gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.171
    Beğenilen Mesajlar:
    2.223
    Ödül Puanları:
    113

    İo Efsanesi

    Konu, 'Eski Uygarlıklar' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    İo efsanesiyle Yunanistan yarımadasına Akdeniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan doğma efsaneleri kendine mal etme, asıl kaynakları Anadolu, Fenike ya da Mısır’da bulunan bu olguları kendi topraklarında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. Bu gerçeği ilk çağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki, Akdeniz’in doğusu ile batısı arasındaki büyük çatışmayı ele aldığı büyük eserine İo efsanesiyle, bu konu bir masal değil de, tarihsel bir olaymış gibi başlamaktadır. İnek biçimine girip karnında Helenler’in baştanrısı Zeus’un tohumunu taşıyarak kıtadan kıtaya atlayan, geçtiği yerlere adını veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos, İnek Geçididir) ve onun serüvenleri, onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsanelerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurulmuşa benzer. Herodot Perslerle Yunalılar, yani asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu, bunun İo’nun kaçırılmasıyla başladığını yazar: Argos kralı İnakhos’un kızı İo deniz kıyısında oynarken Fenikeli gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır’a götürülmüş. Buna misillime olarak da Yunanlılar Fenike’de Tyr kralı Agenor’un (ki Agenor İo’nun torunudur) kızı Europe’yi kaçırırlar, bununla da kalmazlar, Arganoutlar seferini düzenleyip Kolkhisli Medeia’yı kaçırırlar, bunun karşılığı da Paris’in Helena’yi kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avrupa’yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya getiren Troya savaşıdır. Herodot bu yorumu Pers bilgilerinden aldığını söyler, ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik olduğunu, gerçek olsalar da Mısır, Fenike, Karadeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önemsiz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz, bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. Yalnız daha ilerde Mısır’dan söz ederken, bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos’tur der, böylece İo’nun da, oğlu Epaphos’un da Mısırlı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle anlatılır: İo, Argos kralı İnakhos’un kızıdır, babası İnakhos sonradan adını alan ırmağın tanrısı ve Okeanos’un oğlu sayılır; kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir. Günün birinde Zeus İo’yu görür, kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır, Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır, baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dönüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulunmadığına Hera’ya yemin eder. Tanrıça ineğin kendisine verilmesini şart koşar, İo’yu alıp başına bin gözlü dev Argos’u bekçi olarak diker. Zeus bu kez de Hermes’i gönderir, Argos’u büyüleyerek öldürmesini sağlar. Ama Hera bir at sineği musallat eder ineğe, İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar, atsineğinden kurtulamaz bir türlü. Bir denize bir de boğaza adını verdikten sonra, Kafkas dağlarında bir kayaya mıhlanmış olan Prometheus’un önünden geçer. Aiskhylos “Zincire Vurulmuş Prometheus” tragedyasında bu buluşmayı sahneye koyar. Orada İo başına gelenleri şöyle anlatır: İstiyorsunuz madem, hayır diyemem:
    Açıkça anlatayım her şeyi size,
    Ama doğrusu utanıyorum da
    Tanrısal bir kasırganın nasıl
    Allak bullak edip ben zavallıyı,
    Varlığıma yeni bir biçim verdiğini!
    Geceler gecesi yapayalnızken odamda
    Şöyle sözler duyuyordum düşlerimde:
    “ey mutlu genç kız, niçin yalnızsın
    Erkeklerin en yücesi özlerken seni?
    Zeus yanıp tutuşuyor senin için,
    Aphrodite’nin gerdeğine girmek istiyor seninle.
    Zeus’un isteğine karşı koma sakın,
    Kalk, git Lerna’nın yeşil çayırlarına,
    Babanın koyun, sığır otlaklarına,
    Git ki Zeus görsün orada seni,
    doysun seni görmeye Zeus’un gözü”.
    Ah! Hep böylesi düşler görürdüm geceleri,
    Ve bir gün canımı dişime alıp
    Söyledim babama ne düşler gördüğümü.
    O zaman babam Pytho’ya, Dodona’ya
    Adam üstüne adam yolladı öğrenmek için
    Tanrılar ne istiyor, ne istemiyor diye.
    Ama gönderdiği adamlar dönünce
    Karışık, karmakarışık sözler ediyorlardı.
    Sonunda günün birinde
    Anlaşılır bir söz geldi İnakhos’a
    Bu söz açıkça diyordu ki babama:
    At kızını evinden, yurdundan dışarı,
    Gitsin, tanrılara bir kurbanlık gibi,
    Dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanına,
    Yoksa Zeus yıldırımlarıyla
    Çarpıp yok edecek senin soyunu.
    Apollon’dan gelen bu sözleri duyunca babam,
    Kovdu beni, attı evinden dışarı.
    Kendi için de benim için de kötü bir şeydi bu,
    Ama ne yapsın Zeus’tu onu zorlayan,
    Bir anda değişiverdi içim, dışım,
    Birden şu boynuzlar çıktı başımdan.
    Kerkhne’nin, Lerna’nın tatlı sularına doğru.
    Argos adında birini taktılar peşime.
    Bu, Toprağın oğlu asık suratlı çoban
    Adım adım izliyordu beni,
    sayısız gözlerini dikerek üstüme.
    Beklenmedik bir anda can verdi bu çoban,
    Bense hep o belalı iğnenin zoruyla
    Bu topraktan o toprağa koştum durdum.
    İo’nun kişiliğine ve efsanesine daha bir kutsallık veren bu öyküden sonra Prometheus İo’ya kaderin kendisine neler hazırladığını bildirir: Mısır’a varacak, orada gene insan biçimine girecek ve Zeus’un oğlu Epaphos’u doğuracaktır. Akdeniz’in güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyunun atası olacaktır, dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan’a döneceklerdir (Aigyptos, Danaos). Bir efsaneye göre, İo’nun başına bir dert daha gelir: Kuretler Epaphos’u kaçırırlar, ama Hera’nın bu düzeni de boşa çıkarıldıktan sonra İo Mısır’a döner ve orada bir tanrıça gibi tapım görür. İo’nun Mısır tanrıçası İsis’e benzetilmiş efsanelik bir kiş olduğu besbellidir.

