra Giresunlular oluşturdukları gönüllü birliklerle Kurtuluş Savaşı’na katılmışlardır.

    I.Dünya Savaşı’nda Bayburt cephesinde savaşan 37. Fırkanın, başında Topal Osman’ın bulunduğu, Giresunlulardan oluşan gönüllü bir birlik vardı. Bu birlik, Harşıt Irmağı çevresinde Rus saldırılarını geri püskürtmüş, 14 Şubat 1914 günü Kanlıdere mevkiinde Rus ordusu yenilmiş ve Giresun çevresinin işgali önlenmiştir. Bunun ardından Giresunlular birleşerek Batum’a gitmişler, Doğu Karadeniz’in işgalini önlemek yolunda da büyük mücadele vermişlerdir. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaliyle Giresun’da da sokağa dökülen yerli Rumlar, taşkınlıklarını artırmaya başlayınca, 17 Mayıs 1919’da Giresunlular büyük bir miting düzenlemişlerdir. Bunun üzerine yerli Rumlar daha da ileri giderek, İngiliz Hükümetiyle işbirliği yapıp, Rum Pontus Hayalini bu karışık dönemde gerçekleştirebilmenin yollarını aramışlardır. Siyasi olaylar bu şekilde gelişirken, Dizdarzade Eşrefbey’in başkanlığında, Niyazi Tayyip, Doktor Ali Naci, Ethem Nazif ve İbrahim Hamdi’den oluşan ilk Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti şubesi Giresun’a da açılmıştır. Ardından Giresun’dan 1000 kişilik bir tabur Kars’a Kazım Karabekir’in emrine gönderilmiştir.



    Atatürk, muhafızlığını yapması için Giresunlu gönüllülerden bir manga asker isteyince, Osman Ağa tarafından bu sayı daha sonra 250’ye kadar yükseltilmiştir. Bu birliğin resmi adı "Giresun Gönüllü Müfrezesi"dir. Atatürk yine Milli Mücadeleye başlanacağı günlerde bir alay kurma emrini vermiş, bunun sonucunda 47. Alay kurulmuştur. Bu alay Koçgiri İsyanının bastırılmasında etkili olmuştur. Daha sonra Binbaşı Hüseyin Avni Bey’in komutasında 42. Alay da teşkil ettirilerek Samsun’daki Pontus Rumlarının üzerine gönderilmiştir. Bu iki Alay, Samsun’da birleşerek Sakarya cephesine sevk edilmiştir. Sakarya Savaşında başta Hüseyin Avni Bey olmak üzere 42. Alayın büyük bir kısmı şehit olmuştur.


    Cumhuriyetin ilanından sonra 1923’te il merkezi olmuştur.
    Giresun’da günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Giresun Adası, Giresun kalesi (MÖ.II.yüzyıl), Hacı Hüseyin Camisi (1594), Kale Camisi (1830), Seyyidi Vakkas Türbesi (1461), Topal Osman Anıtı, Hacı Miktat Camisi (1661), Çekek Camisi, Soğuksu Camisi, Şeyh Keramettin Camisi, müze olarak kullanılan eski Rum Kilisesi (XVIII.yüzyıl), Meryem Ana Ziyaretgahı, Pontus Krallığı’ndan ve Roma çağından kalan sur kalıntıları, Kemer Köprü bulunmaktadır. Ayrıca Türk sivil mimari örneklerinden Giresun ve yayla evleri günümüze iyi bir konumda gelmiştir.

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 5 Ağustos 2016
  2. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Gezgin Gözüyle Giresun



    Giresun Kalesi: Oldukça zengin bir tarihi kültüre sahip olan kale, şehrin merkezine kurulmuştur. Kalede Milli Mücadele Kahramanı Topal Osman Ağa'nın anıt mezarı, tarihi saray kalıntıları, mağaralar, kaba taşlarla örülmüş surlar ve taş kabartmalar görülebilecek önemli noktalardır.Giresun Adası: Karadeniz'in tek adası olan Giresun Adası kıyıdan bir mil açıkta yer almaktadır. 40.000 metrekare alana sahip olan ada, Aksu şenliklerinde ve yaz aylarında özel seferlerle ziyaret edilmektedir.




    Katolik Kilisesi (Çocuk Kütüphanesi ): Çınarlar mahallesinde Çocuk Kütüphanesi olarak hizmet veren bina 18. yy. gotik mimarisi tarzında inşa edilmiştir. Günümüze kadar özgün yapısını korumuştur.

    Seyyit Vakkas Türbesi: Kapu Mahallesi'nde bulunan 19. yy.dan kalma bir türbedir. Fatih Sultan Mehmet zamanında büyük yararlılıklar gösteren ve bir çatışma sırasında şehit düşen uç beyi Seyyit Vakkas'a aittir. Kendisi 15.yy.da yaşamış olmasına rağmen türbesi 19. yy.da yaptırılmıştır.

    Geleneksel Giresun Evleri: Kalenin güneydoğusunda yer alan ve Zeytinlik Mahallesi adını alan semt eski tarihi Giresun evlerinden oluşur. Korunmaya alınmıştır ve ziyaretçilerin uğrak yeridir. Eski evlere meraklı olanlar için gezilip görülecek ilginç bir semttir.




    Giresun Yaylaları: Giresun-Trabzon sahil yolu üzerinde ve Giresun kent merkezine yaklaşık 4 km. mesafede bulunan Aksu Deresi Ağzı'nda da gezi eğlenme ve dinlenme amacıyla binlerce kişi bir araya gelir. Halen her yıl 20-23 Mayıs tarihleri arasında tertiplenen "AKSU ŞENLİKLERİ" ile yüzlerce yıllık geçmişe sahip Mayıs Yedisi geleneği yaşatılmaya çalışılmaktadır.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 5 Ağustos 2016
  3. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Giresun Sözlü Tarih

    Giresun adasına ilişkin söylence

    İsrailoğuları altından Hz.yusuf’un bir heykelini yaparlar.Mısır’dan göç edip Filistin’e vardıklarında , Musa’dan heykeli getirmesini isterler.Musa’da bir mucize ile heykeli Filistin’e getirir.Burada Fenikeliler’in eline geçen heykel ,Kıbrıs’a götürülür.Yunanlılar heykeli buradan alarak Olimpos dağına yerleştirirler.Pers İmparatoru Dara (Dareios) Anadolu ve Yunanistan’ı ele geçirince bu heykeli Mısır’a geri verir.Bundan sonra heykel yine fenikeliler’in eline geçer.Onlar da Aretias Adası’na yerleştirilirler.Heykeli almak için Yunanlılar’ın 40 kez adaya saldırdıkları söylenir.
    Farnakes ,Giresun’a egemen olunca ,heykeli adadan alarak kalede bir tapınağa yerleştirir.Buraya Kufa kuyusu’ndan su bağlandığı ve kanalın Lonca’da Meryemana Tapınağı’ndaki çeşmeye açıldığına inanılır.

    Seyit Vakkas söylencesi

    Seyit Vakkas Peygamber soyundan gelmektedir.Söylenceye göre İslam Orduları nın Giresun’u alması için bir fındık kabuğuyla denizleri aşarak Giresun’a gelmiştir.Orduyu da günlerce bir fındık içi ile beslemiştir.
    Tarihi kaynaklarda Bu isimde birisinin Giresun’un Rum Pontus İmparatorluğundan alınması sırasında bir çok yararalılıklar gösterdiği anlatılmaktadır.

    Şebinkarahisar Kalesi’ne ilişkin söylence

    Uzun süre Şehi kalesini kuşatıp teslim olmalarını bekleyen düşman orduları nı yanıltmak için kuşatma altında kalan kale komutanı kaledeki kireç taşlarının öğütülüp kaleden aşağı savrulmasını ister.Dediği yapılır.Kale burçlarından savrulan beyaz tozları gören düşman nedir diye araştırılmasını ister..Yapılan araştırmalarda kaleden atılanların depolarda çürümeye yüztutmuş iaşeler olduğu söylenir.Bunun üzerine düşman kuşlatmayı kaldırır ve çekilir.

    Şebinkarahisar Kalesi’ne ilişkin söylence

    Uzun süre Şehi kalesini kuşatıp teslim olmalarını bekleyen düşman orduları nı yanıltmak için kuşatma altında kalan kale komutanı kaledeki kireç taşlarının öğütülüp kaleden aşağı savrulmasını ister.Dediği yapılır.Kale burçlarından savrulan beyaz tozları gören düşman nedir diye araştırılmasını ister..Yapılan araştırmalarda kaleden atılanların depolarda çürümeye yüztutmuş iaşeler olduğu söylenir.Bunun üzerine düşman kuşlatmayı kaldırır ve çekilir.

    Yaşmaklı ağaç söylencesi

    Giresun’un Tirebolu -Güce nahiyesinde söylenegelen efsaneye göre Her yazbaşı havaların ısınmasıyla köylüler sürülerini eşyalarını alıp yaylalara çıkarlar.Bu çıkışlar uzun sürdüğü için yollarda han adı verilen konaklama yerleri vardır.Buralarada halk geceye kalınca konaklar sabahleyin yola devam edermiş.Yine bir yaz başı köylüler yaylaya çıkarken uzun yolda vakit geçer akşam olur bir handa mola verirler.Gece herkes yatmaya çekilir ve istirahatini yapar.Sabah namaz vakti kadının biri namaz kılmak için dışarı çıkar ve bütün ağaçların secdeye kapanmış olduğunu görür.İçeriye girip haber verirse insanları kaldırıncaya kadar secdenin biteceğini anlatsa insanların inanmayacağını düşünür ve aklına başında bulunan yaşmağın bir ağacın ulaşılamıyacak en ince tepesine bağlanması gelir ve düşündüğnü yapar.
    Sabahleyin insanlara gördüklerini anlatınca kimse inanmak istemez o da delil olarak başındaki yaşmağı bağladığı ağacın tepesini gösterir.Bundan sonra yörenin adı Yaşmaklı Ağaçbaşı olarak kalır.
     
  4. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Coğrafyası

    Karadeniz Bölgesinin Doğu Karadeniz Bölümünde yer alan Giresun ili, 37, 50 ve 39 12 doğu boylamları ile 40 07 ve 41 08 kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır.İl doğusunda Trabzon ve Gümüşhane, batısında Ordu, güneyinde Sivas ve Erzincan, güneybatısında yine Sivas illeriyle komşu olup, kuzeyi Karadeniz ile kuşatılmıştır.

    Giresun ili, 6934 km karelik yüzölçümü ile ülke topraklarının binde 8.5'ini kaplamaktadır. 1997 nüfus sayım sonuçlarına göre, il nüfusu 471.876 olup, km'ye 72 kişi düşmektedir. Nüfus yoğunluğu kıyı şeridinde il ortalamasının üzerinde iken, bu oran, kıyı şeridinden iç kesimlere doğru gidildikçe belirgin bir şekilde il ortalamasının altına düşmektedir.

    İl Merkezi, Aksu ve Batlama vadileri arasında denize doğru uzanan bir yarımada üzerinde kurulmuş olup, bu yarımadanın doğusunda ve 2 km. açığında Doğu Karadeniz'in tek adası olan Giresun Adası bulunmaktadır.

    YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ
    Giresun ili, yüzey şekilleri bakımından arızalı(engebeli) bir görünüşe sahiptir ve yüzey şekillerinin çatısını, Karadeniz kıyısı boyunca uzanan oldukça dar ve alçak düzlüklerden oluşan bir kıyı şeridi ile güneyde Kelkit Çayı Vadisi arasını kaplayan Giresun Dağları meydana getirir. Doğu Karadeniz dağlarının batıya doğru uzanan kollarından biri olan Giresun Dağlarının doruk çizgisi, Kelkit vadisine Karadeniz kıyıısından daha yakındır ve dik yamaçlarla iner, vadilerle yarılmış Karadeniz tarafından ise eğim daha azdır. Kıyı genellikle tepelik bir görünüşe sahiptir. Kıyıya paralel bir duvar gibi duran dağların ortalama yüksekliği 2000 m olmakla birlikte bazı yerlerde 3000 metreyi aşar. Balaban, Gavur Dağı Tepesi, Cankurtaran, Karagöl, Kırkkızlar bunlardan bazılarıdır.

    Dağlardan kıyılara geçit veren önemli noktalar, Eğribel geçidi, Şehitler Geçidi, Fındıkbel geçidi gibi önemli birkaç geçitten oluşmaktadır.

    Şebinkarahisar, Alucra ve Güce ilçelerini içine alan ve daha az arızalı olan kesimde ortalama yükseklik 1000-1500 metre civarında olup, arazi Kelkit Vadisine doğru eğimlidir.

    İl genelinde az yer kaplayan ovaların büyük bölümü kıyı kesiminde toplanmıştır. Bu ovalar, su sorunu olmayan verimli tarım alanlarıdır. Kıyı kesimlerden başka, iç kesimlerde Kelkit Vadisi'nde Avutmuş Deresi'nin Kelkit Çayı ile birleştiği bölümde küçük, bazı düzlüklere rastlanır.

    Giresun Dağlarının 2000 metreyi aşan bazı kesimlerinde hayvancılık açısından önem taşıyan birçok yayla yer alır. Giresun dağları üzerindeki bu yaylaların başlıcaları, Kümbet, Kulakkaya, Bektaş, Tamdere, Karagöl, Eğribel, Kazıkbeli yaylalarıdır.
     
  5. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Giresun'un İlçeLeri
    Alucra, Giresun




    [​IMG]




    Türkiye'de yeri Bilgiler İlçe nüfusu 14365[] (2000) Yüzölçümü 1200 km² Rakım 1500 metre Koordinatlar
    Posta kodu 28700 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi BölgeKaradeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Armağan Önal Belediye başkanı İbrahim Bıyıkçı Yerel yönetim site index İlçe kaymakamlık site www.alucra.gov.tr Alucra, Giresun ilinin bir ilçesidir.
    [​IMG]

    Alucra'nın köyleri [değiştir]

    • Akçiçek Köyü - (Davaha) Merkezin 10 km doğusunda.[1]
    • Aktepe Köyü (Zil) - Merkezin 3 km güneyinde.ERGÜN KUNUKCU
    • Arda Köyü
    • Ardıç Köyü
    • Armutlu Köyü -
    • Aydınyayla Köyü (Görene)
    • Babapınar Köyü (Parah)
    • Bereketli Köyü (Gindebol)
    • Beylerce Köyü (Alevre) YUSUF KULAC RIDVAN BAYIR
    • Fevzi Çakmak Köyü (Zıhar)-
    • Çakrak Köyü
    • Çalgan Köyü -
    • Çamlıyayla Köyü (Meğri)
    • Demirözü Köyü (Eşgüne Diyari)-
    • Dereçiftlik Köyü (Saymuhal)
    • Elmacık Köyü (Havarna)
    • Gökçebel Köyü (Mismilon) Merkezin 8 km kuzeydoğusunda.
    • Günüguzel Köyü (Allu)
    • Gürbulak Köyü (Feygas)
    • Güllüce Köyü (Emeksen)
    • Hacılu Köyü
    • İgdecik Köyü (Mezmek) Merkezin 5 km kuzeydoğusunda.
    • İngölü Köyü (Hacıhasan) -
    • Kabaktepe Köyü (Fosya)
    • Kaledibi Köyü - ÜSTÜ AÇIK KÖY
    • Kamişli Köyü
    • Karaagac Köyü
    • Karabörk Köyü -
    • Kavaklıdere Köyü (Civrişon)
    • Kemalli Köyü
    • Koman Köyü -
    • Konaklı Köyü (Keşümbür)
    • Köklüce Köyü (Alalılise)
    • Pirili Köyü
    • Seymen Köyü (Seymenli)
    • Subaşı Köyü (Yanus)
    • Suyurdu Köyü (İlimsu)
    • Tepeköy Köyü
    • Tohumluk Köyü -
    • Topçam Mahallesi - (Hanzar)
    • Yeşilyurt Köyü ( Çakmanus)
    • Yükselen Köyü (Hapu)OZAN ARİF
    BEYLERCEYE'ye özel Deyimler

    • Aç goyma hirsiz idersin, çoh dööme arsiz idersin, çok söyleme yüzsüz idersin .
    • Adim Hidir, elimden gelen budur.
    • Aç yasiken elür.
    • Ahil yasda del basdadur.
    • Akraba akrep gibidür.
    • Akrabanin akrabaya etdüünü akrep ėtmez.
    • Alamiyan çocuva meme verilmez.
    • Anam benden hasda, ben anamdan.
    • Anasina bah, ġizini al.
    • Asil azmaz, azsa da tezmez.
    • Ayran bulamaz içmiye, atinan gider ………(tuvalette yapılan iş).
    • Ayavi yorganuva göre uzad.
    • Baba ōluna bāyi giymis, ōl babiya bi salhum üzümü ġiymamis.
    • Para Para Para
    • Ah Anamın Fırıç Kuruları

    • DERENİN KIYINDAKİ DASTARA BAK DASTARA SEN BUNU BİLEMEDİN ÇEKİL ŞURDAN MASKARA*
    Bu bilgiler Aşağıdaki sitelerden derlenmiştir..
    Kaynak Siteler:
    • Alucra Koman Köyü,
    • Alucra.com,
    • Alucra Vakfı
    Büyük köyler

    Beylerce, Giresun'un yüzölçümü en büyük köydür.Büyük köyleri Aktepe, Beylerce, Tozluyurt ve Avlun Çayır. Köy büyük bir oranda göç vermiştir.




    Bulancak, Giresun

    [​IMG]


    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 32182[] (2000) İlçe nüfusu 59841[] (2000) Yüzölçümü 608 km² Koordinatlar
    Posta kodu 28300 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi BölgeKaradeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Bayram Yılmaz Belediye başkanı Kadir Aydın Yerel yönetim site Test Sayfası İlçe kaymakamlık site www.bulancak.gov.trGiresun ilinin bir ilçesidir.
    Giresun ilinin nüfus ve ekonomi bakımından en büyük ilçesidir. Karadeniz kıyısında yer alır. Batısında Giresun' un Piraziz ilçesi, doğusunda Giresun şehir merkezi yer alır. Topraklarının büyüklüğü 608 kilometrekaredir. İlçeye bağlı 61 köy mevcuttur. İklim ve coğrafi özellikler bakımından Giresun ile benzerlik gösterir. 1887 yılında belediye kurulmuş, 1934 yılında ilçe olmuştur. 22 Ekim 2000 tarihinde yapılan nüfus sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 59.841' dir. Bu nüfusun 32.182' si ilçe merkezinde yaşamaktadır. En önemli gelir kaynağı fındık tarımıdır. Ayrıca Doğu Karadeniz sahilinin en uzun iskelesi de bu ilçemizde bulunmaktaydı ta ki 2004 yılında yapımı büyük aşamada tamamlanan karadeniz sahil yolu projesi nedeniyle iskelenin büyük bir bölümü yıkılıp üzerinden sahil yolu geçirilene kadar.



    Tarihi

    Bölgenin bilinen tarihi Hititlere kadar inmektedir. M.Ö. 1400-1200 yıllarında bölge Hititlerin yönetiminde iken Trabzon-Erzurum-Giresun yörelerine Azzi Ülkesi denilmekte idi. Bu yöreler, M.Ö. 1200 yıllarından sonra Deniz Kavimleri göçü sırasında Muşkililer, Tibarenler, Tabalar’ın eline geçti. Hitit Devleti’nin yıkılmasından sonra bölge, Frigya Krallığı’nın yönetimine girmiştir. Doğudan gelen İskit ile Kimerler tarafından Frigler yıkılınca bölge, M.Ö. 7. Yy. lar da İskit ve Kimer akınları kesilince Ege Bölgesi’nde hüküm süren, ticaret yapan ve Koloni şehirler kuran Milatoslular’ın Sinop, Samsun, Ordu Koloni şehri olarak ve Kerasus adı ile kurulmuştur.
    Giresun M.Ö. 4. Yüzyıllarda, Pers Devleti’nin yönetimine girmiş, kalmış, daha sonra Makedonyalıların idaresine geçmiştir. M.Ö. 2. ve 1. Yüzyıllarda bölgeye Pontoslular hakim oldu. M.Ö. 61. Yılda Pontus M.Ö. 3. Yüzyılda bir süre Kapadokya Krallığı’nın yönetiminde Kralı Midridates, Roma Komutanı Luculus’a yenilence şehir ve yöre yönetimi, Roma yönetimine girmiştir.
    M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılanca Bulancak, Doğu Roma İmparatorluğu’nun yönetimine girmiştir. M.S. 11. Yüzyılda, Doğu Roma Devleti’nin Başkenti İstanbul, Haçlılar tarafından istila edilince İmparator Kommenus’un çocukları Trabzon’a gelerek M.S. 1204 yılında, Trabzon Başkent olmak üzere Trabzon Rum Devleti’ni kurdular. Bulancak da bu devletin sınırları içerisinde kaldı.
    M.S. 26 Ağustos 1071’de Malazgirt Meydan Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun fethine başlayan, akın akın Anadolu’ya gelen Selçuklu Türkleri, Karadeniz sahillerini de Türk hâkimiyeti altına almıştır. Haçlı seferleri sırasında Anadolu Selçuklu Devleti’nin zayıflaması sonunda sahil şeridi, Türklerin elinden çıkmış M.S. 1204 yılında kurulan Trabzon Pontus Devleti’nin eline geçmiştir. M.S. 1277 yılında Oğuzlar’ın bir kolu olan ve Anadolu’ya gelen Çepni Türkleri önce Sinop’u aldı. Bu sırada Anadolu’da Moğol baskısı da zayıflıyordu. Daha sonra bütün Canik Bölgesi’ne hakim olamaya başladılar.
    İşte Giresun ve çevresinin Türkleşmesini sağlayan Çepni Türk Beylerinden olan ve Ordu-Giresun yöresinde Beylik kuran Bayram Bey’den sonra yerine Hacı Emir Bey geçmiş, Hacı Emir Bey de Trabzon Pontus Kralı ile 1358 yıllarında savaşmış. Bulancak, Hacı Emir Bey’in oğlu Süleyman Bey zamanında 1397 yılında Türkler’in eline geçmiştir.
    Bölgenin hükümdarı olan Kadı Burhanettin bu haberi, davullar çalarak kutlamış, Süleyman Bey’e katılmak için elçiler göndermiştir. Böylece Trabzon Rum Devleti’nin tohrakları, Trabzon ve çevresi olarak kalmıştır. Fetihle birlikte bölgeye Çepni, Döğer, Eymir, Karkın, Ala-Yurtlu, Bayındır, İğdir gibi Oğuz Boyları gelip yerleşmişlerdir.
    Fetihten 60-65 yıl sonra yapılan tahrirde Bulancak İlçesi’nin adı KEPSİL, 1871’lerde AKKÖY iken, 1928’lerde de BULANCAK adını almıştır.
    1455’te bir Naiblik, yani Kadı Naibi’nin yargı alanına giren idari bir ünite olan Kepsil, 1455 tahririne göre Mustafa Kethüda, Şemsettin Kethüda ve Çakıroğlu Pir Kadem Kethüda’nın yurdudur. Ancak Giresun-Tirebolu gibi şehir merkezlerinde nüfusun çoğunluğu ve ticeret, Rum ve Ermeniler’in elinde bulunuyordu.
    Hacı Emir Beyliği’nde II. Murat döneminde Osmanlı yönetimine girmiş, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Trabzon’un alınmasıyla Karadeniz Bölgesi Türk hâkimiyetine girmiş ve Bulancak da Türk Yurdu olmuştur.
    İdari Tarihçe
    Bulancak İlçesi, Akköy adı ile Giresun’a bağlı iken 1887 yılında Belediye kurulmuş, 1934 yılında da ilçe olmuştur.

