gebe
  1. SadmiN

    SadmiN ♥ Ölürüm Sana Mavimm ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    15.376
    Beğenilen Mesajlar:
    965
    Ödül Puanları:
    113

    Hande Yener Sohbeti

    Konu, 'Magazin' kısmında SadmiN tarafından paylaşıldı.

    'MÜZİKTE DEVRİM YAPTIM' [​IMG] 14 EKİM'DEKİ DÜĞÜNLERİNİ NİŞANLISI KADİR DOĞULU'NUN ANNEANNESİNİN HASTANEYE KALDIRILMASI ÜZERİNE İPTAL EDEN HANDE YENER, DÜĞÜNDE GİYECEĞİ GELİNLİKLE KELEBEK'E POZ VERDİ.

    Yener, 'Evlilik teklifini nasıl aldınız' sorusuna, 'Kadir bir sabah beni öpücüklerle uyandırdı. Sonra da gözlerimin içine bakıp 'Benimle evlenir misin' diye sordu. Hiç düşünmeden 'Evet' dedim ve sevdiğim adamı sarılıp öptüm. Biz gerçekçen çok mutluyuz. Tam birbirimize göreyiz' diye yanıt verdi. Önceki akşam Beyoğlu'nda sahneye çıkan Yener'i oğlu Çağın Yener ve ve kız arkadaşları yalnız bırakmadı.

    Eski yapımcısı Erol Köse ile mahkemelik olan Hande Yener, sessizliğini bozdu. Köse’nin hakkında yaptığı 'Hipnoz albümü rekor fiyasko oldu' sözlerine ve daha birçok iddiaya açıklama getiren Yener, ertelenen düğünün perde arkasını da anlattı.

    -14 Ekim’de Kadir Doğulu ile Bodrum’da evlenecektiniz. Ancak Kadir Bey’in anneannesi rahatsızlandığı için düğünü iptal etmişsiniz, doğru mu?

    Doğru... Çünkü ailede böyle bir sıkıntı varken kalkıp düğün yapamazdık.

    Bir de Doğu’da çok fazla şehit vermemizden dolayı böyle bir karar aldığınızı duydum...

    - Evet. Yaşadıklarımız beni çok etkiliyor, çok üzülüyorum. Bu ülkede yaşıyorum. Bütün bunları görmemezlikten gelemezdim. Ben ülkemin her haliyle yakından ilgileniyorum. Bu kadar can yanarken ben düğün yapamazdım. Hiç mühim değil yani.

    Peki... Evlilik teklifini nasıl aldınız?

    - Kadir bir sabah beni öpücüklerle uyandırdı. Sonra da gözlerimin içine bakıp 'Benimle evlenir misin?' diye sordu. Hiç düşünmeden 'Evet' dedim ve sevdiğim adamı sarılıp öptüm. Biz gerçekçen çok mutluyuz. Tam birbirimize göreyiz. O kadar çok ortak noktamız var ki. Bu mantıkla, bu kalple doğru bir karar aldığımı düşünüyorum. Evlilik bir risk de olsa, ben Kadir’le sonumu iyi görüyorum. Mutlu olacağımızı biliyorum.

    18 yaşında bir oğlunuz var. O, bu evliliğe nasıl bakıyor?

    - Oğlumun Kadir ile ilişkisi çok iyi. Birbirlerini çok seviyorlar. Benim oğlum çok olgun bir çocuk. Müzik ve sporla ilgileniyor. Ve benim hayat mücadelemi görüyor. Mutlu olmamı, evlenmemi istiyor. Kadir’in maddi-manevi yanımda olduğunu görüyor. O yüzden de evlenmemizi destekliyor. Öyle huzursuz bir ortamımız yok. Zaten onu mutsuz edecek bir şey asla yapmam.

    Gelelim 'Hipnoz' albümünüze... Başarılı bir albüm müydü sizin için?

