gebe
  1. nisan

    nisan Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    5 Ocak 2008
    Mesajlar:
    5.707
    Beğenilen Mesajlar:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    isvicre

    İsviçre’nin hikayesi:

    Konu, 'İsviçre Melekleri' kısmında nisan tarafından paylaşıldı.

    isviçrenin ingilizcesi isviçrenin dini yemekleri dili isviçre hangi dili konuşuyor İsviçre’nin hikayesi: Farklı bölgelerinde 4-ulusal dil konuşulan bu ülke, Avrupa’nın göbeğinde, oldukça küçük bir ülke. İsviçre plakalı arabalarda dikkatimi hep çekerdi; İsviçre’nin İngilizce, Fransızca, ya da Almanca isimleriyle alakası olmayan bir uluslarası trafik kodu var: CH (Confédération helvétique). Bunun nerden geldiğini merak ederdim, öğrendim. İsviçre’nin latince adı: Confoederatio Helvetica. MÖ 500’den MS 400 yıllarına kadar Celtic kabileleri bugünkü İsviçre topraklarında yaşıyormuş ve bu kabilelerin en önemlisi de Helvetler’miş. Bu kabile; Hint-Avrupalı olarak adlandırılıyor. Yunanlılar, Romalılar, Almanlar (Germenler) ve Slavlar da bu kökenden geliyormuş. Hint-Avrupalılar’ın Rusya’nın güney bölgesinden göç ettikleri varsayılıyor.

    Ben, böylece, bilgisayardaki yazı karakterinde gördüğüm “helvetica” seçeneğinin de nerden geldiğini öğrenmiş oldum. MS 400’lerde, Alman egemenliğinin, Roma egemenliğine son vermesiyle, bugünkü toplum yapısı oluşmaya başlamış. Nüfusun % 64’ü Almanca, % 20’si Fransızca, % 7’si İtalyanca ve % 0.5 gibi düşük bir oranı da Romans dilini konuşuyor. Türkler, nüfusun % 1.1’ini oluşturuyor
    Eski İsviçre Birliği (konfederasyonu), 1291’de, Ağustosun başlarında kurulmuş; bu nedenle, İsviçre’nin ulusal bayramı 1 Ağustos’ta kutlanıyor.
    Bir başka merak ettiğim konu da Fransızlar ve Almanlar gibi, 2-birbirinden çok farklı kültürün neden bir arada yaşamayı seçerek, İsviçre’de olduklarıydı.
    M.S. 800’lerde, Charlemagne, bütün Batı Avrupa’daki German kabilelerini birleştirmiş. Ancak, onun ölümünden sonra oğulları, imparatorluğu 3’e ayırmış: Fransa, Burgundy-Lorraine ve Almanya-İtalya. Böylece Orta Çağ’da, İsviçre de, Almanya, Avusturya ve İtalya ile beraber Roma İmparatorlu’ğunun bir parçası olmuş.
    Yüzyıllar boyunca, özellike Orta İsviçre Bölgesi’nden birçok genç adam, Fransa krallarının ve İtalyan düklerinin “paralı askeri” olarak hizmet etmiş. Fransa’daki devrim sırasında da bu paralı askerler, Fransız kralını devrimcilere karşı korumaya çalışmış ve 800 askerin tamamı öldürülmüş. İşte bu askerlerin anısına, Luzern’deki (Lucerne) Aslanlı Anıt yapılmış. İsviçre, bağımsız bir devlet olarak, komşuları tarafından 1648’de Avrupa Barış Antlaşmasıyla tanınmış. 1798-1802’de; burası Helvetik Cumhuriyeti’dir ve İsviçre Devrimi olmuştur. İşgal edilmiş topraklardaki çitfçiler artık özgür vatandaşlardır. Fransız modeli gibi merkezi bir parlemento sistemi kurulur. Yani, 1798’de, İsviçre devrimi ve Helvetik Cumhuriyeti ile, küçük şehirlerin, imtiyazlı ailelerin bütün ülke yönetiminde söz sahibi olmasını kaldırmış. 1802’de Fransız askerleri tekrar İsviçre’ye girmiş, Napolyon, İsviçre’nin merkezi yönetimle idare edilmesinin kabul edilme şansının olmadığını anlamış ve onun arabuluculuğuyla 19 kantondan oluşan yeni İsviçre Federasyonu kurulmuş. Arabuluculuk kanunuyla (Mediation Act) İsviçre’de bütün yurttaşlarına kanunlar önünde eşitlik hakkı getirmiş. Napolyon’un Waterloo’da (Belçika’da) yenilmesinden sonra, İsviçre tam bir federe devlet statüsüne kavuşmuş. St. Gallen, Grisons, Aargau, Thurgau, Tessin ve Vaud kantonları, eski statülerinden vazgeçerek, yeni, konfederasyonun serbest üye devletleri statüsüne geçmiş. 1798’de Fransa’ya katılmış olan Valais, Neuchâtel ve Geneva (Cenevre) da İsviçre federasyonuna katılmış; böylece 22 kantondan oluşan bugünkü İsviçre Federasyonu oluşmuş (1848).
    İsviçre, dünyadaki en eski demokrasi olarak kabul ediliyor. Fransız devriminin, ve ABD’nin eyalet sisteminin İsviçre Birliği’ne (Federasyonu’na) örnek olduğu kabul ediliyor.
    İsviçre, 2. dünya savaşında tarafsız kalıyor. İşgali önlemek için Hitler’le ticaret kaçınılmaz oluyor. 150 000 kadar mülteci geliyor; 25 000’i geri gönderiliyor, yağmalanmış değerli eşyalar ve çalınan altınlarla ilgili de değişik görüşler var.
    Şu anki İsviçre insanı, en çok toleranslı olmakla övünüyor. İşte bu nedenle özellikle eski Yugoslavya’dan çok göç almış