    Coğrafya

    Bulancak ilçesinin yüz ölçümü 608 km2'dir. Sahil şeridinde kurulu olan ilçenin sınırları, Giresun şehir merkezi, Dereli ilçesi, Ordu ili ve Piraziz ilçe sınırları ile çevrilidir.
    İlçenin Coğrafik yapısı tipik Karadeniz coğrafik yapısının özelliklerini yansıtmaktadır. Sahilden itibaren hızlı bir yükselme başlar bu yüzden arazi çok engebeliktir.
    Bitki örtüsü bakımından çok zengin oluk, kıyıdan itibaren fındık bahçeleri 2000 metre yüksekliğe kadar bu örtünün çoğunluğunu teşkil eder. Sahilden itibaren Kestane ormanları başlar yer yer Kavak ve kızılağaç, karaağaç, gürgen, ıhlamur gibi orman bitkileri görülmekte. Yine sahilden iç kesimlere çıkıldıkça bitki örtüsü yüksekliğe bağlı olarak değişmektedir, sirasıyla Meşe, Gürgen, Ladin, Köknar ve Çam ormanları görülmektedir.
    İlçenin 16 mahallesi ve 64 köyü bulunmaktadır.(gündogdu ve küçükada köyü) 1997'yılı nüfus sayımı sonucuna göre toplam nüfusu 56.636 olup ilçe merkezinin nüfusu ise 30.420 dır.

    Ekonomi

    Giresun il merkezine 15 km uzaklıkta bulunan ilçe merkezi Piraziz ilçesi ve kovanlık beldesine asfalt yol ile bağlı olup, tüm köy yolları sabitlenmiştir.
    Giresun'un en çok gelişmiş ilçesi olup, Deniz yolu ile taşımacılık imkânlarına da sahiptir. 261 m uzunluğundaki deniz iskelesi Karadeniz'in en uzun iskelesidir.
    İlçenin ekilip dikilebilir alanlarının büyük bir kısmı tarım alanı, kalanı ise mera ve otlak olarak kullanılmaktadır. Tarımsal ürün olarak çoğunlukla fındık üretilmekte, bunun yanı sıra ise hububat, sebze ve meyve üretilmektedir.
    Hayvancılık ise yüksek köylerde yaşayan halkın geçim kaynağıdır. İlçede deniz balıkçılığının yanı sıra son yıllarda tatlı su balıkçılığı da gelişmektedir. Ayriyetten arıcılıkta gelişmektedir.
    İlçe sanayi yönünden de gelişme göstermiş olup başlıcaları, fındık mamulleri, balık unu ve yağı, konfeksiyon, mobilya üreten kuruluşlar tesis edilmiştir.

    Turizm

    İlçede Turizm çok gelişmemiş olsa da Yayla Turizmi yapılmaktadır. İlçeyi daha çok yerli turistler ziyaret etmektedir.Ancak Son zamanlarda kıyı şeridinin yapılması ve doğal güzelliklerin bozulması sonucunda yerli turistler de gelmemektedir.Güzel Bulancak kendi kaderine terk edilmiştir

    Yaylacılık

    İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda, Temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.
    Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile gidilmekte. Bölge halkı Giresun'un meşhur yaylalarına çıkmaktadır.

    Kültür

    İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun ili ile benzerlik göstermektedir. Bulancak Kültür ve Sanat Şenliği, 22 - 27 Temmuz Bulancak Erikli Köyünde yapılmaktadır.




    Bulancak belde ve köyleri
    İl: Giresun ● İlçe: Bulancak
    Beldeler:
    Köyler:
    • Ahırlı • Ahmetli • Alibey • Ardahan • Arifli • Ataköy • Aydındere • Bahçeli • Bostanlı • Burunucu • Büyükada • Cindi • Damudere • Demircili • Derecikalanı • Döngeri • Duttepe • Elmalı • Erdoğan • Eriklik • Esenköy • Ezeltere • Gültepe • Gündoğdu • Güneyköy • Güzelyurt • Hacet • Hisarkaya • İcilli • İnece • Karaağaç • Karacaresul • Kayabaşı • Kayadibi • Kayhan • Kışla • Kuşluhan • Kuzköy • Küçükada • Küçükdere • Küçüklü • Muratlı • Odadüzü • Pazarsuyu • Samugüney • Sofulu • Süme • Şeyhmusa • Tekmezar • Tepecik • Tepeören • Tokmaden • Torçan • Yalıköy • Yaslıbahçe • Yeniköy • YeşilhisarYeşilköy • Yeşiltepe • Yıldız • Yunuslu





    Çamoluk, Giresun



    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 4192[] (2000) İlçe nüfusu 14715[] (2000) Yüzölçümü 600 km² Koordinatlar
    Posta kodu 28710 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi BölgeKaradeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Ali Sırmalı Belediye başkanı Cemil Uzun Yerel yönetim site ÇAMOLUK.NET -- ''gayemiz insanlığa hizmettir.'' İlçe kaymakamlık site ..:: T.C. Çamoluk Kaymakamlığı ::..
    Çamoluk, Giresun ilinin bir ilçesidir.

    Coğrafya

    Konum: (Gümüşhane), güneydoğusunda İlçe 40 - 48 enlem ve 38 - 45 boylamlarında yer almaktadır. Bu konumu ile Doğu Anadolu’nun kuzeybatı, İç Anadolu’nun kuzeydoğu ve Karadeniz Bölgesi’nin güneyinde olup geçit bölgesi özelliğini göstermektedir. Güneyinde Gölova (Sivas), batısında Şebinkarahisar (Giresun), kuzeyinde Alucra (Giresun), doğusunda ŞiranRefahiye (Erzincan) ilçeleri yer almaktadır. 1990 yılında yapılan genel nüfus sayımında toplam nüfusunun 10 bin 641 olduğu tesbit edilmiştir. İlçeye bağlı 6 mahalle ve 29 köy vardır. Çamoluk İlçesi’nin coğrafi yönden Doğu Anadolu Bölgesiyle bağlantılı olması, aynı zamanda tarihi bağlantıyı da sağlamaktadır.
    Yüzey Şekilleri: İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1110 metredir. Kalesivrisi ve Kireçkuyusu köyleri tepelerinin çevrelediği ve Kelkit ırmağının ikiye böldüğü vadide kurulmuştur. İlçedeki önemli dağ ve tepeler aşağıda gösterilmiştir. - Aktaşkıranı tepesi (1866 m.) - Kırtıllıkburnu tepesi ( 1771 m.) - Eğrinin sivri tepesi (1129 m.)
    İklimi: Coğrafi konumu itibari ile Karadeniz Bölgesi’nin ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin kesiştiği bir noktada bulunan ilçede karakteristik bir kara iklimi hüküm sürmektedir. Kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kuraktır. Yılın en soğuk ayı ocak, en sıcak ayı ağustostur. Yıllık sıcaklık ortalaması 15.7 derecedir. 1993 yılının en soğuk günü 23.5 derece, en sıcak günü 37.2 derecedir. Kar yağışlı gün sayısı 42, karla kaplı gün sayısı ise 102 dir. Kışın kar, ilkbaharda ve son baharda yağmur şeklinde düşen yağışların mevsimlere göre dağılımı şöyledir. İlkbaharda % 53, yazın % 4 , kışın %21, son baharda ise %22 dir.
    Bitki Örtüsü: İklim şartları ve yeryüzü şekilleriyle bağlantılı olarak bitki örtüsü genellikle bozkır görünümündedir. Yer yer bozuk fundalıklar ve çalılıklar vardır. Daha yükseklikte ormanlık alanlar görülür. Ayrıca küçük guruplar halinde meşe ağaçları bulunmaktadır. Irmak yatağı boyunca çok miktarda kavak ve söğüt ağaçları bulunmaktadır. İlçenin her tarafında bol miktarda ceviz ağacı yetiştirilmiştir. Kaliteli ceviz veren bu ağaçlar, ilçe ekonomisine katkı sağlamaktadır. İlçede asli ağaç türleri olarak sarıçam, meşe, ardıç ve kavak; diğer vejetasyon türleri olarak kuşburnu, aliç, dağ çileği bulunmaktadır.
    Akarsu ve Göller: İlçenin en önemli akarsuyu Kelkit çayıdır. Erzincan ili sınırlarından doğan Seme deresi vadiyi geçerek Güce ve Kaledere köylerinin birleştiği yerde Kelkit çayına karışır. Kelkit çayı ilçenin ortasından geçer. Çamoluk’un arazisini doğu-batı istikametinde ikiye ayırır ve Yeşilırmak’a karışır. Sonbaharda ve ilkbaharda yağışların artması ile kabaran ve yazın kuruyan küçük dereler vardır. Bunlar; Hayran, Susuz dere, Kurukol deresi, Değirmen dere, Derin dere, Demirci deresi, Kuzyurt deresi ve Çıngırdın deresidir. İlçenin Gürçalı köyünde bulunan Gürçalı şelalesi görülmeye değer bir güzellik arz eder. Ayrıca Yenice köyünde bulunan şelale de aynı güzelliğe sahiptir. Çamoluk’ta sulama suyu çok olmasına rağmen sulamadan yeteri kadar faydalanılmamaktadır. Devlet Su İşleri’nin sulama kanalları yapması ile birlikte ilçede tarım arazisi daha iyi sulanacak ve tarımda verim büyük ölçüde artacaktır.
    Nüfus ve Yerleşim: 2000 yılında yapılan sayımlarda ilçenin genel nüfusu 14.715; merkez nüfusu ise 4.192’tür. İlçenin nüfusunun bu kadar az olmasının sebebi büyük şehirlere olan göçtür. Halkın büyük bir kısmı Türkiye’nin çeşitli illerinde, özellikle İstanbul’da yaşamaktadır. Bu göçün en büyük sebebi tarım arazisinin azlığı ve iş imkânlarının kısıtlı olmasıdır. Yapılan araştırmalarda İstanbul’da yaşayan Çamoluk’luların 90 bin civarında olduğu tesbit edilmiştir. Bu duruma göre Çamoluk’ta doğanların nüfusu 105 bin civarındadır. İlçe merkezi ve köylerde yerleşik bir hayat tarzı benimsenmiştir. Köy ve mahalleler Karadeniz Bölgesi’nin tersine toplu haldedir. Son yıllarda yapılan binalar artık çağın gerektirdiği şartları haizdir. Eskiden yapılan taş duvar ve toprak damlı evler artık terk edilmiştir. İlçenin 1 beldesi, 8 mahallesi ve 27 köyü mevcuttur.


    FATİH OYNAK/AKYAPI KÖYÜ

    Tarihçe

    dönemine kadar uzandığı sonucuna varılmıştır. M.Ö. 1341 yıllarında Hititlerin karşı savaşı kazanarak Erzurum’a kadar ilerledikleri varsayılmaktadır. Yunan tarihçisi Çamoluk, Kelkit vadisinde kurulmuş olması nedeniyle, tarihi bir çok seferin geçiş yolu üzerinde bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in Şebinkarahisar’ı fethettiği yıllarda bu yöreden geçtiği bilinmektedir. Doğu Anadolu Bölgesi’nin yaşadığı tarihi günleri ve istilaları Çamoluk çevresi de yaşamıştır. Yapılan araştırma sonucunda, Çamoluk tarihinin HititlerKaçkarlaraHeredot’a göre kadın savaşçılar bu bölgede bir koloni Devleti kurmuşlardır. Daha sonra bölgeye Kimmerler gelmiş, bölge bir süre de bu topluluğun elinde kalmıştır.
    Bir müddet sonra bölge Roma İmparatorluğunun eline geçmiştir. M.S. 381 yılında Romalı Komutan Lucallus, bölgeye gelmiş, bu seferinden kısa bir süre sonra Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Bizanslıların hakimiyetine geçmiştir.
    778 yıllarında Arapların bölgeye yaptıkları saldırı sonucu bu bölge onların eline geçmiştir. Oğuz Türkleri, Çamoluk çevresine 8.yüzyıl sonlarında kabileler halinde gelerek Türk yerleşim merkezinin temellerini atmışlardır.
    orduları harekete geçmiş; Bizans orduları ile Abbasi ordularının yaptıkları savaşlar sona erince 1054 yılında SelçukluVan, Kars ve Bayburt yörelerini ele geçirmişlerdir. 1058 yılında Tuğrul Bey’in yeğeni, Verkiti orduları ile Alucra-Şebinkarahisar, Erzincan, Kemah ve Niksar’a kadar gelmiş ve bunların idaresini Tuğrul Bey’in kardeşi İbrahim Yenal’a bırakmıştır. Alp Arslan’ın 1071 Malazgirt savaşını kazanmasından sonra bölge tamamen Selçuklular’ın hakimiyetine girmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti ile Danişmentlilerin arası açılınca Bizans İmparatoru Ammen, büyük bir ordu ile Trabzon üzerine yürümüş, bu sefer sonrasında Çamoluk tekrar Bizanslıların eline geçmiştir.
    1204 yılında 1. Aleksis tarafından Rum İmparatorluğuna karşı, Muzafferüddin Mehmet , Kaledere mevkiindeki kaleyi yaptırmıştır. Bu kale tepeden yer altına doğru 120 metre kadar derinlikte olup, dağ yamacından açılan iki kapıya sahiptir. Ancak yapılan incelemede surların tamamen yıkıldığı, kalenin tanınmaz halde bulunduğu görülmüştür. İran’da kurulan Akkoyunlu Devleti sınırlarını genişletince bölge bu devletin eline geçmiştir. Akkoyunlu Devleti Osmanlıların güvenliği için tehlike oluşturmaya başlayınca Fatih Sultan Mehmet, bu devletin üzerine yürümüş, 14 Ağustos 1473 yılında iki ordu Otlukbeli meydanında savaşa girmişlerdir. İşte bu savaşın yapıldığı yer tarihi kaynakların bazılarında Erzincan ili Tercan ilçesi yakınlarında gösterilmektedir. Ancak yapılan araştırmalarda Otlukbeli denilen yerin Çamoluk ilçesinin sınırları içerisinde kalan Kaledere köyünün kuzeydoğu istikametinde olduğu anlaşılmıştır. Bu bölgedeki şehitlik mevkii de bu savaş sonunda verilen şehitlerin yattığı yerdir. Bu bölgenin Kaledere ve Karadikmen köylerinin sınırları içerisinde olduğu tapu kayıtlarında vardır.
    Çamoluk ve çevresi 1464 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı ülkesine katılınca Şebinkarahisar’a bağlı bir bölge olarak kaldı. Şebinkarahisar bu arada değişik eyaletlere bağlandı. Önce Sivas eyaletine, 1515 yılında Erzincan, 1535 yılında Erzurum, 1840 yılında tekrar Sivas eyaletine bağlandı. Tabi bu bağlanmalarla Çamoluk’ta bu eyaletlere bağlanmıştır.
    1933 yılında Şebinkarahisar’ın vilayetlik hakkı alınır ve kaza (ilçe) statüsüne çevrilerek Giresun vilayetine bağlanır. Aynı sene Alucra ilçe olur. Çamoluk ise Alucra ilçesine bağlanır. Osmanlının son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında nahiye niteliğinde olan Çamoluk’un idaresi mahallen güçlü yöneticilere bırakılmış; ilçenin nahiye merkezi zaman zaman köyler arasında değişmiştir. Çamoluk’ta 1987 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur.
    Çamoluk 20.05.1990 gün ve 20523 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2644 sayılı kanunla ilçe olmuştur. İlçenin ilk kaymakamı Sadettin Kalkan 26.08.1991 tarihinde göreve başlamıştır. Çamoluk’ta 15.07.1990 tarihinde yapılan referandum sonucu Çamoluk’lular, Giresun İli’ne bağlı kalmayı kabul etmişlerdir.

    Ekonomi

    İlçede turizm denilince genellikle tabii güzellikler akla gelmektedir. Yayla turizmi yaygındır. Birçok köy, yaz aylarını yaylada geçirmektedir. Ayrıca av turizmi de son derece yaygındır. İlçedeki tarihi sayılabilecek yerler ve ziyaret merkezleri şunlardır.
    Hacıahmet Kalesi : Hacıahmetoğlu köyünde Avarlardan kaldığı sanılan bir kale kalıntısı mevcuttur. Ulaşım şartlarının kısıtlı olması, gerekse çok az kalıntı olması buraya gelen ziyaretçi sayısını azaltmaktadır.

    Kaledere Kalesi : Kaledere köyünde antik döneme ait olduğu sanılan bir kale kalıntısı mevcuttur. Çok önemli bir bölümü tamamen tahrip olmuştur. Sadece temel seviyesinde bir takım taşlar bulunmaktadır. Buraya da ulaşım imkânları son derece kısıtlıdır. Kale hakkında diğer bir rivayete göre; kale Selçuklu döneminde Muzafferüddin Mehmet tarafından yapılmıştır. Bu kale tepeden yeraltına doğru 120 m. Derinlikte olup, dağ yamacından açılan iki kapıya sahiptir.
    Bektaş Bey Camii : Sarpkaya köyünde Osmanlı dönemine ait oldukça eski bir cami vardır. Halen faaliyette bulunan camii, görülmeye değer bir güzellik sergilenmektedir. Sarpkaya köyünde bulunan Bektaş Bey Camii’ni Bektaş Bey adında bir Osmanlı’nın yaptırdığı ve bu caminin 1232 hicri yılda yapıldığı bilinmektedir. Yaklaşık 200 yıl önce yaptırılan Bektaş Bey Camii’nin futuhat sırasında başarısı nedeniyle Kelkit havzasına Trabzon Beyi’i tarafından gönderilen Bektaş Bey’in Kelkit Vadisi Beyliği sırasında bu camiyi yaptırdığı söylenmektedir. Bektaş Bey’in ismini taşıyan bu caminin duvarları kesme taşla yapılmış ve tavanı ahşap olarak bitirilmiş ancak son yıllarda mevsim şartlarından etkilenmemesi için çatı yapılarak saçla kapatılmıştır. Camii’nin yapımında kullanılan süsleme işlerinde kökboyası kullanılmıştır. Yörenin en eski ve tarihi camii özelliği taşıyan Bektaş Bey Camii halen ayaktadır. Kelkit Vadisi’nin tarihi varlıklarını araştırmaya çalışacak araştırmacıların Bektaş Bey Camii’ni görmeleri arzumuzdur.
    Türbe ve Yatırlar : İlçenin yuvacık mahallesinde, Kılıçtutan, Yeniköy, Kutluca, Hacıahmetoğlu, Taşdemir, Pınarlı, Sarpkaya ve Gücer köylerinde çeşitli evliyaya ait türbe ve yatırlar bulunmaktadır. Buralar oldukça yaygın bir şekilde ziyaret edilmektedir.
    Folbaba Türbesi : Folbaba türbesi İlçemiz Yuvacık mahallesinde bulunmaktadır. Yuvacık mahallesinin hemen gerisinde yol kenarında bulunan Folbaba türbesinin diğer adının da Derviş Ali Baba Türbesi olduğu söylenmektedir. Konu ile ilgili bilgilere göre Derviş Ali Baba’nın Osmanlı Fütühat döneminde bölgeye gelen Türk askerlerine ev sahipliği yaptığı ve onları kerameti ile doyurduğu söylenmektedir. Derviş Ali Baba’nın 400 yıl önce Mısır’dan geldiği, İslamiyet’i yaymada büyük gayret ve çabası bulunduğu ve Yuvacık mahallesinin de Derviş Ali Baba ve onun sülalesinden gelenler tarafından kurulduğu söylenmektedir. Ayrıca Derviş Ali Baba’nın halife Ebu Bekir’in torunlarından olduğu söylenmektedir. Derviş Ali Baba türbesi civarında Hasan Dede, Meşat dede ve İbrahim Dede isimlerinde Osmanlı döneminde fütühat için gelip şehit düşen üç kişiye ait şehit türbeleri bulunmaktadır.
    Yaylalar: İlçede önemli ölçüde yaygın yayla turizmi, yaz aylarında çok güzel eğlencelere dönüşmektedir. İlçedeki önemli yaylalar şunlardır.
    Berdiye, Kıcılı, Akpınar ve Başyayla. Ayrıca hemen hemen her köyün kendi yaylası kendine özgü güzelliklere sahiptir.







    Dereli, Giresun


    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 8124[] (2000) İlçe nüfusu 27860[] (2000) Yüzölçümü 820 km² Koordinatlar
    Posta kodu 28950 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi BölgeKaradeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Ahmet Arık Belediye başkanı Muzaffer Karakayalı Yerel yönetim site Dereli Belediyesi Resmi Web Sitesi | Hoşgeldiniz İlçe kaymakamlık site - ANASAYFA Giresun ilinin bir ilçesidir. Giresun ilinin güneyinde, Şebinkarahisar yolunun 32. km. sinde Aksu Vadisi üzerinde yer alır.

