gebe
  1. handanca

    handanca Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.684
    Beğenilen Mesajlar:
    106
    Ödül Puanları:
    63

    KaDıN'ı hiç böyle anladınızmı?

    Konu, 'Kadınlar' kısmında handanca tarafından paylaşıldı.

    Kadınların dünyasında günlük hayat, birçok ince ve küçük ayrıntılarla doludur.

    [​IMG]

    Bu durum kadınların hassasiyetinden kaynaklanır.Onların önemsedikleri ayrıntıların erkekler tarafından ihmal edilmesi, hatta önemsenmemesi onları kırar ve kızdırır.


    Kadınların dünyasında hisler, ilişkiler, paylaşmak, sevmek çok önemlidir.


    [​IMG]

    Erkeklerin aksine kadınlar bir sorunları olduğunda bunu konuşarak paylaşmak isterler. Böylece rahatlar ve güven hissederler. Eğer karşısındaki onları dinlemezse rahatsız olurlar.


    [​IMG]
    Kadınların dünyasının birkaç anahtar kelimesi vardır.


    Duygu

    İletişim

    Sevgi


    Paylaşmak

    [​IMG]


    -Bir kadın için duygularını ifade etmek çok önemlidir.

    Erkeklerde ki amaçlarına ulaşmak, sonuç almak gibi kaygılar öncelikli değildir.


    -Kendi duyguları kadar karsışındaki insanın duyguları da önemlidir.Bu nedenle iyi bir dinleyicidirler.

    -Kadınlar bir sorunları olduğunda kabuklarına çekilmek yerine (erkeklerde olduğu gibi) iletişime girmeyi tercih
    ederler. Çok rahat yardım önerisinde bulunur ve yardım önerilerini kabul ederler. Hislerine olan güvenleri onları iletişime geçmek konusunda yönlendirir.

    -Konuşarak, paylaşarak iletişime geçerler.

    -Sevgi, şefkat ve bunların ifade edilmesi son derece önemlidir.

    Sevdiklerini söylerler ve sevildiklerini duymak isterler.
    Duygularını paylaşmak, sevginin gelişmesi için fırsat

    verir. Fikir vermek ve çözüm önerileri sunmak sevgi ifadesidir.



    [​IMG]


    -Kadınlar için sorunlarını paylaşmak son derece doğaldır.
    Tüm duyguları potansiyel paylaşım alanıdır. Paylaşarak destek verirler ve destek ararlar. Böylece kendilerini rahatlamış ve ilişkilerini güçlendirmiş

    hissederler. Erkeklerin duygularını ve sorunlarını sıklıkla paylaşmamalarını anlayamazlar. Hatta yanlış anlarlar. Erkekler kabuklarına çekildiklerinde kendilerini sevmediklerini, ilişkilerinin kötüye gittiğini zannederler.


    Kadınlar için varolan duyguların, sevginin, ilişkinin çeşitli yollarla gelişmesi ve sağlamlaşması lazımdır.

    Bunu da konuşarak, paylaşarak, öneride bulunarak yapmaya çalışır.


    [​IMG]

    Erkekler içinse ortada düzeltilmesi gereken bir aksaklık yoksa hiçbirşeye dokunmamak esastır.


    Kadınların sevgilerini ifade etmek için gösterdikleri tüm çabaların bu yüzden yanlış anlaşılması muhtemeldir.


    Her şeyden önce bir Türk kadını eğitimli olmalı..... Eğitim,özellikle kadınların eğitim eksikliği ülkemizin en büyük sorunlarından birisi. Eğitim almış bir kadın iyi ve kültürlü bir eş,eğitici,yaratıcı bir annedir.Aynı zamanda ayakları üzerinde durabilen güçlü bir kadındır O. Bence bir kadın erkeğinin (eşinin)her şeyi olabilmeli.

    [​IMG]


    Eğitim almış ve aynı zamanda çalışan bir kadın işinde başarılı olduğu kadar,evinde de mükemmel olmalı.Anneliğini ve bir kadın (bir eş) olduğunu unutmamalı. ‘’Bende çalışıyorum’’ ‘’Para kazanıyorum’’kadınların görevlerini asla unutturmamalı. Eşine, annesi kadar karşılıksız sevgi ve ilgi gösterebilen,arkadaşı (dostu)kadar vefalı,saygılı; sevgilisi kadar her an sıcacık ve heyecan dolu bir kadın mükemmel kadındır. Erkeğinin varlığına ve yokluğuna kanaat eden, daima eşine destek ve güç veren, sevgi ve saygı dolu,eğitimli çalışan kadın; hele ki evinde zevkle çalışan, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için çabalayan sadık bir eş,önünde şapka çıkartılacak kadındır. Kadın ,Erkek eşitliği bence yoktur.



