gebe
  1. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL

    Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    Konu, 'Kedi ve Köpek Bakımı' kısmında HaYaL tarafından paylaşıldı.

    pekinez bakımı köpekler neden kusar köpek resimleri köpek resmi DIŞ PARAZİTLER
    KENELER VE PİRELER


    Enfeksiyon hastalığının taşıyıcısı olarak keneler her köpek için ciidi tehlike oluştururlar.Özellikle köpeklerin en çok dolaşmayı sevdikleri açık alanlarda gözlenir.Nisan'dan Ekime' kadar çalılıklarda,otlar üzerinde serbestçe yaşar,kan emebilecekleri bir noktada kanca benzeri ısırma organelleri ile deriyi delerek gömülürler.Dişi kene,salyasınddaki özel bir yapışkan madde sayesinde kan emdiği noktaya kendini güçlü bir biçimde kilitler.Bu sayede ortalama bir hafta süren kan emme öğünü boyunca konakçının kendisini uzaklaştırmasına meydan vermez.

    Kenelerin Yol Açtığı Zararlar:

    Tek bir kene ısırığı dahi köpeklere hatta insanlara viral ve bakteriyel hastalıkları bulaştırabilir.
    1) Lokal İrritasyon: Konakçının derisine gömülen ağız organeli yangısal reaksiyonlara yol açar.Burada daha sonra baktariyel enfeksiyonlar da gelişebilir.Kene gömülü olduğu yerden tam olarak çıkartılamaz ve deri içinde bir kısım ağız organelleri kalırsa bu durumda daha ciddi ve yaygın bir yangı meydana gelir.

    2)Kenelerden Kaynaklanan Hastalıklar :
    a)Borreliosis (Lyme hastalığı): Keneler tarafından bulaştıraılan bu hastalığın etkeni Borrelia adlı bir mikroorganizmadır.Hastalık 1975'de önce insanlarda ve 1980'lerin ortalarında evcil hayvanlarda teşhis edilmiştir.Almanya'da kenelerin 10% oranında Borrelia ile enfeste olduğu,bu oranın bazı bölgelerde 20% 'ye kadar çıktığı bildirilmiştir. Hastalık etkeni bakteriler kenenin barsakları ve salya bezlerine yerleşir ve kan emme sırasında konakçıya bulaşır.Lyme hastalığının klinik septomları çeşitlilik gösterir.İnsanlarda ısırık noktasında 1-3 hafta sonra gelişen derideki kızarıklığa ateş ve lenf yumurtalarının şişmesi ile seyreden grip benzeri semptonlar eşlik eder.Birkaç hafta veya ay sonra vücudun etkilenen yerlerinde ağrılı nevritis ve felçler meydana gelebilir.Köpekte belirgin semptomlar başlangıçta çevreye kayıtsızlık ve 40-41C ateş,daha sonra ise topallık,kas eklem ağrısı ver diğer sinirsel bozukluklardır.
    b)Babesiosis : Bir kan paraziti olan Babesia,Türkiye'de ve tüm dünyada subtropikal ve tropikal bölgelerde yagındır.Akdeniz ülkelerindeki yoğun turist trafiği sayesinde hastalık orta ve Kuzey Avrupa ülkelrine de giderek yayılmaktadır.enfekte keneler sağlıklı konakçıdan kan emdeikleri sırada paraziti de naklederler.Parazir enfekte konakçının alyuvarları içinde ikiye bölünerek çoğalır ve alyuvarları parçalar.Babesis fonksiyonunun bulaşmasından 1-3 hafta sonra konakçıda ateş,giderek artan durgunluk,anemi,mukoza ve göz kapaklarında sarılık,dalak şismesi ve kan işeme maydana gelir.Hastalığın şiddeti konakçının bağışıklık durumu ile yakından ilgilidir.Tavsiye edilen en iyi mücadele yöntemi,vektör kenelerin yok edilmesini amaçlayan,uzun etkili kene ilaçlarının kullanılmasıdır.

    3)Kene Felci : Bazı kene türlerinin dişileri,kan emme sırasında belli dönemlerde bir nörotoksin üreterek sinirsel impuls geçişini bozar.Hastalık bulaşan köpeklerin arka bacaklarında ilerleyen bir felç ve nadir vakalarda solunum felcine bağlı ölüm meydana gelir.Kenelerin kısa sürede uzaklaştırılmaları ile semptomlar 24 saat içinde kaybolur.
    Pire enfetasyonu-büyüyen bir problem:
    Köpek sahipleri sık sık pire probleminden yakınır ve ilaç kaullanmalarına rağmen başedemediklerini ifadde ederler.Bu parazitlerin yoğun enfetasyonu birkaç sebebe bağlıdır.
    • Pet hayvanları sayısı sürekli olarak artmaktadır.
    • Parazitler zamanında teşhis edilemezler,bu da sıcak mevsimlerde süratki bir çoğalmaya yol açar.
    • Kaşınma ve ısırma gibi ilk enfestasyon belirtilerinin sebebi araştırılmaz.
    • Sadece hayvanın üzerindeki pirelere karşı ilaç uygulanır.Parazitin çeşitli gelişme dönemlerini yaşadığı çevre ilaçlaması ihmal edilir.
    Bu çerçevede pet hayvanlarının ve çevrelerinin yoğun bir parazitasyon meydana gelmesi beklenmeden koruyucu olarak ilaçlanmaları gereklidir.Aksi takdirde mücadele masraflı ve zaman alıcıdır.

    Pirelerin verdikleri zararlar:

    1)Kan Kaybı:Küçük köpek ırklarında veya yavru hayvanlarda yoğun pire enfeksiyonu şiddetli kan kaybına,anemiye hatta ölüme yol açar.


    2) Barsak Parazitlerinin Taşınması:pireler d.canimum adlı şeritin ara konakçısıdır.Bu şekilde enfekte köpekler dışkıyla çevreye kabak tohumu şeklindeki halkaları yayaylar.Halkalar içerisindeki yumurtalar pire larvaları tarafından yutularak burada larva formu gelişir.Şerit larvasını taşıyan ergin pire çiğneyerek yutulursa,larvalar gelişmelerini tamamlayarak konakçının bağırsağında şerit haline dönüşür.
    Bu bakımdan pire teşhis edilen köpeklere,bu şeritlere karşı koruyucu amaçla etkili bir şerit ilacı uygulamak gereklidir.

