gebe
  1. *GüMüŞ*

    *GüMüŞ* Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    19 Şubat 2008
    Mesajlar:
    3.733
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    Klonlama Etigi

    Konu, 'Biyoloji bilimi' kısmında *GüMüŞ* tarafından paylaşıldı.

    Bir koyunun meme hücresinden klonlama yolu ile yeni bir koyun dünyaya getirilmesi, memeli genetigi ile ilgilenenlerin önünde çok büyük ufuklar açti. Dolly’nin kopyalanmasindan sonra akla gelen ilk soru, bilim adamlarinin insani ne zaman kopyalayabilecekleri oldu. Yetiskin bir insanin klonlanmasinin 1710 yil içinde yapilabilecegi ihtimalinin ifade edilmesi konunun etik yönlerinin çok yogun olarak tartisilmasina yol açti. ABD Baskani Clinton konu hakkinda bir rapor hazirlanmasini ve buna göre insan klonlanmasinin yasaklanacagini veya bu çalismalara kontrollü olarak izin verilebilecegini açikladi. Ingiltere, Danimarka, Almanya, Belçika, Hollanda ve Ispanya da buna yakin bir yol izlediler. Konu internet sayfalannda, din adamlari arasinda, gazete veya dergilerde de yogun tartismalara neden oldu. Insan klonlanmasinin, ahlaki olarak kabul edilmeyecek bir seklide insan hayatina müdahale etmek oldugunu ifade edenlere göre, insan yaratmaya çalismak sadece bir bilimsel aktivite olmayip, ahlaki ve manevi yönleri agir basan bir olaydir. Bunun yaninda insan genomunda yapilan degisikliklerle belirli özellikleri olan ve istenilen tanimlamalara uyan gruplarin yaratilabilecegi korkusu da çok agir basmaktadir. Günümüzde halen uluslararasi sözlesmelede insan embriyosu üzerinde deney yapmak yasaklanmistir. Avrupa Konseyinin “Convention for the Protection of Human Rights and Dignity of the Human Being With Regard to the Application of Biology and Medicine; Convention on Human Rights and Biomedicine” isimli sözlesmenin 13. maddesi koruyucu, teshis veya tedavi edici amaçlarin disinda insan genomu ile çalisma yapilmayacagini ifade etmektedir. Bu maddenin gerekçesinde bilimdeki ilerlemelerin insanliga faydali pek çok gelismeye zemin hazirlamakla beraber, bu imkanlann kötü kullanimi ile genomda yapilan degisikliklerin sadece kisileri degil, türün tamamini tehliaaae atabilecegi; bu nedenle yasaklanmasinin gerektigi ifade edilmektedir. (Council Europe. Directorate of Legal Affairs D1RIJUR(97) 1. Strasbourg, January 1997). Böyle bir girisim sonucunda ortaya çikacak ahlaki sorunlarin yaninda biyolojik problemlerin de yasanabilecegini düsünenler tek bir somatik hücreden herseyin kalitildigi bir canlida fazla sayida mutasyon beklenecegini ve bu canlilarin genetik hastaliklar ve kanser bakimindan daha yüksek riskler tasiyacagini ifade ediyorlar. Major (Büyük, temel, asli) malformasyonlardan baska, stoplazmadaki çok küçük degisikliklerin belki de mesela, hafif mental retardasyona yol açabilmesi, veya insan için baska ciddi problemlere neden olmasi da söz konusudur. Bu problemlerin anlasilabilmesi ise uzun bir zamana ihtiyaç gösterir, yani verilebilecek zararin hemen tanimlanamamasi önemli bir risktir. Gen ve çevre (nature-nurture) etkilesiminin nasil oldugu iyi bilinmediginden fizik olarak aynisi kopyalanan canlinin, ayni çevreyi saglamak mümkün olamayacagindan, zeka, davranis ve düsünceleri ile orijinalinden farkli olacagi düsüncesi de büyük ölçüde paylasilmaktadir. Insani kopyalama gibi bir düsüncenin akla bile getirilmemesini ifade edenler oldugu gibi, bunun önüne set çekilemeyecek bir gelisme oldugunu ve dogru yönde kullanilmasinin insanligin faydasina olacagini söyleyenler de var. Bu düsünce taraftarlarina göre üreme çok kuvvetli bir biyolojik dürtü olup, üreme özgürlügü çok kuvvetli korunmasi gereken temel bir haktir. Ayrica, bir islemin ahlaki olarak degerlendirilmesi, onun yapma amaciniza da baglidir. Bütün yollarin denendigi ve çarelerin tüketildigi bir durumda, bu yolla çocuk sahibi olmanin nasil bir yanlis olabilecegini anlamak zordur. Ancak Hitler deneyimini yasayan ve öjenik hareketlerden korkar bir dünyada bu gelismeleri kontrol edebilmenin çok zor oldugu anlasiliyor. Çünkü bu uygulamanin bugün bile diyelim ki bir nükleer silah yapmak gibi büyük teknoloji ve yatirima ihtiyaç göstermedigi, hele yakin gelecekte belki de orta halli bir laboratuvarda basarilabilecek bir is oldugu anlasiliyor. Bu konuda devlet destegini kesmenin arastirmacilari iyi niyetli olmayan baska kisilerle isbirligine zorlayacagini da akilda tutmak gerekir.
     
Klonlama Etigi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Klonlama ve Dolly

    Klonlama ve Dolly

    Adından çok bahsedilen ve hayatımızı ne yönde etkileyeceği merakla beklenen bir bilimsel gelişme: klonlama. Son gelişmelere imzasını atan ekip, genlerin laboratuvar koşullarında biçimlendirilmesinin ardından gen transferi yöntemi ile koyun bedeninde, istenilen özelliklerdeki genlerin (DNA molekülü) üretilebilmesini olağan bir hale getirdi.Söz konusu deneyde, ihtiyaç duyulan moleküllerin...
  2. 14 tane domuz klonlandı

    14 tane domuz klonlandı

    Atların klonlanmasını ilk kez gerçekleştiren İtalyan bilim adamları 14 tane domuz klonladıklarını duyurdu. Henüz birkaç haftalık olan yavru domuzlar, Cremon'daki Üretken Teknoloji Laboratuvarı'nda dünyaya geldi. Ekibin şefi profesör Cesare Galli, domuzların klonlanmasının insanlarda organ nakli araştırmalarına ışık tutuacağını söyledi. Laboratuvarda şu ana kadar koyun, fare, sığır, keçi,...
  3. Klonlama hataları yapılınca hayvanlar bu hale geldi:):)

    Klonlama hataları yapılınca hayvanlar bu hale geldi:):)

    klonlama klonlama ile ilgili resimler (alıntıdır)
  4. Klonlamanın İcadı Klonlama Kim İcat Etti

    Klonlamanın İcadı Klonlama Kim İcat Etti

    Bu yazı: Klonlamanın İcadı Klonlama Kim İcat Etti içerik kısaca.. Klonlama nezaman icat edildi, klonlamayı kim icat etti, ilk klonlama ne zaman yapıldı, ilk klonlamanın tarihi hakkında bilgiler içermektedir. Klonlama nedir ve kim tarafından icad edilmiştir gib imerak ettiğiniz herşeyi bu yazımızda öğrenecek ve buna dair meraklarınızı gidereceksiniz Melek'ler:) Klonlama nezaman icat...

Sayfayı Paylaş