    Tarihi

    Dereli Giresun'un yaşadığı olaylara ortak olmuş bir ilçedir. Dereli'nin tarihini Giresun'un tarihi içinde incelemek ve değerlendirmek gerekir. Giresun ve Dereli yazılı tarih öncesi Hititler,Persler,Makedonyalılar,Romalılar, Miletoslular, Bizanslılar, Selçuklular ve daha sonra da Osmanlıların hakimiyeti altında geçmiştir. Hitit İmparatorluğu döneminde Giresun'da Azzi'liler vardı.Azzi'liler M.Ö. l300'lü yıllarda yaşamışlardır.Sonra Hitit İmparatorluğunun yıkılmasında da önemli rol oynayan Muşkiler'i görmekteyiz. Miletoslular M.Ö.670 yıllarında Karadeniz kıyılarına uzanmak fırsatını bulmuşlardır. Bu dönemde Giresun Miletoslular'ın en önemli 5 limanından biri durumuna gelmiştir. Miletoslular bu limanların gerisinde bulunan ırmakları izleyerek iç kesimlere ulaşmışlar,buralardan maden,kereste ve esir toplamışlardır. Yöre M.Ö.500'lü yıllarda Perslerin, M.Ö.300'lü yıllarda Kapadokya Krallığının ve yine aynı yıllarda Makedonyalıların etkisi altında kalmıştır. Roma İmparatorluğu nun ikiye ayrılmasından sonra Giresun ve çevresi Bizans İmparatorluğu nun sınırları içinde kaldı. Bizans başkentini Haçlıların istila etmesi üzerine İmparator Kommenos 'un oğulları kaçarak Gürcü prenslerinin de yardımı ile l204 yılında Trabzon Rum İmparatorluğu nu kurdular. Giresun bu tarihten sonra bu devletin sınırları içinde kaldı. Türkler l07l Malazgirt Savaşı ndan sonra Giresun ve Çevresine akınlar düzenleyerek buraları topraklarına kattılar. Bu tarihten sonra Giresun ve çevresinde Türk nüfusun yerleşmeye başladığı görülür. Türkler Dereli'ye iki koldan gelmişlerdir.
    Malazgirt Zaferinden sonra Orta Asya 'dan gelen çeşitli Türk boyları ve Türkmenler, Kelkit vadisi boyunca Şebinkarahisar 'a ve Dereli'nin güneyine yerleşmeye başladılar.Diğer kol Harşit vadisine yerleşmiş olup,bunlardan bir kısmı ilçe çevresine gelerek yerleşmişlerdir.İstanbul'un Haçlılar'ın eline geçmesinden sonra Sinop çevresindeki Çepni adlı Oğuz boyları doğuya doğru ilerleyerek Giresun çevresi ve Dereli ilçesine de yerleşmişlerdir. l398 tarihinde Yıldırım Beyazıt yöreyi Osmanlılar' a bağlamak üzere yapmış olduğu seferde Canik Beyliğinin merkezi Samsun'u ele geçirmiştir.Bu olay üzerine Dereli ve çevresinde yaşayan Türkler Osmanlılar'a katılmışlardır.Ankara Savaşından sonra Timur yöreyi Hacı Emiroğlu Süleyman Bey'e iade etmiştir.Bu dönemlerde Dereli çevresinde Akkoyunlu Hükümdarı tarafından şahıslara vakfedilmiş topraklar bulunmaktadır. Dereli ve çevresi Fatih Sultan Mehmet Han'ın uç beyi Seyyid-i Vakkas komutasındaki ordu tarafından kesin olarak tekrar Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. Dereli ve çevresi Giresun kazasının bir köyü olarak,tanzimat dönemine kadar Trabzon' a bağlandı.Tanzimattan sonra Karahisar'ı Şarki (Şebinkarahisar) sancağına, sonra yine salnamelere göre Trabzon 'a bağlı kaldı. Gürcistan 'ın Ruslar tarafından işgal edilmesiyle müslüman Gürcüler göç ederek l892 yılında ilçeye bağlı bazı köylere yerleşmişlerdir. Cumhuriyet döneminde l926 yılında Dereli, Giresun'a bağlı bir nahiye yapıldı. 1 Nisan l958 yılında 7033 sayılı Kanunla Dereli ilçesi kurulmuştur.

    Coğrafi Yapı

    Giresun ilinin güneyinde, Şebinkarahisar yolunun 32. km. sinde kurulan ilçe Aksu Vadisi üzerine yerleşmiştir. Doğuda Keşap, Yağlıdere, batıda ise Bulancak ilçeleri yer almaktadır. Giresun’un dieğer ilçeleri gibi son derece dik ve engebeli bir araziye sahip olan Dereli, 3000 metre yükseklikteki Karagöl dağının rakımına kadar ulaşabilmektedir. İç Anadolu'ya doğru geçiş, Eğribel geçidi üzerinden yapılmaktadır. İlçenin yüzölçümü yaklaşık 820 km2 dir. İlçedeki yağış ortalaması 1300 mm. ye ulaşmaktadır.

    Ekonomi

    İlçeyi sahile bağlayan Şebinkarahisar karayolu asfalt olup tüm köy yolları sıtabilizedir. Son zamanlarda bazı köy yollarında betonlama çalışmaları yapılmaktadır.
    Bölgede fındık en önemli tarım ürünüdür. İlçenin bazı köyleri orman köyü olduğundan, orman köylüsünü kalkındırma amaçlı kooperatifler bulunmaktadır.
    Ayrıca bölgede büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yanında, tatlı su balıkçılığı da yapılmakta. Fazla ticari olmasa da kümes hayvanları yetiştirilmekte ve arıcılık yapılmaktadır.

    Turizm

    İlçede Turizm çok gelişmemiş olup ekonomiye bir katkısı yoktur. Daha çok iç turizm hakimdir. Turizmi geliştirmek için yayla şenlikleri düzenlenmektedir.
    İlçenin önemli tarihi eserleri arasında, Hisar Köyündeki Meryem ana manastırı, Kuşluhan Kalesi, Yavuzkemal köyü hanlarını ve tarihi ören yeri, Akkaya Köyündeki Çobankayası resimleri ve çok sayıda kemer köprüler bulunmaktadır.

    Yaylacılık

    İlçede yaylacılık yaygın olup, hayvanlarını otlatmak için yöre halkı yaylaya çıkmaktadır. Bektaş ve Kümbet yaylalarının ilçe sınırları içinde olması dolaysıyla yayla şenliklerinin yapıldığı aylarda ilçede sosyal ve kültürel açıdan bir canlılık yaşanmaktadır.
    Kümbet Yaylası şenliği, Temmuzun 2. haftası (Cuma - Pazar) Kümbet yaylasında yapılmaktadır.
    Bektaş Yaylası Şenliği, Ağustos ayının ilk haftası ( Cuma - Pazar) Bektaş yaylasında yapılamaktadır.

    Örf ve adetler

    İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun iline benzerlik göstermekte olup, Geleneksel giysiler halk tarafından özel günlerde giyilmekte. Eski geleneklere göre yaylacılık ve yayla şenlikleri sürdürülmektedir.
    Efsaneler arsında, Kuyu, otbitmez, bereket, su çobankayası, cami yeri efsaneleri ünlüdür.
    Kuzukulağı yemeği, gücükdene çorbası, galdirik turşusu, armut ballaması, çökelik yöresel yemeklerdir.





    Çanakçı, Giresun

    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 6644[] (2000) İlçe nüfusu 15245[] (2000) Yüzölçümü 205 km² Rakım 155 metre Koordinatlar
    Posta kodu 28810 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Sebahattin Şenel Türkiye Coğrafi BölgeKaradeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Ender Faruk Uzunoğlu Belediye başkanıYerel yönetim site *"...:::T.C. ÇANAKÇI BELEDİYESİ:::.."*..:::RESMİ İNTERNET SİTESİ:::...* İlçe kaymakamlık site T.C. Çanakçı Kaymakamlığı




    Çanakçı, Giresun ilinin bir ilçesidir.
    ilçesine bağlı bir bucakken daha sonra ilçe olmuştur. Genel yapısı ormanlıktır. Tüm Giresun ilinin İç kesimlerinde yer almaktadır. Denize kıyısı bulunmamaktadır. GöreleKaradeniz Bölgesi gibi dağınık yerleşim görülür. Yani köylerde yerleşim dağınıktır. Her yıl düzenlenen Kuşdili Festivali görülmeye değerdir. Kuşköyü halkının kendi aralarında ıslıkla haberleşip anlaşmaları yerli ve yabancı turistlerce ve basın mensuplarınca büyük ilgi görmektedir






    Doğankent, Giresun


    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 3789[] (2000) İlçe nüfusu 7700[] (2000) Koordinatlar
    Posta kodu 28510 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi BölgeKaradeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Mustafa Kutlu Belediye başkanı Nazmiye Kabadayı Yerel yönetim site T.C. Doğankent Belediye Başkanlığı İlçe kaymakamlık site Doğankent Kaymakamlığı Doğankent, Giresun ilinin bir ilçesidir.

    Tarihi

    temsil etmekte, onlar yaşamakta idi. O sırada idari şekil yönetimine geçiş sağlanmıştır. İlçeminin 1952 yılında Eski ismi Kürtün-i Zir dir. İlçenin nüfusu 4000 civarındadır. Köyleri ile birlikte nüfusu 10 000 i bulmaktadır. Çoğu gurbette olan halk yaz aylarında ve bayramlarda ilçeye ve köylerine gelmekte yaylalarda şenlikler düzenlemektedir. Çepnilerin buraya gelerek yerleştiği bilinmektedir. Çoğu kez Giresun ve Gümüşhane arasında bir bağlantı noktası olam ile birlikte devamlı bağlantı değiştirmiştir. 1914 yıllarında Rus harbi zamanlarında ilçenin sadece baraj tarafı santral tarafı işgal edilmemiştir. Yakın zamanda olan bir sel ile ilçe yeniden yapılanmaya başlamıştır. Alp Arslan 'ın Malazgirt Zaferinden sonra (1071) bu bölge Selçuklular a, onlardan da Osmanlılar ın egemenliğine geçmiştir. Osmanlıların egemenliğine geçişi Fatih Sultan Mehmet'in 1461 yılındaki Trabzon seferi ile olmuştur. Önceleri buranın adı Kürtün-ü Zir idi şimdiki Kürtün ise Kürtün-ü Bâla olarak anılmakta idi. Bundan 500 yıl önce Kürtün-ü Zir ismi Manastır bükü(Manastıra sapan yol anlamındadır) olarak değişmiştir. Bu dönemde bu bölgede halkın büyük bir çoğunluğunu HıristiyanlarNahiye Müdürlüğü olup, Nahiye Müdürü 4 ay süre ile Kürtün-ü Zir (Harşit) , kalan sürede ise Kürtün-ü Bâlada oturmakta, her iki nahiyeyi bu şekilde idare etmekte idi. O sıralarda kasabaGümüşhane 'ye orası da Sancak olarak Trabzon 'a bağlı idi. İlçe I. Dünya Savaşı ndan sonra Harşit adını almıştır. Harşit kelime olarak Fars'ça bir kelime olup, Hurşit'den gelmekte ve mana olarak güneşin en sıcak yeri anlamına gelmektedir. Başka bir rivayete göre; Har: Diken, Şit: Taş, çakıl demektir. Osmanlılar zamanında buralara dikenlik, taşlık çakıllık denilmiştir. Bu kasaba; 1916 yılında Çarlık Rusya tarafından işgal edilmiş ancak, Harşit Çayı'nın karşı tarafına (şimdiki H.E.S.'nın olduğu bölgeye) geçememiş ve Harşit 1918'e kadar Rus işgali altında kalmıştır. İşgal 15 Şubat 1918'de sona ermiştir. Yönetim olarak l. Mahmut döneminden sonra meydana çıkan ve adına voyvoda denilen Derebeyliklerce yönetilmiş, ilk kez Yakup oğlu İbrahim Ağa Kürtün-ü Bâlada yönetimi ele geçirerek bir süre Derebeyi olarak yönetimi sürdürmüştür. Yönetime devam ederken gezmek maksadıyla Harşit 'a geldiğinde Şit Köyünde vurularak öldürülmüş, onun ölümünden sonra yönetim oğlu Emin Ağa' ya geçmiş, 1836 Tazminatından sonra Derebeylik yönetimi ortadan kaldırılarak devletGümüşhane 'ye bağlılığına son verilerek Giresun 'a bağlanmış, burası 1961 yılında Harşit adını bırakarak Doğankent adını almıştır. Doğankent daha önce Giresun - Tirebolu ilçesi sınırları içerisinde nahiye iken, 20 Mayıs 1990 tarih ve 3644 no'lu Kanunla ilçe statüsüne kavuşmuştur.

    Eğitim Öğretim

    İlçe tarihinde eğitim ve öğretim açısından okuma/yazma oranı yukse olan ileçde, Hıristiyanlar döneminde çok sayıda manastır faaliyet göstermiştir. Türk hakimiyeti döneminde bir medrese açılmış, bu da Rüştiye mektebine dönüştürülmüş ve önemli bilim adamları bu medreseden yetişmiştir. Ömer Nasuhi BİLMEN, Elmalı Muhammet, İsmail Hakkı ERZURUMLU ilk akla gelenler.
    İlçede 1 adet lise, 1 adet İmam-Hatip Lisesi, 3 adete müstakil 8 sınıflı ilköğretim okulu ile 6 tane birleştirilmiş sınıflı İlköğretim Okulu olmak üzere toplam 11 adet okul bulunmaktadır.1990 yılından itibaren öğrenci azlığı ve okul binasının kullanılamaz halde bulunmasından dolayı 7 tane BSİO. kapatılmıştır.
    Günümzde (42) Branş öğretmeni, (24) Sınıf öğretmeni ve (8) Ücretli ve (3) Sözleşmeli Öğretmen olmak üzere toplam (77) öğretmenle; İlköğretimde 1139, Ortaöğretimde ise 234 olmak üzere toplam 1373 öğrenciye eğitim-öğretim hizmetleri verilmektedir. 4 Anasınıfı Öğretmeni ile 66 anasınıfı öğrencisine de bu okullarımızda hizmet verilmektedir.









    Espiye, Giresun

    [​IMG]



    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 12990[] (2000) İlçe nüfusu 30567[] (2000) Yüzölçümü 230 km² Koordinatlar
    Posta kodu 28600 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi BölgeKaradeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Metin Borazan Belediye başkanı Erol Karadere Yerel yönetim site Espiye Belediyesi | Hoşgeldiniz.. www.espiye.bel.tr İlçe kaymakamlık site www.espiye.gov.tr Giresun ilinin bir ilçesidir.

    İlçenin Adı

    Espiye kelimesi, Farsça “Esb” kelimesinden türemiştir “Esb” kelimesi, “at,beygir” anlamına gelmektedir. Esb kelimesine “i-yelü” eki eklenmiş olup, bu ise, “atlık, atların bol olduğu yer” ve ”yalı atı” anlamlarına gelmektedir. Her iki durumda da Espiye kelimesi Türk lere ait bir tanımlamadır.

    İlçenin Tarihi

    İlçe oldukça eski bir tarihe sahiptir. XIII. yüzyılın ilk yarısında Trabzon Rum İmparatorluğu döneminde kurulduğu sanılmaktadır. Espiye'de Milattan Sonra birinci yüzyılda bakır madeni bulunmuş ve işlenmiştir. İlçe o tarihlerde yerleşim merkezi olarak kullanılmış olup, Cenevizliler den kalma eserler bulunmaktadır. Cenevizlilerin bölgede uzun yıllar kaldıkları, Espiye ve Tirebolu çevresinde üç şehir anlamına gelen TRİPOLİS (üç kale) kurdukları bilinmektedir. Fatih Sultan Mehmet Han döneminde Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra idari taksimatta Dikmen Melikliği olarak yer almıştır. Önceleri Tirebolu ilçesine bağlı bir nahiye olan Espiye 1957 yılında ilçe olmuştur.

    İlçenin Coğrafi Yapısı

    yapısı engebelidir. Bu engebeler Doğu Karadeniz Bölgesi nin coğrafi yapısının özelliklerini taşımaktadır. Bu nedenle araziİlçe merkezinin hemen arkasından başlar ve gittikçe yükselir. İlçenin Doğusunda Gelivera, Batısında Yağlıdere ve kollarının açmış olduğu vadiler ile dağlar arasındaki akarsu yatakları araziyi oldukça parçalamıştır. Ortalama 230 Km2. Yüzölçümüne sahip olan İlçe Doğusunda Tirebolu ve Güce , Batısında Keşap ve Yağlıdere , Güneyinde Alucra ve Şebinkarahisar İlçeleri ile Kuzeyinde Karadeniz bulunmaktadır.








    Eynesil, Giresun


    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 21110[] (2000) İlçe nüfusu 10667[] (2000) Yüzölçümü 46km² km² Rakım 88m metre Koordinatlar 28xxx 41°03′K 39°08′D Posta koduAlan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi Bölge Karadeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Akgün Corav Belediye başkanı Coşkun Somuncuoğlu Yerel yönetim site Eynesil Belediyesi İlçe kaymakamlık site ...::::::Eynesil.Gov.TR::::...... [​IMG]
    Eynesil'in Genel Görünüşü


    Giresun ilinin bir ilçesidir. Giresun'un Trabzona olan sınırındaki en son ilçedir. Nüfusu 10600 kişiden oluşmaktadır.



    Tarihi

    Eynesil'in bilinen tarihi İsa'dan önce 1500 yıllarına kadar dayanmaktadır. Bu dönemde Büyük Hitit İmparatorluğu egemenliğinde olan Eynesil, 300 yıl kadar bu imparatorluğun yönetiminde kaldıktan sonra İ.Ö. 1200 yıllarında Frigya Konfederasyonu emrine girmiştir.
    Yunanlıların yöreye gelişleri İ.Ö. 756 yılına kadar dayanmaktadır. Yunanlılardan sonra İ.Ö. 670 yılında yöre Miletoslularla tanışmıştır. Miletoslular Eynesil'in de içinde yer aldığı Karadeniz kıyılarında 90 civarında ticaret kolonisi kurmuştur. Eynesil'deki metruk ve büyük bir bölümü yıkılmış olan kalenin de, (Görele Kalesi) ilk olarak bu dönemde inşa edildiği sanılıyor.
    İ.Ö 520 yılında, Eynesil Pontos Satraplığı içinde bulunmuştur. Bu dönemde Pers İmparatorlugu'nun 19. Eyaleti olan Pontos Satraplığı, 200 yıl kadar sonra Kapadokya Krallığı egemenliğine girmiştir. Ancak Pontos satraplığında çıkan karışıklıklar bitmek bilmemiş, İ.Ö.298 yılında Büyük Pontos Krallığı kurulmuştur. Bu devlet İ.Ö.91 yılında Anadolu'daki en güçlü krallık haline gelmiştir. Bu durum,Romalılar'ın Pontos ülkesine saldırmasına kadar sürmüş, Romalılar'ın saldırıları sonucu, İ.Ö.63 yılında Pontos Krallığı ortadan kalkmıştır. Pontos'un yıkılması ile yöre Roma'ya bağlı Galatya egemenliği altına girmiştir. Eynesil ve tüm Doğu Karadeniz sahillerinin Roma İmparatorlugu egemenliği altındaki dönemi İ.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılması ile sona ermiş gibi görünse de, Doğu Roma İmparatorluğu'nun ilçedeki egemenliği 1204 yılına kadar devam etmiştir.
    1204 yılında Eynesil, Megalon Kommenon Imparatorlugu egemenligine girdi. Diger adiyla Trabzon imparatorlugu olarak bilinen bu devlet, Ekim 1461'de yöreye Osmanlilarin gelisiyle son buldu.
    Eynesil'in Osmanli Imparatorluğu Egemenligine Girmesi
    Ekim 1461 tarihinde, Trabzon'un Osmanlı Imparatorluğu tarafindan alinmasindan iki ay kadar sonra Aralik 1461 tarihinde Eynesil de Osmanlı Imparatorluğu egemenligine girmistir.
    Yöreye ilk gelen Türk boyu olan Çepnilerdir. Çepniler, aynı zamanda alevilikleri ve Haci Bektasi Veli'nin de müritleri olmasi ile bilinen bir Türk boyudur. Çepnilerin aleviligi ve yöredeki alevilik olgusuyla ilgili olarak, Avukat Halil Ibrahim Türkyilmaz tarafindan yazilan Dünden Yarina Tüm Yönleriyle Eynesil isimli kitap hayli ayrintili bilgi vermektedir.
    Eynesil uzun bir süre Trabzon'a bagli bir köy olarak kalmistir. Cumhuriyet'in ilani ile birlikte Görele'ye bagli bir köy olan Eynesil, 1953 yilinda yine bu ilçeye bagli bir bucak olmus, 1 Nisan 1960 tarihinde de ilçe olmustur. Eynesil Adi Nereden Gelmektedir? Kimilerince Eynesil adi, Iyi Nesil kelimesinden dönüserek bu güne kadar gelmistir. Ancak gerçege daha yakin olan görüs; Türklerin "Ine" yahut "Eyne" isimli bir bey öncülügünde Eynesil'e geldikleri, bu nedenle de yerlestikleri bu yere Ine Bey'in yeri anlaminda "İnesi" adini verdikleridir.
    [​IMG] [​IMG]
    Eynesil'in Gece Görünüşü



    Coğrafi Yapı

    Giresun ilinin 15 ilçesinden biri olan Eynesil, Kuzey kiyi seridinde ilin en dogu ucunda Trabzon'a sinir, 46 kilometre kare yüz Ölçüme sahip bir ilçedir. Önemli sayilacak daglari, ovalari ve akarsulari mevcut degildir. Iklim tipik Karadeniz ikliminin bütün özelliklerini tasimaktadir. Her mevsim yagis almakta olup, yazlar serin, kislar ilik geçmektedir. Bol yagis almasinin sonucu olarak da genis bir bitki örtüsüne sahiptir.
    Ilçe akarsu olarak Topalli ve Dizgine dereleri mevcuttur. Ancak göl yoktur. Arazi yapisinin daglik olmasi ulasimi ve sosyal gelismeyi önleyici bir unsur olarak öne çikmaktadir. Öte yandan denizde liman ve balikçi barinagi gibi yapma siginaklar olmadigi gibi dogal siginak da yoktur.
    Halkin geçim kaynagi büyük ölçüde tarima dayali olup, findik ve çay en önemli ürünlerdir. Geçim kaynagi olarak balikçilik da önemli bir yer tutar. Topraklarin dar ve nüfus yogunlugunun fazla olmasi nedeniyle büyük kentlere göç olayi yasanmaktadir. Tarim aile isletmeciligi seklindedir. Her aile findik, çay ve az da olsa sebzecilik yapabilmektedir.

