İzmir Şehir Tanıtımı

Konu, 'Ege Bölgesi' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    izmir tanıtımı izmir i tanıt izmirin tanıtımı şehri in İZMİR Genel Bilgiler
    Türkiye'nin üçüncü büyük metropolü olan fuarlar ve kongreler merkezi İzmir, ticaret ve sanayi ile bütünleşmiş çağdaş bir liman kentidir. İzmir'in batısında renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma İmparatorluk devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu. İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı İstanbul'dan sonra ikinci büyük limandır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir, Uluslararası Sanat Festivalleri ve İzmir Enternasyonal Fuarı ile de önemli bir yer tutar.

    Yüzölçümü: 12.012 km²
    İzmir Valiliği: www.izmir.gov.tr
    Nüfus: 3.500.000 (2005)
    İzmir Büyükşehir Belediyesi: www.izmir.bel.tr
    Rakım: 25m
    İzmir Enternasyonal Fuarı: www.izfas.com.tr

    Plaka Kodu: 35 İzmir İl Kültür ve Turizm Müd.: www.izmirturizm.gov.tr
    Posta Kodu: 35XXX

    İzmir'in İlçeleri:
    • Aliağa • Buca • Karşıyaka • Menderes • Tire
    • Bayındır • Çeşme • Kemalpaşa • Menemen • Torbalı
    • Bergama • Dikili • Kınık • Ödemiş • Urla
    • Beydağ • Foça • Kiraz • Seferihisar
    • Bornova • Karaburun • Konak • Selçuk

    İKLİM: İzmir'de genel olarak Akdeniz ikliminin Kıyı Ege alt tipi görülür. Yani, yazları Akdeniz kıyı şeridiyle aynı sıcaklıkta ve kurak, kışları ılık ve Batı Akdeniz'den daha az yağışlıdır. İzmir ilinde kar yağışı en ender görülen yağış türüdür. Ancak, ili çevreleyen dağlarda kış aylarında kar örtüsü gözlemlenir. İzmir'de her mevsimde görülen nem, hava sıcaklığının yazın bunaltıcı, kışın dondurucu hissedilmesine nedenolur.

    GÖLLER:İzmir ili içinde büyük bir göle rastlanmaz. Var olanların en önemlileri arasındaa Gölcük, Belevi Göl, Çakalboğazı Gölleri ve Karagölü olarak sayılabilir.

    AKARSULAR:İzmir ili içinde Ege Bölgesinin önemli akarsularından olan Gediz Nehrinin aşağı çığırı ile Küçük Menderes Nehri bulunur. Diğerleri sel karakterli akar sulardır.

    YAYLALAR:İzmir-Ödemiş (Gölcük, Bozdağ) (Tatil ve Dinlenme Amacı ile Kullanılan Yayla Yerlerinden)
    İzmir (Kozak) (Hem Tatil, Hem Hayvancılık Amacıyla Kullanılan Yayla Yerlerinden)

    BİTKİ ÖRTÜSÜAkdeniz ikliminin etkisi altındaki ilimizde maki florası egemendir. Bu floraya ardıç, yabani zeytin, çitlenbik, sakız ve katır tırnağı gibi kuraklığa dayanıklı ağaçlar girer. Makiler, denizden 600 m. yüksekliğe kadar çıkmaktadır. Dağlık bölgelerin büyük bir kısmı ormanlıktır. Ormanlar İl içerisinde 490.692 hektarlık bir alanı kaplar. Kültür bitkilerinden biri olan zeytinlik ve üzüm bağları geniş bir alanı kapsamaktadır.


     
    cancanan35 bunu beğendi.
  2. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    İzmir
    Türkiye'nin üçüncü büyük sehri olan Izmir, çagdas, gelismis, ayni zamanda islek bir ticaret merkezidir. Civil civil olan alisveris merkezinde dolasmak oldukça [​IMG]

    keyiflidir. Izmir'in batisinda nefis renkli denizi, plajlari ve termal merkezleriyle Çesme Yarimadasi uzanir. Antik çaglarin en ünlü kentleri arasinda yer alan Efes, Roma devrinde dünyanin en büyük kentlerinden biriydi. Tüm Ion kültürünün zenginliklerini bünyesinde barindiran Efes, yogun sanatsal etkinliklerle de adini duyuruyordu.

    Türkçe'de ''Güzel Izmir'' olarak adlandirilan Izmir, yatlar ve gemilerle çevrilmis uzun ve dar bir körfezin basinda yer almaktadir. Iliman bir iklime sahip olup, yazinda denizden gelen taze bir serinlik günesin sicakligini alip götürmektedir. Sahil boyunca palmiye agaçlari ve genis caddeler bulunmaktadir. Izmir Limani Istanbul'dan sonra ikinci büyük limandir. Canli ve kozmopolit bir sehir olan Izmir Uluslararasi Sanat Festivali ve Uluslararasi Fuari ile de önemli bir yer tutar.

    İLÇELER

    Izmir ilinin ilçeleri; Balçova, Çigli, Gaziemir, Karsiyaka, Konak, Aliaga, Bayindir, Bergama, Beydag, Bornova, Buca, Çesme, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpasa, Kinik, Kiraz, Menderes, Menemen, Narlibahçe, Ödemis, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbali ve Urla'dir.

    Selçuk

    Bergama

    Çesme

    Foça

    Aliaga : Izmir'in 60 km. kuzeyindeki Aliaga, Izmir ve Bergama uygarliklarindan izler tasimaktadir. Ege kiyilarinda sayilari 30'u asan Aiol kentleri arasinda en büyük ve önemlilerini olusturan 12 kentten 4'ü Aigaia, Kyme, Myrna ve Gryneion ilçe sinirlari içerisinde bulunmaktadir.

    Dikili : Izmir'in kuzeyinde 120 km. uzakliktadir. Yerli ve yabanci turistlerin ilgisini çeken sirin bir ilçedir. Hem tarihi hem de olaganüstü güzellikleri olan turistik Çandarli beldesi Dikili'ye baglidir. Dogal güzellikleri arasinda Merdivenli Köyünde bir krater gölü, Demirtas ve Deliktas Köylerinde de çamlik ve tarihi magaralar bulunmaktadir. Dikili ilçesi ilicalari ile de oldukça ünlüdür. Nebiler, Bademli ve Kocaoba köylerinde sicak su ilicalari vardir. Ilçede karayolunun disinda deniz ulasiminda da Dikili Limani, üç yolcu gemisinin yanasabilecegi kapasiteyle hizmet vermektedir.

    Seferihisar : Yerlesim tarihi M.Ö. 1000 yillarina uzanan ilçenin Sigacik mevkiinde Teos antik kenti, Doganbey-Gerenalani mevkiinde Karaköse Harabeleri, Sigacik' ta Osmanlilar tarafindan insa edilen kale ile kale içerisindeki eski yerlesim alani, ilçe merkezinde Selçuklu ve Osmanli Dönemi'ne ait anitsal yapilar, yörenin arkeolojik ve tarihi kaynak potansiyelini olusturmaktadir. Seferihisar 27 km.lik sahil seridi ile güzel plajlara ve koylara sahiptir.

    Menderes : Satsumasiyla, güzel koylariyla, tarihi degerleriyle dikkat çeken Menderes ilçesinin Izmir'e uzakligi 20 km'dir. Ilçenin batisinda Ürkmez mevkiinde Lebedos Antik Kenti bulunmaktadir. Menderes-Selçuk yolu üzerinde birbirine yakin konumda yer alan Kolophon, Klaros, Notion ve Lebedos Antik Kentlerine ait kalintilar, ilçenin önemli arkeolojik kaynaklarini olusturmaktadir. Gümüldür beldesi dünyaca ünlü mandalina türü olan satsumanin yetistirici bölgesidir. Özdere, Ege'deki dokuz büyük turistik bölgeden biri olup temiz denizi ve sahilinin yani sira amatör balikçilarin avlanabildigi turistik bir beldedir. Menderes'in Görece Köyü'nde de halkin evlerde imal ettigi degisik renk ve biçimdeki boncuklar yerli ve yabanci turistin oldukça dikkatini çekmektedir.

    Karaburun : Karaburun, Urla Yarimadasi'nin kuzeyinde kurulmustur. Izmir Körfezi boyunca kuzey ve bati kiyilari güzel koylariyla bir serit halinde uzanir. Ilçenin yerlesimi tas devrine kadar uzanir. Çakmaktepe mevkiinde yapilan kazilarda elde edilen buluntulardan Hititler Dönemi'nde buranin ileri bir kültür merkezi oldugu, daha sonra yöreye egemen olan Aiol, Lidya. Helen ve Roma uygarliklari döneminde kültür ve ticaret merkezi olarak gelistigi bilinmektedir.

    Urla : Ege Bölgesi'nin tüm özelliklerini tasiyan Urla, Izmir'in batisinda 38 km. uzaklikta kendi adini tasiyan yarimadanin orta kisminda yer alir. Urla tarih boyunca bir kültür merkezi olmustur. Yapilan kazilarda ele geçen eserler arasinda Hititlere ait Gaga agizli sürahi çikarilmistir. Limantepe Höyügü kazilarinda ele geçen buluntulara göre Klazomenai Limaninin dünyanin en eski ve düzenli limani oldugu ortaya çikmistir. Klazomenai' de bulunan eserler Louvre Müzesi ve Atina Milli Müzesi ile Izmir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

    Torbali : Izmir'in 45 km. dogusunda yer alan Torbali'nin ilk yerlesim alani, Torbali Ovasi'nin batisinda Yeniköy ile Özbey köyleri arasinda bir tepe üzerinde kurulan Metropolis Antik kentidir. Bir Ion kenti olan Metropolis Roma ve Bizans dönemlerinde önemini korumus, daha sonra terk edilmistir. Saraplari ile ünlü kent ayni zamanda bir piskoposluk merkeziydi. Ovaya hakim bir konumda olan Geç Helenistik Dönem'e ait tiyatroda Roma Imparotoru Augustus ve evlatligi Germanikus'a adanan üç mermer sunak bulunmaktadir. Kazilarda bulunan eserler Izmir ve Efes Müzelerinde sergilenmektedir.

    Ödemis : Izmir'in 113 km. dogusunda yer alan Ödemis'in kuzeyinde bulunan Hypaiapa Antik Kent kalintilari yörenin yerlesim tarihinin ilk çaglara uzandigini göstermektedir. Ödemis yöresinin tarihsel önemi Birgi'nin Aydinogullari döneminde baskent olmasiyla baslamistir. Birgi'de büyük ölçüde özgünlügünü koruyan kent dokusunda Selçuklu ve Osmanli mimarisinin seçkin örnekleri, 18. ve 19. yüzyil sivil mimarlik yapilarinin olusturdugu kültürel birikim ve mimari çevre zenginligi ile dogal çevre güzellikleri yörede çok önemli düzeyde turizm potansiyeli yaratmaktadir. "Dünya Kültür Mirasi" listesine giren Birgi, 1994 yilinda inanç turizmi kapsamina alinmistir. Çakiraga Konagi, Imam-i Birgivi Medresesi, Sultan Sah Türbesi görülmeye deger eserlerdendir.

    Tire : Izmir'in büyük ilçelerinden biri olan Tire, sehir merkezine 82 km uzakliktadir. Aydin Daglarinin kuzey eteklerinde kurulmustur. Hitit, Frig, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans dönemlerini yasayan Tire zengin bir kültür mirasina sahiptir. Beylikler ve Osmanli döneminde ekonomik açidan büyük gelisme saglanmis ve mimarlik tarihi açisindan da zengin örnekler ortaya çikmistir.


    Kemalpasa : Izmir'in 29 km dogusunda yer alan Kemalpasa'nin tarihi geçmisi I.Ö. 1300'lere dayanmaktadir. Akadlar ve Hititlerden baslayarak Selçuklu ve Osmanli dönemine kadar birçok medeniyete sahne olan Kemalpasa, Helen, Roma ve Bizans dönemlerinde Sart ve Ion kentleri arasinda kervan yollarinin ugrak yeri olmustur. Antik adi Nymphaion olarak bilinen günümüz Kemalpasa ilçesi, Nif dagi eteklerinde 200 m yükseklikte kurulmustur. Ege Bölgesi'nde Hititlerden kalan tek örnegi olan Karabel Kabartmasi ilçe sinirlari içerisindedir. Kemalpasa, dünyaca ünlü kirazi ve çam ormanlariyla taninir.

    [​IMG]
    NE YENİR?

    İzmir ve yöresinin yemekleri çeşit açısından son derece zengin olup, Ege, Akdeniz ve Anadolu mutfaklarının özgün bir bileşimidir. Yörenin bitki örtüsünün yanı sıra, çok kültürlü toplumsal yapısı da bu oluşumda etkendir.

    Belli başlı yemekleri: Bulamaç çorbası, tarhana çorbası, tere çorbası, trança kellesi çorbası,kirde, sakız yahnisi, mücver, İzmir köftesi, papaz yahnisi, enginar dolması, domates bastısı, yer elması, revani,ıspanak boranisi, razı kavurması, Efes arapsaçı, şevketi bostan, ebegümeci, radika salatası.

    NE ALINIR?

    İzmir'in en yoğun alışveriş trafiğine sahne olan sokakları, Anafartalar [​IMG]

    Caddesi'nin sağında ve solunda yer alan ve hala yüzyıl öncesinin atmosferini kepenklerinin kıvrımlarında, kapı eşiklerinde, basık tavanlarında, eski kiremitlerinde taşıyan Kemeraltı Sokaklarıdır. Eski görüntü tamamen olmasa da hala işportacıların bağrışmaları bakırcılar çarşısının kendine has sesleri Şadırvan Cami yanındaki Sebil'in şırıltısı, Kestane pazarındaki balıkçıların ıslak önlükleriyle bağrışmaları, Kemeraltı'nın pek değişmediğini gösteren belirtileridir.

    Urgancılar Çarşısı, Kuyumcular Çarşısı, basmacılar, ayakkabıcılar hepsi de hala işlerini sürdürmektedirler. Bunların yanı sıra en iyi ve modern alışveriş merkezleri Alsancak'taki Kordon Boyu'nda, Karşıyaka ve Cumhuriyet Caddesi'nde bulunur.

    İzmir'de en önemli alışveriş merkezi olan Kemeraltı'na komşu Çankaya ve oradan da seçkin butik ve mağazaların yer aldığı Alsancak'a ulaşıp alışveriş yapabilir, Karşıyaka'da da aynı olanakları bulabilirsiniz
     
  3. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    100 maddede izmir tanıtımı
    IZMIR'E YENI GELENLER ICIN 100 MADDEDE IZMIR:

    1-Istanbul'dan geldiyseniz, burada da karsi kavrami vardir. Sasirmayin.


    2-Boyoz'un ne oldugunu hemen ogrenin ve evinize yakin bir boyozcu bulun.


    3-Ilk gordugunuz kiza yiyecekmis gibi bakmayin, zira cok var onlardan, alisin.


    4-Bu sehirde -ozellikle Istanbul'dan geldiyseniz- insanlar birine carptiklarinda ozur diler, genelde sabahlari "gunaydin", aksamlari "iyi aksamlar", gun genelindeyse "iyi gunler" diyerek guleryuz gosterirler. "Tesekkur ederim" de en cok duyacaginiz kelime gruplarindan biridir.


    5-Daha onceden yediginiz adi kumru olan sandviclerin hepsinin dandik oldugunu kabul edin zira izmirdeki kumruyu izmirden baska hicbir yerde yiyemezsiniz.


    6-Aldiginiz sandvic yarim ekmek gibi benzeri turu yiyecekleri herkesin ortasinda cekinmeden yiyebilirsiniz kimse size donupte vay kafir demez.


    7-Eger bugune kadar kullandiginiz en teknolojik kart akbil ise otobuse binmeden once kentkart kullanmayi mutlaka ogrenin. Koyden indim sehire modu olmasin sonra.


    8-Simit yoktur. Gevrek vardir. Cekirdek yoktur. Cigdem vardir.


    9-Sakin ola ki, Guzelyali da KSK atkisi, Karsiyaka Carsi'sinda Goztepe atkisi ile dolasmayin.


    10-Kordon'da arabanizla dolasirken kolunuzu camdan sarkitmayin. Kiro damgasi yersiniz.


    11-Sakin Kemeral'tina arabayla girmeye calismayin. Usenmeden otoparka parasini verin.


    12-Tarihi asansore ile yukariya cikip korfez manzarasinin tadini cikarin.


    13-Bu sehirde Flaman Protestan Kilisesi dahi vardir. Sasirmayin ve gayri muslimlerle tanismaya calisin.


    14-Birilerine adres sormak icin cekinmeyin. Izmir'de iyi insanlar yasar, onlara sorun. Hatta sizi gideceginiz yere kadar bile birakabilirler.


    15-Cay icilip kuslara gevrek atilabilen vapurlara binin ve karsiya gecin.


    16-Kemeralti' nda gecirilecek bir gun de ogle ogununu, tarihi Kemeralti Borekcisi'nde su boregi yiyerek ziyafete donusturun. Hemen az ilerisinde bulunan Sefer Usta'nin henuz ulkede nam salmamisken islettigi tarihi, ufacik dukkanda yiyeceginiz kazandibi ile ogununuzu tamamlamayi unutmayin.


    17-Kibris Sehitleri Caddesi'nde dolasirken sag sola kucuk sokaklara girin. Eski evleri, ilginc balkonlari gorun.


    18-Genelde taksi soforleri bile kibardir. Sasirmayin.


    19-Yagissiz ve asiri sicak olmayan bir havada Karsiyaka-Bostanli arasini yuruyun. Bir hafta tatil yapmis gibi hissedersiniz kendinizi.


    20-Istanbul' dan geldiyseniz Bostanli ve Bostanci isimlerini karistirmayin.


    21-Ege Universitesi' nde okuyacaksiniz "Izmir sicaktir, soguk olmaz" laflarina kanmayin. Bornova'da oyle soguklar olur ki ilikleriniz donar. Neyse ki uzun surmez.


    22-Izmirliler hakkinda soylenenlerden urkmeyin. Kiyi cocuklaridir onlar: Samimi, rahat ve dobra insanlardir. Yasadikca Izmir'in huzuru siner icinize.


    23-Bocek fobiniz varsa cabuk fobinizden kurtulmaya bakin. Cunku, Izmir'de her tur ve ebatta eklembacakliyi gorme olasiliginiz vardir.


    24-Istanbul' dan gelenler: Izmir'in gorece kucuklugune burun kivirmayin. Kentin dokusuna, kulturune nufuz etmeye calisin. Kucuk olmadigini goreceksiniz.


    25-Mutlaka Bornova Ciceklikoyde piknik yapin. Sabuncubeli mevkiinden Ataturk ile beraber kente yuksekten bakin.


    26-Kaliteli mekan bakimindan gozunuz acik olsun. Cunku, Izmir'li isletmeciler pek reklami sevmezler. Musteriler kendi bulsun isterler.


    27-Sokak numaralarini takip ederek aradiginiz yeri bulamayabilirsiniz. Sasirmayin. 206 sokagin hemen paralelindeki sokakta 2510 sokak tabelasi olabilir.


    28-Bir vapur dolusu Goztepe ya da KSK taraftarinin o gun mac sonrasi haykirarak iskeleye gelmesine sasirmayin, dahasi korkmayin. Zararlari yoktur. Bazi mekanlara bayrak asarlar. Bir kac duvari boyarlar.



    29-Insanlarin yardimseverligine alisin. Otobuste sizin yerinize kentkart basan kisiler karsiliginda verdiginiz parayi kabul etmezse israr etmeyin.


    30-Foca denildiginde hangisi diye sormayin. O Eski Foca'dir. Gidin sahilinde gunes batarken birseyler icin.


    31-Susuzdedenin yerini soran cocuklardan uzak durun. Muhtemelen yankesicidirler.


    32-Teleferik' e gidin. Sonra Inciralti'na gecin, kir kahvesinde bir cay icin.



    33-Urla'ya gidin. Nobel Edebiyat Odullu Yorgo Seferis'in evini, unutulmaz ses Tanju Okan'in evlerini goreceksiniz. Unlu edebiyatcimiz Necati Cumali'nin evi de orada. Urla Iskelede yuruyun.


    34-Bazı Izmir Milletvekilleri' nin Izmir'li olmadiklarina sasirmayin. Onlarin bir kismi cantaci diye tabir edilen ve genel baskanlarinin atadiklari Izmir'in yolu nerededir bilmeyen insanlardir. Onlardan bir kismi kentteki diger kentlerin temsilcileri gibi secilirler ve calisirlar. Ornegin Konyalilar, Mardinliler vb. Belediye yatirimlari disinda Ankara'nin pek yatirim yapmamasina sasirmayin.


    35-Sokakta yururken bir kuyruk gorurseniz dalin kuyruga. Siz de siraya girin. Lokma dokuluyordur. Yuzsuzluk edin iki tabak isteyin. Cogunlukla yadirganmazsiniz.


    36-Izmir'de Yunan'in nasil denize dokuldugunu merak ediyorsaniz Karsiyaka Iskelesi civarinda "Goz goz goz": Goztepe Iskelesi civarinda "Kaf kaf Kaf sin sin sin Kaf sin Kaf" diye bagirin.


    37-Alsancak Sevinc Pastanesi ve Konak'taki YKM taa... Bizans doneminden beri bulusma noktasidir. Buyuk Iskender'in yavuklusuyla burada bulustugu anlatilir.


    38-Hisaronunde Cin Ali'nin durumlerini yiyin. Oradan cikip Kizlaragasinda girin. Vitrinleri seyredin.


    39-Bornova'da oturacaksaniz aksamlari Kucukpark'ta yapilir piyasa. Haberiniz ola.


    40-Topcu'nun yerine gidip cop sis yiyin.


    41-Izmir yazlari hamam gibi olur. Yaninizda sik sik degistirmek icin t-shirt bulundurun. Kisin bir sure cok soguk yapar. Bere, eldiven, atki kullanmayi ihmal etmeyin.


    42-Alsancak' ta ve Kordon'da uzun saatler yuruyun. Yorulunca bir yere girip bir seyler icin. Sonra bir daha yuruyun. Iyi gelir.


    43-Konak Pier'i bir alisveris merkezinden ziyade bir tarihi eser gibi gezin. En ucuna gidip denizi seyredin.


    44-Fuar donemi olmasa bile arada bir Kulturparka gidin. Yesillikler arasinda dolasin. Rahatlarsiniz. Lunaparka gidin. Donmedolaba binin. Bangir bangir muzik esliginde Izmir'e tepeden bakin.


    45-Kent merkezinde arabayla dolasmaya calismayin. Pek cok yere yaya olarak gidebilirsiniz. Park sorunu yasarsiniz.


    46-Izmir'i mumkun oldugunca baska kentlerle kiyaslamayin. Onu kategori disi olarak gormeye calisin.


    47-Ucuncu buyuk sehir imkanlari yoktur. Is bulmak sorundur. Universiteyi burada biterenlerin buyukce bir kismi Istanbul'a kacar. Ekonomik olarak gun gectikce kuculmektedir.


    48-Metro'da "Tren Bornova Yonune Gider" unutmayin.


    49-Ortamda cop tenekesi yoksa, kentkart dolum makbuzu almadan ayrilin. Cunku, melet cebinizde bir yil kalabiliyor.


    50-Alsancak Cami'nin onundeki duraktan otobuse binmeyin. Bir durak onceye gidin. Oturarak gidersiniz.


    51-Alsancak' taki caminin adi Hocazadedir. Kimse boyle soylemez. Onun adi Alsancak Camidir. Izmir'de ne kadar sohretli insan olse orada cenaze namazi kilinir.


    52-Eger universite icin Izmir'e geldiyseniz ve sinif arkadaslarinizdan biri Izmir'liyse universite hayatiniz harika gecebilir. Cunku, Izmir'in yerlilerinin en fazla bir saat uzaklikta bir yazligi vardir. Yaz mevsimine dogru 6-7 kisi arabaya dolusulup oraya gidilir. Keyifli anlar gecirilir.


    53-Bornova'da ogrenciyseniz Kucukpark'taki unlu mamuller ureten yerler fena degildir. Fiyatlari makuldur. Cok kalabalik olurlar. Bornova kira haricinde cok pahali bir yer degildir.


    54-Arkadaslarinizla toplanip yazin Bostanli Iskelesinde basket oynayin.


    55-Kentkarti arka cebinize koyun. Otobusu binince poponuzu cihaza surtun. Hem soforden azar isitin. Hem de kicimda cip var havasi yaratin.


    56-Ucakla gelecekseniz Gaziemir'den Karsiyaka'ya gelinceye kadar Izmir otogarindan Balikesir'e ulasmis olursunuz.


    57-Bornova'da oturuyorsaniz Manisa'ya gitmek Narlidere'ye gitmekden daha kisa surer.


    58-Acele etmeyin. Bu sehir acele edenleri sevmez. Dukkanlar gec acilir. Gece gec saatlere kadar acik kalir. Bazi esnaflar ogleden sonra gunun hasilatini yeterli bulup dukkani kapatir bir yerlere icmeye gider.


    59-Ankara'dan geldiyseniz sokakta insanlarin devamli gulumseyen yuzlerini yadirgamayin. Acaba dukkanim mi acik diye tedirgin olmayin. Izmir gulen ve gulumseyen insanlarin kentidir. Siz de gulumseyin.


