gebe
  1. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0

    Kağıda dökülen kelimeler köşemde........

    Konu, 'Burası benim köşem...' kısmında nurender tarafından paylaşıldı.

    Benim köşem.. Hayatın sivri kenarları Dünya sürgünüm……..
    Geceleri karanlığı ve yanlızlığı hayatımın her dönemimde sevdim .Bu saatlerde zihnimde nedenler niçinler cevapsız sorular o kadar çok gezinir ki ben bile kendime zihnimin bu sohbetine şaşar kalırım.Bazen öyle yorulurum ki biri beni durdursun diye isyan ederim..Ama biliyormusunuz olmaması gereken öyle çok şey oldu ki hayatımda dostlarım ailem sevdiklerim hepsinden uzakta yaşamaya mahkum ettim kendimi madem bu hayatta her iyiliğin bir cezası vardı.Bende kendi cezamı kendim verdim ..iyiliğin cezası sürgün evet evet yanlış değil tamda bu sürgün ettim kendimi sevdiğin şehirden tüm sevdiklerimden uzakta sürgündeyim..Sürgün olmanın en kötü tarafı nedir biliyormusunuz.Bir tek dost yüzüne hasret kalmaktır baktığın her yer attiğin her adım yabancı hiç anı yada ayak izi yoktur sürgünde.Kendime biçtiğim bu sürgün cezam ben son nefesimi verdiğimdem bitecek.Kısaca derim ki kalp yaralarım geçsin uzamasın dünya sürgünüm……..


     
    Son düzenleme: 28 Mayıs 2011
  2. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Kimin nesiyim? Bakalım kimim, neciyim ,kimin nesiyim bu açılımı yapayım . Buyrun efenim, bakalım kimin nesiymişim:Anasının kuzusu, babasının küçük kızı, abisinin kardeşi, ilkinin ceyhanın rüzgarın halası,sevdiklerimin Can Dostu, edanın sevdanın manevi kardeşi, yusufun annesi , başak burcunun kadını, istanbulun delisi,iyiyüreklinin hainçesiiii , aşkın delisi, sevdiğinin kölesi,dostlarının can vericisi, twittin aplası Modern Zamanların Tesettürlüsü, bloğun acemisi, tavla oyuncusu, çikolataların afiyetle yiyicisi,mavi renginin vazgeçemeyeni,kedilerin yemek vericisi, alışverişlerin canavarı, evinin kedisi, mutfağının aşçısı, tüm yemeklerin afiyetle yiyicisi, forumların paylaşımcısı , sinema canavarı,antika delisi , sosyal ağların gezicisi, yastığının uykucusu, cümle alemin dırdırcısı , ailesinin tek kızı tüm zamanların huysuzu
     
  3. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Dostluğa Kardeşliğe Vefa………..
    Bir zamanlar birbirlerini seven birbirleri için ölüme gidecek dostlar varmış..
    Yılları birlikte gögüslemişler..Birlikte ağlayıp birlikte gülmüşler bir lokmayı beraber paylaşmışlar..
    Yıllar sevgilerini öylesine büyütmüş ki hiç ayrılmayız beraber yaşlanır beraber ölürüz demişler demesine ama bilememişler birgün kader onlarıda ayıracak.
    Beş kuruş etmez insanlar yüzünden ayrı düşmüşler.Ve birbirlerini kırmışlar.Gidenlerin yeri dolmuyor bilememişler şimdi birbirlerinden ayrı ama bir yanları eksik yaşama tutunmaya çalışıyorlar.Hayatın bir yerlerinde.Hangisi dostluğa ve yıllara vefa gösterecek ve bir gün bir adım atacak bilinmez…
    Bir gün gelecek bütün gerçekler şimşek gibi çakacak ama o gün çok geç olacak belkide o dost ölmüş olacak işte bu yüzden bir adım atın ve sevdiklerini bekletmeyin artık…Sadece bir adım uzağınızda uzatın elinizi …

    .Arkasına bile bakmadan çekip gidenlere dostluğa kardeşliğe vefa göstermeyenlere itafen yazılmıştır… ..
     