    Ekonomi

    İlçe halkının geçim kaynağı genellikle tarım ve hayvancılıktır. Bununla birlikte toprakların dar oluşu halkı başka geçim kaynakları aramaya yöneltmiştir. Bunların başında ticaret ve hizmet sektörü ve diğer sektörlerden, memuriyet ve işçilik oluşturmaktadır. Genelde İlçe’de durgun bir ekonomik hayat yaşanmaktadır.
    Tarım :
    Halkın başlıca tarımsal faaliyetleri fındık ve çaydır. Ayrıca daha çok kendi ihtiyaçlarında kumlanılmak üzere mısır, patates, salatalık ve bunların yanı sıra bazı sebzeler yetiştirilmektedir. Arazinin küçük parçalara bölünmüş olması, tarım gelirlerinin ihtiyacı karşılamamasına neden olmaktadır. Çiftlik niteliğinde geniş araziler yoktur. Toprak her türlü urun yetiştirmeye elverişli olmakla birlikte iklim şartları, üretim üzerinde yıllara göre olumsuz etki yapmaktadır.
    Hayvancılık :
    İlçe hayvancılık gelir kaynağı olmasından çok halkın kendi ihtiyacını temin etme amacına yöneliktir. En çok sığır mevcut olup genelde ıslah edilmiştir. Küçükbaş hayvan sayısı toprak durumuna göre yeterli miktardadır. Toprak besicilik için yeterli ve elverişli değildir. Hayvan sayısının son yapılan tespitlere göre; 1750 sığır, 1050 koyun, 35 keçi, 850 kümes hayvanı olmak üzere toplam 3685 tir. Ayrıca 990 adet fenni kovan mevcuttur.
    Sanayi ve Ticaret :
    Sanayi Durumu: İlçe büyük sanayi kuruluşları bulunmamakla birlikte yaş çay ürününün işlenmesine yönelik faaliyet sürdüren ve 1986 yılında kurulan 130 ton / gün kapasiteli AKFA Çay fabrikası, 60 ton / gün kapasiteli Ören Çay Fabrikası, 40 ton / gön kapasiteli Amber Çay Fabrikası 30 ton/gün kapasiteli Dilber Çay Fabrikası ve 30 ton / gün kapasiteli Kemaloğlu Çay Fabrikaları mevcuttur. Bunların dışında küçük çapta atölyeler bulunmaktadır. Ticaret Durumu: Tarıma dayalı ürünler arasında fındık, çay ürünleri ile hayvansal ürünlerden, tereyağı, yumurta ile arıcılıktan elde edilen bal gelir kaynaklan arasındadır. Fındığın bir kısmı İlçe’de bulunan FİSKOBİRLİK tarafından alınırken, bir kısmı da tüccar tarafından satın alınır ve pazarlanır. Üretilen çayın tamamına yakın bir kısmı İlçede bulunan özel sektör çay fabrikaları tarafından alınarak işlenmektedir. Tüketim malları arasında manifatura, tuhafiye, inşaat malzemeleri, dayanıklı tüketim malları, sebze ve meyve toptan ve perakende ticareti yapılır. İlçe turizm olayı mevcut değildir. İlçede genel idare kuruluşları dışında, Fiskobirlik ve Tarım Kredi Kooperatifi bulunmaktadır. Bankalar : T.C. Ziraat bankası ve Görele Akbank Şubesine bağlı ATM merkezi bulunmaktadır. Fuar, Sergi vb. yerler bulunmamaktadır

    Eğitim

    İlçede Eynesil Anadolu Lisesi,Eynesil Lisesi,Eynesil İmam Hatip Lisesi olmak üzere 3 adet lise bulunmaktadır.Köylerde 9 adet Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu olup, 1 adet İlçe merkezinde, 1 de Ören beldesinde olmak üzere 2 ilköğretim okulu mevcuttur. İlçede 2003 yılında açılan İşitme Engelliler İlköğretim, 2004 yılında açılan YİBO okulları mevcuttur. İlköğretim okullarında 1580 ve Orta Öğretimde 450 olmak üzere 2030 öğrenci eğitim-öğretime devam etmektedir.






    Eynesil belde ve köyleri
    İl: Giresun ● İlçe: Eynesil
    Beldeler:Ören
    Köyler:
    Adaköy • Aralık • Balali • Belen • Çorapçılar • Dereköy • Ishaklı • Kekiktepe • Kemaliye • Kemerfi • Kösemen • Yarımca








    Görele, Giresun

    Giresun ilinin bir ilçesidir. İl merkezine 63 km. uzaklıkta bulunan ilçenin toplam nüfusu 43949'dur. Rus-Osmanlı Harbinde Rusların mağlup olduğu Haç dağındaki Kanlıdere muharebe yeri, Görele şehir merkezine 6 km. uzaklıkta olup, görülmesi gereken bir yerdir.
    Kuşçulu Köyündeki türbe, Çavuşlu'daki Kuğuoğlu Süleyman Ağa Türbesi kültürel değer taşıyan önemli yapılardır. İlin genelinde olduğu gibi Görele ilçesinde de fındık bahçeleri doğanın dokusuna önemli bir zenginlik katmaktadır.

    Coğrafi Yapı

    Güneyinde Çanakçı, Gümüşhane Torul, doğusu Eynesil ve Trabzon ili Şalpazarı ilçesi, batısı Tirebolu ve Doğankent ilçeleri ile çevrili olan ilçe karadenizin kıyı şeridinde kurulmuştur. Bölgenin %95 i dağlarla kaplıdır. Başlıca dağları Sis ve Haç dağlarıdır. Akarsular arasında Görele deresi, Çavuşlu deresi ve Çömlekçi deresi bulunur. İklim Giresun yöre ikliminin aynısıdır. Ancak yüksek kesimlere kış mevsiminde biraz daha fazla kar yağışı olur. yüzölçümü 290 km dir.



    Kültür

    Giresun yöresinin foklorik değerleri açık bir şekilde görele ilçesindede yaşatılmaktadır. Görele ilçesinin bağlı köylerinde farklı şiveler göze çarpar. Görele ilçesine ait türküler arasında, “Çavuşlu diye diye” , “Atmacayı vurdular” , “Ayağında çorabın” , “Yaylanın soğuk suyu” , “Tarlalar salkım saçak” , “Püsküllüdür püsküllü” , türküleri oldukça meşhurdur.








    Güce, Giresun


    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 3461[] (2000) İlçe nüfusu 8679[] (2000) Rakım 340 metre Koordinatlar
    Posta kodu 28520 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi Bölge Karadeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Metin Borazan Belediye başkanı Osman Karabatak Yerel yönetim site [] İlçe kaymakamlık site [] Güce, Giresun ilinin bir ilçesidir.

    Coğrafyası ve Tarihi

    [​IMG]
    Meydan


    Güce Giresun merkeze 55, sahile 14 km mesafede 4 mahalleden oluşan Giresun iline bağlı bir ilçedir. Rakım 340 metre olan ilçe merkezi arazi yapısı ile özdeş doğal güzellikleri meşhurdur. İlçeye 15 köy bağlı bulunmaktadır. Ağaçbaşı yaylası görülmeye ve gezmeye değer güzellikler taşımaktadır. İlçeye bağlı Boynuyoğun köyü Türk boylarının Anadoluya dağıldığı oba yerleşimi oluşu nedeni ile Türk Tarihi açısından önemli bir yer teşkil eder. Ayrıca Osmanlı - Rus savaşlarının yaşandığı son cephe oluşu, savaş sırasında kullanılan istihkamların bugün dahi bozulmadan durması, H.Hamdi Paşa komutasındaki Karadeniz gönüllü müfrezesinin kahramanlıklarının açık kanıtı gibidir. İlçede tarihi yaşamak açısından taş döşeli ipek yolları, çeşmeler, 7 değirmenler, kilise kalıntıları, hanlar, Şaban kalesi tarihi Karadeniz evleri ve serenderler görülmeye değer tarihi güzelliklerdir.

    Doğal Güzellikleri

    Doğal güzellikler arasında ise Kılıç kaya, Kumluca İn, Kurt resmi, Puslu Çağlayan, İnoyrak Çağlayanı, Danacı Kaya, Akılbaba Tepesi, Ağaçbaşı Yaylasıve Şantiye yer almaktadır. Öte yandan güzel mesire alanları arasında, Boz, Şaban kalesi, gelevera deresi ve pehlivan tepesi gösterilebilir. Gelevera deresinde balık avlamak ve piknik yapmak ayrı bir ilgi alanıdır. El sanatları arasında ise el yapımı demircilik,sepet yapımı,Tevekli beşiği gösterilebilir.

    Tarımsal Faaliyetleri

    İlçede yetiştirilen Tarım ürünleri ise Fındık, Çay, Mısır, Kivi, Kiraz. Yöreyle özdeş Taflan (karayemiş),Elma, Armut, Ahududu, Dut, Kestane, Mayıs çileği, Çalı çileği ve Başta Fasülyenin yer aldığı her türlü sebze yetiştirilebilmektedir. Arıcılık, Büyükbaş ve Küçükbaş hayvancılık da başlıca geçim kaynaklarındandır. Kestane balı çok ünlüdür. İlçede çay işleme fabrikası, tavuk yumurtası üretim çiftliği bulunmaktadır.

    İdari Yapısı

    İlçede Adliye dışında bütün kamu kuruluşları yerleşiktir. Siyasi ilçe teşkilatları, Başta THK derneği olmak üzere çiftçi ve esnaf kooperatifleri, çeşitli dernekler, İlçe Jandarma ve birde kamu banka şubesi yer almaktadır. Eğitimin yüksek olduğu ilçede, 1 lise, 1 YIBO, 6 ilköğretim okulu ve 7 adet birleştirilmiş sınıflı okul bulunmaktadır.








    Keşap, Giresun


    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 9475[] (2000) İlçe nüfusu 22468[] (2000) Yüzölçümü 222 km² Koordinatlar
    Posta kodu 28900 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi Bölge Karadeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Tamer Orhan Belediye başkanı Mehmet Emür Yerel yönetim site [] İlçe kaymakamlık site Ana Sayfa - Keşap Kaymakamlığı Giresun ilinin bir ilçesidir. Sahil kıyısında Giresun 'a 10 km. uzaklıkta bulunur.

    Tarihi

    Keşap 'ın tarihi M.Ö. kadar dayanmaktadır. Keşap'ın tarihini Giresun, Trabzon ve Şebinkarahisar ile birlikte düşünmek gerekir. Keşap ve çevresi M.Ö 6. yy'larda Ahameni(Pers) İmparatorluğunun 3. ve 2. yy'larda ise Selefki Asya Krallığının Sınırları içinde bulunur. M.Ö. 183-68 yıllarında Pontus Krallığının daha sonra Roma İmparatorluğu 'nun eline geçer. M.S. 395 te Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Doğu Roma, diğer adıyla Bizans İmparatorluğu 'nun payına düşer. Bölge M.S. 6.yy'da Merkezi İran 'da bulunan Sasanilerin saldırısına uğrar. Keşap ilk defa 11.yy'ın sonlarına doğru Doğu Türkler 'in hakimiyeti altına girer ama bu, haçlı seferleri sebebi ile uzun sürmez. Türkler geriye çekildikten sonra, tekrar Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'na kalır. 1204'te ise Trabzon Rum (Kommenos) İmparatorluğu'nun mülkü olur. 1397 den sonra Keşap'a Oğuzların Çepni boyu etkili olmaya başlar. Bu etki Giderek artar. Bununla birlikte, yöre hala Trabzon Rum (Kommenos) İmparatorluğu'na bağlıdır. 1467 de Fatih Sultan Mehmet Trabzon 'u fethetmeye giderken Keşap 'ı da Osmanlı sınırları içine alır.

    Coğrafi Yapısı

    Yüzölçümü 222 kilometrekareyi bulan Keşap ilçesi, Giresun’a 10 km mesafede sahilde kurulmuştur. Alanı üçgene benzeyen ilçenin güneybatısında Giresun ’un merkezi ve Dereli, doğusunda Espiye, güneydoğusunda ise Yağlıdere ilçeleri yer almaktadır. Arazi yapısı tamamen engebelidir. Dağlar ve tepeler arasında derin vadiler bulunur. İlçe Merkez, Karabulduk ve Yolağzı diye üç coğrafi bölgeye ayrılır. En yüksek yerleri geçit köyü, Karadağ, Karatepe, Ocak, Bozarı, Armelit, Sancaklı, Töngel, Topgediği, Demirci, Evliya ve Kabak tepeleridir. Denize dökülen dereler arasında en önemlileri, Kargın, Dut yalısı, Taflan, Keşiş, Keşap, Torağzı, Kömürlük, Yolağzı, Killik, Değirmenağzı dereleridir.



    Köylerimiz

    A
    Alataş, Keşap
    Altınpınar, Keşap
    Armutdüzü, Keşap

    B
    Balıklısu, Keşap
    Bayrambey, Keşap
    Bayramşah, Keşap

    C
    Ceylanpınar, Keşap

    D
    Demirci, Keşap
    Değirmenağzı, Keşap
    Dokuztepe, Keşap
    Düzköy, Keşap

    E
    Erköy, Keşap

    G
    Geçitköy, Keşap
    Gönüllü, Keşap
    Güneyköy, Keşap-Giresun´a 10 km dir.Kesap´la Giresun arasindaki tünelin üst tarafindadir
    Gürpınar, Keşap

    H
    Halkalı, Keşap
    Harmandalı, Keşap
    Hisarüstü, Keşap
    İ
    İSMAİL KÖYÜ
    K
    Karadere, Keşap
    Karaishak, Keşap
    Karakoç, Keşap
    Kayabaşı, Keşap
    Kaşaltı, Keşap
    Keşap, Giresun
    Kurbanpınarı, Keşap
    Küçükgeriş, Keşap
    Kılıçlı, Keşap

    S
    Sancaklıtepe, Keşap
    Saraycık, Keşap
    Sayca, Keşap
    Sürmenli, Keşap

    T
    Taflancık, Keşap
    Tepeköy, Keşap
    Töngel, Keşap

    U
    Unaca, Keşap

    Y
    Yazlık, Keşap
    Yivdincik, Keşap
    Yolağzı, Keşap
    Yolbaşı, Keşap
    Yünlüce, Keşap

    Ç
    Çamlıca, Keşap

    Ekonomisi

    Ekonomik yapı çoğunlukla fındık tarımına, hayvancılığa, balıkçılık, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Fındığın yanı sıra, mısır, sebze, meyve ve çay tarımı da yapılmaktadır. 1992 yılından bu yana bölgede kivi üretimi de yapılmaktadır.
    Deniz balıkçılığı yanında son yıllarda alabalık yetiştiriciliği de büyük gelişme göstermiştir. Arıcılık Karabulduk Yöresinde önemli bir gelişme göstermiştir.Karabulduk, Halkalı yöresinde kivi arıcılık ve kiraz üreticiliği meşhurdur.
    Bölgede son yıllarda önemli sanayi tesisleri yapılmıştır. 3 fındık kırma, bir çay, iki parke ve bir un fabrikası bulunmaktadır.
    İlçenin tüm köylerinde yol olup bu yolların çoğu sıtabilizedir. Son yıllarda betonlaşma çalışmaları sürdürülmekte olup eski Armelit yolunun iyileştirme çalışmaları sürdürülmektedir. Halkalı köyü ekonomiye büyük katkı sağlamıştır. Çok zengin olan köy ahalisi çevre köylerede yardıma başlamıştır.



    Turizmi

    İlçede Turizm çok gelişmemiş olsa da Yayla Turizmi yapılmaktadır. İlçeyi daha çok yerli turistler ziyaret etmektedir. Tarihi ve Doğal yapılar arasında Hüseyin Efendi Türbesi, kemer köprüler, Karşıyaka Camii önemli sayılır.



    Yaylacılık

    İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda, Temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.
    Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile gidilmekte. Bölge halkı Giresun 'un meşhur yaylalarına çıkmaktadır. En ünlü yaylaları Karadua,Buları,Çakrak,Ağlıkkıranı,Güzdekderesi,Çık rıkkapı yaylalarıdır



    Yemeklerimiz

    Yemeklerimiz
    KEŞAP MUTFAĞININ ÖZELLİKLERİ
    Tarihsel süreç içerisinde bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan ilçemiz, zengin bir kültür mirasına sahiptir. Bu kültürün önemli bir yanını “Mutfak Kültürü” oluşturur.
    Anadolu’nun kuzey bölgesinde yer alan Keşap bir geçiş merkezi olması, farklı iklim ve coğrafyalara sahip bulunması nedeni ile kıyı kesimlerde ot, yapraklar ve deniz ürünlerinden oluşan yemekler hakimdir.
    Yılın dört mevsimi eksik olmayan yağışlar ve bol rutubet nedeniyle Keşap tabiatı, zengin bitki örtüsü ile kaplıdır. Bu durum mutfak kültürünü doğrudan etkilemiştir. Yörede yiyecekler genel olarak otsu bitkiler, ot yaprakları, diken uçları, sebzeler ve mantarlardan oluşmuştur. Yaz mevsimi bunlar günlük taze olarak tüketilir. Kışlık yiyecekler fırınlanmış kuruluklar, tuzlular, turşular, konserveler, pekmez ve reçeller, kompostoluk ve çerezlik olarak hazırlanırlar.
    Keşap bir sahil şehri olduğu için mutfağında deniz ürünlerinin önemli bir yeri vardır. Hamsi, Mezgit, İstavrit, Palamut, Kefal, İzmarit, Tirsi, Barbun, Sargan, Kötek ve Midye en yaygın türlerdir. Ayrıca derelerimizde doğal olarak yetişen alabalık çok değerlidir. Son yıllarda kültür balıkçılığı oldukça gelişme göstermiştir. Genel olarak Havuz Alası ve Somon balıkları yetiştirilir.
    Köylerde yapılan hayvancılığa bağlı olarak beyaz peynir (tecen), deri peyniri (tulum), küp peyniri ve çökelek yapılır. Küp peyniri ve çökelekler güveçlerde yazdan toprağa gömülerek kışa saklanırlar.
    Keşap Ekonomisi ve Kültüründe ağırlıklı yeri olan fındıktan, çok çeşitli tatlı ve pastalar yapılmaktadır. Ayrıca ekmek fırınlarında çıkarılan pekmezli simit (susamsız) dikkati çekmektedir.
    Keşap'ta doğal bitkilerin bir kısmı kurutularak içecek olarak kullanılır. Bu bitkiler; kekik, ıhlamur, nane, çay, taflan yaprağı, kuşburnu ve yayla papatyalarıdır. Lezzetli ayranların yanı sıra pekmez, reçel ve marmelatlar sulandırılarak soğuk içecek olarak kullanılırlar.
    Keşap hanımları, her şeyde olduğu gibi yemek yapımındaki becerileri ile de tadı, lezzeti birbirinden güzel, yüzlerce çeşit yemeği geliştirip sofralara sunmakla kendi kültürlerini oluştururken, Anadolu mutfak kültürüne de büyük katkıda bulunmuşlardır.
    Sonuç olarak “Keşap Mutfak Kültürü” kendine özgü nitelikleri ile incelemeye değerdir.


    KARALAHANA ÇORBASI

    MALZEMELER :
    1 bağ karalahana (Pancar)
    2 adet soğan
    1 kase mısır yarması
    1 kase kuru fasulye
    1 kaşık tereyağı,
    Yarım fincan zeytinyağı
    1 su bardağı mısır unu
    Acı biber
    HAZIRLANIŞI :
    Lahanalar doğranıp kaynamış suyun içine ilave edilir. Sonra içine haşlanmış yarma ve fasulyeler koyulur. Biraz pişince çorba karıştırılarak mısır ununun tamamı elle yavaş yavaş ilave edilir. Topaklanmamasına dikkat edilir. Diğer yandan bir tavada yağ ile beraber soğan ve biber pembeleşinceye kadar kavrulur. Kaynayan çorbanın içine ilave edilir ve yeteri kadar tuz eklenir ve çorba pişince ateşten alınır.
    Not: Çorbanın piştiği pancarın ezilip ezilmediği kontrol edilerek anlaşılır.


    MENDEK ÇORBASI

    MALZEMELER :
    1 bağ mendek
    1 fincan pirinç
    1 adet soğan
    Biber, su
    1 bardak et suyu
    1 su bardağı kuru fasulye
    2 yemek kaşığı tereyağı
    2 fincan mısır unu
    HAZIRLANIŞI :
    Bir tencerede su ve et suyu kaynatılır. Ayıklanıp, yıkanıp, doğranmış mendek kaynayan suyun içine ilave edilir. Sonra içine haşlanmış fasulyeler konur. Biraz pişince çorba karıştırılarak mısır unu elle yavaş yavaş ilave edilir. (Topaklanmamasına dikkat edilir) Pirinci ilave edilir. Pirinçler uzayıncaya kadar pişirilir.
    Diğer yandan yağ ile beraber soğan ve biber pembeleşinceye kadar kavrulur. Kaynayan çorbanın içine ilave edilir, tuzu eklenir. Mendekler pişince ateşten alınır. Sıcak olarak servis yapılır.


    HOŞRAN ÇORBASI

    MALZEMELER :
    1 demet hoşran
    1 su bardağı kuru fasulye
    3 adet soğan
    2 çorba kaşığı tereyağı
    Su, tuz
    Bir su bardağı mısır unu
    Bir kaşık salça
    HAZIRLANIŞI :
    Fasulye akşamdan ıslanır ve ertesi gün haşlanır. Hoşranlar iyice yıkanıp ince doğranır ve kaynayan suyun içine atılır. Kuru fasulyeler ilave edilir.
    Kaynayan çorbanın içine mısır unu azar azar karıştırarak ilave edilir. Tuzu koyulur. Tereyağı eritilir, salça ve biberler ile ince doğranmış soğanlar eriyen yağda kavrulur, pembeleşince çorbaya ilave edilir, 3 - 5 dakika kadar daha pişirildikten sonra sıcak servis yapılır.


    ÇALIÇİLEĞİ ÇORBASI

    MALZEMELER :
    1/2 kg. çileklik (Çalı çileği)
    2 adet soğan
    1 çay bardağı mısır yarması
    1 kaşık salça
    1 su bardağı kuru fasulye
    1 adet soğan
    2 kaşık tereyağı
    HAZIRLANIŞI :
    Ayıklanmış çalıçileği kaynamakta olan suya konarak haşlanır. Süzülür ve sıkılarak doğranır. Bir tencereye koyulan suya haşlanmış mısır yarması ve fasulye ilave edilerek 10 dakika pişirilir.
    Doğranmış çileklikler kaynamakta olan suya ilave edilerek 20 dakika daha pişirilir.
    Diğer taraftan ince bir şekilde kıyılan soğan yağda pembeleşinceye kadar kavrulur, kaynamakta olan çorbaya ilave edilir. 10 dakika daha pişirilerek sıcak servis yapılır.


    GÜCÜKDENE ÇORBASI

    MALZEMELER :
    1 bağ gücükdene
    1 fincan pirinç
    3 adet soğan
    Biber, su, tuz
    1 su bardağı kuru fasulye
    2 yemek kaşığı tereyağı
    2 fincan mısır unu

    HAZIRLANIŞI :
    Ayıklanıp yıkanan gücükdeneler doğranarak tencerede kaynayan suyun içerisine konur. Haşlanmış kuru fasulyeler ve pirinçler ilave edilir.
    Mısır unu, kaynayan çorbanın içerisine azar azar karıştırılarak tuzu ilave edilir.
    Tereyağı bir tavada eritilip, doğranmış soğan, biber, yağ karıştırılarak pembeleşinceye kadar kavrulur ve çorbaya katılarak beş dakika daha pişirilir ve servis yapılır.


    ETLİ PANCAR (KARALAHANA) SARMASI

    MALZEMELER :
    2 demet pancar
    1 kg. kıyma
    1,5 su bardağı pirinç
    Yarım demet maydanoz
    2 baş soğan
    2 kaşık salça
    Tuz
    HAZIRLANIŞI :
    Lahanalar yıkanır, sapı koparılır ve haşlanır, soğumaya bırakılır, pirinçler yıkanır, soğanlar ince doğranır ve kıymaya katılır. Maydanoz tuz ilave edilerek yoğrulur. Pancar yaprakları büyüklüğüne göre ikiye veya dörde bölünür içersine hazırlanan kıymadan bir miktar konularak sarılır ve tencereye konulur. Diğer pancarlarda aynı şekilde sarılır ve tencereye dizilerek konulur. Üzerine sulandırılmış salça tuz ve sıcak su konularak pişirilir
    Not : Et yerine pirinç ile zeytin yağlı olarak ta yapılabilir.


