gebe
  1. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL

    Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    Konu, 'Kedi ve Köpek Bakımı' kısmında HaYaL tarafından paylaşıldı.

    kedide halsizlik kedilerde soğuk algınlığı kedilerde halsizlik iştahsızlık nedenleri iştahsızlık KEDİNİZDE BİR SAĞLIK SORUNUNA İŞARET EDEN BELİRTİLER





    Kedinizin dış görünümünü, yeme ve tuvalet alışkanlıklarını, davranış biçimlerini yakından gözlemlemek hem olası bir sağlık sorununu zamanında fark etmenizi, hem de bir sağlık sorunuyla veterinere başvurduğunuzda ona gerekli bilgileri verebilmenizi sağlar. Aşağıdaki belirtilerden herhangi birini gözlemlediğinizde hiç vakit kaybetmeden veteriner hekiminize başvurun.


    * Burun, göz, kulaklar veya üreme organlarında akıntı,

    * İştahsızlık, kusma, hızlı kilo kaybı ya da artışı veya su tüketiminde gözle görülür bir artış,

    * İdrar yapma veya dışkılamada güçlük, her zamankinden daha fazla ya da az yapma, ishal ya da kabızlık,

    * İdrar veya dışkı renginde değişiklik, idrar kaçırma ya da dışkı kaçırma,

    * Sık sık tuvalet kabına giderek kazma, az miktarda ya da hiç idrar yapmadan kalkma, kesik kesik idrar yapma ya da evin farklı bölgelerine idrar yapma,

    * Vücudunda şişlik, topallama, ayağa kalkarken, sıçrarken ya da yatarken güçlük çektiğini belirten davranışlar,

    * Hareket ederken eşyalara çarpma ya da sallantılı yürüyüş,

    * Ani saldırganlık ya da halsizlik, uyuşukluk hali, vücutta titreme,

    * Devam eden öksürük, hapşırma, sürekli ağzı açarak nefes alma,

    * Üçüncü göz kapağının (gözün iç kısmından çıkarak gözü kaplayan beyaz zar görünümlü göz kapağının) sürekli görünür olması, göz beyazlarında kanlanma ya da gözbebeğinde asimetri,

    * Sık sık başı iki yana sallama, vücudun belli bir yerini sürekli yalama ya da dişleme,

    * Kepeklenme, deride renk değişikliği, deri döküntüleri, aşırı miktarda tüy dökme, bölgesel tüy dökülmesi, tüylerde matlaşma,

    * Nefeste kötü koku, yiyecek yemede güçlük, ağız ve dilde tahriş ya da yara benzeri görüntüler, salyada artış,

    * Vücutta asimetri,

    * Yüzde şişme,

    * Seslere karşı tepkisiz kalma ya da ona arkasından yaklaştığınızda sizi gördüğünde irkilmesi, korkması gibi sağırlığa işaret eden belirtiler.
    Kedinizde yukarıdaki belirtiler dışında olağandan farklı bir durum gözlemlediğinizde de veteriner hekiminize danışmayı ihmal etmeyin. Kedinizle sürekli birlikte olan ve onu en iyi tanıyan kişi siz olduğunuza göre, kediniz için olağandışı bir durumu en kolay fark edecek olan da yine sizsiniz.

     
  2. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey
    BULAŞICI HASTALIKLAR VE AŞILAR





    Aşılar, bağışıklık sistemini harekete geçiren ve vücudu hastalığa neden olan virüslerle karşılaştığında kendini gerektiği şekilde savunmaya hazırlayan ürünlerdir. Evcil hayvanlarımız için hayati tehlike içeren hastalıklar son derece yaygın ve bulaşıcı oldukları için, kedilerimizi bu hastalıklara karşı aşılatmak sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için atmamız gereken en önemli adımlardan biridir. Kedinize en uygun aşı takvimi, yaşına ve sağlık durumuna göre veterineriniz tarafından belirlenecektir.


    Çoğunlukla aşı olan kedilerde hemen hemen hiçbir yan etki görülmez. En sık görülen yan etkiler aşı bölgesinde ağrı, kısa süreli ateş, halsizlik ve iştahsızlıktır. Bu belirtiler hafif seyreder ve aşı yapıldıktan sonraki 24 - 48 saat içinde kaybolur. Daha ağır seyreden ya da uzun süren belirtiler görüldüğü takdirde veteriner hekime başvurulmalıdır.


    Çok nadiren de olsa, istenmeyen aşı reaksiyonları gelişebilir. Eğer aşı sonrasında kedinizde kusma, ishal, tüm vücutta şiddetli kaşınma, solunum güçlüğü, denge kaybı, yüz veya bacaklarda şişme gibi belirtilerden herhangi birini görürseniz hiç vakit kaybetmeden veterinerinize başvurun.


    Unutulmaması gereken bir nokta, aşıların koruyucu özelliği olduğu fakat tedavi edici özelliği olmadığıdır. Bu nedenle kedilerimizi bu hastalıklarla karşılaşmadan önce aşılatmamız gerekir. Bir başka nokta da, kedilerin sağlığını tehdit eden her bulaşıcı hastalığın aşısı olmadığı gerçeğidir. Ayrıca, hiçbir aşının yüzde yüz koruma sağladığı söylenemez. Dolayısıyla, aşıları tam dahi olsa sağlıklı kedileri hastalık riski taşıyan kedilerle aynı ortamda bulundurmaktan kaçınmamız gerekir. Buna ek olarak hasta veya hastalık riski taşıyan kedilerle temastan sonra ellerimizi bol su ve sabunla yıkamalı, giysilerimizi değiştirmeli ve mama, su kapları, taşıma kutuları, tuvalet kapları vb. eşyaların ortak kullanımından kaçınmalıyız. Hasta veya hastalık riski taşıyan bir kedi için kullandığımız eşyaları (örneğin taşıma kutusunu veyahut üzerinde yattığı örtüleri) diğer kediler için de kullanmak zorunda kalırsak, bu eşyaları çamaşır suyunda bekletip durulayarak dezenfekte etmeli ve güneş ışığı alan bir yerde kurutmalıyız. Benzer şekilde hasta kedinin bulunduğu ortam da dezenfekte edilmeli ve havalandırılmalıdır.



    Feline Panleukopenia (FP)


    Halk arasında “kedi gençlik hastalığı” olarak da bilinen FP, kedilerin bulunduğu her ortamda görülebilen son derece bulaşıcı bir viral hastalıktır. Her yaştan kedi bu hastalığa yakalanabilir. Yavru kediler, hasta kediler ya da yeterince bağışıklık kazanmamış kediler en çok risk altındandır. Sokakta yaşayan yetişkin kedilerin bağışıklık kazanmış olma olasılığı daha yüksek olduğu için hastalığa yakalanmaları daha nadir görülür. Özellikle yaz aylarında şehirlerde FP salgınına sıkça rastlanır. Yetiştirme çiftlikleri, pet shoplar, barınaklar gibi kedilerin toplu halde bulunduğu yerlerde de FP salgınları görülebilir. FP, köpeklere ya da insanlara bulaşmaz.
    FP, kediden kediye doğrudan temas yoluyla bulaşır. Enfeksiyon kaynağı genellikle dışkı olsa da, diğer vücut salgılarında da virüs bulunabilir. Sağlıklı bir kedi, FP hastalığı taşıyan bir kediyle doğrudan temas etmese de, hasta kediyle aynı ortamda bulunduğu ya da aynı eşyaları kullandığı takdirde hastalığı kapabilir. Örneğin hasta kedinin yattığı yerde yatması, aynı tuvaleti, mama veya su kaplarını kullanması hastalığın bulaşması için yeterli nedenlerdir. Benzer şekilde, hasta bir kediyle temas etmiş insanların ellerine ve kıyafetlerine bulaşan vücut salgılarından da sağlıklı bir kediye hastalık bulaşabilir.


    FP virüsü, son derece dirençli bir virüstür. Pek çok kimyasal maddeye karşı dirençlidir ve oda sıcaklığında bir yıl kadar yaşayabilir. Bir kediyi dış dünyadan tamamıyla izole etmek mümkün olmadığı için, aşılanmamış bir kediyi FP virüsünden korumak da olanaksızdır.


    FP karmaşık semptomlarla seyreden bir hastalıktır. Kimi kediler hastalığı orta şiddette geçirirken, kimileri son derece ağır geçirebilir ve hastalık ölümle sonuçlanabilir. Belirtileri çok çeşitli olduğu için kedi sahipleri çoğu zaman hastalığı erken dönemde fark edemezler. FP virüsü bağışıklık sistemini zayıflatarak kediyi bakteriyel enfeksiyonlara ve pek çok başka sağlık sorununa karşı da savunmasız hale getirir. FP özellikle yavru kedilerde ölümle sonuçlanma oranı çok yüksek olan bir hastalıktır. Yetişkin kedilerde eğer başlangıç aşamasında tespit edilir ve uygun tedaviye başlanırsa yaşama şansı daha fazladır. Tedavi, bağışıklık sistemini destekleyici uygulamalarla kısıtlıdır çünkü FP virüsü antibiyotiklerle öldürülemez. FP teşhisi konan bir kediye su kaybını telafi edecek, gerekli besinleri sağlayacak ve olası bakteriyel enfeksiyonları önleyecek bir tedavi uygulanır. Hastalığa hamileyken yakalanan kediler hastalığı çok hafif geçirseler de doğan yavrularda ağır beyin hasarları görülebilir.


    FP hastalığı geçiren bir kedide görülebilecek ilk belirtiler halsizlik, iştahsızlık, yüksek ateş, kusma ve su kaybıdır. Genellikle ilk yüksek ateşi izleyen üç dört gün içinde hastalık hızla ilerler. Bu dönemde ishal, kansızlık ve sürekli kusma görülebilir. FP son derece yaygın bir hastalık olmasının yanı sıra, belirtileri çok çeşitli olduğu için bu belirtilerden herhangi biri görüldüğü takdirde hiç vakit kaybedilmeden veterinere başvurulmalıdır.


    FP hastası bir kedi mutlaka diğer kedilerden ayrı tutulmalı, bulunduğu ortamın temizliğine büyük özen gösterilmeli, ortam ne çok sıcak ne de soğuk olmalı, kullandığı eşyalar sık sık dezenfekte edilmelidir. Ayrıca hasta kediyle aynı ortamda bulunmuş kediler dikkatle takip edilmelidir.


    FP hastalığı geçirmiş kediler çoğunlukla hayatları boyunca korunmalarına yeterli ölçüde bağışıklık kazanırlar. Yavru kedilerin annelerinden bağışıklık almaları da mümkündür fakat bu bağışıklık geçicidir ve koruyuculuğu annede varolan antikor seviyesine bağlıdır.
    FP’ye karşı en güvenli korunma yöntemi aşıdır. Aşı sayesinde kedinin vücudunda bu virüse karşı korunmasını sağlayan antikorlar üretilir.


