gebe
  1. suskun_gız

    suskun_gız Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Eylül 2007
    Mesajlar:
    1.704
    Beğenilen Mesajlar:
    14
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    izmir

    Konjenital dogumsal kalp hastalıkları

    Konu, 'Kalp Hastalıkları' kısmında suskun_gız tarafından paylaşıldı.

    Konjenital kalb hastalıkları (KKH), doğumda var olan yapısal ya da fonksiyonel kalb hastalıkları olarak tanımlanırlar. Tanısı doğumdan sonra konulsa bile doğumda var olduğu düşünülen kalb hastalıkları bu tanımlamaya girerler. KKH’nın gerçek sıklığını söyleyebilmek için bu hastalığa sahip olan olguların tümüne tanı konulması gerekmektedir. Ancak bu bazı nedenlerden dolayı mümkün değildir. Bu nedenlerin başında, hastalıkların doğru tanısını koymak için gerekli tıbbi donanım ve deneyimli pediatrik kardiolog sıklığının henüz birçok ülkede yeterli düzeyde olmaması gelir. Bunlar yeterli olsa bile Fallot tetralojisi ve geniş ventriküler septal defekt (VSD) gibi hemen klinik bulgu veren ve tanınan kardiyak patolojiler yanında minimal pulmoner stenoz, küçük VSD ve atrial septal defekt (ASD) gibi lezyonlar çoğu zaman bulgu vermedikleri gibi rutin fizik muayenede de gözden kaçarlar. Ayrıca doğumdan hemen sonra oluşan yenidoğan ölümlerinin bir kısmından da KKH sorumlu olabilirler. Tüm bu nedenlerden dolayı bildirilen sıklıklar çoğunlukla gerçek sıklıklardan daha azdır (1). Gelişmiş ülkelerde bile KKH’nın sadece %50’si doğumdan sonraki 1 hafta içinde, geri kalan %50’si doğumu takip eden 1 ay içinde tanınırlar (2). Doğum öncesi ayrıntılı ultrasonografi ve gerekli olgularda uygulanacak fetal ekokardiografi çok sayıda kardiyak anormalliğin zamanında saptanmasına ve uygun girişimin gecikmeden yapılmasına yol açacaktır. Önemli bir diğer nokta da ölü doğan olgularda KKH’nın sıklığının canlı doğumlara oranla yaklaşık 10 kat olmasıdır. Ancak burada da tam bir sıklık belirtmek ve hastalıkların türlerini ayırmak mümkün olmamaktadır. Çünkü birçok fetüs masere doğmakta ve morfolojik değerledirme yapılamamaktadır. Ölü doğanlarda özellikle sık görülen lezyonlar; sol ventriküle çift giriş, aort atrezisi, komplet büyük arter transpozisyonu (BAT) gibi ölümcül olanlardır (3). Abortuslardaki KKH’nın sıklığı konusunda yeterli veri yoktur. Gerlis, 24 haftanın altında 247 abortusta KKH sıklığını %15.4 olarak buldu (4). Ölü doğum ve abortuslardaki KKH da değerlendirmeye alınırsa, toplam KKH sıklığı sadece canlı doğan çocuklarda bildirilen KKH sıklığının yaklaşık olarak 5 katıdır (1).
    Canlı doğan olgularda KKH saptama sıklığı, binde 3.39 - 11.9 arasında rapor edilmektedir (1, 5). Yaklaşık olarak tüm canlı doğanlarda %1 oranında görülür. Seriden, seriye insidans değiştiği gibi spesifik kardiyak lezyonların sıklığı da değişmektedir. Nadir görülen lezyonların bazı küçük serilerde az görülebilmesi veya küçük VSD’lerin birçok seride gözden kaçması, serilerdeki sıklık farklarının ortaya çıkmasındaki en önemli nedenlerdir. VSD, ASD, patent duktus arteriozus (PDA), pulmoner stenoz (PS) ve aort stenozu (AS) en sık görülen lezyonlardır. VSD tüm KKH’nın %30-40′ını oluşturur.