    - 'Hipnoz' manevi olarak umduğumun çok üstünde bir başarı elde etti.

    'Bu yaz Hande’nin şarkılarını duyamadık' diyenlerin de sayısı çok fazla ama...

    - Ben çok konser verdim. Radyolarda ya da televizyonlarda çok fazla çıkmamış olabilir, ama bunda ayrıldığım şirketimin baskısı da vardır belki... Beğenmeyip çalmamışlar da olabilir. Plajlarda çalınıp çalınmaması ise çok umurumda değil açıkçası. Bir şarkının plajda çalınıyor olması, onun iyi bir şarkı olduğu anlamına mı geliyor? Sonuç olarak benim dinleyicimle problemim yok. Konserlerim devam ediyor. Ve konserlerimde inanın bana 'Sen Yoluna, Ben Yoluna' şarkısını oku diyen çıkmıyor artık.

    Yani o tarzlar şarkılar çabuk unutuluyor diyorsunuz...

    - Ben sadece unutulmak istemiyorum diyorum. Hem bunu istemediğim hem de ileride saygı kaybetmemek için kendimi yeniledim. Evet o tarz şarkılar bir süre için oyalıyor, ama ileride bir saygınlık bırakmıyor. Bugün açıkçası yüzüne bakmadığımız o kadar çok star var ki. Böyle olmak beni çok ürküttü. Ve ben bunların nedenlerini gördüğüm, bildiğim için de bu hataya düşmedim. Değişim yapmak, çok ince bir çizgidir. Biri size yaptırırsa olmaz, sizin hissedip değişmeniz gerek. Ben hissettim, değiştim ve bunu kabul ettirebildim. Ama ben zaten Türk halkının bu sound’ları sevdiğini biliyordum. Sevmese, konserlere çıkamazdım.

    Gerçekten müzik dünyasında 'devrim' yaptığınıza inanıyor musunuz?

    - Kesinlikle... Yeniliğe, değişime kim bu kadar düşkün? 'Değiştim' diyenler de hep aynı geliyordu. Şimdi bir 'tık' olsa da müzik piyasasında değişim olduğunu görüyorum. Yaptığım müzik popüler kültürde hiç kullanılmayan, denenmeyen bir iş. Ben avantajlıydım. Gençler vardı, kabul ettirdim, dinlettirdim. Ben bunu başardım. Başardığım ve sevdirdiğim için de popüler müzikte devrim yarattığımı söyledim. Benim nasıl bir devrim yaptığımı herkes 10 yıl sonra konuşacak. Ben de 'Buna gerek yok, şimdi konuşalım' diyorum. Sanatçı eskiden ölünce değerliydi, şimdi yaşlanınca değerli. Ben bunu daha gence çekmeye çalışıyorum. 50 yaşında bana 'kraliçe' demeleri beni mutlu etmeyecek. 35’imde demeleri de... Ben 'kraliçe' lakabı için çalışmıyorum. Bugün yaptığım görülsün, anlaşılsın istiyorum. 10 yıl sonra 'Hande güzel yapmıştı' denmesi önemsiz. Şimdi denilmeli, şimdi konuşulmalı. Belki 10 yıl sonra ölmüş olacağım ve bunları duymayacağım... Artık bu tarz değişimler insanlara normal gelmeli... Yargılanmamalı...

    Sizi yargılayanlar arasında Rafet El Roman da var. 'Devrim yaratmak ona mı kalmış?' dedi...