    3)Pire Enfetasyonuna Bağlı Deri Hastalıkları:pireler ısırdıkları noktada lokal tahrişe,deri hastalıklarına(pire ısırığı detarmasisi) ve sitemik karakterde alrjik reaksiyonlara (pire alejisi detarmatisisi) yol açarlar.Isırık detarmasisleri özellikle karında,bacak içlerinde ve kuyruk altında,ısırma ve kaşınmadan kaynaklanan kızarıklık,kabarcık oluşumu ile seyreder.
    Evcil hayvanlarınızda kene ve pirelerdden kaynaklanabilecek problemleri önlemenin en etkin yolu,veteriner hekimizin tavsiye edeceği güçlü ve uzun etkili antiparaziter ürünleri kullanmaktan geçer.
    Rahatsız edilmediği sürece bu minnacık korkunç pire,dörtayaklı dostlarımız üzerinde 100 günden daha uzun süre yaşayıp üreyebilir.Bir uzay gemisinden 50 kat daha hızlı bir şekilde hız kazanabilir ve bazıları kendi boylarının 150 katı yükseğe zıplayabilir.Bu bir insanın 3.500 metre yükseğe zıplamasına benzer.Veteriner hekimlerin pireye böyle savaş açmalarına şaşmamak gerekir.
    Pireler sıcak havalarda ortaya çıkar ama ev içinde yaşayan hayvanlarda ve kapalı mekanlarda tüm yıl boyunca görünebilirler.Pireler kan ile beslenen asalak böceklerdir.Onların üzerinde veya evinizde küçük,karabiber tanelerine benzeyen lekeler görebilirisiniz,minnacık kara lekeler.Bu kara lekelerin pire olup olmadığını anlamanın en kolay yolu,onları ıslak beyaz bir kağıdın üzerine koymaktır.Kızıl ya da kahverengiye dönüşürler ise,başınız pireler ile dertte demektir.Lekeler kanla dolmuş pire dışkıları veya larvalardır.
    Ama asla pireleri önemsiz bir baş belası olarak görme yanılgısına düşmeyin.Peki pireleri nasıl kontrol altına alabilirsiniz.?Hem dostunuzu hem de yaşadığı yeri ortamı temizlemek gerekir.

    ŞAŞIRTICI BİLGİLER

    • Dört adet dişi pire,1000 gün süre ile günde kez beslendiğinde 1600 kez ısırır.
    • Pirelerin yaşadığı bir evede büyük olasılıkla %95 oranında yumurta ve sadece %5 oranında yetişkin pire bulunur.
    • Pire,tropik iklim böceğidir ve dondurucu soğuklarda uzun süre dayanamaz.
    • Kış aylarında pireler genellikle tedavi edilmeyen köpekler üzerinde yetişkin halde yaşarlar.
    • Larva halindeki pireler etrafa sürünür ve halılara veya ev hayvanlarının üzerinde yaşayan yetişkin pirelerin dışkılarındaki kurumuş kan ile beslenir.
    • Dişi pireler;ilk kanlı öğünlerini yedikten 39 ila 48 saat içinde yumurta bırakmaya başlarlar.
    • Bazı pire türleri,aylarca yemek yemeden hayatta kalabilirler.
    En başarılı pire kontrolü için her bir durumu özelliğine göre tedavi etmek gerekir.Bazı köpekler,pek çok başka köpek ile aynı evi paylaşır,bazı evlerde kedi ve köpekler bir aradadır,kimi köpek ev içinde kimisi ise dışarıda yaşar.Bu kadar çok farklı ortam olasılığında pire kontrol yöntemlerinin bireysel olarak ele alınması gerekir.
    İşe etrafı iyice temizleyerek başlayın.Evi tepeden tırnağa elektrik süpürgesi ile temizleyin.,mobilyalar dahil olmak üzere ve elektrik süpürge torbasını dışarıya atın.Evdeki tüm yatakjları süpürün ve silin.Tabii onun yatanığınıda.Ddostunuzu hergün fırçalayın ve bir pire tarağı kullanın.Piyasadaki pire ilaçlarında birini seçin,pire tasmaları,şampuanlar,ev içi ve bahçe için spreyler-ve üretici tavsiyelerine de kesinle uyun.Ancak birkaç ürünü bir arada kullanırken toksik reaksiyonların oluşmayacağından emin olun.
    Avrupa ve Amerika'da pek çok şirket,ev hayvanlarının üzerine konaklayan pire ve kenelerle başedebilmek için pek çok kişi değişik yöntemler üzerinde çalışmakta.İşleri zor çünkü,ister inanın ister inanmayın dünya da 2000'in üzerinde değişik pire türü bulunmakta.

    PİRELERİ YOK EDİN
    • Pire mevsimi başlamadan bir ay önce.pire savaş gününüzü tespit edin ve takviminize yazın.
    • Sık sık evinizi elektrik süpürgesi ile temizleyin.Zeminde hiçbir santimetrakareyi atlamayın,duvardan duvara halı,parke veya ne olursa olsun,koltukların,masaların,yatakların altını her yeri temizleyin,köpeğinizin gitmediği bölgeler olmasa bile.
    • Elektrikli süpürge torbalarını dışarıdaki,kısa süre sonra boşaltıcak bir çöp kutusuna atın.Torba henüz tam dolmadığından onu atmazsanız ya da torbayı evin içindeki bir çöp kutusuna atarsanız,büyük olasılıkla pireler kaçacak veya savaşınızda tek bir muharebeyi kazanmış olacaksınız.
    • Bahçenizde bir pire spreyi kullanın.
    • Bir pirenin en iyi temizlenmiş eve bile dönebileceğini unutmayın.Onun için her yeri pire spreyleri ile iyice yıkayın.
    • Daha serin aylarda da pire savaşına devam edebilirisiniz.Pire mevsimi bittikten bir ay sonra yeniden evinizi temizleyin.Pireler tropik iklim böcekleri oldukları ve soğuk havalara dayanamadıkları halde,sıcak evlerde mutlu bir şekilde üremeye devam edebilirler.
    • Yiyecekleri kapalı kutular veya buzdolabında saklayın.Köpeğiniz yemeğini yedikten sonra kabını yıkayıp kaldırın.Yemek kırıntılarını toplayın ve etraftaki su birikintilerini giderin.