    60-Yazin Izmir'de olacaksaniz balkon evinizin en muteber yeri olacaktir. Cunku, dus aldiktan sonra banyodan cikincaya kadar kurursunuz. Yazin Izmir bosalir. Trafik rahatlar. Cunku, pek cok Izmir'linin yazliklari vardir. Oralara giderler. Karsiyakalilar Foca civarinda yer edinmislerdir. Digerleri de Cesme, Karaburun, Mordogan, Ozdere, Urkmez, Kusadasi, Seferihisar da yazliklarda yaz aylarini gecirirler.


    61-Kosusturmayin, yuruyun.


    62-Otobuslerde ve bazi yerlerde "Piristina, kalbimizdesin" yazisini gorunce, Kosova'nin Piristina kenti kastedilmiyordur. Merhum Belediye Baskani Ahmet Piristina sevilen bir baskandi.


    63-Insanlar genelde huzurlu araba kullanirlar. Trafikta birbiriyle kavga edenler azdir. Trafikte yanlis yaparsaniz biri "bilader napiyon" der. Kaslarini catar, kizacak gibi yapar. Sonra bir gulumsemeyle oradan uzaklasir.


    64-Bir kez Karsiyaka macina gidin. Taraftar nasil olurmus gorun. Etkileyici bir manzara yaratirlar. Ozellikle Ataturk Spor Salonunda Karsiyaka-Fenerbahc e basket maclarinda muazzam bir atmosfer yaratirlar. Basketbolu iyi bilirler. Istanbul kulupleri gibi basket macina futbol seyircisi gelmez.


    65-Izmir bir basketbol kentidir. Cok sayida basketbolsevere rastlarsiniz. Basketbol maclarinda salonlar genelde dolar. Bir basketbolsever iseniz Izmir tercih edilesi bir kenttir. Basketbolun lokomotifi Karsiyakadir.




    66-Kadifekale, Ballikuyu taraflarina tek basiniza gitmeyin. Ankaralilar Ulus, Bentderesi ve Ankara Kalesi civarini nasil bilirlerse, Istanbullular Beyoglu'nun arka sokaklarini nasil bilirse buralari da oyle bilsin.




    67-Kizinca Izmirlilerin asfalyalari atar, sasirmayin. Asfalya rumca sigorta, guvence demektir. Anlayacagin sigortalari atar.


    68-Alsancak limani civarinda bir suru salas yapinin arasinda Arkas Holding binasini gorunce sasirmayin. Fiyakali bir yerdir. Otobusle onunden gecerken otobusunuz yukari katlarinin hizasindan gecer. Yemek vakti ise akvaryumdaki baliklar misali calisanlarini gorursunuz. Sirketin sahibi Lucien Arkas'tir. Denizcilik Odasi Baskani da Geza Dolough'tur. Onlar Turk vatandasi levantenlerdir. Kente damgasini vurmus bir levanten nufus ve levanten kulturu vardir. Izmir Turkiye'nin en buyuk limanlarindan biridir. Bazen kocaman bir turistik gemi yanasir rihtima.


    69-Metro ile Ataturk Stadina gidecekseniz Statyum duraginda inmeyin. Halkapinar duraginda inin. Daha yakin oluyor.


    70-Izmirliler misira dari derler.


    71-Sicaklarda dekolte kizlara aval aval bakmayin. Sayet bakarsaniz kizlar da size tuhaf tuhaf bakarlar. Izmir'de cogunlukla yazin ama her mevsim kizlararasi dekolte yarismasi mi var acaba dediginiz olur.


    72-Izmir'de cok sayida Balkan kokenli insanlar yasar. Bazi erkeklerin ve kizlarin cok uzun boylu olmasi sasirtmasin. Ozellikle Camdibi semtinde kendinizi Uskup, Gumulcine, Piristine, Filibe gibi bir kentte hissedebilirsiniz. Kahvelerinde renkli gozlu, uzun boylu, limon gibi sari insanlarin "Bre more, Asan Astaneye gitti mi?" turunden konusmalara sahit olursunuz. Konusmalarinda H arfi yutulur.




    73-Yazin butun gun cayir cayir yanarsiniz. Aksamustu yerel imbat ruzgariyla bir nebze olsun rahatlarsiniz. Ozellikle sahile yakin yerlerde aksamlari esinti eksik olmaz.




    74-Adinda bir kent ya da semt adi olmayan nadir kuluplerden biri Altaydir. Az sayidaki taraftari Buyuk Altay derler. Maclarina gitmek zevklidir. Pek taskinlik olmaz. Bazi yasli amcalar bir yandan sohbet edip, mazinin Buyuk Altayini konusurlar bir yandan da tenis maci seyreder gibi maci izlerler. Altay kulubunde bazi gayri muslimler uyedir. Yonetimde seckin insanlar vardir. Alsancak, Kahramanlar gibi seckin muhitler ve limontepe gibi bir kac gecekondu muhitindekiler desteklerler. Bir kac zengin Izmir'li ailenin destekleriyle ayakta durmaktadir. Eski basbakanlardan Adnan Menderes'in kalecilik yaptigi, Mustafa Denizlinin yetistigi ve Istanbul'a cok sayida oyuncu gondermis bir kuluptur. Ayrica, Fenerbahce eski baskanlarindan Sukru Saracoglu Altay'in da baskanligini yapmistir.


    75-Hizla kume dusen Goztepenin, Asansor civarindan baslayip, Uckuyulara kadar uzanan hat boyunca taraftarlari bulunur. Ozellikle Guzelyali, Goztepe semtlerinde yogunlasmislardir. Taraftarlari 1960'li yillarin efsane takimindan bahsederler. Avrupa Kupalarinda ilk yari final oynayalariyla ovunurler. Karsiyaka'dan ve KSK dan nefret ederler. Goz goz goztepe seklinde tezaruhat ederler. 1980 yilinda Dunya'da ilk defa bir ikinci lig macinda seyirci rekoruna Karsiyaka ile birlikte imza atmislar ve 80 bin seyirciyi Ataturk stadina toplamislardir. Istanbul'un uc buyuk takiminin deplasmanda Trabzonla beraber seyirci ustunlugu kuramadigi iki takimdan biridir.


    76-Karsiyaka basketbol subesiyle on planda olan bir kuluptur. Yasar Holding hamisidir. Kaf kaf kaf sin sin sin kaf sin kaf tezaruhati yaygindir. Futbol disinda cok sayida bransta faaliyet gosterir. Ornegin yelken. Taraftarlari biz Izmir'li degil Karsiyakaliyiz derler. 35 ½ plakasi tasirlar. Buna karsin Goztepeliler Tam 35 ve Biz Izmir cocuguyuz ya siz? slogani tasirlar.


    77-Altinordu, ozellikle basmane, tilkilik, namazgah gibi Izmir'in gavur Izmir olarak anildigi yillarda Turklerin yogun oldugu mahallelerde kurulmus ve sevilmistir. Halen basketbol subesi olmasa da basketbol liginin ilk sampiyonu Altinordu'dur.


    78-Esrefpasa, Ucyol, Hatay, Yaghaneler semtlerinin kulubu Izmirspordur. Altyapisi ve mulkleriyle kuvvetli olarak bilinir.




    76-Bucaspor Buca semtinde kendi yagiyla kavrulan bir kuluptur. Sari kirmizili goztepe, siyah beyazli Altay'dan sonra sari lacivertli Bucaspor Istanbulun uc buyuklerinin Izmir'deki muadil tamamlayicisi gibidir. Izmir'de soyadlari kulup adi olan bazi degerli sahsiyetlerin kentidir. Vahap Ozaltay, Sait Altinordu, Fuat Goztepe.



    77-Dokuz Eylul Universitesinin bazi bolumleri Ege Universitesi kampusu icindedir. Ege Universitesi Hastanesi Romanyadaki diktator Cavusesku'nun yaptirdigi gorkemli sarayi cagristirir. Cok buyuktur. Icinde kaybolursunuz.


    78-Izmirliler kendilerini cagdas, ilerici ve batili olarak gorurler. Turkiye'nin batiya acilan kapisi, batiya donuk yuzu falan denir. Okumus yazmis insani coktur.


    79-Bir kismi Gavur Izmir lafindan rahatsiz olur. Bir kismi da dinime kufreden musluman olsa bari deyip, guler gecer umursamaz.


    80-Ucuncu buyuk kent olmakla ovunulur. Sonra da super ligde bir takimin olmamasi ucuncu buyuk kente yakisiyor mu diye hayiflanirlar.


    81-Izmir'de cok sayida emekli insan yasar. Pekcogu emekli devlet memuru ve devlet iscisidir. Ozellikle emekli askerler ve ogretmenler yogundur. Konak ve Ucyol istikametinden Bati yonune dogru otobusle giderken duraklarda bekleyen bir yigin emekli yasliya rastlarsiniz. Keza Bornova ve Karsiyaka da emekli cenneti yerlerdir. Ulkede olup bitenlere kendilerine has bir tutuculuk sergilerler. Biz Ataturk'un ve Cumhuriyetin cocuklariyiz derler.


    82-Basta Bornova olmak uzere, Alsancak, Karsiyaka ve Buca'da genis bahceli cok sayida levanten koskune rastlarsiniz. Bir kisminin icinde artik insan yasamaz. Bazilarinin icinde yasli gayri muslim vatandaslarimiz yasarlar. Onlar mazinin zengin is adamlari ve Avrupali tarim urunu tacirleridir.



    83-Cesmeye gitmeyi ihmal etmeyin. Cesmeye gidip de Cesme kumrusu ve Rumeli pastanesinde sakizli dondurma yemeyi unutmayin. Yakin yerlerinde cok guzel plajlari vardir. Alacatiyi gezin.

    84-Universite kampuslerinde stand kurup gezi duzenleyenlerin gezileri hem ucuzdur hem de guzeldir. Katilmaya bakin. Bahar doneminde vizelerden sonra tezgahlarini acmaya baslarlar.



    85-Yilbasi biletinizi kemeralti girisindeki sag taraftaki biletciden alin. Neden bilmiyorum.


    86-Turkiye'nin en buyuk bolge gazetesi Yeni Asir Izmir'den cikar. Ulkemizin yasayan en eski gazetesidir. Yuzyilin basinda Selanikte cikmaya baslamistir.




    87-Turkiye'de ilk futbol maci Bornova'da papazin bahcesinde iki rum mahallesinin gencleri arasinda oynanmistir. Fakat, Izmir'e futbolu ingiliz levantenler getirmistir. Yine Turkiye'de ilk atletizm musabakasi da Bornova'da yapilmistir.




    88-Turkiye'de ilk demiryolu hatti Izmir'den baslamis, ilk tren istasyonu Izmir'e yapilmistir.




    89-Izmir bir camiler degil, kiliseler ve havralar kentidir. Kentte eskisi kadar olmasa da bir miktar musevi vatandas yasar. Cogu kemeraltinda esnaf ya da doktor, dis hekimi falandir.




    90-En yuksek bina Hilton Otelidir. Kimileri onu Izmir'in bir organi olarak gorur.


    91-Kimileri Guzel Izmir der. Bu sifat burada yasayan rumlar tarafindan konuldugu rivayettir. Kentte en fazla nufusu uzun yillar rumlar olusturmustur. Onlar Izmir i bir kraliceye, Bornova yi da bu kralicenin tacina benzetirlermis. Bu yuzden Guzel dedikleri anlatilir. Dogruysa.




    92-Firsat bulursaniz yakindaki Izmir koylerine gidin. Koylulerle sohbet edip Ege sivesini dinleyin. Gelivedim, gidivedim, nediyon usen (Ne yapiyorsun Huseyin) gibi cumleleri duyun. Selcuk ilcesinin Sirince koyune gidin. Sarapevlerini ziyaret edin. Gozleme yiyin.




    93-Eski itfaiye binasi Ahmet Piristina kent muzesine donusturuldu. Gidip gezin. Bina arkasindaki lokantadan Izmir yemeklerini uygun fiyata yiyebilirsiniz.




    94-Kentte cok sayida Girit mubadili aile yasar. Izmir pazarlarinda envayi turlu otun satildigini gorursunuz. Giritlinin gectigi yerde ot bitmez lafini duyarsiniz. Onlar otlardan birbirinden ilginc, lezzetli ve dahasi saglikli yemekler yaparlar. Ahh ahh... Sade suya tirit elden gitti Girit.


    95-Izmir kofteler diyaridir. Tire, Odemis, Kosova kofteleri meshurdur. Kemeraltindaki esnaf lokantalarinda Izmir kofte ve kokorec yiyin.




    96-Hakiki Koc ve Pamukkale firmalarinin merkezleri Izmir'dedir. Otogar Bornova'dadir.




    97-Uzun yillar Turkiye'nin en buyuk stadi unvanini elinde bulunduran Ataturk Stadi Izmir'dedir. Izmir cok sayida uluslararasi spor organizasyonuna evsahipligi yapmistir.


    98-Izmir fuarlar kentidir. Kulturparkta yil boyunca pek cok sektorun fuari yapilir. Ama en gorkemlisi ve buyugu Agustos ayinin son haftasi baslayip eylul ayinin ikinci haftasina kadar suren Izmir fuaridir. Ilk gun ucretsiz olur. Sadece Izmirliler degil, cevre il ve ilcelerden de cok sayida ziyaretci gelir. Otomotiv standlari ile ikram ve hediye dagitan standlar yogun ilgi gorur.


    99-Inciraltinda Ozdilek alisveris merkezinin orada bir savas gemisi ve denizalti, muze olarak hizmet vermektedir. Merakliysaniz gidip belese gezebilirsiniz.


    100-Ankara'dan gelenler icin Cankaya burada bir alisveris ve is merkezidir. Unutmayin.
     
  4. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    izmir'i tanıyalım
    Neolitik-TunçÇağları ( M.Ö. 6500-1050)

    En eski İzmir'in yerleşimi Bornova ilç
    esindeki
    Yeşilova Höyüğü'nde 2005 yılında yapılan kazılarda keşfedilmiş, İzmir kenti tarihinde bilinenden 3 bin yıldan daha eskiye M.Ö. 6500 yıllarına kadar gidilmiştir.Yeşilova buluntularıİzmir'deki ilk yerleşimin Neolitik Çağda Bornova Ovası'nda başladığını , yerleşim sayısının Kalkolitik ve TunçÇağlar süresince artarak devam ettiğini göstermiştir. Symrna kazılarından elde edilen bilgiler ışığında TunçÇağ evlerini höyüğün en üst düzeyinde denizden 3 ile 5 metre yukarıdaki kayalar üzerine oturtmuşlardır. Bu yerleşme Eski TunçÇağı dönemine aittir. Bulunan çanak ve çömlekler Troya dönemi ve kültürüyle (M.Ö.3000-2500) benzerlikler göstermektedir. Birinci yerleşim tabakasının üstünde Orta TunçÇağı dönemi yer alıyordu. Burada bulunan keramik eserler Troya II kentinde ortaya konulan sanatsal eserlerle hemen hemen özdeştir (M.Ö. 2500-2000). Üçüncü yerleşme katı Troya VI ve Hitit dönemi ile çağdaştır (M.Ö.1800-1ü50). Bu katta elde edilen büyük ve sağlam bir vazo, Afyon ve Uşak kentlerinin güneyindeki Beyce Sultan kazılarında elde edilen kapların çeşidindendir. Ayrıca birçok kap biçimi Orta Anadolu ile olduğu ölçüde Troya VI kap kaçağı ile de benzerlikler taşımaktadır. Bundan başka yine Troya VI'da gün ışığına çıkan `Minyas' tipi vazolar Bayraklı'da da ele geçmiş, bir de 4-5 Myken seramik parçasına rastlanmıştır. Açılan sondajlar küçük olduğundan evler hakkında geniş bilgi elde edilememiştir. TunçÇağı'nda İzmir `de yaşayan yerli halkın dili konusunda herhangi bir fikir elde edilmesi mümkün olmamıştır. `Minyas' türü keramiğin ele geçmesi birçok Anadolu kentinde olduğu gibi, burada da 2. Binde Akalılâra (Achaioi: Myken) ait bir ticaret kolonisinin bulunduğuna ilişkin ipuçları verebilir.
    Demir Çağı

    Hititler Çağı'nda {M,Ö. 1800-1200) Anadolu'da yazı kullanılıyordu ve bundan ötürü o dönemde tarih çağına ulaşılmış bulunuluyordu. Ancak M.Ö. 1200'lerde Troya Vll ve Hitit başkenti Hattuşaş'ın Balkanlardan gelen kavimlerce yıkılmasından sonra Orta ve Batı Anadolu yeniden yazısız ve karanlık bir çağa, Demir Çağı'na girdi. Demir Çağı, Anadolu'da yazının yeniden kullanılması ile Frigya Krallığı'nda M.Ö.730, geri kalan Orta ve Batı Anadolu'da ise M.Ö. 650 yıllarına kadar sürmüştür,
    Kazılarda fazla miktarda çıkarılan keramik ürünlerden anlaşıldığına göre, Demir Çağı boyunca Eski İzmir'de Hellas'tan göç eden, Aiolller ve İonlar yaşıyordu. Yarımadada yerli halkın yaşadığına dair herhangi bir bulguya ise rastlanmamıştır. Bayraklı Höyüğü'nün M.Ö. 1050 yıllarında kurulmaya başlayan yerleşmesinin Hellas kökenli olduğu anlaşılmaktadır.
    400 yıl devam eden bu ilkel dönem boyunca başlıca beş yerleşme katı saptanmıştır. Bunlar:
    I. Aiol yerleşmesi (M.Ö. 1050-M.Ö.1000)
    II. Erken, Orta ve Geç Protogeometrik yerleşme (M.Ö. 1000-M.Ö. 875)
    III. Erken ve Orta Geometrik yerleşme (M.Ö. 875- M.Ö. 750)
    IV. Geç Geometrik yerleşme (M.Ö. 750-M.Ö. 675)
    V. Subgeometrik yerleşme (M.Ö. 675-M.Ö. 650)
    Söz konusu beş tabaka denizden 6,40 metre yükseklikte başlamakta ve 9,50 metrede son bularak 3 metre kalınlığında bir tabaka oluşturmaktadır. Kazılarda elde edilen Aiol keramiği Submyken orijinlidir. Protogeometrik ve Geometrik stildeki kap-kaçak ise genelde Attika vazoculuğunun bir devamıdır diyebiliriz.
    Demir Çağı boyunca İzmir evleri, büyüklü küçüklü tek odalı yapılardan oluşmakta idi. Gün yüzüne çıkarılan en eski ev M.Ö. 925 ile M.Ö. 900'e tarihlenmektedir. İyi korunmuş halde ortaya çıkarılan bu tek odalı evin (2,45 x 4 m.) duvarları kerpiçten, damı ise sazdan yapılmıştı. Erken Geometrik dönemden itibaren (M.Ö. 875'ler) bu tek odalı evler at nalı biçimli bir avlunun üç bir yanınıçevirmekte idiler.
    Eski İzmir'liler kentlerini M.Ö. 850'lerde kerpiçten yapılmış kalın bir surla korumaya başladılar. Bu tarihten itibaren Eski İzmir'in bir kent devlet kimliği kazanmış olduğu söylenebilir. Kenti 'Basileus' adı verilen bir beyin idare ettiği olasıdır. Göçleri gerçekleştirenler ve kent ileri gelenleri soylu tabakayı oluşturuyordu. Kent duvarları içinde yaşayan nüfus olasılıkla bin kişi civarındaydı. Geç Geometrik ve Subgeometrik seramikle açıklanan dönemde (M.Ö.750-650) ise yarımadanın nüfusu daha kalabalık olup belki de 1500 kişiyi aşıyordu. Kent devlete ait halkın büyük bir bölümü civar köylerde yaşıyordu. Bu köylerde, bu çağdaki Eski İzmir'in tarlaları, zeytin ağaçları, bağları, çömlekçi ve taşçı işlikleri yer alıyordu. Geçimi tarım ve balıkçılıkla sağlanıyordu.
    Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi. Bu tapınağın günümüze değin korunan en eski kalıntısı M.Ö. 725-700 yılları arasına tarihlenmektedir. Daha önceki dört dönemde (M.Ö. 1050- 750), büyük bit olasılıkla yine Tanrıça Athena'ya tapınılıyordu, ancak o tarihlerde kadın tanrıçanın heykeli herhalde küçük bir niş (naiskos) içinde bulunuyordu. Bilindiği gibi Homeros'un destanıİlias, Aiol ve İon lehçelerinin karışık olduğu bir dille yazılmıştır. Bu nedenle dünya tarihinin bu çok önemli destansı yapıtı büyük olasılıkla bu iki lehçenin konuşulduğu sınır bölgesi olan İzmir'de oluşturulmuştur. Nitekim Hellenistik dönem İzmirlileri Homeros için 'Homeraion' adlı bir yapı inşa etmişlerdir.
    Parlak Dönem (M.Ö. 650-545)

    Eski İzmir'in parlak dönemi M.Ö. 650-545 yılları arasına denk düşer. Yaklaşık yüz yıl süren bu süre, bütün İyon uygarlığının en güçlü dönemini oluşturur. Bu dönemde Miletos'un liderliğinde Mısır'da, Suriye ve Lübnan'ın Batı kıyılarında, Propontis'te (Marmara Bölgesi), Pontus'ta (Karadeniz) koloniler kurulur ve Doğu Hellen dünyası kıta Yunanistan ile rekabet ederek birçok alanda ve konuda onun yerini almaya başlamıştır. Bu dönemde İzmir'in tarımcılıkla yetinmeyip Akdeniz ticaretine de ortak olduğunu görmekteyiz. Bu dönem katlarında bulunan Fenike kökenli eserler,
    Kıbrıs kökenli heykel ve heykelcikler, Ön Asya ya da Akdeniz orijinli fayans figürcükler bu uluslararası ticaretin günümüze kalmış eserleridir.
    Parlak dönemin İzmir'deki önemli belirtilerinden biri M.Ö. 650'den beri yazının yaygınlaşmaya başlamasıdır. Kadın tanrıça Athena'ya sunulan armağanların birçoğunda sunu yazıtları bulunmaktadır. Kent halkının sayısı fazla olmasa da bir bölümü okuryazardır. Kazılarda ortaya çıkarılan Athena Tapınağı (M.Ö. 640-580), Doğu Hellen dünyasının en eski mimarlık eseridir. En eski ve en güzel sütun başlıklarışu ana kadar İzmir'de bulunmuştur. Samos, Milet, Efes, Erythrai ve Phokaia'da çıkarılan sütun başlıkları M.Ö. 6. Yüzyılın ikinci yarısından (M.Ö. 575-550) tarihinden önce değildir. Helken sanatının en özgün mimarlık öğeleri olan Aiol ve İon türü başlıklar ile İon ve Lesbos biçimi kymationlar (yaprak ya da yumurta şekilli mimarlık süslemesi) doğuşlarını Eski Izmir de gün ışığına çıkan ve büyük ölçüde Anadolu Hitit sanatından esinlenmiş olan bu başlıklara borçludurlar
    Hellen Dünyasının çok odalı ev tipinin en eski örneği Eski İzmir de bulunmuştur. Gerçekten M.Ö. 7. Yüzyılın ikinci yarısında yapılmış olan iki katlı, beş odalı, ön avlulu çifte megaron, Hellenlerin bugün için bilinen, bir çatı altındaki en eski çok odalı evdir. Ondan önceki Yunan evleri yan yana dizilmiş megaronlardan oluşuyordu. Eski İzmir'in cadde ve sokakları daha 7. yy'ın ikinci yarısında ızgara planlı idi, caddeler ve sokaklar kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanıyor, evler genellikle güneye bakıyordu .
    İlerde M.Ö.5. yüzyılda Hippodamos tipi adını alacak olan bu kent planıözünde Yakın doğuda çoktan biliniyordu. Bayraklışehir planı bu tür kent dokusunun Batı dünyasındaki en erken örneğidir. İon uygarlığının en eski parke döşeli yolu Eski İzmir'de gün ışığına çıkarılmıştır.
    Hellen dünyasının en eski sivil mimarlık eseri Eski İzmir'de 7. Yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan güzel taşçeşmedir. Bir zamanlar Yamanlar Dağıüzerinde yükselen Tantalos mezarı, tholos biçimli anıtsal mezarların güzel bir temsilcisidir. Tantalos tümülüsünün mezar odası adı geçen çeşmenin planında idi ve onun gibi Isopata tipi adını taşıyan yapı türünde idi, yani planı dörtgendi ve üstü bindirme tekniğindeki bir tonozla örtülü bulunuyordu. Tantalos mezarı adı ile anılan bu anıtsal eser Eski İzmir'de MÖ.520-580 tarihlerinde yönetimi elinde tutan basileusun ya da tyranın mezarı olmalıdır.
    Eski İzmir'de, çömlekçi işlikleri, arkeoloji literatüründe "Oryantalizan" ya da "Friz Stili" adı ile anılan seramik türünün güzel örneklerini üretiyor, taşçı ustaları mimarlık eserlerinden başka anıtsal boyda heykeller ve heykelcikler yontuyor ve bütün bu sanat yaratılarının bir bölümü dış pazarlara sürülüyordu.
    Bilindiği gibi M.Ö. 6. Yüzyılın ilk yarısında o zamanki antik dünyanın kültür merkezi Batı Anadolu idi. Özellikle Milet'de tarihte ilk defa batıl inançlardan ve her çeşit din etkisinden kurtulmuş, özgür düşünceye dayalı bilimsel araştırmalar başlamıştı. Doğu dünyasının zengin bilgi ve deneyim hazinelerinden yararlanarak ve özellikle özgür düşünce yöntemiyle Thales, Anaksimenes ve Anaksimandros gibi doğa filozofları' bugünkü Batı uygarlığının temellerini atmışlardı. Thales dünyada ilk defa bir doğa olayını, M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde olagelen güneş tutulmasını oluşundan önce hesaplamıştır. Böylece kültür ve bilim alanında tarihin başlangıcından beri 2500 yıl boyunca Mezopotamya ve Mısır'ın elinde olan önderlik, Batı Anadolu'ya geçmiştir. Batı Anadolu bu önderliğini İranlıların Anadolu'yu işgal ettikleri 545 yılına değin korumuştur. Ancak İran işgali ile filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar Atina'ya göç edince kültür ve ilim alanındaki önderlik Atina'ya geçmiştir.
    Milet, Efes, Samos gibi İzmir de 6. Yüzyılın başlarında büyük olasılıkla düşünce ve bilim alanında önde gelen kentlerden biriydi. Ancak Eski İzmir M.Ö. 640-545 tarihlerinde döneminin en ileri kültür merkezlerinden biri olduğu halde daha sonralarıönemini yitirdiği için, çalışmalarda eskisi hızını kaybetmişti. Eski İzmir'in edebiyat, şiir, tarih, felsefe ve bilim konularında ne düzeyde olduğu hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Mimarlık konusunda ise önemli bir merkezdi.
    Herodotos, Eski İzmir'i Lidya kralı Alyattes'in aldığından bahseder. Kazılarda da bu olay M.Ö. 500 sıralarına tarihlenir. Kent ve Athena tapınağı tahrip olsa da İzmirliler M.Ö. 590 yıllarında tapınağı tekrar inşa ederler.
    Daha sonra
    Persler tarafından 6. Yüzyılın ortalarında ele geçirilen kent. Bu olayla birlikte parlak devrini tamamlamıştır. Bu tarihten sonra Athena tapınağına hediye edilmiş hiçbir armağan bulunamaması da bu tahribatın önemli göstergelerinden birisidir.
    Gerileme Dönemi (M.Ö. 500-300)

