gebe
  1. Beyazca

    Beyazca Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    12 Haziran 2008
    Mesajlar:
    655
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Ankara

    Hüzünlü bir Dışişleri Bakanı portresi

    Konu, 'Cumhuriyet Tarihi' kısmında Beyazca tarafından paylaşıldı.

    kemal ayson Hüzünlü bir Dışişleri Bakanı portresi

    Ataktı, laflarını çiğnemezdi, doğru hedefe giderdi,
    hassasiyetlere bakmazdı. O bakımdan pek diplomat
    değildi. Sevilmezdi, fakat sayılırdı. Çünkü,
    söylediklerinde her zaman fikir ve mana vardı.

    Semih Günver
    Onun hakkında, “Parti arkadaşları arasında, hali, tavrı, giyinişi, konuşuşu. “R” harflerini telâffuz edemeyişi, kimseyi takmayışı, kırıcı davranışları ile sanki uzaydan gelmiş bir yaratık gibiydi” diyordu diplomasiden bir arkadaşı, ve ekliyordu: “Takatinin hududu yoktu, mücessem faaliyet idi.” Sunday Times’a bakılırsa o, muhtemelen Türkiye’nin yetiştirdiği en yetenekli Dışişleri Bakanıydı. The Times ise bu tespite “en zeki” sıfatını da ekliyordu.
    Peki kimdi bu aykırı, yetenekli ve zeki dışişleri bakanı? Herhalde elimizdeki tanımlara ‘idam sehpasına tekme vurarak ölümden korkmadığını gösteren merhum siyasetçimiz’ açıklamasını eklersek çoğunuz tanıyacaksınızdır onu. O, kemikleri artık İstanbul Topkapı’da Adnan Menderes ve Hasan Polatkan ile beraber dinlenmeye çekilen Fatin Rüştü Zorlu’dan başkası değildir.
    Peki kimdir Fatin Rüştü Zorlu?
    1910’da anne ve baba tarafından paşa torunu ve İbrahim Rüştü Paşa’nın oğludur. Galatasaray’dan mezun olduktan sonra Cenevre’de hukuk okur. Ardından ver elini Dişişleri Bakanlığı. Artık Zorlu’nun kaderi uzun yıllar boyunca bu renkli kulvarda şekillenecektir, Türkiye’nin kaderiyle birlikte.
    Hariciye deyip geçmeyin, cazip görünür dışarıdan ama iç yapısı, kendisi de bir hariciyeci olan Büyükelçi Semih Günver’in deyişiyle, bir ormana (jungle) benzer. Sürekli rekabet, dişişleri mensuplarının içini yer bitirir. Dostluklar aldatıcıdır. Büyük balık küçük balığı yutar orada. Alçak gönüllülüğe yer yoktur. Kimse kimseyi gerçekten sevmez.
    Böylesine kıyıcı bir rekabet ortamında mücadeleye başlayan Zorlu’nun avantajları yok değildir. Paşa çocuğu ve torunu olmaktan başka, bir de göreve başladığı yıllarda Atatürk’ün değişmez Dıişişleri Bakanı postuna ısınmış olan Tevfik Rüştü Aras’ın kızı Emel Hanımla evlenir, üstelik nişan yüzüklerin bizzat Atatürk takar.
    Rüzgârı arkasına almıştır ve artık çalışma vaktidir. Zorlu hakikaten çalışır. İlk büyük deneyimini Montrö Antlaşması görüşmelerinde yaşar (1936), ikincisini Hatay müzakerelerinde (1937). Bakandan takdirnamelerle ödüllendirilir.
    Ancak Atatürk’ün ölümü ve İnönü döneminde kayınpederinin bakanlığı bırakması üzerine hamilerini kaybeder ve zor günleri başlar. Şifre Müdürlüğünü, Ticaret Dairesini yönetir. Görevse yapılacaktır. Bir makine gibi çalıştığı söylenir. “Makine gibi yorulmaz, makine gibi insafsız”dır. İş yüzünden etrafını kırıp döktüğü olur. Ama kişisel mesele olmaz hiçbir zaman.
    Takvimin yaprakları 1950’yi gösterdiğinde Türkiye’de iktidar değişir ve Adnan Menderes fırtınasıdır başlar siyasette. Türkiye’nin NATO’ya girişinde onun ciddi katkısı görülür. Şu tesadüfe bakın ki, Adnan Menderes de hanımı tarafından uzaktan akrabası olmaktadır. Siyasete girmesi için asıl baskı, bir sonraki seçimlerde, yani 2 Mayıs 1954’de gelir. Ailesi ve yakın çevresi onu siyasette görmek istemektedir. Girer.