    FIRIN KURU FASULYE

    MALZEMELER :
    1/2 kg. fırın kurusu fasulye
    1su bardağı kuru fasulye
    2 kaşık pirinç
    1 çay bardağı mısır yarması
    1 avuç mısır unu
    2 adet soğan
    1 tatlı kaşığı salça
    2 yemek kaşığı tereyağı,
    2 yemek kaşığı sıvı yağ
    HAZIRLANIŞI :
    Fırın kurusu fasulyeler ayıklanarak haşlanır, süzülür ve yemeklik boyutunda doğranır. Diğer taraftan kuru fasulye ve yarma ayrı ayrı haşlanır, süzülür. Tencerede yağ eritilir, soğan ve salça konarak kavrulur. Kuru fasulye, yarma ve fırın kurusu ilave edilerek bir süre kavrulur. Üzerine sıcak su konur. Pirinç ve tuz ilave edilir. Yemek karıştırılarak mısır unu da konduktan sonra pirinçler uzayıncaya kadar pişirilir.


    SİRKELİ FIRIN KURU FASULYE

    MALZEMELER :
    1 Su bardağı kuru fasulye
    2 adet orta boy soğan
    1 kaşık tereyağı
    Tuz, salça
    4 adet maydanoz
    1 çay bardağı sirke
    1 adet sarımsak
    HAZIRLANIŞI :
    Önce tereyağı, soğan ve kıyma bir tencerede ateş üzerinde pembeleşene kadar kavrulur. 4 bardak su ve tuz eklenerek, dövülmüş buğday veya mısır yarması ile birlikte pişirilir. Pişirildikten sonra üzerine pul biber eklenerek servis yapılır.


    YARMALI LAHANA SARMASI

    MALZEMELER :
    2 bağ kara lahana
    2 kase ince yarma
    ½ kase bulgur
    ½ kase pirinç
    4-5 adet soğan
    2 kaşık tereyağı
    tuz, karabiber
    nane
    ½ bağ maydanoz
    HAZIRLANIŞI :
    Yarma bir tencereye konulur, üzerini geçecek kadar su ilave edilir ve pişirilir. Pişerken üzerine çıkan kepekleri toplanır. Yarma pişince pirinç ve bulguru ilave edilir. 1-2 taşım kaynatılır ve ateşten indirilir. Diğer taraftan yağ, ince kıyılmış soğan, karabiber, nane ve maydanoz yağda kavrulur ve pişmiş yarmalı karışımın üzerine ilave edilir. Tuzu katılır. Lahana yaprakları dolmalık olarak ayıklanır ve kaynayan suya konularak haşlanır. Süzülür ve soğuk sudan geçirilerek sarmaya hazır hale getirilir. Yaprakların içersine bir tatlı kaşığı iç konularak düzgün bir şekilde sarılır. Üzerine kaynar su ilavesi yapılarak orta hararetli ateşte pişirilir.


    KARIŞIK DİBLE

    MALZEMELER :
    1 Bağ mendek
    1 tutam pancar
    1 tutam pezik
    2-3 tane ebe gümeci
    4 adet soğan
    Tuz
    Acıbiber
    Tereyağı ve sıvı yağ
    1,5 su bardağı pirinç
    HAZIRLANIŞI :
    Yukarıda belirtilen sebzeler yıkanır, incecik kıyılır. Tencereye koyulur üstüne pirinç, soğan, biber ve tuz ilave edilir. Pişmesine yakın yağı bir tavada eritilir üzerine dökülür. Ağzı kapatılarak 10 dakika demlendirilir. Sonra iyice karıştırılır sıcak olarak servis yapılır.




    HAMSİ DİBLESİ

    MALZEMELER :
    1 Kg. Hamsi
    4 Bağ Maydanoz
    6 Sap Pancar
    2 Su Bardağı Pirinç
    2 adet Soğan
    1 Yemek Kaşığı Tereyağı
    1 Fincan Sıvıyağı
    Tuz, Biber
    HAZIRLANIŞI :
    Hamsiler kılcığından ayrılarak suya konacak. Pancar ve maydanoz incecik kıyılarak yıkanacak, süzgece çekilecek.
    Suyu geçen pancar ve maydanoz bir tencereye konacak, ortası açılacak içine suyu sıkılmış hamsi, ince kıyılmış soğan ve pirinç ilave edilecek. Ateşte pişirilecek, inmesine yakın bir yemek kaşığı tereyağı, bir fincan sıvıyağ eritilerek, tuz ve biber ilave edilerek üzerine dökülecek.
    Not: Aynı diple, sargan balığı ile de yapılır


    KARALAHANA DİBLESİ

    MALZEMELER :
    1 bağ karalahana
    2 su bardağı pirinç
    2 çorba kaşığı tere yağ
    4 adet soğan
    Yarım kaşık tuz
    1 adet acı biber
    HAZIRLANIŞI :
    Yıkanmış karalahanalar ince kıyılır. Bir tencereye bir karalahana, bir kat pirinç ve doğranmış soğan konur. Üst kısmına lahana yerleştirilerek tuzlanır ve ağzı kapatılır. Sonra ateşe konur indirilmeden beş dakika önce karıştırılır ve üzerine kızdırılmış yağda biber ilave edilir. Ağzı kapatılarak demlenmeye bırakılır. Sonra tekrar karıştırılarak servise hazırlanır.


    GALDİRİK KIZARTMASI

    MALZEMELER :
    1 demet galdirik
    Mısır unu (Bir avuç)
    2 adet yumurta
    1 fincan sıvı yağ
    Tuz, karabiber
    HAZIRLANIŞI :
    Galdirikler bol suda yıkandıktan sonra doğranır. Kaynayan suyun içine atılarak haşlanır. Haşlandıktan sonra süzülür ve suyu sıkılır.
    Daha sonra yumurta, un, karabiber haşlanmış galdiriklerle karıştırılır. Tavaya yağ konulur yağ kızdırıldıktan sonra mevcut karışım tavaya yayılır kızarınca kapakla çevrilerek diğer tarafta kızartılır ve servis yapılır.


    GALDİRİK MIHLAMASI

    MALZEMELER :
    1 demet galdirik
    3 adet soğan
    3 adet yumurta
    2 çorba kaşığı tereyağı
    Yarım fincan sıvı yağ
    Tuz, karabiber.
    HAZIRLANIŞI :
    Galdirikler bol suda yıkandıktan sonra doğranır. Kaynayan suyun içine atılarak haşlanır. Haşlandıktan sonra süzülür ve suyu sıkılır.
    Tepside ince kıyılmış soğanlar sıvı yağ ve tereyağı ile kavrulur. Suyu sıkılmış galdirikler içine konur. Karıştırılarak tuz ve karabiber ilave edilir. Yumurtalar üzerine kırılır, 2 dakika ağzı kapalı olarak kısık ateşte pişirilir ve sıcak olarak servis yapılır.


    PANCAR DÖŞEMESİ

    MALZEMELER :
    1 bağ pancar
    1 adet domates
    2 adet soğan
    2 kaşık kıyma
    1 çay bardağı pirinç
    1 yemek kaşığı salça
    1 yemek kaşığı tereyağı
    Sıvı yağ,acı biber, tuz
    HAZIRLANIŞI :
    Pancarlar temizlenip doğranır, haşlanarak süzülüp sıkılır. Yağ, domates, soğan, salça, kıyma tencerenin dibinde kavrulur. Suyu ilave edilip kaynatılır.
    Kaynayan suya haşlanan pancar atılır. Pişmesine yakın pirinç, tuz ve biberi ilave edilir. Pirinçler uzayıncaya kadar pişirilir.


    MISIR YARMASI YEMEĞİ

    MALZEMELER :
    1kg. mısır yarması
    1 kase kuru fasulye
    4 adet soğan
    1 kaşık tereyağı
    1 kaşık salça,
    Tuz, nane ve acı biber.
    HAZIRLANIŞI :
    Yarma ve kuru fasulye iyice yıkanarak akşamdan ıslatılır. Sonra üzerini örtecek kadar su ile ocağa konur pişirilir. Suyu azalınca kaynar su ilave edilerek iyice pişirilir. Tam olarak pişince tuzu ilave edilir. Suyu tam olarak çektirilmemelidir.
    Diğer taraftan ince doğranmış soğan, salça yağda kavrulur, pişen yemeğin üzerine ilave edilir. Acı biber katılır, bir iki taşım kaynatılır ve ateşten alınır. Arzu edilirse nane ilave edilerek sıcak olarak servis

    Örf ve adetleri

    İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun ili ile benzerlik göstermektedir. Ünlü mican türküsü bu yörede yaşayan bir halk kahramanı olan Mican için yapılmış ve yüzyıllardır söylenir.. Meravulcan kavurması, kadayıf ve güllaç, balık ve mantar salamurası yöreye özgü yemeklerdir.
    Keşap ve yöresinde il çevresinde olduğu gibi iğne oyası, şelek-sepet örmeciliği, semercilik, ağaç oymacılığı, el kilim ve halıcılığı, hartama ve tabanca süslemeleri önemli el sanatları arasındadır.



    Egitim

    İLÇEMİZDE EĞİTİM ÖĞRETİM
    Keşap eğitim açısından köklü bir geçmişe sahip olan ender yörelerimizden bi*ridir. Düzköy'de 1881 yılında kurulan 6 sınıflı ilkokul bu köklü geçmişin kanıtıdır. Binası halen ayakta olan bu okul uzun yıllar Keşap'ın tek öğretim kurumu olmuş ve burayı bitirenlerin büyük bölümü bürokraside önemli görevli almışlardır.
    Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1924 yılında, bucak merkezi durumundaki Keşap ile Yolağzı köyüne birer ilkokul açılmıştır. Keşap'ta "Merkez İlkokulu" adıyla açılan bu okul şimdiki Halk Eğitim ve Akşam Sanat Okulunun bulunduğu yerdeydi. 1967 yılında Ortaokul yanında açılan ve bugünkü binasına taşınan bu okul, 1987 yılında Mehmet Akif Ersoy ilkokulu adını almıştır. Keşap'ın ikinci ilkokulu ise Bozkurt Mahallesinde Cumhuriyet ilkokulu adıyla 1987 yılında açılmıştır.
    Keşap'ta ortaokul 1954 yılında açılmıştır. Keşap Ortaokulu 1973 -1974 Öğre*nim yılında liseye dönüştürülmüştür. Bu okul bugün Emniyet Amirliğinin bulundu*ğu binada hizmete açılmış olup, 1955-1956 Öğrenim Yılında şimdiki Mehmet Akif Ersoy ilkokulunun da bulunduğu bahçedeki kendi binasına taşınmıştır.
    İlçede bulunan diğer bir öğrenim kurumu olan imam Hatip Lisesi de normal eğitiminin yanı sıra, devlet parasız yatılı ve burslu olarak da eğitim vermektedir.
    İlçemizde 2004-2005 Eğitim-Öğretim yılında toplam 13 okul faaliyet göstermektedir. Bunların 2 tane Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu, 1 tane 5 sınıflı İlköğretim Okulu ,5 tane 8 sınıflı İlköğretim Okulu,1 tane Pansiyonlu İlköğretim Okulu, 1 tane Çok Programlı Lise,1 tane İmam-Hatip Lisesi , 1 tane Özel İlköğretim Okulu, 1 tane Özel Lisesi ve 1 tanesi de Özel Fen Lisesidir.4 İlköğretim Okulumuzun bünyesinde anasınıfı açılmıştır.
    İlçemizde 2004-2005 Eğitim-Öğretim yılında ilköğretimde 2315 öğrenci ve ortaöğretimde 501 öğrenci olmak üzere toplam 2816 öğrenci eğitim öğretim görmektedir. Anasınıfı öğrenci sayısı ise 82’ dir.
    İlçemizde İlköğretimde geçen yıla göre erkek ve kız öğrenci sayısı azalmış, Bunun sebebi ise İlçemizden ekonomik bakımından göç başlamıştır.
    İlçemiz ilköğretim okullarında görev yapan öğretmen sayısı 110 ve ortaöğretimde ise 39’ dür.
    İlçemize hayırsever vatandaş tarafından yaptırılan Küçükgeriş İlköğretim Okulu 2004-2005 eğitim-öğretim yılında hizmete açılmıştır. Halkalı Köyü Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu öğrenci azlığı nedeniyle kapanmış olup, öğrencileri Şh.Ömer Öztürk İlköğretim Okuluna taşınmaktadır.





    Giyim

    Giyim Kuşam
    KEŞAP'TA GİYİM KUŞAM VE KADIN-ERKEK KIYAFETLERİ
    KEŞAP'TA GİYİM KUŞAM
    İlçe merkezi ve kıyı bölgelerinde çağdaş giysiler giyildiği halde iç kesimlerde geleneksel giysiler yaygındır. Keşap'ta peştamal kadın giyiminin değişmez bir parçasıdır. Cepkenler, bindallılar, entariler bu yörede görülmektedir. Kadınlarda başa örtülen, bele sarılan peştamalın değişik türü vardır. Kadınlar başlarına “Keşan Peştamal” denilen gösterişli ve ince bir dokumayı bellerine de düz çizgili veya direkli peştamal diye adlandırılan dokumayı sararlar. Kadınlar eskiden canfes (üçetek) de giyerlerdi. Ev gezmelerinde, düğün ve bayram gibi özel günlerde de kadınlar başlarına altın tepelik, boyunlarına beşibiryerde ve kollarına da hasır bilezik takarlardı. Hasır bilezikler günümüzde de büyük ilgi görmektedir. Eskiden dokunan yün çoraplara günümüzde pek rastlanmamaktadır. Boyalı yaşmak ve çember, peştamal, entari, hırka ve yelek günlük kadın giyimini oluşturmaktadır. Ayaklara giyilen kara lastik artık kullanılmamaktadır. Kentte de görülen bu giyimin yanında modern giyim de yaygındır. Erkek giyiminde dağlık kesimlerde aba – zıpka denen paçaları dar, baldırdan yukarısı bol pantolonlar giyilir. Bu giyimde yörenin sert iklimin etkisi vardır. Erkeklerde aba zıpkanın yanında çerkez kayışı, kama, gümüş kamalık, kabalak ve çizme giyilmektedir. Erkekler il merkezinde, kıyı ve kasabalarında ceket ve pantolon giyerler, kasket takarlar.
    Günümüzde Keşap halkı modern giyimi kullanmaktadır. Yine köy ve kasabalarda kadınlar ev içinde oyalı yaşmak veya çember, entari, peştamal veya şal giyerler. Ayaklarına; lastik veya kundura giyerler.
    KADIN KIYAFETLERİ

    Daha çok ilçe merkezinde olmak üzere zenginler tarafından giyilen ipek ve kadife entariler yöreye has motiflerle süslenir. Ekonomik duruma göre altın, gümüş işlemeler göze çarpar. Genelde canlı renklerden oluşan (sarı, kırmızı vs.) serbest kıyafetlerdir. Kumaş olarak; eski yıllarda basma ve pazen olarak mevsimine göre giyinilir. Eskiden Çarşaf ve Ferace giyilirdi. Bindallı ve üçetek tabir edilen elbiseler de giyilirdi. Giyim kumaşları şehir ve köylerde değişmekte olup, ipekten yapma elbiseler kullanılabilirdi. Eskiden şehirlerde gündelik giysi olarak kadınlarda manusa denilen çizgili, pamuklu, fanusa denilen yünlü ve ipek kadife entariler giyilirdi. Tepelik ve oyalı yemeni başa bağlanırdı. Bu giysiyle sokağa çıkıldığında başa gelen kısma büzgülü ipek, pütükare çarşaf ve peçe takılırdı. Entarinin üstüne Musul çarşaf giyerler. Kenarları 2-3 cm. genişliğinde altın gümüş telle şeritlenmiş, başa kordonla bağlanıp, ucuna altın gümüş toplar, nazar boncuğu yaşlılara felç vurmasın diye bir akik boncuk bulunan peçe ve kıl peçeler takılırdı. Yatak giysisi olarak; beyaz patiskadan fistolu, kırmalı veya dantelli kurdelelerle süslü gecelik giyilirdi. Hamam giysisi olarak; Zenginler; altın sırmalı, gümüş telli havlular, üçgen biçimi yaşmaklar, gümüş tas, gümüş nalın, altın ve gümüş kakmalı fildişi taraklar kullanırlardı.Fakirler ise; baş tarafı işli ipekli havlular, yaşmaklar, ceviz nalın, bakır taslar ve pamuk keten peştamallar kullanırlardı. Sırmalı bohça içinde ikinci beyaz bohçaya sarılmış; gümüş telli sırmalı havlu, yaşmak, altın ve gümüş kakmalı fildişi tarak, gümüş tas, gümüş nalın, kese, sabunluk, hamamda üzerine oturmak için küçük bir halı ve işlenmiş örtü bulunur. Bunun yanında hamamda ipekli ve pamuklu peştamallar da kullanılırdı.
    Cember, Çember, Çömber
    Yörede baş örtüsü (Tülbent), yemeni ve yazma olarak da bilinir. İnce ve seyrek dokunmuş, üzerine kalıpla basılmış, elle boyanmış yaprak ve çiçek motifleri bulunan, etrafı çeşitli renklerde ince boncuk, metalik beyaz pul ve iğne oyalarıyla süslü, başta siyah olmak üzere değişik renklerde olan bez bağlanır. Çemberin diğer bir adı da “Yaşmak” veya “Bürümcek” olarak da geçmektedir.

    Entari
    Entari, üçetek veya Bindallı olarak da tabir edilir. Fistan üzerine eskiden “Yaylık” takılırdı. Yöre giyiminde en çok kullanılan model; beli büzgülü entari modelidir. Etek ve yaka kısmı fırfırlı (volanla) veya dilimli; kolları uzun, kol ağızları manşetli veya büzgülü olup lastik takılır. Yaylık; Genellikle Görele ve çevresinde kullanılır. Fistan üzerine İman tahtası olarak tabir edilen göğsü kapatan bezdir. Günümüzde kullanılmamaktadır.
    Yelek
    Kolsuz sade modeli ile yeni giyimi, kadife kumaşı ve işlemesiyle eskiyi hatırlatır. Kol ve yaka kenarına işlemenin renginde harç ve uyumlu renkli su taşı geçirilir. Yeleğin sağ ve sol yanı ile arkası eskiden sırma tekniği ile( başta çiçek ve yaprak olmak üzere ) çeşitli desenler işlenir. Tam bele inmez, önde kendiliğinden kapanabileceği gibi gizli kanca veya uçkurla içten bele bağlanır. Çeşitli pamuklu bezlerden yapıldığı gibi en makbulü kadife olanıdır.
    Göynek
    Beyaz ve krem rengi olan Göynek dokuma keten, kara keten ve bürümcükten yapılmıştır. İçe giyildiği için bu gün kullanılmamaktadır.
    İç Donu
    Eskiden uçkurlu ve dize kadar uzun, diz kısmı lastikli “Tıman” adı verilen bezden yapmadır.
    Peştamal
    Entarinin üzerine, bele bağladıkları, genellikle beyaz, kırmızı, enlice çizgili veya kareli peştamallar bağlanır. Buna yörede “Keşan” da denilir. Her gün iş içinde bulunan kadınların tarlada, mutfakta, yolda, pazarda belinde taşıdığı peştamalı oldukça süslü bir giysi olması yanında kadınların çalışırken üst başlarını kirlenmekten koruyan iyi bir önlüktür. Acem Şalı: Daha çok yüksek kesimlerde oturan kadınların bellerine sardıkları kalınca bir kuşaktır. Kuşak, sırtında yük taşıyan kadının belinin incinmemesi bakımından bir yastık (arkalaç) görevi görür. Özel gün ve düğünlerde giyilen püsküllü ve desenli yün kuşaklara “ACEM ŞALI” denirdi.Bunun sebebi bu kuşağın Acem ülkesinden gelmesidir.
    Kolon – Kolan
    Yassı ve enlice bağ. Kalın yünden dokunur. Kaytandan daha incedir. Kadınların; sırtında yük taşımada kullandıkları, ayrıca bellerine sardıkları bir bağdır.
    Çorap
    Yün ve ince sağlam pamuk ipliğinden dokunmuş Fildegoz adı verilen değişik renklerde motiflerle süslü diz kapağının altına gelecek şekilde uzunca örülmüş çoraplar giyilir. Bkz. Resim 9. Örgü desen ve motiflerine göre değişik adlar alırlar. Örneğin, erik yaprağı, burma, saç örgüsü, yıldız, çiçek, kilim, baklava ve muska gibi. Değişik renk ve motiflerde örülen bu çoraplara alaca çorap adı verilir.
    Yemeni
    Bir çeşit hafif ve kaba ayakkabı. Altı kösele olup değişik renkte deriden alçak topuklu olarak yapılır. Bkz. Resim 10. Dağ köylerinde deriden yapılan çarık, çapula, yemeni, kent merkezinde ve sahil köylerinde mest, kundura giyilir. Ayrıca kara lastik, içi pamuklu bezle kaplı olduğu için ayağı terletmediğinden daha çok kullanılır.

    TAKI VE AKSESUARLAR
    Gümüş Tepelik
    Cumhuriyet öncesi gümüş tepeliği yalnızca genç kızlar takar, gelinler ve evli hanımlar altın tepelik takarlar. Tepelikler genellikle duvak yerine kullanılan saf ipek örtünün üzerine, genç kızlarda ise; iğne oyalı şifon eşarp üzerine takılır. Günümüzde ise bunlar kullanılmamaktadır.
    Göğüse Takılanlar
    Yörede takı olarak altın, gümüş ve elmas her zaman rağbet görmüştür. Bazı takı türleri günümüze kadar özelliğini bozmadan gelmiştir. Yörede en çok beşibiryerde takılır. Bu altının yanlarına Osmanlı adı verilen Reşat Liralar takılır. Önceden kurdeleyle bağlanarak boyna takılan gerdanlık, günümüzde zincire dizilerek takılır. Bkz. Resim 11. Kulağa ise; elmas küpe, altın küpe (hasır işi) takılır. Yörede liralarla birlikte boğaza at boncuğundan küçük, çeşitli göz alıcı rengarenk boncuklar bağlanır. Bu lira ve boncuklar renkli bezden yapılmış bir bağ ya da renkli bir kurdeleyle dizilmiştir.
    Kola Takılanlar
    Genç kızlar gümüş bilezik, gelinler altın bilezik (hasır bilezik) takarlar. Her gelinin mutlaka hasır bileziği bulunur. Aile durumuna göre her iki kola da takılır.
    Yüz Süslemeleri
    Fındığın ateş üzerinde yakılarak elde edilen kömürden kaşlara “Rastık” çekilirdi. Yüze ise pudra sürülürdü. Bugün kozmetikten yararlanılıyor. Yine eskiden Geyik Mantarının sütünü kaşlara sürerek kızılımtırak bir boyama yaptıkları da söylenmektedir. El içlerine ise kutsal sayılan ve halen daha kullanılan “Kına” yakma olayı vardır.

