gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    Kadının adı hala yok

    Konu, 'Kadın Haberleri' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    Milenyum çağında da olsak, global bir dünyada da yaşasak, kadına yönelik şiddet tüm acımasızlığıyla devam ediyor. Üstelik kadının ekonomik ve öğretim düzeyi ya da yaşadığı ülke de şiddete maruz kalmasına engel olamıyor. Yapılan araştırmalar; şiddete maruz kalan kadınların yüzde 91’inin bu sorunu çözemediğini gösteriyor. P¤¤¤olog Şebnem Turhan’a göre; kadınlara yönelik şiddetin bir kısır döngüye dönüşmesinin en büyük nedeni, kadının bu şiddeti kabullenmesi ve içselleştirmesi: Kadınların bir kısmı şiddeti ‘sevgi gösterisi’ gibi algılayabiliyor, kimi erkeğin sosyal statüsü nedeniyle sesini çıkarmıyor, hatta bazıları kendini suçlu hissediyor. Kadının şiddeti kabullenmesi de şiddeti olağan hale getiriyor!

    Gelişen teknoloji, yükselen ekonomik ve refah düzeyine rağmen tüm dünyada kadınlar şiddet kurbanı olmaya devam ediyor! Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şiddeti; “Fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda, yaralanma, ölüm ve p¤¤¤olojik zarara yol açması ya da açma olasılığı bulunması” olarak tanımlıyor. Kadına yönelik şiddet; coğrafi sınır, ekonomik gelişmişlik ve öğretim düzeyine bakılmaksızın tüm dünyada ve kültürlerde yaygın bir biçimde sürüyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nden P¤¤¤olog Şebnem Turhan; kadına yönelik şiddetin nedenlerini değerlendirdi:

    • Şiddetin en yaygın görülen biçimi, erkeğin kadına ve çocuğa karşı uyguladığı aile içi şiddet! Aile içi şiddet; kadının p¤¤¤olojik (kadının küçük görmek, ona aşağılayıcı adlar takmak gibi kadını küçük düşüren hareket ve sözler), ekonomik (kadının çalışmasına izin verilmemesi, kadının elinden maaşının alınması, ona az para verilmesi ve ona verilen paranın sürekli olarak hesabının sorulması ve kadının ekonomik yönden bağımlı hissetmesini sağlayacak her türlü davranış), cinsel (tecavüz, taciz, evlilik içi tecavüz, ensest vb) ve fiziksel (kadının bedenine yönelik her türden zarar verici davranış) şiddete maruz kalmasıdır.

    Seviyor ki dövüyor!
    • Şiddetin algılamasında ve tanımlanmasında, her zaman toplumun ve bireylerin kültürel değerleri önemli rol oynuyor. Örneğin Türkiye’de yapılan bir araştırma; evli kadınların eşleri tarafından cinsel birlikteliğe zorlanmalarını, ‘cinsel şiddet’ olarak nitelendirmediklerini gösteriyor. Söz konusu durumun nedeni, Türk toplumunda kadına yüklediği cinsel ve sosyal roller çerçevesinde açıklanabilir. Bütün bu değerler ve roller de iletişim yoluyla nesilden nesle aktarılıyor. Yani şiddeti anlamlandırmada, ‘iletişim biçimleri’ temel rol oynuyor.

    Anneden kızına kalan miras!
    • Şiddetin bir ‘sevgi göstergesi’ olarak algılamasının temelinde; aile modelinin önemli bir etkisi var. İlgi ve sevginin ne olduğu ve nasıl yaşandığının ilk öğrenildiği yer aile; şiddet de, sevgi ve ilginin göstergesi olarak aile içindeki iletişim yoluyla öğreniliyor. Örneğin; bir ailede baba ve anne arasındaki iletişim, ya da ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişim, şiddet üzerine kurulu olabilir. Bu tür ailelerde kız çocukları; özdeşim kurdukları annenin etkisiyle, erkeklere boyun eğmenin doğal bir davranış olduğunu özümser ve şiddete uğradıklarında anneleri gibi boyun eğici bir şekilde davranabilir. Hem anne babaları arasında gördükleri, hem de kendileri yaşadıkları için, şiddetin istinai bir durum değil, bütün evliliklerde görülen bir durum olduğuna inanıyor ve şiddete boyun eğiyorlar.

