gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.164
    Beğenilen Mesajlar:
    2.213
    Ödül Puanları:
    113

    Kadınların Rutin Depresyonu; Premenstruel sendrom

    Konu, 'Psikiyatri' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    PMS, adet gören kadınların yüzde 85’inde bir veya daha fazla semptomla görülür. Kadınlarda görülen, adet öncesi döneme rastlayan ve sonrasında kaybolan bir takım sıkıntılarla baş gösteren bir hastalık olan PMS, adet gören kadınların yüzde 85’inde bir veya daha fazla semptomla görülür.
    Fakat yüzde 5-10’unda yaşam kalitesini etkileyecek yoğunluktadır. Ergenlikte veya menopozda nadirdir. Adet gören herhangi yaştaki kadında görülür ama genel olarak 30 yaş üzeri kadınlar tedavi için doktora başvurur.

    Hastalıkta genetik yatkınlık da önemlidir.
    Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölümü’nden Dr. Nuri Ceydeli'nin verdiği bililere göre PMS, kişinin yaşam biçimini, işini, günlük hayatını etkileyecek boyutta çok çeşitli semptomlardan bir veya birden fazlasının görülüp, adetten sonra bunun düzelmesi durumudur. Adete yakın 7-10 gün içinde karın şişliği, ağrı, vücutta gerginlik, ağlama nöbeti, halsizlik, yorgunluk, depresyon, aşırı uyuma, uykusuzluk, memelerde hassasiyet, aşırı iştah, isteksizlik, içe kapanma gibi çok çeşitli belirtileri olabilir.

    En önemli özellik bu şikayetlerin aydan aya düzenli bir şekilde görülmesidir. Sıkıntıların çoğu adet başlangıcıyla sonlanır. Adet öncesi damarlarda genişleme, kas kasılmaları ve psikolojik strese bağlı olarak baş ağrısına sık rastlanır. Migren tipi baş ağrılarının yüzde 50’inde menstruasyonla bir ilişki vardır.

    Tanıda adeti takip eden 5 gün ile karşılaştırıldığında, adete 5 gün kala semptomlarda en az yüzde 30’luk artış olması önemlidir. Benzer semptomlar; birbirini takip eden en az 2 adet döneminde de görülmelidir. Semptomlar çok çeşitli olduğundan tanı koymak zordur. Genel olarak geriye dönük değerlendirildiğinde anlaşılır.

    Psikolojik, Biyolojik ve Sosyolojik Bir Problem

    Premenstruel sendromun; "kişisel patolojik problem mi" yoksa "menstruel siklusu ağrılı süreçle ilişkilendiren kültürel sorun mu" olduğunu ayırt etmek çok kolay değildir. PMS, psikolojik temel üzerine etkilenen biyolojik, sosyolojik bir problemdir. Kadının yaşantısını derinden etkileyen sosyal bir durumdur.

    PMS'nin etyolojisi tam olarak anlaşılamamıştır; hormonal değişiklikler (östrojen, progesteron, testesteron), aldosteron düzeyi ve salgılanım paterni, tiroid bezi fonksiyonları, vitamin eksiklikleri, endorfinler suçlanmış ama bilimsel olarak ispatlanamamıştır.

    Tedavide Hayat Tarzındaki Değişiklikler Etkili

    Tedavide kişilerin hayat tarzındaki değişiklikler etkilidir. Diyet alışkanlıklarının değiştirilmesi, spor, çeşitli hobiler, sosyal faaliyetlerin arttırılması hastalık üzerine pozitif etkilidir. Karbonhidrattan zengin yiyecek ve içecekler kişinin psikolojisi üzerine olumlu etki yaratmaktadır.

    Rahatlama terapilerinin tedavideki yeri çok önemlidir. 1200 mg/d kalsiyum karbonat veya 200-400 mg. magnezyum verildiğinden şikayetlerde azalma olduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Yoğun meme ağrısı olanlarda E vitamini denenebilir.