     
  2. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...
    SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN AŞI PROGRAMI


    Köpekler ve Bağışıklık :
    Köpekleri çeşitli hastalıklara karşı korumak için aşılamanın önemi yadsınamaz bir gerçektir.Ancak yanlış aşılama programı ya da uygun olmayan aşılar yavrunun kaybına neden olabilir.Bütün aşılar aynı teknik ve bileşimde olmadığından,kimisi yarardan çok zarar verebilir.Bu nedenle veteriner hekimler hayvanın sahip olduğu koşullar gözönünde bulundurularak farklı hayvanlar için değişik aşılama programları kullanabilirler.
    Aşılar,hastalığa yol açan etkenin hastalık yapamayacak derecede zayıflatılması ya da bağışıklık oluşturabilecek proteinli yapıların ayrılması suretiyle oluşturulan ve antijen duen bir bileşim içerirler.Antijenler hayvanın vücuduna çeşitli yollarla (burun damlası,deri altı,kas içi enjeksiyon)verilerek,hayvanın bununla mücadelesi sağlanır.Mücadele sonunda galip gelen hayvana ardışık olarak (tekrarlı) antijen verilerek bir nevi hayvan asıl mikroba karşı silahlandırılır.


    Yavru köpeklere yapılan aşıların karnelerine yapıştırılan etiketlerinde DHPLPICR gibi simgeler görürsünüz.Bunlar antijeni verilen hastalığın başharflerinden oluşmaktadır ve antijenin bulunduğunu ifade etmek için kullanılırlar.
    D - Distemper(Gençlik Hastalığı)
    H- Viral hepatitis (Karaciğer iltihabı);
    L - Leptospirosiz (Sarılık yapan mikrop);
    Pi- Parainfluenza (Üst solunum yolu hastalığı yapan bir virüs)[​IMG]
    P- Parvovirüs (Kanlı ishal hastalığı)
    C- Coronovirüs (Viral ishal)
    R- Rabies (Kuduz)

    Unutulmaması gereken bir nokta hiç bir aşı ya da aşılama programının 100% garantili olmadığıdır.Çünkü özelikle yavrularda aşılara karşı oluşacağı bağışıklık yanıtını birçok faktör etkileyebilir ve çok karmaşık bir yapıya sahip olan bağışıklık sistemi,henüz tam anlamıyla aydınlatılmış değildir.(Yavru köpeğin aşılanmasında en önemli olgu anneden geçen antikorların varlığıdır.Antikorlar antijen dediğimiz yapılara karşı oluşturulan savunma araçlarıdır.)

    Yeni doğan yavrular,eğer anneleri daha önce aşılandı ise ya da hastalığı geçirmiş ise,annelerinden plasenta yoluyla ya da süt emme suretiyle antikor denen bağışıklık maddelerini pasif olarak(kendileri üretmeden)alırlar.Böylelikle yeni doğan yavru kendi bağışıklık sistemi mikroplarla mücadele deneyimi ve gücü kazanıncaya kadar geçici bir süre annesinin antikorlarıyla kendisini savunur.Anneden alınan (matarnal)antikorlar annenin bağşıklık durumuna göre değişir ve mikrop türüne özgürdür.Yani her hastalık için seviyeleri eş değer olmayabilir.Örneğin;kanlı ishal hastalığına karşı yeterli iken gençlik hastalığına karşı yeterince koruma sağlamayabilir.Anneya ait antikorlar belirli bir süreden sonra ortadan kalkar iken,yavrunun bağışıklık sistemi gerek mikropla karşılaşma,gerekse aşılanma suretiyle gelişmeye başlar.Hayvanın hastalığa yakalanmadan evvel aşılanması ve bağışıklık elde etmesi arzulanır.Ancak anneden gelen antikorlar hayvanı hastalığa karşı olduğu gibi aşıya karşı da korur.Bu durum aşıların bağışıklık vermemesinin en önemli nedenidir.
    Maternal (anneye ait) antikorların tükendiği ve yapılan aşının henüz bağışıklık oluşturamadığı dönem "pencere" olarak isimlendirilmektedir.Hayvanın hastalığa karşı bağışıklı olabilmesi için tekrarlı aşılamalar sonucu yeterli antikor seviyesine ulaştırılması ve son aşılamadan 10-12 günlük süre geçmesi gereklidir.Maternal antikorlu köpeklere aşı yapıldığında gençlik hastalığına karşı köpeklerin 95% 12 haftalık korunma sağlayabilmesine karşın,kanlı ishalde ancak 60-70 % oranında köpek aynı sürede korunabilir.Kanlı ishalde 3-4 defa aşılama sonrasındda 18-20. haftalarda yeterli korunma sağlanabilir.

    Aşının türü,yani zayıflatılmış canlı-virüs yada ölü-virüs aşısı olması da önem taşır.Canlı aşılar daha çabuk ve daha uzun sürekli bağışıklık oluşturmasına karşın,normal hayvanda çoğalabilme riski taşırlar ve yan etkileri çoktur(distemper encephilitisi) gibi.Ölü aşılar daha geç bağışıklık oluşturması,yeterli bağışıklık için tekrar enjeksiyonlar gerektirmesine karşın çok daha güvenlidirler ve daha fazla tercih edilmektedirler.

    Aşıların soğuk zinciri (4-8 C) bozulmadan korunmasıda bağışıklık oluşumunda önem taşır.Tekrarlı nakiller taşınma koşullarının iyi olmaması (aşırı sarsıntı) gibi nedenler ile aşılarda bozulmalar olabilir.Aşıdaki antijen miktarıda bağışıklık oluşmasında önem taşır.Bir şişe içindeki aşı antibiyotik gibi hayvanın canlı ağırlığına göre bölünerek kullanılmamalıdır. Ayrıca kas içi yapılması gereken bir aşının deri altı verilmesi aşının özelliğini yitirmesine neden olabilir.Bu gibi yanlışlıklara yer vermemek için üretcii firma önerileri dikkate alınmalıdır.Hayvanın ırkının aşının bağışıklık oluşturması ile bir ilgisi yoktur.Doberman,Rotthweiler ve English Springer Spaniel ırkı köpekler kanlı ishal ve gençlik hastalıklarına çok dayanıksız oldukları halde doğru bir aşılama programı ile yeterli korunmaya sahip olabilirler.Ölü virüs aşısının üzerinden 2 hafta geçmeden yapılan canlı virüs aşıları etkili olamaz.