    Athena Tapınağı M.Ö. 545 tarihlerinde terkedilmişse de yerleşim sürmüş, ancak bundan sonra 200 yıl kadar bir süre eski İzmir önemini ve işlevini yitirmiştir.
    M.Ö. 5. yüzyıl boyunca küçük ancak zengin bir yerleşmenin yer aldığı
    Bayraklı Höyüğü M.Ö. 5. yüzyılın sonunda ve özellikle 4. yüzyıl süresince yoğun bir iskana sahne olmuştur. Bu dönemde, ortalarında büyük avlular olan biri 5, biri 8 ve diğeri 15 odalı olmak üzere üç ev gün ışığına çıkarılmıştır. Bunların, kenti idare eden ve muhtemelen dönemlerindeki Pers etkisine uyarak yakın civardaki Larissa'da olduğu gibi, birer tyran olan beylere ait olmaları akla yakın gelmektedir. Nitekim Yamanlar Dağı'nda hala kısmen korunmuş olan ve önemli kişilerin mezarları olması gereken düzgün krepisli birkaç 4. yüzyıl tümülüsü bu düşünceyi desteklemektedir.
    Söz konusu merkezi avlulu büyük üç evden başka birçoğu megarondan bozma dörtgen planlı küçük evler bulunmuştur. Bayraklı höyüğünün bütün üst düzeyinin 4. yy. boyunca evlerle kaplı olduğu söylenebilir. Öyle anlaşılıyor ki Anadolu'daki Pers işgali 4. yüzyılda gücünü yitirmiş ve İyon kentlerinin büyümesine neden olmuştur. Meydana gelen nüfus patlaması ile yüz dönümlük Bayraklı Höyüğü, İzmirlilere küçük gelmeye başladığından, M.Ö. 300 tarihlerinde Kadifekale (Pagos) eteklerinde yeni İzmir kenti kurulmuştur.
    Hellenistik Dönem'de ve Roma İmparatorluğu yönetiminde İzmir (M.Ö. 333-M.S. 395)

    Büyük İskender'in İssos'ta (İskenderun) Pers Kralı Darius'u yenmesinden (M.Ö. 333) ve arkasından bütün doğuyu ele geçirmesinden sonra Hellen dünyası büyük bir refah çağına erişti. Kentler nüfus patlamalarına sahne oldu. Hellenistik Dönem'de İskenderiye, Rodos, Bergama ve Efes kentlerinden her biri 100 binin üstündeki bir nüfusa eriştiler. Küçük bir tepeciğin üzerinde kurulmuş olan eski İzmir kentinin duvarlarının içinde yalnız birkaç bin kişi yaşayabiliyordu. Bu nedenle en geç M.Ö. 300 sıralarında Kadifekale'nin eteklerinde, yeni ve büyük bir kent kuruldu.
    M.Ö. 323 yılında Büyük İskender'in ölümüüzerine çıkan iç savaşta İzmir (zamanın ismiyle Symrna), önce Lysimakhos'un, sonra Lysimakhos'u M.Ö. 281 yılında yapılan Corupedion Savaşı'nda yenen Selevkoslar'ın kralı 1. Selevkos'un eline geçti. Selevkos egemenliği M.Ö. 190 yılında yapılan Magnesia (bugün Manisa) Savaşı'na kadar sürdü. Selevkoslar, Romalılar'a karşı kaybettiği bu savaştan 2 yıl sonra yapılan Apameia (bugün Dinar) savaşıyla Bergama Krallığı'na verildi. Bergama'nın egemenliği, Kral 3. Attalos'un ölümüne dek sürdü ve bu tarihte Romalılar'ın eline geçti ve Asya Eyaleti'ne bağlandı.
    Tarihçi Strabon, Smyrna'nın kendi zamanında yani M.Ö. 1. yüzyıla geçiş sırasında en güzel
    İyon kenti olduğunu belirtmektedir. O dönemde kentin küçük bir bölümüKadifekale'nin Pagos'un üzerindeydi. Büyük bölüm ise düz arazi üzerinde bulunan liman çevresine toplanmıştı. Ana tanrıçanın tapınağı ile gymnasion da bu hat üzerinde yer alıyordu. Caddeler düzdü ve tamamı büyük taşlarla düzgün bir biçimde kaplanmıştı. Aristeides, kentin doğu-batı yönünde uzanan iki ana yolunun (Kutsal yal ve Altın yol) bulunduğunu ve bu yollarla kentin , denizden gelen esinti ile serinlediğini anlatmaktadır. Strabon İzmir'de Homereion olarak adlandırılan bir stoanın varlığından söz eder (belki de bir perystil ev). Bu evin içinde Homeros'un bir heykeli bulunuyordu.
    Roma Çağı'nda İzmir'de inşa edilen yapılar arasında, Kadifekale'nin (Pagos) kuzeybatı eteğindeki antik tiyatro ve batıdaki stadyumun her ikisinden de pek az iz kalmıştır. Diğer taraftan Smyrna Agorası oldukça iyi korunmuş olup, bugün kısaca Agora olarak bilinmektedir. Agoranın ölçüsü 120x80 metre uzunluğunda geniş bir avlusu vardı. Doğusunda ve batısında birer stoası vardı. Her iki yapı 1 7,5 m. olup ikişer katlıydı. Ayrıca 28 m. uzunlukta bir bazilika da mevcuttu. M.Ö. 2. Yüzyılda Romalıların egemenliğine giren İzmir ikinci kez altın dönemini yaşamaya başlar. M.Ö. 88 yılında Pontus Kralı 6. Mithridates'in eline geçtiyse de 2 yıl sonra Romalılar şehri geri aldı.
    İncil'de sözü edilen "Yedi Kilise"den bir tanesinin bulunduğu Smyrna Hıristiyanlığın gelişmesinde önemli bir rol oynar. İzmir'in ilk başpiskoposu olan Aziz Polikarp havari ve İncil yazarıSt. John'un ilk müridlerinden biridir. Yaklaşık M.S. 70 yılında Anadolu'da doğmuş, inancından ötürü23 Şubat155 tarihinde, İzmir akropolü üzerinde bulunan stadyumda Romalılar tarafından yakılarak ölüme mahkum edilmiştir. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, İzmir, sonradan Bizans İmparatorluğu olarak tanınacak Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olur.
    Bizans İmparatorluğu yönetiminde İzmir; Araplar, Selçuklular, Cenevizliler, Aydınoğulları, Haçlılar, Moğollar.

    Bizans İmparatorluğu döneminde Araplar, Selçuklular, Haçlılar ve Cenevizliler kenti ele geçirmek için birbirleriyle savaşırlar. Kenti ilk önce Araplar 672 yılında denizden zaptedip İstanbul'a yaptıkları akınlarda bir üs olarak kullanırlar. Türklerİzmir'i ilk kez 1076'da Sulçuklu akıncılarından ve zamanla ilk büyük Türk denizcisi olacak Çaka Bey'in komutasında ele geçirirler. İzmir'den hareketle Ege Adaları ve Çanakkale Boğazı'na düzenlediği akınlarla Bizanslılara korku salan Çaka Bey'in ölümünden sonra Bizanslılar kenti 1098'de geri alırlar ve şehrin kıyı tarafı1204 yılında Rodos Şovalyeleri'nin eline geçer. 1310'da Aydınoğlu Umur Bey tüm şehri ele geçirir. 1344 yılında Cenevizliler kıyıdaki St. Peter kalesini ele geçirirler. Cenevizliler aşağı kenti kontrollerinde tutarken Aydınoğulları Beyliği yukarı kentte (Kadifekale) hakimiyet kurar. Gavur İzmir deyimi o dönemden kalmadır ve Cenevizlilerin elinde kalan aşağı kenti tanımlamak için kullanılmıştır. 14.yüzyıl ortalarında St. Peter kalesi ve aşağı kent bu kez Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilir. Bu arada Osmanlı Devleti 1398'de İzmir üzerinde hakimiyet kurdu. Ankara Savaşı'nı kazanarak Osmanlı Devleti'ni mağlup etmiş olan Timur'un 1403'de bizzat komuta ettiği Moğol ordusu kenti istila edip, St.Peter Kalesini yerle bir eder. Bu fetih Timur'un Hristiyan güçlere karşı yapmış olduğu tek savaş olması nedeniyle ayrıca önemlidir. Osmanlı Devleti'nin toparlanmasından sonra 1422 yılında II. Murat kenti zapteder ve İzmir bundan sonra Osmanlıİmparatorluğu'nun bir parçası olur.


    Piri Reisin Kitab-ı Bahriye kitabında İzmir körfezi
    Osmanlıİmparatorluğu yönetiminde İzmir; Doğu Akdeniz'in ticaret kavşağı

    Osmanlı idaresinin ilk yüzyıllarında ikinci derece bir sancak olan İzmir'in İlk Osmanlı yöneticisi
    Karasubaşı Hasan Ağa'dır. İzmir 1605-1606 yıllarında Celali İsyanları kapsamında Arap Sait ve Kalenderoğlu ayaklanmalarına sahne olmuştur. Ancak kent, Osmanlıİmparatorluğunun 1620 yılında yabancılara tanıdığıkapitülasyonlardan sonra giderek İmparatorluğun en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelir.
    1619'da
    Fransız, 1620'de İngiliz konsoloslukları açılır. Bu arada şehrin nüfus yapısı da değişmeye başlar. 16. yüzyıl kaynaklarıİzmir'de 19 cami, 18 havra ve sadece 1 Rum Ortodoks kilisesi bulunduğunu, kentin 9 mahallesinden sadece birinde Hristiyanların yaşadığını belirtmektedir. Dolayısıyla, o dönemde şehir merkezinde Müslüman-Türklerçoğunlukta, önemli ve köklü bir Musevi cemaati mevcut (Sabetay Sevi 17. yüzyılda İzmir Musevi cemaatinin içinden çıkmıştır) ve Hrıstiyan Rumlar azınlıkta olmalıdır. Evliya Çelebi de, 1672'de İzmir'i ziyaretinde, nüfus yapısındaki değişimin ilk gözlemlerini kaydeder ve Punta (Alsancak) mahallesinde giderek artan sayıda yerli gayrimüslimlerin, Levantenlerin ve Batılı tüccarların yoğunlaştığını yazar. İzmir'de 1676'da yaklaşık 30 bin kişinin öldüğü bir veba salgını, 1742'de şehrin yarısının yandığı büyük bir yangın olur. Osmanlılarca İzmir'e paşa düzeyinde yapılan ilk atama, 1707'de yabancı tüccarlarca düzenlenen Buca ayaklanması ndan sonra 1716'da tayin edilen Köprülü Abdullah Paşa'dır. 18. yüzyıl ve 19. yüzyıl larda kent Fransız, İngiliz, Hollandalı ve İtalyan tüccarların gözdesidir. Bu gelişmeye paralel olarak, eyalet merkezi (Aydın eyaleti) önce 1841'de geçici olarak, sonra da 1850'de temelli İzmir'e aktarılmıştır. Aynı yıl Sultan Abdülmecit, 1863'de de Sultan Abdülazizİzmir'i ziyarete gelmişler, 1871'de kurulan belediyenin ilk başkanı da Yenişehirlizade Ahmet Efendi olmuştur. Çokuluslu bir ticaret şehri haline gelen ve servet birikimi yaratarak metropolleşen İzmir civarında aşayişi korumak herzaman zorlu bir uğraş olmuştur. Bu bağlamda, bölgenin ünlü Rum eşkiyalarından Katırcı Yani 1853'de Buca'da yakalanabilmiş, başta Çakırcalı Mehmet Efe olmak üzere, efeler ve eşkiyalar İzmir'e özel ilgi göstermişler, çoğu kez resmi görevlilerden, yerli, levanten ve yabancı tacirlerden ve azınlıklardan oluşan çetrefil bir ilişkiler ağı içinde rol oynamışlardır.
    İzmir I. Dünya Savaşından sonra 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusu tarafından işgal edilir. Bu işgal
    9 Eylül1922 tarihinde sona erer. Ancak, İzmir 13 Eylül 1922 sabahı tarihinin belki de en büyük felaketlerinden birini yaşamaktan kurtulamaz. Basmane semtinde başlayan yangın 2.600.000 metrekarelik bir alanda 20.000'den fazla ev ve işyerini tahrip eder. Bu yangın ne yazık ki kentin geleneksel alanının dörtte üçünü tahrip etmiştir. Fakat yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte İzmir zümrütü anka kuşu gibi kendi külleri içinden yeniden doğmuştur. Yangın alanında bugün İzmir Enternasyonal Fuarı bulunmaktadır
     
  5. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    iklimi

    izmir'in coğrafi konumu nedeniyle il sınırları içinde hemen her tarafta benzer iklim özellikleri görülür.İzmir'de genel olarak Akdeniz ikliminin Kıyı Ege alt tipi görülür. Yani yazları Akdeniz kıyı şeridiyle aynı sıcaklıkta ve kurak kışları ılık ve Batı Akdeniz'den daha az yağışlıdır.

    Sıcaklık ortalaması yüksek olan ilimiz de ortalama sıcaklığın en yüksek olduğu temmuz ayının uzun yıllar değeri 27.6 derece en düşük ortalama değer ocak ayında ocak ayında 8.6 derecedir.


    izmir'in 60 yıllık yağış bilgilerine göre ortalama yıllık toplam yağış miktarı 69l mm.dir. Toplam yağışın miktarı yıldan yıla değişmektedir. İzmir en fazla yağışı Aralık (uzun yıllar ortalaması 154.3 mm.) ve Ocak (uzun yıllar ortalaması 132.6 mm.) aylarında almaktadır. En kurak aylar uzun yıllar ortalaması 2 mm. civarında olan temmuz ve ağustos aylarıdır.

    İzmir ilinde kar yağışı en ender görülen yağış türüdür. Ancak ili çevreleyen dağlarda kış aylarında kar örtüsü gözlemlenir. İzmir'de her mevsimde görülen nem hava sıcaklığının yazın bunaltıcı kışın dondurucu hissedilmesine neden olur. İzmir'de rüzgarın en çok estiği yönler mayıs ve ekim ayları arasında batılı kasım ile nisan ayları arasında da güneydoğuludur.
     
  6. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    Dağlar Ovalar

    İzmir İlinin kuzeyinde 1250 metreyi aşan Madra Dağları bulunur. Bu dağların güneyinde Bakırçay Ovası ve ovanın güneyinde Yurt Dağları yer alır. Bunlar doğudaki Sultan Dağları ve güneyindeki Dumanlı Dağları ile birleşirler. Dumanlı Dağının güneyinde içinden Gediz Nehrinin geçtiği Gediz Ovası güneyinde Yamanlar ve Manisa Dağları bulunur. Yamanlar Dağının üzerinde Karagöl ismi verilen bir krater gölü vardır.

    Yamanlar ve Manisa Dağlarının güneyinde bir çöküntü alanı bulunmaktadır. Bu çöküntü çukurunun batı kısmı su ile kaplanmış ve İzmir Körfezinin oluşmasını sağlamıştır. Körfezin doğusunda Bornova Ovası onun doğusunda da Kemalpaşa Ovası bulunur. Bu iki ova arasında yüksekliği 250 m. ye kadar varan Kahvecibeli (Belkahve) yer alır. Ayrıca Körfezin doğusunda Kemalpaşa Dağları bulunmaktadır.


    İzmir Körfezi ve Kemalpaşa Ovasının doğu-batı doğrultusunda Sarıgöl'den Çeşme'ye kadar Bozdağ uzanmaktadır. Bozdağ'ların devamı İzmir Şehrinin batısında Çatalkaya (Kızıldağ) diye anılır. Bozdağ'ların güneyinde Küçük Menderes Ovası yer alır. Karaburun yarımadasında kuzeyden güneye doğru uzanan dağlar vardır.İzmir İlinin güney sınırı üzerinde Aydın Sıra Dağları uzanır.
     
  7. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    Göller

    İzmir İli içinde büyük bir göle rastlanmaz. Var olanların en önemlileri arasında Gölcük Belvi Göl Çakalboğazı Gölleri ve Karagölü sayabiliriz.

    Gölcük Ödemişin kuzeyinde yer alır. Gölcük'ün oluşmasında alüvyonların birikintilerinin de rolü olmuştur. Küçük bir dere ile Gediz nehrine ulaşan gölün suyu tatlıdır.


    Belevi Gölü Torbalı ile Selçuk arasında Küçük Menderesin sol tarafında bulunan sığ bir göldür.

    Çakalboğazı gölleri Küçük Menderesin Selçuk'tan 5-6 Km. ilerilere kadar doldurduğu körfezde oluşmuş ovanın kuzeyindedir.

    Karagöl Yamanlar Dağı üzerinde küçük güzel görünümlü bir krater gölüdür. Çevresi çam ağaçları ile kaplı olduğu için yaz aylarında dinlenme yeri olarak kullanılmaktadır.
     
  8. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    Akarsular

    İzmir İli içinde Ege Bölgesinin önemli akarsularından olan Gediz Nehrinin aşağı çığırı ile Küçük Menderes Nehri bulunur. Diğerleri sel karakterli akar sulardır.

    Murat Dağından doğan Gediz Nehri Menemen Boğazından geçerek Foça'nın güneyinden denize dökülür.

    İlin ikinci akarsuyu olan Küçük Menderes Bozdağlardan doğar kendi ismi ile anılan bu ovayı sulayarak Selçuk İlçesinin batısından denize dökülür. Küçük Menderesin alüvyon getirip kıyı çizgisinden sürekli olarak ilerlemiş olması neticesinde İlk çağların en önemli liman şehirlerinden biri olan Efes bu gün denizden 5-6 Km. içeride kalmıştır.

    Bakırçay Davullu Dağlarından doğar. Önce güneye sonra batıya doğru akar. Soma ovasının kuzeyinden geçip İzmir İli içine girer. Kendi adı ile anılan ovadan akarak Dikili'nin güneyinden denize ulaşır.

    Gediz'in en önemli kolu olan Kemalpaşa ÇayıYamanlar Dağından çıkar önce doğuya akar Manisa Dağının doğu eteklerinden bir yay çizerek Gediz'e ulaşır.

    Melez Çayı Seydiköy yakınlarında doğar İzmir şehrine ulaştığı yerde Şirinyer Deresi adı ile anılır Mersinli yakınlarında İzmir Körfezine dökülür.
     
  9. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    Bitki Örtüsü

    Bitki örtüsü Akdeniz İkliminin etkisi altında olup Akdeniz bitkilerinden her türü il'de yer almaktadır. Yüzyıllar boyu aşırı otlatma yangın ve tarla açma nedenlerinden dolayı ormanların ortadan kalktığı yerde maki florası kendini gösterir. Bu floraya ardıç yabani zeytin çitlenbik sakız ve katır tırnağı gibi kuraklığa dayanıklı ağaçlar girer. Makiler denizden 600 m. yüksekliğe kadar çıkmaktadır.

    Dağlık bölgelerin büyük bir kısmı ormanlıktır. Ormanlar İl içerisinde 490.692 hektarlık bir alanı kaplar. Denizden 600 m. kadar yükseklikte kızıl çam daha yukarılarda kara çam ormanları vardır. Dere yataklarında çınar kestane söğüt kavak kara
    Ağaç ve kızılcık gibi yayvan yapraklı ağaçlar bulunur. Palamut meşesi de İl Ormanlarının belirgin ağaçlarından biridir. Kültür bitkilerinden biri olan zeytinlik ve üzüm bağı geniş bir alanı kapsamaktadır.
     
  10. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    Jeolojik Durum

    İzmir İlinin bulunduğu yer Dördüncü zaman başlarında "Egeid" ismi verilen bir kara parçası ile kaplı idi. Ege Bölgesi ve İzmir İlinin bulunduğu alan deniz seviyesinde hafif dalgalı (Penoplen) düzlükler halinde idi. Bu zamanda Doğu Anadolu'nun Yunanistan'a kadar olan bölgesi kuzey ve güneyden Alp kıvrımlarının etkisi ile sıklaştırılmaya başlandı.

    Şiddetli basınçlarla bazı yerlerörneğin; Anadolu Yarımadası yükselirken Ege Denizinin bulunduğu Egeid Kıtası alçalmaya ve çökmeye başladı. Bu Kıta parçasının üzeri Akdeniz'in suları ile kaplanmıştır. Çökme sonucu Batı Anadolu Bölgesinde doğu-batı doğrultusunda kırılmalar olmuştur. Sürekli şekilde sıkıştırılan bu bölgede kırıklar arasında kalan bazı yerler yükselerek dağları (Horst) bazı yerlerde alçalarak ovaları (Graben) oluşturdu. Ovalar karaların içine doğru sokulmuş körfezlerde son buluyordu. Bazı körfezlere dökülen akarsular zamanla körfezi doldururlar. Ege Bölgesi ve İzmir İlinin daha doğrusu Batı Anadolu'nun oluşumu henüz son bulmamıştır. Olaylar aynı şekilde süregelmekte yer kabuğunun henüz yerleşmediği sık sık olan depremlerden ve onların yarattığı sonuçlardan anlaşılmaktadır. Yalnız volkanik faaliyetlere rastlanılmamaktadır.
     
  11. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    İZMİR in TARİHİ YERLERİ

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    KEMERALTI

    İpek Yolu'nun batı ucundaki ticaret merkezi İzmir'de liman, Hisar Camii'nin bulunduğu bölgeye kadar gelirdi. Limanın ağzında ise, 12. yy'da Bizanslılar tarafından kurulan İzmir Liman Kalesi bulunmaktaydı. Kale tarafından korunan limanın sağ kıyısında ise Frenk tüccarlarının dükkanları ve limanın iç kısmında da kervansaraylar bulunurdu. İpek Yolu'nu takip eden deve kervanlarıyla İzmir'e getirilen mallar bu hanlara indirilir, Ceneviz tüccarları aracılığı ile de limandan gemilere yüklenerek ihraç edilirdi. İşte bu bölgede kurulu; birçok tarihi mekanı kucaklayan İzmir'in ünlü Kemeraltı Çarşısı'nın oluşumu da oldukça ilginç olaylara dayanıyor. Tarihte bir iç liman olan Kemeraltı bölgesini, kaleyi almak için Yıldırım Beyazıt döneminde Osmanlılar çeşitli saldırılar düzenlemişler, ancak başarılı olamamışlardır. İzmir Liman Kalesi'ni düşürmek, 1402 yılında, iç limanı taşlarla doldurarak kaleyi savunmasız bırakan Timurlenk'e nasip olmuştur. Timur'un askerleri, Kadifekale sırtlarından sürükleyip getirdikleri taşlarla limanı doldurmuşlar, böylece sonradan Kemeraltı denilen yerleşim bölgesi oluşmuştur. Zaman içinde bu bölgede yerleşim gelişmiş, hanlar, hamamlar, camiler, kiliseler, havralar, şadırvanlar inşa edilmiştir. Bölge, bir ticaret merkezi olarak gelişmiştir. Kemeraltı Çarşısı'nda halen tarihten süzülüp bozulmadan günümüze kadar gelen bir düzen ve yapı vardır. Tarihi mekanları görülmeye değerdir. Kaynaklar, çarşının ismini; ana caddeyi boydan boya aralıklarla süsleyen 'arasta' adı verilen kemerlerden aldığını Bilinir.


    [​IMG]


    Saat Kulesi

    Son derece zarif görünümüyle, Konak Meydanı'nı süsleyen Saat Kulesi bir sanat abidesidir. 1901 yılında Sultan Abdülhamit'in tahta çıkışının yıldönümü nedeniyle yaptırılmıştır. Saati, Alman İmparatoru 2. Wilhelm tarafından armağan edilmiştir.