    Devlet Bakanıdır artık ve Kıbrıs’ın ateş topu gibi olduğu devirlerden birindeyizdir. Kıbrıs politikasında başarılı ilk adımları atar atmasına ama, bu kendini dış politikaya adamış adama ilk darbe, bizzat Demokrat Parti grubundan gelir. Altı ay süren ilk Bakanlığı, 9 Aralık 1955’de DP Grubu’nun meşhur isyanı sırasında sona erer. Bir sonraki bakanlığı için artık 2 Kasım 1957’yi beklemesi gerekecektir.
    Bakanlığı sırasındaki en büyük başarısı, Lozan’da muallakta bırakılan Kıbrıs meselesini yine Lozan’ın 30. maddesine dayanarak Türkiye’nin garantörlüğüne bağlamaktır. Müthiş bir müzakere maratonu içerisinde kendisine Lawrence Durrell’in Acı Limonlar adlı romanını delil gösteren Yunanlı meslektaşına Shakespeare’in Othello’sundan cevap yetiştirecek kadar birikimlidir, akıllıdır. Hatta Yunan tarafına en büyük darbeyi nerede indirmiştir, bilir misiniz? Yunan Parlamentosunun Kıbrıs zabıtlarını buldurup çevirterek ve orada, Yunanlıların gizledikleri ENOSİS, yani adanın Yunanistan’a ilhakı tezinin nasıl savunulduğunu İngilizler ve Amerikalıların gözüne soktuğu anda. İşte bu atak üzerine rakibi Averof, “Davayı kaybettik. Zorlu kazandı” demiştir.
    Zorlu gerçekten de kazanmış mıdır? Bilinmez. Bilinen bir şey var ki, o da Kıbrıs’ı yeniden Misak-ı Millî sınırlarına katmasa bile, en azından Türkiye’nin garantörlük haklarını dünyaya kabul ettiren bu başarılı antlaşmadan yaklaşık bir yıl sonra, 27 Mayıs 1960 darbesiyle Zorlu’nun kendisini hücrede ve bundan yaklaşık 15 ay sonra da idam sehpasında bulduğudur.
    Ondan geriye, “Kıbrıs’ı sattı” diye kendisine demediğini bırakmayan İsmet İnönü’nün son başbakanlığında Kıbrıs’a garantör devlet olarak müdahale etmeye kalkması (ne gariptir ki, İnönü’nün CHP’si mecliste bu antlaşmaya red oyu vermiştir), daha da ilginci, Kıbrıs’ı sattığı için kendisine küs olan Bülent Ecevit’in 1974’de Zorlu’nun eseri olan garantörlük hakkımıza dayanarak adaya müdahalede bulunmuş olmasıydı. Yani “Karaoğlan” unvanının arkasında 13 yıl önce ipe korkmadan uzanan başın teri yatıyordu. Zavallı Fatin Rüştü, Yassıada’dakilere bir türlü laf anlatamayınca Atatürk zamanında aldığı takdirnamelerden medet ummuştu. İş yaramış görünüyor mu sizce?
    Teneffüs
    Bir Dışişleri Bakanının idamı
    15 Eylül 1961 Cuma günü idama mahkûm edilen ve aynı gün idam hükümleri M.B.K. [Milli Birlik Komitesi] tarafından tasdik olunan üç kişiden Zorlu ve Polatkan gece yarısı bir hücumbotla İmralı adasına götürülmüşlerdir…
    Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idamı işinde cellâtlık yapacak olan altı kişi ve dinî telkinde bulunacak imamlar Cuma günü geç vakit İmralı’ya doğru yola çıkarılmıştı. Cellâtlardan Kemal Ayson ve Hasan imi eski bekçi, diğer cellâtlar kıptiydi [çingene]. (Bunlara daha sonra mahkeme kararıyle 150’şer lira cellâtlık ücreti verilmiştir. Zorlu ve Polatkan 16 Eylül 1961 Cumartesi sabaha karşı 2.40’da Yassıada’ya 30 mil mesafede bulunan İmralı adasındaki infaz yerine götürülmüşler, saat 3’ü 5 geçe ikisi hakkındaki hükümler infaz olunmuştur.
    Zorlu sehpaya büyük bir soğukkanlılıkla çıkmıştı. Cellâdın telâş etmesi üzerine “acele etme” demiş, daha sonra cellâdın iskemleyi çekmesine fırsat vermemiş ve iskemleyi iterek kendisini boşluğa bırakmıştı. Polatkan infaz yerine kendisini kaybetmiş halde getirilmiş, daha önce mektup yazması için verilen bir kâğıdı da reddetmişti. İnfaz sırasında da hiçbir şey söylememişti.
    Kaynak: 1962 Türkiye Yıllığı, İstanbul 1962, s. 151.