    Bakteriyel hastalıklar viral hastalıklara oranla daha az görülürler.Bakteriyel hastalıklara karşı hazırlanmış aşılar hem daha az etkili olur,hem bağışıklık süreleri kısadır hemde yan etkileri çoktur.
    Köpeklerin Leptospirosiz,bordetelloz(çiftlik öksürüğü hastalığı) ve borreliosis (Lyme hastalığı) aşıları ticari olarak bulunmamaktadır.


    Aşılama takvimi öncesi hayvanın parazitlerden arındırılması gerekir.Ayrıca aşı verilmeden önce olanaklar ölçüsünde kan tahlili yapılması (Hemogram) eğer yapılamıyorsa en azından ateşin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.Zira hastalığın kuluçka döneminde yapılcak aşı daha kötü sonuçlar verir.

    Aşılamada Yaş Faktörü :

    Yavru köpeklerin ilk aşısı ne zaman yapılmalıdır? Çoğu uzmanların bu konuda ortak olarak buluştuğu nokta aşırı baskılıyıcı T hücreleri,endojen,kortikosteroidler veya maternal antikorların interfesi nedeniyle,ilk aşılamanın en azından 4.haftadan sonra yapılmasıdır.Bu düşüncenin temel esprilerinden biri de modifiye canlı aşıların oluşturduğu ciddi yan etkilerdir.Zayıflatılmamış köpek gençlik hastalığı virüsü aşısı, 3 haftalık küçük yavru köpeklerde ensafalitise (beyin iltihabı),zayıflatılmış köpek gençlik hastalığı virüsü aşısı da kardiyomiyopatilere neden olabilmektedir.Bir araştırmada doğumdan hemen sonra aşılanan bir Labradorun yavrularında,aşılamayı takip eden 22.günde sinirsel belirtilerin görüldüğü ve bu yavrulardan 5 tanesinin öldüğü kaydedilmiştir.Bu araştırmaların sonuçları yavru köpeklerde ensafalitisin geliştiği gözlemlenmiştir.Yine Distemper aşısının yol açtığı komplikasyonlara dikkat çeken bir başka araştırmada yaşları 4 ay ile 8 yıl arasında değişen köpeklerde sinirsel belirtiler ve kısa süreli felç gözlenmiştir.Muayeneler sonucu bu köpeklerde non-supurative meningitis teşhis edilmiştir.

    Aşılamalar arasındaki aralıklarda oldukça çok tartışılan konulardan biridir.Aşıların 10 günden daha az aralıklarla yapılması,aşının bağışıklık sistemi üzerindeki baskılayıcı etkisi nedeniyle beklenenden daha düşük düzeyli bir bağışıklığın elde edilmesine neden olur.Deneyimli klinisyenler aşılamalar arasında 3 haftalık bir aralığı tercih ederler.Bu 3 haftalık süre maternal antikorlarla başarılı bir mücadele ve bağşıklık sistemi belleğinin de hazırlanması için uygun bir zaman aralığıdır

    Aşılama serisindeki son uygulama ne zaman yapılmalıdır?

    Bu hastalıklara karşı değişiklik göstermektedir.Minimum yaşa göre yapılan bir düzenlemeye göre;aşılar son uygulamaları,Köpek gençlik hastalığı Distemper için 12-14.haftalarda.Bulaşıcı karaciğer hastalığı " Infekiıous Canine Hepatitis" için 12.haftada,Kanlı ishal "Parvovirüs" aşısı için 16-18.haftalarda yapılmalıdır.

    Yavru köpeklerin aşılanmsı için rasyonel bir opsiyon yoktur.Ne zaman ve ne kadar sıklıkla aşılamanın gerekli olduğu en çok sorulan sorulardandır.Bu konuda yapılan çalışmaalrın sonuçlarına göre genellikle 14-28 günlük aralıklar önerilmektedir.Ayrıca maternal antikorlarla rekabetten kaçınmak için 6 haftalıktan erken yaşta aşılamanın başlamaması gerektiğine dikkat çekilmektedir.Modifiye canlı ve canlı aşılar,doğal olarak enfeksiyon yapma yeteneği (virülens) ve aşılamadan sonra virulensin yeniden kazanılması gibi yan etkilere sahip olan muhtemel biyolojik kontaminanylardır.Ölü subunit ve rekombinat aşılar daha az ve kısa süreli bağışıklık veren aşılardır,fakat enfeksiyon riskleri bakımından daha güvenlidirler.

    Özet olarak yavru köpeklerin ilk aşısının 5-7. haftalarada ve bunu takip eden aşıların 21 günlük aralıklarla yapılması en uygundur.İlk karma aşı en az parvovirüs,hepatisiz ve gençlik hastalığına ait suşları içermelidir.Bunu takiben iki karma aşı daha yapılmalı ve bu karma aşılarda ilk karma aşıda bulunan suşlarla birlikte "Leptospirosiz" ve "Parainfluenza" da bulunmalıdır.Son olarak 16-22 haftalarada" Parvovirüse" karşı tek bir aşılama daha yapılmalıdır.Karma aşı programı tamamlandıktan sonra 3-4.aylarda kuduz aşısı yapılmalıdır.Karma ve kuduz aşıları yılda bir kez tekrar edilmelidir.Köpek öksürüğüne karşı yapılacak aşılamaların başlangıcı için,sütten kesme dönemi 6-8.haftalar veya 1.8kg canlı ağırlık esas alınır.Bu aşının 6-12 aylık aralıklarla tekrar edilmesi tavsiye edilmektedir.
     
  3. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    GENEL HASTALIKLAR

    Tüm hayvanlar yaşamları boyunca çeşitli enfeksiyonlara maruz kalırlar.Anneden alınan antikorların etkisi sona erdiğinde enfeksiyonlara karşı zayıf hale gelirler.Enfeksiyona yakalanmadan önce,kendi bağışıklıklarını geliştirmeleri için gerekli olan yeterli miktarda antikoru üretecek B hücrelerine sahip olmaları gerekir.Özellikle köpek üretim merkezleri,barınaklar,pansiyonlar,pet shop ve dog showlar gibi kalabalık çevrelerde bulunan yavrular yüksek risk altındadır.Bu nedenle,viral ve bakteriyel aşıları tamamlanmış olan yavru köpeklerin,dog show gibi etkinliklere katılması doğru değildir.