    [​IMG]

    [​IMG]



    Kızlarağası Hanı

    İzmir için önemli yapılardan biri Kızlarağası Hanı'dır. Yapının 1745 yılında tamamlandığı sanılmaktadır. Yapımı hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte, yaptıran kişinin Kızlarağası Hacı Beşir Ağa olduğu bilinmektedir. İzmir Liman Kalesi'nin hemen arkasında, 1744 yılında hanın inşasına başlanır ve 1745 yılında tamamlanır. Han, döneminde önemli bir boşluğu doldurmuştur. Bugünkü Yemişçiler ve Halim Ağa Çarşısı ile anılan yerde olup, ana cephesi Keresteciler Sokağı'na açılmaktaydı. Günümüzde burası 871 sokaktır. Osmanlı mimarisinin günümüze gelen, İzmir'deki nadir eserlerinden olan han, diğer hanlar gibi genelde kare bir forma sahiptir. Binanın içinde dikdörtgen ve geniş bir avlunun ortasında geleneksel olarak bir şadırvan ve havuz bulunması gerekmektedir. Günümüzde böyle bir alan mevcut değildir. Han, hemen her uzun mesafe hanında olduğu gibi iki katlı idi Üst katta galeriye açılan odalarda yatmak isteyenler konaklar, zemin katta ise üst kısmın sade yaşamının tam tersi görülürdü. Yükleriyle develer, tüccarlar ile hizmetkarların kalabileceği odalar, malların boşaltıldığı ve pazarlandığı dükkanlar ile pazarlık yapan insanlar bulunurdu. Han, limana yakın olması, sebebiyle, her zaman canlı kalmıştır. Han belli dönemde bir tür borsa gibi de çalışmış, özellikle iç avluya dönük dükkanlarda bu işler yoğun olarak yapılmıştır. 18. ve 19. yüzyıllarda, teknolojinin ulaşım alanında çeşitli değişikliklere yol açması ve ekonomik hayatın zaman zaman yer değiştirmesiyle birlikte Kızlarağası Hanı da yavaş yavaş önemini kaybetmiştir. Han, gece konaklamaların sona ermesinden sonra, sadece malların indirildiği ve depolandığı bir yer durumuna gelmiştir.

    1993 yılında restore edilerek günümüzde turistik bir çarşı olarak hizmete giren Kızlarağası Hanı'nda çok çeşitli el sanatları ürünlerini, halıları, deri kıyafetleri ve çarpıcı hediyelik eşyaları bulabilir ve hanın tam ortasındaki açık çay bahçesinde mistik havayı içinize çekerek yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

    İzmir'in eski anıtsal yapılarından bir diğeri de HİSAR CAMİİ'dir. Aydınoğlu (Molla) Yakup Bey tarafından 16. yüzyılın sonlarında yaptırılmıştır. Belgelerde yapılış tarihi olarak 1592 ve 1598 olarak geçen Camii'nin ortasında merkezi büyük kubbe ve iki yanda uzunlamasına ikişer kubbe bulunmaktadır. Son cemaat kısmı 7 kubbeli bir revaktan oluşur.

    Bahçe duvarı ile öndeki iki şadırvanlı meydandan ayrılan dar uzun harimi, bir geçitle güneye uzar. 1813, 1881, 1927 ve 1980 yıllarında onarım gören cami, güneyden ve batıdan payanda kemerleri ve duvarlarıyla desteklenmiştir. Dekorasyon 18 ve 19. yüzyılların etkisi ile zenginleştirilmiştir. Sütun başlıklarında, pencere üzeri ve cephe süslemelerinde mihrap, minber ve vaiz kürsüsünde Avrupa sanatsal etkilerini görmek mümkündür.

    [​IMG]

    Alsancak

    Eski adı Punto olan Alsancak yıllar boyu İzmir'in simgesi olmuştur. Dünyaca ünlü birçok seyyah ve yazarın şiir ve eserlerinde yer almıştır. Victor Hugo 1829 yılında yayınlanan "Les Orientales" isimli kitabındaki "La Captive" isimli şiirinde ünü batıya yayılan İzmir'i bir prensese benzetir. Şiir şöyledir; "İzmir, bir prensestir çok güzel küçük şapkasıyla. Mutlu ilkbaharlar durmaksızın onun çağrısına yanıt verir. Nasıl vazo içindeki çiçekler gülümserse, O da denizler arasından ışıldar. Hatta Arşipel'in yaratılışından çok daha tutkulu...." Dünya edebiyatında silinmez izler bırakan şair Hugo, İzmir'e gelmemesine karşın kentin ününden efsaneli büyüsünden ve bir amazon kraliçesi tarafından kurulup isimlendirilmesinden etkilenmiştir. Bahsettiği ise İzmir'in yoksul ve çöküntü halindeki mahalleleri değil, Alsancak sınırları içindeki Frenk Mahallesi'dir. Alsancak'ta Levantenler Rumlar, Ermeniler, zengin diğer batılı kesimler oturmaktadır. Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nin iki tarafında uzanan bu dönemlerden kalma yapılar değişik ve özgün mimarileriyle halen bir inci gibi dizilir

    Kordonboyu

    Şiirlere, şarkılara konu olan İzmir'in ünlü Kordon'u, günün her saatinde cıvıl cıvıl, capcanlı bir mekandır. Büyükşehir Belediyesi'nin gerçekleştirdiği rekreasyon düzenlemesi, yürürlüğe koyduğu "Kordon Yönetmeliği" ile bu ünlü mekan İzmir'in en önemli prestij alanı haline geldi. Temizlenmeye, rengi maviye dönmeye başlayan Körfez ile birlikte artık Kordonboyu daha bir yaşanılası oldu.

    [​IMG]

    Milli Kütüphane - İzmir Devlet Opera ve Balesi

    Neo klasik tarzda inşa edilen Milli Kütüphane 29 Ekim 1933'te Cumhuriyet'in 10. yıl şenliklerinde, Elhamra Sinemasi ise 1926 yılında hizmete açılmıştır. Elhamra Sineması bugün İzmir Devlet Opera ve Balesi'ne evsahipliği yapmaktadır.

    [​IMG]

    Atatürk Müzesi

    Kordonboyu'nda denize bakan 248 nolu iki katlı bina, 1862 yılında halı tüccarı Takfor tarafından konak olarak yaptırılmıştır. Bu tarihi bina, 1927 yılında İzmir Belediyesi tarafından Atatürk'e armağan edilmiştir. Atatürk, İzmir ziyaretlerinde bu evde kalmış ve çalışmalarını burada sürdürmüştür. 1941 yılında bina müzeye dönüştürülmüş, son yıllarda da Kültür Bakanlığı tarafından restore ettirilmiştir.

    Bornova

    Amazonlar, Hititler, İonlar, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar ve Bergama Krallığı'na evsahipliği yapan ilk yerleşim Helenistik Çağ'da başlamıştır. Bilinen ilk adı "Birun-u Abad'dır. 1071 yılında Malazgirt Savaşı'ndan zaferle çıkarak Anadolu'ya yayılan Türkler, Bornova'nın yönetimini 1076 yılında Emir Çakabey'e vermişlerdir.
    Bornova'da ilk belediye 1881 yılında kurulmuş, Türkiye'deki ilk futbol maçı 1890 yılında İzmir'e gelen İngiliz denizcilerle İzmirli gençler arasında Bornova'da yapılmıştır. Ülkemizdeki ilk atletizm yarışmaları da 1895 yılında yine Bornova'da gerçekleştirilmiştir.
    Verimli toprakları ile Bornova Ovası tarihte değişik kültürleri konuk etmiştir ve bunların izleri günümüze kadar gelebilmiştir. Çoklukla levantenlerin yaşadığı Bornova'da bugün hala birçok köşk ve tarihi yapı dimdik ayaktadır. Bunlara örnek olarak "Maltas Evi, Belhomme Evi, Peterson Köşkü, Steinbüchel Evi, Murat Evi, Bari Evi, Donald Giraud Evi, Kanaldaki Evi, Aliotti Evi, Bari Evi, Pandespanian Köşkü, Paggy Köşkü, Yeşil Köşk, Bornova Büyük Cami, St. Maria Magdelana Protestan ve Santa Maria Katolik Kiliseleri" gösterilebilir.

    Buca

    Adı Rumca "Köşede, kenarda kalan köy" anlamındaki "Bovios" sözcüğünden gelme Buca'nın ilk kuruluşu İ.Ö 630 yılına kadar uzanmaktadır.
    17. yüzyıl sonlarında bir sayfiye yeri olan Buca, tarihin izlerini günümüze dek taşıyan yapılara sahiptir. Eski dönemlerde üzüm bağları ile de ünlü Buca; hipodromu ve haraları ile de İzmir'in önemli ilçelerinden biridir.
    Köşkleri ve kiliseleriyle ünlü bu ilçeye girişte ziyaretçileri tarihten günümüze süzülüp gelen Kızılçullu Su Kemerleri karşılar.
    Hasanağa Bahçesi 107 bin 615 metrekarelik alana yayılan bahçenin ilk sahibi İtalyan Levanten işadamı Aliotti olduğu söylenir. Daha sonraları Ödemiş eşrafından Hasan Ağa bahçeyi satın almış. O dönemde bile düzenli bir altyapıya sahip oluşu yer altında bulunan su kanalları, bahçedeki havuz şelalesinin çalıştırılmasıyla tepeden bakıldığında gözlemlenebilen bir kadın silueti ile hayret uyandırır. Bahçe öyle dizayn edilmiştir ki gökyüzünden bakıldığında ağaçların dizilişi bir haç şeklini verir. Bahçede bir arada bulunan 12 selvinin ise 12 havariyi simgelediğine inanılır.
    Buca aynı zamanda ülkemizin Safranbolu, Maçka, Kula ve Milas'ta bulunan 3 katlı cumbalı eski Türk evlerinin halen ayakta olduğu bir yerleşim birimidir. Dutlu Sokak ve çevresindeki yapılar buna örnek gösterilebilir.

    Karşıyaka

    İzmir Körfezi'nin kuzeyinde bulunan Karşıyaka, körfezi bir gerdanlık gibi süsler. Eski Karşıyaka'dan günümüze eser kalmasa da, tarihi yalılarından hala ayakta olanları tüm görkemiyle sahil boyunca sizi karşılamaya hazır bekler. Karşıyaka bir efsanedir aynı zamanda ve efsaneye göre Zeus'un; oğlu Tantalos'u Yamanlar Dağı'ndaki bir yarıktan içeri attırarak yarığı kapattığı söylenir. Tantalos'un mezar kalıntıları da Bayraklı sırtlarındadır. Zeus'un Tantalos'u attığı yarığın ise, Karşıyaka'ya 24 kilometre uzaklıktaki Karagöl olduğu söylenir.
    Karşıyaka, bugünkü adını almadan önce Cordelio olarak anılırdı. Haçlı ordularının baskınları sırasında Aslan Yürekli Richard'ın askerlerinin, komutanlarına olan sevgilerini göstermek için buraya "Cocur de Lion" adını verdikleri, Çakabey döneminde de "Karşı Sahil" anlamında "Karşı - Yaka" haliyle son şeklini aldığı söylenir.


     
  12. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    İlçeleri

    İzmir KARŞIYAKA İlçesi
    KARŞIYAKA

    Karşıyaka, Anakent sınırları içerisinde yer alır. Kuzeyinde Menemen; doğusunda Bornova ve Konak ; batısında Çiğli;
    güneyinde İzmir Körfezi ile çevrelenir.

    Karşıyaka, 1865 yılında İzmir-Kasaba (Turgutlu) demiryolu hattının hizmete girmesi ve XIX.yy sonlarına doğru Konak`a vapur seferlerinin başlaması sonucunda,
    İzmir`in önemli bir yerleşim yeri olma yönünde hızlı bir gelişim sürecine girmiştir.
    1927 yılında Bucak statüsü kazanan Karşıyaka, 01.06.1954 tarihinde ilçe olmuştur.

    İlçenin yüzölçümü 66 km2`dir. 2 köyü bulunmaktadır. Bağlı beldesi yoktur.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 438.764`dur.

    İlçede 94 Resmi Okul,102 Özel Eğitim Kurumu olmak üzere,toplam 74899 öğrenci,937 Özel Eğitim kurumlarında öğretmen,3641 Resmi okullarda öğretmen bulunmaktadır.
    Mevcut Resmi okullar; 66 İlköğretim Okulu, 19 Orta Öğretim Kurumu,2 Anaokul,1 Eğitim Merkezi ve Anaokul,1 Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu,
    Safiye Nadir Eğitim ve Uyg.Oku ve İşt Eğtm Mrkz,1 Rehberlik ve Araştırma Merkezidir.Özel Okullar; 3 Özel Lise, 1 Özel İlköğretim, 19 Özel Anaokulu,18 Dershane,
    21 Motorlu Taşıt Sürücü Kursu,7 Etüt Eğitim Merkezi,3 Özel Müzik Kursu,10 Bilgisayar ve İngilizce Kursu,2 Bale Kursu,2 Özel Estetisyenlik Kursu,1 Turizm ve Denizcilik Kursu,
    11 Özel Eğitim Kurumu,1 Öğrenci Yurdu,1 Pansiyon,2 Özel Eğitim İlköğretim Okulu,2 Özel Açık Öğretim Kursu bulunmaktadır;

    İlçede, Sağlık hizmetleri, 23 Sağlık Ocağı,3 AÇSAP Merkezi,1 Verem Savaş Dispanseri olmak üzere 27 kurum ve kurumlara bağlı 8 Sağlık Birimi bulunmaktadır.
    1 Devlet Hastanesi, 1 Diş Hastanesi,1 Poliklinik,1 Uygulama ve Arştırma Merkezi, 2 Özel Hastane, 25 Özel Tıp Merkezi, Dal Merkezi ve Poliklinik tarafından verilmektedir.

    Antikçağda İzmir’in kuruluş yeri olan Tepekule ören yeri Karşıyaka sınırları içerisindedir.

    Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk`ün annesi Zübeyde Hanım`ın mezarı Karşıyaka`dadır.

    Karşıyaka, XIX. yy sonlarından itibaren İzmir’in en seçkin yerleşim alanlarından olmuştur. Günümüzde de bu özelliğini sürdürmektedir.
    karşıyaka resimleri:>

    [​IMG]

    [​IMG]

    Karşıyaka Vapur İskelesi -Karşıyaka Çarşı

    [​IMG]This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 650x488.[​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    İzmir Konak İlçesi
    İzmir KONAK İlçesi
    KONAK

    Konak, Anakent sınırları içerisinde yer alan en büyük ilçedir. Kuzeyinde İzmir Körfezi ve Karşıyaka; doğusunda Bornova;
    güneyinde Buca ve Gaziemir; batısında Balçova İlçesi bulunmaktadır.

    İlçenin yüzölçümü 69 Km2`dir. 2 köyü bulunmaktadır. Bağlı beldesi yoktur.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 782.309`dur.

    İlçede 114 İlköğretim Okulu, 47 Orta Öğretim Kurumu,2 Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi,1 Resmi Anaokul,11 Özel İlköğretim Okulu,
    18 Özel Ortaöğretim Okulu,1 Özel Eğitim Okulu,24 Özel Anaokulu bulunmakta olup,152449 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda,Resmi Okullarda;
    6747,Özel okullarda 908 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçede, 13 Devlet Hastanesi, 13 Özel Hastane, 41 Sağlık Ocağı, 3 Verem Savaş Dispanseri, 7 Ana ve Çocuk Sağlığı Merkezi bulunmaktadır.

    Konak, İzmir`in yönetsel, sanatsal, kültürel ve ticari merkezidir.

    9 Eylül 1922`de gönderine çekilen Bayrağımızla, yalnız İzmir`in değil, ülkemizin de kurtuluşunun simgesi olmuş Hükümet Konağı Konak Meydanı`ndadır.

    Yapılışından günümüze bir buluşma noktası olan Saat Kulesi Konak Meydanı`ndadır.

    Antik çağdan günümüze taşınmış eserlerle, Osmanlı döneminden kalan eserlerle, ama en çok Cumhuriyet Döneminin eserleriyle karakterize olur.
    Konak, İzmir`in kültür, sanat ve eğlence merkezi olması nedeniyle yerli ve yabancı tüm turistlerin uğrak yeri durumundadır
    __________________________________________________ ____
    İzmir Bornova İlçesi
    İzmir BORNOVA İlçesi
    BORNOVA

    Bornova, Anakent sınırları içerisinde yer alır. Kuzeyinde Manisa ili toprakları; doğusunda Kemalpaşa; batısında Karşıyaka ve Konak; güneyinde Buca ile çevrelenir.
    1882 yılında belediye teşkilatı kurulmuş, 1957 yılında ilçe haline gelmiştir.

    Yüzölçümü 224 km2`dir. 12 köyü bulunmaktadır. Bağlı beldesi yoktur.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 396.770`tir. Bu nüfusun 391.128`i merkezde, 5.642`si belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 1771, nüfus artış hızı %0 35.46`dır.

    İlçede 74 İlköğretim Okulu, 21 Orta Öğretim Kurumu,4 Yaygın Eğitim kurumu bulunmakta, 85147 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 4003 öğretmen görev yapmaktadır.Özel Okul;30 Okul Öncesi,
    6 İlköğretim, 3 Ortaöğretim, 60 Yaygın Eğitim olup toplam 99 okul bulunmata bu okullarda toplam 15472 öğrenci eğitim almaktadır. İzmir`in ilk üniversitesi olan Ege Üniversitesi, Bornova`da kurulmuştur
    ve ana kampüsü Bornova`dadır.

    İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 1 Diş Hastanesi, 1 Tıp fakültesi Hastanesi, 19 Sağlık Ocağı, 6 Sağlık Evi, 3 AÇS. ve Aile Planlama Merkezi ve 1 Verem Savaş Derneği,1 Semt Polikliniği,1 Ağız Diş sağlığı Merkezi hizmet vermektedir.

    İlçede Özel Sağlık Birimi olarak;1 Özel Hastane,6 Özel Tıp Merkezi,1 Özel Dal Merkezi,22 Özel poliklinik,40 Özel Hekim Muayenehanesi,107 Özel Diş hekim Muayenehanesi,1 Diyaliz Merkezi,14 Röntgen Laboratuarı,
    5 Bakteriyoloji ve Biyokimya Laboratuarı,5 Mikrobiyoloji Laboratuarı,4 Özel Sağlık Kabini,36 Özel Fenni Gözlükçü,204 Eczane39 Güzelik Merkezi ve Salonları,2 Fizik Tedavi Laboratuarı bulunmaktadır..

    Bornova, günümüzde hızla büyüyen bir yerleşim alanı ve bir üniversite kenti olmanın yanında, gelişmiş bir sanayi yöresidir.
    __________________________________________________ __

    İzmir Çiğli İlçesi;
    İzmir ÇİĞLİ İlçesi
    ÇİĞLİ


    İzmir Körfezi’nin kuzeyinde, eski Gediz yatağının oluşturduğu ovada kurulmuş olan Çiğli ilçesinin yüzölçümü 97 km2 dir.
    Kuzeyinde Menemen, güneybatısında İzmir Körfezi, doğusunda Karşıyaka bulunmaktadır. İlçenin denizden yüksekliği 1–150 m. arasındadır.

    Yörenin genelde bataklık ve sazlık olması ve yeşil alanlara çok çiğ düşmesinden dolayı, ilk yerleşenler tarafından buraya "Çiğli" adının verildiği söylencelerde dile getirilmektedir.
    1893 yılında Yugoslavya’dan göç eden Türk kökenli göçmenler ile birlikte, Çiğli’nin bir yerleşim alanı olarak gelişmeye başladığı bilinmektedir.

    İlçede 1 alt kademe belediyesi ve merkezde de 22 mahalle bulunmaktadır. 2000 yılı sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 113 543’dür. Nüfusun 109 979`ü ilçe merkezinde,
    3564’ü Sasalı alt kademe belediyesinde yaşamaktadır.

    İlçede, 27 İlköğretim Okulu, 13 Orta Öğretim Kurumu bulunmaktadır.Bu okullarda 96 sı idareci olmak üzere 1229 öğretmen görev yapmakta olup, 24548 öğrenci eğitim görmektedir..

    Sağlık Hizmetleri 1 Devlet Hastanesi, 12 Sağlık Ocağı, 1 Verem Savaş Dispanseri ve 1 SSemt Polikliniği ayrıca 1 Özel Hastane,1 Özel Sağlık polikliniği,1 Tıp Merkezi,
    7 Özel hekim Muayenehanesi,15 Diş Hekimi Muayenehanesi,1 Sağlık Kabini, ve 48 Eczane tarafından verilmektedir.

    İlçe arazisinin 17829 dekarı tarım arazisidir. Bu alanlarda bağcılık, zeytincilik ve pamuk yetiştiriciliği yapılır.

    Ülkemizin sayılı organize sanayi bölgelerinden biri olan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Çiğli’de kurulmuştur.

    Ülkemizin tuz ihtiyacının % 60’ını karşılayan Çamaltı Tuzlası ilçe sınırları içinde yer almaktadır.

    İçinde 220 tür kuşun barındığı, dünya kuşlarının başkenti olarak adlandırılan "İzmir Kuş Cenneti" önemli bölümüyle Çiğli`dedir. 8 000 hektar alanda yer alan sazlıklar, adalar, yarımadalar ve
    tuzla havuzları kuş cenneti için doğal bir ortam hazırlamıştır. Kuş Cenneti içinde Lodos Tepe, Orta Tepe ve Poyraz Tepe adıyla anılan 3 tepecik bulunmaktadır. Bu tepelerden; Tuz Tavaları,
    Homa Dalyanı ve İzmir Körfezi`nin görünüşü olağanüstü güzelliktedir.
    ______________________________________________

    İzmir Buca İlçesi
    İzmir BUCA İlçesi
    BUCA

    Buca, Anakent sınırları içerisinde yer alır. Kuzeyinde Bornova; doğusunda Kemalpaşa; batısında Konak ve
    Gaziemir; güneyinde Menderes ve Torbalı ilçeleri ile çevrelenir. Buca`da 1923 yılında belediye kurulmuş, 1987 yılında yürürlüğe giren 3392 sayılı yasa ile ilçe olmuştur.

    İlçenin yüzölçümü 134 km2`dir. 4 köyü, 1 beldesi (Kaynaklar) bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 315.136`dır. Bu nüfusun 308.661`i merkezde, 6.475`i belde ve köylerde yaşamaktadır.
    Nüfus yoğunluğu 2352, nüfus artış hızı %0 43.78`dir.

    İlçede 48 İlköğretim Okulu, 16 Orta Öğretim Kurumu bulunmaktadır.İlçede ilk,orta ve lise düzeyinde 3335 öğretmen,73276 öğrenci eğitim görmektedir.
    Dokuz Eylül Üniversitesi`nin çok sayıda fakültesi Buca`dadır.

    Sağlık hizmeti, 1 Devlet Hastanesi,13 Sağlık Ocağı, 2 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Verem Savaş Dispanseri olmak üzere 16 adet I.Kademe Sağlık Kuruluşu
    334 personelle hizmet vermektedir.İlçede Özel Sağlık kuruluşu olarak 13 poliklinik, 4 Tıp Merkezi,51 Hekim Muayenehanesi,70 Diş Hekimi Muayenehanesi,
    1 Sağlık Kabini,2 Laboratuar,2 Radyoloji Laboratuarı ve 135 Eczane hizmet vermektedir..

    İlçe ekonomisi ticaret, küçük sanayi, ziraat, hayvancılık ve orman ürünlerine dayanmaktadır. Kaynaklar beldesi, Kırıklar, Belenbaşı ve Karaağaç köylerinde hayvan
    besi haneleri, sucuk imalathaneleri, tavuk çiftlikleri, zeytinyağı imalathaneleri, kireç ocakları, meyve-sebze ambalaj tesisleri bulunur.

    Büyükşehir Belediyesi`ne ait Sebze Meyve Hali ve Balık Hali`nin hizmete girmesiyle ekonomik hareketlilik artmıştır.

    Dokuz Eylül Üniversitesi`ne bağlı fakültelerin önemli bir bölümü Buca`da yer alır. Bu gelişme, Buca`ya bir öğrenci kenti kimliğini vermiştir.

    Bir tarih ve kültür beldesi olan Buca` da, Hasan Ağa Bahçesi ve Buca Göleti, kent halkının mesire yerlerindendir. İzmir`in ve Ege Bölgesi`nin tek hipodromunun
    ilçe sınırları içinde bulunması, Buca için ayrı bir özelliktir.
    __________________________________________________ ____

    İzmir Seferihisar İlçesi
    İzmir SEFERİHİSAR İlçesi
    SEFERİHİSAR

    Seferihisar, İzmir`in batısında yer alır. İl merkezine uzaklığı 47 km`dir. Kuzeyde Urla, Doğuda Menderes, batı ve güneyde Ege Denizi ile çevrilidir.

    İlçenin yüzölçümü 371 km2’dir. Doğanbey-Payamlı ve Ürkmez olmak üzere 2 beldesi ve 8 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 34.761`tür. Bu nüfusun 30 777 merkezde, 3 984'ü köylerde yaşamaktadır.

    Seferihisar`da 12 İlköğretim Okulu, 5 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 3 525 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 213 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçede, sağlık hizmetleri, 1 Devlet Hastanesi, 4 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi tarafından verilmektedir.

    Seferihisar ekonomisinde tarım ağırlığını korumaktadır. İlçe toprakları, zeytinlikler ve narenciye bahçeleriyle kaplıdır. Son yıllarda seracılık gelişme göstermektedir.

