gebe
  1. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0

    Kadın Eğitimi ve Atatürk

    Konu, 'Eğitim ve Kadın' kısmında Bilge Gökçen tarafından paylaşıldı.

    ilk karma eğitim cumhuriyetle birlikte kavuştuğumuz hak ve hürriyetler atatürk sayesinde kavuştuğumuz hak ve hürriyetler atatürk döneminde kadın hakları sayesinde özgürlükler Atatürk kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin her alanda çağdaş ve dünya ülkelerine örnek bir devlet olmasını istiyordu. Devleti idare şeklinde, kılık kıyafette eğitimde ve hukukta yapılan köklü değişiklikler bu yolda önemli adımlar oldu. Bu zincirin bir halkası da "Kadın Hakları"ydı. O'na göre kadınların erkeklerle eşit olmadığı bir toplum "Ben medeniyim." diyemezdi. 30 Ağustos 1925'te Kastamonu'da yaptığı konuşmada;
    "Bir sosyal topluluk, bir millet, erkek ve kadın denilen iki tür insandan oluşur. Kabil midir ki, bir kitlenin bir parçasını geliştirelim, diğerine müsamaha edelim de kitlenin bütününü ilerletebilmiş olsun. Mümkün müdür ki, bir insan topluluğunun yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer bölümü gökyüzüne yükselebilsin. Şüphe yok, gelişmenin adımları dediğim gibi, iki cins tarafından beraber arkadaşça atılmalı ve gelişme ve yenilik alanında birlikte, kesin bir tavır alınmalıdır. Ancak böyle olursa inkılâp başarılı olacaktır." diyerek inkılâpların ana felsefesini ve kadın hakları ve eğitimi konusunun önceliğini belirtmişti.

    O dönemde İstanbul'da bulunan bir İngiliz muhabiri; "Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları memlekette birçok yenilikler yapabilirler, pek çok şeyi değiştirebilirler; lâkin yalnız bir şey yapamazlar o da kadınların hayatını değiştirmektir…" diyerek bu konudaki çe -kincelerini dile getirmişti.
    İngiliz muhabirin dile getirdiği düşünceler Avrupa'daki genel kanının bir örneği konumundaydı. "…kadınlarımızın da aynı tahsilden geçmeleri sağlanacaktır..." diyen Atatürk genel kanının aksine atılımları peş peşe gerçekleştirmişti.

    İlk olarak 3 MART 1924'te Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu çıkarttırmıştı. Böylece Tanzimat Dönemi'nden kalma ikili eğitim sistemi kaldırılmış, millî ve çağdaş eğitimin temelleri atılmıştı. Bu kanun, kadını ve erkeği ile Türk milletini çağdaşlaştırma yolunda önemli bir adım olmuştu. 17 Şubat 1926'da kabul edilen Türk Medenî Kanunu, kadınlarımıza ileri düzeyde bazı haklar tanımıştı. Getirilen yenilikler bunlarla sınırlandırılmamıştı.


    Ulu Önder'in karma eğitim konusundaki kararlı tutumu sonucunda III. Heyet-i İlmiye'nin 1926 yılında aldığı kararlar ışığında 1927-1928 öğretim yılından itibaren karma eğitime geçilmişti. Bu sayede kız-erkek öğrenciler bir arada okumaya başlamıştı.

    Karma eğitim, o devirde yapılabilecek en büyük atılımdı. Bu sayede kadınlarımız yavaş yavaş kendilerini çevreleyen duvarı yıkıp eğitim ve iş hayatında görünmeye başlamışlardı. Zira, o yıllardaki istatistiklere baktığımızda; Atatürk döneminde ilk öğretim kademesindeki en yüksek artış % 352 ile kadın öğretmenlerde ve % 323 ile kız öğrencilerde görülmüştü.

    Modern Türk kadınının bilgi, beceri ve davranış yönünden yetiştirilmesini amaçlayan kız enstitülerinde kız öğrencilerin sayısında % 225 artış sağlanmıştı. Cumhuriyet kurulduğunda yüksek öğretimde hiç kadın öğretim üyesi yokken Atatürk'ü kaybettiğimiz 1938 yılında bu sayı 99'a çıkmıştı. Genel olarak yüksek öğretim kurumlarında erkek öğrenci sayısı % 220 artmışken, kız öğrencilerin sayısı % 525 artış göstermişti. Bu artışlar, Atatürk döneminde kadın erkek eşitliğine önem verildiğinin en büyük kanıtı durumundadır.

    Kurtuluş yolunun eğitimden geçtiğine ve bunun da kilit noktasının kadın olduğunun en başından beri farkında olan Atatürk'ün kadınlara sağladığı bu haklar ve bu haklara kadınların gösterdiği yoğun ilgi sonucunda kadınlar ikinci sınıf insan kategorisinden çıkmış ve çağdaş medeniyetler seviyesindeki yerini almıştı. Gün geçtikçe Türkiye'nin dört bir yanına yayılan eğitim imkânı bir nevi Ulu Önder'in Kurtuluş Savaşı'nda destanlar yaratan Türk kadınına itibarını geri vermesiydi. Eğitim alanında sağlanan bu haklar, diğer alanlardaki pek çok hakkı da beraberinde getirmişti. Mesleğe yönelik okullar açılmış ve buradan mezun olan kadınlar doğrudan Türk iş hayatındaki yerlerini almışlardı.