    Üst Solunum Yolu Hastalıkları


    Rhinotracheitis, Calicivirus ve Pneumonitis, kedilerin üst solunum yolunu etkileyen bulaşıcı hastalıklardır. Hastalığı taşıyan kedilerin diğer kedilere bulaştırma riski son derece yüksektir. Kediniz için hayati tehlike anlamına gelen bu üç hastalık kediden kediye direk temasla bulaşabileceği gibi, hapşırma, öksürme yoluyla havaya dağılan parçacıklardan, hasta kediyle temas etmiş kişilerin ellerinden veya giysilerinden, ortak kullanılan eşyalardan (mama, su kabı gibi) bulaşabilir.


    Bu hastalıklardan herhangi birine yakalanan kedilerde ateş, iştahsızlık, öksürük, hapşırma, soluk almada güçlük, halsizlik gibi şiddetli soğuk algınlığı belirtileri görülür. Bunlara gözlerde akıntı, ağız ve dilde yaralar eşlik edebilir. Ağızdaki yaralar ve burun tıkanıklığı nedeniyle kedi koku alamaz ve yemek yiyemez hale gelir. Gözler iltihap nedeniyle kapanır, içeride biriken iltihap gözün üst tabakasında ağır hasara yol açabilir. Zamanında müdahale edilmediği takdirde kedi hayatta kalsa bile bir veya iki gözünü birden kaybedebilir. Özellikle yavru ve yaşlı kedilerde hızlı bir ölümle sonuçlanma oranı çok yüksek olan bu hastalıklardan en iyi korunma yöntemi aşıdır.


    Feline Leukemia Virus – FeLV (Kedi Lösemisi)


    FeLV, kedinin bağışıklık sistemini etkileyen ve genellikle ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. Bağışıklık sisteminin zayıflaması, löseminin yanı sıra kedinin başka hastalıklara karşı da savunmasız hale gelmesine neden olur. İleri safhalarda iç organlarda ve lenf düğümlerinde oluşan tümörler eşlik edebilir.


    FeLV, salya, dışkı, idrar ve kan yoluyla bulaşır. Öksürük, hapşırma yoluyla havaya saçılan parçacıklar da bulaşma nedeni olabilir. Mama, su kapları ve tuvalet kaplarının ortak kullanımı hastalığın bulaşmasına aracı olabilirler. FeLV virüsü sıcak ve kuru ortamlarda uzun süre hayatta kalamaz ve her evde bulunan temizlik maddeleriyle öldürülmesi mümkündür. FeLV virüsü, bulaştığı kedinin vücudunda hiçbir hastalık belirtisi göstermeden yıllarca kalabilir.


    FeLV hastalığının belirtileri kilo kaybı, tekrar eden ya da kronik hastalıklar, halsizlik, kansızlık, yüksek ateş, ishal ya da kabızlık, normal dışı soluk alma olarak sıralanabilir. FeLV virüsünün varlığını tespit etmek için kan testi yapılması gerekir.


    Yakın geçmişe kadar bu ölümcül hastalığa karşı korunma sağlayan bir aşı yoktu. Fakat yeni geliştirilmiş, etkisiz hale getirilmiş virüs içeren aşılar sayesinde kedileri bu hastalıktan korumak mümkündür.


    *Eğer kediniz bu hastalıklardan birine yakalandıysa ya da hasta bir kedinin bakımını üstlendiyseniz, sizden göreceği ilgi ve sevginin hastalıkla mücadelesinde en büyük desteği olacağını daima aklınızda bulundurun. Kediniz gerek görülürse bir süre klinikte kalacaktır. Bu süre içinde ve taburcu olduktan sonra mümkün mertebe onun yanında olun, onu okşayın, yumuşak bir sesle konuşun ve gerekirse tamamen iyileşinceye kadar mamasını elinizden yedirin. Unutmayın, bir tedavinin başarılı olmasındaki en büyük etkenlerden biri hastanın yaşama arzusudur. Kedinizi hayata bağlayacak olan en büyük etken de sizin sevginiz ve yakın ilginizdir.




    Forum içeriğinde yer alan çeviri, derleme ve yazılar bilgi verme amaçlı olup, sağlık sorunlarına yönelik hiçbir tedavi yöntemi, ilaç ve benzeri uygulama salık vermemektedir. Kedinizin sağlığıyla ilgili her türlü konuda uzman bir veteriner hekimin görüşü alınarak hareket edilmelidir.

     
  3. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    PARAZİTLER




    İç Parazitler


    Tenya, kancalı kurt gibi iç parazitler kedinizin vücudunda yerleşerek hem kedinizin aldığı gıdalardaki yaşamsal besin değerlerini emerler, hem de iştahsızlık, enerji kaybı, kansızlık hatta ölüme kadar varan pek çok rahatsızlığa sebep olurlar. İç parazitler özellikle yavru kediler için oldukça tehlikelidir. Kedinizi iç parazitlere karşı korumak ve varolan parazitlerden kurtulmasını sağlamak için en uygun yöntemi veterineriniz belirleyecektir.

    Dış Parazitler


    Pire, bit ve kene gibi dış parazitler evcil hayvanlarımıza musallat olan istenmeyen misafirlerdir. Eviniz ne kadar temiz olursa olsun, kediniz bu parazitleri taşıyor olabilir. Parazitler yalnızca kaşıntı, kızarıklık gibi rahatsızlıklara değil; ciddi cilt hastalıklarına da yol açabilirler. Dahası, kedilerimiz için hayati tehlike içeren iç parazit yumurtalarının ve bulaşıcı hastalıkların da taşıyıcısı olabilirler. Bu nedenle kedilerimizi bu parazitlerden arındırmamız ve korumamız gerekir.


    Dış parazitlerin en yaygın olanı pirelerdir. Pireler sıcak ortamlarda yaşarlar ve köpeklerden kedilere, kedilerden kedilere hatta bahçelerden balkonlara ve buralardan kedilerimize sıçrayarak yeni kurbanlarının üzerinde yaşamaya başlarlar. Pirenin ortalama ömrü 30 gündür. Yumurtaları soğuk ortamlarda hareketsizdir fakat ortam yeterli sıcaklıktaysa yumurtalar larvalara, larvalar da pirelere dönüşür.


    Pirelerden kurtulmak için yalnızca kedinize pire tedavisi uygulatmak yeterli olmayacaktır. Kedinizin yattığı yerlerdeki örtüleri yıkamalı, gerekirse evinizi ilaçlatmayı da düşünmelisiniz. Evinizi düzenli olarak emiş gücü yüksek bir elektrikli süpürgeyle temizlemek de, yumurta ve larvalardan kurtulmanızı sağlayacaktır.


    Kedinizin pirelerden arınması için en uygun yöntemi veterinerinize başvurarak öğrenebilirsiniz. Piyasada bulunan pire damlalarını ve spreylerini ne şekilde ve ne miktarda uygulayacağınızı da muhakkak bir veterinere danışmalısınız.


    Bitler


    Bitler kedinizin kanını emen ve pek çok deri rahatsızlığına neden olan parazitlerdir. Çok küçük oldukları için gözden kolaylıkla kaçabilirler. Özellikle yavru kediler için tehlikeli parazitlerdir. Kedinizde bit olup olmadığını ve varsa en uygun tedavi ve korunma yöntemini veterinerinize danışarak öğrenebilirsiniz.


    Keneler


    Dış parazitlerin en inatçısı ve dayanıklısı kenelerdir. Sık çalılıklar, ağaç gövdeleri gibi yerlerde konakladıkları için genellikle bahçeye ya da sokağa çıkan kedilerde görülürler.
    Kedinizde kene olup olmadığını anlamak için günlük tüy fırçalama ya da tarama esnasında tüylerinin arasına dikkatlice bakın. Kenenin dış görünümü minik bir tohumu andırır. Keneler için en uygun barınma yerleri boyun çevresi, ayak parmaklarının arası, bacakların iç kısımları gibi girintili kısımlardır.
    Keneler ciddi cilt hastalıklarının yanı sıra insanlar ve evcil hayvanlar için tehlikeli olan pek çok bulaşıcı hastalığın da taşıyıcısı olabilirler. Eğer kedinizde kene tespit ederseniz derhal veterinerinize başvurun. Hem kedinizin üzerinde, hem de evinizde yerleşmiş olabilecek kenelerden kurtulmanın en etkili yöntemlerini yine veterinerinizden öğrenebilirsiniz.


    Kulak Uyuzu


    Kulak uyuzuna neden olan mite denen mikroskobik yaratıklar, kediniz için büyük bir sıkıntı kaynağıdır. Çoğunlukla kulak uyuzu ancak ileri safhalarda fark edilir. Bu nedenle kedinizi her veterinere götürdüğünüzde kulaklarını da muayene ettirmenizde fayda vardır.
    Kulak uyuzu zamanında tespit ve tedavi edilmezse beraberinde bakterilerin neden olduğu kulak enfeksiyonlarını getirir. Bunun nedeni, bakterilerin mite’ların açtığı deliklerden canlı dokuya kolaylıkla ulaşmalarıdır. Tedavi edilmediği takdirde bu enfeksiyonlar kulaktan beyine kadar giderek ölüme neden olabilirler.
    Kulak uyuzu kediniz için son derece sinir bozucu bir rahatsızlıktır. Kediniz kulaklarındaki rahatsızlık nedeniyle sürekli kulak çevresini kaşıyacak, sürekli kaşınma da deride tahrişe ve yaralanmalara yol açacaktır. Eğer kediniz sık sık kulaklarını kaşıyor, kafasını iki yana sallıyorsa onu veterinerinize götürün ve kulaklarını muayene ettirin.
     
  4. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    KIZGINLIK DÖNEMİ




    Kedilerin kızgınlık dönemi olarak adlandırılan ve çiftleşme isteği duydukları dönem, gündüz saatlerinin uzamaya başladığı zamana denk gelir. Bu sayede yavrular yiyecek kaynaklarının azaldığı ve hayatta kalma şanslarının düşük olduğu soğuk kış ayları yerine havanın ısınmaya başladığı ve anne kedinin hem kendisine hem de yavrularına daha kolay bakabileceği bahar ve yaz aylarında doğarlar.
    Gündüz saatleri uzamaya başladığında, gitgide daha uzun süreler boyunca gün ışığı gören kedinin beynindeki hipotalamus bölgesi uyarılır ve FSH denen hormon üretilmeye başlar. FSH, hem yumurtalıkların yumurta üretmesini hem de östrojen hormonunun salgılanmasını sağlayarak dişi kedileri çiftleşmeye hazırlar. Bununla birlikte, yapay olarak aydınlatılan ve ısıtılan bir ev ortamında yaşayan kediler ve Siyam kedileri gibi bazı cinsler tüm yıl boyunca kızgınlık dönemi yaşayabilirler. Erkek kediler yaklaşık yedi aylık olduklarında, dişi kedilerse altıncı aydan itibaren kızgınlık belirtileri gösterebilirler.
    Erkek kediler kızgınlık dönemine girdiklerinde her zamankinden farklı tonda yüksek bir sesle miyavlarlar ve yaşadıkları bölgeyi keskin kokulu bir sıvı püskürterek işaretlerler. Bunun amacı civardaki dişi kedilere varlıklarını bildirmek ve olası rakiplerinin bıraktığı kokuyu kendi kokularıyla maskelemektir. Yine bu dönemde diğer erkek kedilerle yoğun bir rekabete girerler. Çoğunlukla bu rekabet karşılıklı ses ve gövde gösterisiyle sınırlı kalsa da kimi zaman kavgalar da yaşanabilir. Üstünlüğünü kabul ettiren erkek, doğurgan döneminde olan dişi kediyle daha çok kereler çiftleşme ve soyunu sürdürme şansını kazanır.