    ERKEK KIYAFETLERİ

    Erkeklerde kostüm olarak hakim yaka beyaz gömlek, üstüne düğmeli yelek onun üstüne ise uzun kollu belden bağlamalı aba giyilir. Altta belden bağlamalı Zıpka, ayaklarda el örme çorap, üzerine diz hizasında çizme giyilir. Başta ise aba-zıpka kumaşından yapılmış kulak üzerinden bağlamalı “KABALAK” adı verilen başlık kullanılır. Aksesuar olarak, boyunda zincirli gümüş hamaylı, omuzdan asılıp bel hizasına inen zincirli gümüş tütünlük, göğüs hizasına takılan beşli gümüş köstek zincirleri, belde ise çerkez kayışı ile kılıflı kama ve tabancalık takılır. Kostüm kumaşının ana rengi siyahtır. Esas giyimin dokuması; “KARAMANTU” denilen keçi yününden yapılma, adına “ÇÖPÜR” denilen ve siyah renkli bir kumaştır. Bu kumaş kalın olup, 25 cm.lik enlilikte kazık denilen dokuma tezgahında elle dokunurdu. Oldukça ağır bir kumaştır. Bugün ise normal siyah renkli kumaşlardan yapılmaktadır.
    Kabalak
    150 – 170 cm. uzunluğunda, 24-25 cm. eninde çuha, karamanduladır, sağlam parlak kumaş yada şayak; Şayak: kaba bir şekilde dokunmuş, dayanıklı yünlü kumaş, iplikleri köyden köye ve çuhadan daha seyrek olarak dokunmuş lacivert veya siyah renktedir. Bkz. Resim 12. Kaba örgülü olmakla birlikte sıcak tuttuğundan özellikle köylüler ve kasaba esnafı arasında ceket (aba) ve pantolon (zıpka) kumaş olarak kullanılmıştır. Ortası başa yerleştirilecek şekilde dikilir. Bağlığın tepesine bağlı püskülü vardır. Önde 6 cm. eninde 20 cm. uzunluğunda kaytan işlemesi vardır. Arka tarafında 10 cm.’lik bir yırtmaç vardır. Bu yırtmaç kabalağın iyi ve rahat bağlanması için yapılmıştır. Uzun kısımları uç kısımlarından içe doğru 30 cm. astarlıdır. Başa sarılarak kulak üstünde fiyonk şeklinde bağlanır.
    Gömlek – Mintan
    El tezgahlarında 1900-1909 yıllarında erkekler için; Koluzobba denilen eriş ve arağazı (dokuma tezgahlarında enine alınan iplik, atkı ipek ve bürümcümle dokuma bir çeşit gömlek), yine yarım koluzobba yahut melez deline ipeği az ve bürümcüğü fazla ikinci çeşit gömlek Hilaliye denilen çin pamuğu ve ayrıca ipek ve bürümcük karışık dokunan erkek gömleğidir. Şimdi ise beyaz-siyah, siyah-beyaz çizgili bezden yapıldığı gibi, beyaz patiska, poplin veya ipekli kumaştan dikilen hakim yaka kolları manşetli bol bir giysidir. Bkz. Resim 13. Yaka; boğaz üzerinde iki üç düğme ile iliklendiği gibi sol omuz üzerinde de iliklenir. Düğmeler siyah renktedir.
    İç Göynek
    Yakasız ve önden üç düğmeli olarak uzun veya kısa kollu olarak kullanılır. İki tip olarak mevsimine göre, yazın Kara keten kumaşından yapılanı, kışın ise yün olanı giyilmektedir.
    Yelek
    Ön kısmı siyah kumaştan dikilmiştir. Arka kısmı boydan boya astarlıdır Yeleğin iç astarı Karamanduladan olduğu gibi ipekten de olur. Yaka kısmında 12 cm. eninde sırma işlemeler vardır. Sol omuza yakın bir konumdan aşağıya doğru bir dizi düğme ile iliklenir. Bkz. Resim 14. Bu düğmeler simetrik olarak sağda bulunur. Kullanılan düğmeler siyah veya metalik beyaz renkte (gümüşten) olur. Kol altında cepler bulunur. Gömleğin üzerine giyilir. Kruvaze yelek, çift tarafı düğmeli olup, yeleğin arkası köprü bağı ile bağlamalı, yaka kenarları kaytan işlemelidir.
    Aba-Cepken
    Siyah şayak kumaştan yapılmıştır. Yakasız, kolları astarlı olduğu halde bedeni astarsızdır. Sağ ve sol tarafta birer cebi vardır. Kruvaze olarak sağ solun üstüne kapatılır. Düğmesi yoktur, alt uçlarında bulunan bağcıklarla belden arkaya bağlanarak sabitlenir. Bkz. 15. Genellik yaz sıcaklarında giyilmez. Zamanımızda bu parça pek kullanılmaz. Ceket olarak yelek üzerine giyilir. Kenarları ve kol üzeri “Kaytan” denilen iplikten örme süslüdür. Yanları yırtmaçlıdır.
    İç Donu
    (Tıman-Tuman) Göbek ve diz arasında olup beyazdır. Mevsimine göre kumaşı değişmektedir
    Zıpka
    Siyah kumaştan dikilmiş bir tür pantolondur. Bacak kısmı, bacağı saracak şekildedir. Ağ ve arka kısmı körüklüdür. Zıpkanın ek yerlerinde,bacağın ön ve arkasından aşağıya doğru 1cm. eninde kaytan işleme vardır. Uzun uçkur ile önden arkaya dolanarak bağlanır. Paça kısmında ayağın rahat geçmesi için yapılmış 10 cm.’lik yırtmaç bulunur. Yırtmacın uçlarında uçkurlar bulunur. Bu uçkurlar bileğe bağlanır.
    Çorap
    Koyun yününden elde örülmüştür. Siyah, beyaz ve kahverengi ayağı giyilen bir giysidir. Bugün; çizme içerisinde görülmediğinden kostüm olarak kullanılmamaktadır. Çizme: Yörede sabuk veya salenk olarak adlandırılır. Boğaz kısmı yumuşak deriden ve meşinden yapılan altı kösele alçak topuklu, önce dikimli ve sivri burunlu siyah bir çizmedir. Boğaz kısmı katlanarak da giyilir. Ayrıca yörede körüklü çizme de giyilir. Diğer bir adı ise “SAPUK” tur. Bu isim Rumlardan kalma bir addır. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Karadeniz insanı Rumlarla birlikte yaşamış olduğundan, o devirde yaşayan insanlar bu ismi kullanmışlardır. Çarık: Ayakkabı olarak yörede inek derisinden yapılan çarık giyilir. Çarık-ların uçları sivri, boğazları açıktır.

    TAKI VE AKSESUARLAR
    Aksesuarlar; kuşak, kemer, hamail, nuska, köstek, bıçak, yağdanlık ve “Gavdanlık”tan oluşur.
    Nuska-Muska
    Üçgen şeklinde olan muska gümüşten yapılır. Üzerinde çiçek ve ay-yıldız gibi işlemeler bulunur. Boyuna gümüş zincirle asılır.
    Hamayil
    Gümüşten yapılmış nazar göz değmesin diye içine muska ve bazı ayetler koyulur.üzerine çiçek, ay yıldız, cami resimleri, padişah arması ve tuğrası işlenen, sigara tabakası büyüklüğünde zarif kutudur. Bkz. Resim 19. Hamayil, gümüş zincirle birlikte sağ omuzdan sol koltuk altına doğru çaprazlama asılır.
    Köstek Zinciri
    Sol cebe konulan saate çok sayıda ince gümüş zincir bağlanır. Bu zincirlerin diğer uçları sağ üst yakaya tutturulur.
    Çerkez Kayışı
    Yörede sırma silahlık, çerkez kemeri olarak da bilinir. Siyah deriden yapılan kemerin ön kısmında bıçakları koymak için üst üste dikilmiş kayış gözleri bulunur. Bu kemerde aşağıya doğru sarkan gümüş işli uçları vardır.Bu kemere silah, bıçak, av malzemesi, yağdanlık takılabilir. Aba, eğer giyilmemişse, yelek üzerinden bele bağlanır.
    Kama
    Silah olarak kullanılır. iki ağzı da keskin büyük bıçaktır. Ucu sivri 25-30 cm. uzunluğunda, siyah bir kın içinde sol taraftan bele asılır.
    Yağdanlık
    Silah yağlamak için içinde yağ bulunan küçük bir kutudur. Kemere asılır. Bu gün kullanılmamaktadır.
    Gavdanlık
    Gav (kav), ateş veya sigara yakmak için çakmak çakarak tutuşturulan maddedir. (Mantar kavı, bez kavı vb.). Kavlik, sigara veya gerektiğinde ateş yakmak için içine kav, çakmak taşı, gazlı bez, pamuk ve çakmak konan siyah meşin, bezden bir torbadır. Kemere asılır. Bu gün kullanılmamaktadır.



    Spor [değiştir]

    Keşap'ta başta futbol olmak üzere atletizm, yüzme, basketbol ve güreş sporlarına karşı ilgi duyulmuş ve bu spor dallarında bazı çalışmalar yapılarak önemli başarılar elde edilmiştir.
    İlçenin bilinen ilk başarılı sporcusu Emin adlı bir atlettir. 19 Mayıs 1936 da Giresun'da yapılan atletizm yarışmalarında uzun ve üç adım atlamada birinci olmuştur.
    1949 yılında Keşap ve Düzköy gibi futbol takımları oluşturularak aralarında karşılaşmalar düzenlenmiştir.
    İlçede ilk spor kulubü 28.12.1958 de kurulmuştur. Bu kulüp, 1958 den 1976 ya kadar Giresun Amatör 1. ve 2. liglerine, 1973 ten 1975 e kadarda Giresun basketbol ligine katılmıştır. 1976 da ise kendini feshetmiştir.
    Aynı yıl, 17.06.1976 da Keşapgücü Spor Kulübü adında yeni bir kulüp kurulmuş ve futbol, atletizm ve yüzme dallarında faaliyet göstermeye başlamıltır.
    1995 senesinde Keşap Belediyesi bünyesinde Keşap Belediyespor olarak Giresun 1. Amatör liginde mücadele etmektedir.
    Keşap Belediyespor 1997 - 1998 sezonunda Giresun İl birinciliği kazanmış olup 1997 - 1998 sezonunda kendi grubunda birinci olma başarısı göstermiştir.
    1997 yılından itibaren Keşap Belediyespor'un genç takımı da oluşturulmuş ve kuruluşunun ilk yılında şampiyon olmuştur.
    Keşap Belediyespor halen Giresun 1. amatör liginde mücadelesini sürdürmektedir.



    Mahallelerimiz

    Bozkurt
    Fındıklı
    Uğurca
    Alakaş
    Yoliçi
    Karabedir

    Okullarımız

    Atatürk ÇPL
    İmam Hatip Lisesi
    Özel Yavuz Lisesi
    Cumhuriyet İÖO
    Çamlıca İÖO
    Karabulduk İÖO
    Mehmet Akif Ersoy
    Yolağzı İÖO









    Piraziz, Giresun

    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 9416[] (2000) İlçe nüfusu 17901[] (2000) Yüzölçümü 100 km² Koordinatlar
    Posta kodu 28340 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi Bölge Karadeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam İbrahim Sevimli Belediye başkanı Hasan Şenel Yerel yönetim site Piraziz Belediyesi | Resmi Web Sitesi İlçe kaymakamlık site Piraziz Kaymakamlığı - Anasayfa Piraziz, Giresun ilinin bir ilçesidir.

    Tarihi

    Osmanlı imparatorluğu döneminde Piridede-Abdal adında biri tarafından 1869 yılında yerleşim yeri olarak kurulmuştur.
    Ordu ile Bulancak arasında, sahilde bugün bir ilçe merkezi olan Piraziz'in 1455-1485'lerde Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar) Sancağına bağlı Pazarsuyu kazasının Bozat divanına bağlı Bölük-i Şeydi Ali Kethüda ile Bendehura bağlı Bölük-i Davut Nahiyesi Pazarsuyu Kazasına bağlı Bozat Nahiyesi haline gelmiştir. Bölgenin Merkezinin daha sonra Kuzeye doğru inerek Bendehur - Piraziz Köyü - Eren Köyü arasında değişerek Piraziz nahiyesi adını aldığı görülmüştür. Geçmişte Bulancak ilçesine bağlı belde olan Piraziz'in halk arasındaki adı Abdal'dır.

    Coğrafya

    Doğu Karadeniz kıyı şeridinde, Ordu ile Giresun il sınırında kurulu olan, Piraziz'in toplam yüz ölçümü 130 km2 dir. Doğusu Bulancak ilçesi, Batısı Ordu ili ve kuzeyde Karadeniz ile çevrilidir.
    Yeryüzü şekilleri olarak derin vadiler ve dik kıyılar çok geniş yer kaplar. Yüksek kesimlerindeki bir kısım yayla düzlükleri hariç düzlük arazi azdır. Bölgedeki başlıca önemli dereler, Domuzderesi, Piraziz Deresi, Kelekderesi, Çayırağzı Deresi'dir. Önemli tepeleri arasında, Boztepe, Veli tepesi, Evliya tepesi, Kafa tepesi, Ümitdolu tepesi, Kaleyeri tepesi, Hasandede Tepesi, Göynük tepesi, Danalık tepesi Dıfrıl tepesi, Acut tepesi sayılabilir.
    Bitki örtüsü olarak 600 m. yüksekliğe kadar fındık, kızılağaç, kavak, kayın, karaağaç, kestane, kiraz, gürgen ve ceviz ağaçları bulunur. Eğrelti otu (Aşk Merdiveni), ısırgan, yonca, asma, orman gülü ve benzeri bitki türleri de yaygındır.
    İlçede, ekilip dikilebilir alanların çoğunda fındık, bir kısmında çay yetiştirilmektedir. Diğer kısımların çoğunluğu orman ve çayır ve mera alanı bulunur.
    İklim tipik Karadeniz ikliminin bütün özelliklerini taşımaktadır. Her mevsim yeterince yağış almaktadır. Yüksek kesimlerinde kış mevsiminde biraz daha fazla kar yağışı olur.
    Bölgede bulunan bir belediye, 19 köy ve ilçe merkezinde bulunan 9 mahallenin, 1997'yılı nüfus sayımı sonucuna göre, toplam nüfus 15.167 olup, ilçe merkezinin nüfusu 7.357 ' dır. İlçede bulunan köylerden ilçe merkezine ve diğer şehirlere çok fazla göç yaşanmış olup, halen devam etmektedir. Bu göç olayından dolayı ilçenin nüfusu sürekli azalmakta.

    Ekonomi

    İlçenin dışarı ile bağlantıları kara yolu ile olup, Ordu - Giresun 010 nolu Devlet karayolu ulaşımda kullanılmaktadır. İlçe Karadeniz kıyısında olmasına rağmen liman olmaması dolaysı ile deniz yolu kullanılmamaktadır. İlçenin tüm köylerinde yol olup bu yolların tamamı sıtabilize ve ham yoldur. Son yıllarda betonlaşma çalışmaları sürdürülmektedir.
    Ekonomik yapı çoğunlukla fındık tarımına, hayvancılığa, balıkçılık, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Fındığın yanı sıra, halk kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla mısır, sebze, meyve ve çay tarımı da yapmaktadır.
    Deniz balıkçılığı yanında son yıllarda alabalık yetiştiriciliği de büyük gelişme göstermiştir. Ayrıca arıcılık son yıllarda önemli bir gelişme göstermiş tır.
    İlçede 4 adet fındık kırma fabrikası mevcuttur. Bunun yanı sıra fiskobirliğin çeşitli fındık kırma değirmenler bulunmaktadır. İlçe merkezinde turistlik amaçlı iki otel vardır. Avize atölyeleri ve ilçeye canlılık kazandıran özel ihracat şirketleri bulunmaktadır.

    Turizm

    Doğa turizmi yönünden büyük bir potansiyele sahip olan ilçede güzel kumsal sahiller bulunmasına rağmen, İlçede Turizm çok gelişmemiş olup ekonomiye bir katkısı yoktur. Daha çok iç turizm hakimdir. Yayla turizminin dışında turizm amaçlı herhangi bir faaliyet yaygın değildir.
    Önemli tarihi ve doğal eserleri bakımından; Bey Konağı, Ayıkaşı Mahallesinde bulunan Bendehor Kalesi, Pir-Aziz türbesi, Şeyh İdris takkesi, Kozlar Kalesi, Gökçeali Köyünde Şeyh İdris'e ait 2 adet türbe, Akçay Köyünde Hasandede Mezarı sayılabilir.

    Yaylacılık

    İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda, Temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.
    Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile bu yaylalara üç-dört saatte gidilip gelinmektedir. Yöre halkının çıktığı yaylalarda Haziran, Temmuz aylarında çeşitli şenlikler düzenlenmektedir.

    Örf ve Adetler

    İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun yöresine benzerlik göstermektedir. Geleneksel giysiler halk tarafından özel günlerde giyilmekte. Eski geleneklere göre yaylacılık ve yayla şenlikleri sürdürülmektedir.














    Şebinkarahisar, Giresun


    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 36800[38,6] (2000) İlçe nüfusu 50926[38,6] (2000) Yüzölçümü 1394 km² Rakım 1352 metre Koordinatlar 40°17′K 35°26′D Posta kodu 28400 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi Bölge Doğu Karadeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Ali Sırmalı Belediye başkanı Lütfullah Akdoğan ( M.H.P. ) Yerel yönetim site Belediye Haber - Şebinkarahisar Belediye Başkanlığı İlçe kaymakamlık site T.C. Şebinkarahisar Kaymakamlığı - ANA SAYFA
    Şebinkarahisar Giresun'un bir ilçesidir. 1923 yılında il olmuş, 1933 yılında Giresun vilayetine bağlanmıştır.
    Eski adı Şarkikarahisar'dır. 11 Ekim 1924'te Şebinkarahisar'a gelen Mustafa Kemal Atatürk, kentin Şarkikarahisar olan adının Şebinkarahisar'a dönüştürülmesini teklif etmiştir. Osmanlı Devleti döneminde Karahisar-ı Şarki şekli ile kullanılmıştır. "Doğu Karahisar" anlamına gelir.

    İlçenin Adı

    Pont Krallığı nı ortadan kaldıran Roma Kumandanlarından Pompesyüs tarafından bugünkü Bayramköy 'ün bulunduğu yerde kurulan Nikopolis gittikçe büyüyerek bölgenin en önemli yerleşim merkezi olmuştur.M.S. 395 tarihinde Roma İmparatorluğu n ikiye ayrılması ile Anadolu Bizans İmparatorluğuna katılmış ve Nikopolis şehrinin adı Mavrakastoron olarak değiştirilmiştir. M.S. VI. Yüzyılın sonlarında Roma İmparatoru Teodos 'un son zamanlarında Orta Asya 'dan gelen Peçenek ve kuman Türkleri Anadolu'nun içlerine kadar ilerlemiş ve bir müddet Orta Doğu Anadolu'yu ellerine geçirmişlerdir. Türkler zamanında Şebinkarahisar'ın bulunduğu yere Elgün veya Keygun ismi verilmiş bu topraklar yeniden Romalılar eline geçince Keygun kelimesi Kögonya şekline dönüşmüş ve böyle anılmıştır. Anadolu Türklerin eline geçtikten sonra uzun yıllar Şebinkarahisar yeniden Keygune olarak adlandırılmış ,bilahare kalesine istinaden şehrin ismi Karahisar şekline dönüşmüştür.1473 yılında Fatih Sultan Mehmet Otlukbeli Savaşı'ndan sonra İstanbul'a dönerken Şebinkarahisar'a uğramış ve üç gün kaldığı bu şehre Karahisar-ı Şarki adını vermiştir. 1924 yılına kadar şehrin ismi Karahisar-ı Şarki olarak kalmış ,11 Ekim 1924 tarihinde Şebinkarahisar'a gelen Mustafa Kemal Atatürk bu ziyaretlerinde ilçenin ismini Şebinkarahisar olarak değiştirmiştir.