    Erkekler ve Kadınlar görevlerini bildiği sürece, saygı var olduğu sürece sorunlar azalacak hatta tamamen Ortadan kalkacaktır. Olağan üstü durumlar dışında,(hastalık vs.)erkeklerin kadınların işlerini yapmalarını pekte uygun bulmuyorum.Kendisi istediği,eşiyle mutfakta yada o iş yaparken geçireceği süreyi birlikte geçirmek adına karısına yardım eden erkeklere ne ala.....Ama kadının eğitim almış ve çalışıyor olmasını gerekçe göstererek Erkeğinden ille de yardım beklemesine,hatta kadının görevlerini erkekle paylaşmasını hiç doğru bulmuyorum. Anadolu’daki ve köylerimizdeki kadınlarımız tipik Türk kadını,örnek bir eş ve ideal bir annedir.Vefalı,sadık saygı dolu.......Onların tek eksikliği eğitim alamamış olmalarıdır.Eğitim alma fırsatı tüm kadınlara verildiğinde; İşlerinde, evlerinde mükemmeller yaratan eşler,anneler göreceksiniz. ÇÜNKÜ KADINLAR ÇOK KUTSAL VE SON DERECE FEDAKAR,ÜRETKEN VARLIKLARDIR....!!!


    Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!

    Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
    Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte.Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok!
    [​IMG]

    Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. ! O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz,
    ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler.
    Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!


    Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki!
    Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.

    Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra.

    Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni
    acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı...

    Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeç! en kadınlardır aslında. Her
    damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...

    İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
    Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki!


    Niye sarılalım ki!
    Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
    Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!


    Bir kadını tanımak... Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal


    kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları,kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük yalanları,büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra'da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı... Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle baslar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar. Hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla tanık olunur tutkuların gücüne. Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi... Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi... Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi bugüne değin??? Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti, kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.


    Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum… Sokakta, vapurda, okulda, kuaförde, orda, burda…

    Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlığı unutalı daha kaç on yıl oldu ki?
    Solaryuma girmeye, çıplak gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu?

    Çevremde gördügüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim. Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardaki kadınların hoşuma giden özelliklerini ekledim. Gözlerimi kapadım, Osmanlı zamanından kalma, hani şu afet-i devran denen kadınları düşündüm. O nasıl bir cazibedir ki, peçelerin ardından bile erkekleri aşık eder.

    Bir Fransız kadınının zarafetini düşündüm sonra, bir İspanyol kadınının ateşini ve bir Türk köylü kızının tazeliğini.

    Kadının güle benzemesi gerektigine karar verdim sonunda. Kadının hası güle benzer. Rengiyle, kokusuyla, dikeniyle. Açın televizyonu, bir tane gül görüyor musunuz?

    Kadının hası…
    Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaslı ve sıcak olur.
    Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da hakkını verir. Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreginde. Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.

    Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.

    Kadının hası nerede, nasıl davranacagini bilir.
    İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını gibi, adabıyla, raconuyla istediğini alır.

    Dırdır etmez. Çok konusup, baskı yapıp erkeği bezdirmez. Yüz göz olmaz kadının hası.

    Bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar. Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da, kızmayı da. Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.
    [​IMG]
    Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur. Kendine saygısı, güveni vardir. Erkeğine can yoldaşı olur, destek olur, onu dinlemeyi bilir. Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın.

    Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz adamların suratına. Hülyali bakışları da olsa, zihni uyanik olur.

    Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
    Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında.




    Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu… arada bir pencereye yaslar başını, sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler.


    Olgunluguyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki, yine şaşırtır onu.

    Sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez. Huzur verir varlığıyla. İçmesini de bilir kadının hası. Bazı akşamlar anason

    kokulu tüter sofrasının sıcağı. İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın. Kibirli olmaz.

    Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz kafası. Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar, söyleyecek sözü vardır.
    Kişiliklidir. Beceriklidir.

    Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte, profesör de olsa, sultan da olsa, ***sör de olsa üzülür.

    Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındakı kızlara benzemez.

    Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır. Albenisi metrelerce öteden çarpar adamı. Ne kadar örtünecegini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına göre bilir. Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez. Uzun saçları vardır Kadının. Yumuşak olur, güzel kokar. Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir.


    Kadına yaraşmaz sorhoşluk. Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir; ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler.

    Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar. Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar. Kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.

    Has kadına naz da yakışır, kapris de. Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki, onun nazını erkek zevkle çeker.

    Gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur.



    [​IMG]


    Bir kadın çocuktur aslında.


    Çocuk gibi davranmayi sever.
    Erkegin kendisine bir cocuga gösterdigi sefkati göstermesini de ister.
    Bir cocugu oksar gibi incitmekten korkarak oksamalidir erkek kadini.

