gebe
  1. Angel_tears

    Angel_tears Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    25 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.794
    Beğenilen Mesajlar:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    İngiliz Gizli Belgesinde Atatürk

    Konu, 'Mustafa Kemal Atatürk' kısmında Angel_tears tarafından paylaşıldı.

    Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden 15 gün sonra dönemin İngiltere Büyükelçisi Percy Loraine'in Londra'ya özel bir kuryeyle gönderdiği ve üzerine "40 Yıl Boyunca Açıklanmayacak" damgası vurulan mektubun tam metnidir.
    (Bu kripto metni ilk kez 10 Kasım 1997 tarihinde Kuvay-ı Medya
    tarafından kamuoyunun bilgisine sunulmuştur...)


    GİZLİ...

    Telgraf No: 608
    İngiltere Büyükelçiliği
    Ankara, 25 Kasım 1938

    Aziz Lordum,

    1.Size Mösyö Kemal Atatürk'ün ölümünü bildiren 194 sayılı telgrafı çok derin üzüntüler içinde sunmuştum.

    2.Bu belgeye ek olarak, Büyükelçiliğimiz Müsteşarı tarafından hazırlanan ve Kemal Atatürk'ün geçmişteki kariyerini içeren belgeyi sizlere sunma onuru yanında,bu yazımda, Atatürk'ün yaptığı işleri övmekten çok,onun kişiliği ve bu ülke insanına ne ifade ettiği konusuna değinmeye çalışacağım.
    Hiç şüphesiz toplumbilimciler ve tarihçiler onun çalışma hayatı ve yaptıklarıyla ilgilenip ayrıntılı bir çalışma yapacaklardır.
    Ancak bunların çok azı, Atatürk'ün gerçek kimliğini öğrenmeden hazırlanacaktır ki onu tanımadan yapılacak değerlendirmeler kuşkusuz
    yanlış olacak ve yanlış yönlendirmelere neden olacaktır.

    3.Bu bilginin toplanmasında, ben belki de ayrıcalıklı bir konuma
    sahiptim. Her ne kadar, rahmetli Cumhurbaşkanı ile çok nadir karşılaşmış olsam da bu görüşmeler diğer diplomatik temsilciliklerinkine nazaran daha sık ve daha uzun olmuştur.
    Bütün bunlar bir yana, görevimin ilk günlerinden itibaren Atatürk beni bir dost gibi görmüş, benimle görüşmekten memnun olmuş, görüşme fırsatı doğduğunda bundan hoşnut kalmış,karşılıklı konuşmalarımız esnasında ilgi ve dikkati asla azalmamıştır.
    Galiba onun yeteneklerini ortaya çıkartan becerikli yaklaşımlarım vardı, bu yüzden olsa gerek görüştüğümüz konu hakkındaki fikirlerine ya da o konuyla ilgili sunduğu sonuca karşı çıktığımda benim bu tavrıma direnmezdi.
    Dolayısıyla, kendi özel kimliğini bana,diğer yabancılara gösterdiğinden daha fazla gösterdiğine inanıyorum.

    4.Doğrudan edinilen tecrübelerimi sağlayan kişisel görüşmelerimiz
    dışında, onu çok yakın dostlarından ve hatta aramızdaki dostluğu
    gördükten sonra benimle onun hakkında konuşmaya hiç çekinmeyen
    Kabine'deki bazı Bakanlardan da birçok kez dinleme fırsatım oldu.

    5.Atatürk'ün müstesna ve takdire şayan bir şahsiyet olduğunu söylemek pek bir şey ifade etmeyebilir.Ancak gerçekten müstesna ve takdire şayan bir kişiydi,neden bu niteliklere sahip bir şahsiyet olduğunu açıklamaya çalışmalıyım.