    - Artık hiçbir şey beni şaşırtmıyor. Herkes her şeyi söylüyor. Ben ortaya boş bir şey söylemiyorum ama cevaplar hep boş geliyor. Ben devrim yaptım evet, çünkü müzikalitenin tavanına vurdum. Bunu söylemekten de gurur duyuyorum. Bu işimle ilgili bir şey, niye söylemeyeyim ki? Ben güzel bir şey yaptım. Elektronik müzikte gençlere kapı açtım. Bizde hiç alkış olmaması, artık bana normal geliyor. Benim bu cümlelerimi ancak bu işi çok severek yapanlar anlayabiliyorlar. Pasta yemenin derdinde olanlarla maalesef anlaşamıyorum. Çünkü benim derdim pasta yemek değil. Arz olmadan talep olmaz. Pastayı ben yapıyorum. Benim yaptığım pastadan hep beraber yiyoruz. Ben bu şekilde nefes alıyorum. Rafet bunu kabul etmese de üzgünüm ama ben bir devrim yaptım. Bizler yapmayacaksak kimler yapacak? Başka uygun gördüğü biri varsa o da yapsın. Bu ülkede Sezen’ler, Ajda’lar varsa, Hande’ler de olacak. Ne var bunda?

    Sizin değişiminiz müzik piyasasına neler kazandırdı?

    - Bakın üç yıl önce kliplerin yüzüne bile bakmıyorduk. Şimdi en azından 'Bir bakayım ne yapmış?' diyoruz. Ortada bir kıvılcım, bir heyecan var. Bu heyecanı Rafet mi vermiş? Bunda yüzde 90 payım olduğunu düşünüyorum. Bu konuda mütevazı olmamı beklemesinler. Başka konularda olabilirim ama iş konuşuyorsak, gerçekleri masaya yatırıyorsak, o zaman durum başka. Benim gerçeğim ortada. Ben bunun şovunu çok yapmadım. Ama Hande Yener çok derine sızmış bir müzisyendir. Benim değişimim, kalite anlayışım neden insanlara rahatsızlık veriyor anlamadım ki? Artık bu şaşkınlık bitsin. Tamam ben bulunmaz Hint kumaşı değilim. Kendi çapında müzik yapan biriyim. Bir iş yaparken de karşı tarafı heyecanlandırmak istiyorum. Benim için 'Yakalamış bir damar şarkı, hadi ağlayalım' desinler istemiyorum. Bundan hoşlanmıyorum. Ölene kadar bu işi yapacağım. Dolayısıyla bu işi monotonlaştırmayacağım. Hep yenileneceğim, meydanı bırakmayacağım. Tina Turner gibi takılacağım.

    Geçtiğimiz günlerde 'Hande Yener elektronikte başarısız oldu, eski tarzına dönüş yapacak' diye dedikodular çıktı...

    - Kesinlikle doğru değil. Dediğim gibi o benim inandığım bir müzik tarzı değil. Beni bir kişi dinlese bile ben elektronik müzik yapmaya devam edeceğim. Ama tabii bütün bunları ayrıldığım müzik şirketim, yani Erol Köse yapıyor. Şu sıralar beni 'Hande çok kötüydü, çok başarısız bir sanatçıydı' diye markete sunuyor. Kimseler bana talip olmasın diye... Klibimi engelliyor, çalıştığı organizatörlerden işlerimi engelliyor. Maalesef profesyonel bir şekilde bitiremedik.

    Erol Köse ile aranızdaki sorun neydi?

    - Ondan ayrılmak istemem, bitmiş olması. Sorun da o yüzden çıktı. Erol Köse’nin bugüne kadar biten bir şeyi kabul ettiğini hiç gördünüz mü? Neyse Erol’la çalışmak istemedim. Çünkü birbirimize karşı enerjilerimiz düşmüştü. Daha doğrusu benim enerjim ona karşı çok düşmüştü. O yüzden de devam etmek istemediğimi söyledim. 'Devam etmeyelim' dedikten sonra da 'Hipnoz' albümüm piyasaya çıktı. Dolayısıyla albümle çok ilgilenmedi. Klip çektim, 'Bu klip sansürlenmeli, olmaz' diye laflar ortaya atıp, bir şekilde RTÜK’ün klibi incelemesine neden oldu. Sonra klibimi ben çektim, parasını ödemedi. Onunla ilgili de bir mahkememiz olacak. Sözleşmemizde onun karşılayacağı yazılıydı. Bunu da duyunca zaten iyice ilişkiler kötüye gitti.