     
İo Efsanesi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kore Efsanesi

    Kore Efsanesi

    kore efsanesi güney kore efsaneleri efsaneleri ingilizce efsaneler efsanelerin ingilizceleri Devir Kore Savaşı günleri. Ne idüğü belirsiz bi savaşın içine müttefiklere hoş görüneceğiz diye dalmışız. Amarikalılar, "zaten bizim navy aslanları işi bitirir ama hadi Türkler de istiyor, hevesleri kırılmasın, gelsinler bari" diye hafiften burun kıvırarak karşılamışlar bizim hükümetin savaşa...
  2. Sarıkız Efsanesi

    Sarıkız Efsanesi

    Marmara ve Ege bölgelerini birbirinden ayıran ve genç dağlar grubuna giren Kazdağları’nın en yüksek tepesine Sarıkız Tepesi adı verilmektedir. Bu tepenin adı hakkında pek çok efsane anlatılmaktadır. Çok eski zamanlarda Güre köyünde çok güzel bir kız varmış. Bu kızı köyün bütün gençleri sever ve evlenmek isterlermiş. Adı Sarıkız olan bu güzel kızın babası ise bin bir zahmetle...
  3. Balıkesir Efsanesi

    Balıkesir Efsanesi

    balıkesir efsaneleri yer adları ile ilgili efsaneler balıkesir efsanesi yer adlarıyla ilgili efsaneler in efsanesi Tarihçilere göre Balıkesir adı, Bizans imparatoru Hadrianus’un av partilerinde kullanmak için yaptırdığı Paleo Kastro (Eski Hisar) sözcüğünden kaynaklanmaktadır. Tarihî bir gerçekliği de bulunan bu ad, daha sonra halk etimolojisi sayesinde değişik rivayet ve yorumlara da konu...
  4. Bozkurt Efsanesi

    Bozkurt Efsanesi

    bozkurt efsanesi bozkurt efsaneleri türk efsane özetleri boz kurt efsanesi ilk dünya güzelimiz Bozkurt Destanı, bilinen en önemli iki Kök-Türk destanından biridir (ötekisi Ergenekon Destanı'dır; ayrıca Ergenekon Destanı'nın, Bozkurt Destanı'nın devamı olması güçlü bir olasılıktır). Bu destan bir bakıma Türkler'in soy kütüğü ve var olma öyküsüdür. Ayrıca, Türk ırkının yeni bir var oluş...
  5. Medusa efsanesi

    Medusa efsanesi

    Efsanelerin yılan saçlı kadını M E D U S A Didim'deki antik kent Apollon Tapınağı bahçesinde yer alan Medusa heykeli Didim'in ilçemizin en önemli sembollerinden biri olan Medusa, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgon'dan biridir. Bu üç kız kardeşten yalnızca yılan saçlı Medusa ölümlüdür ve kendisine bakanları taşa çevirme...

Sayfayı Paylaş