    Baskıcı aile modelinin mahsulü!
    • Aile içi iletişim faktörleri de şiddetin kanıksanmasına neden olabiliyor. Duygusal açıdan katı özellikler taşıyan, çocuğu pasifleştiren, aşağılayan, eleştiren, anne ve babanın koyduğu kurallardan çıkamayan, çıktığında şiddetle cezalandıran, çocuğun isteklerini göz ardı eden, kendisi için yapılan iyiliklerin söylenerek anne ve babaya borçlu hissettirilen bir şekilde yetiştirilmiş kız çocukları şiddete karşı koyamayabiliyor.

    Kendini ‘kurban’ gören kadınlar…
    • Katı aile koşullarda yetişmiş bir kadının; kendisini hayatta iyilikleri hak etmeyen, hakketmek için de belli koşulları yerine getirmesi gereken, birçok acıyı çekmeye mahkum olan, kendine güveni olmayan biri, bir ‘kurban’ olarak görmeye başlıyor. ‘Kurban’ rolünü üstlenen kadınlar, şiddetin gerçek sorumlusu olarak kendilerini görüyor ve saldırganın sorumluluğunu üstlerine alıyorlar.
    • Kadının kişilik yapısı da şiddete karşı tavrını belirliyor. Mazoşistik, depresif veya bağımlı kişilik yapılarıyla; etrafa ‘ben öyle acılar çekiyorum ki bunu benden başka kimse çekemez’ mesajı veriyorlar.

    Bir gün dövmekten vazgeçer umudu
    • Kadınların bir kısmı kendilerine şiddet uygulayan kişinin bir süre sonra bu davranışında vazgeçeceğine inanıyorlar. Bu inanç, onların şiddet uygulayan kişiye olan boyun eğme davranışlarını pekiştiriyor. Bazı kadınlar ise yaşadıkları şiddet ve öfkeyi inkar eğilimi taşıyor ve şiddetin kurbanı olmaya devam ediyorlar.
    • Yapılan araştırmalara göre; şiddete maruz kalan kadınların yüzde 91'i hiçbir şekilde bu sorunu çözemiyorlar. Geçmiş yaşantılarından gelen ‘her ne yaparsam yapayım sevilmeyeceğim, kabul edilmeyeceğim’ inancıyla etkin bir çözüm yolu bulamıyorlar.
    • Kadının erkeğe karşı ikincil konuma yerleşmesini öğreten ataerkil yani erkek egemen toplum yapısı; itaat eden, söz dinleyen, korunmaya muhtaç bir kadın ile emir veren, eleştiren, koruyan ve kollayan bir erkek modelini beraberinde getiriyor.
    • Sonuç olarak kadının şiddeti bir ‘sevgi gösterisi’ olarak görmesi ve sonrasında da kendisini suçlaması; aile içi iletişimden başlayarak, kişinin ruhsal dinamikleri, problem çözme becerileri, sosyal ve kültürel etkenler olmak üzere dört ana çerçevede değerlendirilebilir. Saydığımız tüm bu etkenler; kadına yönelik şiddeti, boyun eğmeyi, erkeğin isteğini yerine getirmesi gerektiği inancını destekliyor ve şiddetin sıradanmış gibi algılanmasına zemin hazırlıyor.

    Sosyal statü tutkusu dayağa boyun eğdiriyor

    Kadınların kendilerine yönelik şiddete boyun eğmelerinin bir başka nedeni de; sosyoekonomik sebepler! Kadının ekonomik olarak erkeğe bağımlı olması ve ilişkinin getirdiği sosyal ve ekonomik birtakım kazançlardan vazgeçmek istememesi gibi etkenler, şiddeti kabullenmesine neden olabiliyor. Örneğin, ekonomik durumu çok iyi olan bir adamla birlikte olan ya da evli olan bir kadının hayat standartlarında vazgeçmek istememesi ya da adamın sahip olduğu sosyal statüyü kullanması, onun gördüğü şiddeti kabullenmesine yol açabiliyor. Örneğin bir doktorun ya da avukatın eşi olduğundan dolayı böbürlenmesi bu tür ilişkinin dev¤¤¤¤¤ neden olabiliyor. Toplumda ‘dul’ olarak anılacağını düşünmesi de şiddeti durdurmada engel teşkil edebiliyor.