    Seferihisar yöresi, Antikçağ`da önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Yöredeki en önemli ören yeri Teos`tur.

    Seferihisar, XIII. yüzyılda Selçukluların, XIV. yüzyılda Aydınoğulları ve Osmanlıların egemenliğinde kalmış, XV. yüzyılda bir süre Timur İmparatorluğu’nun yönetiminde kaldıktan
    sonra kesin olarak Osmanlı egemenliğine geçmiştir. İlçe ve çevresinde Selçuklular ve Osmanlılar tarafından yaptırılmış eserlerin başlıcaları Koçibey Mescidi, Gözsüzler Mescidi,
    Turabiye Camii, Sığacık Camii, Ağa Camii, Yeni Camii ve Hıdırlık Camii`dir. Seferihisar`ın 6 Km batısında küçük bir balıkçı yerleşimi olan Sığacık, Selçuklular döneminde yapılmış surlarla çevrilidir.
    Kaptan Piri Reis`in önerisiyle yapılmış olun Osmanlı Kalesi, XVI. yüzyıldan kalmadır.
    __________________________________________________ ______________ _____

    İzmir Gaziemir ilçesi;
    İzmir GAZİEMİR İlçesi
    GAZİEMİR

    Gaziemir, Büyükşehir sınırları içerisinde yer alır. Batısında ve kuzeyinde Konak, doğusunda Buca, güneyinde Menderes İlçesi ile çevrilidir.

    İlçenin yüzölçümü 63 km2’dir.Yüksekliği 114 metredir. İlçede Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Köyü yoktur, 1 beldesi (Sarnıç) bulunmaktadır.
    Gaziemir Belediyesi 12, Sarnıç Belediyesi 4 mahalleden oluşmaktadır. Toplam mahalle sayısı 16’dır.
    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 87.692’dir. Bu nüfusun 70.035`i merkezde, 17.657’si Sarnıç beldesinde yaşamaktadır.

    İlçenin nüfusu 1997 yılı Genel Nüfus Tespitinde ise,51 750 si ilçe merkezinde, 15 397!si Sarnıç Beldesinde olmak üzere toplam 67147 kişi olarak tespit edilmiştir.

    Gaziemir`de 15 Devlet İlköğretim okulu,3 Özel ilköğretim Okulu olmak üzere toplam 18 ilköğretim okulunda,14009 öğrenci, 536 öğretmen bulunmaktadır.6 Ortaöğretim okulunda
    6156 öğrenci,348 öğretmen bulunmaktadır.

    İlçede, sağlık hizmetleri, 1 Semt Polikliniği, 6 Sağlık Ocağı, 3 Sağlık Evi ve 112 acil ambulans servisi tarafından verilmektedir.

    Gaziemir, son yıllarda sanayinin ve ticaretin geliştiği bir bölge olarak ortaya çıkmıştır. Çeşitli alanlarda faaliyet gösteren yaklaşık 382 firma bulunmakta olup, 280'i yerli,36'sı yabancı
    67 si yerli yabancı sermayelidir.Bunlar içersinde tekstil ve mobilya alanında faaliyet gösterenler ağırlık taşımaktadır. Merkezde, Yeşillik Caddesi üzerinde tekstil ve mobilya üretim imalathaneleri ve satış mağazaları yer alır. Sarnıç beldesi etrafında sanayi kuruluşları bulunmaktadır. İlçe merkezinde hızlı bir hipermarket gelişimi olmuştur.

    Gaziemir, sanayi ve ticaret gücü yanında, sahip olduğu üstün konut potansiyeliyle de önem kazanmıştır.

    Uluslararası Adnan Menderes Havalimanı ve Ege Serbest Bölgesi, Gaziemir sınırları içerisinde yer almaktadır.
    __________________________________________________ __________________
    İzmir Narlıdere ilçesi
    İzmir NARLIDERE İlçesi
    NARLIDERE

    İlçe, 1992 yılında 3806 sayılı Kanun’la Narlıbahçe adıyla kurulmuş, 1993 yılında ise 3949 sayılı Kanun’la bir kısım mahallesi ve
    köyleri ayrılarak Güzelbahçe ilçesi kurulmuş, İlçenin adı Narlıdere olmuştur.
    İlçe’nin yüzölçümü 63 km2’dir.İlçe doğusunda Balçova, batısında Güzelbahçe, güneyinde Konak İlçeleri ve kuzeyinde İzmir Körfezi ile çevrilidir.

    İlçenin nüfusu 2000 yılı nüfus sayımına göre 54.107’dir.

    İlçe’nin merkez olmak üzere bir Belediyesi, Belediye sınırları içersinde 11 mahallesi bulunmaktadır. İlçenin köyü yoktur.

    İlçede 12 Okul öncesi eğitim kurumunda 370 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 25 öğretmen çalışmaktadır. 9 resmi,
    1 özel olmak üzere toplam 10 ilköğretim okulu, bünyesinde yabancı dil ağırlık bölümü bulunan 1 genel lise,
    1 Ticaret Meslek Lisesi ve bünyesinde Anadolu Ticaret Meslek Lisesi olmak üzere 2 ortaöğretim kurumu bulunmaktadır.
    Mevcut okullarda 6896 öğrenci eğitim - öğretim görmekte ve 344 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçede sağlık hizmetleri 3 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Birimi, 1 Sağlık Evi tarafından verilmektedir.
    Sağlık hizmetleri 15 hekim, 2 diş hekimi, 16 ebe, 16 hemşire, 2 sağlık memuru, 1 çevre sağlığı teknisyeni tarafından yürütülmektedir.

    İlçenin Balçova ile olan sınırında zengin sıcak su kaynakları bulunmaktadır. İlçedeki konutlardan 1 521 adedi jeotermal enerji kaynağı ile ısıtılmaktadır
    _________________________________________

    İzmir Tire İlçesi
    İzmir TİRE İlçesi
    TİRE

    Tire, İzmir`in doğusunda yer alır. Kuzeyinde Bayındır; doğusunda Ödemiş; batısında Selçuk ve Torbalı ilçeleri; güneyinde ise Aydın ili ile çevrelenir.

    İlçenin yüzölçümü 784 k m2`dir. 1 beldesi (Gökçen) ve 64 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 78.025`tir. Bu nüfusun 44.000`i merkezde, 34.025`si belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 51 İlköğretim Okulu, 9 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 12.665 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 717 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 6 Sağlık Ocağı, 3 Sağlık Evi, 1 Verem Savaş Dispanseri ve 1 Ana Çocuk Sağlığı bulunmaktadır.
    İlçe ekonomisi tarım, ticaret ve sanayiye dayanmaktadır. Tarım ürünleri başta pamuk olmak üzere, buğday, arpa, tütün, susam ve her türle meyve, sebzedir.
    Arıcılık ilerlemiş durumdadır. Besi ve süt inekçiliği gelişmiştir. Tire Organize Sanayi Bölgesinin kurulması sonucunda, ilçede sanayi de önemli ivme kazanmış bulunmaktadır.

    Tire, 1308 yılında Aydınoğulları Beyliğinin kurulmasıyla Türk egemenliği ile tanışmış, 1426 yılında ise Osmanlı yönetimine geçmiştir. Tire, Osmanlı tarihinde XV. yy.dan XVIII. yy.a kadar
    kullanılan Darphanede mangır (bakır) ve Akçe (gümüş) adı verilen paraların kesilmesi nedeniyle önemli bir yere sahiptir. Tire Müzesinde, yörede bulunan arkeolojik ve etnografik görülmeye değer eserler sergilenmektedir.

    Tire`de mimarlık tarihi açısından zengin, klasik dönem Osmanlı mimari tarzını yansıtan camiler arasında Yeni Camii, Tahtakale Camii, Yeşil İmaret, Lütfü Paşa Camii görülebilir.
    Tire`de çok önemli yerel kültür mirası olarak urgancılık, nalıncılık, yorgancılık, hasırcılık, saraciye, keçecilik ve dokumacılık günümüzde de sürdürülmektedir..

    __________________________________________________ __
    İzmir Torbalı İlçesi
    İzmir TORBALI İlçesi
    TORBALI

    Torbalı, İzmir`in güneydoğusunda yer alır. İl merkezine uzaklığı 45 km`dir. Kuzeyinde Kemalpaşa; doğusunda Tire ve Bayındır; batısında Menderes;
    güneyinde Selçuk ile çevrelenir.

    İlçenin yüzölçümü 603 km2`dir. Ayrancılar, Çaybaşı, Karakuyu, Pancar, Subaşı ve Yazıbaşı olmak üzere 6 beldesi ve 22 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 93.216`dır. Bu nüfusun 55.117`si merkezde, 35.037`si belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 46 İlköğretim Okulu, 9 Orta Öğretim kurumu bulunmakta; 21309 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 1.193 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 1 SSK Dispanseri, 9 Sağlık ocağı, 10 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Verem savaş Dispanseri hizmet vermektedir.

    İlçe ekonomisinde tarım çok önemli bir yer tutmaktadır. Seracılık, sebzecilik ve hayvancılık ileri düzeydedir.

    Torbalı, İzmir`e 45 km uzunluğunda çift hatlı demiryolu ile bağlıdır. İzmir-Aydın otoyolu karayolu ulaşımı hızlandırmıştır. Adnan Menderes Havalimanı`na ve
    Ege Serbest Bölgesi`ne 30 km uzaklıktadır. Karabel üzerinden, Kemalpaşa ? Ankara karayoluna bağlantısı vardır. Bu olanaklar, son yıllarda, ilçeyi sanayi yatırımları
    açısından önemli bir çekim noktası haline getirmiştir.

    Torbalı tarihi kalıntılar açısından zengindir. İlçedeki Metropolis antik kenti önemli bir turistik merkezdir. Sultan Abdülhamit`in Seyir Köşkü, Osmanlı döneminin önemli eserlerindendir.
    _______________________________________
    İzmir Ödemiş İlçesi
    İzmir ÖDEMİŞ İlçesi
    ÖDEMİŞ

    Ödemiş, İzmir`in güneydoğusunda yer alır. İl merkezine uzaklığı 113 km`dir.
    Kuzeyinde Manisa ili Salihli ilçesi; doğusunda Kiraz ve Beydağ; batısında Bayındır; güneyinde Aydın ili ile çevrelenir.

    İlçenin yüzölçümü 1.079 km2’dir. Bademli, Birgi, Bozdağ, Çaylı, Kayaköy, Kaymakçı, Konaklı, Ovakent ve Zeytinlik olmak
    üzere 9 beldesi ve 74 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 128.259`dur. Bu nüfusun 61.896`sı merkezde, 66.363`si belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 52 İlköğretim Okulu, 10 Orta Öğretim kurumu bulunmakta; 18 788 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 1.060 öğretmen görev yapmaktadır.
    Ayrıca ilçede Ege Üniversitesi Ödemiş Sağlık Yüksek Okulu,Ege Üniversitesi Meslek Yüksekokulu bulunmaktadır.Toplam 436 öğrencinin eğitim gordugu bu okullarda
    52 öğretim elemanı görev yapmaktadır.

    İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 16 Sağlık Ocağı, 21 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Bölge Halk Sağlığı Laboratuarı ve 1 Verem Savaş Dispanseri hizmet vermektedir.

    İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Hayvancılık önemli gelişme göstermiştir. Tarıma dayalı sanayi kuruluşları çoğalmaktadır.

    Bir dönem Aydınoğlu Beyliği`ne başkentlik yapmış olan Birgi Ödemiş`in bir beldesidir. Birgi`de, Aydınoğulları Beyliği ve Osmanlılara ait çok sayıda eser bulunmaktadır.
    Ulu Camii, Aydınoğulları Camii, Karaoğlu Camii, Derviş Ağa Camii, Birgivi Mehmet Efendi Medresesi, Sultan Şah Türbesi, Çakırağa Konağı bu eserlerden bazılarıdır.
    Ödemiş Müzesi bölge tarihini yansıtan arkeolojik ve etnografik eserler bakımından zengindir.

    Cumartesi günleri kurulan ve bölgenin önemli pazarlarından biri olan Ödemiş pazarının “ El Sanatları Pazarı” bölümünde satışa sunulan, yöreye özgü dantel, iğne oyası,
    mekik oyası, kanaviçe ve Ödemiş ipeği gibi el ürünleri yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi odağı olmaktadır.

    __________________________________________________ _______
    İzmir Menemen İlçesi;
    MENEMEN

    Menemen, İzmir`in kuzeyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 28 km`dir. Kuzeyinde Aliağa ilçesi; doğusunda Manisa ili; batısında Foça;
    güneyinde Çiğli ve Karşıyaka ile çevrelenir.

    İlçenin yüzölçümü 665 km2`dir. Asarlık, Emiralem, Harmandalı, Koyundere, Maltepe, Seyrek, Türkeli ve Ulukent olmak üzere 8 beldesi 20 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 114.457`dir. Bu nüfusun 46.079`u merkezde, 63.378`i belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 1 Anaokulu,41 İlköğretim Okulu, 10 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 28189 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 1.128 öğretmen görev yapmaktadır.
    İlçedeki Özel Okul sayısı 17,öğretmen sayısı 326,öğrenci sayısı 5430'dur.

    İlçede, 1 Devlet Hastanesi, 112 Acil Servis İstasyonu, 1 Semt Polikliniği, 10 Sağlık Ocağı, 4 Sağlık Evi ve 2 Özel Poliklinik,1 Özel Tıp Merkezi,15 Hekim Muayenehanesi,
    13 Özel Diş Hekimi Muayenehanesi,1 Özel radyoloji Laboratuarı,2 Özel Bakteriyoloji, Özel Biyokimya Laboratuarı,8 Gözlükçü,40 Eczane hizmet vermektedir.Sağlık Grup başkanlığına bağlı sağlık ocaklarında
    37 Pratisyen doktor,1 Diş Hekimi,11 Sağlık Memuru,27 Hemşire,52 Ebe,5 Memur,4 Hizmetli personel olmak üzere 137 personel hizmet vermektedir.

    İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Özellikle kavun ve çilek üretimi yaygındır. İhracata yönelik deri ve deri mamullerinin üretildiği önemli bir merkezdir. Menemen daha çok çömlekleri,
    testileri, saksıları ve rengarenk desenli seramik ürünleriyle ünlüdür.
    __________________________________________________ ____
    İzmir Kiraz İlçesi;
    İzmir KİRAZ İlçesi
    KİRAZ

    Kiraz , İzmir`in doğusunda yer alır. İl merkezine uzaklığı 142 km`dir. Kuzeyinde Manisa ili; doğusunda Tire ve Bayındır; batısında Ödemiş;
    güneyinde Beydağ ve Nazilli ile çevrelenir.

    İlçenin yüzölçümü 586 km2`dir. 52 köyü bulunmaktadır. Bağlı beldesi yoktur.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 44.910`dur. Bu nüfusun 10001`i merkezde, 34.909`u belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 47 İlköğretim Okulu, 3 Orta Öğretim,1 Halk Eğitim merkezi,1 Mesleki Eğitim Merkezi,1 Yatılı İlköğretim Bölge Okulu bulunmakta; 7679 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda
    338 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçede, 1 sağlık Grup Başkanlığı,1 Devlet Hastanesi, 4 Sağlık ocağı, 1 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Verem savaş Dispanseri hizmet vermektedir.

    İlçe ekonomisinde tarım ve hayvancılık önemli bir yer tutar. Yörede yetişen başlıca ürünler patates, tütün, pamuk, zeytin, kestane, ceviz ve üzümdür.

    İlçenin tarihini yansıtan başlıca eserler arasında Hisar Kalesi, Yağlar Kalesi, Kayacık Hisar Kalesi sayılabilir. İlçede bulunan Aydınoğlu Camii, Suludere Camii ve Hamamı Osmanlı dönemi eserleridir.
    ________________________________________________
    İzmir Kemalpaşa İlçesi
    İzmir KEMALPAŞA İlçesi
    KEMALPAŞA

    Kemalpaşa, İzmir’in doğusunda yer alır. Kuzeyinde Manisa; güneyinde Torbalı ve Bayındır; doğusunda Turgutlu;
    batısında Bornova ve Buca ilçeleri bulunmaktadır.

    İlçenin yüzölçümü 655 km2’dir. Armutlu, Bağyurdu, Ören, Ulucak ve Yukarı Kızılca olmak üzere 5 beldesi ve 29 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 73.114`tür. Bu nüfusun 25.448`i merkezde, 47.666’sı belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 39 İlköğretim Okulu, 9 Orta Öğretim,2 Yaygın eğitim Kurumu,1 Okul Öncesi Eğitim Kurumu bulunmakta; 15.061 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda .
    920 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçede, 1 Devlet Hastanesi (inşaat aşamasındadır, henüz kullanıma açılmamıştır.) 10 Sağlık Ocağı, 6 Sağlık Evi, 1 Sağlık Grup Başkanlığı,1 AÇSAP,112 Acil Yardım ve Kurtarma İstasyonu,
    2 Özel Sağlık Polikliniği ve 1 Özel Tıp Merkezi hizmet vermektedir.

    İlçe ekonomisi ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Son yıllarda sanayi alanında büyük gelişmeler yaşanmaktadır.

    Kemalpaşa`nın doğal zenginliği olan Nif Dağı ile devamı niteliğindeki Spil Dağı ve Kemalpaşa-Torbalı yolu üzerindeki Hitit Karabel Anıtı görülebilir.

    Turizm alanında da gelişmeler gösteren Kemalpaşa`da kurulan Alaş Kımız Üretme Çiftliği, Kazak Otağı, Orta Asya Türk Mutfağı ile ülkemizde bu alandaki ilk ve tek örnektir.
    ______________________________________________
    İzmir Menderes İlçesi
    İzmir MENDERES İlçesi
    MENDERES

    Menderes, İzmir`in güneyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 20 km`dir. Kuzeyinde Gaziemir,
    Narlıdere, Güzelbahçe ve Konak; doğusunda Torbalı; batısında Seferihisar; güneyinde Selçuk ve Ege Denizi ile çevrelidir.

    İlçenin yüzölçümü 775 km2`dir. Değirmendere, Görece, Gümüldür, Oğlananası, Özdere ve Tekeli olmak üzere 6 beldesi ve 17 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 73.002`dir. Bu nüfusun 16.792`si merkezde, 56.210`u belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 33 İlköğretim Okulu, 4 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 9999 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 667 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçede, 9 Sağlık ocağı, 3 Sağlık Evi ve 1 Sağlık Birimi bulunmaktadır. Sağlık hizmetleri,kadrolu 23 Doktor, 2 Diş Hekimi, 19 Hemşire,31 Ebe,
    13 Sağlık Memuru,1 Çevre Sağlık Teknisyeni tarafından verilmektedir.

    İlçe ekonomisinde tarım ve hayvancılık önemli yer tutar. Arpa, buğday, pamuk, narenciye, tütün ve seracılık önemli gelir kaynağıdır.
    Son yıllarda çeşitli dallarda faaliyet gösteren sanayi kuruluşları kurulmuştur.

    İzmir`in içme suyu ihtiyacını karşılayan Tahtalı Barajı ilçe sınırlarındadır.

    Menderes`te Klaros, Notion ve Kolophon antik kent yerleşimleri bulunmaktadır.

    İlçenin 40 km`lik sahil şeridinde birbirinden güzel kıyı, koy ve turistik tesisleri, turizmin gelişmesini sağlamaktadır. Görece köyünde,
    geleneksel el sanatlarımızdan olan gözboncukçuluğu tüm canlılığıyla sürdürülmektedir.
    __________________________________________
    İzmir Kınık İlçesi;
    İzmir KINIK İlçesi
    KINIK

    Kınık, İzmir’in kuzeyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 120 km’dir. Kuzeyinde ve batısında Bergama; doğusunda ve güneyinde Manisa
    ili topraklarıyla çevrelenir.

    İlçenin yüzölçümü 436 km2’dir. 2 beldesi (Poyracık ve Yayakent) ve 29 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 32.109`dur. Bu nüfusun 13.136`sı merkezde, 18.978`i belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 31 İlköğretim Okulu, 4 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; İlköğretimde 3690 öğrencinin,Ortaöğrenimde 897 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda
    290 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçede, 1 Sağlık Ocağı,1 Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlama Merkezi ile sağlık hizmetleri yürütülmektedir.Bu kurumlarda; 1 Çocuk Uzmanı,1 Aile Hekimi,
    1 Pratisyen Hekim,2 Ebe ve 1 Hizmetli personel görev yapmaktadır.

    İlçenin ekonomik yapısı tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır.

    İlçe adını Oğuz Türkleri’nin Bozoklar kolunun Kınık boyundan alır. 1306 yılında Karesi Beyliği ile Türk dönemi başlamış, 1345 tarihinden sonra
    Orhan Gazi zamanında Osmanlı yönetimine girmiştir. İlçede Yıldırım Beyazıt Camii, İbrahim Ağazede Camii ve altı kemerli Su Kemeri önemli yapılardır..
    ____________________________________________
    İzmir Karaburun İlçesi;
    İzmir KARABURUN İlçesi
    KARABURUN

    İzmir-Çeşme karayolunun 55. Km.sinden ayrılan bir yolla, Gülbahçe, Balıklıova ve Mordoğan yerleşmelerinden sonra ulaşılan Karaburun ilçe merkezi, aynı
    adlı yarımadanın kuzeyinde yer alır. İzmir`e 100 Km uzaklıktadır.

    İlçenin yüzölçümü, 415 km2`dir. 1 beldesi (Mordoğan) ve 13 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, toplam nüfusu 13.446`dır. Bu nüfusun 2.932`si ilçe merkezinde; 10.514`ü belde ve köylerde yaşamaktadır. Yaz döneminde,
    ilçe nüfusu önemli artış gösterir.

    2 İlköğretim Okulu, 2 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 941 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 70 öğretmen görev yapmaktadır.

    Sağlık hizmetleri 10 Yataklı Sağlık Ocağı,Mordoğan Sağlık Ocağı, 2 Sağlık Evi ve 1 Acil Yardım İstasyonu tarafından verilmektedir.

    Karaburun 1415`te Osmanlı topraklarına katılmış; 19. yüzyılın sonunda Aydın Vilayetinin İzmir merkez ilçesine bağlı nahiye merkezi olmuştur. Daha sonra Çeşme ilçesine bağlı
    Ahırlı isminde bir bucak iken, 1910 yılında Çeşme ilçesinden ayrılarak ilçe haline getirilmiş ve ismi değiştirilerek Karaburun adı verilmiştir.
    Karaburun yarımadası, 200`ün üzerinde kuş türü, Ada Martısı ve Akdeniz Foklarının yaşama ve üreme alanıdır. Nesli tükenmekte olan Akdeniz Foklarının ülkemizde
    Foça`dan sonra barındığı ender yerlerden biri de Karaburun kıyılarıdır.

    Karaburun`un kıyıları güzel manzaralı koylarla bezenmiştir. Sıcağıbükü, Kumburnu, Çatalkaya, Mordoğan, Ardıç, Kaynarpınar, Boyabağı, Akbük, Eşendere, Saipaltı, Bodrum,
    Yeniliman Denizgiren, Eğriliman, Dikencik ve Gerence bu koyların başlıcalarıdır.

    Eğlencehoca, Kösedere, Ambarseki, Saip, Tepeboz, Bozköy denizden birkaç km içeride, zeytinlikler ve nergis tarlaları arasında, denize hakim manzaraları, doğal dokuları
    bozulmadan kalmış Karaburun köyleridir. Karaburun köyleri, İzmir`de kırsal turizmin uygulanabileceği yerel zenginlikleri barındırmaktadır.
    __________________________________________________ _______
    İzmir Foça İlçesi;
    İzmir FOÇA İlçesi
    FOÇA

    Adını foklardan alan Foça, İzmir`in kuzeybatısında yer alan bir sahil ilçesidir. Batıda İzmir Körfezi, doğuda Menemen, kuzeyde Çandarlı Körfezi ile çevrilidir.
    İlçenin yüzölçümü, 205 Km² dir.

    2000 yıl Genel Nüfus Sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 36 107`dir. Bu nüfusun 14 604`ü ilçe merkezinde, 21 503`ü belde ve köylerde yaşamaktadır. Foça’nın Bağarası, Gerenköy ve
    Yenifoça olmak üzere 3 beldesi ve 4 köyü bulunmaktadır.

    Eğitim düzeyi yüksek olan ilçede okuryazarlılık oranı %99’dur. 11 ilköğretim, 4 orta öğretim kurumu bulunmakta; 3360 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 230 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçe`de sağlık kuruluşu olarak 1 Devlet Hastanesi, 1 adet 112 Acil Yardım İstasyonu, 5 adet Sağlık Ocağı, 1 adet Sağlık Evi bulunmaktadır.

    Önemli bir arkeolojik tarihe sahip İlçe`de, 1953 yılında başlayan ve aralıklarla günümüze kadar devam eden kazılarda, Helenistik döneme ait tiyatro, Athena Tapınağı ve Kutsal Alanı,
    Kybele`ye ait olduğu düşünülen Liman Kutsal Alanı ile Foça’nın 7 km doğusunda Taş Ev olarak adlandırılan Pers Anıt Mezarı ortaya çıkarılmıştır.

    İlçede, 150 yat ve tekne kapasitesine sahip bir rıhtım bulunmaktadır. Yenifoça Beldesinde bulunan balıkçı barınağı, 75 balıkçı teknesi kapasitelidir. İlçede, gemi ve teknelerin çekilip bakımının yapılabildiği
    3 adet çekek ve bakım yeri bulunmaktadır.