    KKH’nın en önemli özelliklerinden biri sonraki çocuklarda tekrarlama riskinin normal popülasyondan fazla olabilmesidir. KKH’nın %5-8′i kromozomal anormalliklerle beraber görülür. Bu grupta tekrarlama riski spesifik kromozomal anormalliğin tekrarlama riskine bağlıdır. Down sendromlu fetüslerin yaklaşık olarak yarısında KKH vardır (6). KKH’nın yaklaşık %3′ü Mendelian gen bozukluklarının bir komponenti olarak görülür. Burada da tekrarlama riski kalıtım şekline bağlıdır. Poligenik kalıtım gösteren diğer formlarda gerçek tekrarlama yüzdesi bilinmemektedir (1).
    KKH’ndan etkilenmiş çocuk öyküsü bulunan kadınların mevcut gebeliklerinde KKH’nın araştırılmasının gerekliliği fetal kalbin ayrıntılı incelenmesinin en önemli endikasyonu olmuştur. Bunun yanında konjenital kalb hastalığı bulunan fetüslerin yaklaşık %30′unun doğumdan önce öldüğü düşünülürse, KKH’nın doğru tanısının konulmasında ve gerçek insidansının saptanmasında fetal kalbin ayrıntılı incelenmesi diğer bir deyişle fetal ekokardiografi en önemli tanısal girişimdir (7). Yazının bundan sonraki bölümlerinde fetal kalbin yapısal incelenmesi ve bazı spesifik kardiyak lezyonların antenatal dönemde tanınmasını sağlayan fetal ekokardiografi anlatılacaktır.
    II. FETAL EKOKARDİOGRAFİ
    Son onbeş yılda fetal anormalliklerin saptanmasında meydana gelen belirgin ilerlemeler; ultrasonografi ile görüntüleme tekniklerinin olağanüstü gelişmesine bağlıdır. Günümüzde fetal kalb’in normal anatomisinin ve anormalliklerinin incelenmesi yüksek rezolüsyonlu ultrasonografi cihazlarındaki bu gelişme sayesinde mümkün olmaktadır.
    İlk kez 1972 yılında Winsberg tarafından, M mode ultrasonografi kullanılarak, fetal kardiyak odacıkların kantitatif tanımlanması yapıldı (8). Ancak hareketli olan fetüs’e ses dalgalarının uygun şekilde isabet ettirilmesi güç idi. Daha sonra iki boyutlu real time görüntüleme ile birlikte, M mode dalgaların istenilen yere gönderilmesi yoluyla, fetal kalb kantitatif ve kalitatif olarak incelenebilir oldu. Konjenital kalb hastalıklarının antenatal tanınabileceği, ilk kez 1980 yılında Kleinman ve arkadaşları tarafından bildirildi ve aynı yıl, Allan ve arkadaşları tarafından fetal kalb’e sistematik yaklaşım tanımlandı (9.10). Son yıllarda pulse ve renkli Doppler ultrasonografi’deki gelişmeler, fetal kalb’in yapısal incelenmesi yanında fonksiyonel olarak değerlendirilmesine de olanak sağladı. Kardiyak anomaliler en sık görülen yapısal bozukluklardandır (2,11). Büyük ölçüde ekonomik ve emosyonel yük oluşturan bu anormalliklerin prenatal dönemde tanınmasının amaçları: yaşamla bağdaşmayan olgularda gebeliğin sonlandırılması, kromozomal bozukluk olup olmadığınını araştırılması, yenidoğana ilk yardım ve acil cerrahi girişimin yapılabileceği bir yerde doğumun sağlanması dır (12).