  4. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Sevgi neydi!!!!
    Emekti
    Alışmaktı
    Güzellğini günlerce anlatabilmekti
    Karşılıklı duygu seli
    Kimbilir aldanmak aldatılmaktı çoğu zaman
    Çoğu zaman acı çekmek ama hiç unutmamaktı
    Uykusuz geçen tavanda kaç köşe olduğunu saymaktı
    Sukut olmaktı sessiz çığlıklar atmaktı
    Kimse duymasın diye yorganı kafana çekip gece boyu ağlamaktı …
    Adını kalbine yazmak ama hiç adını anmamaktı
    SEVGİ ACI ÇEKERKEN BİLE ONU SEVDİĞİNİ DAİMA SEVECEĞİNİ İÇİNDEN HAYKIRMAKTI BANA GÖRE….
     
  5. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Hainnnnnnnn!!!!!!!!!!!!! Işığım nefes al*

    Hiç ölmeyecekmiş gibi

    Derin bir nefes

    Sil suyun üstündekini

    Tortusu kalmasın

    geçmişin geleceğin

    Şimdi

    Görünmez olalım.

    *Bu şiir dünya üzerindeki gelmiş geçmiş en sevdiğim erkeğe yazıldı. Diğerleri kendine pay çıkarmasın.

     
  6. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Aklım en büyük haindi dünyamda...............

    Her yer toz bulutuyla kaplıydı

    göz gözü görmüyor

    söz kulağa gitmiyordu. Perişandım

    ve yolda muntazam bir çember çizdim,

    pergelin bir ucu yüreğimdeydi,

    Ayağım geceye dolandı,

    gece geçmedi.

    Herkes gibi okuyamıyordum ve aklım

    bana güvenilmez duruyordu.

    Aklım en büyük haindi dünyamda

    en kötü arkadaş.
     
  7. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Herşeye “rağmen” sevginiz daim olsun…
    Japon düşünür Masumi Toyotome 3 türlü sevgi olduğundan bahsediyor.

    Birincisi “Eğer” türü sevgi!.. Sevenin, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaad ettiği sevgi türü. Belli beklentileri karşılarsak verilecek sevgidir bu. Mutlaka bir şarta bağlıdır.

    · Eğer iyi olursan baban, annen seni sever.

    · Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim.

    · Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim.

    Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlar.. Sevgi giderek nefrete dönüşür.



    İkinci tür sevgi “Çünkü”…Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır.

    · Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin

    · Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki.



    Bu tür sevgi doğal olarak sahip olunan nitelikler üzerine olduğu için “Eğer’e göre daha rahatlatıcıdır. Ancak sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekileri sevmeye başlayacağından korkulur. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.

    Yazara göre gerçek sevgi üçüncü tür sevgidir. Yani : “Rağmen” sevgisi….Bu üçüncü tür sevgide, insan “Bir şey olduğu için” değil, “Bir şey olmasına rağmen” sevilir.

    · Geceleri uykusuz bırakmasına rağmen anne bebeğine tapar.

    · Esmeralda, kamburuna rağmen Quasimodo’yu sever.

    · Prens, fakir olmasına rağmen Külkedisi’ne aşık olur.

    · Sarah, fakir ve farklı kültürden olmasına rağmen Musa’nın peşinden gider.


    Yazara göre dünyadaki en büyük kıtlık, “Rağmen” türü sevginin yeterince olmayışıdır. “rağmen” türü sevgilerimizin artması dileği ile


     
  8. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Herşeye “rağmen” sevginiz daim olsun…

    Japon düşünür Masumi Toyotome 3 türlü sevgi olduğundan bahsediyor.

    Birincisi “Eğer” türü sevgi!.. Sevenin, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaad ettiği sevgi türü. Belli beklentileri karşılarsak verilecek sevgidir bu. Mutlaka bir şarta bağlıdır.