    Dişi bir kedi kızgınlık dönemine girdiğinde çoğu zaman kulağa acıklı gelen bir sesle miyavlamaya ve her zamankinden daha fazla ilgi beklediğini gösteren davranışlar sergilemeye başlar. Sık sık yere yatıp yuvarlanarak karnını açar, gövdesinin ön kısmını yere yapıştırıp arkasını havaya kaldırarak ön patileriyle olduğu yerde sayar. Sokak kapısının önünde, pencerede ya da evin yankı yapan yerlerinde yüksek sesle miyavlamasının nedeni sesini çevredeki erkek kedilere duyurmak ve çiftleşmeye hazır olduğunu haber vermektir.
    Dişi bir kedi hamile kalıncaya dek pek çok kereler çiftleşebilir. Kızgınlık dönemi ortalama dört-altı gün sürer. Bu zaman zarfında çok sayıda erkek kediyle çiftleşerek yumurtaların en sağlıklı ve güçlü erkek tarafından döllenmesini güvence altına alır. Yumurtaların rahime ulaşmaları iki gün sürebildiği ve erkek kedi spermleri günlerce hayatta kalabildiği için yumurtalar farklı erkek kedilerin spermleri tarafından döllenebilir. Bir başka deyişle, bir batında doğan yavruların yavruların babaları farklı olabilir.
    Eğer kızgınlık döneminde çiftleşme gerçekleşmezse yumurtalıklar yumurta üretmezler ve dişi kedi, iki günden iki haftaya kadar uzayabilen bir sürenin ardından tekrar kızgınlık dönemine girer. Eğer çiftleşme gerçekleşir ve dişi kedi hamile kalırsa hamileliğin sonuna kadar bir daha kızgınlık dönemine girmez.
     
  5. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey
    HAMİLELİK VE DOĞUM


    Kedilerde hamilelik dönemi ortalama 63 gün sürse de, bu süre 57-67 gün arasında değişiklik gösterebilir. Hamileliğin ilk belirtileri üç veya dördüncü haftada kendini göstermeye başlar. Kedinin meme uçları koyu pembe bir renge bürünerek belirginleşir ve iştahında dikkat çekici bir artış gözlenir. Tıpkı insanlarda olduğu gibi bazı kediler ilk haftalarda bulantı ve kusma yaşayabilirler. Pek çok kedi sahibi, kedilerinin hamileliğinin ileri haftalarında her zamankinden daha sokulgan ve sevecen olduğunu gözlemler. Belki de bunun nedeni, kendilerini güvende hissetmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaları ve annelik içgüdüsüyle birlikte artan sahiplenme ve şefkat duygusunu sevdikleri insanlarla paylaşmalarıdır.


    Hamile bir kedi doğum öncesinde ve süt verme döneminde normalden daha fazla beslenmeye ihtiyaç duyar. Anne kedi yeterince beslenemediği takdirde vücut yavruların ihtiyaçlarına öncelik vereceği için anne kedinin sağlığı tehlikeye girecektir. Bu nedenle kedinizin hamile olduğunu fark ettiğiniz andan itibaren veteriner hekiminizle görüşmeli ve uygun bir beslenme programına geçmelisiniz. Hamilelik ve süt verme döneminde kedinize veterinerinizin gerekli gördüğü durumlar dışında hiçbir ilaç vermeyin.


    Hamile bir kedinin vücut ağırlığı arttıkça hareketleri önemli ölçüde yavaşlayacaktır. Kediniz normalde sokağa ya da bahçeye çıkıyorsa bile, özellikle hamileliğin ileri dönemlerinde onu evden dışarı çıkarmamalısınız. Sokakta tehlikelerden kaçmak ya da yüksek bir yerden atlamak zorunda kalabilir ve bu gibi durumlar hamilelik sırasında her zamankinden daha fazla risk içerir.


    Hamile kedinize temiz, sakin ve stresten uzak bir ortam sağlamaya özen gösterin. Evde onu korkutabilecek, kendini tehlikede hissetmesine neden olabilecek etkenlerin varlığı, doğum için ev dışında güvenli bir yer arayışına girmesine neden olabilir. Kum kabını daima temiz tutun ve eğer kenarları oldukça yüksek bir kap kullanıyorsanız ve karnı büyüdükçe bu kaba girip çıkmakta zorlanıyorsa daha alçak kenarlı bir kum kabı edinin.


    Hamileliğin son haftalarında kediniz yavrularını doğurabileceği uygun bir yer aramaya başlar. Doğum için evin en sessiz ve gözden uzak köşesini, örneğin bir giysi dolabını, yatak altını ya da çekmeceyi seçecektir. Kimi zaman birden fazla yer de seçebilir. Kedinizin uygun gördüğü yer sizin için uygun olmayabileceğinden, ona hem rahatsız edilmeden doğurabileceği ve yavrularını emzirebileceği, hem de sizin onu sık sık kontrol edebileceğiniz bir yer hazırlamalısınız.


    Kediniz tercih ettiği yeri gün içinde sık sık oraya giderek ve yatarak belli edecektir. Mümkünse doğum yerini burada hazırlayın. Eğer uygun bir yer değilse, en az burası kadar sessiz, güvenli ve hava akımı olmayan bir yer seçin. Evde başka evcil hayvanlar varsa onların bu yere erişimini engelleyin. Seçtiğiniz yere kedinizin ve yavrularının rahatça sığabileceği geniş ve temiz bir karton kutu koyun. Karton kutunun kenarları annenin kolaylıkla girip çıkabileceği fakat yavruların tırmanamayacağı yükseklikte olmalıdır. Kutunun içine naylon torba ya da plastik, muşamba örtüler gibi hava geçirmeyen ve boğulmaya neden olabilecek malzemeler döşemeyin. En ideali birkaç kat temiz pamuklu kumaş (örneğin eski bir çarşafı birkaç parçaya kesebilirsiniz) sermektir.


    Kediniz doğumun başladığını haber veren belirtiler ortaya çıktığında büyük olasılıkla kendiliğinden onun için hazırladığınız yere gidecektir. Eğer kendiliğinden gitmez ve siz onu kutusuna koyduğunuzda çıkmak isterse ısrar etmeyin. Kendisini güvende hissettiği yeri seçmesine izin verin ve kutuyu da buraya taşıyın.


    Çoğunlukla kediler doğum esnasında yalnız kalmayı tercih ederler. Buna karşın, kimi zaman güvendikleri bir kişinin yanlarında olmasını isteyebilirler. Kediniz doğum başladığı halde yanından ayrıldığınızda peşinizden gelmeye çalışıyor ve sizi çağırıyorsa onunla kalın. Fakat sizi yanında istediğini belirten bir davranış göstermiyorsa onu kendi haline bırakın ve yalnızca belli aralıklarla onu rahatsız etmeden kontrol etmekle yetinin.


    Hamile kedinizin nasıl bir doğum gerçekleştireceğini yaşı, sağlık durumu, kemik yapısı, daha önce doğum yapıp yapmadığı, yavruların sayısı ve büyüklüğü gibi pek çok etken belirler. Her doğum başlı başına bir olaydır ve önceki doğumlar, sonraki doğumlara dair kesin bir bilgi vermez. Pek çok kedi sorunsuz bir şekilde doğum yapar ancak bazı durumlarda bir veteriner hekimin müdahalesi gerekebilir.
    Hamile kediniz doğumun yaklaştığını hissettiğinde doğurmak için seçtiği yere giderek telaşlı bir şekilde burayı eşeleyebilir, hatta onun için hazırladığınız kutunun içindeki örtüleri kazarak ters yüz edip altlarına girebilir. Doğuma birkaç gün kala vücut ısısında oynamalar olabilse de, doğum öncesinde vücut ısısı yaklaşık 36,5 C’ye kadar düşer ve son 24 saat içinde sabit kalır. Çoğunlukla kediler doğumdan saatler önce yemek yemeyi bırakırlar. Doğurma vakti yaklaştığında kedi hızla soluk alıp vermeye başlar ve önce uzun aralıklarla, sonra gitgide sıklaşan kasılmalar yaşanır. Bu esnada vajinasından hafif bir akıntı gelebilir ve sürekli olarak karnından aşağı doğru kendi kendini yalar. Kimi zaman kum kabına giderek art arda birkaç kez dışkılayabilir.


    Kediniz gözle görülür şekilde ıkınmaya başladığında artık doğum da başlamış demektir. Yavruların önce başları da gelebilir, ayakları da. İlk yavru göründükten yaklaşık 10-15 dakika sonra doğum kanalından tamamen çıkacaktır. Her yavru sıvıyla dolu koruyucu bir zar içinde doğar ve çoğunlukla plasenta (son) bu zarın ardından gelir. Kimi zaman zar yavru dışarı çıkmadan da açılabilir. Yavru doğar doğmaz anne kedi bu zarı yırtarak açar ve yavruyu sert bir şekilde yalamaya başlar. Bu sayede yavrunun ağzını ve burnunu kaplayan sıvıyı temizleyerek nefes almasını ve kan dolaşımının hızlanmasını sağlar. Ardından yavrunun göbekbağını dişleriyle keser ve plasentayı yer.


    Yavrular genellikle 10-15 dakikalık aralarla doğarlar ve bu zaman zarfında anne kedi doğan yavruyu iyice temizleyerek kurutur. Kimi zaman bu aralık bir ya da birkaç saati bulabilir. Anne kedide olağandışı bir durum gözlemlemediğiniz sürece bu aranın uzunluğu endişe verici bir durum değildir. Tüm yavrular doğup da doğum tamamlandığında anne kedi belirgin bir şekilde sakinleşir ve yan yatarak yavrularını emzirmeye başlar. Yavruların gözleri ve kulakları kapalı olmasına karşın, koku alma duyuları sayesinde kendiliklerinden annenin memelerine giderek son derece değerli olan ve ilk haftalar boyunca onları hastalıklardan koruyacak antikorları içeren ilk sütü (kolostrom) emmeye başlayacaklardır.


    Çoğunlukla anne kediler hiçbir yardıma ihtiyaç duymaksızın sorunsuz bir şekilde doğum yaparlar. Ancakaşağıdaki belirtileri gözlemlediğiniz takdirde hiç vakit kaybetmeden veteriner hekiminizle temas kurun.


    * Anne kedi saatlerce, örneğin 2 saatten uzun bir süre boyunca şiddetli bir şekilde ıkınmasına karşın yavru görünmüyorsa,
    * Yavru doğum kanalında göründükten 10 dakika sonra hala doğmadıysa,
    * İçi sıvıyla dolu zar doğum kanalından çıkıp şiştiyse ve 10 dakika sonra hala yavru çıkmadıysa,
    * Anne kedide ani halsizlik, bilinç kaybı ortaya çıkarsa,
    * Anne kedi yavrularla ilgilenmesi gerekirken yatıyorsa ve düzensiz soluk alıp veriyorsa,
    * Vajinadan şiddetle kanama başlarsa,
    * Yavrulardan biri veya bir kaçı kendiliklerinden anneyi emmeye başlamadılarsa.


