gebe
  1. BEYZA21

    BEYZA21 ♥ سن بنيم جننتيم نفسيمسين ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    21 Aralık 2011
    Mesajlar:
    9.604
    Beğenilen Mesajlar:
    1.517
    Ödül Puanları:
    113

    Hamilelikte asemptomatik bakteriüri ve akut sistit

    Konu, 'Gebelik' kısmında BEYZA21 tarafından paylaşıldı.

    hamilelikte vajinal enfeksiyonlar,hamilelikte sistit,hamilelikte genital siğiller,hamilelikte toksoplazma,hamilelikte enfeksiyon hastalıkları hakkında bilgiler Daha çok cinsel ilişki ve kan nakli ile geçer. Mikrop bulaşanların yarısı hiçbir belirti vermezken %1’lik bir bölümde ise karaciğer iflası ile ölüme kadar giden ağır bir durum oluşur. Hepatit B enfeksiyonuna spesifik bir tedavi yoktur. Erişkinlerin %2-6’sında kronik enfeksiyon kalır. Bu hastalarda siroz ve karaciğer kanseri gelişme riski %15-20’dir. BU MİKROPLA DAHA ÖNCE KARŞILAŞMAMIŞ HAMİLELERİN AŞILANMASINDA SAKINCA YOKTUR.
    Hepatit B taşıyıcısı olan hamileler bebeklerine mikrobu en çok doğum esnasında kan ve genital sekresyonlarla bulaştırırlar. Nadiren anne karnındayken plasentadan geçişle veya süt verirken olur. Taşıyıcı anneden doğan bebeklere hemen aşı ile birlikte serum (hepatitB immünglobülin) verilir.