    Fetal kalb’in değerlendirilmesi için optimal zaman 22-24. gebelik haftalarıdır (9,10). Ancak, fetal kardiyak inceleme zamanı, son yıllarda ultrasonografi cihazlarındaki iki boyutlu görüntüleme kalitesinin ve fetal ekokardiografideki deneyim ve bilgilerin artması ile giderek daha erken gebelik haftalarına kaymaktadır (13). İlk trimester de bile fetal yapısal özelliklerin değerlendirilmesi ve bazı anormalliklerin tanınması mümkün olmaktadır (13,14). Fetal kardiyak anormalliklerin saptanmasında yol gösterici olan bir başka yöntem de ilk trimesterde fetal ense kalınlığının değerlendirilmesidir. Fetal kromozomal anormalliklerin saptanması amacıyla uygulamaya giren bu değerlendirme sırasında ense kalınlığı artmış bulunan kromozomal olarak normal fetüslerin önemli bir bölümünde kardiyak anormallik saptanmaktadır (15).
    II. 1. Fetal ekokardiografi endikasyonları:
    Fetal ekokardiografi rutin obstetrik ultrasonografiye göre daha kompleks ve zor bir incelemedir. Bu nedenle ancak kardiyak anomali riski yüksek olgulara uygulanabilmektedir. Fakat, kardiyak anomalilerin çoğu, risk olmayan olgularda görülmektedir. Bu da fetal incelemelerin tümünde, dört odacık kardiyak görünümün ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinin gerekliliğini ortaya koyar. Fetal ekokardiografi endikasyonları fetal, maternal ve familyal nedenler olarak gruplandırılabilir. (Tablo 1)
    TABLO 1. FETAL EKOKARDİOGRAFİ ENDİKASYONLARI
    Fetal risk faktörleri:
    Ekstrakardiak anomaliler
    Kromozomal Anatomik
    Fetal kardiak aritmi
    İrregüler ritm Taşikardi
    Bradikardi
    Nonimmün hidrops fetalis
    Tarama ultrasonografide kardiak anomali şüphesi
    Maternal risk faktörleri:
    Annede konjenital kalb hastalığı
    Kardiak teratojene maruz kalma
    Maternal :):):):)bolik bozukluklar
    Diabetes mellitus
    Fenilketonüri
    Polihidramnios
    Maternal infeksiyonlar
    Rubella
    Toksoplazma
    Sitomegalovirus
    Kabakulak
    Familyal risk faktörleri:
    Ailede konjenital kalb hastalığı
    Önceden konjenital kalb hastalıklı çocuk
    Babada konjenital kalb hastalığı
    Sendromlar
    Noonan
    Tubero sklerozis
    Konjenital kalb hastalığı riski, önceden etkilenen çocuk öyküsü olan çiftlerde belirgin olarak artmıştır. Genel olarak toplumda risk yaklaşık %1 iken bir çocuğu etkilenmiş çiftlerde % 1-3, iki çocuğu etkilenmiş olanlarda %3-10, annesinde konjenital kalb hastalığı bulunan fetüslerde ise %2.5-18 dir. Poligenik kalıtımın etkin olduğu düşünülen KKH’ nın tekrarlama riski, daha uzak akrabalarda öykü bulunması halinde hafifçe artmaktadır, ancak gerçek risk yüzdesi bilinmemektedir (16,17).
    Annenin teratojen ilaçlara maruz kalması KKH riskini belirgin ölçüde etkileyebilir (14). Lityum karbonat’ın gebelikte kullanımının triküspid kapağın ‘Ebstein’ anomalisine neden olduğu bilinmektedir. Sentetik progestagenlerin de potansiyel kardiyak teratojenler olduğu öne sürülmektedir (18,19). Tablo 2′ de sıralanan ilaçları gebelikte kullanan olgulara fetal ekokardiografi önerilmelidir.
    İnsüline bağımlı diyabeti olan gebelerin (klas B ve üzeri) fetüslerinde KKH görülme riski dört kat artmıştır. İlk trimester maternal hiperglisemi yapısal KKH’ na, daha sonra oluşan hiperglisemi ise hipertrofik kardiomyopatiye neden olmaktadır (20). Kliniğimizde tüm diyabetik gebelere, 20-24. haftalarda yapısal kardiyak bozuklukları, 32-36. haftalarda ise hipertrofik kardiomyopatiyi saptamak amacıyla, fetal ekokardiografi yapılmaktadır.