    · Eğer iyi olursan baban, annen seni sever.

    · Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim.

    · Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim.

    Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlar.. Sevgi giderek nefrete dönüşür.



    İkinci tür sevgi “Çünkü”…Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır.

    · Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin

    · Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki.



    Bu tür sevgi doğal olarak sahip olunan nitelikler üzerine olduğu için “Eğer’e göre daha rahatlatıcıdır. Ancak sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekileri sevmeye başlayacağından korkulur. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.

    Yazara göre gerçek sevgi üçüncü tür sevgidir. Yani : “Rağmen” sevgisi….Bu üçüncü tür sevgide, insan “Bir şey olduğu için” değil, “Bir şey olmasına rağmen” sevilir.

    · Geceleri uykusuz bırakmasına rağmen anne bebeğine tapar.

    · Esmeralda, kamburuna rağmen Quasimodo’yu sever.

    · Prens, fakir olmasına rağmen Külkedisi’ne aşık olur.

    · Sarah, fakir ve farklı kültürden olmasına rağmen Musa’nın peşinden gider.


    Yazara göre dünyadaki en büyük kıtlık, “Rağmen” türü sevginin yeterince olmayışıdır. “rağmen” türü sevgilerimizin artması dileği ile

     
  9. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Küçük çocuğun yaraları....

    Baba alkolu bizden çok mu sevdin ?

    alkol alımı başlangıçta eğlencelidir. her şeyi unutursun kızdığın şeyler bile gözüne çok hoş gelir kimi zaman
    oysaki alkol alan eğlenirken etrafındakiler acı çeker bunu farkına varmaz nasıl varsın ki aklı başında değil.
    ne kadar acıdır ki alkolik bir babanın evladı olmak hayatınızda geçmez yaralar bırakır.
    babanızdır nasıl vazgeçeceksiniz onuda her insanı kabul ettiğin gibi kabul edeceksiniz onunla beraber tanıdığınız alkolide alkoldende nefret edecek ama babanızı hep sevecek ama söyleyemeceksiniz .
    her gece yatağa girdiğinizde ne olur bu gece babam eve gelmesin yada kavga çıkmasın bizi sokağa atmasın diye dua edecekler.
    babası alkolik olan çocuklar yatağa yattıklarında hayallerinde bebek ,oyuncak araba, babası ile el ele gezmek gibi hayalleri olmuyor, olamıyor .sadece huzur içinde rahat uyku istiyor küçük ellerini açıp allahından ne acıdır değil mi.çok geç saatte babanız arkadaşının kollarının arasında gelir ayakta duracak hali kalmamıştır ama çok içtim ama sarhoş olmadım bunu aile fertlerine göstermek için olsa gerek bütün evi karşısında ister..
    o küçük çocuk kaç gece tek bacak üzerinde korkudan tirtir titriyerek sabahlamıştır tek bir rüya bile görmeden.herkesin dayanma sınırı var ve bir gün biter bütün aile alkol yüzünden dağılır küçük çocuk mutludur rahat geceler ve uykular uyacağı için nerden bilsin ki küçük yüreğinde kapanmaz yaralar olacak tüm hayatı boyunca alkolden alkolin kokusundan bile nefret edecek.gece kapı her çaldığında yüreği ağzına gelecek..
    şimdi babasını bütün içinde yaşattığı yaralarına rağmen seven babasının değil alkolun suçuydu diyerek babasını hala haklı çıkarmaya çalışan küçük çocuklar büyüdü ama mutsuz, hayalsiz, yaralı, yaşamaya çalışıyor.o küçük çocuk seni hiç saramadı koklayarak öpemedi ellerinden tutup hiç gezemedi.baba benim için yaşaman gerekirken alkol yüzünden öldün.
    evet şimdi soruyorum baba alkolu bizden çok mu sevdin ?
     
