gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.164
    Beğenilen Mesajlar:
    2.213
    Ödül Puanları:
    113

    Kırık Kalpler (Muhteşem bir hikaye)

    Konu, 'Aşk Hikayeleri' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    KIRIK KALPLER Gidecek hiçbir yeri yoktu!..

    Denizden gelen iyot kokusu şerbet gibi bir sonbahar akşamının tamamlayıcısı olarak yemyeşil parkın ulu çam ağaçlarının kokularına karışmış, batan güneşin kızıllığı ise gökyüzünün rengini bir alev topuna çevirmişti. Gülcan doğadaki bu ihtişamın farkına bile varmadan ürkek adımlarla çevresine bakınarak yürüyor, arada bir kuşkuyla arkasına dönüyordu. Hava hızla kararmakta olduğu için genç kadının yüzünün çizgileri keskinleşerek bakışlarındaki tedirginlik artıyordu. Üzerindeki ince, triko hırkaya daha fazla sarınarak ağaçlığa doğru ilerledi. Hafif bir rüzgar çıkmıştı. Büyük bir çam ağacının altına gelip durdu. Gözlerinde korku vardı. Çevresini dikkatle kolaçan ettikten sonra yavaşça çömeldi. Ağacın dibine oturdu. Narin vücudu titriyordu. Dudakları tek bir çizgi halini almıştı. Kumral, omuzlarına kadar inen saçlarını annesinden kalma bir eşarpla bağlamıştı. Ellerini hırkasının cebine sokarak iyice büzüldü. Sabahtan beri yürüyordu ve hiçbir şey yememişti. Ağzının, dilinin kuruduğunu hissediyordu. Parkın girişindeki çeşmeden iki avuç su içmişti. Bütün gün midesine giden tek gıda buydu. Ağaçlığın birkaç metre ilerisindeki taşlı yoldan iki kişi geçti. Gülcan onlar geçerken adeta yok olmak istermişçesine küçüldü, iyice sokuldu ağacın gövdesine. Gidecek hiçbir yeri yoktu. Bu ağacın altında sabahlamayı düşünüyordu. Birazdan güneş iyice kaybolunca çökecek karanlık, şimdiden korkutmaya başlamıştı genç kadını. On sekiz yaşındaydı. Zayıf çelimsiz vücudu uzun basma eteği ve triko hırkasının içinde kaybolmuş gibiydi. Yeşile çalan iri gözlerindeki kuşku dolu bakışlar aynı zamanda inanılmaz hüzün doluydu. Küçük bir burnu, biçimli bir ağzı vardı. Sağ yanağındaki gamzesi her yutkunuşunda belirginleşiyordu... Bir kişi daha geçti yoldan. Tuhaf bir bakışla süzdü genç kadını. Gülcan titrediğini hissetti. Artık uçan kuştan bile korkar hale gelmişti. Dakikalar ilerledikçe koyu bir karanlık çökmeye başladı. Birkaç dakika sonra sadece parkın cılız ışıkları aydınlatır olmuştu her yeri. Biraz gevşedi vücudu. Yorgunluktan her yanı ağrıyordu. Bacaklarının her hücresi zonkluyor, tabanları adeta yokmuş gibi hissizleşiyordu. Yavaşça uzattı bacaklarını. İyice yerleşti toprağın üzerine. Kendi kendine mırıldandı:
    - Hayırlısıyla bir sabah olsa...
    Ne saatten haberi vardı, ne de nerede olduğundan. Sabah ezanıyla birlikte çıkmıştı evden. Arkasına bile bakmamıştı. Hiçbir eşya da almamıştı yanına. Önce gücünün yettiği kadar koşmuş, sonra yorgunluktan göğsüne sancılar saplanınca durup biraz soluklanmış ve yürümeye başlamıştı. Durmadan, dinlenmeden saatler boyu yürümüştü. Hızını arttıran rüzgar ağaçların dallarını sağa sola eğiyor, koruluktan insanı ürperten bir hışırtı yayılıyordu. Açlıktan başı dönmeye başlamıştı. Düşünmemeye çalışarak gözlerini kapattı. Uyandığı zaman her şeyin bir rüya olduğunu görmeyi ne kadar çok isterdi. Yorgunluk ve açlığın etkisiyle göz kapakları ağırlaştı. Sanki binlerce kiloluk taşlar bağlanmış gibi kapanıyordu gözleri. İrkilerek açtı gözlerini. Korkuyla bakındı etrafa, dikkatle dinledi çevreyi.
    “Uyumamam lazım” diye söylendi kendi kendine... >