    Fenilketonürili kadınlar,fenil alaninden yoksun diyet sayesinde çocuk doğurma yaşına kadar gelebilmektedirler. Bu olgular da tıpkı diyabetik olgular gibi gebelik öncesi sıkı diyete girmeli ve gebeliklerinde fetal kardiyak anormallikler yönünden ayrıntılı olarak incelenmelidirler (21).
    Ultrasonografik incelemede ekstrakardiyak herhangi bir anormalliğin saptanması fetal kalb’in ayrıntılı bir şekilde incelenmesini gerektirir. Bu olgularda genetik sendromlarla ilgili ipuçlarının olup olmadığı araştırılmalıdır. Sıklıkla kardiyak malformasyonla seyreden genetik geçiş gösteren bazı sendromlar saptanabileceği gibi bunların sonraki gebeliklerdeki tekrarlama riski aileye bildirilebilir. Bazı fetal yapısal anormalliklerde KKH’na daha sık rastlanmaktadır (22). (Tablo 3).
    TABLO 3. SIKLIKLA KONJENİTAL KALB HASTALIKLARI İLE İLİŞKİLİ OLAN EKSTRAKARDİYAK ANORMALLİKLER
    Tanı konulan anormallik Konjenital kalb hastalığı sıklığı (%)
    Hidrosefali 12
    Dandy Walker sendromu 3
    Korpus kallozum agenezi 15
    Meckel-Gruber sendromu 14
    Tracheoösefagial fistül 33
    Ösefagus atrezisi (fistülle birlikte) 30
    Kardiak pozisyon anormallikleri 60
    Duodenal atrezi 17
    Jejunal atrezi 5
    Anorektal anomaliler 22
    İmperfore anüs 11
    Omfalosel 30
    Gastroşizis 5
    Diyafragma hernisi 15
    Bilateral renal agenezis 43
    Unilateral renal agenezis 17
    At nalı böbrek 40
    Renal displazi 5
    Ureteral obstrüksiyon 2
    Yapışık ikizler 25
    Monoamniyotik ikizler 3
    Short Rib Polidaktili sendromu 40
    Radius yokluğu, trombositopeni 33
    Fanconi sendromu 14
    Apert sendromu 10
    Carpenter sendromu 4
    Robin sendromu 9
    Artrogryposis 30
    Holt-Oram sendromu 50
    Ellis-Van Creveld sendromu 50
    Etkilenen çocuğu olan ailelerde KKH’ nın tekrarlama riski; defekt’in tipi, ağırlığı ve genetik bir sendromun olup olmamasına bağlıdır. Örneğin Noonan sendromunda KKH %70 oranında görülür .Bu sendrom sıklıkla sporadik olarak görülür. Tekrarlama riski sporadik olgularda fazla değilken, otosomal dominant geçiş gösteren tiplerinde %50 dir (23). Aase sendromu, cat eye sendromu, kondroektodermal displazi, DiGeorge sendromu ve diğer birçok genetik geçiş gösteren sendromun en önemli özelliklerinden biri KKH’dır (24). (Tablo 4) Konjenital kalb hastalığı saptanan fetüs’lerin %5-10 unda kromozom anomalisi saptanmaktadır. Kromozom anomalisine sahip fetüslerde KKH’nın görülme riski daha da fazladır. Bu nedenle kardiyak anormallik saptanan olgularda diğer tüm yapısal anormalliklerde olduğu gibi karyotipleme yapılmalıdır (25).
    TABLO 4. SIKLIKLA KARDİYAK LEZYONLARLA BİRLİKTE OLAN MONOGENİK KALITIM GÖSTEREN SENDROMLAR
    Sendrom Kalıtım şekli
    Holt-Oram
    Noonan
    Apert
    Ehler-Danlos
    Leopard
    Marfan
    Osteogenezis imperfekta
    Treacher Collins
    Tuberous Sclerosis
    Carpenter
    Ellis-Van Creveld
    Friedreich ataxia
    Glikojenozis IIa, III, IV
    Ivemark
    Laurence-Moon-Biedl
    Meckel-Gruber
    Mukolipidosis II, III
    Mukopolisakkaridozis III, IV, VI
    Refsum
    Smith-Lemni-Opitz
    Radius yokluğu ve trombositopeni
    Mukopolisakkaridozis II