    Foça İlçesi, 1990 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile "Özel Çevre Koruma Bölgesi" ilan edilmiştir. İlçenin geniş bir alanı sit kapsamı içerisindedir. İlçeye adını veren Fok Balıklarının korunması amacıyla
    Foça 1991 yılında Ulusal Fok Komitesi’nce "pilot bölge" seçilmiştir. Siren Kayalıkları fok balıklarının barınma ve üreme alanlarıdır.

    Foça ilçesi ve Yenifoça beldesinde turizm önemli bir ekonomik sektör olmakla birlikte, diğer belde ve köylerde tarım ön plana geçmektedir. Ayrıca balıkçılık ve hayvancılık da ilçenin diğer ekonomik
    kaynaklarını oluşturmaktadır
    _____________________________________________
    İzmir Çeşme İlçesi;
    İzmir ÇEŞME İlçesi
    ÇEŞME

    Çeşme ilçesi, İzmir İlinin batısında yer alır. Doğudan Urla, kuzeyden Karaburun, batı ve güneyden Ege Denizi ile çevrilidir.
    Deniz seviyesinden yüksekliği 5 metredir.

    Yüzölçümü 260 km² dir. 1 beldesi (Alaçatı) ve 4 köyü bulunmaktadır.

    2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre, İlçenin toplam nüfusu 37 372’dir. Bu nüfusun 25 257`si şehir merkezinde, 12 115’i ise belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 12 İlköğretim Okulunda toplam 3391 öğrenci, 5 ortaöğretim kurumunda toplam 5 146 öğrenci eğitim-öğretimini sürdürdüğü bu okullarda 263 öğretmenle
    görev yapmaktadır.

    Sağlık hizmetleri 1 Devlet Hastanesi, 1 Özel Hastane,2 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık evi tarafından verilmektedir. Bu kurumlarda 38 doktor, 9 sağlık memuru,
    30 hemşire ve 27 ebe görev yapmaktadır.

    İlçede ekonomik yapıyı turizm belirlemektedir. İç ve dış turizm açısından ülkemizin sayılı merkezlerinden olan Çeşme’nin, turizmdeki öneminin önümüzdeki
    yıllarda çok daha artacağı öngörülebilir.

    Çeşme yöresi, XI. yy. sonlarında büyük Türk denizcisi Çaka Bey ile Türk egemenliği ile tanışmıştır. Osmanlı egemenliğine geçişi, XIV. yy. sonlarındadır.
    Osmanlı eserleri içinde en çarpıcı olanı Çeşme Kalesi’dir.1508 yılında II. Beyazıt tarafından inşa ettirilen kale, Osmanlı mimarisinin bütün inceliklerini taşımaktadır.
    Çeşme ve çevresinde yapılan kazılarda elde edilen eserler Çeşme Kalesi içindeki müzede sergilenmektedir.

    Çeşme Kervansarayı, 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. U biçiminde planlanan kervansaray, iki katlıdır. Hacı Mehmet Camii ve
    Hacı Memiş Camii Osmanlı dönemine ait özgün eserlerdir. İlçede Osmanlı dönemine ait birçok tarihi çeşme bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri Hamaloğlu Çeşmesi,
    Kabadayı Çeşmesi, Kaymakam Çeşmesi, Maraş Çeşmesi, Memiş İbn`i Ahmet Çeşmesi ve Ömer Ağa Çeşmesi’dir.

    Çeşme kıyılarındaki yirmiye yakın plajın en tanınmışı ve en büyüğü Ilıca Plajı`dır. Burada, deniz ve kum olağanüstü güzellikler sunar. Pırlanta, Çiftlik, Çatalazmak, Küçükliman,
    Şifne, Germiyan Yalısı, Ildırı Plajları diğer tanınmış plajlardır.

    Çeşme termal sular açısından zengin bir ilçedir. Ilıca, Şifne, Yıldızburnu gibi pek çok mevkiden kaynayan şifalı sulardan günübirlik ya da çevredeki tesislerde konaklayarak yararlanmak mümkündür.

    Alaçatı Beldesi, önemli bir turizm merkezidir. Eski yel değirmenleri ve ülkemizde rüzgar kaynaklı enerji üretiminin ilk örneğini oluşturan rüzgar türbinleri beldenin simgesi niteliğini taşırlar.
    ________________________________________________
    İzmir Beydağ İlçesi;
    İzmir BEYDAĞ İlçesi
    BEYDAĞ

    Beydağ, İzmir`in doğusunda yer alır. İl merkezine uzaklığı 142 km`dir. Kuzeyinde Kiraz; doğusunda Nazilli;
    batısında Ödemiş; güneyinde Sultanhisar ile çevrelenir.

    İlçenin yüzölçümü 162 km2`dir. 21 köyü ve 4 mahallesi bulunmaktadır. Bağlı beldesi yoktur.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 14.147`dir. Bu nüfusun 5.521`i merkezde, 8.626`sı köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 87,
    nüfus artış hızı %0 -3.37`dir.

    İlçede 16 İlköğretim Okulu, 1 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 1816 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 104 öğretmen görev yapmaktadır.
    İlçede Meslek Eğitim Merkezinde 2 öğretmen,110 öğrenci bulunmktadır.Halk Eğitim Merkezinde ise 16 öğretmen bulunmakta olup 221 öğrenciye mesleki kurs verilmiştir.

    Sağlık hizmeti, 1 Merkez Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı tarafından verilmektedir.

    İlçe halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. En önemli ürünler incir, kestane ve zeytindir. Beydağ`da üretilen kestane son derece kalitelidir.
    Besi ve süt hayvancılığı hızlı gelişme göstermektedir.

    Beydağ önce Aydınoğulları, sonra da Osmanlıların egemenliğine geçmiştir.
    ___________________________
    İzmir Urla İlçesi;
    İzmir URLA İlçesi
    URLA

    Urla, İzmir il merkezine 35 km uzaklıktadır. Doğusunda Güzelbahçe ve Seferihisar; batısında Çeşme; kuzeybatısında Karaburun;
    kuzeyinde ve güneyinde Ege Denizi ile sınırlanmıştır.

    Yüzölçümü 704 km2`dir. 14 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, toplam nüfusu 49.269`dur. Bu nüfusun 36.759`u ilçe merkezinde, 12.690`ı köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 22 İlköğretim Okulu, 4 Orta Öğretim kurumu bulunmakta; 6658 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 484 öğretmen görev yapmaktadır.

    Sağlık hizmetleri, 1 Devlet Hastanesi, 7 Sağlık Ocağı ve 1 AÇS/AP Merkezi tarafından verilmektedir.

    Yüksek öğretim kurumları açısından zengin olan ilçede; İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünün Urla Yerleşkesi, Ege Üniversitesi`ne bağlı Su Ürünleri Fakültesi,
    9 Eylül Üniversitesi Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Yüksekokulu bulunmaktadır.

    Doğa ve tarihin kucaklaştığı Urla`da yapılan arkeolojik araştırmalarda İskele Mahallesi`ndeki Limantepe Höyüğü`nün M.Ö. 6000 yıla tarihlenen bir merkez olduğu
    ortaya çıkarılmıştır. Buluntuların en önemlilerinden birisi de Liman olup, tarihte bilinen en eski limandır. Antik Klazomenai Kenti liman bölgesinde yer alır. Kent,
    Antikçağ`da özellikle zeytinyağı üretimiyle önemli bir ticaret merkezi olmuştur.

    Urla, Aydınoğulları Beyliği ile 1330`lu yıllarda ilk kez Türk egemenliği ile tanışmış, XIV. yy. sonlarında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Denizli Mahallesi Camii,
    Kamalı Camii, Sungurlular Camii, Hacı Turan Kapan Camii ve Fatih İbrahim Bey Camii ve Hacı Turan Şadırvanı XV. Ve XVI. yy.da yapılmış Türk eserleridir.

    Urla kıyıları ve önündeki 12 ada ile İzmir Körfezi, en güzel şekilde Urla`nın Güvendik sırtlarından seyredilmektedir. Urla köyleri denildiğinde; tiyatrosu ve seraları ile ünlü
    Bademler Köyü, iç kısımda kalmasına karşın önemli ölçüde turist çekmeyi başaran Barbaros Köyü, kıyıdaki Özbek ve Balıklıova, Gülbahçe köyleri ilk akla gelenlerdir.
    ______________________________________
    İzmir Selçuk İlçesi;
    İzmir SELÇUK İlçesi
    SELÇUK

    Selçuk İzmir`in güneyinde, İzmir-Aydın karayolu üzerinde yer alır. Kuzeyde Torbalı, Doğuda Tire, güneyde
    Germencik ve batıda Kuşadası ile çevrilidir. İl merkezine uzaklığı 74 km`dir.

    İlçenin yüzölçümü 295 km2’dir. 1 beldesi (Belevi) ve 8 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 33.594`tür. Bu nüfusun 25.414`ü merkezde, 8.180`i belde ve köylerde yaşamaktadır.

    Selçuk`ta; 12 İlköğretim Okulu, 4 Orta Öğretim Kurumu,1 Halk eğitim Merkezi,1 Turizm Eğitim Merkezi bulunmakta; 5931 öğrencinin eğitim gördüğü bu
    okullarda 294 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçede, sağlık hizmetleri 1 Devlet Hastanesi, 4 Sağlık Ocağı, 3 Sağlık Evi tarafından verilmektedir. Devlet Hastanesinde toplam 111 personel,Sağlık Grup
    Başkanlığına bağlı toplam 9 Personel,Sağlık Ocaklarında da toplam 47 personel görev yapmaktadır.

    1993 yılından bu yana Selçuk Devlet Hastanesi Uluslararası Hastaneler Federasyonu üyesidir.

    İlçenin ekonomisi ağırlıklı olarak turizme dayalıdır. Bunun yanında tarım ve hayvancılıkta önemli bir gelir kaynağıdır.

    Selçuk, Antikçağın en önemli yerleşim yerlerinden biri olmuştur. Selçuk`ta bulunan tarihi yapıların büyük bir bölümü ayaktadır.
    Efes ören yeri, Türk ve dünya turizmi açısından çok önemli bir merkezdir. Efes Arkeoloji Müzesi ülkemizin en çok ziyaret edilen müzelerinin başında gelir.

    Selçuklu sanatının en önemli eserlerinden biri olan İsa Bey Camii Selçuk’tadır. Cami, hem avlulu Türk Camii tipinin, hem de Anadolu sütunlu camilerinin bilinen en eski örneğidir.

    Selçuk`ta Şirince Köyü, kırsal turizmin güzel bir örneğidir. Pamucak Plajı, kıyı turizminin çok daha gelişeceği bir alan olarak ortaya çıkmaktadır.

    EFES ANTİK KENTİ:

    Tarihi M.Ö.5000`lere uzanan ve ilk çağın en ünlü şehirlerinden olan Efes, küçük menderes nehrinin sularını boşalttığı körfezin yakınında kurulmuştur.
    Doğu’ya açılan büyük ticaret yollarının başlangıç noktasında olması yanında, çok önemli bir dini merkez oluşu, tarihe büyük bir kent olarak geçmesini sağlamıştır.

    Bugün gezilen Efes Büyük İskender`in generallerinden Lysimachos tarafından Bülbül ve Panayır dağları arasındaki vadide M.Ö. 3.yy da kurulmuştur.
    Kent Akdeniz`in önemli deniz ticaret merkezlerinden biri olmuştur. M.Ö. 2.yy`da Romalıların egemenliği altına giren Efes hızla gelişmeye başlamış ve
    Roma İmparatorluğu`nun Küçük Asya`daki başkenti olarak M.S. 2.yy`la kadar en parlak dönemini yaşamıştır.
    ________________________________________________
    İzmir Güzelbahçe İlçesi;
    GÜZELBAHÇE

    Güzelbahçe, İzmir Körfezi`nin güneyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 15 km`dir.
    Doğusunda Narlıdere; batısında Urla; güneyinde Seferihisar ve Menderes ile çevrelidir.

    İlçenin yüzölçümü 110 km2`dir. 1 beldesi (Yelki) ve 3 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 18.190`dır. Bu nüfusun 14.924`ü merkezde, 3.266`sı belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede 9 İlköğretim Okulu, 5 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 6151 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 449 öğretmen görev yapmaktadır.

    İlçe merkezde 1 Adet Sağlık Grup Başkanlığı ve 2 Adet Sağlık Ocağı, 112 AYKİ (Acil Yardım Kurtarma İstasyonu),Yelki Beldesinde
    1 Adet Sağlık Ocağı ve Çamlı Sağlık Evi tarafından saglık hizmetleri verilmektedir..

    İlçe ekonomisi genelde tarıma dayalıdır.Seracılık, çiçekçilik,narenciye, zeytincilik ve balıkçılık önemli gelir kaynağıdır.
    _________________________________________
    İzmir Dikili İlçesi;
    DİKİLİ

    Dikili, İzmir’in kuzeyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 120 km’dir. Kuzeyinde Balıkesir; doğusunda Bergama;
    batısında ve güneyinde Ege Denizi ile çevrelenir.

    İlçenin yüzölçümü 541 km2’dir. 1 beldesi (Çandarlı) ve 25 köyü, Dikili İlçe Merkezinde 4,Çandarlı Kasabasında 2 olmak üzere toplam 6 mahallesi bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımına göre toplam nüfusu 30.115`tir. Bu nüfusun 12.552`si merkezde, 17.563’ü belde ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçede, 6 adet Anasınıfı, 15 İlköğretim Okulu, 3 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 4011 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 163 öğretmen görev yapmaktadır.
    Ayrıca 2 özel dershane, 1 özel sürücü kursu bulunmaktadır.

    Sağlık hizmeti, 5 Sağlık Ocağı ve 4 Sağlık evi tarafından verilmektedir.

    İlçede ekonomi tarıma dayanmaktadır. Tütün, pamuk, zeytin üreticiliği ve seracılık yapılmaktadır.
    Dikili limanı, turizm açısından ilçenin önemli bir gelir kaynağıdır. Temiz plajları, termal kaynaklarının zenginliği, iç ve dış turizm açısından önemlidir.

    İlçeye bağlı Çandarlı Beldesi önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Dikili`nin tarihsel geçmişi oldukça eskilere gider. Antik yerleşim yeri Pitane’de elde edilen eserler
    Bergama Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Osmanlı döneminde II. Murat`ın ünlü Sadrazamı Çandarlı Halil Paşa, Çandarlı Kalesi’ni yeniden yaptırmıştır.

    Merdivenli ve Deniz köy`de bulunan krater gölleri ile mağaraları ve Madra Çayı`na dayanan ormanları ilçenin doğal zenginlikleri arasındadır.
    __________________________________
    İzmir Bergama İlçesi;
    BERGAMA

    Bergama, İzmir`in kuzeyinde, Bakırçay Havzasında yer alır. Doğuda Kınık, batıda Dikili, güneyde Aliağa, kuzeyde ise Balıkesir ve Manisa illeri ile çevrilidir.
    İl merkezine uzaklığı 107 km`dir.
    İlçenin yüzölçümü 1.688 km2`dir. Ayazkent, Göçbeyli, Bölcek, Zeytindağ ve Yenikent olmak üzere 5 beldesi ve 114 köyü bulunmaktadır.
    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 106.536`dır. Bu nüfusun 52.173`ü merkezde, 54.363`ü belde ve köylerde yaşamaktadır.

    Bergama`da; 53 İlköğretim Okulu, 13 Orta Öğretim Kurumu, bulunmakta; 17097 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 910 öğretmen görev yapmaktadır.
    1 Meslek Yüksek Okulu bulunmakta olup, 1724 öğrenci egitim görmektedir.Halk Eğitime bağlı 6 Derslik,5 Öğretmen 1970 Kursiyer bulunmaktadır.
    Taşımalı Eğitim de 96 okul,1962 öğrenci yararlanmaktadır.8 Dershane,3 Motorlu Sürücü Kursu,5 Öğrenci Yurdu bulunmaktadır.

    Sağlık hizmeti, 1 Devlet Hastanesi, 11 Sağlık Ocağı, 14 Sağlıkevi, 1 Verem Savaş Dispanseri, 1 AÇSAP,
    1 Halk Sağlığı Laboratuarı,31 Eczhane tarafından verilmektedir.

    Bergama ekonomisi ağırlıklı olarak tarıma dayalıdır. Verimli Bakırçay Ovası`nda tütün, pamuk, zeytin ve üzüm yetiştirilmektedir. Kozak yaylasında çam
    fıstığı önemli bir gelir kaynağıdır. Günümüzde özellikle dağ köylerinde arıcılık giderek gelişmekte ve önemli bir geçim kaynağı haline gelmektedir.
    Tarıma dayalı sanayi de son yıllarda gelişme göstermektedir. İlçede halıcılık ve kilim dokumacılığı gelişmiştir.

    Bergama, Antik çağın en önemli yerleşim birimlerinden biri olmuştur. Türkiye`nin ilk arkeoloji müzesi olan Bergama Müzesi,
    günümüzde en çok bilinen ve ziyaret edilen müzeler arasındadır. Bergama denildiği zaman, öncelikle Akropolis, Asklepion, Kızıl Avlu, Kleopatra
    Güzellik Ilıcası ve Kozak Yaylası akla gelir. İlçe merkezinde Arap Camii, Müftü Camii, Ulu Camii, Kurşunlu Camii, Laleli Camii, Kulaksız Camii, Yeni Camii,
    Küplü Hamam, Tabaklar Hamamı, Koca Sinan Mescidi, İncirli Mescit ve Karaosman Sebili Türk-İslam eserleridir.


    BERGAMA ANTİK KENTİ:
    Bergama zengin tarihsel ve arkeolojik değerlere sahiptir. Kent, M.Ö. IV. .yüzyılda kurulmuş, önce Lidya daha sonra da Pers egemenliğini yaşamıştır.
    M.Ö.334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender`in orduları tarafından ele geçirilen kent, M.Ö. II. y.y` da Romalılar tarafından zapt edilmiştir.

    Akropol`de yer alan Kütüphane, 200 bin cilt kitabıyla döneminin en önemli ve en zengin kütüphanelerinden birisi idi. Dünyanın en dik tiyatrosu,
    Dionysos Tapınağı, Zeus Sunağı ve Trayan Tapınağı gibi önemli yapılar turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir. Parşömen kağıdı Bergamalılar tarafından yapılmıştır.
    _______________________________________
    İzmir Aliağa İlçesi;
    ALİAĞA

    Aliağa, İzmir`in kuzeyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 53 km`dir. Kuzeyinde Bergama; doğusunda Manisa;
    batısında Ege Denizi; güneyinde Menemen ile çevrelenir. Daha önce Menemen`e bağlı bir bucak merkezi iken, 1982`de ilçe olmuştur.

    Yüzölçümü 393 km2`dir. Helvacı ve Yenişakran olmak üzere 2 beldesi ve 18 köyü bulunmaktadır.

    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 57.192`dir. Bu nüfusun 37.537`si merkezde, 19.655`i belde ve köylerde yaşamaktadır.
    Nüfus yoğunluğu 209 kişi olan ilçede, yıllık nüfus artış hızı %0 30,51`dir.

    İlçede 53 Eğitim Kurumu bulunmaktadır.Bunların 6'sı Orta Öğretim Kurumu (1'si Özel tolam 3101 öğrenci),27'si İlköğretim okuludur(1'si Özel toplam 8054 öğrenci).
    1 Anadolu (140 öğrenci),1 Halk Eğitim Merkezi(42.000 kişiye hizmet vermektedir.),1 Rehberlik Araştırma Merkezi(Aliağa,Foça,Bergama,Dikili ve Kınık ilçelerindeki
    34.665 öğrenciye hizmet vermektedir.)1 Öğretmenevi 4 Motorlu Taşıt sürücü kursu,7 Özel Dershane,3 Özel Öğrenci yurdu(2'si orta öğretim,1'i yüksek öğretim içindir 41 öğrenci bulunmaktadır.)
    1 Özel Öğrenci Etüd Merkezi(60 öğrenci) 1 Özel eğitim Merkezi(92 öğrenci)oluşturmaktadır.İlçedeki 31 ilköğretim ve ortaöğretim kurumunda toplam 619 öğretmen görev yapmaktadır.
    11751 öğrenci eğitim almaktadır.İlçedeki 18 köy ilköğretim okulundan 430 öğrenci 5 taşıma merkezine taşınarak taşımalı eğitimden faydalanmaktadır.

    Sağlık hizmeti, 1 Devlet Hastanesi, 4 Sağlık ocağı, 7 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı Merkezi, Aliağa 1 Nolu Acil Yardım İstasyonu tarafından verilmektedir.




    1970`li yıllara kadar tarıma dayalı bir ekonomik yapıya sahip olan Aliağa`da, günümüzde 40`a yakın büyük sanayi kuruluşu bulunmaktadır.İlçede Petkim,Tüpraş,Demir-Çelik Fabrikaları,Gemi Söküm Tesisleri,
    Akaryakıt Dolum Tesisleri,Gübre ve Kağıt Fabrikası gibi önemli tesisler vardır.enerji üretiminde doğalgaz yakıtlı, ENKA-INTERGEN tarafından yapılan 1520 MW lık kombine çevrim santrali hizmete girmiştir.
    Aliağa tamamlandığında yıllık 140 milyon ton yükleme boşaltma yapabilecek kapasiteye sahip iskeleler mevcuttur.Türkiyedeki tüm limanlarda 2002 yılında 132 milyon ton yükleme boşaltma yapılmıştır.
    Türkiye çelik üretiminin yaklaşık %40'ı bu bölgede üretilmektedir. Nemrut Koyundan ve Aliağa Liman Başkanlığı yetki sınırlarında elleçlenen toplam yük miktarı 34.096.081 tondur.Yapımı devam eden
    Organize Sanayi Bölgesinin tamamlanması ve Aliağa - Menderes demiryolu hattının hizmete açılmasıyla, Aliağa`nın sanayi kenti kimliğinin daha da gelişeceği öngörülebilir.

    Yunt Dağları`ndan doğan Güzelhisar Çayı, ilçe sınırları içerisinde akar ve Güzelhisar Barajı`nın suyunu sağlar. İlçede bulunan Kuş Cenneti; flamingo, leylek, erguvani balıkçıl, yeşilbaş, angıt, su çulluğu,
    Akdeniz martısı, yalıçapkını gibi kuşları barındırmaktadır.

    Aliağa`da bulunan Kyme ve Gyrneion, önemli antik yerleşim yerlerindendir. Kyme, Batı Anadolu`da kurulan kent devletlerinin en eskilerindendir. Yapılan kazılarda elde edilen eserler, İzmir Arkeoloji Müzesi`nde sergilenmektedir.
     
    Son düzenleme: 3 Temmuz 2008
  13. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    İzmir Resimleri

    AGORA RESİMLERİ
    [​IMG]

    ALLİONİ

    [​IMG]

    ALSANCAK GAR
    [​IMG]


    ALSANCAK KIBRIS ŞEHİTLERİ CADDESİ
    [​IMG]

    BERGAMA AKROPOL
    [​IMG]

    EFES ANTİK ŞEHİR
    [​IMG]

    EFES ANTİK ŞEHİR ANFİ TİYATRO
    [​IMG]

    CUMHURİYET MEYDANI








    FLAMİNGOLARIN DANSI
    [​IMG]

    İNSAN HAKLARI ANITI
    [​IMG]

    BOSTANLI SAHİL
    [​IMG]

    KLAZOMENİA
    [​IMG]

    KONAK HAVADAN GENEL
    [​IMG]

    ALSANCAK-KONAK SAHİL
    [​IMG]

    KONAK İSKELE
    [​IMG]

    KONAK MEYDANINDA KAR
    [​IMG]


    KUŞ CENNETİ SU KUŞLARI
    [​IMG]

    KÜLTÜR PARK
    [​IMG]

    MELES YALI ÇAPKINI HEYKELİ
    [​IMG]

    KUŞ CENNETİ
    [​IMG]










    SAHİL BULVARI
    [​IMG]

    SAAT KULESİ KAR ALTINDA
    [​IMG]

    ŞİRİNCE EVLERİ
    [​IMG]

    YASSICA ADA
    [​IMG]
     
  14. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    İzmir Spor Kulüpleri

    GÖZTEPE SPOR KLÜBÜ

    Göztepe,14 Haziran 1925 yılında Altay Spor Kulübü'nden ayrılarak Güzelyalı, İzmir'de kurulmuş bir spor kulübüdür.

    Kulüp, 2005 yılından itibaren Amatör'e düşmeme mücadelesine girmiştir ve 2002-2007 arasında girdiği düşüşle Süper Lig'den Amatör Lig'e düşmüştür.

    Göztepe Spor Kulübü'nün profesyonel futbol şubesi 1998 yılı Mayıs ayında şirketleşmiş olup Göztepe Spor Hizmetleri ve Tic. A.Ş.
    (Göztepe A.Ş.) adını almıştır. Ticaret sicil müdürlüğünün 12/aralık/2006 tarihli yazısıyla GÖZTEPE futbol kulübü yönetimi feshedilmiştir.
    Yapılacak genel kurula kadar yetkili yönetici belirsizliği yaşanmaktadır. GÖZTEPE A.Ş de imza yetkilisi olmadığından,hiçbir resmi işlem yapılamamaktadır.
    mahkeme tarafından atanan kayyum genel kurul yapılıncaya kadar yetkili kılınmıştır.


