gebe
  1. almira

    almira Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    7 Kasım 2007
    Mesajlar:
    724
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul

    Kalk Ali, kurtulduk!-Bir annenin çocuklarıyla Balkan Savaşı'nda yaşadığı bir hikaye

    Konu, 'Denemeler Hikayeler' kısmında almira tarafından paylaşıldı.

    Yeni tuttuğu hizmetçi kadına sordu: - Dilin Anadoluluya benzemiyor. Rumelili misin sen?

    - Serfliçe köylerindendim. Alnımın yazısı imiş, buralara düştüm, dedi kadın.

    Gözleri eski şekerlenmiş şuruplar kadar donuk ve fersiz. Dibe çökmüş bir gam tortusu. Biraz inceleyince canı sıkıldı. Akşam akşam keyfini kaçırmasından korktu. İçinden 'bir başkasını bulunca savarım' diye düşündü. Hikayesini dinleyince bunu asla yapamadı.

    Balkan Savaşı kopunca, sınıra yakın köyde, bir akşamüstü şu şayia yayılmış: Düşman geliyor! Gelen düşman, sadece can değil, ırz ve din düşmanıdır da. Müslüman erkeği süngüleyecek, kadını kirletecektir. Köy halkı, mal mülk neyi varsa bırakıp kaçmaya karar verir.

    Dul Ayşe de hazırdır; bir atın üstündedir. Arkasında beş yaşındaki oğlu, belinden sımsıkı sarılmış, önünde üç yaşındaki kızı bir kuşakla dizlerinden eyere bağlı, kucağında daha bir yaşına basmamış yavrusu uykuda. Tepelerden aralıksız bir yağmur yağıyor, kış başlangıcı yağmuru. Herkes biliyor ki, bu sürerse ovayı su basacak, çaylar kabaracak, köprüler çökecek, yol iz kalmayacaktır. Sırılsıklam kafile, ıslak gece içinde ilerliyor. Öndeki ümit Türk ordusuna yetişmek, arkadaki korku düşman ordularına çiğnenmemek.

    Ayşe, beline dolanan ufak kolların ara sıra gevşediğini duyuyor:

    - Uyuma Ali, diyor, uyuma! Önündeki baş yer yer dikliğini kaybediyor:

    - Uyuma Emine'm, uyuma! diyor. Sonra kucağında kıpırdamalar başlayınca:

    - Uyu ciğerim, uyu Osman'ım, diyor. Yaşlı, romatizmalı at, ikide bir sürçüyor, toparlanıyor, sonra çamura gömülüyor, silkinip ilerlemeye çalışıyor. Yağmur dinmiyor, toprak iyice cıvık hale geliyor. Saplanıp bir yerde kalmaları ya da bir ırmağın akıntısında boğulmaları ihtimali büyüyor.

    Atın ve kendisinin kudretsizliğini gören Ayşe, yavrularına sarılarak ölmeyi artık fena bulmamaktadır. Asıl dehşetli korkusu, üç canlı yükü ile yaya kalmaktır.

    Nihayet bu oluyor. Çöken, yan üstü uzanan mecalsiz attan çabucak iniyorlar. Zira felaket kafilesinden kopmak, Ayşe için bundan da korkunçtur. Geride kaldığını anlayınca, üç çocuğu birden taşımanın mümkün olmadığını görüyor, ikisini kurtarmak için birini feda etmek lazımdır diye düşünüyor. Hangisini?

    Yanında, elinden tutmuş, dizine kadar çamura bata çıka yürüyen Ali'nin minik elini bırakmak istemiyor. Boynuna dolanan mecalsiz elleri çözmeye de cesareti yok. Kucağındaki ıslak, hareketsiz, sessiz bohça ona cansız gibi görünüyor. Soğuktan, sudan, havasızlıktan ölmüştür. Ananın ümidi, yaşamadığını anlayarak kundağı en az çamurlu, en az batak yere bırakıvermek. O kıyamet içinde Osman'a eğiliyor, ses duymamak ümidiyle dinliyor. Ama yavrusunun ılık ılık ağladığını duyuyor, eyvah, diyor.

    Bir enkazı andıran kafile bata çıka ilerlemekte, kimi karanlığın içinde çamura gömülmekte, kimi üstüne basılarak ezilmektedir.

    Ayşe hâlâ yükünü atamamıştır. Soluk soluğa, buz gibi ter içindedir. Ayaklarını çamurdan çekecek kudreti erimekte, kolları karıncalanmaktadır. O kadar ki, sol kolunun açılıp yükünü kendiliğinden bıraktığını bile anlayamıyor. Şimdi göğsünün üzerinde Ali vardır. Sanki uzun bir hasretten sonra birbirine kavuşmuşlardır.