    Tarih

    Şehrin tespit olunan ilk sakinleri Etilerdir. Etiler M.Ö. 1341 tarihinde Kaşgarlar'la yaptıkları savaşlarda sınırlarını Erzurum'a kadar genişletmişler ve bu zaman içerisinde Şebinkarahisar'ı da alarak sınırlarına katmışlardır. Şehir Etiler'den sonra Amazonlar daha sonrada Kimriler'in eline geçmiş, M.Ö. 585 yıllarında Medler'in himayesine girmiştir. M.Ö. 65 yıllarında Romalılar'ın egemenliğine giren Şebinkarahisar M.S. 391'de Orta Asya'dan Peçenek ve Koman Türkleri tarafından istila edilmiş ve 60 yıl kadar bu Türklerin himayesinde kalmıştır. Zamanla bu Türkler Hıristiyan Misyonerleri tarafından Hıristiyanlaştırılmışlardır. Kayadibi Meryem Ana Manastırı diye adlandırılan kilise Hıristiyanlaştırılan bu Türkler tarafından inşa edilmiştir. Bu tarihten itibaren şehir Romalılar ve Türkler arasında devamlı el değiştirmiştir.
    Şehrin ilk kuruluş yeri olan İsola (Güneygören) köyüdür. Romalılara kadar bölgenin en önemli yerleşim yeri olan İsola şehri Romalılardan itibaren önemini gittikçe kaybetmeye başlamıştır. Şebinkarahisar, Türklerin eline geçtiği 1075 tarihinden 1473 yılına kadar 410 yıllık müddet zarfında beylik şeklinde idare edilmiştir. Şebinkarahisar Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldığı 1478 yılından 1515 yılına kadar Amasya vilayetine bağlı kalmıştır. 1515 yılında Trabzon, Canik ve Şebinkarahisar Livaları birleştirilerek Erzincan'a bağlanmıştır. 1538 yılına kadar Erzincan vilayetine bağlı kalan Şebinkarahisar, daha sonra Erzincan'dan alınarak tekrar Amasya vilayetine bağlanmıştır. 1553 tarihine kadar Amasya vilayetine bağlı kalan Şebinkarahisar, 1553 tarihinde Amasya vilayetinden alınarak Erzurum'a bağlanmıştır. 1805 yılına kadar iki buçuk asır Erzurum'a bağlı kalan ilçe , 1865 tarihinde Erzurum'dan alınarak Trabzon'a bağlanmıştır. Aynı tarihte Giresun, Ordu ve Gölköy'de Şebinkarahisar Sancağına bağlanmıştır. Yeniden yapılan düzenlemede 1865 yılında Şebinkarahisar, Trabzon'dan alınarak Amasya ve Tokat Sancağı ile birlikte Sivas'a bağlanmıştır. Şebinkarahisar Vilayet haline getirildiği 1923 yılına kadar Sivas'a bağlı kalmıştır. Şebinkarahisar, tarihi içinde pek çok yangın atlatmıştır. 1.Dünya Savaşı yılları sırasında yerli Rum ve Ermenilerin ihanetleri ile isyanlar çıkmış, 1915 Ermeni İsyanı ile şehir yıkılıp yakılmıştır. Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra 1923 yılında livaların il yapılmasına karar verilmiş, bu karar neticesinde o günlerde liva olan Şebinkarahisar'da il yapılmış ancak 1933 yılında İlçe durumuna getirilerek Giresun iline bağlanmıştır. XIV. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan Şebinkarahisar zaman zaman isyana tevessül eden asilerin ellerine geçmiş ancak devlet güçleri her defasında şehri asilerin elinden kurtarmıştır. 1415 yılında meydana gelen büyük bir deprem çok sayıda can ve mal kaybına sebep olmuştur. Şebinkarahisar'da çeşitli dinlere mensup vatandaşlar yüzyıllarca beraber, kardeşçe yaşamışlardır. Ancak, bilhassa dış güçlerin etkisi ile etnik guruplar zaman zaman baş kaldırmışlar ve müessif hadiseler meydana gelmiştir. 1915 yılında ayaklanan Ermeniler kaleyi ele geçirmişler ve 20 gün boyunca devam eden çatışmalardan sonra ayaklanma bastırılmıştır. Ayaklanma süresince 403 Türk ölmüş, 176'sı da yaralanmıştır. Kurtuluş Savaşında Şebinkarahisar'lıların üstün gayret ve fedakarlıkları her türlü takdirin üstündedir. 1919 yılında Erzurum'da toplanan kongreye Şebinkarahisar'ı temsilen Dr. Cemil Şencan delege olarak katılmıştır. 1920 yılında ilçede Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Şurası kurulmuştur. Cemiyet bu dönemde dış tahriklerle oldukça şımarık Ermeni ve Rum çetelerinin mezalimlerinin büyümesine engel olmuştur. Tarihinde bir çok afet yaşamıştır.
    28 Aralık 1939 günü saat gece 01.30’da Erzincan depremi diye anılan deprem meydana gelmiştir. Deprem, Şebinkarahisar’da geniş şekilde hissedilmiş, evlerde büyük tahribata sebep olmuştur. 50 santimetre kar kalınlığının olduğu ve kışın en şiddetli günlerinin yaşandığı gecelerde depremin meydana gelişi can ve mal kaybının büyük olmasına sebep olmuştur. Telgraf ve telefon irtibatının kesilmesi, kışın şiddeti ile yolların geçit vermemesi, giyecek - yiyecek yardımının 25 gün sonra ilçeye ulaşmasına sebep olmuş, yaralılara ilaç bulunamamış büyük yiyecek sıkıntısı çekilmiştir. Deprem 1451 kişinin hayatına mal olmuştur.
    7-8 Ağustos 1961 tarihinde meydana gelen yangın, tüm çabalara rağmen söndürülememiş ve gittikçe büyüyerek 288 dükkan ve 5 evin tamamen yanmasına sebebiyet vermiştir.

    Ermeni İsyanı

    Anadolu'da Ermeni isyanlarının yanı sıra pek çok ayaklanma meydana geldi. Bunlardan biri 5 Haziran 1915 tarihli Şebinkarahisar olayıdır. Sivaslı Murat (Hamparsum Boyacıyan) adında bir Ermeni çete reisi, 500 kadar adamıyla Şebinkarahisar 'ı basmıştır. Türk ordusu Doğu Cephesi 'nin ana ikmal yolu buradan geçtiği için bölgenin stratejik önemi vardır. Ermeniler bu bölgeyi ele geçirdikleri takdirde TSK 'nin ikmal ve geri hizmetleri aksayacak, Rus ordusunun ileri harekatı kolaylayacaktır. Çeteciler Şebinkarahisar'ın Müslüman mahallesini yaktılar. Rastladıkları Türkleri, işkence ler yaparak öldürmeye başladılar. Çevreden toplanmış olan Ermeniler asker ve jandarma müfrezelerine de saldırdılar. Bu durum karşısında başka bölgelerden kuvvet tasarruf edilerek Şebinkarahisar'a getirilmiş ve Ermeni isyancılar kuşatılmıştır. Sivas 'taki 10. Kolordu Komutanlığından Başkomutanlığa gönderilen 15 Haziran 1915 tarihli mesajda, olayla ilgili olarak şu ifadeler kullanılmıştır: "Şuradan buradan toplanan 500 kadar Ermeni eşkıyasının Şebinkarahisar Kalesi ne sığınarak isyan ettikleri öğrenilmiştir. Güvenlik kuvvetleriyle çeteciler arasında çarpışmalar olduğu Sivas Valiliğinden bildirilmiştir."
    • Kaynak: Sakarya, Em. Tümg. İhsan-; Belgelerle Ermeni Sorunu, Gnkur. Basımevi, Ankara 1984, s. 227-228
    • Şebinkarahisar Ermeni İsyanı - Yrd. Doç. Dr. Muammer DEMİREL
    Coğrafya

    Şebinkarahisar; Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü içerisinde yer almaktadır. Giresun İli İdare sınırlarındaki ilçenin merkezi 40 derece 17 kuzey enlemi ile 35 derece 26' doğu boylamında Giresun Dağları'nın güney eteklerinde, Avutmuş Çayı vadisinin kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Şehrin kurulduğu sit, 2008 m. rakımlı Meryem Dağı ile 1568 m. rakımlı Kale Tepe arasındaki boyun noktasında ve Kale Tepe eteklerinde yer almaktadır. Giresun'a 108 km. uzaklıkta yer alan İlçe Merkezinin rakımı 1405 metredir. İlçe 1394 km2 yüzölçüme sahiptir. Bu sahanın 31 km2'si Kılıçkaya Baraj gölü tarafından kapatılmaktadır. İlçe arazisi Fiziki açıdan kuzeyde Giresun Dağları üzerinden geçen su bölümü çizgisi, güneydoğuda Sançiçek (Berdiga) Dağları'nın kuzeybatı yamaçlarından geçen hat, güneyde Kelkit Çayı vadisi güney yamaçları ve güneybatıda Eğme Dağı tarafından sınırlandırılır. İlçenin doğusunda Avutmuş Çayı yamaçları boyunca kuzey ve güneydoğudaki dağlık kütleler adeta birleşirler ve sınır adı geçen kütlelerden Avutmuş Çayı vadisine uzanan sırtlardan geçer. Şebinkarahisar aynı ile bağlı ilçelerden; kuzeyde Dereli, kuzeydoğuda Yağlıdere ve Alucra, doğuda yine Alucra, güneydoğuda Çamoluk ve Sivas'ın ilçelerinden Güneydoğuda Akıncılar, güneyde Suşehri, batıda Koyulhisar ile kuzeybatıda Ordu'nun Mesudiye İlçesi ile komşudur. Şebinkarahisar'da, yarı kurak İç Anadolu İklimi ile nemli Karadeniz İklimi arasında sıcaklık ve karasallık karakterleri açısından İç Bölgeye, buharlaşma, nem ve yağış şartları açısından Karadeniz İklimine yakınlaşan bir geçiş iklimi yaşanmaktadır. Yıllık ortalama sıcaklık 9,9 santigrat derece ve ortalama yağış miktarı 572.2 milimetredir. Hakim rüzgar yönü Kuzeydoğudur, ikinci sırada fazla frekansa sahip yön ise Güneybatıdır. Şebinkarahisar çevresindeki en önemli akarsu, Orta Karadeniz Bölümünün de önemli Akarsuyu olan Kelkit Çayı'dır. Bunun dışında Avutmuş Çayı kolları ile beraber bütün sahayı etkileyen bir akarsu durumundadır. Sahada çok sayıda göl bulunmakla beraber, bunlar küçük göller durumundadır. Yöredeki en önemli göl 31 km2'si ilçe sınırları içerisinde kalan Kılıçkaya Baraj Gölü'dür. Ayrıca akarsular ve göller gibi önemli bir hidrografik unsur olan kaynaklar da, yörede çok sayıda bulunmaktadır. Şebinkarahisar İlçe sınırları içerisindeki arazide en yaygın olan toprak türleri kahverengi topraklar, kahverengi orman toprakları, kireçsiz kahverengi orman toprakları ve yüksek dağ çayırı topraklarıdır. Bunlar dışında çıplak kayalık ve molozlar, dar alanlı olarak gri-kahverengi podzolik topraklar, [[alüvyal ve kolüvyal topraklar görülmektedir. İlçenin bitki örtüsü de Giresun Dağları'nın kuzey yamaçlarından farklıdır. Şebinkarahisar'a dönük güney yamaçlarda kurakçıl türlerin çoğaldığı daha dar alanlı ve çoğunlukla bozulmuş yarı nemli ve kuru ormanlar, bunlar arasında ki sahalarda çalılıklar ve otsu türlerden oluşan doğal bir bitki örtüşü bulunmaktadır. Dağları güney eteklerindeki dalgalı düzlüklerde ise yer yer ağaç kümeleri ve tek ağaçlar ile sınırlanan antropojen stepler yer almaktadır.
    Şebinkarahisar'da bir miktar uranyum da çıkarılmaktadır.

    İl Oluşu

    Kurtuluş Savaş'ının kazanılmasın dan sonra, 1923 yılında livaların il yapılmasına karar verilmiş, bu karar neticesinde o günlerde liva olan Şebinkarahisar da il yapılmıştır. Aynı yıl içinde 10.alay Şebinkarahisar'a intikal ettirilmiştir. 10. Alayın intikali ile birlikte şehrin ekonomik ve sosyal yaşantısında büyük bir canlılık meydana gelmiştir. 10 yıl süre ile il durumunu muhafaza eden Şebinkarahisar 2197 Sayılı Kanunla 1933 yılında ilçe statüsüne getirilmiştir. Halen Şebinkarahisar'ın il olma arzusu sürmekte olup, bu kazanılmış bir hak olarak görülmektedir.

    Atatürk'ün Ziyareti

    Alışılmış yurt gezilerine devam eden Atatürk Erzurum'da bir deprem olması dolayısı ile Erzurum'a gitmiş , dönüşte Şebinkarahisarlı halkın daveti üzerine 11 Ekim 1924 Cumartesi günü Erzincan'dan hareket ederek gece oldukça geç vakitlerde Şebinkarahisar'a gelmiştir.Atatürk'ü Vali Abdurrahman Bey ile , Belediye Reisi Rıza Bey, Suşehri'nde karşılamışlar, oradan birlikte şehre girmişlerdir. Atatürk Şebinkarahisar'a girişinde top atışlarıyla ve coşkulu bir kalabalık tarafından sevgi gösterileri ile karşılanmış, sokaklar ve kale meşalelerle donatılmıştır. Ertesi gün 12 Ekim 1924 pazar günü Belediye Başkanlığı, Halk Fırkası Başkanlığı, Türk ocağını, Alay Komu tanlığını ve Orta Okulu ziyaret ederek Orta Okul merdivenlerinde birer hatıra fotoğrafı çektirmiştir. Türk Ocağını ziyaretinde, ocağın imkansızlığı karşısında kendisinden özür dilenmiş, Atatürk burada yaptığı konuşmada: " Ben bu şehri çok beğendim. Sevgimin temadisine alem olmak üzere Şark-ı Karahisar adını Şebinkarahisar olarak tashihini teklif ediyorum. Şab'ı başta olmak üzere Fatih Sultan Mehmet Hanların otağ kurduğu bu topraklar içinde daha neler varsa ele alınmak, tarihen olduğu kadar da iktisaden de bu şehri ileri götürmek vazifemiz olmalıdır. Sürekli yangınlar görmüşsünüz ,Memleketiniz bir harabeye dönmüş fakat esef etmeyin, şu tek gözlü mütevazı ocağınızda derin bir samimiyet, geniş ve anlayışlı bir kültür buldum. Kalkınacaksınız, mes'ut olacaksınız. Türk ocakları dekorlarla ölçülemez. Türk'ün bu şan ocakları sönmez alevlerle ilelebet tütecektir ve bu harabeler bir gün birer mamureler haline gelecektir." diyerek ocak defterini imzalamış ve deftere şunları yazmıştır: " Türk Ocağı Türk'ün has ocağı, varlık ve birlik ocağı; Yüksek alevlerle tütsün, muhitine nur saçsın. Yaşasın ve yaşatsın" Cumhur reisi Gazi Mustafa Kemal Şebinkarahisar Vilayetindeki incelemelerini tamamladıktan sonra 12 Ekim 1924 tarihinde akşama doğru milletvekili hemşerimiz Ali Sururi Bey ve heyeti ile birlikte Şebinkarahisar Vilayetinden Ankara'ya hareket etmiştir. Atatürk'ün misafir edildiği ev halen müze olarak hatıralarıyla birlikte yaşatılmaktadır.

    Sosyal Yapı

    Toplum hayatı Köylerin kıyı şeridine nazaran daha toplu olması kamu hizmetlerinin götürülmesinde bir üstünlük sağlarsa da il merkezi ile ulaşım güçlüğü toplum hayatım etkilemektedir. Ancak nüfusun büyük çoğunluğunun İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlerde yerleşmiş olması yaz aylarında bu nüfusun büyük çoğunluğunun İlçe ve Köylere dönmesi toplum hayatinin mevcut hizmetlerde kıyaslanmayacak derecede canlı olmasına neden olmaktadır. Büyük şehirlerde yerleşmiş Şebinkarahisarlılar memleketleri ile irtibatlarım koparmamışlardır. Köy Kalkınma ve Güzelleştirme Dernekleri vasıtasıyla idari makamlarla devamlı temas halindedirler. Arazi ve yerleşim yerleri bakımından Kelkit Vadisinin sosyal hayata etki ettiği söylenebilir. Genellikle toplu yerleşimin ve tarım hayatının egemen olduğu Şebinkarahisar ,bağlı olduğu Giresun’a nazaran bu yönüyle farklılaşır. Daha çok İç Anadolu’nun özelliklerine ve sosyal düzenine sahiptir. Komşuluk ilişkilerinin yüksek düzeyde olması ,ikili münasebette toplumsal değer ve normların geleneksel değerlerin özel önem taşıması, adli vakaların sayısını azaltmaktadır. İl merkezi ile arasında ulaşım sorunu bulunan Şebinkarahisar ,beklenen ekonomik canlılığı kazanamamıştır.İlçenin 41 bin 185 hektar ekilebilir tarım arazisi olmasına rağmen bunun ancak 21 bin hektarını kullanılabilmektedir. İlçe sınırları içinde yer alan Kılıçkaya Barajı balıkçılık ile ekonomik gelişmeye önemli katkıda bulunmaktadır. Şebinkarahisar doğal ve beşeri kaynaklar açısından önemli bir turizm potansiyeline sahip olmasına rağmen, bu potansiyel değerlendirilmemektedir. Şebinkarahisar yöresi genel olarak dağlık, yüksek ve ormanlık alanlardan meydana gelmektedir. İlçenin kuzeyinde yer alan yaylalar kuşağında yayla kültürünün bozulmamış motiflerini bulmak, 20 km. güneyde Kılıçkaya Baraj gölünde su sporları ve balıkçılık yapmak mümkündür. Bu iki alan arasındaki çam ve göknar ormanlarında önemli bir turizm potansiyeli oluştururlar. Özellikle İlkbaharda kısa mesafede yüksek eğimlerden akan yöredeki bütün akarsularında rafting sporu için uygun görüldükleri belirtilmelidir. Yörenin dağlık oluşu yürüyüş ve tırmanış sporları için bu alanı cazip hale getirmektedir. Yüksek oranda kar yağışı alan yörede özellikle Giresun Dağları üzerinde kayak sporu için uygun alanlar bulunması muhtemeldir. Bunun için gerekli incelemelerin yapılması ile yöre bir kayakçılık merkezi haline getirilebilir.

    Kültür ve Turizm

    Oğuz Türkmen boylarından Kınık; Çavdur, Çepni, Kargun ve Solur adlarının anılıp yaşandığı Şebinkarahisar ,Türk kültür ve değerlerinin yaşadığı önemli yerlerden birisidir. Sorumluluk alanımızda bulunan Avutmuş Mahallesi Beyramşah Camii Selçuklu döneminin varlığını haber verirken, Şebinkarahisar Kalesinin girişinde bulunan Taşhanlar ve hemen karşısında duran Fatih Camii Osmanlıların bu bölgede söz sahibi olduğunu ifade eder. Gerek turizm, gerekse kültürel varoluşların ifadesi olan bu önemli eserler ailesine daha çoklarını katmak mümkündür. Nitekim Şebinkarahisar Kalesi ,Tamzara camii, Kadıoğlu Camii, Taş Mescid, Kurşunlu Camii, Topal Mehmet Paşa Hamamı, Avutmuş Hamamı, Tamzara Hamamı, Kurşunlu Çeşmesi, Zeynube Hatun Çeşmesi, Eyvan Çeşme, Müftü Efendi Çeşmesi, Hüseyin Efendi Çeşmesi, Hacı Yakup Çeşmesi, Alay Çeşmesi, Süleymanağa Çeşmesi, Perteviyal Çeşmesi ve Perteviyal Müzesi ile Atatürk Müzesi Sayılabileceklerin en önemlilerindendir. Şebinkarahisar’daki Milli Kültür varlıklarının zenginliği, kültürel yaşamın zenginliğini verir. Bu yerlerde Selçuklu’lardan Osmanlı’ya ve oradan Cumhuriyet Türkiye’sine bir yol izlemek yaşanılan kültürel akış yönünü bize haber vermektedir. Diğer taraftan geçmişte Türklerin dışında öteki Hıristiyan toplumları da bağrında yaşatan Şebinkarahisar ,bu dönemin özelliklerinden de izler taşır. Turizm açısından görülmeye değer Licese Kilisesi, Taşhan Kilisesi, Asarcık Kilisesi ve Meryem Ana Manastırı gezip görülecek yerlerdendir.

    Şebin Cevizi

    Şebin Cevizi Şebinkarahisar orjinlidir. Sık dallı, yayvan bir taç gelişmesi göstereren bir çeşittir. Kıyı bölgeleri hariç, ceviz yetişen tüm yörelerde yetişir. Özellikle geç donların görüldüğü yerlere tavsiye edilir. Çok verimlidir meyve salkımı 2-4'lü olur. Oval bir meyve yapısına sahiptir. İnce kabuklu, kabuktan kolay ayrılır. İçi dolgun, Çeşidin orjinindeki ortalama meyve ağırlığı 9,40 - 12 gr, iç randımanı % 63 - 67, yağ içeriği %69,40, protein %17 olarak belirlenmiştir. Eylül ayı sonlarında hasat edilir. Şebin Cevizi bol miktarda C, B1, B2, A ve E vitaminleri içerir. Omega 3 ve Omega 6 gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içerir. Zehirlenmelere ve zehre karşı etkilidir, ishal kesicidir, cildi temizler, siğil giderir. Kandaki zararlı kolesterolün birikmesini önleyen ve yüksek kolesterolü düşürür, Damar tıkanıklığını ve kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler, kan pıhtılarını bozar, damar koruyucudur, antialerjik özellik gösterir, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını düzenler, protein sentezini teşvik eder, serum kolesterolünün azalmasını sağlar, bağışıklık fonksiyonları korur ve anormal antikor oluşumunun engeller. Şeker hastalığının tedavisinde de kullanılmaktadır. Mide, bağırsak, sindirim sistemi bozukluğunu giderir, sinir sistemi dengeler. Grip ve nezleye iyi gelir. Öksürüğü keser. Vücudu soğuktan korumak için de yenir. Yorgunluğu ve bitkinliği giderir, zindeleşmeyi sağlar. Cevizin kabukları ve yaprakları da birçok hastalık için tedavi edici özelliktedir. Ayrıca beyin için gerekli olan gümüş iyonlarını da ihtiva ederek, insan sağlığı için önemlilik arz eden ideal bir meyvedir. Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin Tokoferol içerdiği, bu maddenin prostat kanseri riskini azalttığı, hipoglisemik, antifungal, antiviral, tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir. Son epidemiyolojik çalışmalar, sert kabuklu meyvelerin kalp-damar hastalıklarının neden olduğu ölüm oranlarını azalttığını göstermektedir. Şebin Cevizi kalitesi nedeniyle aranan bir çeşittir. İç ceviz ve kabuklu ceviz olarak yurt dışına ve ülkemize sunulmaktadır. İç cevizi Ülkemizde birçok tatlı üretimi yapan firmalar kullanmaktadır, Güllüoğlu Baklavaları'nda şebin cevizi kullanılmaktadır.




