gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    HukukÇular ‘kemalİst Anayasa’yi TartiŞiyor

    Konu, 'Hukuk' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    Prof. Mümtaz Soysal: İdeoloji var, ideoloji var. Kemalizm ya da Atatürkçülük, cumhuriyet sözkonusu olduğunda her şeyin bu devrime göre yorumlanmasını gerektiren bir cumhuriyettir. Yoksa yıkılır. Prof. Fazıl Sağlam: Sayın Üskül bu sözleri AKP’ye girmeden önce söylemiş olsaydı, tartışılırdı.

    Prof. Necmi Yüzbaşıoğlu: Atatürk ilke ve inkılapları çağdaş değerlerle, demokrasiyle çelişmez.

    Prof. Mithat Sancar: Atatürkçülüğü anayasaya koyarsanız, bir süre sonra anayasayı siyasal alanın kutsal kitabı haline getirirsiniz. Bütün partilerin programı tek tip olur.

    Prof. İbrahim Kaboğlu: 82 Anayasası’nın çıktığı koşullar unutulmamalı.

    Prof. Mümtaz Soysal

    KEMALİZM OLMAZSA CUMHURİYET YIKILIR

    Türkiye Cumhuriyeti sıradan, rastgele, herhangi bir cumhuriyet değildir. Bir kralın tahtını bırakması ya da bir devlet başkanının uzaklaşması üzerine cumhuriyet olmuş bir cumhuriyet değildir, bir devrimin sonucudur. Ve o devrim de bazılarının ‘Atatürk devrimi’, bazılarının ‘Kemalist devrim’, bazılarının da ‘Türk devrimi’ dedikleri bir devrimdir. Bunun özünü bir ideoloji oluşturur. İdeoloji sözünden o kadar korkmamak gerekir. İdeoloji var, ideoloji var. Kemalizm denen ideoloji ya da Atatürkçülük, başka ideolojilere kapıyı kapamayan, ama cumhuriyet sözkonusu olduğunda her şeyin bu devrime göre yorumlanmasını gerektiren bir cumhuriyettir. Yoksa yıkılır.

    ZAFER HOCA DERİN DÜŞÜNÜRSE GÖRECEK

    O bakımdan Anayasa da örneğin “İnkılap Kanunları” denen bazı kanunların korunmasına ilişkin bir madde var. Madde diyor ki: Bu kanunlar; örneğin şapka giyilmesine ilişkin, harf inkılabına ilişkin maddeler Anayasa’ya aykırı olarak yorumlanamaz” diyor. Başka türlü yorumlanırsa Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti olmaktan çıkar. Dolayısıyla Sayın Üskül’ün sözlerini söylerken bunu düşünerek söylemesi gerekirdi. Eskiden bunları düşünürdü. Şimdi de herhalde biraz daha derin düşündüğünde görecektir.

    Prof. Fazıl Sağlam:

    AKP’YE GİRMEDEN ÖNCE SÖYLESEYDİ...

    Sayın Üskül bu sözleri AKP’ye girmeden önce söylemiş olsaydı, tartışılırdı.

    Prof. Mithat Sancar (Ankara Üni. Hukuk Fakültesi)

    İDEOLOJİK ANAYASA LİBERAL DEMOKRASİYE TERS

    İdolojilere dayalı anayasalar var kuşkusuz. Zafer Hoca’nın söylediği gibi sosyalist ülkelerin belli bir ideolojiye dayanır, faşist ülkelerin anayasalarında da bunlar olur. Ama liberal demokratik bir anayasa geleneği ve modeli içinde olduğunuzu iddia ediyorsanız, bir ideolojiyi anayasal değer haline getiremezsiniz. Anayasa belli ilkeler içerir, bu ilkelerin temelinde belli değerler olur. Ama ideolojik anayasa liberal demokratik anayasa geleneğine terstir. Hatta liberal demokratik anayasa geleneği, bunun karşıtı olarak ortaya çıkmıştır.

    SİYASAL ALANIN KUTSAL KİTABI GİBİ

    Zafer Hoca’nın görüşlerine katılıyorum. Anayasada ideolojik yaklaşım çok belirgin. Atatürk’ün kendisini tarihsel bir figür olarak ve bir toplumun önemsediği bir figür olarak elbette eleştiren bir yaklaşım değil, Zafer Hoca’nın söylediği. Ama atatürkçülük bir ideolojidir ve eğer Kemalizm’i ya da Atatürkçülüğü anayasaya koyarsanız, bir süre sonra anayasayı siyasal alanın kutsal kitabı haline getirirsiniz. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’ni siyaseti denetleyen bir organa çevirirsiniz, siyasetin kendisini de anayasayı icra faaliyeti haline getirirsiniz. Bunun demokrasiyle ilgisi yoktur. Böyle bir anlayış demokrasiyle bağdaşmaz. Siyasal alanda özgürlük ve çoğulculuk, demokratik anayasaların temel özelliğidir.

    Anayasa bir parti programı olamaz. Zaten kendilerini kutsal kitap gibi görmedikleri için de demokratik liberal anayasalar, kendilerinin değiştirilebileceğini de öngörürler. Eğer, hiçbir hükmü değişmez anayasa koyarsanız, bu otoriter, totaliter bir toplum modeli anayasası olur. Anayasa Mahkemesi’nin bir kararında kullandığı ifadeyi aktaracağım, bunun nasıl sonuçlar doğuracağını daha açık görelim.