    Bir yandan da yağmur ve çamur içindeki kaçış sürüyor. Böyle birkaç saat mi, birkaç dakika mı koşuyorlar ya da öyle sanıyorlar. Ayşe tükeniyor, arkada bıraktıkları at gibi yere uzanıvereceğini anlayarak, haykırmak, birini imdadına çağırmak istiyor. Yine koşuyor ve aniden bir hafiflik, bir canlılık duyuyor. Neden sonra anlıyor ki, boynundan sarılan zayıf, ufak kollar artık yoktur. Emine de dökülmüştür. "Çık sırtıma, sıkı sarıl sakın gevşeme Ali!" diyor.

    Böylece kanının son ateşini yakarak, batıp çıkarak yuvarlanarak, ter ve gözyaşı yüzünü yıkayarak molasız yürüyor Ayşe. Ali'sini kurtarmış olmanın sevinci ile. Öbür felaketlere katlanıp ümitle yürüyor, kafileye yetişiyor, hatta onları geride bırakıyor. Seher vakti ay yıldızlı ıslak bir bayrak çekili küçük kasabaya varıyor. Yükünü bir cephane sandığının üstüne indiriyor.

    - Kurtulduk Ali kalk! Kalk Ali! diyor.

    Ali kımıldamıyor. Anne, saatlerdir bir ceset taşıdığını anlamıyor, anlamak istemiyor. Ali kalk kurtulduk diyor. Ayşe, gece yağan yağmur gibi dökülen gözyaşları içinde gülümsüyor.

    Hizmetçi, donuk, fersiz, kuru gözlerini işaret ederek, "Bey" dedi "O günden beri ağlayamam. İstesem de gözlerimden yaş gelmez."

    Son günlerde beni en çok etkileyen yazı, hayatının uzunca bir dönemini sürgünde geçiren Refik Halid Karay'ın (1888-1965) Gurbet Hikayeleri'nde anlattığı bu tabloydu. Gözyaşı içinde okurken, bir yandan da yaşadığı acıları ne kadar çabuk unutan bir millet olduğumuzu düşündüm. Halbuki, en azından iyi zamanlarımızda sahip olduklarımızın kıymetini bilmek için Ayşe Ana'ların hikayesini bilmemiz gerekmiyor mu? Bu hikayelerin beyazperdeye taşınması iyi olmaz mı? Belki de bu sayede hangi etnik, ideolojik kimliğe sahip olursak olalım birbirimizi daha iyi anlar, ülkemizi aşkla sevebiliriz


     
Kalk Ali, kurtulduk!-Bir annenin çocuklarıyla Balkan Savaşı'nda yaşadığı bir hikaye konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Balkan Antantı

    Balkan Antantı

    Türkiye, Milletler Cemiyeti'ne katıldığı zaman, Balkan devletleri arasında da büyük bir yakınlaşma ve işbirliği başlamıştı. Bu gelişme 1934 yılında Balkan Antantı denen ittifakı ortaya çıkarmıştır. Balkanlılar arasındaki yakınlaşmanın esas unsuru ise 1930 Ekimi'ndeki TürkYunan Anlaşmalarının doğurduğu TürkYunan yakınlaşmasıdır. Öte yandan, Locarno Anlaşmaları, Kellogg Paktı ve Litvinov...
  2. Çocuklar yaşadığını öğrenir

    Çocuklar yaşadığını öğrenir

    Eğer, bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse; Sabırlı olmayı öğrenir. Eğer, bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse; Kendine güven duymayı öğrenir. Eğer, bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse; Takdir etmeyi öğrenir. Eğer, bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse; Adil olmayı öğrenir. Eğer, bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse; İnançlı olmayı öğrenir. Eğer, bir çocuk kabul ve onay...
  3. hikaye

    hikaye

    Çarpıcı, kalıcı etkisi olan söz ve nasihate; ince yaratılışlı, derinliği olan insana delalet eder.
  4. Annemin tarifiyle doğum lekelerinizden kurtulun

    Annemin tarifiyle doğum lekelerinizden kurtulun

    keten tohumu Hamilelik döneminde yada doğumdna sonra biz kadınalrın yüzlerinde çeşitli lekeler oluşuyor.Bu lekeler bizlere çirkin bir görüntü veriyor.Annemden öğrendiğim bir tarifi hemen sizlerle paylaşmak istedim.Çünkü aramızda bir çok hamile anne adayı var.Doğum lekelerini veya hamilelikte çıkan lekelerini yok etmek için onlara bir öneri olsun dedim:):): Annem bunu uygulamış tarifi ama 3.cü...
  5. Bizim Yaşadığımız Şiiri Recep Tayyip Erdoğanın Annesine yazdığı şiir

    Bizim Yaşadığımız Şiiri Recep Tayyip Erdoğanın Annesine yazdığı şiir

    Bizim Yaşadığımız Şiiri sözleri Evet geçtiğimiz günlerde annesi Tenzile Erdoğan'ı kaybeden Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın duygusal olduğunu bilmeyen yok zannedersem meleklerim. Rahmetlik annesi için yazdığı ve şu sıralar internette inanılmaz tıklanma rekorları kıran Bizim yaşadığımız şiiri 'nin sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Rabbim korktuğundan kurtarsın. Bizim...

Sayfayı Paylaş