    VİRAL HASTALIKLAR


    [​IMG]

    Gençlik Hastalığı : (Canine Distemper)

    Köpeklerin gençlik hastalığı bulaşıcı viral bir hastalıktır.Kolostrum (anneden ilk emzirme sırasındaalınan süt,ağız sütü,yüksek miktarda

    antikor içerir.)almış [​IMG]yavrularda.maternal(anneden alınan) antikorlar yavruyu % 12 hafta korur.Kolostrum almamış olanlarda ise bu süre 1-4 haftadır.Bu nedenle hastalık genelikle 3-12

    aylık köpeklerde yaygındır.Fakat daha yaşlı[​IMG] köpeklerde de rastlanabilmektedir.Yüksek ateş (40-41C) ile başlayan hastalık,iştahsızlık,depresyon,burun ve göz akıntıları,kusma ve ishal ile devam eder.Hastalığa yakalanan köpeklerin büyük kısmı (%60-80) ölür.Hastalığın en çok görülen tipi solunum tipi olmak üzere sindirim sistemi ile ilgili ve sinirsel belirtilerin gözlendiği hastalık formları daha sık görülür.Hastalığın sinirsel formunda sara tipi nöbetler,tikler ve felçler gözlenir.Distemper virüsü T ve B hücreleri ile makrofajları etkiler.Köpek iyileşse bile virüsün bağışıklık sisteminde yaptığı bozukluk kalıcı olur.Distemper virusünün hastalık yapma yeteneği köpek makrofajları üzerindeki bu replikasyon yeteneğinden ileri gelmektedir.

    Kanlı İshal: (Canine Coronavirüs)

    Kanlı ishale neden olan parvovirüsler nisbeten yeni virüslerdendir ve kedilerin gençlik hastalığı virüsleri ile yakkınlıkları vardır.İlk olarak 1978 yılında ortaya çıkan ve yüzbinlerce köpeğin ölümüne neden olan bu hastalık köpeklerin afeti olarak tanımlanmaktadır.İlk olarak Kuzey Amerika'da tanımlanan hastalık bundan sonra Avustralya,Yeni Zelanda,Asya,Merkez Amerika ve Güney Afrika'da görülmüştür.1983'lü yıllarda itibaren 50'yi aşkın ülkede gözlendiği bildirilmiştir.Hastalık her yaştaki köpekte gastrointestinal belirtilere,yavru köpeklerde kalp kasının iltihabına(miyokarditis)

    neden [​IMG]olur.

    Özellikle yavru köpekler için tehlikeli olan parvoviral enteritise,3 yaşın altındaki köpeklerde rastlanmaktadır.Yeni zelanda'da yapılan bir araştırmaya göre 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı %63, 8-12 haftalık köpeklerde %29, 3-6 aylık köpeklerde %23, 6-12 aylık köpeklerde %14, 1-2 yaşındakilerde ise %9, bir yaşından sonra da %11 olarak tespit edilmiştir.Bu virüs özellikle hızlı olarak bölünen hücreleri hedef alır.Bu hücrelerde organizmada barsakta bulunan ve alınan besinlerin değerlendirilmesi ile ilgili olan hücrelerdir.
    Parvoviral hastalığın ilk belirtisi şiddetli kusmadır.Kusmuk gri-beyaz renkte ve suludur.Kusmayı sulu,kötü kokulu,sarıdan kahverengiye kadar değişen renkte ishal izler.İshal halinde çıkarılan dışkıda taze ya da pıhtılaşmış halde kan bulunur.Ateş 41.C kadar yükselir.Kusma ve ishal nedeni ile oluşan sıvı kayıpları sonucu çoğu yavru köpekler ilk 24 saat içerisinde ölür.Kalbin etkilendiği durumlarda ise çoğu zaman yavru köpekler ölü bulunurlar.Bu hastalıkta ölüm oranı %50'nin üzerindedir.

    Parvovirüslerin bağışıklık sistemini baskıladıkları bilinmektedir.Ancak bunun mekanizması ve lenfosit fonksiyonlarını nasıl etkiledikleri henüz açıklığa kavuşmamıştır.Virüslerin bağışııklık sistemini nasıl baskıladıklarına ilgli 4 ana mekanizma vardır.Bu mekanizma lar sayesinde virüsler,vücudun bağışıklık sisteminin zayıf taraflarını araştırarak kendi varlıklarını garentiye alırlar.Virüsler:
    1)T ve B hücrelerinin fonksiyonlarını bozar veya onları yok ederler.
    2)Bağışıklık sisteminin düzeninde dengesizliğe yol açarak,baskılayıcı T hücrelerinin aşırı aktif hale gelmesine neden olurlar.
    3)Makrofajlar bu virüsleri yutarken,makrofajlara zarar verebilir vemakrofajları enfekte edebilirler.
    4)Hedef hücrelerin genetik kodlarını çalabilirler.
    Virüsler özellikle belirli bir hücreyi etkileyen kimyasal habercilerin reseptörlerine kendi genetom proteinlerini yerleştirirler.Bu şekilde virüs, habercinin gönderdiği kamutları bozar veya ortadan kaldırır.Modifiye canlı parvovirüs aşıları,köpeklerde 2-5 haftalık bir süre için bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösterir.

    Bulaçıcı Karaciğer Hastalığı : (Infectıous Canine Hepatitis, CAV-1)
    Bu hastalığın etkeni adenovirüslerdir (CAV-1) ve bulaşma hasta köpeklerin idrarı ile olur.Hastalığın en şiddetli formları yavru köprklerde görülmektedir.Aşılı anneden doğan yavru köpekleri kolostrum 5-7 haftaya kadar koruyabilir.Bulaşıcı karaciğer hastalığının 13 yaşındaki köpeklerde

    [​IMG]

    bile ölüme yol açtığı bilinmektedir.Adenovirüsler tüm dokuları enfekte edebilme yeteneğindedir.Fakat daha çok karaciğer hücreleri ile ilgilidirler ve bu organda şiddetli yangıya neden olur.Hastalığın ilerleyen dönemlerinde gözlerde kornoval opasite (kornoal bulanıklık) şekillenir.Mavi göz olarak daadlandırılan bu bozukluğun nedeni gözlerin pigmentli tabakasının yangısıdır ve aşılamayı takibende gözlemlenir.