    BÜTÜN PARTİLER TEK TİP PROGRAMA SAHİP OLUR

    1992 yılında, Sosyalist Parti’nin kapatılması kararında şöyle diyor Anayasa Mahkemesi: “Sosyalist Parti’nin atatürk milliyetçiliğine ideolojik olarak karşı çıkması ve bunu Türkiye’nin gerçeklerine uygun görmemesi bir sorundur. Türkiye’nin vazgeçmeyeceği temel ilke olan Atatürk milliyetçiliği, vatana ve devlete bağlılığı öngörür. Bu ilkeye karşı olan bir görüşün ülke ve ulus bütünlüğüne de karşı olacağı kuşkusuzdur.”

    Eğer Atatürk ilkelerini böyle bir anayasal norm haline getirirseniz, bunu istediği gibi yorumlayabilir Anayasa Mahkemesi ve bütün partilerin tek tip bir programa sahip olması sonucunu doğurur. Bence ideolojiden arınmış, temel ilkelere, hukuk devleti, demokrasi, laiklik gibi temel ilkelerine dayalı bir anayasa, demokratik liberal bir anayasa geleneğinin vazgeçilmez yoludur.

    Prof. Necmi Yüzbaşıoğlu (Galatasaray Üni. Rektör Yrd):

    ATATÜRKÇÜLÜK DEMOKRASİYE TERS DEĞİL Kİ

    Atatürk ilke ve inkılapları çağdaş değerlerle çelişmez. Çelişmediği için çağdaş bir anayasa öngörmek için Atatürk ilke ve inkılaplarından vazgeçmek gerekmez. Atatürk ilke ve inkılaplarının çağdaş yorumunu yaparsınız. Onun hedefi nedir? Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak. Zaten bugün Avrupa Anayasası olarak kabul edilen ve onun değişmez ilkeleri olarak kabul edilen insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü laiklik, çağdaş değerler değil mi? Peki Atatürk ilkeleri, Atatürkçülük buna karşı mı? Atatürkçülüğü böyle anlarsak olay biter. Ama siz Atatürkçülüğe tavır almak adına, 1930’lu yılları söyleyerek, bunlar çağdaş değerlerle bağdaşmıyor, bundan kurtulalım, derseniz siz geride kalmışsınız demektir. Sizin kafanız geride kalmış demektir.

    HER ÜLKE ANAYASASININ BİR İDEOLOJİSİ VARDIR

    Öteden beri ‘anayasaların ideolojisi olmasın’ denir. Renksiz anayasadan kastedilen bu. Ama her ülkenin anayasası yapılırken, o ülkenin tarihi koşullarından, dünya konjonktüründeki yerinden etkilenir. Eğer onun bu etkilenmesini bir ideoloji olarak algılıyorsanız, bu manada her ülke anayasasının bir ideolojisi vardır. Yani bundan soyut olamaz. Anayasa yapılırken anayasa kurucuları, kurucu irade, elbette o ülkenin tarihsel birikimini, sosyo-ekonomik koşullarından etkilenecektir. Atatürkçülüğü bugünkü çağdaş değerler ekseninde yorumladığımız zaman Atatarkçülük çağdaş değerlerle çelişmez. Atatürk ilke ve inkılaplarını, Atatürk milliyetçiliğini çağdaş anlamda yorumlarsak sorunu daha kolay çözeriz. Ben öyle anladığım için Avrupa anayasaları ile Avrupa değerleri ile çelişen bir yanını görmüyorum. Atatürk İnkılaplarını 30’ların mantığıyla yorumlamak yanlış olur.

    Prof. İbrahim Kaboğlu (Marmara Ü. Anayasa Huk. ABD Bşk.)

    ZAFER ÜSKÜL DAHA ÖNCE ‘EVET’ DEMİŞTİ

    12 Eylül 2001’de Zafer Üskül’ün de içinde yer aldığı 12 hukukçu ile birlikte hazırladığımız ‘Türkiye Anayasası’ metninin başlangıç bölümüne ‘Atatürk ilkelerine dayalı demokratik cumhuriyet’ kavramını koymuştuk. Maddedeki metinlerde de ‘Yurta Barış , Cihanda Barış’ ilkesi doğrultusunda ‘barış hakkı’ndan söz etmiştik. Ve bunu Atatürk ilkelerine dayandırmıştık. Zafer Üskül de buna ‘evet’ demişti. Şimdi bu şekilde evrensel beklentilere açık olan bir takım yollamalar yapmakla, 1982 Anayasası’nın adeta otoriter sistemi meşru kılmak amacıyla yollama yapılan Atatürkçülük ya da Atatürk ilkeleri, laiklik gibi bir söylemi birbirinden ayırmak gerekir.

    82 ANAYASASININ ÇIKTIĞI KOŞULLAR UNUTULMAMALI

    1982 Anayasası’nın hazırlandığı ortam ve koşullar unutulmamalı. Bazı kavramlara, Atatürk milliyetçiliğine, laikliğe bu anayasada gereğinden fazla yollama yapılmıştır. 82 Anayasası’nın felsefi temellerini 25 yıldır eleştiriyoruz. Atatürk ilkelerini, belki de biçimsel olarak Anayasa yapıcılarının çok öne çıkardıkları doğrudur ama, anayasanın örneğin başlangıç kısmında ve daha başka maddelerinde Atatürk’ü referans almanın Anayasayı ideolojik yapacağı doğru değildir.

    AVRUPA ANAYASALARINDA KİLİSELERE BİLE YOLLAMA VAR

    Avrupa anayasalarına baktığımız zaman da hazırlandığı ortam ve koşullara göre değişik referanslar alıyor. Bunun ötesinde çok yeni bir metin olan kesinleşmemiş AB Anayasa Anlaşması’nda kiliselere bile yollama var; hiç gereği yokken. Avrupa’da da hak ve özgürlükler açısından çok topal anayasalar var. İdeal anayasa orada da yok. Çok eleştiri hakeden anayasalar var.

     

Sayfayı Paylaş