  10. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0


    Baba alkolu bizden çok mu sevdin ?

    alkol alımı başlangıçta eğlencelidir. her şeyi unutursun kızdığın şeyler bile gözüne çok hoş gelir kimi zaman
    oysaki alkol alan eğlenirken etrafındakiler acı çeker bunu farkına varmaz nasıl varsın ki aklı başında değil.
    ne kadar acıdır ki alkolik bir babanın evladı olmak hayatınızda geçmez yaralar bırakır.
    babanızdır nasıl vazgeçeceksiniz onuda her insanı kabul ettiğin gibi kabul edeceksiniz onunla beraber tanıdığınız alkolide alkoldende nefret edecek ama babanızı hep sevecek ama söyleyemeceksiniz .
    her gece yatağa girdiğinizde ne olur bu gece babam eve gelmesin yada kavga çıkmasın bizi sokağa atmasın diye dua edecekler.
    babası alkolik olan çocuklar yatağa yattıklarında hayallerinde bebek ,oyuncak araba, babası ile el ele gezmek gibi hayalleri olmuyor, olamıyor .sadece huzur içinde rahat uyku istiyor küçük ellerini açıp allahından ne acıdır değil mi.çok geç saatte babanız arkadaşının kollarının arasında gelir ayakta duracak hali kalmamıştır ama çok içtim ama sarhoş olmadım bunu aile fertlerine göstermek için olsa gerek bütün evi karşısında ister..
    o küçük çocuk kaç gece tek bacak üzerinde korkudan tirtir titriyerek sabahlamıştır tek bir rüya bile görmeden.herkesin dayanma sınırı var ve bir gün biter bütün aile alkol yüzünden dağılır küçük çocuk mutludur rahat geceler ve uykular uyacağı için nerden bilsin ki küçük yüreğinde kapanmaz yaralar olacak tüm hayatı boyunca alkolden alkolin kokusundan bile nefret edecek.gece kapı her çaldığında yüreği ağzına gelecek..
    şimdi babasını bütün içinde yaşattığı yaralarına rağmen seven babasının değil alkolun suçuydu diyerek babasını hala haklı çıkarmaya çalışan küçük çocuklar büyüdü ama mutsuz, hayalsiz, yaralı, yaşamaya çalışıyor.o küçük çocuk seni hiç saramadı koklayarak öpemedi ellerinden tutup hiç gezemedi.baba benim için yaşaman gerekirken alkol yüzünden öldün.
    evet şimdi soruyorum baba alkolu bizden çok mu sevdin ?
     
  11. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Öğrendim…

    İnsanları ne kadar düşünürsem düşüneyim beni o kadar düşünmediklerini öğrendim.

    Her ne kadar çok seversem ve kal dersem ardına bile bakamdan gidebileceğini öğrendim.

    Dilin karşısındaki gözlere söyleyemediği sözleri parmakların kolaylıkla yazabildiğini öğrendim.

    En fazla önemsediğim kişilerin benden hep uzaklaştklarını öğrendim.

    İyi insan olmanın hep iyi sonuçlar getirmediğini öğrendim.

    Ve kalbim ne kadar kırılmış olursa olsun dünyanın benim acılarmdan dolayı durmadığnı öğrendim..
     
  12. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Öğrendim…

    İnsanları ne kadar düşünürsem düşüneyim beni o kadar düşünmediklerini öğrendim.

    Her ne kadar çok seversem ve kal dersem ardına bile bakamdan gidebileceğini öğrendim.

    Dilin karşısındaki gözlere söyleyemediği sözleri parmakların kolaylıkla yazabildiğini öğrendim.

    En fazla önemsediğim kişilerin benden hep uzaklaştklarını öğrendim.

    İyi insan olmanın hep iyi sonuçlar getirmediğini öğrendim.

    Ve kalbim ne kadar kırılmış olursa olsun dünyanın benim acılarmdan dolayı durmadığnı öğrendim..
     