    Kızını dövmeyen dizini döver!..

    Toplumlara mahsus atasözleri, masallar, görsel ve yazılı basın yoluyla öğrenilen cinsiyet rolleri de şiddeti meşrulaştıran etkenler arasında sayılabilir. ‘Kızını dövmeyen dizini döver’, ‘annenin vurduğu yerde gül biter’, ‘kocan değil mi hem döver hem sever’, ‘kadının sırtından dayağı, karnından sıpayı ek¤¤¤ etmeyeceksin’, ‘dayak cennetten çıkmadır’ gibi şiddeti toplumlarda sıradanlaştırmasını sağlayan atasözlerini çoğaltmak mümkün…


    alıntıdır...

     
Kadının adı hala yok konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. kadının adı var ama koltuğu yok !

    kadının adı var ama koltuğu yok !

    Kamu kurluşlarında kadının adı var ama koltuğu yok ! Türkiye'de kamu kuruluşlarında çalışan kadın oranı yüzde 28. Ancak iş üst düzey yöneticiliğe gelince kadınlar 'şeflik' koltuğunda takılıp kalıyor. 25 müsteşarın hepsi erkek. 139 genel müdürlük koltuğunun sadece sekizinde kadınlar oturuyor. 1211 daire başkanının da yalnız 192'si kadın Kadın başbakan gören Türkiye'de başbakanlık ve...
  2. Esra Kahraman_ Adı Yok

    Esra Kahraman_ Adı Yok

    Bir parça sen aldım yanıma Yola çıkarken Bırakmadım evimizde kokumu bile Bir parça sen aldım yanıma Yola çıkarken Hatırlatsın bana kıydığın geceyi diye... Nasıl dokuna bildin Nasıl sevişebildin Nasıl herşeyi böyle görmezden gelebildin Nasıl dokunabildin Nasıl sevişebildin Nasıl herşeyi görmezden gelebildin Bana seni anlatma bende varsın Dönüşü hiç olmayan yollardasın Boşuna bu yalvarış...
  3. Milli Eğitim'de kadının adı yok

    Milli Eğitim'de kadının adı yok

    Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kadın yönetici sayısını açıklayan Bakan Hüseyin Çelik, eğitim yönetiminde kadının yerinin olmadığını gözler önüne serdi. 922 İlçe Milli Eğitim Müdüründen sadece 5'i kadın Milli Eğitim Bakanı Çelik’in CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin soru önergesine verdiği yanıt, eğitimde kadın yöneticiye yer olmadığını gösterdi. 81 İl Milli Eğitim Müdürü arasında...
  4. Adım, Feraşe Soyadım Yok

    Adım, Feraşe Soyadım Yok

    Ne zaman yüreğimi açsam dudaklarından düşenleri toplamak için, içim korlar içinde kaldı , yandı. Susardın , dünyanın en büyük yangını çıkardı. Konuşurdun yine aynı. Bir bahar sabahı kulağına 3 kez fısıldadım ismimi , ardından bir şarkı uydurdum. Adı feraşe’nin gazabı. Denizleri yaktım , yangınlara üfledim. Mayıştım durdum dindim , üzerinde felfecir bir kindim. Kimse bilmedi , bilemezler. Benim...
  5. Eski halinden eser yok

    Eski halinden eser yok

    Alacakaranlık film sersinin yakışıklı yıldızı Robert Pattinson'ın son görüntüleri şoke etti Oyunculuk kariyerinde Alacakaranlık - Twilight serisinde canlandırdığı yakışıklı ve karizmatik Edward Cullen karakteri ile tanınan Robert Pattinson'ın eski halinden eser kalmadı. Amerikan basınından Celebuzz sitesinde yayınlanan fotoğraflarda aktörün pek de çekici göründüğü söylenemez. The Rover -...

Sayfayı Paylaş