gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    hüzünlü bir sonbahar akşamıydı...

    Konu, 'Hayat Bilgisi' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    hüzünlü bir sonbahar akşamıydı... herşeyden elimi eteğimi çektiğim o gece odamın penceresinden dışarıyı seyrederken, yaşadığım, boşa geçmiş altı yılımın muhasebesini yaparken mesaj sesiyle irkildim... uzun zamandır çalmıyordu telefonum bakmak bile istememiştim...
    zoraki elim telefona gitti...
    "1 yeni mesaj"
    "merhaba mutsuz şirin nasılsın"
    aslında nasıl olduğumu mesajın içeriğinden anladımmıştım
    mutsuzdummm....
    eski iş yerimden çalışma arkadaşım dı yazan
    dışarıdaki havanın da (bana göre) kasvetiyle ağlamaya başladım neden se
    mesajına cvp yazdım uzun bir mesajlaşmanın ardındantekrar görüşmek üzere kapattık telefonları
    içimde hala değişik bir huzursuzlukla yatmak istedim ama huzursuzdum mutsuzdum
    sabah iş yerine gittiğimde yine o sahte gülücüklerle işlerimi hallettim ve yarım saat erken çıktım işten
    bunalmıştım ve rahatlamak istiyordum biraz...
    iş yerinden ayrıldım yolda öylece yürürken karşımda gördüm onu...
    bi tuhaf oldum içim ürperdi ellerim titredi konuşamadım bile...
    neden böyle olmuştu anlayamadım...
    şimdi anlıyorum ki meğerse o benim umudum muş...
    kısa bir hal hatır faslından sonra bi yerler gittik oturduk
    ewet rahatlamıştım biraz
    ve hayret ettim ki ben o gece başımı yastığıma koyduğum zaman geçmiş altı yılımı değil onu düşünmeye başladım...
    benim iş yerim onun ewinin ordaydı..
    artık her gün iş çıkışımda görüşür olduk
    biyerlere gidip sohbet etmeye başladık....
    yanındayken rahat değildim, heyecanlanıyor elim ayağıma dolaşıyor ne konuşacağımı bilemez oluyordum
    bana olan ilgisinden mi sıcaklığından mı yoksa yaşadığım boşluktan mı bilemez oldum
    herşey o kadar güzel ilerliyordu ki artık ona karşı birşeyler hissettiğimi anladım ve oda bana karşı boş değil di..
    doğum günümde bütün planlarımı iptal ettim ve bütün günümü ona ayırdım
    bel ki hayatımda çok güzel doğum günü yaşamıştım bu güne kadar ama en anlamlısı ve en güzeli buydu benim için...
    bim de doğum günü kutladım
    ewet peki pastasıyla iki mumla doğum günü kutladım ogün.....
    artık anladım ki benim için hayatımda biri olacaksa bu olmalı....
    günler o kadar güzel geçiyordu ki hemen hemen hergün beraberdik
    üstü kapalı imalar, ayrıldıktan sonra mesajlar mesajlar üstüne.......
    iş yerinde canım sıkılmıştı iş yoktu boş boş oturuyordum
    aklımda hep o var başka birşey düşünemez oldum...
    o gün yine söylediği bir şey geldi aklıma gıcık diye msj atmak istedim
    tekrar geri cvp geldi sensin diye
    bende sensin sensin sensin diye tam onüç kez yazıp göndermişim
    akşam görüştüğümüzde msj okudu ve birşeyler hesapladı
    sordum söylemedi
    akşam msj attım tekrar sordum
    "bi anlamı varmıydı onüç kez yazmanın" dedi
    merak etsin diye ewet ama sen bul yazdım
    halbu ki bir anlamı yoktu bende tesadüf olarak yazmıştım
    muhabbet uzadı gitti böylece
    sonra aradı ve bana bir hikaye anlattı...
    bir arkadaşının kız arkadaşı sevgilisini onüç kez çaldırıyormuş
    onların arasında da aynen böyle bir diyalog geçmiş
    sonunda öğrenmişler onüçün anlamını
    S-E-N-İ S-E-V-İ-Y-O-R-U-M
    1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13
    MEĞERSE ANLAMI BUYMUŞ...
    O GECEDEN SONRA BÜTÜN MSJ LARIN SONUNDA ONÜÇ TANE NOKTA KOMAYA BAŞLADI VE HER SEFERİNDE ONÜÇ KEZ ÇALDIRMAYA BAŞLADI artık hayatımda ondan başkasının olmayacağını anadım ve onun yanında çok mutlu olduğumun farkına vardım
    artık bir şekilde birbirimize açılmalıydık ve bunu ben yapmalıydım
    ogün yine iş çıkışı biyerlere gittik sohbet ettik
    akşam beni evime bıraktı arabadan indim iyi akşamlar diledim
    sonra camı açmasını işaret ettim
    ONÜÇ HAYATIM dedim ve koşar adımlarla uzaklaştım oradan
    o günden sonra onüçün bizim için ayrı bir özelliği oldu ve artık çok mutluyum....
    mayısın 13 ü bizim aşkımızın alevlendiği gün dü......


    (ALINTI).

     
hüzünlü bir sonbahar akşamıydı... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Saklanan bir askin hüzünlü sonu

    Saklanan bir askin hüzünlü sonu

    Liseli bir gençti.Gençti çünkü küçük aşkları vardı,tıpkı diğer geçlerinki gibi.Ama bu genç hepsinden farklıydı.O küçük aşklarını küçük olarak görmez,her zaman büyük aşklar kabul ederdi.Eğer bu aşklar herhangi bir nedenle son bulursa bunu içine sindiremez oldukça üzülürdü.Aslında o kadar fazla da aşkı olmamıştı.Sadece iki kızı sevmişti o güne kadar.Sadece iki küçük yüreğe bağlanmıştı.Onlarla da...
  2. sonbaharın en hüzünlü resimleri

    sonbaharın en hüzünlü resimleri

    hüzünlü resimler hüzünlü sonbahar resimleri melek resimleri sonbahar resmi sitesi manzaralar sonbahar hüznün baharı...ve siz meleklerime eşsiz sarı sonbahar resimleri buyrun:) kıymetimi bilin :D:D
  3. Hüzünlü bir Dışişleri Bakanı portresi

    Hüzünlü bir Dışişleri Bakanı portresi

    kemal ayson Hüzünlü bir Dışişleri Bakanı portresi Ataktı, laflarını çiğnemezdi, doğru hedefe giderdi, hassasiyetlere bakmazdı. O bakımdan pek diplomat değildi. Sevilmezdi, fakat sayılırdı. Çünkü, söylediklerinde her zaman fikir ve mana vardı. Semih Günver Onun hakkında, “Parti arkadaşları arasında, hali, tavrı, giyinişi, konuşuşu. “R” harflerini telâffuz edemeyişi, kimseyi takmayışı,...
  4. Hüzünlü bir aşk hikayesi

    Hüzünlü bir aşk hikayesi

    gülün hikayesi kırmızı gülün hikayesi. Sevdiklerimize verdiğimiz gülün rengi hep kırmızıdır bazen annemize bazen öğretmenimize bazen arkadaşlarımıza sevgilimizden aldığımız güllerde çoğunlukla kırmızıdır çoğunlukla aşkı sevgiyi anlattığı için belkide kırmızı gül tercih edilir bazen vazoda evimizi süsler bazen dalında bahçelerimizi bazende bir kitabın arasında kurutulur hatırası olduğu için ben...

Sayfayı Paylaş