  13. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    ÖYLESİNE İŞTE.........
    Dehşet bir ruh halindeyim,katil olasım var…Öldüreceğim kimse de yok aslında ya da yaşatmak istediğim bir özenim…Durgun, katliamcı ruhlu bir suret düşün.Ne doğru düzgün bakabiliyorum,ne nefes alırken de huzurluyum…Öyle işte…

    Okurken ne düşünüyosun acaba? Ben yazarken mesela hiç seni düşünmüyorum,kimsin umrumda bile değil düşün aramızdaki farkı.çok önemliymişim gibi cümleler kurmayı seviyorum.

    Mutfakta oyalanmayı çok seviyorum.En çok bulaşık yıkamayı seviyorum aslında,ruhumu yıkıyorum sanki o bardakları köpüklerken.Neden ruhumuzu köpürtemiyoruz ki?

    Seni bilmem de ben kafamı bile köpürtüyorum.

    Ben uyurken de yoruluyorum biliyor musun?

    ..

    Yine bir film izledim,artık romantik fimler izliyorum.Duygu bekliyo gibiyim.Başkalarının hayatını başkalarının hayallerini izlemeyi seviyorum.Düşünsene en kolayı izlemek değil mi? Yani ben yaşıyor iken o an olan biteni olduğu gibi göremiyorum zaten ama başkası yaşarken her detayı yine bir başkası olan ben yakalıyorum.Ama kendimi yakalayamıyorum.İnsanlar bu yüzden büyük kelimeler etmemeli “asla” lı konuşmamalı işte.Biliyoruz da söylüyoruz ama kime anlatacan hepsi bir havada.

    Yeni insanlarla tanıştığımda kendilerini anlatırkenki o benlikleri ve aslında olmak istedikleri kişiyi çizdiklerini onları daha yakından tanıdığımda anlayacaklarımı merak ediyorum. Ve her çözdüğüm insandan da sıkılıyorum. Yazılmaya değer bir duygusu varsa onun hakkında yazılar yazıyorum.Sonra da kendime kızıyorum.Çünkü aynı zamanda hayatıma insan da sokmak istemiyorum.

    ..

    Şiirde nasıl geçiyor “o kadar çok gezilip görüldük ki”

    ..

    Artık kendimi gezdirmek tanıtmak gördürmek istemiyorum.Bu yüzden zaten kim elini uzatsa boşta kalıyor..

    ..

    Olmadığın her yer gurbet’i yaşıyorum.Bu o kafa işte..



    Kafam öyle kalabalık ki,bari somut olan herşey yerli yerinde olsun derdindeyim. Somutluklarla gözümü yormıyım bari modu.. Bilmem ki herkes de böyle midir? Kendimden yoruldum ya.. Stresli insanlardan her zaman tiksinmişimdir,uzak kalmışımdır,sinirlendiğinde kendine hakim olamadığını söyleyenlere de hep inanmamışımdır.Düşün kontrolümü. Ne gereksiz oysa..

    Çocukken öyle miydik allasen,bize ailenin akrabaların en iğrenç çocuğu damgası bile vurulacak olsa çirkefliğimizden ödün vermezdik.Şimdi öyle mi? “İnsanlar hakkımda ne düşünür’ü hiç iplemiyorum” cümlesini kuruyoruz hepimiz,hatta belki cümle aralarında “bu konuda ne derlerse desinler” isyanını en azından.Hepsi toplum baskısı yüzünden işte.

    Hepimiz ipliyoruz,hepimiz korkuyoruz,hepimiz yanlış yapmaktan da deli gibi tırsıyoruz.Şu an yanlış yapmaktan korkmayanlar suratlarına hataları vurulduğunda bu söylediklerimi çok iyi anlayacaklar.



    ..

    Yazacaklarım kalmadı değil,yazarsam sanki sonra pişman olabilirim..
     