    hh.Jpeg

    Kızamıkçık (Rubella)
    Çocuklarda hafif bir ateş ve döküntü ile seyreden bu viral enfeksiyon hamileliğin ilk 3 ayında geçirilirse ciddi sonuçlara neden olur. Bunlar; düşük, fetal ölüm ve doğumsal anomalilerdir.
    Yaygın aşı programları sayesinde görülme sıklığı çok azalmıştır. Hamilelik planlayan her kadının bağışık olup olmadığını anlamak için test yaptırması gerekir. Kan testinde İmmünglobülin G negatif ise aşı yaptırıp 3 ay korunmaları önerilir. Önceden test yapmamış hamile bir kadın geldiğinde kızamıkçık muhakkak araştırılmalıdır. Kan testinde immünglobülin G’nin pozitif olması bağışıklığı M’nin varlığı ise aktif enfeksiyon geçirildiğini gösterir. Her ikisi de negatif ise yani hamile kadın daha önce bu mikropla hiç karşılaşmamış ise doğumdan sonra aşılanması önerilir. HAMİLELİKTE KIZAMIKÇIK AŞISI YAPILAMAZ.
    Toxoplasmozis
    Toxoplasma adı verilen bir parazitin neden olduğu hastalıktır. Toplumdaki insanların çoğu farkına varmadan bu hastalığı geçirebilirler. Bu oran Fransa’da %70’e kadar yükselmiştir. Hafif ateş ve lenf bezlerinde büyüme yapar.
    Hamilelikte geçirildiğinde ise parazit fetusa geçerse, yeni doğanda mental retardasyon, körlük, epilepsi gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. İnsana 2 şekilde bulaşır: Az pişmiş et ve iyi yıkanmamış sebze-meyve yenilmesi. İkincisindeki döngü kedi pisliğinden toprağa, topraktan sebze-meyveye doğrudur. Bu nedenle hamilelikte etlerin iyi pişirilip sebzelerin iyi yıkanması gerekir. Evde kedi varsa bakımını hamile yapmamalı, mecbur kalırsa eldiven kullanmalı, bu sürede yeni geçiş olmaması için kedi dışarı çıkarılmamalıdır.
    Fetusa bulaşma kadın hamilelikte parazitle ilk kez karşılaşırsa olabilir. İlk üç ay içinde fetusa geçme ihtimali %10-15’dir. Ancak geçerse sonuçları ciddidir. Hamilelik geç dönemlerinde ise tersi olur. Fetusa geçme olasılığı %60’lara yükselir ama ciddi zarar verme olasılığı düşüktür.
    Doğduktan sonra, parazit bulaşan bebeklerin 3’te biri belirti verir. En ciddi sonuçları hidrosefali, beyin ve gözde hasardır.
    ENFEKSİYON HAMİLEDE KAN TESTİ İLE TARANIR. Ancak laboratuar sonuçları her zaman kesin değildir. Bebeğin gerçekten etkilenip etkilenmediği amniyosentez ve bebek kordonundan alınan kan örnekleri ile anlaşılmaya çalışılabilir. Ultrasonda bu tanıda yardımcı olur. Fetusda enfeksiyon tespit edilirse hamileliği sonlandırma ile antibiotik tedavisi arasında seçim yapılır.
    Herpes Simpleks
    Genital Herpes yaşam boyu tekrarlayabilen viral bir infeksiyondur. HSV Tip 1 ve 2 olmak üzere 2 tipi vardır. Tekrarlayan genital herpeslerin çoğu HSV-2’dir. Ağrılı yaralar yapabilir. Ancak bazen kişi enfeksiyonu aldığının ve yaydığının farkında olmayabilir. Dolayısı ile virüs bulaşmış bir yeni doğanın annesi geçmişte böyle bir enfeksiyon öyküsü hatırlamayabilir. Anne virüsü doğuma yakın bir dönemde aldıysa bebeğe geçme riski yüksektir (%50-60). Hamileliğin başlarında almış ise olasılık %1’den azdır. Bebeğe geçiş doğumda ülserli lezyonlardan olur. Doğum ağrıları başladığında lezyonları olan hamilelerde sezaryen tercih edilmelidir.
    Suçiçeği
    Bu da bir virüstür ve ilk ataktan sonra vücutta uyku fazında kalabilir. İlk enfeksiyon tablosu bilindiği gibi tipik döküntülere neden olur, uyku fazındaki virüsün tekrar aktive olduğunda yaptığı hastalık ise Zona zosterdir. Suçiçeği çok bulaşıcıdır. 1995’de aşının piyasa çıkmasından sonra görülme sıklığı düşmüştür. DAHA ÖNCE SUÇİÇEĞİ GEÇİRMEMİŞ KADINLAR TEST YAPTIRIP BAĞIŞIK OLMADIKLARI ANLAŞILDIĞINDA AŞI YAPTIRMALIDIRLAR. AŞIDAN SONRA 1 AY HAMİLE KALMAMALARI GEREKİR. Hamilenin hastalığı doğumdan 5 gün önceden 2 gün sonraya kadar olan sürede başlamışsa bebeğe geçen enfeksiyon çok ağır seyreder. Bu dönemde bebeğin kaybedilme riski %30 kadar yüksektir. Hamileliğin ilk 20 haftasında başladığında ise bebekte anomalilere neden olma olasılığı yüksektir.
    Hasta biri ile kontakt kuran ya da aynı ortamda uzun süre bulunan hamilelere koruyucu olarak immünglobülin verilebilir. Hamilelikteki enfeksiyonların pnömoni yapma olasılığı yüksektir. Hastalık geçiren hamilelerin yakın takip edilip gerekirse hastaneye yatırılmaları gerekir.
    Asemptomatik bakteriüri ve akut sistit
    Hamilelikte alt idrar yolu enfeksiyonlarının 2 şekli vardır: Asemptomatik bakteriüri ve akut sistit. Asemptomatik bakteriüride kadının herhangi bir şikayeti yoktur, ancak idrarda az miktarda mikrop ürer. Hamilelerin %4-8’inde görüldüğü için bütün hamilelere ilk muayenede idrar kültürü yaptırılmalıdır. Hafif gibi görünen idrar yolu enfeksiyonları hamileliklerde daha süratli ilerler, çünkü idrar akımı yavaşlar ve üremeye uygun bir ortam oluşturur. Tedavi edilmeyen idrar yolu enfeksiyonu böbreklere doğru ilerler, erken doğumu tetikleyebilir. Akut sistit gebelerin %1-3’ünde görülür. Ağrılı, sık ve acil idrar duygusu vardır. HER İKİ DURUMUN TEDAVİSİ DE BEBEĞE ZARAR VERMEYECEK ANTİBİYOTİK SEÇİMİ İLE YAPILIR. Tedaviden sonra kültür tekrar edilerek kontrol edilmelidir. İlerleyen haftalarda tekrarlama eğilimi vardır.
    Vajinal Candidiazis (Mantar)
    Hamilelikte sık görülür. Özellikle diabet ve antibiotik kullanımından sonra sıklığı artar. Hiçbir şikayet vermeyebileceği gibi kaşıntı ve akıntı yapabilir. Hamilelik üzerine olumsuz bir etkisinin olmadığı kabul edilir. Şikayete neden oluyorsa ilk 3 ay geçtikten sonra tedavi edilmesi tercih edilir. Tedavide vajinal tablet ve kremler kullanılır.
    Bakteriyal Vajinozis
    Vajinal florada baskın olan bakterilerin değişmesi ile ortaya çıkar. Kadınlar kokmuş balık gibi kokan anormal bir akıntıdan şikayet ederler. Bu koku ilişkiden sonra daha belirgindir.
    Bütün belirti veren hamileler tedavi edilmelidir. Çünkü erken doğum, suların erken gelmesi, koryoamniyonit yani gebelik kesesi ve plasentanın iltihaplanması, sezaryan sonrası rahim iltihabı ile sonuçlanabilir. Daha önce erken doğum yapan ve suları erken gelenlerde tarama yapılabilir.
    Genital Siğiller (HPV-Condyloma Accuminata)
    Human papilloma virüs neden olur. Yeri ve büyüklüğüne göre ağrı ve kaşıntıya neden olabilirler. Hamilelik boyunca yayılıp büyüyebilecekleri için temizlenmeleri önerilir. Triklorasetik asit sürülür veya yakılır. Hamilelikten sonra genellikle iyileşme eğilimine girerler.
    Yeni doğanda laringeal yani boğazında siğiller olabilmektedir. Daha az olmakla birlikte sezaryanda da olabildiği için siğiller doğum kanalını kapatacak kadar büyük değilse normal doğum önerilir.
    Klamidya
    Chlamidya trochomatis isimli bakterinin neden olduğu cinsel yolla geçen hastalıklar arasında en sık rastlananlardandır. Önce rahim ağzına yerleşir. Kadının şikayeti olmayabilir. Vajinal akıntı, ilişki sonrası kanama, ağrılı idrara neden olabilir.
    Erken doğumu ve suların erken gelmesini tetikleyebilir. Doğumdan sonra bebekte konjunktivit, pnömoniye neden olabilir. Yüksek riskli hastalarda tarama yapılıp tedavi verilebilir.