    6.Sanırım bunu temelde "çift karakterlilik" olarak açıklayabiliriz.
    Bu ülkede nefret uyandıran ve yasaklanan H.C.Armstrong'un Grey Wolf
    (Bozkurt)adlı kitabını okuyan çoğu insan, çok yetenekli;inatçı bir enerjiye
    sahip ancak insafsız, itici tavırları olan, serkeş mizaçlı, gem
    vurulmamış zevkleri, ahlak dışı ihtirasları olan; dahası, dostluğu
    tanımayan bir adamın portresiyle karşılaşmaktadır.
    Bu tesbiti doğrular görünecek kanıtları toplamak hiç de zor olmayacaktır ancak şahsen ben, bir insanın bu şekilde tanıtılmasını tamamıyla yanıltıcı buluyorum.
    Gözle görülen bir dizi kural dışılığı sadece ayrı karakterlilikle
    anlatabileceğime inanıyorum.
    Sadece şu veya bu savaşı kazanarak, şu veya bu kanunu çıkararak,
    harf devrimi yaparak ya da fes giyilmesini yasaklamak veya ülkeyi laik kılarak değil yüzyıllarca acı çekmiş,ruh karartıcı yönetimler yaşamış bir ırkın dehasına güvenerek, sadece artık kölelik çekilmemesi gerektiğine
    inandığı için çok sayıda kuvveti harekete geçirip -bir insanın büyüklüğünün ve sıra dışı görüşünün kanıtı sadece iyiliği ile ölçülebilir- on beş yıl gibi kısa bir sürede bu insan bir çok iyi şey yapmıştır.
    Gerisi ayrıntıdan ibarettir; sadece dedikoducu zihniyetin üzerinde duracağı ancak bir tarihçinin gerektiği kadarını vereceği ayrıntılar.

    7.Atatürk'ün dinamik enerjisi üzerinde durmama gerek yok. Bu
    enerjinin dayanılmaz gücü, Türk ırkının tarihinde şimdiden önemli
    bir sayfa olarak yer almıştır. Ancak ben, pek bilinmeyen bir başka
    özelliğine değinmek istiyorum:
    Bu da Atatürk'ün doğuştan gelen, belki de farkında olmadan tıpkı
    sütün kaymağını hemen ayıran aletler gibi, faydasızı faydalıdan
    ayırma yeteneğiydi.

    8. Atatürk'ün bütün kişiliğinde veya en azından mevcut şeklinde,
    bazı çelişkilerle karşılaşılmaktadır. İddia edilen acımasızlığı, onu
    tanıyanların çok iyi bildiği gibi, vatandaşlarına duyduğu sevgiyle
    uyuşmamaktadır.
    Tensel günahlar ve geçici ilişkilere duyduğu varsayılan zevklere karşın toplumda kadının rolü kavramı, halk devrimlerinde en çarpıcı savunmayı ortaya koyduğu kadın hakları ve önemiyle bağdaşmamaktadır.
    Zira bir iki sene içinde çokeşliliği yasal olarak ortadan kaldırmış
    ve istedikleri takdirde harem kadınlarına bile devletin liberal
    mevkilerinin açık olduğunu ortaya koymuştur.(Kimi zaman toplum
    içinde de olsa) Özel hayatını tanımlayan ve göz ardı edilmiş
    resmiyeti, giyiminin kusursuzluğu, olağanüstü tavırları ve resmi
    görevlerdeki asaleti ile garip bir çelişki yaratmaktadır. Sadece
    birkaç büyük adam daha rahat ve daha güvenli hissetmenizi
    sağlayabilir; sanırım yok denecek kadar azı da gerektiğinde sizi bu kadar rahatsız hissettirebilir.

    9. Atatürk, Batı'da "yes-men" ve uzun süredir Türkiye'de "evet efendimci" olarak bilinen tarzdan hoşlanmıyor, bu tür insanları aşağılıyordu. Ahmak ve dalkavuklara tahammülü yoktu.
    Aslında belki de en çok sömürücüleri sevmez, açgözlüleri hor görürdü. Bir insanın onun için çalışıyor olması fikrine hoş bakmazdı. Kendisi zaten ülkesi, ırkı ve insanları için yaşıyor, onlar için düşünüp onlar için çalışıyordu.Diğerleri bu şekilde davranmıyorsa görevlerini yerine
    getiremedikleri kanısına varıyordu.