    Tazminatınızı ödeyip mi ayrıldınız?

    - 'Hipnoz' albümünden sonra üç single anlaşmamız daha vardı. Dolayısıyla tazminatımı ödeyerek anlaşmayı iptal ettik. Parasını aldı, imzayı attı... Hiçbir işimiz kalmadı. Ama 'Hiphoz'un klibi yayına girmeye başladığı andan itibaren de konuşmaya başladı. Hakkımda çok olumsuz konuşmalar yaptı. Onunla da ilgili tazminat davası açıyorum.

    Erol Bey 'Hipnoz' albümünüzün satış grafiği için 'Rekor fiyasko oldu' diyor...

    - Son ana kadar Erol’a hep profesyonelce davrandım. Hiç vefasız olduğumu da düşünmüyorum. Erol’un şirketinde en eski sanatçısı bendim. Bunca yıldır onun duruşuna, her şeye katkıda bulunduğumu düşünüyorum. Şu an hayatımdan inanılmaz memnunum. Hem özgür olduğum için memnunum, hem 'Hipnoz' albümümün başarısından memnunum. Satış grafiği olarak iade almış vermiş, ben onu bilemem. Madem böyle bir durum vardı, keşke zamanında beni bıraksaydı. 1.5 milyon albüm sattığım zamanlarda bana bir hediye bile alınmadı. Böyle bir şey beklediğim için söylemiyorum da, yani fazlası onundu, eksiği de onundur. Bu sektörle ilgili bir şeydir. Ayrıca bir sanatçı yapımcıyı batırabilir. Ama ayrıldık işte. Bitti... Madem ben onu batırdım, niye 4 yıl önce benden ayrılmadı? Ben 4 yıldır elektronik müzik yapıyorum. Neden beni daha önce bırakmadı? Akıllı biridir. Bile bile zarar etmek istemez. Sonuçta ayrılmak istediğim için kızgınlıkla bunları söyledi. Bunun tazminatı açılacaktır. Benim kariyerimi, meslek hayatımı küçük düşürmeye çalıştığı için dava açacağım. Ben onun eksilerini anlatmayacağım. Zaten Türkiye biliyor. Madem bu kadar eksilerim vardı, keşke daha önce benden ayrılsaydı. Keşke üzerine para vermeseydim de o beni kapı dışarı etseydi. Ayrıca ben konser yapamıyorsam ona tazminatı nasıl ödedim ve bugün nasıl nefes alabiliyorum. Bana kim bakıyor, Amerika mı? Ben onun her söylediğine açıklama yapıp da kendimi ispat etmek de istemiyorum. Tatlı tatlı bitemeyecek. Böyle bir yaradılışı var. Benim adım bu saatten sonra vefasızsa, ben bu saattten sonra tanıyabileceği en vefasız insan olmayı kabul ediyorum. Bir de hakkımda 'Sadece özel hayatıyla haber oluyor' demiş. Tabii ki özel hayatımla da haber olacağım. Hiçbir gazeteci bizim sadece konser, müzik haberlerimizi yapmaz.

    STAR KAVRAMI YÜZÜNDEN KENDİMİ HASTA EDEMEM

    Tarzımı değiştirdim ya, olmamış hissi verip, beni oradan vurmaya çalışıyorlar. Ben de susmuyorum, susmayacağım da... Ben şuna inanmıyorum; eskiden 'Star gizemli olacak, görünmeyecek, cevap vermeyecek, böylece insanların gözünde ilah olacak' denilirdi. Bu da bir stildir, olabilir. Ama bu benim stilim değil. Ben de dört duvar arkasına saklanır, insanların attığı iftiralar karşısında sessiz kalırdım. Ama bu durum kariyerime ve ruh sağlığıma zarar vermeye başlarsa, susmam. Niçin susayım? Susmak, büyüklüktür deniliyor. Ben cevap verdiğim zaman küçülecek miyim? Ya da çok iyi bir televizyon programına katıldığımda ben özel biri mi oluyorum? Bunlar mı insanların kaliteli olduğunu gösteren şeyler? Tamam o zaman ben kalitesizim! Ben televizyonlara da çıkarım, hakkımda bir konu varsa cevap da veririm. Star olmak kavramı yüzünden kendimi hasta edemem.