    O günü hiç unutamadı!

    Oturuş biçimini değiştirerek dayandı ağacın gövdesine Gülcan... On sekiz yıllık hayatını düşünmeye başladı. Bütün yaşananlar neyin bedeliydi ve bunun sorumlusu kimdi? Yitip giden bir hayatın sorgulamasını yapmak kolay değildi. Acıyla çekti içini. Hatırlayabildiği en eskiden bu zaman kadar bir film izlemeye hazırlanıyor gibi dudaklarını ısırarak düşünmeye başladı. Hüzün dolu bir hayatın hikayesiydi bu...
    ***
    Evin içine giren çıkan belli değildi. Gülcan dört yaşında olmasına rağmen sanki büyük bir insanmış gibi bir köşede sessizce oturuyor, kendisine yaklaşıp acıyarak bakan komşu teyzeleri, tanımadığı kadınları ve akrabalarının merhamet dolu sözlerini, şefkatli dokunuşlarını ifadesizce kabul ediyordu. Bir gece önce babasının feryadı ile eve koşmuştu. Bahçede oynuyordu o sırada. Babasını halının üzerinde boylu boyunca yatan annesinin yanında ağlarken buldu. Küçücük kafasında o anda şimşekler çaktı. Daha bir gün önce aynı babası annesini acımasızca dövmüş, yerlerde sürüklemişti. Korkuyla kapının kenarına çekilip büzüldü. Babasının feryatlarını duyan komşular bir anda evi doldurmuşlardı. Gözleri bir ara halıda yatan annesine kaymıştı. Hayatının en son anına kadar unutamayacağı bir manzaraydı o anda gördükleri. Biricik annesi pembe beyaz yüzünde sanki o güne kadar yaşamadığı bir huzuru yaşıyormuş gibi hafifçe gülümseyen bir mutluluk ifadesi ile sessiz ve hareketsiz yatıyordu. Gözleri yarı aralıktı. Her zaman sevgi dolu sözcüklerden başka bir şey duymadığı dudaklarının kenarından hafif bir kan sızmaktaydı. Korkuyla baktı Gülcan. Ölümün ne olduğunu orada öğrendi. Ölüm annesini alıp götüren ve bir daha geri dönmesine asla izin vermeyecek bir gerçekti... Birileri kendisini kucaklayıp bahçeye çıkarttığı zaman artık her şeyin çok farklı olacağını anlamıştı. O günü hiç unutmadı. Babasının haykırışları, birkaç saat sonra halasının gelişi, evlerinin o güne kadar hiç görmediği kadar kalabalık oluşu, komşu kadınların kendisini okşarken söylediği acıma dolu sözler, döktükleri gözyaşları zaman ilerledikçe kısalıp birbirinden kopan parçalar haline de gelse hep hatırladığı bir manzara olarak kalacaktı. Annesini üzeri yeşil örtü örtülmüş bir kutunun içinde evden çıkardıkları zaman da bahçenin bir kenarına gizlenmiş seyrediyordu merasimi. Kimse onun farkına bile varmamıştı. O anda özlemenin ne olduğunu öğrendi. İçinden fırlayıp ellerin üzerinde götürülen sandukayı alıp kaçmak, ve annesini alıp uzaklara, çok uzaklara gitmek istedi. Onun yüzünü görmek, sesini duymak istedi. Hayatla erkenden tanışmaya başlamıştı Gülcan. Omuzlarına duyguların büyük yükleri yüklenmeye başladıkça saniyeler içinde büyüdü, olgunlaştı... Ardından bir keşmekeşin içinde buldu kendini. Her anını bahçede, her zaman oynadığı köşede geçirmeye başlamıştı. Evden yükselen hıçkırıklar, hoca efendinin okuduğu Kur’ân-ı kerim, dualar ve giren çıkanın belli olmadığı bir kalabalık içinde geçen birkaç gün... Kimse ilgilenmiyordu onunla. Elinde anneciğinin diktiği bez bebeği ile köşesinde oturuyor, kendi kendine düşünüyordu. Gece uykusu gelince yine bulunduğu yerde kıvrılıp yatıyor, uykuya dalıyordu. Gözleri annesini arıyor ama onu bir daha asla göremeyeceğinin bilincinde yeni tanıştığı özlem duygusunu yaşıyordu...