    10. Korkarım gelecek nesillere Atatürk bir diktatör olarak
    aktarılacak.Bunun yanlış olacağı kanısındayım.Hem savaşta, hem
    barışta evet o büyük bir liderdi ancak gerçek bir diktatör değildi.
    Ne yazık ki ben, şimdiye kadar onu anlatabilecek diktatör kelimesine ait bir tanımımız olduğuna inanmıyorum. Ancak Hitler ve Mussolini'nin tersine, devlette idari veya yönetim fonksiyonu bulunmuyordu; af yetkisi yoktu; mahkemelere emir yetkisi yoktu; diplomatik misyon temsilcilerini reddetme hakkına sahip değildi.
    Bütün bu hususlara teknik gözle bakıp bir kenara iter ve bütün devlet meselelerinde onun isteklerinin hakim olduğu konusunda ısrar edebilirsiniz.
    Doğru ancak daha çok o konudan sorumlu kişilerin onayının hakimiyeti
    şeklinde karşımıza çıkıyordu.

    Olayların gidişi, Atatürk'ün görüş açısının doğruluğunu, verdiği
    hükümlerin zekice olduğunu ve hata yapmadığını göstermiştir.
    Dolayısıyla sıkça fikirlerine başvurulması ve memnuniyetle bu
    fikirlerin uygulanmasını görmek pek de şaşırtıcı değil. Ancak onu
    Mussolini, Hitler veya Primo de Rivera gibi diktatörlerden ayıran
    belki de en büyük özellik, başından beri isteyerek ve çok emek sarf
    ederek, kendini yaşatacak bir sistem kurmaya çalışmasıdır.

    Atatürk'ten sonraki Cumhurbaşkanı seçiminin sessizce hallolması ve
    ölümünden sonra kurduğu rejimin sakince sürmesi bir kriterse evet başarılı olmuştur.

    11. Atatürk'ün idrak gücünde esrarengiz bir yön vardı; küçük şeylere
    önem vermeyiş veya sinsi olamayışında üstün bir yön bulunuyordu;
    konsantrasyon gücü olağanüstüydü; şefkat ve ilgi bekleyen
    bilinçaltının etkileyici yanı belki de şuurlu amacının buz gibi
    dimdikliğinin bir başka parçasıydı.

    12. Müslüman olarak doğmuş, ancak yobazlık karşıtı bir kişi
    olmuştu,doğruluğu sevmiş, günahtan nefret etmişti; işini iyi bilen,
    istidak sahibi bir askerdi, savaştan nefret ederdi. Bağımsızlığı
    elde ettiği andan itibaren barışın peşinde koşmuş ve barış
    ortamını sağlamayı başarmıştı.

    Türkiye'nin kaderini elleri arasına aldığından beri, Kemalist
    Cumhuriyet'in dostluk elini uzatmadığı ve aralarında Osmanlı
    Imparatorluğu'nun düşmanlarının da bulunduğu tek bir komşusu dahi
    yoktur.Uzatılan dostluk eli çoğunlukla tutulmuş ve sarf edilen çabalar
    sonunda ülkelerarası sürtüşme azaltılarak, doğunun bu bölgesinde
    daha geniş kapsamlı barış,dikkat çekici bir biçimde sağlanmıştır.

    13. Kemal Atatürk yapılması gerektiğine inandığı şeyleri korkusuzca
    yerine getirmekten asla vazgeçmemişti. Hastalığının şiddetlendiği
    anlarda ölüme çok yakınlaşmış olsa bile, korku asla ne yüreğine ne
    beynine yerleşmeyi başaramamıştı. O, Türk Milleti'ne hizmet ederken
    öldü. Ölüm bile büyük zaferini ondan çalmayı başaramamıştır.
    İnsanlara hayatlarını, onur ve şereflerini ve insanca yaşama yolunu
    vermiş, belki de bütün bunlardan daha önemlisi bu haklarına sahip
    çıkmalarını sağlayacak bağımsızlığı tattırmıştır.


    Lordum, en derin saygılarımla, sizin en sadık ve en mütevazı
    hizmetkarınız olduğumu bildirmekten şeref duyarım.