    Şebinkarahisar belde ve köyleri
    İl: Giresun ● İlçe: Şebinkarahisar
    Beldeler:
    Köyler:
    Ahurcuk • Akviran • Alişar • Altınçevre • Altınova • Arslanşah • Asarcık • Baltaşı • Bayhasan • Bayramköy • Buzkeçi • Çağlayan • Çakır • Çamlıbel • Dereköy • Diler • Doğanyuva • Dönençay • Duman • Ekecek • Erentepe • Evcili • Gökçetaş • Gündoğdu • Güneygören • Gürpınar • Güvercinlik • Güzelyurt • Hacıömer • Hasanşeyh • Hocaoğlu • Karaağaç • Kayalı • Kınık • Konak • Ocaktaşı • Ovacık • Ozanlı • Örencik • Saraycık • Sarıyer • Sipahi • Suboyu • Sultankonağı • Şahinler • Şaplıca • Taşcılı • Tekkaya • Tepeltepe • Tokluağıl • Toplukonak • Turpçu • Uğurca • Yakınca • Yaycı • Yedikardeş • Yeniyol • Yeşilyayla • Yeşilyurt • Yıltarıç • Yumrucaktaş










    Tirebolu, Giresun


    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 16112[] (2000) İlçe nüfusu 36947[] (2000) Yüzölçümü 210 km² Koordinatlar
    Posta kodu 28500 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi Bölge Karadeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Fahrettin Göncü Belediye başkanı Burhan Takır Yerel yönetim site Tirebolu Belediyesi Resmi Web Sitesi İlçe kaymakamlık site T.C. Tirebolu Kaymakamlığı Giresun ilinin bir ilçesidir.
    Karadeniz kıyısında yükselen Ayana tepesine sırtını yaslamış bir kıyı ilçesidir. Doğusunda Harşıt çayı denize dökülmektedir. Adının antik çağda burada bulunan üç kaleden (tripolis) geldiği rivayet edilir. Trabzon imparatorunun yazlık beldesi olan şehir, İmparator koyunu koruyan iki kalesiyle de ünlüydü. Halen ana kara ile birleşmiş bir ada üzerindeki Kalesi ayakta durmaktadır. Bir üçüncü kale ise Harşıt çayının kıyıdan 10 km içerisindeki Bedrama kalesidir. Çepnilerin Harşit çayıından geçerek buraya yerleştiği bilinmektedir. En önce Gümüşhaneden şu anki Doğankent e inen çeğniler burada bir yerleşim kurdular. Daha sonra nüfusun çoğalması ve harbin hızlanması sonucunda sahile göç başlamıştır. Çepniler önce Kürtün-i bala olarka adlandırılan Kürtünde yaşamışlar daha sonra Şadı (Çatalağaç) köyüne gelmişlerdir. Burada 1200 yıllarında olan bir sel durumu yüzünden harsit vadisine inmişlerdir. Yayla olarak güvende, kazıkbeli, masur, depealan yaylalarını kullanmışlardır. Şimdi bu yaylalardan masur, depealan ve çatakçayır yaylaları çepnilerin daha önce yaşamış olduğu şadı köyünün olmuştur. Gümüşhane topraklarında olmasına rağmen Giresun doğankent çatalağaç köyündedir.bu kalenin yıkıntıları halen görülebilmektedir.
    Günümüzde Karadeniz sahil otobanının yokedici etkisinden sahillerini koruyabilmiş olan ender kıyılardan olan Tirebolu; kalesi, eski evleri ve plajları ile turizm için alternatif bir ilgi odağı haline gelmeye çalışmaktadır.
    İlçenin şu anki nüfusu 17.000 dir. En önemli geçim kaynağı fındık tarımıdır.
    Dünyanın en kaliteli fındık çeşidi olan Giresun kalite fındığın en güzel örnekleri bu şirin ilçede yetiştirilmektedir. Çepnilerin Harşit çayından geçerek buraya yerleştiği bilinmektedir. En önce Gümüşhaneden şu anki Doğankent e inen çeğniler burada bir yerleşim kurdular. Daha sonra nüfusun çoğalması ve harbin hızlanması sonucunda sahile göç başlamıştır. Çepniler önce Kürtün-i bala olarka adlandırılan Kürtünde yaşamışlar daha sonra Şadı (Çatalağaç) köyüne gelmişlerdir. Burada 1200 yıllarında olan bir sel durumu yüzünden harsit vadisine inmişlerdir. Yayla olarak güvende, kazıkbeli, masur, depealan yaylalarını kullanmışlardır. Şimdi bu yaylalardan masur, depealan ve çatakçayır yaylaları çepnilerin daha önce yaşamış olduğu şadı köyünün olmuştur. Gümüşhane topraklarında olmasına rağmen Giresun doğankent çatalağaç köyündedir.
    Eğitim alanında oldukça iyi durumda olan ilçe, okuryazarlık bakımından da çok iyi durumdadır. En az ilkokul mezunu olan ilçe halkı, Giresun Üniversitesinin açılması ile birlikte, eğitim açısından gelişmektedir.
    İlçenin yayınlarını sağlayan ve halk eğitim açısından bir çok kurs açılmakta ve devam etmektedir.

    Tirebolu 'nun doğusunda Görele, batısında Espiye ilçeleri vardır. Trabzon Havaalanı'na 80 km. mesafededir.


    Tirebolu belde ve köyleri
    İl: Giresun ● İlçe: Tirebolu
    Beldeler:YOK
    Köyler:
    Akıncılar • Arageriş • Arslancık • Aşağıboynuyoğun • Ataköy • Avcılı • Balçıkbelen • Belen • Civil • Çamlıköy • Çeğel • Danışman • Doğancı • Dokuzkonak • Düzköy • Ede • Ergenekon • Eymür • Fatih • Hacıhüseyin • Halaçlı • Harkköy • Işıklı • İynece • Karaahmetli • Karademir • Kayalar • Ketençukuru • Kovancık • Kovanpınar • Köseler • Kuskunlu • Kuzgun • Menderes • Mursal • Ortacami • Ortaköy • Oyraca • Örenkaya • Özlü • Sekü • Sultanköy • Şenyuva • Şirinköy • Tekkeköy • Yağlıkuyumcu • Yalç • Yalıköy • Yaraş • Yeşilpınar • Yılgın • Yukarıboğalı • Yukarıboynuyoğun • Yukarıortacami







    Yağlıdere, Giresun



    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 4336[] (2000) İlçe nüfusu 19297[] (2000) Yüzölçümü 350 km² Rakım 50 metre Koordinatlar
    Posta kodu 28610 Alan kodu 0454 İl plaka kodu 28 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi BölgeKaradeniz Bölgesi İl Giresun Kaymakam Ahmet Dilsiz Belediye başkanı Şevket Kaya Yerel yönetim site Yaglidere Köyleri ve Yardimlasma Dernegi İlçe kaymakamlık site www.yaglidere.gov.tr

    Giresun ilinin bir ilçesidir.
    Yağlıdere Giresun Dağlarının uzantıları ve Yağlıdere Vadisi üzerinde kurulmuştur, kuzeyinde Espiye ilçesi vardır. Yağlıdere Çayını besleyen derelerin çokluğu yağış oranının çok olduğu zamanlarda sele neden olmaktadır. İlçenin yüzölçümü 350 km2, toplam nüfusu kış aylarında 18.064’tür, ilçeden yurt dışına çok sayıda göç olması sebebiyle yaz aylarında nüfus katlanarak artmaktadır.
    Bitki örtüsü çoğunlukla fındık bahçesi, meyve ağaçları, kestane, kızılağaç, meşe, kavak, yaykın, taflandan oluşmaktadır.
    İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler fındık, mısır, çay, sebze ve meyvedir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmaktadır.
    İlçe 1811 yılında kurulmuştur. Ağadarı Bükünde büyük bir caminin yapılması çevre köylerdeki halkın cuma namazı için camiya gelmesini sağlamış, caminin çevresinde iş alanları artmış ve pazar kurulmaya başlanmıştır. İş yerlerine evler eklenmiş ve Yağlıdere’nin ilk yerleşimi kurulmaya başlamıştır. Başlangıçta Camiyanı ismini alan yerleşim, XIX.yüzyılda Tirebolu ’ya bağlanmış, 1957’de ilçe olan Espiye ’nin bucağı olmuştur. 1987 yılında da ilçe konumuna getirilmiştir.

    Tarihi

    Yağlıdere'nin bugün bulunduğu yerin ilk defa yerleşim yeri olarak seçilmesi, yöre halkının Cuma namazlarını kılmak, ihtiyaçlarını gidermek ve alışveriş yapmak amacıyla Ağdarı bükünde 1811 yılında büyük bir cami yapmaları ile başlar. Cami yapılmasından sonra, etrafta tuzcu, kalaycı, demirci ve gazcı gibi zaruri ihtiyaç maddeleri satan işyerleri kurulmuştur. İşyerlerinin çoğalıp gelişmesi, meskûn inşaatların yapılmasıyla ilçe yapısal oluşumunu tamamlamış ve "CAMİYANI" ismini almıştır.
    Yağlıdere Çayı kenarında yerini alan ilçe merkezi, sonraları bu çayın ismini almıştır.19.yüzyılda Tirebolu ilçesine bağlı iken 1957 yılında Espiye'nin ilçe olmasıyla buraya bağlı bir bucak olmuştur. 1987 yılında ilçe olmuştur.

    Coğrafya

    Sahilden 14 km. içerde kurulan küçük bir yerleşim alanıdır. Güneyi Alucra ilçesi, Doğusu Güce ilçesi, Batısı Dereli ilçesi ve kuzeyi Keşap ve Espiye ilçeleri ile çevrilidir. Rakımı 50 m. olup yüzölçümü 350 km2'dir.
    İlçede düzlük arazi yok denecek kadar azdır. Arazi çok dik ve engebelidir. Bölgeden Yağlıdere Çayı geçmekte olup, bu çayı besleyen çok sayıda dere bulunmaktadır. Yağışın bol olması bu derelerin taşmasına ve dolaysıyla sel felaketine yol açmaktadır.
    Bitki örtüsü olarak 600 m. yüksekliğe kadar fındık, kızılağaç, kavak, kayın, karaağaç, kestane, şimşir, kiraz, gürgen ve [[ceviz], ladin ağaçları bulunur. Eğrelti otu, ısırgan, yonca, asma, orman gülü ve benzeri bitki türleri de yaygındır.
    İlçede, ekilip dikilebilir alanların çoğunda fındık, diğer kısımların çoğunluğu orman ve çayır ve mera alanı bulunur. Ormanlık alanların bitimiyle birlikte yaylalara çıkılmaktadır.
    İklim tipik Karadeniz ikliminin bütün özelliklerini taşımaktadır. Her mevsim yeterince yağış almaktadır. Yüksek kesimlerinde kış mevsiminde biraz daha fazla kar yağışı olur.
    İlçede ve Üçtepe Beldelerinde 2 belediye, bunlara bağlı 12 mahalle ve 30 köy bulunmaktadır.1997'yılı nüfus sayımı sonucuna göre, ilçe merkezinin nüfusu 3.512, Üçtepe beldesi nüfusu 1.904 olup, köylerle birlikte toplam nüfusu 18.104 ' dir. Diğer yörelerde olduğu gibi, ilçede bulunan köylerden ilçe merkezine ve diğer şehirlere çok fazla göç yaşanmış olup, halen devam etmektedir. Bu göç son yıllarda ABD başta olmak üzere, Avrupa ve Arap ülkelerine yönelmiştir. Yöredeki göç olayından dolayı ilçenin toplam nüfusu sürekli azalmaktadır.

    Ekonomi

    İlçenin dışarı ile bağlantıları kara yolu ile olup, Giresun il merkezine 47 km. uzaklıkta bulunan ilçe, sahile 14 km. uzaklıkta olup, asfalttır. İlçenin tüm köylerinde yol olup, tamamı sıtabilize ve ham yoldur. Son yıllarda betonlaşma çalışmaları sürdürülmektedir.
    Ekonomik yapı çoğunlukla fındık tarımına, hayvancılığa, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Fındığın yanı sıra, halk kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla mısır, sebze, meyve ve çay tarımı da yapmaktadır.
    İlçede, son yıllarda alabalık yetiştiriciliği büyük gelişme göstermiştir. Ayrıca arıcılık da son yıllarda önemli bir gelişme göstermiş ve toplam kovan sayısı 2700'e ulaşmıştır.
    İlçede sanayi kuruluşu sayılabilecek özel şirkete ait iki adet fındık kırma tesisi bulunmakta, bunun yanı sıra küçük ölçekli ağaç doğrama atölyeleri bulunmaktadır.
    Bakır, çinko maden yatakları yönünden zengin olan ilçede bu yönden bir üretim yoktur.

    Turizm

    Doğa turizmi yönünden büyük bir potansiyele sahip olan ilçede, turizm çok gelişmemiş olup ekonomiye bir katkısı yoktur. Daha çok iç turizm hakimdir. Yayla turizminin dışında turizm amaçlı herhangi bir faaliyet yaygın değildir.
    Önemli tarihi ve doğal yerleri arasında; 12 adet kemer köprü, Cami, Zaviye, Değirmen, Vakfiye, Üçmezar taşı, Çağlayan şelalesi sayılabilir.

    Yaylacılık

    İlçede yaylacılık çok gelişmiştir. Eskiden bölge halkı hayvan otlatmak için yaylaya göç etmekte iken son yıllarda, Temiz dağ havası alarak dinlenmek ve çeşitli yayla şenliklerine katılarak eğlenmek için yaylaya çıkmaktadır.
    Önceden yaylaya yürüyerek gidilirken; ulaşımın sağlanması ile otomobiller ile bu yaylalara 3-4 saatte gidilip gelinmektedir. Yöre halkının çıktığı yaylalarda Haziran, Temmuz aylarında çeşitli şenlikler düzenlenmektedir. Bu yaylaların başında Çakrak yaylası ve Bulari Yaylasi gelmektedir.

    Örf ve adetler

    İlçe Örf ve Adet bakımından Giresun yöresi ile benzerlik gösterir. İlçe halkı Geleneksel giysileri diğer yörelere nazaran daha çok tercih etmektedir. Eski geleneklere göre yaylacılık ve yayla şenlikleri sürdürülmektedir.
    El sanatları dalında, oya, semer, el örgüsü, el dokuması kilim ve halıcılık, sepet çeşitleri, ip, dastar ve çul örgüsü sayılabilir.




    Yağlıdere belde ve köyleri
    İl: Giresun ● İlçe: Yağlıdere
    Beldeler:
    Köyler:
    • Ahallı • Akdarı • Akdoğan • Akköy • Akpınar • Çağlayan • Dereköy • Elmabelen • GüllüceGültepe • Günece • Hisarcık • Kanlıca • Kızılelma • Koçlu • Kurucalı • Küçükköy • Ortaköy • Oruçbey • Ömerli • Sınırköy • Sinanlı • Tekkeköy • Tepeköy • Tuğlacık • Ümütbükü • Yazlık • Yenice • Yeniyazlık • Yeşilpınar • Yeşilyurt
     
  6. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Şebinkarahisar Kalesi

    Şebinkarahisar Kalesi

    Şebinkarahisar Kalesi
    İlçe merkezinin güneyini kuşatan Hacıkayası üzerine kurulan kale, iç ve dış kale olarak iki kısımdan oluşmaktadır.

    Dış kale

    Dış Kale'nin giriş kapısına bugün hâlâ özelliğini koruyan kayaya oyma merdivenlerle ulaşılır. Giriş kapısı yarı daire planlı iki kule arasına yerleştirilmiştir. Dış Kale'de dikkat çeken önemli yapılardan birisi kuzeybatı uçta yer alan oval planlı burçtur (kızlar kalesi). Dış kalenin güney ve doğuya bakan kısımlarında kuleler oldukça haraptır. Dış Kale'de değişik büyüklüklerdeki kayaya oyma su sarnıçları ve yapı kalıntıları mevcuttur. En büyük su sarnıcı kırk badal ismiyle anılan su sarnıcıdır.

    İç kale

    İç Kale XI. yüzyıl Türk mimarisinin özelliklerini taşıyan sekizgen bir kule ve onu çevreleyen dikdörtgen bir avludan oluşmaktadır. Dış avludan 15 - 20 m içerideki kayalık zemine kurulu olan iç kaleye kulelerden desteklenen bir kapıyla girilir. İç Kale'nin kuzeybatı köşesinde sekizgen planlı dört katlı bir kule bulunmaktadır. Bu burca basık kemerli (1,54 – 1,90 m) kapıyla girilir. Kırk iki basamaklı bir merdivenle yukarıdaki mazgal siperlerine ulaşılır. 27 m yükseklikteki kulenin, kapının açıldığı yüzey hariç tutulursa, her yüzünde yedi pencere bulunur. Kulenin 2,70 m güneyinde 6,20 x 4,20 m ebadında, 8 m derinlikte alttan kayaya oyulmuş, üzeri moloz taş ve horasan harcı ile örülmüş bir sarnıç bulunmaktadır. İç Kale surları büyük kule dışında yarı daire planlı dört küçük kuleyle takviye edilmiştir.
    tarafından ele geçirilen kaledeki Müslüman hakimiyet Şebinkarahisar Kalesi'nin kimler tarafından ne zaman yapıldığı belli değildir. Tarihsel kaynaklarda Pers(M.Ö. 550 – 331), Pontus (M.Ö. 293 – 65) ve Roma (M.Ö. 65 – M.S. 226) hakimiyetinde olan kalenin ilk onarımı, Roma komutanı Pompeyüs tarafından yapılmıştır. M.S. 226 – 591 tarihleri arasından Sasani hakimiyetinde kalan Şebinkarahisar Kalesi, M.S. 591'de Bizans hakimiyetine geçmiştir. Bizans kralı Justinianus tarafından bu dönemde (M.S. 591) onarılan kaleye, M.S. 645'ten itibaren Müslüman Arap akınları düzenlenmeye başlamıştır. M.S. 778'de Emevi kumandanı Yezid Usayd Al SulamiAbbasiler döneminde gerçekleşmiştir. M.S. 1074'te Anadolu'daki ilk Türk beylikleri olan Danişmendliler ve Mengücek beyliklerinin ortak fethiyle Türk hakimiyetine giren kaleye önemli ilaveler ve onarım, bu dönemde yapılmıştır. Mengücek beyi Fahrettin Behramşah, oğlu Muzafferüddin Mehmet'e yıkık olan surların onarımı, bir cami ve saray yapılması talimatını vermiştir. Muzafferüddin Mehmet tarafından günümüzdeki görüntüsüne kavuşturulan kale, M.S. 1128'de Anadolu Selçuklu Devleti'nin, daha sonra sırasıyla İlhanlılar, Eretna Devleti, Kadı Burhanettin Devleti, Karakoyunlular ve Akkoyunlular'ın hakimiyetine geçmiştir. 1473'te Fatih Sultan Mehmet ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan arasında geçen Otlukbeli savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine geçen kale, 1647'de Evliya Çelebi tarafından şöyle tanımlanmaktadır: “Kale göğe uzanmış bir dağın tepesinde yedi köşe bir kaledir. İlk bakışta direksiz ve serensiz kalyın gemi gibi görünür. Duvar kalınlığı 70 ziradır (75 – 90 cm). 70 burç, 100 bedendir, çevresi 3600 adımdır. Hendeği yoktur. Üç kat demir kapıları vardır. Gece gündüz bekçilerce korunan kale içinde 70 ev vardır. Kale içinde bir fatih camii de vardır. Diğer hayır kurumları ve camileri kasabadadır. (1600 hane, 3 tekke, 4 han, 7 ilk mektep, 750 dükkân)” 1915 Ermeni isyanı, 1939 Erzincan depremi ve diğer tabii olayların etkisiyle tahribata uğrayan kale en son 2003 tarihinde onarım görmüştür.
     
  7. Gülümseme

    Gülümseme Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    24 Eylül 2008
    Mesajlar:
    303
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Giresun Şehir Tanıtımı
    emeğine sağlık canım.bir giresunlu olarak çok hoşuma gitti.paylaşım için saol.
     
  8. ocean

    ocean Paylaşımcı Melek Üye

    Kayıt:
    15 Ekim 2008
    Mesajlar:
    360
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    izmir
    Cevap: Giresun Şehir Tanıtımı

    Canım beniiim bu koskocamaaaan emeğe sağlık olsun...Eşime demişindir bir kaç kez ilerde çoçukları evlendirdikten sonra Karadeniz bölgesini gezelim görelim diye...inşallah nasip olur
     
  9. sümeyra

    sümeyra Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    7
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Giresun Şehir Tanıtımı

    Bende bir giresunlu olarak bu paylasim icin tsk etmek istiyorum emegine saglik
     
  10. esra

    esra Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    18 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.286
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    TOKAT
    Cevap: Giresun Şehir Tanıtımı

    bende aslen giresunluyum ve sana çok teşekkür ediyorum emeğine sağlık..
     
  11. »| HeRCai |«

    »| HeRCai |« Aktif Üye Üye

    Kayıt:
    22 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    6.221
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    38
    Şehir:
    [ne önemi varki ?] ツ
    Cevap: Giresun Şehir Tanıtımı

    Emegine Saglik , cok gzl olmus...

    Beni bir an icin memleketime götürdün :uhu::uhu::uhu::uhu:

    Cok Özledim Giresunumu ve Samsunumu.. :uhu::uhu::uhu::uhu::uhu:
     
  12. ömer değirmenci

    ömer değirmenci Forum Okuru

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 12 Ekim 2013
Giresun Şehir Tanıtımı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kastamonu Şehir Tanıtımı

    Kastamonu Şehir Tanıtımı

    GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 13.108 km² Nüfus: 423.611 (1990) İl Trafik No: 37 Eski bir yerleşim merkezi olan Kastamonu il merkezi ve ilçelerinde bir çok eski eser ziyarete açıktır. Belli başlıları Araç, Taşköprü, Küre, Abana ilçeleri sit alanı kapsamındadır. Taşköprü'de Zımbıllı Tepe (Pompeipolis), İnebolu'da Abeş Kalesi, Geriş Tepesi, Çatalzeytin'de Ginolu Koyu, Cide İlçesinde...
  2. Niğde İli Şehir Tanıtımı

    Niğde İli Şehir Tanıtımı

    niğde şehir merkezi niğde şehri ili tanıtımı niğdenin tanıtımı Yüzölçümü:7312 km² Nüfusu:331.677 İl Trafik No.:51 Telefon Alan Kodu:388 İlçeleri :Niğde (merkez), Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik, Ulukışla. Başlıca Dağları :Demirkazik tepesi, Hurç tepesi Sıcaklık:En düsük -27,5 C en yüksek 38,6 C Yağış Oranı:Yillik ortalama 347 mm. İlgi Çekici Yerleri:Güzelyurt, Çiftehan ve Ziga Kaplıcaları,...
  3. Karaman İli Şehir Tanıtımı

    Karaman İli Şehir Tanıtımı

    karaman ili karaman şehir merkezi şehri nerededir nerde 70 KARAMAN ( Kod : 338 ) Vali Fatih ŞAHİN Valilik 213 10 12 İl Emn. Md. 213 10 79 İl Jn. Kom. 212 95 00 Bld. Bşk. 213 88 88 İlçe Sayısı 5 Belediye Sayısı 16 Köy Sayısı 158 Yüzölçümü 9.163 Nüfusu 243.210 Dil Seç Choose the tongue GENEL BİLGİLER Karaman, İç Anadolu Bölgesi'nin güneyinde, Konya-İçel-Antalya illeri arasında...
  4. Nevşehir İli Şehir Tanıtımı

    Nevşehir İli Şehir Tanıtımı

    nevşehir tanıtım nevşehir ili tanıtımı nevşehirin tanıtımı ilinin özellikleri Genel Bilgiler Yüzölçümü: 5.467 km² Nüfus: 309.914 (2000) İl Trafik No: 50 Nevşehir, tarih ve doğanın iç içe geçerek, bütünsel bir güzellik sergilediği beldeleri ve bölgede yaşamış uygarlıkların zenginleştirdiği kültürel birikimi ile Türkiye’nin eşsiz turizm...
  5. Osmaniye Şehir Tanıtımı

    Osmaniye Şehir Tanıtımı

    osmaniye şehri osmaniye şehir merkezi tanıtımı osmaniyenin tanıtımı Yüzölçümü: 974 km²Nüfus: 154.629Yukarı Çukurova’da, Ceyhan Nehri’nin doğu yakasında yer alan, alabildiğine geniş hinterlandıyla Osmaniye; Ceyhan Nehri, Hamıs, Karaçay, Kesiksuyu ve Sabun Çayları nedeniyle sulak, hem de Çukurova’yı doğuya bağlayan yolların kavşağında olması nedeniyle işlek bir bölgededir. Çukurova'ya has...

Sayfayı Paylaş