    Bu yaz hiç Rumelihisarı, Açıkhava konserleri de vermediniz, neden?

    - Ben o konserleri beş yıl önce bıraktım. Çünkü oturan seyirciye şarkı söylemek istemiyorum. Bir de oraların bütçeleri çok düşük. İnsanlar bu mekanları artık vitrin olarak kullanıyor. Benim vitrine ihtiyacım yok. Sahnemi bilen, biliyor. O yüzden iki tane kamera gelecek, beni çekecek diye çıkmak istemiyorum. Sizce ben 1200 kişilik mekanı dolduramayacak biri miyim? Teklif gelmedi mi, geldi. Hem madden istemiyorum, hem de manen... Benim parçalarım, dans parçaları. Ve oturarak izlenmesini istemiyorum. O yüzden de özel geccelerde, daha dinamik seyirciye hitap edebileceğim ortamlarda sahne almayı tercih ediyorum.
    Hürriyet

     
Hande Yener Sohbeti konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Hande Yener - Hayrola

    Hande Yener - Hayrola

    Aklım inanmaz o yalanlara İnce hesaplara mutlak sonlara zaman kalmaz oyalanmaya nice telaşlara korkak yaşlara hey sen büyük oyna iyi düşün yapayalnızsın başla alışmaya hey sen çocuk olma herşey meçhul yapayalnızsın başla alışmaya kötü haber çok, iyi haber yok kadere sitem çok hep yarın ola heryerde aşk var ama gören yok herkesin derdi çok hayrola aşk nerdeysen çık dışarı yeller...
  2. Hande Yener -Senden uzakta

    Hande Yener -Senden uzakta

    Birini seveceksin belki Heyecanlanacaksın yetmeyecek Değişeceksin belki İnkar edeceksin hiç bitmeyecek Aynıyım ben Halâ zihnime kazılı adın Burdayım ben Halâ boşlukta noktayım Ordayım ben Zordayım ben Burdayım ben Hep dünden kalmayım Senden uzakta yaşam yok Günüm sayılı Senin yanında Gece beyaz,ölüm kolay kolay Sen olmayınca sözler boş Günüm sayılı Senin yanında Aşk masal,ölüm kolay kolay
  3. Hande Yener - Ne rüyası

    Hande Yener - Ne rüyası

    Hande Yener: Ne görmemizi istiyorlar ne bilmemizi Ne sormamızı istiyorlar ne duymamızı Ne rüyası bu ne dünyası Ne öncesi ne sonrası İnsanlar robot gibi Yalanlar kurmuş sanki Yürüyorlar ceset gibi Ruhları alınmış sanki İnsanlar kuklalar gibi Eldeki oyuncak sanki İnsanlar köle gibi Canları satılık sanki Ali Seval: Makineler var sorgusuz içimde Devreler var duygusuz Sağı solu bilir ama yön...
  4. Hande yener TV

    Hande yener TV

    Hayranlarının Hande Yener´e ait konserler, klipler, kamera arkası görüntüler özetle Hande Yener´in müzikal hayatına dair her ayrıntıyı izleyebileceği ´Hande Yener TV´´nin 30 Temmuz´da yayın hayatına başlayacağı açıklandı. ´Hande Yener TV´ ile AVEA kullanıcıları cep telefonlarından hayranı oldukları sanatçıyı oturdukları yerden takip etme ayrıcalığını yaşayabilecekler... Aylardır büyük...

Sayfayı Paylaş