    Percy Loraine
    G İ Z L İ


     
  2. CaRiZmA

    CaRiZmA Vip Melek Üye

    Kayıt:
    12 Nisan 2008
    Mesajlar:
    6.487
    Beğenilen Mesajlar:
    43
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Stuttgart/SIVAS
    Cevap: İngiliz Gizli Belgesinde Atatürk
    Sagol canim..
     
  3. Angel_tears

    Angel_tears Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    25 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.794
    Beğenilen Mesajlar:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Cevap: İngiliz Gizli Belgesinde Atatürk

    Ben teşekkür ederim ablacım
     
  4. mislinay

    mislinay Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8.130
    Beğenilen Mesajlar:
    39
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: İngiliz Gizli Belgesinde Atatürk

    emeğine sağlık canım
     
İngiliz Gizli Belgesinde Atatürk konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. ’Gizli maden belgeleri yabancıya satıldı’ kuşkusu

    ’Gizli maden belgeleri yabancıya satıldı’ kuşkusu

    MTA’ya yönelik "Kazı" operasyonunu yürüten polis, Türkiye’nin maden rezervlerini gösteren "gizli" belgelerin, yabancı şirketlere satılıp satılmadığı araştırıyor. Ankara organize polisinin MTA ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne düzenlediği operasyonda dün beş işadamını daha gözaltına aldı. İlk gün gözaltına alınan 19 kişi arasında yer alan MTA Maden Analizleri ve Teknoloji...
  2. Devlette gizli belge paniği

    Devlette gizli belge paniği

    Türkiye yaklaşık 6 aydır “gizli belge” savaşlarına sahne oluyor. Kozmik bilgilerin bile havada uçuşması bazı kurumlarda paniğe yol açıyor. Gizli kalması gereken bilgiler hatta komutanların şahsi sağlık raporları internette yayınlanıyor. Devletin en gizli kalması gereken bilgileri, belgeleri, komutanların şahsi sağlık raporları bile internete düşüyor. Kuzey Irak’a yönelik kara...
  3. Gizli Yönleriyle Atatürk *okumalısınız*

    Gizli Yönleriyle Atatürk *okumalısınız*

    Gizli Yönleriyle Atatürk Yazar Ergun Candan Bu kitap sadece bu günler İçin değil, gelecek nesillere de bir anı olarak kalması için yayınlandı sanırım. . Öyle bir anı ki, dünyanın eşini benzerini görmediği bir anı... Unutmamak ve unutturmamak için Atatürk ile ilgili bu bilgileri biraraya getirilmiş. Gelecek nesiller de okusun ve bu anının peşini bırakmasın diye... bu anıyı hiç unutmadık ve...
  4. Belge ve Fotoğraflarla Atatürk ve Milli Saraylar

    Belge ve Fotoğraflarla Atatürk ve Milli Saraylar

    ''Belge ve Fotoğraflarla Atatürk ve Milli Saraylar'' ''Belge ve Fotoğraflarla Atatürk ve Milli Saraylar'' sergisi Dolmabahçe Sarayı'nda.. Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen ''Belge ve Fotoğraflarla Atatürk ve Milli Saraylar'' sergisi, TBMM Başkanı Köksal Toptan tarafından açıldı. Serginin açılışında konuşan TBMM Başkanı Toptan, sergide 30 bin belgenin yer aldığını belirtti....
  5. Atatürk adı bir İngiliz tarafından tescil ettirildi !

    Atatürk adı bir İngiliz tarafından tescil ettirildi !

    atatürk haberi atatürk haberleri atatürk adı marka tescili 2011 ile ilgili bilgiler burada melekler. Atatürk adı bir marka olarak müslüman bir İngiliz işadamı tarafından tescil ettirilmiş melekler. Bunun üzerine harekete geçen Türkiye, işadamına dava açmış ancak kaybetmiş. Şimdi dava Avrupa Adalet Divanına götürülmüş. Bildiğiniz üzere Atatürk adı Türkiye'de kanunla korunuyor ve ticari amaçla...

Sayfayı Paylaş