    Ama her kadin cocukca da olsa dinlenilmesini, dikkate alinmasini ister.
    Yani bir kadinin cocukluk yapmasina izin vereceksiniz,
    ama asla onu bir cocuk olarak görmeyeceksiniz.


    Bir kadin güçlüdür aslinda.
    Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.
    Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasini sevmez.
    Ister ki erkegin gücü kendisine huzur versin.
    Kendi kendine yapabilecegi seyleri bile erkegin yapmasini bekler.
    Böylece hem daha kadin oldugunu hissedecektir hem de erkeginin ne kadar
    güçlü oldugunu görecektir. Ancak kadin gücünü göstermek istediginde onu engelleyemezsiniz.
    Yapmak istedigi bir sey varsa mutlaka yapar.


    Bir kadin sevgilidir aslinda.
    Içinde her zaman sevgiyi tasir.
    Sevdiklerinden kolay kolay ayrilamaz. Sevdiklerini kolay kolay
    kıramaz. Zor sever ama tam sever.
    Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreginin kabul ettigini beyninin de kabul etmesi gerekir.
    Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsiniz.
    Belki kolayca yüregine girebilirsiniz.
    Ancak beyninde yer etmemisseniz her an terk edilebilirsiniz.
    Sevmedigi halde terk etmeyen kadinlar da var elbette.
    Bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acimak" duygusudur.


    Bir kadın yalnızdır aslında.
    Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz.
    Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır.
    O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez.
    Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz.
    Yalnızlık onun sığınağıdır.
    O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir.
    Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

    Bir kadın bilgindir aslinda.
    Neler yapabilecegini erkek akli hayal bile edemez. Yaraticiliginin siniri yoktur.
    Ama bunu ortaya çikartmak için hayatinin erkegini bekler.
    Hoyratça harcamaz yaraticiligini sadece erkegine saklar.
    Bir kadinin gerçek erkegi olmayi basarabilmisseniz çok sanslisiniz demektir. Çünkü yasaminiz asla siradan olmayacaktir.

    Bir kadin hayattir aslinda.
    Çünkü hayatin içinde olan hersey ancak kadinlar oldugunda anlam kazaniyor. Yemek yemek, su içmek bile.
    Bir kadinin elinden içtiginiz suyla kendi kendinize bardagi doldurup
    içtiginiz su arasindaki lezzet farkini anlayabiliyor musunuz?


    Anliyorsaniz ne mutlu size. Anlamıyorsanız, ne yazik ki yaşamıyorsunuz.

    [​IMG]


    Bir kadını tanımak...Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak...

    Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak; zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de... Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra’da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar...
    [​IMG]
    Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...
    Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır hayatın sırrına ancak aşkla varılacağı.Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı...Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir.
    Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine... Kendine inananlara, aşka inananlara koşar.Hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın.Bir kadını sevmekle başlar her şey ama; bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere...
    Hayatla dalga geçmesini bilir kadın...Tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi.Ağız dolusu gülüşlere teslim olur.Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla tanık olunur tutkuların gücüne.Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi...Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever.
    Dedim ya bir dünyadır kadınlar...
    Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...
    Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi...
    [​IMG]

    Şimdi bir düşünün...

    KAÇ KADINI değil; BİR KADINI tanıyabildiniz mi bugüne değin!?

    Tanrı; kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti

    Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz;erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız oldular.
    [​IMG]



    KADINLAR

    gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.

    Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur:

    Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...

    Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

    Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.

    Sık sık boynunu büker "sarıkız".

    O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

    Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.

    *

    Bir kadın gittiğinde...

    Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci. ..

    Bir anne gider...

    Bir dost...

    Bir arkadaş...

    Bir sevgili...

    Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

    [​IMG]




    Bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.


    Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz, annesi gitmiştir "geç kalma"nın.

    Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

    Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında.


     
  2. zuzu65

    zuzu65 Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Nisan 2008
    Mesajlar:
    2.976
    Beğenilen Mesajlar:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: KaDıN'ı hiç böyle anladınızmı?
    Handancım alkışıyor ve yürekten kutluyorum seni.inanılmaz güzel bir anlatım resimler yazılar sayfa bütünlüğü dil sadeliği daha ne denilebilinirki herşeyiyle muhteşem emeğine sağlık arkadaşım
     
  3. Hülya

    Hülya Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    24 Eylül 2007
    Mesajlar:
    535
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Bilecik
    Cevap: KaDıN'ı hiç böyle anladınızmı?

    emeğine sağlık canım ....
     