  14. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    ÖYLESİNE İŞTE.........
    Dehşet bir ruh halindeyim,katil olasım var…Öldüreceğim kimse de yok aslında ya da yaşatmak istediğim bir özenim…Durgun, katliamcı ruhlu bir suret düşün.Ne doğru düzgün bakabiliyorum,ne nefes alırken de huzurluyum…Öyle işte…

    Okurken ne düşünüyosun acaba? Ben yazarken mesela hiç seni düşünmüyorum,kimsin umrumda bile değil düşün aramızdaki farkı.çok önemliymişim gibi cümleler kurmayı seviyorum.

    Mutfakta oyalanmayı çok seviyorum.En çok bulaşık yıkamayı seviyorum aslında,ruhumu yıkıyorum sanki o bardakları köpüklerken.Neden ruhumuzu köpürtemiyoruz ki?

    Seni bilmem de ben kafamı bile köpürtüyorum.

    Ben uyurken de yoruluyorum biliyor musun?

    ..

    Yine bir film izledim,artık romantik fimler izliyorum.Duygu bekliyo gibiyim.Başkalarının hayatını başkalarının hayallerini izlemeyi seviyorum.Düşünsene en kolayı izlemek değil mi? Yani ben yaşıyor iken o an olan biteni olduğu gibi göremiyorum zaten ama başkası yaşarken her detayı yine bir başkası olan ben yakalıyorum.Ama kendimi yakalayamıyorum.İnsanlar bu yüzden büyük kelimeler etmemeli “asla” lı konuşmamalı işte.Biliyoruz da söylüyoruz ama kime anlatacan hepsi bir havada.

    Yeni insanlarla tanıştığımda kendilerini anlatırkenki o benlikleri ve aslında olmak istedikleri kişiyi çizdiklerini onları daha yakından tanıdığımda anlayacaklarımı merak ediyorum. Ve her çözdüğüm insandan da sıkılıyorum. Yazılmaya değer bir duygusu varsa onun hakkında yazılar yazıyorum.Sonra da kendime kızıyorum.Çünkü aynı zamanda hayatıma insan da sokmak istemiyorum.

    ..

    Şiirde nasıl geçiyor “o kadar çok gezilip görüldük ki”

    ..

    Artık kendimi gezdirmek tanıtmak gördürmek istemiyorum.Bu yüzden zaten kim elini uzatsa boşta kalıyor..

    ..

    Olmadığın her yer gurbet’i yaşıyorum.Bu o kafa işte..



    Kafam öyle kalabalık ki,bari somut olan herşey yerli yerinde olsun derdindeyim. Somutluklarla gözümü yormıyım bari modu.. Bilmem ki herkes de böyle midir? Kendimden yoruldum ya.. Stresli insanlardan her zaman tiksinmişimdir,uzak kalmışımdır,sinirlendiğinde kendine hakim olamadığını söyleyenlere de hep inanmamışımdır.Düşün kontrolümü. Ne gereksiz oysa..

    Çocukken öyle miydik allasen,bize ailenin akrabaların en iğrenç çocuğu damgası bile vurulacak olsa çirkefliğimizden ödün vermezdik.Şimdi öyle mi? “İnsanlar hakkımda ne düşünür’ü hiç iplemiyorum” cümlesini kuruyoruz hepimiz,hatta belki cümle aralarında “bu konuda ne derlerse desinler” isyanını en azından.Hepsi toplum baskısı yüzünden işte.

    Hepimiz ipliyoruz,hepimiz korkuyoruz,hepimiz yanlış yapmaktan da deli gibi tırsıyoruz.Şu an yanlış yapmaktan korkmayanlar suratlarına hataları vurulduğunda bu söylediklerimi çok iyi anlayacaklar.



    ..

    Yazacaklarım kalmadı değil,yazarsam sanki sonra pişman olabilirim..
     