    [​IMG]

     
    Son düzenleme: 30 Ekim 2008
  2. MEÇHUL

    MEÇHUL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    18 Ekim 2008
    Mesajlar:
    8.875
    Beğenilen Mesajlar:
    66
    Ödül Puanları:
    48
    Şehir:
    şehr-i MEÇHUL
    Cevap: Hüzünlü bir Dışişleri Bakanı portresi
    teşşekürler paylaşım için.yazık adama
     
Hüzünlü bir Dışişleri Bakanı portresi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Sigara İçen Birinin Portresi

    Sigara İçen Birinin Portresi

    sigara içmek sigara
  2. Ermenistan Dışişleri Bakanı Türkiye'ye geliyor

    Ermenistan Dışişleri Bakanı Türkiye'ye geliyor

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “maç diplomasisi” çerçevesinde Ermenistan’a yaptığı ziyaret ve iki ülke Dışişleri Bakanları Ali Babacan ve Edward Nalbandyan’ın New York’ta gerçekleştirdiği kısa ikili görüşmenin ardından iki bakan, bugün İstanbul’da buluşacak. Babacan-Nalbandyan görüşmesi, Türkiye ve Ermenistan’ın ikili ilişkileri onarmak amacıyla geçtiğimiz aylarda başlatığı “açılım”ın geleceği...
  3. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Ankara'da

    ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Ankara'da

    ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, 9 yıl aradan sonra çalışma ziyareti için Türkiye'ye geldi. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Orta Doğu ve Avrupa'daki temaslarının ardından, çalışma ziyaretinde bulunmak üzere Ankara'ya geldi. Clinton ve beraberindeki heyeti Esenboğa havaalanında Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Ertuğrul Apakan, Ankara Vali Yardımcısı Mehmet...
  4. Hüzünlü bir aşk hikayesi

    Hüzünlü bir aşk hikayesi

    gülün hikayesi kırmızı gülün hikayesi. Sevdiklerimize verdiğimiz gülün rengi hep kırmızıdır bazen annemize bazen öğretmenimize bazen arkadaşlarımıza sevgilimizden aldığımız güllerde çoğunlukla kırmızıdır çoğunlukla aşkı sevgiyi anlattığı için belkide kırmızı gül tercih edilir bazen vazoda evimizi süsler bazen dalında bahçelerimizi bazende bir kitabın arasında kurutulur hatırası olduğu için ben...
  5. Türkiye'nin İlk Dışişleri Bakanı Kimdir

    Türkiye'nin İlk Dışişleri Bakanı Kimdir

    Türkiye'nin İlk Dışişleri Bakanı Kimdir ? Bu sorumun cevabını bakalım kaç kişi bilecek :)

Sayfayı Paylaş