    Tedavide kullanılan doğum kontrol hapları, B6 vitamini, bromokriptin, MAO inhibitörleri, spironolaktonun plasebodan farkı bulunamamıştır. Serotoninerjik disregülasyon en olası teoridir. Bu sebeple antidepresanlardan fluoksetin (prozac) ve alprazolam(xanax) ile alınan sonuçlar iyidir. Fluoksetin bu grupta üzerinde en çok çalışma yapılan ilaçtır. Adetler ilaçla ya da cerrahi olarak ortadan kalkarsa şikayetler de geriler

    PMS Tedavisinin Basamakları...

    1. Basamak: Destekleyici tedavi, kompleks kabonhidrattan zengin diyet, egzersiz, kalsiyum, magnezyum, E vitamini desteği, spironolakton

    2. Basamak: Antidepresanlar

    3. Basamak: Hormonal olarak yumurtalamayı baskılamak için doğum kontrol hapları veya GnRH agonistleri.


    KAYNAK:Haber7

     
Kadınların Rutin Depresyonu; Premenstruel sendrom konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Çalısan kadın sendromu

    Çalısan kadın sendromu

    Çalışan Kadın Sendromu, ismi üzerinde, çalışan kadınlarda çok sık görülen bir sağlık sorunu. Sendromun nedeni, iş yaşamının getirdiği ruhsal ve bedensel yükler. İş yaşamında ortaya çıkan uyum zorlukları ve güçlükler. Bu sendromun değişmez belirtilerinden biri stres reaksiyonları. İşyeri ne kadar huzurlu olursa olsun, çalışan kadınlarda stres yönetimi bozukluklarına ve strese bağlı...
  2. Kadınların Sabah Sendromu

    Kadınların Sabah Sendromu

    “Acaba bugün ne giysem?” sorusu çalışan kadınlar için çoğu zaman bir sendrom halini alır. Sabah sendromu. Gardırobu açan kadınlar, ‘Ne giyeceğim.’ sorusuna cevap arar. Hem şık hem de konumuna uygun giyinebilmek zor iştir vesselam. “Acaba bugün ne giysem?” sorusu çalışan kadınlar için çoğu zaman bir sendrom halini alır: Sabah sendromu. Sabahın erken saatinde kalkıp kahvaltıyı hazırladıktan...
  3. Kadına Depresyon Yaşatan Erkekler..

    Kadına Depresyon Yaşatan Erkekler..

    Kadına Depresyon Yaşatan Erkekler.. Erkekler tarafından, aldatılma, fiziksel şiddet, sözlü ve psikolojik şiddet, aşağılanma, hiç yerine konma, fiziksel görünümündeki eksiklikleri yüzüne vurma gibi davranışlara maruz kalan kadınlar bir süre sonra içine kapanıp, depresyona giriyor Memorial Hastanesi Psikoloji Bölümü'nden Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, kadınlara hayatı zehir...
  4. süper kadın sendromu

    süper kadın sendromu

    Karİyer & KİŞİsel GelİŞİm Günümüz kadını ev, iş, çocuklar, sosyal etkinlik derken hızlı bir tempo içinde adeta kayboluyor. Toplumun yükseldiği ve üstlendiği her rolde kendisini en iyi yapmak zorunda hissediyor. Her şeyin üstesinden gelen, etrafındakileri mutlu etmek için çabalayan, sinirlenmeyen ve kuvvetli bir kişilik. İşinde kariyer için uğraşan başarılı iş kadını, eve geldiğindeyse...
  5. Kadına depresyon yaşatan erkekler

    Kadına depresyon yaşatan erkekler

    KISKANÇLIK VE SAHİPLENME DUYGUSU İkili ilişkilerde ilişkiyi ve kadını yıpratan en önemli unsurlardan biri kıskançlıktır. Ama bunun da ötesinde kadını çok fazla yıpratan ve kıskançlığın da önüne geçebilen durum, sahiplenme duygusu. Evlendikten sonra erkeğin kadına hissettirdiği, 'Sen benim malımsın' düşüncesi. Bu, erkeklerde daha fazla gözleniyor. Bu düşüncenin beraberinde kontrol mekanizması...

Sayfayı Paylaş