    Adenovirüs Tip-2 Enfeksiyonu : (Canine Adenovirüs Type-2 CAV-2)
    Bu virüs daha çok solunum sisteminde hastalık yapmaktadır."Trache obronşitis veya Kennel Cough" olarak adlandırılan köpek öksürüğü hastalığının etkenlerinden biridir.Özellikle kalabalık ortamlarda barınan köpekler arasında yaygındır.CAV-2 aşısı aynı zamanda CAV-1 aşı virüsü nedeniyle oluşabilecek korneal reaksiyonlarıda önler.

    Köpek Nezlesi : (Canine Parainfluenza)

    Bu viral enfeksiyon solunum sisteminde orta dereceli bir yangıya neden olur.Ancak CAV-2 virüsü ve Bordetalla bronchiseptica bakterisi ile kombine halde çok şiddetli ve ölümcül enfeksiyonlara neden olurlar.

    Koronavirüs İshali : (Canine Coronavirüs)

    Koronaviaral enfeksiyon genellikle subklinik olarak seyreder.Klinik belirtileri ateşle ve hafif bir inestial akıntı ile başlar,sonraları kusma ve ishal gözlenir.Koronaviral hastalık tek başına şiddetli enfeksiyonlara neden olmamakla birlikte,özellikle parvoviral enfeksiyonlarla birleştiği zaman,hem klinik belirtilerin şiddeti hem de ölüm oranında artış görülür.

    [​IMG]

    Kuduz [​IMG]Rabies)

    Kuduz sıcak kanlı hayvanların merkezi sinir sistemini etkileyen viral bir hastalıktır.Bu eski ve korkunç hastalığın etkeni olan Rhabdovirüsler beyinde yangı(iltihap) meydana getirirler.Bu virüs enfekte hayvanların salyası ile taşınır.İnkubasyon periyodu(Etkeni aldıktan hsatalığın başlamasına kadar geçen zaman periyodu.) 10 gün ile birkaç ay arasında değişir.Kuduz ölümcül bir hastalıktır.Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra tedavinin faydası yoktur.Birçok vahşi hayvan(ratlar,racoonlar,yarasalar,tilkiler) kuduzun rezarvuarı durumundadır.Aristotlr "Hayvanın Tarihçesi" adlı kitabında kuduzu éköpek Deliliği" şeklinde tanımlamıştır.Kuduzdan korunma için modifiye canlı ve ölü aşılar bulunmaktadır.Son yıllarda ölü aşıların daha etkili bulunması,modifiye canlı aşıların vazgeçilmelerine neden olmuştur.

    BAKTERİYEL HASTALIKLAR

    Bordetelloz:

    Bu hastalığın etkeni olan Bordetella bronchiseptica bakterisi Adenovirüs Tip-2 ve Parainfluenza ile birleşerek Köpek Öksürüğü diye adlandırılan hastalığı meydana getirir.Köpek bordetellozisi şiddetli öksürüğe neden olur.Aşı özellikle intranazal (burun içi) olarak uygulandığı zaman çok etkili koruma sağlar.Toplam 13 antijenlik tip bu hastalığa neden olabilmektedir.Fakat sadece 3 tanesine karşı aşı geliştirilmiştir.Ancak bu üçü %90 nın üzeindeki vakadan sorumlu olan antijenlerdir.

    [​IMG]

    Leptospiroz:

    Klinik tablosu oldukça değişik olan bu enfeksşyonda ateş ile başlayan hastalık tablosu böbrek yetmezliği ile sonuçlanır.Böbrek fonksiyonlarının bozulması üremiye neden olur.Başlıca belirtileri halsizlik,uyuşukluk,deprosyon,iştahsızlık,ishal,ku sma,ağız ve göz mukozalarının yangısı,anormal sinirsel belirtiler ve ölüme neden olan kan pıhtılaşması bozukluklarıdır.Bulaşma enfekte köpek ve ratların idrarları ile olur.Bu hstalığın en önemli özelliği insanlarada bulaşabilmesidir.

    AŞISI BULUNMAYAN ÖNEMLİ KÖPEK HASTALIKLARI

    Herpesvirüs :
    Bu viral enfeksiyon özellikle yavru köpekler için öldürücü bir hastalıktır.Süt emme çağındaki yavru köpeklerde hafif derecede solunum yolu enfeksiyonuna neden olur.Kalıcı enfeksiyonlar olgun dişilerde meydana gelebilir.Herpesvirüsler sinir hücrelerine yerleşerek bağışıklık sisteminden korunabilme yeteneğindedirler.Brusellosizin aksine,herpesvirüsle enfekte olan gebeler doğum yaparlar.Ancak matarnal antikor geçişini sağlayamazlar.Bu annelerden doğan yavrular herpesvirüslere karşı duyarlıdırlar.

    [​IMG]

    Bruselloz:

    Bu bakteriye hastalığın ne aşısı nede tedavisi vardır.Hasta köpekler devamlı taşıyıcı durumundadırlar.spontan yavru atmalar brusellosizin ilk göstergesidir.Bulaşma oral ve mukoz membranlar yoluyla olmaktadır.erkek köpekler enfeksiyonu çiftleşme yoluyla enfekte dişi köpeklerden alırlar.Ayrıca hasta dişilerin vulvalarının yalanması ve idrarlarnın alınması yolu ilede bulaşmalar olmaktadır.Dişiler de yine çiftleşme ve hastalığın etkeni olan bakterilerin ağız yolu ile alınması neticesinde hastalığa yakalanırlar.Bu nedenle dişi köpekler üreme öncesinde brusellosiz yönünden kontrol edilmelidir.
     
  4. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI



    Ağzın temel görevi gıdaları almak ve küçük parçalara ayıyarak sindirim organlarına ulaştırmaktır.Dişler bu işlevin önemli bir parçasıdır.Doğumdan sonra birkaç hafta içerisinde süt dişler çıkar.Süt dişleri geçicidir ve 28 adettir.Bunlar zaman içinde düşerler ve yerlerine kalıcı dişler çıkar.Kalıcı dişler



    [​IMG]


    7 aylık ike tamamlanır ve 42 adettir.