    ALINTIDIR


     
  2. HİDOŞ

    HİDOŞ Aktif Üye Üye

    Kayıt:
    1 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.132
    Beğenilen Mesajlar:
    4
    Ödül Puanları:
    38
    Şehir:
    istanbul
    Ce: Kırık Kalpler (Muhteşem bir hikaye)
    paylaşım için tşk çito hüzünlendirdin beni yine
     
  3. mislinay

    mislinay Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8.130
    Beğenilen Mesajlar:
    39
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Kırık Kalpler (Muhteşem bir hikaye)

    evet canım güzeldi emeğine sağlık
     
Kırık Kalpler (Muhteşem bir hikaye) konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Bir Hikaye ....

    Bir Hikaye ....

    Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyayadaha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere,kalp nakli için ilân vermişlerdi... Canını feda edecek birini arıyorlardı...Genç kız ise her gün hastane odasında biraz daha solmaktaydı.Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu...Gözlerini kapadı, bu küçük odada...
  2. &..Bir Hikaye..&

    &..Bir Hikaye..&

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  3. zihnin gücü muhteşem bir hikaye okuyun :)

    zihnin gücü muhteşem bir hikaye okuyun :)

    Nick adinda bir demiryolu isçisinin öyküsü bu. Nick güçlü, saglikli bir isçi, manevra sahasinda çalisiyor.Arkadaslariyla iliskisi iyi ve isini iyi yapan güvenilir bir insan. Ne var ki,kötümser biri, her seyin kötüsünü bekler ve basina kötü seyler geleceginden korkar. Bir yaz günü, tren isçileri, usta basinin dogum günü nedeniyle bir saat önceden serbest birakilirlar. Tamir için gelmis olan...
  4. Orient Expressions "Kırık Kalpler Albümü"

    Orient Expressions "Kırık Kalpler Albümü"

    "Kırık Kalpler Albümü" 60'ların, Türk Sineması'nın altın yıllarını süsleyen ve insanın yalnız kulağına değil, yüreğine de takılıveren o acılı, belki biraz ağdalı melodilerin bugüne bir yansıması. "Neydi o günler" dediğimiz, belki olduklarından biraz fazla şeyler yüklediğimiz o zamanlara, Zeki Müren ve diğer ustaların dudaklarından dökülen nağmelere bir saygı duruşu......
  5. Candan Erçetin – Kırık Kalpler Durağında  2009

    Candan Erçetin – Kırık Kalpler Durağında 2009

    Candan Erçetin uzun bir aradan sonra hayranlarıyla yepyeni bir albümde buluşuyor.Albümün ismi "Kırak kalpler durağında" Şimdi sizlere albüm hakkındaki detaylı bilgilere geçiyorum “Hazırım, Sevdim Sevilmedim, Çapkın, Oyalama Artık, Elbette, Unut Sevme, Neden, Melek, Aman Doktor”albümleri ile Türkiye’nin en iyi sanatçıları arasında yer alan Candan Erçetin’in yeni albümü Kırık...

Sayfayı Paylaş