gebe
  1. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0

    İş Çok Vakit Yok

    Konu, 'İş ve Kariyer' kısmında Bilge Gökçen tarafından paylaşıldı.

    İŞ ÇOK, YAŞAMAYA VAKİT YOK!
    Hayatta belki birçok yol var; yürümekle aşınmayan, daha az seçilen ya da hiç bilinmeyen. Ama genel olarak bu yollar iki rotada buluşuyor. Ya dengeli bir yaşam seçip terazimizi elden bırakmayacağız ya da iniş çıkışlarla uçlarda olacağız.
    Kimimiz bu dengeyi hayatın her alanında yakalamaya çalışıyoruz. Denge bizi ayakta tutuyor çoğu zaman. Vücudun kimyasal dengesi bozulduğunda yaşadığımız sıkıntılar gibi, iş yaşamında, özel hayatımızda ve genel anlamda insan ilişkilerinde bu dengeyi kaçırdığımızda türlü zorluklarla karşılaşıyoruz.

    İŞ ÇOK, YAŞAMAYA VAKİT YOK

    Özellikle iş yaşam dengesi denildiğinde akan sular duruyor. Ve bir çoğumuz sık sık bu dengeyi yitiriyoruz. Nasıl gidiyor diye sorulduğunda hep aynı cevabı veriyoruz: “İş çok, yani yaşamaya vakit yok“. Ne kadar dikkatli olursak olalım zaman zaman yaşamımızdaki dengelerin bozulması normal aslında. Dış etkenler, bizim dışımızda gelişen olaylar ya da kendi içimizde yaşadığımız problemler buna sebep olabilir. Ama önemli olan, ipin ucunu kaçırmamak belki de. Çünkü daha sonra bozulan bu dengeleri düzeltmek için çok daha fazla çaba ve enerjiye ihtiyaç duyuyoruz.

    Ve dengeler de aslında çok kolay bozuluyor. Her şeyi yerli yerine oturttuk derken yeni kararlar almamız, yeni girişimlerde bulunmamız gerekiyor. Sonra bir bakmışız yine alt üst olmuş hayatımız. Örneğin, bir ara görüşelim dediğimiz kişilerin sayısı her geçen gün artmış ama daha hiçbiriyle buluşamamışız. Üç öğünü de şirket civarında ya da bizzat ofis içinde yemeye başlamışız ve bir de tabii uyku saatlerimiz gittikçe azalmış, kuş gibi kalmış. Bıkkınlık ve geçmek bilmeyen bir yorgunluk hali peşimizi bırakmamış. Biz her şeyi kendimize stres eder, mide krampları çeker olmuşuz. Baş ağrıları, halsizlik ve güçsüz düşen vücudumuzun verdiği daha birçok tepki… Çay, sigara, kola ve kahve ilacımız olmuş. Üstelik biz artık doktora daha sık gider olmuşuz. Kimi zaman onlar bir problem bulamamışlar, vitamin verip geçiştirmişler ama şikâyetlerimiz azalmamış. Bazen istirahat yazmak istemişler, “kullanamam ki”, demişiz.

    YÖNETECEK ZAMANINIZ VAR MI?

    Biz güle oynaya okullar okuyup gençliğimize doymamışken, çalışıp para kazanmak istemişiz. Profesyonel hayata adım atarken aklımızdan geçirmediğimiz nice şeye tanık olmuşuz. Hobilerimizi unutmuş, dünyevi zevklerimizi rafa kaldırmışız. Sonra gazetelerin hafta sonu ilavelerinde stresin bedenimiz üzerindeki etkilerini, iş yaşam dengesini, hobileriyle mutlu insanların biyografilerini okumaya başlamışız. Ve bu hikâye böyle süregitmiş. Ya da belki bunların hiç birine izin vermemişiz, biz dengeyi korumuşuz. Öyle ise ne mutlu bize.
    İş yaşam dengesi denilince ilk akla gelen konu, zaman yönetimi. Bazen yönetebileceğimiz kadar zaman bile kalmıyor bize. Bazense o kadar geniş tutuyoruz ki zamanları, ne işimizi ne kendimizi yeterince iyi yaşayamıyoruz. İş yerinde gün boyu aylaklık edip mesaiye kalmak gibi bir saçmalık yapmak da var mesela. Ya da fazla mükemmeliyetçilik adına gereksiz noktalara takılıp kalıp vakit kaybederek kendinden zaman çalmak da var. Ama iyi yaşamak için çalıştığımız düşünülürse, çalışmak uğruna yaşamaya vakit ayırmamak başlı başına bir çelişki oluşturuyor.

    FIRSAT YARAT, ÇABA HARCA, GEREKTİĞİ KADAR FEDAKARLIK YAP

    Diğer yandan kendine ve yaşamaya yeterince vakit ayırmak nedir, bunu da sormak gerekir. Televizyon karşısında geçirdiğimiz saatler mi? Ailemize ve çocuklarımıza ayırdığımız zaman mı? Kendi özel işlerimizi rahatlıkla takip edip yorgunluğumuzu atacak kadar dinlenebilmek mi? Tatile çıkabilmek mi? Ya da dostlarımızla birlikte geçireceğimiz bir zaman dilimi için plan yapabilme lüksü mü?
    Herkesin hayattan beklentisi nasıl farklıysa, bu sorunun cevabı da değişiyor herkes için. Kimimiz için akşam belli bir saatte çıkmaktır bunun yolu, kimimiz içinse vücut saatini yaşam koşullarına uydurmaktır. Ama çoğu zaman sabah 9 akşam 6 bir işten daha fazlası gerekir gerçekten yaşamak için. Hayatta önceliklerinin belli olması ve o önceliklerden taviz vermemek gerekir. Fırsat yaratmak, çaba harcamak ve gerektiği ölçüde fedakârlık yapabilmek gerekir.
    Hani bazen iş çıkışı pestil gibi evin yolunu tutuyoruz ya, içimizden gelmiyor hiçbir şey yapmak. Gerçekten gitmek istiyorsan, sinemaya da gitmek gerek o saatte, uyuyakalma riskini göze alarak. Bir arkadaşın doğum günü varsa gözünde büyümemeli yol. İtalyanca kursuna yazıldıysan üşenmeyip devam etmen gerekir. İş yoğunluğu, ilk fırsatta spor salonunun kapısından çıkıp arkana bakmadan kaçmak için bir bahane olmamalı. Biz bazen bahanelere sarılıp içimize çekiliyoruz çünkü. Sonra da şikâyet ediyoruz.