    Doğumdan sonraki günler boyunca anneyi ve yavruları yakından gözlemleyin fakat bunu belli aralıklarla ve anneyi rahatsız etmeden yapmaya özen gösterin. Bulundukları yere yabancı insanların ve başka evcil hayvanların girmelerine izin vermeyin. Yavrulara dokunmayın, onları annenin yanından almayın ve kutunun yerini değiştirmeyin. Annenin kolaylıkla ulaşabileceği bir yerde mamasını ve temiz suyunu hazır tutun. Kum kabını aynı odaya koyacaksanız, yavruların bulunduğu kutunun mümkün olduğunca uzağına koyun.
    Annenin iştahı ve hareketliliği yerinde olmalı, yavrular annelerini emmelidirler. Yavruların yeterince beslenip beslenmediklerini süt emip emmediklerine bakarak anlayabilirsiniz. Yeterli beslenen yavruların karınları hafifçe şişkin ve yuvarlak olur. Eğer sürekli miyavlıyorlarsa, karınları içeri doğru çökükse ve enselerindeki deriyi hafifçe tutup bıraktığınızda hemen yerine gelmiyorsa yeterli beslenemiyorlar demektir. Kimi zaman anne tecrübesizliği ya da hormonal düzensizlikler nedeniyle de yavrularıyla ilgilenmeyebilir. Bu gibi durumlarda hemen veterinerinizle görüşün. Ayrıca anne kedi yavrularını emzirdikten sonra karınlarından aşağıya doğru yalayarak tuvaletlerini yaptırmalıdır. Doğumdan sonraki birkaç gün boyunca annenin vajinasından çok hafif kanlı bir akıntı gelebilir, bu normaldir. Daha şiddetli ya da kötü kokulu, iltihaplı bir akıntı gördüğünüz takdirde veteriner hekiminize başvurun.

     
  6. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    ÜRİNER SİSTEM HASTALIKLARI


    Üriner sistem hastalıkları, kedilerde sıkça görülen ve idrar kesesini ve/veya idrar yolunu etkileyen hastalıklardır. Hastalığın belirtileri çoğunlukla kolay fark edilir olsa da, belirtilerin şiddeti kediden kediye değişebilir. Genel olarak idrar yapmada güçlük, sık sık kum kabına gidip kazma, az miktarda idrar yapma ya da hiç yapamama, kum kabı dışındaki yerlere idrar yapma ve kimi zaman idrarda pembe renk (kan) görülür. İdrar yollarında bir hastalık olan kediler genital bölgelerini sürekli ve takıntılı bir şekilde yalayabilirler. Ayrıca kum kabı dışında banyo zemini, küvet, seramik, mermer, naylon torba, plastik kaplar gibi serin ve pürüsüz yüzeylere idrar yapmaya çalışırlar.



    Nedeni Belirsiz (İdiopatik) İdrar Yolu Hastalıkları


    İdrar yollarında bir sorun olan kediler aşağı yukarı aynı belirtileri gösterseler de, hastalığın nedenleri çok çeşitlidir. Bakteriler, mantar, parazit ya da virüslerin neden olabileceği idrar yolu enfeksiyonları, idrar yolu taşları, idrar yollarında tıkanıklık, kanser ve diğer hastalıklar kedilerin idrar yollarını etkileyebilirler. Günümüzde gelişmiş teşhis yöntemleri olmasına karşın, idrar yolu hastalıklarının yarıdan fazlasının kesin nedeni tespit edilememektedir. Bu tür nedeni belirlenemeyen hastalıklara idiopatik hastalıklar adı verilir. İdiopatik idrar yolu sorunu olan kediler ağrı ve sancı nedeniyle sık sık idrar yapmaya çalışırlar ve çoğunlukla idrarda kan görülür. Beslenme değişkliği idiopatik idrar yolu sorunu olan kedilerin idrar yolu tıkanıklığı yaşamasını önleyebilse de, halen piyasada bulunan ve bu hastalığı önlediği iddia edilen mamaların idiopatik idrar yolu hastalıklarını önlediğine, görülme sıklığını azalttığına ya da tedavi ettiğine dair hiçbir kanıt yoktur.


    İdrar Yolu Taşları


    Kedilerde görülen idrar yolu taşları genellikle struvite (magnezyum amonyum fosfat) ya da kalsiyum oksalat cinsi taşlardır. Son yıllarda struvit taşlarını önlemek amacıyla ticari kedi mamalarının çoğunda magnezyum seviyesi kısıtlanmış ve idrarı asitlendirici maddeler eklenmiştir. Bu değişikliğin ardından struvit vakaları azalsa da, öte yandan kalsiyum oksalat vakalarında önemli bir artış görülmüştür.
    İdrar yolu taşları olan bir kedinin tedavisi, taşların mineral yapısına göre belirlenir. Struvit taşlarının erimesini sağlayan mamalar ve ilaçlar vardır fakat diğer taşların erimesine yarayan bir tedavi yöntemi mevcut olmadığı için cerrahi müdahale gerekebilir. Her halükarda, idrar yolu taşı oluşan kedilere operasyon ya da ilaç tedavisinin yanı sıra uygun bir beslenme programı da önerilir.


    bkz. Kedilerde Beslenme ile İdrar Yolu Taşları Arasındaki İlişki


    İdrar Yolu Tıkanıklığı


    Kedinin idrar yollarının kısmen ya da tamamıyla tıkanması oldukça ciddi bir sorundur ve hayati tehlike içerir. Kısırlaştırılmış erkek kedilerde bu hastalık daha sık görülür çünkü erkek kedilerin idrar yolları dişilere oranla daha dar ve uzundur.


    Nedenleri:


    İdrar yolu tıkanıklığının en sık görülen nedenleri idrar yolu taşları ve mineral, ölü hücreler ve mukus benzeri proteinden oluşan engellerdir. Virüsler, bakteriler, beslenme biçimi, yetersiz su tüketimi, fiziksel aktivitenin az olması, stres ve idrar pH'ı idrar yolu tıkanıklığında rol oynayabilirler.
    İdrar yolu taşlarının oluşumunda atık minerallerin idrar kesesinde yoğun olarak bulunması ve uzun süre kalması önemli bir etkendir. Bu nedenle yeterli su tüketimi teşvik edilmelidir. Bunun yanı sıra bazı kediler temiz olmayan kum kabını kullanmak yerine idrar yapmayı erteledikleri için kum kabının da düzenli olarak temizlenmesi, daha sık idrara çıkmayı sağlamak açısından faydalı olacaktır.


    İdrar Yolu Tıkanıklığının Belirtileri


    İdrar yollarında tıkanıklık olan bir kedi, herhangi bir idrar yolu sorunu yaşayan kediyle benzer belirtiler gösterir. Sık sık kum kabına giderek kazar fakat idrarını yapamaz ya da çok az miktarda yapar. Sürekli genital bölgesini yalar. Zaman geçtikçe yaşadığı acı dayanılmaz boyutlara ulaştığı için sık sık ve yüksek sesle miyavlar. Bu durumda kedi sahiplerinin sıkça düştüğü bir yanılgı, kedinin kabız olduğunu ya da kızgınlık dönemine girdiğini sanmaktır.
    İdrar yolu tıkanıklığı acil bir durumdur ve yukarıdaki belirtilerin birini veya birkaçını gösteren kediler hiç vakit kaybedilmeden veteriner hekime götürülmelidir. İdrar yolu tamamıyla tıkandığında böbrekler kandaki toksinleri temizleyemez ve vücuttaki sıvı ve elektrolit dengesi bozulur. Zamanında müdahale edilerek tıkanıklık ortadan kaldırılmadığı takdirde kaçınılmaz sonuç bilinç kaybı ve ölümdür. Zira elektrolit dengesizliği kalp yetmezliğine yol açar ve böbrekler işlevlerini yerine getiremediği için vücutta zehirlenme başlar. Tam tıkanmayı izleyen 24-48 saat içinde kedi ölebilir.


    Evde Bakım


    İdrar yolu hastalığı geçiren kedilerin evde bakımı, hastalığın nedeni, kedinin genel durumu ve tıbbi geçmişine göre belirlenir. Genellikle hastalığa uygun bir beslenme programı tedaviye eşlik eder. Evde bakım için dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:


    1. Önerilen beslenme programına harfiyen uyun. Eğer idrarı asitlendirici bir mama kullanıyorsanız, ayrıca asitlendirici maddeler vermekten kaçının.


    2. Kedinin su tüketimini artırıcı önlemler alın. Su kabını daima dolu tutun ve temiz su bulundurun.


    3. Kum kabını düzenli olarak temizleyin. Eğer evde birden fazla kedi varsa birden fazla kum kabı bulundurun.


    4. Kedinizin içtiği su miktarını ve yaptığı idrar miktarını takip edin. Veteriner hekiminiz düzenli idrar tahlilleri yapmayı gerek görebilir; bu durumda bu tahlilleri aksatmadan yaptırın.
     
  7. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey
    BÖBREK YETMEZLİĞİ

    Böbreklerde vücuttaki işe yaramaz ya da zararlı maddelerin atılımını ve vücudun elektrolit dengesini sağlayan nefronlar bulunur. Bu nefronların işlevlerini yitirmesi, elektrolit dengesinin bozulmasına ve zararlı maddelerin vücutta birikmesine yol açar ve böbreklerin filtreleyemediği atık maddeler nedeniyle vücut zehirlenmeye başlar. Böbrek harabiyetine bağlı olarak elektrolit dengesizliği, anemi ve yüksek tansiyon sorunları da ortaya çıkabilir.


    Böbrekler vücutta başlıca dört görevi yerine getirirler:

    * Vücuttaki zararlı/gereksiz maddelerin atılımını sağlamak (örneğin üre ve kreatinin),

    * Elektrolit dengesini, yani potasyum, kalsiyum, fosfor, sodyum dengesini sağlamak,

    * Kemik iliğinin alyuvar üretmesini sağlayan eritropoyetini üretmek,

    * Kan basıncını kontrol eden bir enzim olan renini üretmek.

    Kronik ve Akut Böbrek Yetmezliği

    Böbrek yetmezliği kronik ya da akut olabilir. Kronik böbrek yetmezliği geriye dönüşü olmayan bir böbrek harabiyetidir. Kediler böbrek yetmezliğinin ilk safhalarında belirgin bir semptom göstermediklerinden, hastalık çoğunlukla ancak ileri safhalarda, böbreklerin % 70’i işlevini yerine getiremez hale geldiğinde fark edilir. Bu nedenle ansızın ortaya çıkmış gibi görünen semptomların altında çoğu zaman ilerlemiş kronik böbrek yetmezliği yatar. Akut böbrek yetmezliğinin başlıca nedenleri idrar yollarında tıkanıklık, enfeksiyon, travma ya da zehirlenmedir (en sık rastlanan, antifrizlerde bulunan etilen glikol zehirlenmesidir). Akut böbrek yetmezliği son derece ciddi bir durumdur ve derhal veteriner hekim müdahalesi sağlanmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilir. Zamanında teşhis ve yoğun tedaviyle akut böbrek yetmezliğini yenmek ve böbreklerin normal işlevlerine dönmelerini sağlamak mümkündür.