    Başarıları
    Türkiye'de = 1941, 1942, 1943, 1945 ve 1949 yılların da İzmir Şampiyonu oldu. 1949 yılında Türkiye Şampiyonası'na katılmaya hak kazandı ve önce
    Gençlerbirliği'ni ardından Beşiktaş'ı eleyerek 1949-1950 sezonunda da Amatör Takımlar Şampiyonluğunu kazandı.
    1968-1969 ve 1969-1970 sezonlarında iki kez Türkiye Kupasını müzesine götürmeye muvaffak olmuştur.
    Profesyonel liglerin başladığı 1959 yılından itibaren 25 yıl 1. Ligde, 21 yıl 2. Ligde mücadele eden ve 3 kez 2. Lig şampiyonluğu kazanan
    sarı-kırmızlı camia birçok kupayı da müzesine getirdi.


    Avrupa'da = Kupa Galipleri Kupası'na 2 kez, Fuar Şehirleri Kupası'na 5 kez katıldı.

    Fuar Şehirleri Kupası = 1968-1969 sezonunda ise UEFA Fuar Şehirleri Kupası'nda yarı finale kadar yükselerek Avrupa kupalarında bu başarıya ulaşan ilk Türk takımı oldu.

    Kupa Galipleri Kupası = 1969-1970 sezonunda Kupa Galipleri Kupası'nda bir Lüksemburg takımını ve Cardiff City takımlarını eledi.
    Çeyrek finalde İtalya'nın ünlü kulüplerinden Roma'ya elendi. 1970-1971 sezonunda ise yine bir Lüksemburg takımını eledi. Ancak bu kez ikinci turda
    Gornik Zabrze takımına yenilerek kupaya veda etti.






    ALTAY SPOR KLÜBÜ

    Tam isim Altay Spor Kulübü Takma isim(ler) Büyük Altay Renkler Siyah - Beyaz Kuruluş 1914 Stad Alsancak Stadyumu,
    İzmir Kapasite 17,000 Başkan Nafiz Zorlu Teknik Direktör Ekrem AL

    Kuruluş Öyküsü

    İkinci Meşrutiyet (1908)'e kadar Türkiye'de spor yapmak hem padişah yönetiminin baskısı, hem de muhafazakarların tutumu nedeniyle hemen hemen olanaksız gibiydi.
    Spor yapanlar o dönemde pederşahi bir zihniyetle ayıplanırdı. Türkiye' de modern beden eğitimi öncüsü Selim Sırrı Tarcan, 1919 yılında sporu geliştirmek amacıyla bir
    salon açmak için İzmir'e geldi. Onun bu girişimi “Sarıklılar” olarak tabir edilen aşırı muhafazakarlar tarafından engellendi. Selim Sırrı Tarcan, salon açamamasına rağmen,
    o dönemde Vali Rahmi Bey, Necati Bey ve Vasıf Çınar Bey’le görüştü. Tarcan'ın spor sevgisi aşısı sonucu Rum ve Ermeniler ile diğer azınlığın da etkinliği nedeniyle artık
    Türk gençleri spor yapma gereğini duymaya başladı.
    Türkiye'de futbol ilk kez Rum, Ermeni, İngiliz ve İtalyanlar tarafından 1898 yılında oynandı. 1905 yılında ise Amerikan Koleji’nde eğitim gören Talat Erboy, orada okuyan
    iki arkadaşı Şerif Remzi Reyent ve Sabri Süleymanoviç’i de yanına alarak yabancı öğrencilerle birlikte futbol oynamaya başladı.
    kuvvetlerini püskürtürken sonra, soyadını Altay'dan alan süvari alayı ile İzmir'e giren Şark Gazetesi sahibi Halil Zeki Osman Bey, Fahrettin Altay Paşa, Şükrü Saraçoğlu Bey,
    Baha Esat Tekant Bey ve Mahmut Esat Bozkurt Beyleri sinesinde yetiştirmiş. 9 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusu YunanistanFahrettin Altay Paşa, Konak'taki vilayet binasına
    Türk Bayrağı’nı astıran kumandan olmuştur. 23 Nisan 1920'de ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde mebuslarıyla Atatürk’ün yanına koşan, onunla Cumhuriyet’in koruyucusu olan Altay,
    çok partili hayata geçişte de tarihte yerini alıp Demokrat Parti’nin kuruluşunda önemli rol oynadı. Altay'ın kalesini koruyan Başbakan Adnan Menderes, Altaylılar’a İttihat ve
    Terakki Cemiyeti’nde kucak açan Celal Bayar ile kader birliği yaptı. Menderes'in futbol oynadığı yıllarda kulübün başkanı, Şinasi Osman'ın babası gazeteci [[Halil Zeki]9 Bey’dir.
    Yine Altay formasını giymiş Refik Şevket İnce, Danyal Akbel, Sebati Acun ve Muzaffer Balaban da Demokrat Parti safhalarında yer almıştı. CHP'nin başkanı Şükrü Saraçoğlu,
    1924 Paris Olimpiyatları’nda Türk Milli Takımı formasını giyen CHP'li Said Odyak, Şerif Remzi Reyent, Ruhi Soyer ve Dündar Soyer, Altay tarihine ismi yazılmış diğer kişilerdir.

    Futbol Takımının Başarıları

    Türkiye'de Profesyonel Ligde Altay

    Profesyonel liglerdeki en iyi derecesi 2. liktir.

    Türkiye Kupasında Altay

    Türkiye Kupası'nı 2 kez kazanan Altay Spor Kulübü bu kupayı Anadolu'ya taşıyan ilk Türk Takımıdır.

    TSYD Kupasında Altay

    TSYD İzmir şubesi tarafından düzenlenen kupada Altay, 2006 yılında aldığı son kupa ile bu kupayı 16 kez müzesine götürmüştür..

    Avrupa'da Altay

    UEFA Kupası'nda Altay
    UEFA Fuar Şehirleri Kupası'na ilk iştirak etme başarısına ulaştan Türk Takımıdır. Şimdiki UEFA Kupası'nda Altay Siyah-Beyaz renkleri Avrupa sahalarında temsil etti.








    KARŞIYAKA SPOR KLÜBÜ

    Tam isim: Karşıyaka Spor Kulübü
    Takma isim: Kaf Sin Kaf
    Renkler: Yeşil-Kırmızı
    Kuruluş: 1912
    Stad: Alsancak Stadı, İzmir
    Kapasite: 17,000
    Başkan : Akif Ersezgin
    Teknik Direktör: Levent Eriş
    Lig: Türk Telekom Lig A

    Tarihçe
    1908 yılında Meşrutiyet ve İttihat-ı Terakki Partisi'nin hürriyeti ilan ettiği yıl, gençlerin dilinden düşmeyen “yaşasın hürriyet” sloganı ve
    heyecan dolu günlerde, gençler “hürriyet” nidaları atıyordu.
    Ancak futbol, Türk olmayanların tekelindeydi. İzmir’de Rumlar, Ermeniler ve İngilizler birçok spor kulübü kurmuştu. Panionios, Apollon bunların başlıcalarıydı.
    Azınlıklar, kendi aralarında maçlar yapmakta, egemenliklerini futbol sahalarına yansıtmışlardı. O tarihlerde yürekleri futbol aşkıyla tutuşan Karşıyakalı altı genç
    aralarında ortak para toplayarak bir top alıp, Osman Paşa Camii'nin yanındaki arsada futbol oynamaya başladılar.
    Bu arsa şimdiki çocuk yuvasının bulunduğu köşkle, bir tarafı Alaybey’de, diğer tarafı Karşıyaka’da olan geniş bir bahçe, Sahibi ise Omiros adında Rus asıllı ve eşi
    İngiliz olan Karşıyakalı bir ailedir.
    Sözü geçen gençler, Kadızade Zühtü Işıl, Kadızade Raşit, Süreyya İplikçi, Refik Civelek, Osman Nuri ve Örnekköylü Hüseyin, yağmurun çiselemesi üzerine bir zeytin
    ağacının altına sığınarak, topluluk kurmaya karar verirler. Bir başkaldırı hareketi olarak 1 Kasım 1328, (yani 1912’de) Karşıyaka Muaresei Bedeniye Kulübü'nü yani bugünkü
    adıyla Karşıyaka Spor Kulübü'nün kuruluşunu gerçekleştirirler. "Kaf Sin Kaf" K.S.K. harflerinin eski dilde okunuşudur. 1914'te Altay'ın kuruluşuna kadar Karşıyaka, İzmir'deki tek Türk spor kulübüdür.
    Karşıyaka Kulübü'nün bir numaralı üyesi ve kurucusu Kadızade Zühtü Işıl, 1.Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de 8 yıl Türk ulusunun bağımsızlığı için cepheden cepheye koşar, hatta Filistin cephesinde
    “Kanal Harekatı” sırasında İngilizler'e esir düşer.
    Kulübün renkleri yeşil ve kırmızıdır. Kuruluş yıllarının koşullarında yeşil ve kırmızının, ulusalcı ve dinsel birleştirici anlamları bulunmaktadır. Yeşil Müslümanlığı, kırmızı da Türklüğü temsil eder.
    Kaptan Raşit Kadızade, Suat Karşıyaka, Refik Civelek, Kaleci Salih, Çakır Kemal, Örnekköylü Hüseyin, İtalyan Hanri Barter, Kemal Paşalı Sarı Ali, Muharrem Hüsamettin ve Zühtü Işıl, yeşil-kırmızılıların
    tarihindeki ilk on biridir. Kuruluş aşamasında altı genç ile birlikte Hüsnü Tonak, Tahir Bor, Fevzi Fikri Altay ve Sezai Çullu da yer almıştır. Kurulan takım, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'na kadar
    yabancılarla kıra kırana maçlar oynamıştır.
    Santrafor olarak oynayan eski Başbakanlardan Adnan Menderes'in de bulunduğu takım, Kurtuluş Savaşı'na katılmıştır. Anadolu'da Mustafa Kemal'in ordularına katılan takım, çeşitli cephelerde savaştı.
    İzmir'e ilk giren kuvvetler içinde yer alan Karşıyakalılar, vatanlarını düşman işgalinden kurtardılar.
    Kurtuluş Savaşı yıllarında İzmir'in çoğunluğunu rumlar,fransızlar ve diğer yabancılar oluştururken,Karşıyaka Türklerin yoğun yaşadığı yerleşim birimiydi.Bugün için söylenen "Biz Karşıyakalıyız" ifadesi de
    Türklerin anadoluya geçerken kendilerini tanıtmak için kullandığı bir parolaydı.Bu parola ile "Biz Türküz" denilmektedir.
    1924 yılında Fenerbahçe, Karşıyaka'nın davetlisi olarak İzmir'e geldiğinde büyük bir olay oldu. O yıllarda yalnızca Altay'ın bulunduğu İzmir'de Göztepe, İzmirspor ve Altınordu gibi kulüpler henüz kurulmamıştı.
    Karşıyaka 1926 yılında İzmir şampiyonu oldu.
    Karşıyaka Spor Kulübü kurulduktan sonra Kurtuluş Savaşı sonrasına kadar yenilgi görmemiş İtalyan şampiyonunu defalarca yenip 7 defada Yunan şampiyonunu yenerek bu kulüplerin kapatılmasını sağlamıştır.
    1951-1959 yılları arasında 8 amatör branşta İzmir şampiyonluğu elde eden Karşıyaka 17 branşta faaliyette bulunan yegane spor kulübüdür.
    Karşıyaka Spor Kulubü günümüzde 9 branşta faaliyetlerini sürdürmektedir.


    Futboldaki Lig Mücadeleleri
    1. Lig: 1959-1964, 1966-1967, 1970-1972, 1987-1991, 1992-1994, 1995-1996
    2. Lig: 1964-1966, 1967-1970, 1972-1973, 1980-1987, 1991-1992, 1994-1995, 1996-2001, 2003-
    3. Kademe (3. Lig ve 2. Lig B Kategorisi): 1973-1980, 2001-2003

    Şubeler
    Futbol 2006-2007 sezonunda T.Telekom Lig A'da mücadelesini sürdürmektedir.

    Basketbol= Pınar Karşıyaka 1986-1987 Türkiye Şampiyonu, Cumhurbaşkanlığı Kupası

    Voleybol= 2006-2007 sezonu Türkiye Bayanlar 1. Voleybol liginde mücadele etmektedir. Faaliyete geçtiği yıldan bu güne hep 1. Lig'de mücadelesini sürdürmüştür.
    Antrenör Gökhan Sezal, takım kaptanı Arzu Göllü.

    Yelken= Karşıyaka sahili, Karşıyaka Spor Kulübü’nün çalışmalarıyla 1920’li yıllarda bembeyaz yelkenlerle süslenmeye başladı. 1932 yılında şarpi, 1945’te kabayole, 1953’te dragon,
    1954’te de pirat ve snipe sınıfında hizmet vermeye başlayan kulübün sporcularından Refik Çullu ve Kenan Salahor, 1934 yılında İstanbul’da yapılan mücadelede Şarpi Sınıfı Türkiye
    Şampiyonu oldu. 10 kasım 1964’te resmen faaliyete geçen Yelken Şubesinin ilk kurucuları arasında merhum Haldun Akbulut ve Cezmi Zallak da bulunurdu.
    Zaman içinde yenilenen ve geliştirilen Karşıyaka Yelken Tesisi, bugün tekne parkı sahası, yarış ofisi ,2.5 ton’luk vinç, iki adet beton kızak ve 420 metrekare sundurma ile toplam
    3.300 metrekarelik bir alana sahip. Tesiste ayrıca kayıkhane, 20X25 metre ebatlarında soyunma odaları, 70 kişilik eğitim salonu,antrenör odası, bakım onarım atölyesi ve depo bulunuyor.
    Sosyal lokali de kapsayan kulüp binasının alt katında toplantı ve yönetim odaları,üst katında ise kantin mevcut.
    Onur Derebaşı ve Güray Zümbül, kulübün bünyesinde yetişen ve Türkiye'ye Dünya Şampiyonluğu Kupası getiren sporculardır.

    Yüzme= Yaklaşık 20 yıldır gayri faal olan şube, 2001 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesince kulübe kazandırılan yüzme havuzu ile beraber faaliyetlerine başlamıştır. 2001-2006 yılları arasında
    sadece alt yapıya yönelip küçük yaşta yüzmeye başlattığı sporculardan şu an 40 kadar sporcu adayı ve 12 kişilik elit takım mevcuttur.

    Motosiklet= 2005 yılı Süpermoto A kategorisi Türkiye 3.sü İlter Savtak başkanlığında faaliyetlerini sürdürmektedir.

    Bowling= Gülhan Aksular, Levent Güre, Ayhan İskenderoğlu, Kadir Kaya, Berk Parlak, Mithat Şiveliol'dan oluşan takım antremanlarını Karşıyaka Planet Bowling'de yapmaktadır.
     
  15. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye

    İzmir'in kiliseleri ve sinegogları

    İzmir'in Kiliseleri & Sinagogları
    XIX. yüzyılın sonunda ve XX. yüzyılın başlarında İzmir’de 35 kilise ve 17 havra bulunduğu bilinmektedir.
    Bu kiliselerin en ünlülerinden birisi de Alsancak’ta (Punta) bulunan Ortodoks kilisesi olan Aya Fotini Kilisesi idi. Metropolit Hrisostomos’u barındıran bu kilise
    Ege’yi ve İzmir’i Yunanistan’a bağlayan gizli örgütlerin yoğun biçimde örgütlendiği siyasi bir merkez konumunda idi. Bu nedenle dini görevinden tamamen uzaklaşan kilisenin
    bodrumları cephaneliğe dönüştürülmüş, papazları ise militan konumuna getirilmiştir. Metropolit Hrisostomos yalnızca Rumların değil İzmir’de yaşayan diğer yabancılar üzerinde de
    otorite kurmuş ve yöreyi Yunanistan’a bağlamak için her türlü çabayı göstermişti.

    I. Dünya Savaşı sırasında İzmir’den sürülen ve daha sonra Mondros Mütarekesi ile İzmir’e dönen bu metropolit İzmir’in geri alınışı sırasında 9 Eylül 1922’de hükümet konağı önünde
    Yörük Ali Efe tarafından cezalandırılmıştır.


    ST.POLYCARP KİLİSESİ (MERKEZ)


    İzmir il merkezinde bulunan bu kilise ilin en eski yapılarından olup, Kanuni Sultan Süleyman’ın izni ve Fransa Kralı XIII. Luis’in isteği üzerine 1625 yılında yapılmıştır.
    Kilise MS.155 yılında Hıristiyan inancından ötürü Romalılar tarafından Kadifakale’de öldürülen Aziz Polycarp adına yapılmıştır. Sonraki yıllarda bu kiliseye bir manastır eklenmiş
    1688 yılı depreminde hasar görmüş ve sonra da yanmıştır.
    Kilise 1690 ve 1691 yıllarında yeniden yapılmıştır. Kilise kesme taş ve tuğladan bazilika planında yapılmış olup, üç neflidir. Apsid kısmı üç bölümlü olarak dışarıya taşkındır.
    Kilisenin üzeri kırma çatı ile örtülmüş önüne kesme taştan çan kulesi eklenmiştir.





    BETH İSRAEL SİNAGOGU (MERKEZ)

    İzmir il merkezinde, Mithat Paşa Caddesi’nde, Göztepe ile Karantina arasındaki Karataş Mevkii’nde bulunan bu sinagog, Sultan II. Abdülhamit’in izni ile İzmir Valisi eski sadrazam
    Kamil Paşa tarafından yaptırılmıştır. XIX. yüzyıl sonunda Karataş semtinde yaşayan Musevilerin dini gereksinimlerini sağlamak amacı ile yapılan bu sinagog İzmir’in en önemli sinagoglarındandır.
    Sinagog 1950'li yıllarda Gizbar Avraam Rubi tarafından yeniden onarılmış ve bugünkü haline getirilmiştir.
    Sinagogun yapımında maddi katkısı olan Nesim Levi aynı zamanda Karataş’ta Bet Levi ve Bet Ester isimli iki küçük sinagog ile Asansör’ün yapımında da yardımları olmuştur. Karataş’taki Bet Levi ve Bet Ester
    isimli iki küçük sinagogun Yahudi cemaatinin ihtiyacını yeterince karşılayamamasından ötürü yeni bir sinagog yaptırılması için vilayet makamına başvurulmuş ve Nesim Levi’nin bu başvurusu üzerine 14 Şubat 1904’te
    Sultan II. Abdülhamit’in izni ile yeni sinagogun yapımına başlanmıştır. Yahudi cemaatinin de yardımı ile sinagog 920 m2’lik bir alanda 717 m2’lik sinagogun yapımına 1905 yılında başlanmış ve 1907 yılında da ibadete açılmıştır.
    Sinagogun yapımında İtalya’dan getirilen mimari malzeme kullanılmıştır. İç mekândaki bezemelerin tamamlanması için uzun bir süre daha çalışmalar sürmüştür. Dikdörtgen planlı, kesme taş ve tuğladan yapılmış olan sinagogun içerisine
    masif maundan iki adet Tevah (Bimah) ile Ehal Akodeş blokları dönemin yabancı ustaları tarafından yapılmıştır. El yazması Tevratların saklandığı Ehal Akodeş blokunun sürme kapıları üzerine Tevrat’ta ismi geçen ve Tubişvat günü yenmesi
    gelenekselleşmiş meyve kabartmalarına yer verilmiştir.
    Sinagogun alt kısmı erkeklere, üst kısmı da kadınlara ayrılmıştır. Bunlardan erkekler kısmı dört yüz kişiyi alacak kapasitede olup, ara boşluklar ve giriş holünün sandalyelerle doldurulması ile de bu sayı altı yüze çıkmaktadır.
    Sinagogun yapı üslubu ve oturma düzeni Türk-Musevi üslubundan farklıdır. Örneğin Ehal Akodeş doğu yönüne değil güneye yerleştirilmiştir. Sinagogun üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmesi düşünülmüş ancak, maddi olanaksızlıklar nedeni ile
    küçük bir kubbe ile örtülmüştür. Sinagogun doğusuna Tevrat üzerinde çalışma yapacak öğrencilere yönelik bir oda yapılmıştır. Sinagogun mermer kaidelerinde yapıya teberruda bulunan kişilerin isimleri yazılmıştır.




    BİKKUR HOLİM SİNAGOGU (MERKEZ)


    İzmir il merkezi, İkiçeşmelik Caddesi’nde bulunan Bikkur Holim Sinagogu İzmir’de yaşayan Hollanda asıllı Salamon de Ciaves tarafından yaptırılmıştır. Sinagog 1772 İzmir büyük yangınında tamamen yanmış,
    1800 yılında Manuel de Ciaves tarafından yeniden yaptırılmıştır.
    İzmir’in en görkemli sinagoglarından olan bu yapı kesme taş ve tuğladan dikdörtgen planlıdır. Üzeri kırma çatı ile örtülmüştür. Günümüzde iyi bir durumdadır.
    İzmir’de bunların dışında 927.Sokak’ta Sinyora (Giveret ), Şalom, Algazi, Hevra; 1390.Sokak’ta Şaar Aşamayum; 937.Sokak’ta Est Hayim; 920.Sokak’ta Bet İlel ve Karataş 281.Sokak’ta Roşaar sinagogları bulunmaktadır.




    SENT ANTUAN KATOLİK KİLİSESİ (MERKEZ)


    İzmir Bayraklı’da bulunan bu kilisenin bulunduğu yerde 1898 yılında Transibulo Pittako isimli bir kişi bir köy kurmuştur. Daha sonra İzmir’den gelen Katolik aileler burada yazlık evler yapmışlardır. Bu yerleşim alanında Katoliklerin
    çoğalması üzerine bir kilise yapılmasına karar verilmiştir. P.Giambattista da S.Lorenzo (Cappuccino) isimli iki rahip burada yaşayan Jamafta ailesini ziyarete gelmiştir. Bu aile mülkiyetlerindeki araziyi manastır ve kilise yapılmak üzere bu
    iki rahibe vermişlerdir.
    Osmanlı hükümetinden alınan izin ile 1902 yılında kilisenin temelleri atılmış ve birinci katı tamamlanmıştır. Bundan sonraki dönemlerde kilise yanındaki manastır, altı sınıflı bir İtalyan okulu yapılmış ve kilisenin yanına da günümüze gelemeyen bir mezarlık eklenmiştir.
    Kilise dikdörtgen planlı kesme taştan ve tuğladan yapılmıştır. Üç bölümlü apsidi dışarıya doğru çıkıntılı olup, üzeri kırma çatı ile örtülüdür. Kilisenin gotik üslupta ince uzun yuvarlak kemerli pencereleri bulunmaktadır. Kilisenin çan kulelerinden
    biri deprem sırasında yıkılmış ve günümüze yalnızca ana mekâna bitişik olan kesme taştan kulesi gelebilmiştir.
    Kilise 1966 yılı depreminde hasar görmüş, 1990 yılında yanındaki manastır ile birlikte onarılmış olup, günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.




    ST. HELEN KATOLİK KİLİSESİ (KARŞIYAKA)

    İzmir ili Karşıyaka ilçesinde, 1729.Sokak’ta (Kilise Sokağı) bulunan bu kilise Karşıyaka’da (Kordelia) yaşayan Don Alfonso Vallery Papaz Cemaati olarak tanınan cemaatin verdiği arsa üzerine 1882 yılında yapılmıştır. Bu kilisenin yapımında Müslümanların da katkısı olmuştur.
    Meyve bahçeli ve ağaçlıklı geniş bir avlu içerisindeki kilisenin planını Konak Saat Kulesi ve St.Polycap Kilisesi’nin kemerini çizen Mimar Raymond Pere çizmiştir. Kilisenin yapımı 1904 yılında tamamlanmış ve o yıllarda 150 Katolik aileye dini hizmet vermiştir.
    Kilise kesme taştan dikdörtgen planlı olup, üzeri kırma çatı ile örtülüdür. Gotik üslupta ince uzun, yuvarlak kemerli pencerelerle içerisi aydınlatılmıştır. Bu pencerelerin vitraylarında Aziz ve Azizelerin tasvirlerine yer verilmiştir. Bunlar günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.
    İbadet mekânı içerisinde Hz. İsa’nın yaşamı ile ilgili İncil’den alınmış kabartma ve tasvirler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Azize Helen ve Aziz Konstantin’in mermer heykelleri kilisenin dört köşesine yerleştirilmiştir.

    Günümüze iyi bir durumda gelebilen kilise Cumartesi ve Pazar günleri ayin yapılmaktadır.




    AZİZ YUHANNA’NIN KUTSAL KİLİSESİ (MERKEZ)


    İzmir Bayraklı yakınında Hacı Mutso Tepesi’nde (Tepekule) bulunan bu kilise Aziz Yuhanna’nın yedi kutsal kilisesinden ikincisidir.
    Aziz Paulos Smyrna’da yaşayan Hıristiyanlara mektuplar göndermiştir. Gerçekte burada Aziz Yuhanna’ya ithaf edilen bir kilise yapılmamış,
    kilise sözcüğü ile buradaki cemaat tanımlanmak istenmiştir.
    Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün burada yapmış olduğu kazılarda Roma dönemine ait kalıntılar ortaya çıkmıştır.