  15. nurender

    nurender Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    33
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0

    ne zaman eskiyor sevgiler ödenen bedellerin acısı geçincemi???yağmur yağıyor mutfak camındayım..nasıl üşüdüğümü bilemezsin..menekşelerim çiçek vermiyor artık anne. söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama..şimdi telefon açsam sana sesini duynak da yetmiyor ki..Hep ayni cumleler.Babamlar nasil? Ilacini aldin mi? Nedenini bilmedigim bir aglamak var icimde.Bir yerlere sigdiramiyorum yuregimi.Bazen dalip giderdin mutfakta yemek yaparken tahta kasikla tencerenin basinda oylece ne dusunurdun acaba? Ozlemek cok fena anne, anlamak seni daha da fena..Omuzlarim agriyarak uyaniyorum sabahlari.Benim kizimin omuzlarimı ovmasina daha cok var.Gittikce sana mı benziyorum ben? Ya da ‘annenin kaderi kiza’ dedikleri dogru mu? ‘baban eskitir herseyi kizim, ‘demistin bir kez.Anlamamisim meger, eskiyormus annecigim.Omzunu ovacak kalmiyormus meger ayni evin icinde.simdi duysan bunlari, ne uzulursun mutsuz mu kizim diye, coktan kendinden vazgecmis bir sesle.Mutsuz degilim de anne, yagmura ve mutfagimdaki kedere care bulamiyorum.Evimi topluyor, toz aliyor, patlican kizartiyor, televizyon seyrediyor, aksam calan kapiyi aciyorum.Actigimi goren olmuyor.Pisirdigim yeniyor da, guzel olmus denmiyor.Cay demleniyor demleniyor, demleniyor.Kederim mutfagin her yerine yerlesiyor.ah Nasil eskiyor hersey anne, nasil eskiyor.eskilerimi atmaya kiyamiyorum. Seni cok ozluyorum.bana yasakladığın bahçeler sana da mı uzaktı hep.? gidemeyişine ağladın mı sende? ne zaman eskiyor sevgiler ödenen bedellerin acısı geçince mi?
    işte böyle… kalbimde bir acı şarkılar seni söyler..
     
Kağıda dökülen kelimeler köşemde........ konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kelimeler

    Kelimeler

    Kelimeler Bazen bir kulağımızdan girip diğerinden çıkan uçucu sesler, neleri getirip, neleri götürdüğü farkında bile olunamayan... Bazen de o kadar şiddetle sarsan ki benliğimizi yüklendiği anlamdan ötesini bize dahi taşıtmayan... KELİMELER En vefalı, En hayırsız, En zor bulunan, En yanı başımızda, En acıtan, En sevdiğimiz ve hep özlenen, hep aranılan. " Dost" Bazen gün...
  2. Aşk Kağıda Yazılınca..

    Aşk Kağıda Yazılınca..

    Aşk hal işidir,kal işi değildir..'' SÖZÜ,,,aşkın dile gelmeyen,cümlelere sığmayan,bir yanını vurgular hep..kalemler ,kelamlar aşk bahsinde acze düşerler... ''Kalem yazarak koşar gider amma,,aşk bahsine gelince çatlar aciz kalır... Aşkı şerh etmek ve anlatmak için ne söylersem söyleyeyim,asıl aşka gelince,o sözlerden mahcup olurum der...hz.Mevlana... ''BEN OLDA BİL!'' ''Aşk...
  3. Ata sözlerini canlandırırsak kağıda...

    Ata sözlerini canlandırırsak kağıda...

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  4. dökülen incilerim

    dökülen incilerim

    İnci kolyem koptu bugün. Yerlere saçıldı tüm incilerim. Toplayıp dizsem yeniden, Bir teki eksik kaldı. Boynumda 15 incinin izi kaldı. Birinci inci: Adı vefaydı. Bir ömür sürecekti. İkinci inci: Şefkat: Sıcacık ısıtırdı. Üçüncü inci: Güvenimdi. Dördüncü inci: Aşkımdı. Beşinci inci: Tutkumdu. Altıncı inci: Mantığımdı. Yedinci inci: Unutulan düşlerimdi. Sekizinci inci: Tutunacak dalımdı....

Sayfayı Paylaş