    Yaşa Bağlı Böbrek Harabiyeti

    Kronik böbrek yetmezliği ileri yaştaki kedilerin ölüm nedenleri arasında ilk sıralardadır. Eğer kediniz yedi yaş veya üzerindeyse, her yıl böbrek fonksiyonlarının normal olup olmadığını anlamaya yarayan kan ve idrar tahlillerini yaptırmalı ve kan basıncını ölçtürmelisiniz. Erken teşhis, uygun bir beslenme biçimi ve yeterli su tüketimi ile böbrek yetmezliği olan bir kedi uzun süre mutlu ve hareketli bir yaşam sürebilir.

    Kronik Böbrek Yetmezliğinin Nedenleri

    Kronik böbrek yetmezliğine yol açan faktörler arasında yaş, kalıtım, çevre koşulları ve enfeksiyonlar sayılabilir. Son yıllarda yüksek tansiyon, düşük potasyum seviyesi, asitlendirici madde içeren mamalarla beslenme ve diş-dişeti hastalıklarının da kronik böbrek yetmezliğinde rol oynadığı düşünülmektedir. Yapılan araştırmalar bazı kedi cinslerinin (Maine Coon, Habeş kedisi, Siyam, Russian Blue, Birmanya ve Balinese) kronik böbrek yetmezliğine daha yatkın olduğunu göstermiştir. Kronik böbrek yetmezliği her yaşta ortaya çıkabilmesine rağmen, ileri yaşlarda daha sık görülür. Kronik böbrek yetmezliğinin tek bir nedeni olmadığı için, korunma amaçlı bir yöntem de önermek mümkün değildir. Yine de istatistiksel araştırmalar bu yönde yararlı olabilecek bazı bilgiler sunmaktadır.

    Kronik Böbrek Yetmezliği Belirtileri

    Kronik böbrek yetmezliği tanısı ancak klinik testler sonucunda konulabilir. Bununla birlikte, hastalığa işaret eden bazı semptomlar görüldüğü takdirde derhal veteriner hekime başvurulmalı ve gerekli testlerin yapılması sağlanmalıdır. En sık görülen belirtiler aşırı su tüketimi ve çok sık ve bol miktarda idrar yapmadır. Hastalık ilerledikçe bu belirtilere iştahsızlık, mide bulantısı, kusma, kilo kaybı, tüylerde matlaşma ve aşırı tüy dökme eşlik eder. Böbrek kapasitesinin % 30’u hayati fonksiyonların yerine getirilmesi için yeterli olduğundan, hastalık çoğunlukla böbrek harabiyeti %70lere vardığında fark edilir. Bu nedenle ilk belirtiler gözlemlendiği anda veteriner hekime başvurmak ve tedaviye başlamak hayati önem taşır.

    Teşhis ve Bakım

    Kronik böbrek yetmezliğiyle benzer belirtiler gösteren pek çok başka hastalık olduğu için hastalığın teşhis edilebilmesinin tek yolu gerekli testlerin yapılmasıdır. Kronik böbrek yetmezliğini geriye döndürmek ya da tamamen iyileştirmek olanaksız olsa da, böbreklerdeki çalışır durumda olan nefronların üzerindeki yükü hafifletmeye yönelik tedavilerle hasta ömrü önemli ölçüde uzatılabilir. Erken teşhis ve doğru tedavi (uygun bir beslenme biçimi bu tedaviye eşlik etmelidir) böbrek yetmezliği olan bir kedinin ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek açısından son derece önemlidir
     
  8. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    MANTAR HASTALIĞI



    Mantar, insandan insana, hayvandan insana ya da enfeksiyonun bulaştığı eşyalardan dolaylı olarak geçen bulaşıcı bir cilt hastalığıdır ve saç derisini, vücudu ve tırnakları etkileyebilir. Mantar genellikle genç kedilerde ve uzun tüylü kedilerde görülür; daha önceden bir deri hastalığı ya da bir travma geçirmiş kedilerin bu hastalığa yakalanma olasılıkları yüksektir. Bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar ya da tedaviler, kedilerin mantara karşı dirençlerini de azaltır.

    Her ne kadar mantar hastalığını gösteren tipik işaretler kürkteki halka biçiminde tüy döküntüleri, kabuklanma ve kızartılar olsa da, kürkte ve/veya deride herhangi başka bir değişim de mantar hastalığına işaret edebilir. Bazı kedilerin derilerinde ciddi yaralar açılabilirken bazılarında sadece küçük yaralar görülebilir.

    Teşhis:

    Mantar hastalığı genellikle diğer cilt hastalıklarına benzer ve sadece derinin görünümüne bakarak teşhis etmek zordur. Veteriner hekiminiz mantarın varlığını kesin olarak anlayabilmek için bazı testler yapacaktır. Bu testlerden bazıları:

    * Eğer mantar hastalığının nedeninin bağışıklık sistemindeki bir zayıflama olduğu kuşkusu varsa tam kan sayımı, biokimyasal profil
    ve idrar tahlilinden oluşan laboratuvar testleri,

    * Mantar kültürü,

    * Tüylerin mikroskobik incelenmesi,

    * Özel ışık altında incelemedir. Eğer incelenen alan ışık altında parlıyorsa mantardan şüphelenilir. Ne var ki alanın parlamaması her zaman mantar olmadığı anlamına gelmez, zira bazı mantar türleri ışık altında parlamazlar.

    Evde Bakım ve Alınacak Önlemler:

    Mantar hastalığının tedavisi, özellikle de evde birden fazla evcil hayvan varsa, oldukça sabır ve özen gerektiren bir süreçtir. Hem kediyi hem de yaşadığı çevreyi hastalıktan arındırmak eşit derecede önem taşır. Pek çok kedi birkaç ay içinde iyileşse de, bazı enfeksiyonlar tekrarlayabilir. Eğer kedinizin hamile olduğu şüphesini taşıyorsanız tedaviye başlanmadan önce bu durumu mutlaka veteriner hekiminize söyleyiniz.

    Veteriner hekiminiz tarafından size verilen tedavi programını harfiyen uygulayın. Mantar, kediden insana da bulaşabilen bir hastalık olduğu için kedinizi elledikten sonra ellerinizi iyice yıkayın. Bağışıklık sistemi sorunları yaşayan kişilerin çok daha dikkatli davranmaları, hatta tam olarak iyileşmeden kediye dokunmamaları önerilir. Ayrıca evinize yeni bir kedi getirdiğinizde bir süre evdeki diğer evcil hayvanlardan uzak tutun ve mantar testlerini yaptırın.
     
  9. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    DİABET


    Şeker hastalığı (diabetes mellitus) kedilerde sıkça görülen bir salgısal düzensizliktir. Bu durumun iki nedeni olabilir: Vücutta insülin hormonunun yetersiz salgılanması ya da vücut hücrelerinin bu hormona tepkisiz kalmaları. Diabetli kedilerde vücut glükozu gerektiği şekilde işleyemediği için önce hiperglisemi (kan şekeri seviyesinin yükselmesi) ve buna bağlı olarak glükozüri (idrarda şeker) oluşur. İdrarda şeker bulunması aşırı idrar yapmaya ve aşırı susuzluk hissine neden olur. Diabetli kediler iştahlı olmalarına karşın kilo verirler çünkü vücut dokuları glükozu verimli şekilde kullanamamaktadır. Hastalığın tedavi edilmeden ilerlemesi çeşitli metabolik düzensizliklere yol açar ve kusma, iştahsızlık, güçsüzlük, su kaybı meydana gelir.


    Diabet her yaştan ve cinsten kedide görülebilse de, ileri yaşta ve obez kedilerde daha sık ortaya çıkar. Hastalığın nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte kalıtım, obezite, pankreas hastalıkları, hormonal dengesizlikler ve bazı ilaçlarla tedavinin bu hastalığın oluşumunda rol oynadığı düşünülmektedir. Diabetli kedilerin küçük bir yüzdesi belli bir süre tedavi gördükten sonra tedaviye ihtiyaç duymadan hayatlarını sürdürebilirler.


    Diabet Belirtileri


    Aşırı idrar yapma, aşırı miktarda su içme ve sürekli susama hali, iştahta önemli bir artış ve buna karşın kilo kaybı diabetin tipik belirtileridir. Hastalığın ilk evrelerinde kediler hareketli ve sağlıklı görünürler ve dikkat çekici bir belirti göstermezler. Hastalık ilerledikçe derinin ve tüylerin görünümünde belirgin bir sağlıksızlık, karaciğer hastalıkları ve bakteriyel enfeksiyonlar ortaya çıkar. Nadir rastlanan diabetik nöropati durumunda kedilerin arka bacaklarının hızla güçsüzleştiği ve yürüyüşün farklılaştığı gözlemlenir. Ketoasidoz denen durum oluştuğundaysa kedide iştah kaybı, kusma, ishal, halsizlik, su kaybı ve solunum güçlükleri baş gösterir. Zamanında ve doğru şekilde tedavi edilmediği takdirde bu durum ölümle sonuçlanır.


    Teşhis


    Semptomların incelenmesi, fiziksel muayene, laboratuvar testleri, kanda ve idrarda sürekli yüksek miktarlarda şeker bulunması sonucu teşhis konur.


    Tedavi, Beslenme ve Evde Bakım


    Diabet tedavisi hastalığın şiddetine göre değişiklik gösterir. Obez ve diabetli kedilere diyet uygulanırken hızlı kilo kaybı engellenmeli, kedinin bir haftada vücut ağırlığının % 3’ünden fazlasını vermemesi sağlanmalıdır. Veterineriniz kedinizin kilosuna ve tedavi programına göre en uygun beslenme biçimini belirleyecektir. Kedinizin tedavisini ve beslenme programını aksatmadan ve önerilen biçimde uygulamak hayati önem taşır.
    Eğer diabetli bir kediniz varsa, aşağıdaki konularda veterinerinizden ayrıntılı bilgi alınız.
    * Hipoglisemi (kan şekerinde aşırı düşüş) belirtileri ve kedinizde bu belirtileri gözlemlediğiniz takdirde veterinere ulaşana kadar sizin almanız gereken acil önlemler
    * Beslenme
    * Kan şekerinin evde takip edilmesi
    Özenli bakım, doğru tedavi ve beslenme biçimiyle diabetli bir kedi uzun yıllar sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebilir. Bu noktada kedi sahibinin diabet konusunda bilgilenmesi ve veteriner hekimle işbirliği içinde hareket etmesi son derece önemlidir. Kedinizin durumunu düzenli olarak takip ederek ve zaman içinde ortaya çıkabilecek değişimlere paralel ayarlamaları yaparak onun sizinle uzun yıllar birlikte olmasını sağlayabilirsiniz.