    HAYATI ISKALAMAMAK İÇİN

    Bu dengede işi seçmek de mümkün tabii. İşin yaşam olması adını verdiğimiz bu durumda öncelikler hep iş ve kariyer yönünde olabiliyor. Bu da kendi içinde çok fazla gerekçe barındırabilen haklı bir seçim ve iş ortamında paylaşılanlar, çalışma koşulları, maddi manevi faydalar ve kişisel hedefler bu seçimde önemli rol oynuyor. Üstelik bu, işinden zevk almak, çalışmaktan, yeni bir şeyler üretmek ve keşfetmekten mutlu olmak anlamında da geliyor. Mutlu bir yaşam sürmek için çalıştığımız düşünülürse enerjisini üreterek katlamak ve çalışırken mutlu olmak da başlı başına bir başarı aslında. Sevdiği işi yapmak denilebilir belki buna. Ya da yaşamın gerçekleri ile yüzleşip oyunun kurallarını öğrenmek.

    İster yaşama yakın durmak, ister kariyerde adım adım ilerlemek olsun, hangi yolu seçersek seçelim bu, bizim seçimimiz olmalı aslında. Yaşamımızı nasıl sürdüreceğimizi, kendi önceliklerimize ve hedeflerimize göre belirlememiz gerek. Bu sorumluluğu alıp gerekli dengeleri kendi içimizde sağladığımız sürece hayatı ıskalama ihtimalimiz de yok. Yeter ki hayatı kendi doğrularımızla kendimizce yaşamaya niyetli olalım. Çünkü o zaman dengeleri şaşırıp tökezlesek bile yeniden ayağa kalkacak gücümüz olacak. Ve iş yaşam dengesinde boynu bükük gaziler olarak dolaşmayacağız sokaklarda.

    alıntı


     
İş Çok Vakit Yok konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Vakİt Çok DeĞerlİdİr!

    Vakİt Çok DeĞerlİdİr!

    Bir yılın değerini anlamak için: Final sınavını geçememiş bir öğrenciye sor. Bir ayın değerini anlamak için: Erken doğum yapmış bir anneye sor. Bir haftanın değerini anlamak için: Haftalık bir gazetenin editörüne sor. Bir saatin değerini anlamak için: Buluşmak için bekleyen aşıklara sor. Bir dakikanın değerini anlamak için: Treni, otobüsü ya da uçağı kaçıran birine sor. Bir...
  2. Makyaja vakit yoksa...ŞİPŞAK makyajlar yapın!

    Makyaja vakit yoksa...ŞİPŞAK makyajlar yapın!

    Makyaja vakit yoksa...ŞİPŞAK makyajlar yapın! Zamanla yarışan kadınlar için makyaja vakit ayırmak neredeyse bir lüks oldu! Eğer zamanınız dakikalarla sınırlıysa, size şahane önerilerimiz var bu hafta! 5 dakika Eğer yüzünüzde hiç makyaj yoksa: * İnce bir tabaka halinde mat fondöten sürün. * Büyük bir fırça yardımıyla şeftali tonlarında, fazla belirgin olmayan bir allık sürün. * Nötr, ama...
  3. Yaşar - Vakit Yok Gemi Kalkıyor

    Yaşar - Vakit Yok Gemi Kalkıyor

    Geç kalacaksın hiç yok zaman Düşünme sakın olma pişman Yalnız kalamaz hiçbir yaratık Vakit yok gemi kalkıyor artık Bu gemide ah bende olsaydım Açık denizlere yol alsaydım Vız gelirdi herşey inan bana Yerter ki ben sana varsaydım Sormuyor musun kendi kendine Dünyada herşey dengi dengine Aldırma saat işliyor tıktık Vakit yok gemi kalkıyor artık Hayat zalim yollarda pürüz Bir...
  4. Şık ve güzel olmak için çok fazla vakit harcamanıza gerek yok

    Şık ve güzel olmak için çok fazla vakit harcamanıza gerek yok

    okulda güzel olmak Bazen biz bayanlar şık ve güzel olmak adına bayağı bir çaba veririz ve bu çabalar bazen uzun bir zamanımızı alır. Aslında şık ve güzel olmak için bu kadar zaman harcamanıza gerek yok önemli olan bazı detayları bilmaniz ve onları uygulamanız Bu detaylar sayesinde çok daha göz alıcı bir şıklığınız ve güzelliğiniz olacaktır şimdi bu detaylarla ilgili bilgilere geçiyorum...
  5. İşin Yoksa Şahit Ol, Paran Çoksa Kefil Ol Atasözünün Anlamı

    İşin Yoksa Şahit Ol, Paran Çoksa Kefil Ol Atasözünün Anlamı

    bu yazdığım işin yoksa şahit ol paran yoksa pardon çoksa kefil ol atasözünün anlamı nedir kısaca açıklarmısınız bana

Sayfayı Paylaş