gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.164
    Beğenilen Mesajlar:
    2.213
    Ödül Puanları:
    113

    İbnu'l-kayyİm El-cevzİyye

    Konu, 'Tasavvuf' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    İbnu'l-Kayyim el-Cevziyye'nin adı Muhammed, künyesi Ebu Abdillah, lakabı Şemsuddin, unvanı Zür'i'dir. Babasının adı Ebubekir ibnu Eyyub'dur. Şam'da doğdu. Babası Cevziyye Medresesi'nin kayyımı olduğu için kendisi İbnu'l-Kayyim
    el-Cevziyye diye tanınmıştır.
    İlmi Tahsili ve Derecesi
    Öğrenim hayatına babasından aldığı derslerle başlayan İbnu'l-Kayyim, Mecduddin
    Ebu Bekir ibnu Muhammed et-Tunusi ve Muhammed ibnu Ebi'l-Feth el-Ba'lebeki'den
    Arap dili ve edebiyatı, Şafii alimi Safiyyuddin el-Hindi'den Kelam ve Usul,
    Mecduddin İsmail ibnu Muhammed el-Harrani ile Takıyuddin ibnu Teymiyye'den Fıkıh
    okudu. Fıkıhta asıl hocası İbnu Teymiyye olup onun birçok eserini bizzat
    kendisinden okuma imkanı buldu. İbnu'l-Kayyim birçok hocadan ders almış olsa da
    onun üzerinde en çok etkisi bulunan kişi 712 yılında Mısır'dan dönmesinden
    ölümüne kadar (728) sürekli beraber bulundu İbnu Teymiyye olmuştur. Hatta
    İbnu'l-Kayyim'in ilmi birikim ve şöhretini büyük ölçüde İbnu Teymiyye'ye borçlu
    olduğu söylenebilir. Gerçekten de bu ikisi örneği az rastlanan bir hoca-talebe
    ilişkisi sergilemişlerdir. İbnu'l-Kayyim, hemen her zaman hocası İbnu Teymiyye
    ile birlikte anılmakta ve ona olan aşırı sevgi ve bağlılığı özellikle
    belirtilmektedir. Bu bağlılık, hocasının eserlerini tehzib ve görüşlerini yayma
    konusundaki çabalarında ve yazdığı eserleri büyük çoğunlukla hocasının
    görüşlerini açıklamasına hasretmesinde açıkça görülmektedir.
    İbnu'l-Kayyim, salt bir taklitçi olmayıp delile göre davranmayı ilke edinmekle
    beraber hocası gibi genelde Hanbeli mezhebinin usul anlayışı çerçevesinde
    hareket etmiş, özel olarak da İbnu Teymiyye'nin görüşleri doğrultusunda tavır
    sergilemiştir. Bunun için İbnu Teymiyye ile birlikte Selefiye ekolünün
    bayraktarı kabul edilmiştir.
    Yeni Hanbelilik veya Selefilik diye adlandırılan akımın önde gelen ismi olması
    dolayısıyla İbnu Teymiyye'nin Memlük idarecilerinden gördüğü baskılar büyük
    oranda talebesi İbnu'l-Kayyim için de söz konusudur. Gerek İbnu Teymiyye'yle
    bulunması gerekse bazı görüşleri sebebiyle yöneticilerle arasının pek iyi
    olmaması sebebiyle İbnu'l-Kayyim, biri Hz. İbrahim (a.s.)'ın kabrini ziyaret
    etmek amacıyla yolculuk yapılmasına karşı çıkması yüzünden olmak üzere birkaç
    defa hapsedilmiştir. Hicri 726 yılında İbnu Teymiyye ile birlikte Dımeşk
    kalesine hapsedilmiş, muhtemelen İbnu Teymiyye kadar tehlikeli görülmediği için
    hocasının ölümünden sonra serbest bırakılmıştır.
    Hafız İbnu Receb onun ilmi derecesi hakkında şunları söyler: "O bütün İslami
    bilgilerde yetenekliydi. Fakat Tefsir kolunda onun bir benzeri yoktu.
    Usulu'd-Din konusunda da en yetkili kişilerdendi. Hadis, Hadis-Fıkıh ve hüküm
    çıkarmadaki inceliklerde ona denk biri göze çarpmıyordu. Fıkıh, Usul-i Fıkıh,
    Arapça ve Kelam ilminde de üstün bir seviyeye ulaşmıştı. Tarikat ilmine ve
    tasavvuf ehli kişilerin işaret ve inceliklerine de haylice vakıftı. Ben, Kur'an
    ve sünnetin ne demek olduğunu, inceliklerini ve iman gerçeklerini ondan daha iyi
    bilen birini görmedim. O kusursuz, günahsız değildi. Ama ben bu özelliklere
    sahip onun gibi birini görmedim."
    Allame Zehebi (öl.748) de şöyle der: "İbnu'l-Kayyim, hadis metinlerini ve hadis
    ricalini bilmeye çok ilgi duyar, bunlarla çok daha fazla ilgilenirdi. Fıkıh
    incelemeleriyle de çok meşgul olurdu. Çok geniş ve detaylı bir şekilde yazarak
    Arapça dilbilgisini öğrenmekte, Fıkıh ve Hadis usulünde çok maharetliydi."
    İlmi Faaliyeti ve Metodu
    İbnu'l-Kayyim, İbnu Teymiyye'nin başlattığı ıslah çabasına katkı sağlamayı, bu
    çabayı devam ettirmeyi hedeflemiştir. Adalet ve toplum yararı temeline dayalı
    dini ve içtimai ıslah projesi sayılabilecek bu çabanın esasını selefin yöntemi
    olarak gördüğü Kitap ve sünnetin hakemliğine baş vurma, şeriatın ruhunu anlama,
    toplumsal olguları bu bağlamda dikkate alıp değerlendirme ve buna bağlı olarak
    taklidin yol açtığı fikri donuklukla mücadele etme oluşturmaktadır. Bu noktada
    İbnu'l-Kayyim özellikle akidenin selef mezhebine dönülmek suretiyle ıslahı,
    taklide karşı fikir hürriyetinin hakim kılınması, dini oyuncak haline
    getirenlerin uydurdukları hilelerle mücadele ve şeriatın ruhunu anlama gibi