    Kaynak: Cornell Feline Health Center
    (Cornell University Veterinary Medicine)



    Forum içeriğinde yer alan çeviri, derleme ve yazılar bilgi verme amaçlı olup, sağlık sorunlarına yönelik hiçbir tedavi yöntemi, ilaç ve benzeri uygulama salık vermemektedir. Kedinizin sağlığıyla ilgili her türlü konuda uzman bir veteriner hekimin görüşü alınarak hareket edilmelidir.
     
  10. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    HEPATIC LIPIDOSIS (KARACİĞER YAĞLANMASI)

    Hepatic lipidosis, kedilerde en sık görülen karaciğer hastalıklarından biridir. Ev hayvanları arasında yalnızca kedilerde rastlanan bir hastalıktır.


    Karaciğer yağlanması, kedinin stres ya da başka bir nedenden dolayı yemek yemeyi bırakması üzerine ortaya çıkar. Bir kedi birkaç gün boyunca yemediği takdirde kedinin vücudu enerji üretmek için yağları kullanmaya başlar. Ne var ki, kedinin metabolizması yağları gerektiği şekilde işleyemediği için yağ hücreleri karaciğerde birikme yapar ve karaciğerin işlevini yerine getirmesine engel olur. Karaciğer yağlanması hayati tehlike içeren bir durumdur ve zamanında müdahale edilmezse ölümle sonuçlanabilir. Bu yüzden, kedi ne sebeple olursa olsun bir günden fazla yemek yemediyse derhal veterinere başvurulmalıdır. Zira karaciğer yağlanması çok hızlı bir şekilde ilerleyebilir.

    Hastalık her cins ve yaştan kedide görülmekle birlikte, obez kediler daha çok risk altındadır. Karaciğer yağlanması, başka karaciğer hastalıklarına eşlik edebilir.

    Belirtiler:

    Hastalığın nedeni ve en açık görülen belirtisi iştahsızlıktır. Karaciğer yağlanmasının ilk safhalarındaki bir kedi biraz kilo kaybeder, ayrıca su kaybı yaşayabilir, aşırı salya salgılayabilir ve kusabilir. Hastalığın ileri safhalarında kilo kaybı ciddi boyutlara ulaşır, diş etleri ve gözler sararır, hatta kedi nöbet geçirebilir. Eğer kedinizde bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz kedinizi acilen veteriner hekiminize götürün.

    Teşhis:

    Aşırı kilolu bir kedinin iştahını kaybetmesi, veteriner hekimin karaciğer yağlanmasından şüphelenmesine yol açacaktır. Fiziksel muayene sonucunda kas kitlesinde azalma ve sarılık olduğu görülürse bu, büyük olasılıkla bir karaciğer hastalığı olduğu anlamına gelir. Veteriner hekiminiz karaciğer fonksiyonlarının ne kadar azaldığını görebilmek için kan testleri yapacaktır. Karaciğer enzimlerinde artış olup olmadığı ve kolesterol seviyesi laboratuar bulgularında ortaya çıkacaktır. Karaciğer biyopsisi sonucunda karaciğer hücrelerinin içinde ve çevresinde yüksek seviyelerde yağ görülmesi, kedide karaciğer yağlanması olduğuna işaret eder.

    Tedavi:

    Karaciğer yağlanması, özellikle de ilk safhalarda teşhis edildiğinde, tedavisi mümkün bir hastalıktır. İyi bir tedavi sonucunda kedilerin yüzde 70 ila 80'i hastalığı atlatır. Tedavi edilmediğinde ise hastalık hızla ilerler ve mutlaka ölümle sonuçlanır. Başarılı bir tedavi için kedinin iştahı yerine gelene kadar yoğun besin takviyesi gereklidir. Bu sayede kedinin temel beslenme ihtiyaçları karşılanacak, karaciğerin kendi kendini yenilemesi kolaylaşacak ve hastalık yüzünden ortaya çıkan metabolik dengesizliklerin düzelmesi sağlanacaktır. Tedavi sırasında da, sarılık ya da nöbet geçirme gibi hastalığın ileri safhalarına işaret eden belirtiler görüldüğü takdirde hiç vakit geçirmeden bir veteriner hekime başvurulmalıdır.

    Önlem:

    Bu hastalık aşırı kilolu kedilerde çok daha yaygın görülür, zira bu kediler kilo sorunu olmayan kedilere oranla yağ işlemeye daha yatkın olurlar. Kedinizde karaciğer yağlanması hastalığının ortaya çıkmaması için alınacak en iyi önlem kedinizin sağlıklı bir vücut ağırlığında kalmasını sağlamaktır. Veterineri hekimniz size etkili bir kilo kontrolü için uygun diyeti önerecektir.
    Kedinizin doğru ve dengeli beslenmesini, sürekli egzersiz yapmasını ve bolca su içmesini sağlayarak uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesini ve karaciğer yağlanması gibi hastalıklara yakalanma riskinin düşük olmasını garanti edebilirsiniz.
     
  11. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    GÖZ TANSİYONU (GLOKOM)


    Glokom, göz içi basıncının anormal derecede yüksek olması olarak tanımlanır. Göz küresinin içinde, aqueus humor (saydam sıvı) denilen ve sürekli olarak üretilip boşaltılan bir sıvı bulunur. Bu sıvının boşaltılmasında bir sorun olduğunda göz içi basıncı artabilir. Yüksek basınç optik sinirin hasar görmesine, bu da görme kaybına neden olur. Glokom kendi başına (birincil) ya da başka bir sağlık sorununun sonucunda ikincil olarak ortaya çıkabilir.


    Birincil glokom: Birincil glokom, göz içi sıvısının boşaltım bölgesinde bir sorun olduğunu gösterir. Sorun yapısal olabileceği gibi, göz içi sıvısının boşaltım bölgesinin işlevi de olabilir. Glokomun bu türü kalıtsal olma eğilimindedir ve kedilerde çok nadir görünür.


    İkincil glokom: İkincil glokom gözdeki başka sorunların yan etkisi olarak gelişir. Birçok göz hastalığı , göz içi sıvısının akışında kesintiye veya gözden boşaltılmasında bozukluğa neden olabilir.


    Glokomun Nedenleri


    Birincil glokomun nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Hastalık kendiliğinden, genellikle herhangi bir belirti vermeden ortaya çıkar. Gözün boşaltım alanında doğuştan itibaren bir anormallik olmasına karşın, akut glokomun neden yaşamın daha ileri dönemlerinde ortaya çıktığı anlaşılamamıştır.


    İkincil glokom, kedilerde en sık gözlenen glokom çeşididir . Bir çok nedeni vardır:


    1. Enfeksiyon: Gözdeki ağır enfeksiyonlar protein ve atık maddelerin üretimine neden olur. Bu maddeler saydam sıvı ile birlikte dolaşırlar ve saydam sıvının boşaldığı alanda tıkanıklığa neden olarak saydam sıvının dışarı akmasını engellerler. Eğer yangılı iris hemen arkasındaki göz merceğine yapışırsa, saydam sıvının akışı göz bebeğinde de engellenebilir. İrisin kronik yangısı kedilerde glokomun en yaygın nedenidir.


    2. Göz merceğinin yerinden çıkması: Eğer göz merceği yerinden çıkar ve gözün ön odasına düşerse saydam sıvının akışına ve boşatılmasına engel olur. Göz merceğinin yerinden çıkması, kedilerde genellikle irisin ve bitişiğindeki dokuların kronik yangısının bir yan etkisidir.


    3. Tümörler: Göz içi tümörleri boşaltım alanını kaplayabilir ve saydam sıvının gözü terk etmesine engel olabilirler.


    4. Travma: Gözün herhangi bir nedenle zedelenmesi göze kan dolmasına neden olabilir. Bu da boşaltım yolunu kapatabilir.


    Glokomun Belirtileri


    · Kızarmış gözler
    · Sık sık göz kırpma, kısma ve gözde ağrı
    · Göz yaşarması
    · Işığa tepki vermeyen genişlemiş göz bebeği
    · Bulutlu (beyazımsı/mavi) kornea (gözün ön yüzeyi)
    · Gözün büyümesi (buphthalmos olarak bilinir)
    · Görme kaybı - körlük
    Glokom genellikle başlangıçta yalnızca bir gözü etkiler. Ortaya çıkmasına neden olan faktörlere bağlı olarak diğer göz de gelecekte glokom ortaya çıkması bakımından risk altında olabilir.


    Teşhis


    Glokomu teşhis etmek ve diğer hastalık ihtimallerini dışlamak için bazı testler gereklidir. Glokom tanısı koymak için gerekli testler şunlardır:


    1. Kedinin genel fiziksel muayenesi ve tıbbi geçmişi. İhtiyaç duyulan kan testleri ve diğer genel sağlık testleri çeşitlidir.


    2. Glokomun varlığını doğrulamak ve birincil tür mü ikincil tür mü olduğunu belirlemek için tam göz incelemesi. Göz aynı zamanda, optik sinir ve retinada oluşan hasarın miktarını öğrenmek için de değerlendirilir. Veteriner hekiminiz size daha ayrıntılı bir inceleme için göz hastalıkları konusunda uzman bir veteriner önerebilir. Bu tür ayrıntılı inceleme şu alanları içerir :


    · Göz içi basıncının sık sık ölçülmesi (tonometry),
    · Saydam sıvının boşaltım yolunun özel araçla değerlendirilmesi (gonioscopy),
    · Eğer göz, derinliğine incelemek için çok bulanıksa ultrasonografik incelemeler. Gözün ultrasonla incelenmesi, yerinden çıkmış göz merceğinin, tümörlerin ve optik sinirdeki zedelenmenin belirlenmesine yardımcı olur.


    Evde bakım


    Glokom, tedavisi büyük özen ve dikkat gerektiren bir sağlık sorunudur. Tedavi ömür boyu sürebilir. Veteriner hekimin önerdiği tedavi biçimi aksatılmadan devam ettirilmeli, ilaç tedavisi gözün görünümü iyileşti diye kesilmemelidir. Tedaviye rağmen görme korunamadığı takdirde, görme kaybının yaşamı tehdit etmediği akılda tutulmalıdır. Kedilerin büyük çoğunluğu, tek veya iki gözlerindeki görme kayıpları ve körlüğe çok iyi uyum sağlarlar.


    Kaynak: Dr. Jennifer Welser & Dr. Rhea Morgan (PetPlace.com)
     
  12. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    KATARAKT

    Katarakt Nedir?


    Göz merceği, göz içinde irisin hemen arkasında yer alan yuvarlak ve şeffaf bir yapıdır. Normal göz merceği, ışığı gözün arka kısmında yer alan ve ışığa duyarlı hücreler bulunan retina üzerine odaklar. Katarakt, göz merceğinin saydamlığını yitirerek matlaşması ve ışığı dağıtarak yansıtması durumudur. Eğer göz merceğinin büyük bölümünde katarakt gelişirse, bu durum ışığın retinaya ulaşmasına engel olur. Katarakt farklı görünümlerde; örneğin buz parçacıkları görünümü veren küçük noktalar, dumanlı bir görünüm, inciye benzer parlaklık ya da beyaz çizgiler görünümünde olabilir. Katarakt küçük noktalar halinde başlayabilir ve giderek göz merceğinin daha geniş bölümünü kaplayacak biçimde ilerleyebilir. İlerlemenin hızı kediden kediye farklılık gösterebilir. Katarakt bir veya iki gözde birden ortaya çıkabilir.