     
Hamilelikte asemptomatik bakteriüri ve akut sistit konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Gebelik ve İdrar Yolu Enfeksiyonları (sistit)

    Gebelik ve İdrar Yolu Enfeksiyonları (sistit)

    Gebelik dönemi idrar yolu enfeksiyonlarına eğilimin arttığı bir dönemdir. Bu enfeksiyonlar basit bir sistit (mesane enfeksiyonu) olabileceği gibi, ciddi bir piyelonefrit (böbrek enfeksiyonu) gelişimi de söz konusu olabilir. Özellikle piyelonefrit durumunda bebek de erken doğum gibi ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalabilir. Gebelikte idrar yolu enfeksiyonu riskini azaltmak için en erken...
  2. SİSTİT nedir

    SİSTİT nedir

    sistit nedir sıstıt nedır n30 sistit ne demek bulaşıcımı SİSTİT Sistit nedir? Ani idrar şikayetleri ile başlayan idrar torbası (mesane) iltihabıdır. Sistit hangi yaşlarda sık görülür? Sistit her yaşta ortaya çıkabilen bir hastalık olmakla birlikte genç erişkinlerde daha sık görülen bir iltihabi hastalıktır. Sistite yol açan mikrop hangisidir? Sistit çoğunlukla E.Coli isimli bakteri...
  3. İntersİtİsyel Sİstİt

    İntersİtİsyel Sİstİt

    intersitisyel sistit interstisyel sistit interstisyel tedavisi nedir belirtileri ABD’de her 100 bin kadının 50’sinde görülen ve mikrobik nedeni olmayan bir hastalıktır. Kendini sık ve ağrılı idrar, alt karın ağrısı, sıkışma hissi ile belli eder ve ciddi dalgalanmalar gösterir. Hastalar bazı günler çok iyi iken aniden kötüleşme ve bunu takip eden iyileşme süreci geçirirler. Kesin belli olan bir...
  4. Sistit nedir?

    Sistit nedir?

    sistit, sistit tedavisi, sistit belirtileri, sistit nedir, sistit neden olur SİSTİT NEDİR? Sistit, idrar yollarını ilgilendiren bir çok hastalıkla birlikte görülebilir. Çok sık ortaya çıkması hastalığın önemini artırmaktadır. NEDENLERİ ... Olguların büyük bir bölümünde etken bağırsak kökenli mikroplardır. Enfeksiyon zamanında tedavi edilmezse, hastalık böbrekleri de etkileyecek biçimde...
  5. Sistit Belirtileri ve Tedavisi

    Sistit Belirtileri ve Tedavisi

    sistit belirtileri, tedavisi, hastalıklar, hakkında bilgi için yazımıza buyrun arkadaşlar. Sistit Nedir? Belirtileri Nelerdir? Sistit; mesanenin yani idrar kesesinin iltihaplanması adına verilen hastalıktır. Anatomik olarak erkeklerden farklı olmaları nedeniyle kadınlarda daha sık görülen sistit, ihmal edildiği takdirde kronikleşebilir ve üriner sistemde (mesane ve böbreklerde) kalıcı...

Sayfayı Paylaş