    hususlar üzerinde durmuştur.
    İbnu'l-Kayyim'in yönteminin genel çizgileri "orta yol üzere olma",
    "gelenekçilik" ve "anlamcılık" olarak ifade edilebilir. Onun orta yolcu
    tutumunun sonuçları itikad, usul ve fürua dair görüşlerinde açıkça
    görülmektedir. Bu anlayışı İslam dinini diğer dinler arasında ve Ehli Sünnet'i
    diğer mezhepler arasında konumlandırırken de göstermiştir. Ona göre Müslümanlar
    diğer din mensupları arasında ortada oldukları gibi, Ehli Sünnet de diğer
    mezhepler arasında ortadadır.
    İbnu'l-Kayyim, bir ıslah iddiasıyla yola çıktığı için onun fetvalarında
    toplumsal bozulma noktalarını, döneminde ortaya çıkan bidat ve hurafeleri tespit
    etme imkanı bulunabilir. Bu tavır onun aynı zamanda selefi tutum ve yönteminin
    de tabii sonucudur. Nitekim kabir ziyaretinin esasen meşru olduğu kanaatini
    taşımakla beraber özellikle bazı salih kişilerin kabrini ziyaret amacıyla yola
    çıkılmasını caiz görmez.
    İbadet ve Takvası
    Hafız ibnu Receb anlatıyor: "O, çok ibadet eden ve gecelerini çok uyanık geçiren
    biriydi. Namazları uzun ve huzur dolu olurdu. Her zaman zikreden, çalışan,
    uğraşan biriydi. Onda Allah sevgisinin bir coşkusu ve cezbesi, kulluğun özel bir
    hali vardı. Yüzünde ilahi huzura yönelme, yoksulluk, acizlik ve boynu büküklüğün
    nuru görünürdü. Bu hal içinde ben onu başkasına benzemeyen bir insan olarak
    gördüm. Birçok kez hacc yaptı. Bir süre Mekke'de kaldı. Mekkeliler onun çok
    ibadet edişinin ve çok tavaf edişinin insanı hayrete düşüren hallerini
    anlatmaktadırlar."
    Allame İbnu Kesir (öl. 774) de kendi tarih kitabında şöyle yazıyor: "Hafız
    İbnu'l-Kayyim çok sevimli bir insandı. Ne kimseye hased eder, ne eziyet eder, ne
    bir kimsenin ayıbını ortaya çıkarır, ne de bir kimsede kusur arardı. Ben onun en
    yakın arkadaşı ve sevdiği biriydim. Bizim zamanımızda dünyada ondan daha fazla
    ibadet eden ve daha çok nafile ibadet yapan biri var mıydı bilmiyorum? Namazını
    uzun uzun kılar, rüku ve secdelerini çok uzatırdı. Bazı kereler dostları ona
    kızarlardı ama o bunu terk etmezdi. Sözün kısası şu ki o, genel olarak bütün
    yönleriyle kendisine benzer kimse az olan biriydi."
    Vefatı
    Hicri 13 Recep 751 (16 Eylül 1350)'de Çarşamba gecesi vefat etti. Bir gün sonra
    öğle namazını müteakip Cami-i Kebir'de cenaze namazı kılındı ve Babu's-Sag'li
    mezarlığına defnedildi. Allah rahmet eylesin ve derecesini yükseltsin.
    Eserleri
    Herhangi bir ilimde otorite sayılmasa da Kelam, Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Usul-i
    Fıkıh'ta derinleşmiş olan İbnu'l-Kayyim'in kaynaklarda 100'e yakın eserinin adı
    geçmekte olup bunların önemli bir kısmı gerek onun ilginç kişiliğini, gerekse
    Hanbeli mezhebinin tarihi birikimini gün ışığına çıkarma yönünden çağımızdaki
    insanların istifadesine sunulmuştur.
    Onun eserleri metotlu oluş ve tertipli yazılış bakımından hocası Hafız İbnu
    Teymiyye'nin eserlerinden daha üstündür. Bunun dışında onun kitaplarında
    tasavvuf tatlılığı, akıcı ifade ve insan ruhuna işleyicilik daha çok
    bulunmaktadır. Herhalde bu onun tabiatının ve ruhi yapısının bir sonucudur. Onun
    ruhi yapısında celalden (otorite) çok cemal (hoşgörü) vardır.
    Eserlerinin çok olması nedeniyle hepsinin ismini zikretmemiz mümkün değildir.
    Ancak her ilmi disiplinde önemli olanların isimlerini zikretmekle yetineceğiz.
    Akaid:
    -el-Kasidetu'n-Nuniyye: Ehli Sünnet akaidine ait 3000 beyit içermektedir.
    -er-Ruh: Ağırlıklı olarak rüya, ölümle kıyamet arasındaki süre, kabir hayatı ve
    ruh konusunu ele alır.
    -Hidayetu'l-Hayara
    Ahlak ve Tasavvuf:
    -Medaricu's-Salikin
    -Ravzatu'l-Muvakkiin 'an Rabbi'l-Alemin
    -Ahkamu ehli'z-Zimme ve'l-Fürusiyye
    -Hükmü Tariki's-Salat
    Tefsir:
    -et-Tibyan fi Aksami'l-Kur'an
    -Esmau'l-Kur'an
    -Tefsiru'l-Fatiha
    -Tefsiru'l-Muavvezeteyn
    Hadis:
    -Tehzibu Sünen-i Ebi Davud
    -el-Menaru'l-Münif
    Zadu'l-Mead:
    Hz. Peygamber (s.a.s.)'in hayatı, günlük yaşayışı ve uygulamalarından çıkarılan
    dini, ahlaki, hukuki vb. hükümlerinin yer aldığı ansiklopedik mahiyette bir
    eserdir. Eser, Siyer, Hadis, Fıkıh, Kelam, Tasavvuf ve ihsan kitabıdır. Amel ve
    ıslah bakımından İhyau Ulumi'd-Din'den sonra belki de böyle çok yönlü bir kitap
    yazılmamıştır.
    Kaynaklar:
    1.İslam Ansiklopedisi, TDV, C. 20, sh. 109-117
    2.en-Nedvi, İslam Önderleri Tarihi, C. 2, sh. 425