    Duchenne ve Dreifus muscular distrofi
    TABLO 5. KROMOZOM ANORMALLİKLERİ VE KONJENİTAL KALB HASTALIKLARI
    21 trizomi
    18 Trizomi
    13 trizomi
    22 trizomi
    22 parsiyel trizomi (cat eye)
    4 p-
    5 p- (cri-du-chat)
    8 trizomi (mozaik)
    9 trizomi (mozaik)
    13 q-
    14 q-
    18 q-
    XO (Turner)
    XXXXY 50
    ARCA: Anormal sağ koroner arter,
    AS: Aort stenozu,
    ASD: Atrial septal defekt,
    AV kanal: Atrioventriküler kanal,
    Koark: Aort koarktasyonu,
    Dex: Dextroversiyon,
    DORV: Çift çıkış sağ ventrikül,
    PDA: Patent duktus arteriozus,
    PS: Pulmoner stenoz,
    TAPVR: Total anormal pulmoner venöz dönüş,
    Tet: Fallot tetralojisi,
    VSD: Ventriküler septal defekt.
    II. 2. Fetal Ekokardiografi Prensipleri:
    Fetal kalb’in yapısal değerlendirilmesi, pediatrik ve erişkin ekokardiografisine benzer tomografik kesitlerin elde edilmesi ile yapılır. Ancak fetal kalb’in değerlendirilmesine geçmeden önce fetal kalb’e özel bazı yapısal özellikler hatırlanmalıdır (10). Fetüsde foramen ovale patent’dir. Bu, kanın sağ atriumdan sol atriuma geçebilmesini sağlar. Aynı zamanda patent olan duktus arteriosus yoluyla, sağ ventrikül inen aorta’ya kan pompalayabilir. Her iki ventrikül kesiti, yuvarlak şekilde görülür. Doğumdan sonra sağ ventrikül zamanla yarım ay şeklini alır. Fetüs kalb’inde ventrikül duvarları ve interventriküler septum hemen hemen eşit kalınlıktadır. Oysa erişkin kalb’inde sol ventrikül duvarı daha kalındır. Ayrıca erişkindekinin tersine fetüs kalb’inde ventrikül boyutları eşittir, hatta sağ ventrikül kesiti soldan daha büyük görülür. Sağ ventrikül çıkış yolu sola göre daha süperior ve anterior durumdadır (26). Fetal ekokardiografi teknik olarak zor bir incelemedir. Bunun nedenleri: hareketli olan fetüs nedeniyle elde edilen çok sayıdaki iki boyutlu görüntünün yorumlanma zorluğu, fetal omurga, kostalar ve diğer kemik yapıların akustik gölge oluşturması, oligohidramnios bulunması olarak sıralanabilir (26).
    Fetal kalb’in iki boyutlu sistematik bir şekilde değerlendirilmesi incelemenin eksiksiz olmasını sağlayacaktır. Sistematik yaklaşımın ana basamakları şu şekilde sıralanabilir: 1) Fetal kalb’in pozisyonunun değerlendirilmesi, 2) Kardiyak odacıkların gözlenmesi, 3) Atrioventriküler bağlantıların incelenmesi, 4) Ventriküloarteriel bağlantıların incelenmesi, 5) Sağ ve sol atrium’a gelen venlerin incelenmesi (27).
    İki boyutlu yapısal değerlendirmeyi takiben ‘M mode ‘ile septum ve duvar kalınlıkları ve aritmilerin değerlendirilmesi, kardiyak odacıkların boyutlarının ölçülmesi, ‘pulse Doppler’ ile kalb’in fonksiyonel olarak değerlendirilmesi, ‘renkli Doppler’ ile anatomik özelliklerin daha ayrıntılı incelemesi yapılabilir (27).
    Bu yazıda fetal kalbin iki boyutlu yapısal incelemesinden söz edilmektedir. Son yıllarda üç boyutlu ultrasonografi cihazlarının uygulamaya girmesi ve bu konudaki deneyimlerin artması ile fetal kalb’in üç boyutlu olarak değerlendirilmesi ile ilgili çalışmaların sayısı giderek artmaktadır. Ancak henüz iki boyutlu incelemede olduğu gibi yeterli deneyim elde edilememiştir (28)