     
    Son düzenleme: 17 Haziran 2008
  2. salma

    salma Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Nisan 2010
    Mesajlar:
    144
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Paylaşım için teşekkürler
     
İsviçre’nin hikayesi: konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. yapıştırıcıların hikayesi

    yapıştırıcıların hikayesi

    Yapıştırıcıların Yapıştırması Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Tabiatta evini yapan arı, kayalara ve gemilerin su altındaki kesimlerine tutunan midye gibi çok iyi yapıştırıcı üreten canlıların sayısı az değildir. Yapıştırıcıların hikayesi tarih öncesi çağlara kadar uzanıyor. Mağara duvarlarına resim benzeri şekiller yapan...
  2. yağmurun hikayesi

    yağmurun hikayesi

    Yağmur neden yağar bilir misiniz? Sanırım bu soruyu duyan herkes bilirim diyecektir. Klasik yağmur hikâyesi olan bulut aşkını anlatacaktır. Bu farklı hikâye farklı. İşte gerçek sevginin hikâyesi… Evren yaratıldığından beri aşk vardır. İnsanların, hayvanların ve bitkilerin. Aslında bu aşkların hepsi bir aşktan doğmuştur. Evren yaratıldığında; toprak sere . serpe uzanmışken yaratıldığından beri...
  3. umut hikayesi

    umut hikayesi

    umut hikayeleri umut hikayesi.. umutlarınız hiç sönmesin UMUT Pers Sultani iki adami olume mahkum etmis Sultan'in atini ne kadar sevdigini bilen mahkumlardan bir tanesi hayatini bagislarsa bir yil icinde ata ucmayi ogretebilecegini soylemis Kendini dunyadaki tek ucan ata binerken hayal eden Sultan bunu kabul etmis Diger mahkum inanmayan gozlerle arkadasina bakmis ve "Atlarin...
  4. Körlerin Hikayesi

    Körlerin Hikayesi

    doğan cüceloğlu, kişisel gelişim, körlerin hikayesi, içimizdeki biz, ilgili bilgiler burada Doğan Cüceloğlu'nun içimizdeki biz kitabından çok güzel bir hikaye melekler KÖRLERİN HİKAYESİ Dere tepe, dağ taş dolaşmayı çok seven tek gözlü bi adam varmış. Yürür yürür gider, gider gider yürürmüş. Birgün...

Sayfayı Paylaş