    Örneğin; 1927 yılında ilk kadın doktorlarımız görevlerine başlamışlardı. Müteakiben kadınlara siyaset yolu da açılmıştı. 1931 belediye seçimlerinde siyasal haklara kavuşturulan Türk kadınları, bu haklarını ilk defa 1933'te kullanmışlar ve İstanbul ile diğer kentlerde belediye ve yaşlılar meclisine seçilmişlerdi.

    Aynı yılda Hitler'in NSDAP partisi Almanya'da iktidara gelip, Alman kadınlarını "çocuk, kilise, mutfak" alanlarına hapsetmişti.

    Öncü olmanın, bir millete liderlik yapmanın, onu topyekün ileri götürmenin ne kadar meşakkatli ve önemli olduğunu Ulu Önder Atatürk'ün neden diğerlerinden daha üstün bir devlet adamı, bir lider olduğunu yukarıdaki örnekte bir kez daha açıkça görmekteyiz.

    Bir tarafta eve kapatılmış, diğer tarafta zincirlerinden kurtulmuş her türlü hakka sahip olan kadınlar…

    Atatürk, toplumsal anlamda yaptığı değişikliklerin dışında bireysel olarak da bu konularda duyarlı davranmıştır. Baktığımız zaman manevî çocuklarının birisi hariç tamamının kız olduğunu görürüz. Hepsinin eğitimleriyle bizzat kendisi ilgilenmişti. Afet İnan, O'nun girişimleri sonucunda tarih profesörü, Sabiha Gökçen ise savaş pilotu olmuştu ki, Sabiha Gökçen'in savaş pilotluğu eğitimi aldığı yıllarda dünyanın çoğu yerinde kadınlar ilk öğretim seviyesinde eğitim dahi alamıyorlardı. 18 Nisan 1935'te bizzat kendisinin çabaları sonucunda milletler arası ilk kadın kongresi İstanbul'da toplanmıştı.

    Geçmişte evinden sayılı gün çıkabilen, erkeklerle yan yana dolaşmaları yasaklanan kadınlarımız, Cumhuriyet dönemiyle birlikte uygar bir seviyeye ulaşmıştı. İlerlemeyi ve ilelebet payidar olmayı kafasına koymuş bir milletin uyanışında öncü olmuşlardı. Kadın demek, hayatın yarısı demekti. Ve bizim bu yarımız Cumhuriyet döneminde 20 nci yüzyıl dünya kadınlarına örnek olacak konuma gelmişlerdi. Görülen bütün gelişmeler "Türk Anası"nın daha iyi yetişmesini ve bilgili hale gelmesini sağlamıştı.
    Günümüz Türkiyesinin gençleri bilinçli, sağlıklı ve erdemli olarak yetişmiş, yetişiyor ve yetişecek olmasını Cumhuriyet döneminde kavuştuğu eğitim şansıyla kendisini en iyi şekilde yetiştiren Türk Analarına borçludur.


    alıntı

     
    karakuzu bunu beğendi.
  2. karakuzu

    karakuzu Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    31 Ocak 2012
    Mesajlar:
    1.496
    Beğenilen Mesajlar:
    476
    Ödül Puanları:
    113
    Mustafa Kemal Atatürk.... Adini bile duyunca etkileniyorum. Bir de böyle yazilar okudukca hayranligim kat kat artiyo. :)
     
Kadın Eğitimi ve Atatürk konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Eğitim ve Öğretim Hakkında - Atatürk

    Eğitim ve Öğretim Hakkında - Atatürk

    EĞİTİM VE ÖĞRETİM HAKKINDA İlköğretimde hedefimiz, bunun umumî olmasını bir an evvel gerçekleştirmektir. Bu neticeye varmak, anCak, fasılasız tedbir almakla ve onu metodik uygulamakla mümkün olabilir. Milletin başlıca bir işi olarak, bu konuda ısrar etmeyi lüzumlu görüyorum. Sanat ve teknik okullarına rağbet artmıştır. Bunu sevinçle söylerken, her türlü teşviki artırmak lâzım olduğunu...
  2. Atatürk ve Kadın...

    Atatürk ve Kadın...

    Büyük Önder Atatürk'ün Biz Kadınlara verdiği değeri açıklayan sözü
  3. Köylü Kadın Ve Atatürk....

    Köylü Kadın Ve Atatürk....

    İNANIN ÇOK DUYGULANDIM... Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadınarastladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu. Merhaba nine Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle; Merhaba dedi. Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle birduraklayıp, Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisimi? Paşa gülümsedi. Ne sahibiyim ne de...
  4. Atatürk, Eğitim ve Öğretmenler

    Atatürk, Eğitim ve Öğretmenler

    Atatürk, büyük bir asker, büyük bir devlet adamı ve diplomat olduğu kadar, eğitim alanında da milletimizin çağ değiştirmesini, atılım yapmasını sağlayan büyük bir önderdir. Atatürk'ün Millî Eğitim konusuna gösterdiği ilgi ve bu konuda ileri sürdüğü görüşler incelendiği zaman, bu konuya adeta bir eğitim düşünürü gibi eğildiği, konunun bütün...
  5. Atatürk ve TÜRK Kadını

    Atatürk ve TÜRK Kadını

    "Türk kadını dünyanın en münevver, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır siklette değil, ahlakta, fazilette ağir, vakur bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi, Türk’ü zihniyetiyle, azmiyle muhafaza ve mudafaaya kadir nesiller yetiştirmektir. Milletin menbaı, hayat-ı içtimaiyenin esası olan kadın, ancak faziletkar olursa vazifesini ifa edebilir. Herhalde kadın çok yüksek...

Sayfayı Paylaş