gebe
  1. ESDE

    ESDE Hamiş Melek

    Kayıt:
    9 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    710
    Beğenilen Mesajlar:
    204
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    FRANSA

    Kim nedir bilinemez ki?

    Konu, 'Kişisel Gelişim' kısmında ESDE tarafından paylaşıldı.

    deniz deniz resimleri kayık kim, nedir, bilinmez, can, dundar, konularini incelemektesiniz

    Sevgili Melekler,

    Unlu Yazar Can Dundar' in cok guzel bir yazisini sizlerle paylasmak istedim...


    [​IMG]


    Geçen gün çok sevdiğim bir yakınım: - Acaba ben açık denizlere özendiğim halde sığ kıyılardan ayrılmaması gereken küçücük bir kayık mıyım, diye soruyordu.
    Bu soruyu düşünmüş az insan vardır yeryüzünde.
    Kişi, açık deniz teknesi olup olmadığını, yaşamın içinden geçmeden göremez.
    Kendini dretnot sandığı için, kıyılardan azıcık açılır açılmaz alabora olmuş nice yaşamlar yatar; cesur ama donatımıyla enerjisi, küçük parmak boyundaki yüreklere, bir türlü doymayan; canavar dalgaların derinliklerinde...

    Bazıları da gereğinden fazla düşkündür güvenceye... Takım taklavatı her fırtınaya dayanma direncine göre hazırlanmış olsa bile, sığ kıyılardan bir türlü ayrılamazlar...
    Açık denizlerde "ha battı, ha batacak" korkularıyla yol almaya çalışan bir kayıkçık ile; sığ kıyılardan bir türlü ayrılamayan bir süper tankerden, hangisi daha örnek gösterilmeye değer, bilinemez...

    Ufuklara açılamayan bir süper tanker, alabildiğine komiktir ama, yüzde yüz güvence içindedir...
    Güvenceli kıyıları çok gerilerde bırakmış bir kayık ise ürpertiler verir insanın içine; ama asla kahkahalarla gülünecek bir gıdıklama vermez.
    Sığ kıyılardan ayrılamayan tankerler, sonsuz ufukların ötesinde bir inip, bir çıkan minik kayıklara her zaman öfkelidirler... Abartılmış bir güvence tutkusuyla komikliğe düşmenin hınçlarını çıkarırlar onlardan.
    Ve kayıkçık bir yerde batınca da:
    - Biz, açılmak sakıncalıdır dememiş miydik, elbet batar, diye, pruvalarıyla grandi direklerini birbirine tokuştururlar.

    Bunların dışında bir de gerçekten açık deniz teknesi olanlar vardır.
    Onları ne kıyılarda tutabilirsiniz, ne de battığını görmekten oluşacak bir anının, öğüdünü satabilirsiniz başkalarına...
    Demek ki ilk bakışta bir hayli karmaşık görünen insan yapıları, genel bir özetlemeyle beş kategoriye indirgenebilir.
    Bir türlü kıyılardan ayrılamayan transatlantikler... Onlar çirkindirler.
    Boyuna posuna uygun sularda dolaşan sandallar... Onlar da dikkat dışıdırlar. Ne köy olur, ne kasaba onlardan...
    Hesapsız, kitapsız; enginlerde, okyanus dalgalarıyla boğuşa boğuşa yaşamlarını yitiren kayıkçılar... Kahraman olmalarına kahramandırlar ama, yaşamları daima anlamsız ve karşılıksız kalır...
    Bir de açık deniz tekneleri...

    Böyle bir şemada kişi kendinin gerçek yapısını ancak yaşamdan geçerken görür...
    Kıyılardan bir türlü uzaklaşamamış dretnot:
    - Ah keşke, der, keşke ben de uzak limanlara doğru yola çıkabilseydim...
    Tayfunların ortasında alabora olmuş bir kayık, son hıçkırığında:
    - Keşke, der, keşke kaçmak istediğim kıyılardan, hiç ayrılmasaydım.
    Sığ sularda kürek çeken sandallar:
    - Keşke, derler, keşke bizler de, açık deniz teknesi olabilseydik...

    Açık deniz teknelerinin ise "keşke"leri yoktur... Onlar fırtınaları da atlatacak; güneşin batışını da başka bir lezzetle seyredecek; boşlukların yalnızlığında, kendi köpürttükleri suların coşkusunu limanlardan limanlara ileteceklerdir...
    Açıklarda tek kürekle zorlanan cesur bir kayıkçığı da, bazen isterler yedeklerine almak...
    Ama çokçası ya ip kayığa takılmaz; ya hızlı çekimden kopar; ya kayık dizel motorlarıyla çalışan teknenin süratine dayanmaz... Açık deniz teknesi de, iyi niyetinin buruk acısıyla, yeniden bağlar pervaneleri tornaytın en hızlısına...

    Bu genel sınıflandırmanın tek bir sürprizi vardır.
    O da küçük kayık olarak açıklara vurduktan sonra, gerçekte hiç de küçük kayık olmadığının bilincine varmak ve keyifli ıslıklarla açık deniz teknelerine el sallamak...
    O zaman hiç kimsenin görmediği boşluklarda, bir mutluluk dolaşır rüzgarların içinde...
    Ama bu o kadar azdır ki, o nedenle de; insan yaşamları, kendini değerlendirme yanılgılarından doğan kemirici umutsuzluklarla; "ah keşke"lerin kıskaçları arasında, çıtır çıtır kırılarak un ufak olup gider.




    Can Dündar


     
Kim nedir bilinemez ki? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Önyargı Dediğin Nedir ki

    Önyargı Dediğin Nedir ki

    Taksim'de otobüs bekliyordum. Bir genç kadın fena halde sinirime dokundu. Aşırı süslü ve rüküştü. Bayağılık akıyordu her yanından. Bir karış topuklarının üzerinde zor durduğunu belli ederek aptal aptal sırıtıyor, çevresiniçapkın gözlerle süzüyordu. Derken yanımızdaki elektrik direğini onaran işçi, merdivenden düştü. Bizler ambulans ve polis gelsin diye telaşlanırken o genç kadın süslü...
  2. Cem Özkan - Kim Demiş Ki

    Cem Özkan - Kim Demiş Ki

    Kim Demiş Ki Kim demiş ki benim sana hiç ihtiyacım yok diye Benim sana havadan sudan daha çok ihtiyacım var Gözyaşların akmasın sakın, sakın canın sıkılmasın Ver bana tüm hüzünlerini senin kalbin kırılmasın Dök bana bütün kederini güzel gözlerin dolmasın Sen bambaşka bir güzelsin bu canıma can verirsin Her anımda her günümde beni baştan fethedersin
  3. Ajda Pekkan - Kim Derse Ki

    Ajda Pekkan - Kim Derse Ki

    Gördüklerim sanki bir korkulu rüya Herşeyini yitirir bir anda dünya Yeşiller solar birden döner sarıya Sevgililer yabancıya Kim derse ki yazılan her şiir yalan Aşk bir oyunmuş her sahnede oynanan Gözler gerçeği söyler gönüller aldatan Kim derse ki ben inanmam Sonunda pişmanlıklarmış bize kalan Yaşadıkça canından bezermiş insan Neden öyleyse çöktür ölümden korkan Ben inanmam...
  4. fenerbahçenin uefada ki rakibi kim

    fenerbahçenin uefada ki rakibi kim

    Fenerbahçenin UEFA rakip kurası bugün çekilecekti, çekildi mi? Kimle oynayacakmış belli oldu mu?

Sayfayı Paylaş