    Diş değiştirme dönemlerinde arada sırada ağızada ağrı olabilir veya hayvan dişi düşünceye kadar yemek yemeyebilir.(1 gün veya daha kısa)Bu dönemdeki hayvanların ağzı mümkünse haftada 1-2 kez kontrol edilmelidir.Diş eti kaşıntısdını gidermek için köpeğe çiğneyebileceği oyuncaklar,kemirme ipleri ile oynama fırsatı tanınmalıdır.eğer 6 ayı geçmesine rağmen süt dişleri hala düşmedi ise veteriner hekiminize müracaat edilmelidir.Hekiminiz düşmemiş süt dişlerini çekerek,kalıcı dişlerin normal yerlerinden çıkmasına yardımcı olacaktır.Köpek 10 haftalık olduktan sonra parmağınızla ve bir miktar enzimatik diş pastaları kullanarak diş etlerine masaj yaparsanız ileride diş ve ağız temizliği
    konusunda zorluk çekmezsiniz.

    [​IMG]


    Dişlerle İlgili Sorunlar:

    Düşmemiş Süt Dişi :
    Özellikle süt dişleri düşmez ve kalıcı dişlerin pozisyonunu bozarlar.Bunların 6 aydan sonra çekilmeleri gerekir.

    Plak :
    Dişin taç kısmı üzerinde gıda ve bakterilerin olsuşturduğu filimdir. Eğer sert gıdalar (kuru mama gibi) ve fırçalama suretiyle uzaklaştırılmazsa,kalsiyum tuzlarının üzerinde birikmesiyle diş taşları oluşur.

    Tartar=Diştaşı :

    Kahverengi bakteri ve tuz birikimidir.Dişin çürümesine neden olabileceğinden veteriner hekimce temizlenmesi gerekir.[​IMG]

    Periodental Hastalık :
    Plak ve diştaşı sonucu diş etlerinde oluşan hastalıktır.Plak ve diştaşları dişetlerini tahriş ederek oluşturduğu yangıya gingivitis denir.Diş eti cebinde yerleşip,ilerleyerek dişin kaybına neden olabilir.

    Diş Çürüğü :
    İnsandakine göre daha az sorun olmaktadır.Zaman zaman azı dişlerinde görülür.Özellikle fazla çikolata yiyen köpeklerin sorunudur.Dişin restoratif tedavisi gerekir.
    Kırık Diş : Kavga,kaza ve sert cisimleri ısırma sonucu diş kırılabilir.Bu durumda kırığın ulaştığı seviye göz önünde bulundurularak diş dolgusu ya da kanal tedavisi yapılır.

    GÜNLÜK BAKIM

    Günlük olarak dişlerin temizliği yapılmalıdır.Bu dişlerin temizliğine yardımcı olacak gıdaların (örn.,preskemik) verilmesiyle de kolayca yapılabilir.Ayrıca piyasada satılan kuru mamalar da yararlıdır.Yaşlı hayvanlarda bunun yanı sıra dişlerin haftada 2 defa temizlenmesi yararlıdır.Parmağa takılan diş fırçaları ve yutulabilir nitelikte diş pastaları (macunları) bu iş için uygundur.

    PERİYODİK BAKIM

    Eğer düzenli olarak diş bakımı sağlanıyorsa ilave bir periyodik bakıma gereksinim yoktur.Günlük bakım uygulanmayan ve yumuşak gıdalarla beslenen köpeklerin 6-12 ayda bir defa mutlaka dişleri veteriner hekime muayene ettirmelidirler.Diş üzerinde biriken plak ve taşların dişeti hastalıkları ve ağız kokusuna neden olacağı unutulmamalıdır.Böyle dişlerin ise veteriner hekim tarafından genel anestezi altında temizlenmesi gereklidir.
     
  5. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...
    KANSIZLIK


    [​IMG]



    Köpekler enerji dolu hayvanlardır.Ama,onların da halsiz olması,yemek saatlerinde bile uyuklaması mümkündür.Veterinere götürdüğünüzde,köpeğinizde kansızlık olduğu söylenecektir.Kansızlık hayvanın karnında ki alyuvarların yeterince oksijen taşımayıp enerjisiz bırakmasıdır.Hayvanda kan kaybı,ülser,pire,parazit gibi sebepler ile ortaya çıkar.
    Köpeğinizin kansızlık çektiğinde şüphelenirseniz,ağzına bakın koyu pembe ise böyle bir sorunu yok demektir.ama eğer solgun bir renk ise gerekli önlemleri alın.Kansızlık gözlerinden de anlaşılır.Göz kapaklarını aşağı çekin ve gözünün içinin rengine bakın.Koyu pembe değil ise ve açık renk ise kansızlık vardır.


    Yapılması Gerekenler :

    • Yavru köpeklerde pire ve parazit görülebilir bunlar kansızlık yapan baş nedenlerdendir.Kurtukmak için veretinerin verdiği ilaçları kullanmak ve hayvanı temiz tutmak yeterli olacaktır.
    • Veterinerin başka bir hastalık için vermiş olduğu ilaçlar kansızlığa sebep olabilir.Köpeğinizde ilacı kullanmaya başladığınızdan beri bir farklılık sezdi iseniz veterinerinize danışın.
    • Köpeğinizin demir ve B vitamini yönünden kuvvetli besinlere ihtiyacı vardır.Pişmir ciğer kan yapan besinlerin başında gelir.
    • Fiziksel hareketlilik vücudun oksijen isteğini artırır.Kansızlıkta köpeğin sorunu oksijen eksikliği olduğu için hareket ettikçe halsizliği artar.Mümkün olduğunca dinlenmesini sağlayın.
    • Bazı mamalar suni oldukları için sindirimi güçtür.Hayvanı iyice halsiz kılacağından doğal besin tercih etmek uygun olacak

     
  6. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    GENÇLİK HASTALIĞI - DİSTEMPER




    [​IMG]



    Köpeklerin çok bulaşıcı bir hastalığıdır.Yaşlı köpeklerde de görülmesine rağmen aslında 2 yaşına kadar olan genç köpeklerin hastalığıdır.Genellikle bir yaşından küçük köpeklerde olmak üzere hastalık kurt,tilki,gelincik ve vizonlarda da görülebilir.