    SANTA MARİA KİLİSESİ (BORNOVA)


    İzmir ili Bornova ilçesi, Cumhuriyet Meydanı’nda Kars İlköğretim Okulu yanında bulunan bu kilise İzmir’de yerleşmiş İngiliz Kolonisi tarafından 1625 yılında yapılmıştır.
    1630 yılında yanan kilisenin yerine İngiliz Kolonisi ve İngiltere Başkonsolosluğu tarafından 1898 yılında yeniden yapılmaya başlanmış ve 1899 yılında tamamlanmıştır. Kilise Aziz John Evangelist’e adanmıştır.
    Kilise küçük bir yapı olup, içerisinde 150 kişinin oturabileceği bir mekân bulunmaktadır. Kilisenin yanına küçük bir de okul eklenmiştir. Kilise dikdörtgen planlı olup, kesme taştan yapılmıştır. Tek neflidir.
    Apsid kısmı iki mermer basamak ve mermer korkuluklarla ana mekândan ayrılmıştır. Liturjik kürsünün arkasında gotik üslupta sivri kemerli bir pencere bulunmaktadır. Pencere İncil'den alınma sahnelerle bezenmiştir.
    Ana mekân iki yandaki sivri kemerli pencerelerle aydınlatılmıştır. Kilise avlusuna sivri kemerli gotik üslupta bir kapıdan girilmektedir. Kilise günümüzde iyi bir durumdadır.



    KIZIL KİLİSE (BERGAMA)


    İzmir ili Bergama ilçesinde bulunan Kızıl Kilise (Serapis Mabedi-Kızıl Avlu) MS. II. Yüzyılda Roma döneminde Mısır Tanrılarından Serapis (Osiris) adına yapılmıştır. Yapının üzerindeki mermer kaplamaları dökülmüş ve kırmızı tuğlalar ortaya çıkmıştır.
    Bu yüzden de halk arasında Kızıl Avlu veya Kızıl Kilise ismi yakıştırılmıştır.

    Bizans döneminde ana binanın içerisine Aziz Yuhannes’e adanmış bir kilise yapılmıştır. Bu kilisenin yapımında Serapis Mabedi’ne ait yapı malzemeleri kullanılmıştır. Bu arada Apsisinde bazı değişiklikler yapılarak kilise daha belirgin olarak ortaya çıkarılmıştır.
    Bizans döneminde yapılan kilise iki nefli olup, ayrı bir apsis buraya eklenmiştir.

    Bu yapı ile ilgili birbirinden farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bazılarına göre agora, borsa dairesi, kent kütüphanesi, mahkeme, hamam olarak nitelenmiştir. Ancak 1932’de başlayıp 1938 yılına kadar süren Th.Wiegant’ın kazıları sonucunda burasının Mısır tanrısı
    Serapis’e adanmış olduğu kanıtlanmış, güneydeki yuvarlak kulede bulunan iki insan büyüklüğündeki Mısır üslubunda yapılmış heykellerin parçaları da bu iddiayı kuvvetlendirmiştir.

    Kilise ana bina ve iki yanındaki ek binalardan oluşmuştur. Bunlardan ön kısımdaki bölümde 200x100 m. ölçüsünde geniş bir avlu bulunmaktadır. Ana binanın 7.00x14.00 m. yüksekliğinde anıtsal bir girişi vardır. Bu girişin iki yanına beşer sütunlu revaklar yerleştirilmiştir.
    Ayrıca girişin karşısında da 20 sütunlu bir başka revak sırası bulunmaktadır. Bu revakların ortadaki dört sütunu bir bakıma ikinci bir anıtsal girişi meydana getirmiştir. Bu giriş 7.50x2.00 m. ölçüsünde tek parça monolitik mermerden yapılmıştır.
    Mermerlerin iki tarafında dikkati çeken beşer metre uzaklıktaki delikler de girişin tunç kapısına ait menteşe izleridir.

    Yapının döşemesi ve duvarları tamamen mermerlerle kaplanmıştır. Duvarlar boyunca bütün bu mekânı saran sütunların üzerinde bir balkon bulunuyordu. Ancak bu balkon günümüze gelememiştir. Bu bölümdeki iki küçük çukur üzerindeki podyumda on metre yüksekliğinde
    sanılan bir kült heykelin kaidesi bulunmaktadır. Bu podyumun içerisinden geçerek kaidenin ortasına çıkan rahiplerin Tanrı ile konuştuklarına inanılmıştır.

    Ana binanın iki yanındaki kuleye benzer silindir şeklindeki bölümlerin önünde yuvarlak ve ince uzun havuzlara yer verilmiştir. Birbirlerinden 16.20 m. aralıklı olan bu kuleler 15 m. çapında olup, yükseklikleri 19 m.dir. Duvarları moloz taş, küçük yontma taş ve kireç harçla yapılmıştır.
    Bunların üzerlerinin tuğla kubbelerle örtülü olduğu kemer izlerinden anlaşılmaktadır. Yan avlular da üç taraftan stoalarla kuşatılmış, bunların üzerine kadın ve erkek figürleri yerleştirilmiştir.



    PROTESTAN KİLİSESİ (BUCA)


    İzmir ili Buca ilçesinde bulunan Protestan Kilisesi 1838 yılında yapılmıştır. Kilise 1961 yılında Buca Belediyesine devredilmiş, 1991 yılına kadar Nikâh Salonu Belediye Meclis Salonu ve Emlâk Vergi Dairesi olarak kullanılmıştır.
    Bunun ardından kilise Buca Kültür Sanat Merkezi’ne dönüştürülmüştür.
    2001 yılında yapılan bir protokolle kilise restore edilmiş ve yeniden Protestanların ibadetine açılması kararlaştırılmıştır.
    Kilise kesme taştan L planlı olarak yapılmıştır. Gotik üsluptaki kilisenin sivri kemerli giriş kapısı ve ince uzun pencereleri bu üslubu yansıtmaktadır. Kilisenin kısa kenarlarında üçlü gotik pencerelere yer verilmiştir.
    Günümüzde iyi bir durumdadır.



    ERMENİ KİLİSESİ (MENEMEN)


    İzmir Menemen ilçesi, Esatpaşa Mahallesi’nde bulunan bu kilise XIX. yüzyılda yapılmıştır. Kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır.
    Kilise 1922 yılına kadar kullanılmış, Ermenilerin Menemen’den ayrılmasının
    ardından kendi haline bırakılmıştır. Bundan sonra bir süre askeri depo olarak kullanılmıştır.

    Kilise kesme taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmış, üzeri çatı ile örtülmüştür.



    HIRİSTİYAN KİLİSESİ (MENEMEN)


    İzmir Menemen ilçesi Camii Kebir Mahallesi’nde bulunan bu kilisenin de kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir.
    Yapı üslubundan XIX. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
    Rumların Menemen’den Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ayrılmasının ardından kendi haline bırakılmıştır. Bir süre tuz fabrikası olarak kullanılmıştır.
    Günümüzde Menemen Belediyesi Fen İşleri’nin deposudur.

    Kilise kesme taş ve tuğladan dikdörtgen planlı bazilika tipinde bir yapıdır. İç mekânı sütunlarla üç nefe ayrılmıştır. Üzeri kırma çatı ile örtülüdür.
    Günümüzde özelliğini yitirmiş olmasına
    rağmen ana hatları ile ayakta durmaktadır.



    ST. JEAN BSZİLİKASI (SELÇUK)


    İzmir ili Selçuk ilçesinde, Selçuk Kalesi’nin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nin güneyinde bulunan bu kiliseyi Bizans İmparatoru Iustinianus (527–565) MS. VI.
    yüzyılda Aziz St. Jean adına daha önceki
    yapı kalıntılarının üzerine yaptırmıştır.

    Tarihçi Eusibos’tan öğrenildiğine göre St. Jean MS.37–42 yıllarında Kudüs’ten ayrılmak zorunda kalmış, Anadolu’ya gelerek Hıristiyan dinini yaymaya çalışmıştır.
    Aziz Paulos’un öldürülmesinden sonra Ephesos’ta
    bulunan bugünkü yapıdan önce var olan bir kilisenin başına geçmiştir. Ölümünden sonra vasiyeti uyarınca bu kiliseye gömülmüştür. MS. VI. yüzyılda Hıristiyanlık Ephesos’ta güçlenince de
    mezarının üzerine ahşap
    çatılı bir bazilika yapılmıştır. Günümüze gelen kilise ise Bizans İmparatoru Iustinianus (527–565) tarafından MS. VI. yüzyılda yaptırılmıştır.

    MS. VII. ve VIII. Yüzyıllarda Arap akınları Selçuk’ta da etkili olunca, kesme taş ve tuğladan yapılmış olan kilisenin çevresi surlarla kapatılmış ve böylece şehir ile birlikte koruma altına alınmıştır.
    Kilisenin çevresi 20 kule ve surlarla çevrilmiş,
    Ephesos’a yönelik görkemli bir de kapı yapılmıştır. Bu kapıdan içerisine girilen kilisenin duvarlarında Troia kahramanlarından Achileus’un yaşamı ile ilgili bir friz bulunuyordu ki bu friz günümüzde Abbey Galeri’sinde bulunmaktadır.
    Kapıdan sonraki
    Atrium 34.70x47.00 m. ölçüsünde olup, arazi konumu buradaki duvarların yükseltilmesi ile giderilmiştir. Bu Atrium diğer bazilika Atriumlarından farklı bir plana sahiptir. Orta avlu, portikler ve gezinme yerleri olmak üzere üç
    bölümden meydana gelmiştir.
    Oldukça yüksek platform üzerindeki bu alanı genişletmek için de altına bazı yapı tesisleri yerleştirilmiştir. Portikin çevre duvarlarında batıda 13, güneyde 10, kuzeyde de 10 niş bulunmaktadır. Atriumun doğusunda beş kapı vardır. Bu kapılardan üçü narteks ile orta avlu arasındadır.
    Diğer iki kapı ise kuzey ve güney portiklerinin doğusundadır.

    Atrium ile nefler arasında uzanan beş küçük kubbeli narteks ince uzun dikdörtgen planlıdır. Kilisenin ibadet bölümü haç planlı, üç nefli ve klasik bazilika plan düzenindedir. Bu bölümün üzeri altı büyük kubbe ile örtülmüştür. Bunlardan ikisi orta nefin, ikisi transeptlerin,
    ikisi de orta mekânın üzerini örtmektedir. Kubbeleri taşıyan mermer ve tuğla ayaklar nefleri de birbirlerinden ayırmıştır. Sütun başlıklarının orta nefe bakan bölümlerinde İmparator Iustinianus ile karısı Theodora’nın monogramları görülmektedir. Aziz Jean’ın mezar odası ise orta nefin
    sonunda ve apsidin de önündedir. Bu bölüm iki basamakla yükseltilmiş ve daha belirgin bir şekle sokulmuştur.

    Kilisenin arkasında bulunan hazine binası X. yüzyılda şapele dönüştürülmüştür. Bu şapelin apsidine Hz. İsa’nın, Aziz Jean’ın ve diğer kilise büyüklerinin freskleri yapılmıştır. Bu şapelin yanı başındaki kuzey nef boyunca uzanan dar bir koridorun sonunda da vaftizhane bulunmaktadır.
    Vaftizhane çevresinde dar koridor ile iki salon vardır. Buradaki salonun ortasına ise iki yanı merdivenli yuvarlak bir vaftiz havuzu yerleştirilmiştir. Bu vaftizhanenin İmparator Iustinianus’tan önce V. Yüzyılda yapılan ilk kiliseye ait olduğu sanılmaktadır.

    St. Jean Kilisesi’ndeki çalışmalar ilk defa 1921–1922 yıllarında Yunanlılar tarafından başlamış, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra da Avusturya Arkeoloji Enstitüsü 1927–1930 yıllarında buradaki çalışmaları sürdürmüştür. Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü 1957–1958 yıllarında restorasyon
    çalışmalarına başlamış,
    kuzey nefteki ikinci kat sütunlarını ayağa kaldırmıştır. Bu arada Ord.Prof.Dr. Ekrem Akurgal başkanlığında, Efes Müzesi’nin de katkıları ile çevre düzenlemesi yapılmıştır. Günümüzde çalışmalar devam ettirilmektedir.



    MERYEM ANA KİLİSESİ & EVİ (SELÇUK)


    İzmir ili Selçuk ilçesine 9 km. uzaklıkta, 420 m. yükseklikteki Bülbül Dağı üzerinde bulunan Meryem Ana Kilisesi ve Evi Hıristiyan inancına göre kutsal sayılmaktadır. Panaya Kapulu olarak isimlendirilen bu yere Hz. İsa’nın ölümünden sonra
    Aziz Jean tarafından Hz. Meryem’in getirildiğine inanılmıştır.
    Bu olaydan 431 yıl sonra düzenlenen konsil tutanaklarında da bu konuya geniş yer verilmiştir.

    Buna tutanaklara göre; Aziz Jean Hz. Meryem’i burada hazırlattığı eve götürmüştür. Clement Brentano 1878’de Meryem Ana’nın hayatı ile ilgili incelemeler yaparken bu evi de araştırmıştır. Bunun ardından İzmir Koleji Müdürü Lazarist ve rahip Eugene Poulin Brentano’nun
    yazdıklarının doğruluk derecesini araştırmışlardır.
    Bu nedenle de Efes’in güneyindeki dağlarda uzun süre dolaşmışlar ve sonunda bugün Meryem Ana Evi olarak bilinen Panaya Kapulu’daki evi bulmuşlardır. Bulunan ev Katherina Emmeric (1774–1824) ve Clement Brentano’nun söylediklerine aynen uyuyordu. Bundan sonra toplanan
    Hıristiyan din adamları Hz. İsa’nın ölümünden sonra
    Hz. Meryem’in Panaya Kapulu’da yaşadığı görüşünü benimsemişlerdir. Monsenyör Timoni 1892’de burada dini bir tören yapılmasına izin vermiştir. Katolik Kilisesi bu konu üzerinde önceleri çekimser kalmış ve Papa 23.Johannes 1961 yılında bu tartışmalara son vererek burasını bir haç
    yeri olarak ilan etmiştir.

    Günümüzde Ephesos Magnesia kapısından Bülbül Dağı’na uzanan yol Panaya Kapulu’ya gelmektedir. Buradaki küçük bir meydanda evin yanında yuvarlak sarnıç, tepenin çevresinde kemerli duvarlar görülmektedir. Ayrıca burada yapılan kazılarda da pişmiş topraktan iki lahit ve bazı mezar hediyeleri ile
    karşılaşılmıştır.

    Hıristiyanların kutsal olarak nitelendirdiği suyun bulunduğu sarnıcın yanındaki yolun sonunda haç planlı, üzeri küçük kubbe ile örtülmüş bir kilise bulunmaktadır. Moloz taş ve tuğladan yapılmış olan bu kilise
    VII.-VIII. yüzyılda yapılmıştır. Meryem Ana Evi’nin kutsal haç yeri ilan edilmesinden sonra buradaki
    Meryem Ana Evi’nin kalıntıları
    üzerine küçük bir şapel yapılmıştır. Eski yapı ile sonradan yapılan şapelin duvarlarının birbirinden ayrılması için her ikisi arasına kırmızı renkte boya ile bir çizgi çekilmiştir.
    İki tarafında nişler bulunan kemerli bir girişten sonra tonozlu bir sahanlığa gelinmektedir. Buradaki apsiste Hz. Meryem’in heykeli bulunmaktadır.
    Bu heykelin XIX.
    yüzyılda buraya konulduğu sanılmaktadır. Bunun önünde gri renkli taban mermerlerinden ayrılan bölümün ocak olduğu saptanmıştır. Nitekim burada yapılan kazılarda MS. I. yüzyıla tarihlendirilen ev temellerinin
    kalıntıları ile kömür parçaları bulunmuştur. Bu bölümün güneyindeki küçük odanın doğusunda bir niş bulunmaktadır.
    Bu odada Müslümanlar tarafından namaz kılınmaktadır.
    Duvarlarında Kuran’da ismi geçen Meryem Ana ile ilgili surelere yer verilmiştir. Bazı araştırmacılar tarafından bu odanın Meryem Ana’ya ait yatak odası olduğu iddia edilmiştir.

    Bu şapeli Papa VI.Paulus 1967’de Papa II.Johannes Paulus 1979’da ziyaret etmişlerdir.



    AYİOS IOANES PRODROMOS (VAFTİZCİ YAHYA) KİLİSESİ (SELÇUK)



    İzmir ili Selçuk ilçesi Şirince Köyü’nün batısında yüksek bir teras üzerinde bulunan ve Kubbeli Kilise olarak da nitelenen bu yapı, onarım kitabesinden öğrenildiğine göre
    Vaftizci Yahya (Ayios Ioannes Prodomos) adına Heliapolis’in (Aydın) kutsal rahibinin emri ile Siphnoslu Kallinikos’un yardımları ile 1805 yılında yaptırılmıştır.
    Ayrıca çevredeki Hıristiyanların da maddi katkıları olmuştur. Kilise büyük olasılıkla 1800 depreminde yıkılan eski kilisenin üzerine yapılmıştır. Kapı üzerindeki 1832 tarihli bir

    kitabeden de ikinci kez bir onarım geçirdiği anlaşılmaktadır. Efes Müzesi ve Amerikan Enstitüsü tarafından 1990’lı yıllarda yeniden restore edilmiştir.

    Günümüzde özel bir mülkiyetin bahçesinde kalan bu kilise, 13.40x20.20 m. ölçüsünde, üç nefli ve dikdörtgen planlı olup, kesme taştan yapılmış, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür.
    Taş döşeli narteksten sonra naosa geçilmektedir. Mihrap nişi ve çevresinde bezeme elemanlarına rastlanmamaktadır.

    Kilise girişinde okul veya rahip evi olan küçük bir avlu bulunmaktadır. Avludan kuzey yan nefine girilen kilisenin orta bölümü sütunlar ve ayaklarla üç nefe ayrılmıştır.
    Bunlar iki kubbe ve tonozlarla örtülmüştür.
    Ayrıca apsisin üzerinde de yarım bir kubbe bulunmaktadır. Her iki kubbe arasında da tonozlu bir geçit bulunmaktadır. Yan neflerin üzerinde çapraz tonozlar ve üçer tane de küçük oval kubbe bulunmaktadır.

    Kilisenin günümüze gelebilen bezemeleri arasında, apsisin iki yanında küçük nişler halinde Hz. İsa figürleri bulunmaktadır. İsa’nın başının üzerinde son peygamber olduğunu belirten monogramlar bulunmaktadır.
    Bu tür figüre Hıristiyan mozaik ve resim sanatında çok az rastlanmaktadır.

    Kilise 1960’lı yıllara kadar sağlam durumda gelmiş, 1980 yılında batı kubbesi ile tonozları yıkılmıştır.




    AYASOSTİ KİLİSESİ (AHŞAP TONOZLU KİLİSE) (SELÇUK)


    İzmir ili Selçuk ilçesi Şirince Köyü’nün girişinde, tepe üzerinde bulunan bu kilise XIX. yüzyılda Şirince’de yaşayan Rumlar tarafından yaptırılmıştır. Kilisenin kitabesi
    günümüze gelemediğinden gerçek ismi bilinmemektedir.
    Kurtuluş Savaşı’ndan sonra mübadele sonucunda Yunanistan’dan gelen göçmenler tarafından bu kilisenin cami olarak kullanıldığı, çarpık bir mihrap izinden anlaşılmaktadır.

    Kilise bazilika üslubunda dikdörtgen planlıdır. Narteks kısmı yıkılmış ve günümüze gelememiştir. Moloz taş ve ahşap, kâgir olan kilisenin üzeri kırma bir çatı ile örtülüdür.
    Kilisenin mermer tabanı ve taş döşeli mekânlarındaki malzemelerden bazılarının Selçuk’taki İsa Bey Camisi ve St. Jean Bazilikası’ndan getirildiği iddia edilmektedir.
    İbadet mekânı oldukça kalın söveli sekiz pencere ile aydınlatılmıştır.
    Kilisenin naos kısmında bulunan üç yönlü mihrap ve duvarları fresklerle bezenmiştir. Günümüze gelebilen bu freskler panolar halinde olup, XIX. yüzyılın sonlarında yerel Rum sanatkârlar tarafından yapılmış
    12 havari resimleri görülmektedir.
    Bu resimlerden Andreas ve Markos’un isim ve resimleri iyi bir durumda günümüze gelebilmiştir.

    Kilise günümüzde harap bir durumdadır.



    KONSÜL (ÇİFTE KİLİSELER) KİLİSESİ (SELÇUK)


    İzmir Selçuk ilçesinde, antik Ephesos kentinin sınırları içerisinde, Bizans hamamlarının karşısında bulunan bu kilise, antik kentin güney kapısından girildikten sonra batıya uzanan yol üzerinde yer almaktadır.
    Kilise büyük olasılıkla MS.
    II. Yüzyılda İmparator Hadrianus (117–138) devrinde yapılmış Roma dönemine ait bir yapının üzerine Bizans döneminde bazilika olarak yapılmıştır. Bu dönemde Meryem Ana’ya adanan yapıda 431–438 yıllarında
    konsül toplantıları yapılmıştır.
    Bu kilisede 431.Konsil toplanmış ve Hz. Meryem’in Tanrı anası olduğu kabul edilmiştir.

    Bu yapıyı J.Keil, Mousion olarak tanımlamış, E.Reisch bu yapının borsa binası (Deigma) olduğunu iddia etmiştir. Bu kalıntı üzerine yapılan kilise Aziz Markus adına izafe edilmiştir. Burada yapılan kazılarda 1904 yılında ortaya
    çıkarılan bir kitabede de kilisenin
    Hz. Meryem için yapıldığı belirtilmiştir. Bu bakımdan yapının kimin adına yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır.

    Kilisenin ilk yapımında üç nefli olduğu, daha sonra yapılan ilavelerle beş nefe çevrildiği sanılmaktadır. Kilise 26.50x29.50 m. ölçüsündedir. MS. VII. Kilisenin apsidine açılan bir kapı ile geçilen ikinci bir kilise yanına yapılmış ve böylece kilisenin adı
    Çifte Kiliseler’e dönüşmüştür.
    Bunun yanına da papazların yaşadığı bölümler eklenmiştir.

    Yapı kesme taştan dikdörtgen planlı olup, önünde sütunlu bir girişi bulunmaktadır. Kilisenin narteksi taban mozaikli olup, ayrıca vaftiz yerinin ortasına da vaftiz havuzu yapılmış ve bu bölümün duvarlarına kabartma haç motifleri yerleştirilmiştir.
     
İzmir Şehir Tanıtımı konusuna benzer içeriklerimiz
  1. Kastamonu Şehir Tanıtımı

    GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 13.108 km² Nüfus: 423.611 (1990) İl Trafik No: 37 Eski bir yerleşim merkezi olan Kastamonu il merkezi ve ilçelerinde bir çok eski eser ziyarete açıktır. Belli başlıları Araç, Taşköprü, Küre, Abana ilçeleri sit alanı kapsamındadır. Taşköprü'de Zımbıllı Tepe (Pompeipolis), İnebolu'da Abeş Kalesi, Geriş Tepesi, Çatalzeytin'de Ginolu Koyu, Cide İlçesinde...
  2. Niğde İli Şehir Tanıtımı

    niğde şehir merkezi niğde şehri ili tanıtımı niğdenin tanıtımı Yüzölçümü:7312 km² Nüfusu:331.677 İl Trafik No.:51 Telefon Alan Kodu:388 İlçeleri :Niğde (merkez), Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik, Ulukışla. Başlıca Dağları :Demirkazik tepesi, Hurç tepesi Sıcaklık:En düsük -27,5 C en yüksek 38,6 C Yağış Oranı:Yillik ortalama 347 mm. İlgi Çekici Yerleri:Güzelyurt, Çiftehan ve Ziga Kaplıcaları,...
  3. Karaman İli Şehir Tanıtımı

    karaman ili karaman şehir merkezi şehri nerededir nerde 70 KARAMAN ( Kod : 338 ) Vali Fatih ŞAHİN Valilik 213 10 12 İl Emn. Md. 213 10 79 İl Jn. Kom. 212 95 00 Bld. Bşk. 213 88 88 İlçe Sayısı 5 Belediye Sayısı 16 Köy Sayısı 158 Yüzölçümü 9.163 Nüfusu 243.210 Dil Seç Choose the tongue GENEL BİLGİLER Karaman, İç Anadolu Bölgesi'nin güneyinde, Konya-İçel-Antalya illeri arasında...
  4. Nevşehir İli Şehir Tanıtımı

    nevşehir tanıtım nevşehir ili tanıtımı nevşehirin tanıtımı ilinin özellikleri Genel Bilgiler Yüzölçümü: 5.467 km² Nüfus: 309.914 (2000) İl Trafik No: 50 Nevşehir, tarih ve doğanın iç içe geçerek, bütünsel bir güzellik sergilediği beldeleri ve bölgede yaşamış uygarlıkların zenginleştirdiği kültürel birikimi ile Türkiye’nin eşsiz turizm...
  5. Osmaniye Şehir Tanıtımı

    osmaniye şehri osmaniye şehir merkezi tanıtımı osmaniyenin tanıtımı Yüzölçümü: 974 km²Nüfus: 154.629Yukarı Çukurova’da, Ceyhan Nehri’nin doğu yakasında yer alan, alabildiğine geniş hinterlandıyla Osmaniye; Ceyhan Nehri, Hamıs, Karaçay, Kesiksuyu ve Sabun Çayları nedeniyle sulak, hem de Çukurova’yı doğuya bağlayan yolların kavşağında olması nedeniyle işlek bir bölgededir. Çukurova'ya has...

Sayfayı Paylaş

Meleklermekani.Com misafirleri bu sayfayı şunları arayarak geldiler :

  1. izmir tanıtan kısa bir yazı

    ,
  2. izmir i tanıtan kısa yazı

    ,
  3. izmiri nasıl tanıtırız

    ,
  4. izmiri tanıtan afiş,
  5. bir ilceyi nasil tanitiriz