    Kataraktın Nedenleri

    Katarak gözdeki bir zedelenme, göz içindeki yangı, gözü etkileyen başka bir hastalık sonucunda veya kalıtımsal olarak ortaya çıkabilir. Küçük hayvanlarda kataraktın birincil nedeninin kalıtım olduğu düşünülmektedir.

    Kedinizde görme sorunu olduğunu nasıl anlarsınız?

    Kediler kendileri için tanıdık bir ortam olan ev içinde görme duyularının çoğunu yitirmiş dahi olsalar kolaylıkla hareket edebilirler. Eşyalara çarpma, oyuncağını kovalamada ya da bulmada güçlük, yalnız başına kalmaktan korkma görme kaybının belirtileri olabilir. Bu belirtiler özellikle kedinin alıştığı ve tanıdığı bir yerde ortaya çıktıysa anlamlıdır. Eğer körlük uzun bir zaman dilimi içinde geliştiyse, kedi kendisi için yeni bir ortama girene kadar ya da evdeki eşyaların yeri değişene kadar görme kaybına işaret eden herhangi bir belirti gözlenmeyebilir.

    Katarakttan şüphelenenler ne yapmalı?

    Kedinizde katarakt geliştiğinden şüpheleniyorsanız ilk olarak onu göz hastalıkları uzmanı olan bir veteriner hekime göstermelisiniz. Göz merceği görme sistemi içinde önemli bir bağlantı noktası olmakla birlikte, bütün sistemin yalnızca bir parçasıdır. Retina ve gözün diğer bölümlerinin durumu, katarakt ilerlemesini tamamlamadan önce incelenmelidir. Eğer katarakt ilerlemesini tamamladıysa göz merceğinin gerisinde kalan bölgeleri doğrudan incelemek mümkün olamayabilir. Böyle durumlarda elektro-retinogram incelemesi gerekebilir. Kataraktın erken dönemlerinde genellikle retinanın incelenmesi mümkün olur. Bu inceleme sonucunda kataraktın nedenleri, etkilenen alanlar ve ilerlemenin hangi evresinde olduğu anlaşılır. Bütün katarakt durumları körlüğe neden olmaz. Tamamlanmamış katarakt görmeyi önemli ölçüde zedelemeyebilir.

    Kataraktın tedavisi

    Günümüzde kataraktın ilerleyişini yavaşlatmak, oluşmasını engellemek ya da katarak oluştuktan sonra geri dönüşü sağlamak için bilinen bir tıbbi tedavi mevcut değildir. Veteriner hekiminiz kataraktın yayılma hızına ve oranına, göz içinde katarakta neden olan başka bir sorunun var olup olmadığına ve görme kaybının miktarına bakarak en uygun kararı verecektir.
     
  13. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    TOKSOPLAZMOZİS

    Pek çok kişi etraflarında bir kadının kediden bulaşan bir hastalık yüzünden düşük ya da ölü doğum yaptığı öykülerini duymuştur. Bu öyküler nedeni ile hamile kadınlar genelde kedi köpek gibi evcil hayvanlardan uzak durmaya çalışırlar. Hatta hamilelik öncesinde evlerinde bu tür evcil hayvan besleyenler ya bu dostlarını ebediyen terk ederler ya da bir tanıdıklarına vermeye çalışırlar. Hamilelikleri sırasında da kedi ya da köpek beslenen evlere pek uğramazlar.
    Kedilerden bulaştığı inancı yaygın olan bu hastalığın adı toksoplazmozis'dir. Gerçekçi olmak gerekirse insanlara bulaşan toksoplazma enfeksiyonlarında kediler en az suçlanması gereken faktördür.


    Toksoplazmozis nedir?

    Toksoplazmozis, Toxoplasma gondii adı verilen parazitin neden olduğu bir enfeksiyondur. İlk kez 1908 yılında Afrikada gondi adı verilen bir tür kemirgende saptanmıştır. Tüm dünyada insanların da dahil olduğu pek çok tür omurgalı canlıda enfeksiyona neden olur. Buna karşılık sadece evcil kedilerin bağırsağında dişisi ve erkeği bir araya gelerek üreyebilir. Başka bir yerde üremesi mümkün değildir. Bu enfektif parazitler kedinin dışkısı ile dış dünyaya atılır ve buradan diğer canlılara sindirim sistemi yolu ile bulaşır. Bir başka deyişle enfeksiyonun insan ya da diğer hayvanlara bulaşabilmesi için ağızlarından girmesi gerekir.

    Toksoplazmozis nasıl bulaşır?

    Kediler bu paraziti enfekte bir hayvanı (fare gibi) çiğ olarak yediklerinde alırlar. Bundan sonra yaklaşık 2 hafta süreyle parazit kedinin bağırsağında çoğalır. Takip eden dönemde kedinin dışkısı ile dışarıya atılır. Atılan bu parazitlerin bulaşıcı olabilmesi için dış dünyada 24 saat geçirmeleri gerekir. Daha önce bulaşıcılıkları olmaz. Enfekte bir kedi yaklaşık 2-3 hafta süreyle dışkısı ile parazit atar. Bundan sonraki dönemde kedinin dışkısında parazit olmaz. Bir kere toksoplazma enfeksiyonu geçiren kedi bağışıklık kazanır ve daha sonra yeniden enfekte olmayacağı gibi bulaştırıcılık özelliği de taşımaz. Benzer bir özellik insanlarda da vardır. Bir kere enfeksiyon geçiren bir kişi bağışıklık kazanır ve daha sonra yeniden hastalanmaz.
    Sokak kedileri genelde bu enfeksiyonu yaşamlarının çok erken döneminde geçirirler ve bağışıklık kazanırlar. Bu nedenle yetişkin sokak kedilerinden enfeksiyon bulaşması çok uzak bir olasılıktır.
    Kedinin dışkısı ile toprağa atılan ve 24 saat içinde bulaşıcı özellik kazanan parazitler beslenme sırasında (örneğin otlaklarda) sığır, koyun, inek gibi hayvanların sindirim sistemine geçer. Daha sonra buradan kas dokusu içine geçerek hayvanı enfekte eder. Böyle bir hayvanın eti pişirilmeden ya da az pişirilerek bir insan tarafından yendiğinde direkt olarak o insanda da enfeksiyona neden olur. Bir başka bulaşma yolu da toksoplazma bulunan toprakla temas etmiş meyve ve sebzelerin uygun şekilde yıkanmadan yenmesidir.
    Görüldüğü gibi toksoplazma insana 3 temel şekilde bulaşabilir.
    1. Enfekte bir kedinin dışkısı ile temas edip daha sonra bu temasın gerçekleştiği eli yıkamadan ağza götürmek
    2. Enfekte bir hayvanın etini iyice pişirmeden yemek
    3. Paraziti barındıran bir besin maddesini iyice yıkamadan yemek
    İnsanlarda bir bulaşma yolu daha vardır:
    4. Enfekte bir anne adayından hamilelik sırasında bebeğine bulaşması

    Ne sıklıkta görülür?

    Tüm dünyada toksoplazmozisin görülme sıklığı konusunda net bir istatistik yoktur. Ancak insanların yaklaşık %25-50'sinin yaşamlarının herhangi bir döneminde parazitle temas ettikleri ve enfekte oldukları tahmin edilmektedir. Ilıman iklimlerde daha fazla görülür. Hastalığın en fazla görüldüğü Fransa'da insanların %65'inin bu enfeksiyonu geçirdiği tahmin edilmektedir.

    Belirtileri nelerdir?

    Toksoplazma enfeksiyonları erişkinlerde genelde pek belirti vermez. Çoğu zaman doktora gitme gereksinimi doğurmayan hafif bir soğuk algınlığı şeklinde atlatılır. Hafif kas ve eklem ağrıları, halsizlik, yorgunluk, lenf düğümlerinde şişlik gibi belirtiler görülebilir. Belirtiler birkaç hafta ile birkaç ay içinde kendiliğinden geriler. Çok nadiren göz enfeksiyonlarına neden olabilir.
    Bağışıklık sistemi baskılanmış lösemi, lenfoma, AIDS hastaları ile organ nakli yapılan hastalarda çok daha ağır seyredebilir ve hatta ölümlere neden olabilir.

    Tanısı nasıl konur?

    Toksoplazmozis kanda bu parazite karşı vücudun bağışıklık sisteminin ürettiği antikorların varlığının saptanması ile konur. Yapılan incelemede toksoplazmaya karşı IgG pozitifliği, hastalığın daha önceden geçirildiği ve bağışıklık olduğu anlamına gelir. Böyle bir durumda yeniden toksoplazmaya yakalanmak mümkün değildir. Kanda IgM varlığı ise aktif yeni bir enfeksiyon varlığını gösterebilir. Böyle bir durumda tekrarlanan incelemelerde IgM düzeylerinde artış görülmesi ile tanı konur ve tedavi edilir. Hem IgG hem de IgM negatifliğinde-yokluğunda hastalık yok ve kişi daha önce bu hastalık ile hiç karşılaşmamış demektir ve toksoplazmaya yakalanmamak için önlemlerin alınması gerekmektedir.

    Bebek için riskleri nelerdir?

    Hamilelikleri sırasında toksoplazma enfeksiyonuna yakalanan kadınların sadece %30-40'ı bu hastalığı bebeklerine geçirirler.
    Annedeki enfeksiyonun bebeği de etkileme riski gebelik yaşı ile direkt ilişkilidir. Bu risk gebeliğin son üç ayında daha yüksektir ve %70'le kadar ulaşabilirken bu oran ilk üç ay enfeksiyonlarında %15'ler civarındadır. Ancak ilk üç ayda bebeğe enfeksiyon geçme olasılığı düşük olmasına rağmen bebekte yaratacağı zarar daha fazladır.
    Bir başka deyişle son 3 ayda bebeğe enfeksiyon geçmesi daha kolay ancak zarar yaratma olasılığı son derece düşükken, ilk 3 ayda çok zor geçen enfeksiyon daha ciddi sorunlara neden olmaktadır.
    Erken dönemde görülen toksoplazma düşük ya da ölü doğumlara neden olabilir. Toksoplazmanın diğer etkileri ise beyin hasarı, beyinde su toplanması (hidrosefali), görme ve işitme bozuklukları, gelişme geriliği, zeka geriliği ve epilepsi gibi sinir sistemi bozukluklarıdır.

    Hamilelikte toksoplazma enfeksiyonu saptanırsa ne yapılmalıdır?

    Hamilelik sırasında anne adayında toksoplazma enfeksiyonu saptanması bebekte mutlaka bir sorun olacağı anlamına gelmez. Böyle bir durumda detaylı ultrasonografi ile enfeksiyonun bebekte zarar oluşturup oluşturmadığı aranır. 20. gebelik haftasından sonra ise bebeğin göbek kordonundan kan alınarak (kordosentez) kesin tanı konulabilir. Burada bebek kanında IgM varlığı bebekte enfeksiyon olduğunun kesin belirtisidir.