     
Konjenital dogumsal kalp hastalıkları konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kalp hastalıkları nda diyet

    Kalp hastalıkları nda diyet

    KALP HASTALARINDA BESLENME Kalp hastaları sindirimi kolay yiyecekler seçmeli ve özellikle tuz (sodyum) yemekten kaçınmalıdırlar. Sindirim ile kalbin çalışması arasında sıkı bir bağ vardır. Kalp hastalıkları belli bir beslenme programma uyulmasını zorunlu kılar. Hangi kalp hastalığı söz konusu olursa olsun, diyet tedavisinin amacı vücut için gerekli besleyici maddeleri sağlarken, kalbin...
  2. Yaz ve Kalp Hastalıkları

    Yaz ve Kalp Hastalıkları

    Yaz ve Kalp Hastalıkları -------------------------------------------------------------------------------- Hazırlayan: Prof. Dr. Övsev Dörtlemez - Prof. Dr. Halis Dörtlemez İç Hastalıkları - Kardiyoloji Uzmanı Kalp Hastalarının Hastalıkları gereği yaşam boyu dikkat etmeleri gereken bazı kurallar vardır. Bunlar çoğu kez hastalar tarafından yeni bir yaşam şekli olarak algılanır. Mümkün...
  3. Kalp hastalıklarında diyet

    Kalp hastalıklarında diyet

    KALP HASTALARINDA BESLENME Kalp hastaları sindirimi kolay yiyecekler seçmeli ve özellikle tuz (sodyum) yemekten kaçınmalıdırlar. Sindirim ile kalbin çalışması arasında sıkı bir bağ vardır. Kalp hastalıkları belli bir beslenme programma uyulmasını zorunlu kılar. Hangi kalp hastalığı söz konusu olursa olsun, diyet tedavisinin amacı vücut için gerekli besleyici maddeleri sağlarken, kalbin...
  4. Gebelik ve kalp hastalıkları

    Gebelik ve kalp hastalıkları

    gebelikte bebekte böbrek büyümesi hamilelikte böbrek büyümesi gebelikte hamilelikte bebekte bebeğin Gebelik kalbin iş yükü ve dolaşım üzerinde belirgin değişikliklere neden olur. Yakın zamana kadar kalp hastalığı olan kadınlara hamile kalmamaları önerilirdi. Fakat günümüzde kalp hastalığı olan bir çok kadın sağlıklı ve güvenli bir gebelik geçirebilir. Kalp hastalığında gebe kalmak için belli...
  5. Hamilelikte görülen kalp hastalıkları

    Hamilelikte görülen kalp hastalıkları

    gebelikte görülen kalp hastalıklaruı,gebelikte görülen kalp problemleri,gebelikte kalp hastalığı nedenleri,hamilelikte kalp hastalığı tedavisi hakkında bilgiler Cevap 1: Gebelikte gebeliğin ilk 20 hatasında daha belirgin olmak üzere kan hacmi artar. Kanın sıvı kısmı şekilli elemanlarına göre daha belirgin artığından kan sulanmış olur. Kan hacminin artması ile birlikte kalp atım hacmi %30-50...

Sayfayı Paylaş