     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.425
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: İbnu'l-kayyİm El-cevzİyye
    emeğine sağlık
     
İbnu'l-kayyİm El-cevzİyye konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. El...

    El...

    Kardeş, ortak, evlad, hizmetçi, fayda, memuriyet, velayet (Allah dostu olma), mal, servet, delil, iş, amel, sanat ve beceri ile tabir edilir Uzun el cömertliğe, güç ve kuvvete; kısa el cimrilik ve acizliğe, Elin kesilip vücuttan ayrılması dost ve yakınlaardan birinin vefatına; akraba ile münaesebeti kesmeye yahut işlerin bozulmasına, Elin kesilmesi takva ehli için hata sonucu yapılan yalancı...
  2. Eller

    Eller

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  3. Esmaul Hüsna Ya KAYYUM

    Esmaul Hüsna Ya KAYYUM

    ya kayyum ya hayyum kayyum hayyum ne demek ne demek Kayyûm : Her şeyi ayakta tutan, koruyan,diri ve bütün kâinatın idaresini bizzat yürüten, hiç bir şeyin gizli kalmadığı Cenab-ı Hak buyuruyor. "Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. " (1) "Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan." (2) Allah zatı ve yüceliği ile vardır; her şeyin var...
  4. eller

    eller

    El...vereni var; alanı var.Kimisi karıştırır; kimisi düzeltir. Duaya duranı var; bedduaya duranı... Yumruk olanı var; baş okşayanı... Her işe koşanı var; her işten kaçanı... Hep bana! diyeni var; al sana diyeni... Elleriniz hangi ellerden? Hayırlı bir kişinin eli olmaktır her elin istediği; ama... sahibi "el" olup gidince... eller ne yapsın!
  5. Ya Hayyu Ya Kayyum esması duası lazım

    Ya Hayyu Ya Kayyum esması duası lazım

    Ya hayy'u ya kayyum esmasını isa peygamber kullanıyormuş kızlar Nihat Hatipoğlunun proğramında şimdi duydum ama duasını görmedim belkide türkçesini okudu tam bilemiyorum. Bu duanın uzun metni varsa paylaşın lütfen. Hayırlı Sahurlar. Allah razı olsun.

Sayfayı Paylaş