  4. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: KaDıN'ı hiç böyle anladınızmı?

    böyle bir güzel paylaşımı bizlerle paylaştığın için teşekkür ediyorum emeğine yüreğine sağlık
     
  5. KızılÖtesi

    KızılÖtesi Aktif Üye Üye

    Kayıt:
    28 Nisan 2008
    Mesajlar:
    3.580
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    38
    Cevap: KaDıN'ı hiç böyle anladınızmı?
    böyle bir güzel paylaşımı bizlerle paylaştığın için teşekkür ediyorum emeğine yüreğine sağlık +rep
     
  6. handanca

    handanca Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.684
    Beğenilen Mesajlar:
    106
    Ödül Puanları:
    63
    Cevap: KaDıN'ı hiç böyle anladınızmı?

    ah bide anlaşılabilsek ne güzel olur:)
     
  7. handanca

    handanca Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.684
    Beğenilen Mesajlar:
    106
    Ödül Puanları:
    63
    Cevap: KaDıN'ı hiç böyle anladınızmı?
    satır satır beni etkileyen bi yazıydı.
    İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye;
    hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.

    Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar
    ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına
    inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar...


    çok şey anlatıyor değilmi:)

     
  8. AnGeL_0F_DeaTH

    AnGeL_0F_DeaTH Forum Okuru

    Cevap: KaDıN'ı hiç böyle anladınızmı?

    Anlayabilmek çok güç tıpkı anlaşılabilmek gibi.Paylaştığın için teşekkürler emeğine sağlık
     
  9. handanca

    handanca Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.684
    Beğenilen Mesajlar:
    106
    Ödül Puanları:
    63
    Cevap: KaDıN'ı hiç böyle anladınızmı?

    biz kendimizi anlayabilirsek , onlara daha iyi anlatabiliriz sanıyorum..:second:
     
  10. cadi_91

    cadi_91 Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    26 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.376
    Beğenilen Mesajlar:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    ankara
  11. PeLiNiM

    PeLiNiM Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    16 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    5.444
    Beğenilen Mesajlar:
    57
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    ANTALYA
    KADINLAR
    gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.
     
  12. ßeLeN

    ßeLeN Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    14 Haziran 2009
    Mesajlar:
    5.973
    Beğenilen Mesajlar:
    1.316
    Ödül Puanları:
    113
    kadınların deeri gittiklerinde anlaşılır.... ki artıq coq geç demek düserr...
     
  13. juju

    juju Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Nisan 2009
    Mesajlar:
    4.779
    Beğenilen Mesajlar:
    223
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    çok güzel anlatmışın canım söylenecek hiç bir şey bırakmamışın eline saglık
     
  14. NaZMeLeK

    NaZMeLeK Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    10 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.484
    Beğenilen Mesajlar:
    10
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    özlemler diyarı
    harikaydıııı......mükemmel bir yazı olmuşşşş..emeğine sağlık canımmmmm
     
  15. miss angel

    miss angel Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    16 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    3.270
    Beğenilen Mesajlar:
    60
    Ödül Puanları:
    0
    cnm yne harika bi paylşma imza atmşn:)seni yürektn kutlyrm. emeğne sağlk. bizleri ne güzel anlatmş değilmi:)
     
KaDıN'ı hiç böyle anladınızmı? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. şirinleri hiç böyle görmediniz

    şirinleri hiç böyle görmediniz

    Şirinleri Hiç Böyle Görmediniz... -------------------------------------------------------------------------------- şirin baba! şirin baba! yok uykucuyu uyandır, yok unutkana hatırlat, yok öfkeciyi sakinleştir, yok obura diyet programi yaz... şirinlik mi bıraktınız insanda be ------------------------------------------------------------ şirin baba şu öfkeliye bişey söyle - noldu şirine -...
  2. onları hiç böyle görmediniz.....

    onları hiç böyle görmediniz.....

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  3. Hiç böyle cami gördünüzmü?

    Hiç böyle cami gördünüzmü?

    Valla ağlancak halimize gülüyoruz derler ya arkadaşlar ben bu camiyi görünce güldüm yani caminin cadece minarelerini yapmışlar gerisi yok enteresan!!
  4. Onu hiç böyle görmediniz

    Onu hiç böyle görmediniz

    cemilenin resimleri Valla görmemiştik gerçekten:D çok şanslı bu kadar ses getiren bi dizide oynadığı için çabut ünlendi.. MÜJDAT GEZEN SANAT MERKEZİ TİYATRO BÖLÜMÜ MEZUNU PELİN ERMİŞ ŞİMDİLERDE AŞK-I MEMNU’NUN CEMİLE’Sİ OLARAK EKRANLARDA. Cemile’nin aksine makyaj yapmayı çok sevdiğini, her ne kadar sadelikten yana olsa da renklerle oynamaktan büyük zevk aldığını anlatan...

Sayfayı Paylaş