    Tedavi

    Hamile olmayan bir kadında toksoplazmanın tedavisi antibiyotik ile yapılır. Hamilelerde ise uygulanan antibiyotiğin bebekte oluşması muhtemel hasarı engelleyip engellemediği açık değildir.
    Eğer bebekte ciddi sekel saptanır ise tercih edilmesi gereken yöntem gebeliğin sonlandırılmasıdır.

    Hamilelikte toksoplazmaya bağışıklık olmadığı saptanırsa ne yapılmalıdır?

    Böyle bir durumda toksoplazmadan korunma önlemlerine dikkat edilmeli ve belirli aralıklarla kanda toksoplazmaya karşı antikor oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır.

    Toksoplazmadan korunma yolları

    Toksoplazmadan korunmanın en etkili yolu hijyen kurallarına uymaktır.
    · Ellerinizi sık sık yıkayın.
    · Eğer toprak ile uğraşıyorsanız mutlaka eldiven giyin.
    · Çiğ ya da az pişmiş et yemeyin (salam sucuk vb).
    · Çiğ et ile temas ettikten sonra mutlaka ellerinizi yıkayın.
    · Çiğ et kestiğiniz bıçak ile iyice yıkamadan başka bir madde kesmeyin.
    · Çiğ et kestiğiniz kesme tahtalarını iyice yıkamadan üzerinde başka bir işlem yapmayın.
    · Çiğ sebze ve meyveleri mutlaka çok iyi yıkayın.
    · Tercihen dışarıda yeşil yapraklı salataları yemeyin.
    · Pastörize edilmemiş süt içmeyin, bu tür sütlerden üretilmiş ürünleri kullanmayın.
    · Evde kedi varsa kumunu siz değiştirmeyin.
    · Kedinin kumunun 24 saat aralıklarla mutlaka değişmesini sağlayın.
    · Kedinizi dışarı bırakmayın.
    · Kedinize çiğ et yedirmeyin.
     
  14. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    MİDE VE BAĞIRSAKTA YABANCI CİSİM


    Kediler yiyecek dışındaki yabancı cisimleri de yiyebilmektedir. Bunlar arasında lastik toplar, boncuklar, para, ip, vida, seloteyp, düğme, lastik toka, naylon poşet parçaları gibi cisimler sayılabilir. Bazı kediler bu cisimleri oyun oynarken yanlışlıkla yutabilirler, bazıları kedilerinse yün kazak, naylon poşet, kablo gibi cisimleri kemirme alışkanlıkları sonucu bu tip durumlar oluşabilir.
    Kedinin yediği yabancı cisimlerin büyük bir kısmı mideden bağırsağa geçemeyecek kadar büyüktür. Eğer yenilen yabancı cisim midede kalırsa ciddi sindirim sorunlarına yol açabilir. Ancak ataç, plastik parçaları, düğme gibi küçük cisimler mideden bağırsağa geçebilir ve ince bağırsağın tıkanmasına ya da delinmesine neden olabilir.
    Sindirim sistemindeki yabancı cisimler her yaştaki kedide gözlenebilir. Ancak, 2 yaşından küçük kedilerde daha yaygın olarak gözlenmektedir.


    Yutulan yabancı cisimler içinde en büyük tehlikeyi ipler yaratır. Bazı durumlarda ipin başlangıcı ilmik olarak dile takılırken diğer ucu yemek borusu, mide ve ince bağırsağa ulaşır. İpin bir ucunun dilde kalması nedeniyle ip sindirim sistemini geçemez. Kedi kusmaya başlar.
    İp yutmanın bir başka tehlikesi bağırsaklar üzerinde yaptığı deformasyondan kaynaklanır. İnce bağırsağın hareketleri bağırsağın ipin çevresinde bir akordeon gibi toplanmasına neden olur (Şekil 1). Bağırsak hareketleri devam ettikçe ip giderek incelir ve bağırsak duvarını bir çok yerinden keser. Eğer bağırsak içeriği karın boşluğuna boşalırsa bu durum peritonite yol açar.


    Yabancı cisimlerin sindirim sistemi içinde yol açtıkları bir diğer problem intussuspectiondur. Intussuspection bağırsağın kendi içine kayarak yanlarda cep oluşturması durumudur (Şekil 2). Birincil olarak ince bağırsakta oluşmasına rağmen bazen kalın bağırsakta da gözlenir. Bağırsak kendi içine kıvrıldığı zaman kan dolaşımında azalma meydana gelir. Kan dolaşımı olmayan bölgedeki dokular şişer ve sonunda ölür. Süreç çok hızlı ilerler. Bu nedenle tanının çabuk konması ve hemen tedaviye başlanması gerekir.


    Belirtileri


    Kusma
    Ani iştah kaybı
    Karın bölgesinde gerginlik
    Bağırsak hareketlerinde azalma
    Dışkının rengi, şekli ve miktarında anormallikler
    Ateş


    Tanı


    Sindirim sisteminde yabancı cisim tanısı koymak için veteriner hekimler ilk olarak kedinin tıbbi geçmişini araştırırlar. Kedinin yakın zamanda bulunduğu ortamların, alışkanlıklarının bilinmesi yabancı cismin ne olduğuna ilişkin bilgi verebilir.
    Karın bölgesinin röntgeni çekilir. Röntgen yabancı cismin belirlenmesi için yeterli olmazsa ilaçlı film çekilir.
    Sindirim sistemi içinde yabancı cisim olduğu belirlenirse hem kedinin genel sağlık durumunu değerlendirmek hem de olası bir cerrahi müdahaleden önce anestezi ile ilgili riskleri değerlendirmek amacıyla kan tetkikleri yapılır.


    Tedavi


    Bazı küçük cisimler bağırsaktan geçerek vücudu kendiliğinden terk edebilir. Ancak birçok durumda yabancı cismin çıkarılması için cerrahi müdahale gerekir. Ameliyat sırasında genellikle bağırsağın zedelenen kısmı çıkarılır. Kalın bağırsakta bulunan yabancı cisimler için kediye yağlı maddeler içirilerek cismin ameliyat yapılmadan çıkması sağlanabilir.


    Uyarılar – Önlemler


    Kedilerin yabancı cisim yutmalarını engellemek için oyuncaklarını çiğnenemeyen cisimlerden seçmek gerekir. Kedinizi ucuna **** oyuncak fare vb. cisimler bağlı bir iple oynatıyorsanız oyun saatleri dışında bu ipi onun ulaşamayacağı bir yerde tutun. Kediniz için seçtiğiniz oyuncakların kemirilmesi durumunda kopup yutulabilecek parçaları olmamasına özen gösterin. Örneğin piyasada bulunan pek çok oyuncak farenin plastik gözleri, burunları ya da kulakları, ipten kuyrukları yutulmaları halinde tehlike yaratırlar. Tırmalama tahtasına ipin ucuna dizili boncuklar gibi aksesuarlar takmayın. Yine lastik saç tokaları, yün yumakları özellikle yavru kedilerin oynamaktan zevk aldıkları fakat kemirmeleri, yutmaları durumunda kediniz için hayati tehlike arz eden cisimlerdir.


    Eğer kedinizin belli eşyaları kemirme, çiğneme gibi bir alışkanlığı olduğunu gözlemliyorsanız (yün kazaklar, naylon poşetler, yapışkanlı bantlar) öncelikle bu tür eşyaları onun ulaşamayacağı yerlerde tutun. Elektrik kablolarını mümkün olduğunca gizleyin, bunu yapamadığınız durumlarda kedinin hoşlanmadığı bir koku içeren spreyler kullanın. Kediler naylon poşetlerin içine girip oynamayı da çok severler ama poşetin boynuna dolanması durumunda boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirler. Dikiş iplikleri, vidalar, düğmeler, küpe, boncuklu kolyeler gibi cisimleri daima kedinizin ulaşamayağı yerlerde saklayın.
    Kedinizin yabancı cisim yuttuğundan şüphelendiğiniz anda hiç vakit kaybetmeden veteriner hekiminizle iletişime geçin.
     
  15. begi_begi

    begi_begi Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    22 Ocak 2010
    Mesajlar:
    84
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    vuaww ful bilgi ile donatılmış hemen kopyalıyorum hepsini
     
Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Nişan ile ilgili herşey

    Nişan ile ilgili herşey

    nişanla ilgili herşey nişan yeri nişan için takım elbise takım elbise takıları NİŞAN YERİ Nişanınızın yapılacağı mekanın seçimi tamamı ile size kalmıştır. Bazı aileler nişan yeri olarak ev ortamını tercih ederken, kimileri seçimini sosyal mekanlardan yana yapar. Ev tercih edilirse, tören kızın evinde gerçekleşir. NİŞAN ELBİSESİ İşte muhteşem gözükmeniz gereken bir gece daha... Gelin...
  2. Sushi İle ilgili Herşey

    Sushi İle ilgili Herşey

    sushi malzemeleri suşi malzemeleri nori nerede satılır yemek çubukları nerede satılır sushi bulunur Öncelikle netleştirmek gereken nokta: Çoğu kişi Sushi nin çiğ balık ya da çiğ deniz ürünlerinden oluşan bir yemek türü olduğunu düşünüyor. Bu kısmen yanlış; Sushi, çeşitli sebze ve deniz ürünlerinin (çiğ yada pişmiş olarak) özel bir tarifle yapılmış pirinç ve kurutulmuş yosun (nori) ile...
  3. Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    pekinez bakımı köpekler neden kusar köpek resimleri köpek resmi DIŞ PARAZİTLER KENELER VE PİRELER Enfeksiyon hastalığının taşıyıcısı olarak keneler her köpek için ciidi tehlike oluştururlar.Özellikle köpeklerin en çok dolaşmayı sevdikleri açık alanlarda gözlenir.Nisan'dan Ekime' kadar çalılıklarda,otlar üzerinde serbestçe yaşar,kan emebilecekleri bir noktada kanca benzeri ısırma organelleri...
  4. Kuş sağlığı ile ilgili herşey

    Kuş sağlığı ile ilgili herşey

    muhabbet kuşunun tüylerini kabartması muhabbet kuşu hamile olduğu nasıl anlaşılır kuş resmi kuşunun hamile olduğu nasıl anlaşılır kuş Göz & Gaga & Tırnak hastalıkları: Temiz ,canlı bakan bir göz ile; parlak, pürüzsüz bir gaga sağlıklı bir kuştaki ilk belirgin özelliklerdendir. Sıkça temizlenmeyen bir kafeste barınan kuşlarda enfeksiyon kapma olasılığı yüksektir, zeminde kumlu kağıt...
  5. Balık sağlığı ile ilgili herşey...

    Balık sağlığı ile ilgili herşey...

    formalin tedavisi akvaryumla ilgili herşey Genel Bilgi : Tüm canlıların sağlığı,çevresindeki yaşam koşullarının sağlıklı olmasıyla orantılıdır.Ancak;balıklar kendi yaşam koşullarının tercihini hiçbir şekilde yapamadıkları için Tüm sağlıkları sizin yapacağınız seçimlere bağlıdır. Balık hastalıklarını önlemek için,balıklarınızı hep aynı yerden almaya,balık kepçenizi dezenfekte etmeye,su...

Sayfayı Paylaş