    Hastalığın etkeni filtreleri geçen bir virüstür.Hasta hayvanların organlarında her türlü salgı ve dışkılarında ve hatta hastalığın başlangıcında kanında bulunur.Dezenfekten maddelere karşı dayanıklılığı azdır.

    Özellikle damlacık enfeksiyonu şeklinde direk veya eşya,yem,su gibi maddelerle indirek olarak bulaşma olur.
    Hastalığın virüslerinin vücuda girmesinden belirtilerin görülmesine kadar geçen süre 6-9 gündür.Hastalıkta yüksek ateş belirgindir.Hastalık 2 devre halinde görülür.Her iki devrede de ateş mevcuttur ame devre aralarındaki birkaç günde ateş görülmez.İkinci devreden sonra ateş düşünce hayvan sıhhatli bir görünüş alır.ayrıca kanda lökasit sayısının azalması,akciğer ve nefes borusunun iltihaplanması,mide ve bağırsaklara ait sinirsel bozukluklarla karakterizidedir.

    Hastalık 1-3 gün süren bir ateşle başlar,1-2 gün sonra normale döner,sonra yine yükselerek bir haftadan fazla yüksekliğini korur.Ateşle beraber kanda lökosit sayısında azalma vardır.


    Klinik Olarak Hastalığın 5 Şekli Vardır.
    1-Göz Şekli
    2-Broncho - pneümoni şekli (Akciğerle nefes borularının iltihabı şekli)
    3-Gastro-intestinal şekli (Mide ve Bağırsakların İltihabı şekli.)
    4-Deri Şekli
    5-Sinirsel Şekil.
    Hastalık yalnız bir formda görlmez.En az 2 veya daha çok formla birlikte seyreder.

    1-Göz Şekli :
    Gözden sulu,sümüklü ve çoğunlukla irinli ve balgamlı bir akıntı vardır.Göz kapaklarının içi kirli kırmızıdır.İrinli ve balgamlı akıntı nedeniyle göz kapakları birbirine yapışabilir.Işıktan korkma dikkati çeker.

    2-Bronchopneumoni Şekli :
    Önce irinle ve balgamlı bir burun akıntısı meydana gelir.İştah azalır,hayvan durgunlaşır,aksırık ve öksürük görülür.Sonrada akciğer ve nefes borularında iltihaplanma tablosu görülür.

    3-Gastrointestinal Şekli :
    Genellikle bronchopneumotik şekilde birlikte seyrederler.Kusma,kanlı veya köpüklü ishal dikkati çeker.İştah azalır,hayvan düşkünleşir,susuzluk meydane gelir.Ateş bir önceki formdan daha düşüktür.

    4-Deri Şekli :
    Hayvanların tüysüz yerlerinde özellikle ayakların iç tarafları ve karında oluşan enfeksiyonhastalıklarda görülen deri üzerinddeki kızartı veya lekeler ve kabarcıklarla karakterizedir.Önceleri mercimek veya daha büyük yumurtalar kuruyup dökülerek yerinde kırmızı lekeler görülür.

    5-Sinirsel Şekli:
    Bu şekil yukarıdakilerden sonra veya direkt olarak ortaya çıkar.Belirli kas gruplarında tikler oluşur.Bu kronik kramplar en çok bacak,yanak ve dudak kaslarında görülür.Kramplar şakak kaslarında ve kulaklar arasındaki kaslarda görülürse hastalığın seyri iyi değildir.Köpüklü salya akıtılması çiğneme kaslarının kramplarından olur.Köpeğin dişleri biribirine çarpar,sürekli net sesle havlar,hatta saatlerce inler.Bazen sara benzeri nöbetler ile tüm vücut titrer.Meydana gelen tikler hayvan iyileşşe de tüm hayatı boyunca kalır.Yürümede dengezilik ve sonucunda felçler oluşur.
    Bronş.idrar kesesi ve mide-bağırsak epitellerinde stoplazmik ve intranükleer inkluzyon cisimcikleri hastalığın özel belirtisidir.
    Diğer belirtiler hastalığın şiddetine ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlara bağlıdır.Bunlar mide-bağırsak kanalı yangısı,kanamaya ait bağırdak iltihabı,dalağın büyümesi,akciğer ve nefes borularının iltihaplanması,karın alt bölgelerinde sivilceli deri iltihabı olabilir.
    Hastalığın seyri klinik tabloya göre değişir.Bu 10 günden az olabileceği gibi haftalar hatta tekrarlayarak aylar sürebilir.Ağır olaylar ve sinirsel şekil dışında durum iyidir.Ölüm oaranı % 20- 50 arasındadır.Tipik belirtiler gösteren olaylarda hastalığın tanımı zor değildir.Birçok olayda tipik belirtiler şekilleninceye kadar kuşkuludur.
    Hastalık kuduz, köpeklerin enfeksiyoz hepatitisi,leptospirosos ve toxaplamosis ile karışabilir.Tedavide gençlik hastalığı serumu ve konsantre köpek gamma globulini varsa kullanılır.İkincil hastalık varsa tedavisi yapılır.Sinirsel belirtileri kontrol altına alınmaya çalışılır.Özel bir sağaltımı yoktur.Bunun yanında iyi bakım ve uygun gıdanın yanında belirtilere göre tedavi uygulanır.
    Krumada serum ve aşılar kullanılır.Ama en önemlisi 3 aya gelen köpek yavruları aşılanmalıdır.Hastalıkta birinci aşılama 7-9. haftalarda,ikinci aşılama 14. haftada yapılır.Korkulu rüya görmek istemirsanız bu aşıları zamanında sevdiğiniz hayvanlarınız ve üzelmeyesiniz diye yaptırmalısınız.Hastalığı geçiren köpekler ömür boyu bağışık kalırlar.
     
  7. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...
    KANLI İSHAL - CANİNE PARVOVIRUS INFECTION


    [​IMG]



    1978 yılından beri her yaştaki ve ırktaki köpekler ve genellikle yavrular bu son derece ölümcül ve bulaşıcı hastalığın kurbanı olmaktadırlar.Hastalığa neden olan virüs bağırsaklarda bulunan beyaz kan hücrelerine ve aynı zamanda kalp kasına hücum eder.Bu hastalık artık dünya çapında görülen ve adı Parvovirüs olarak bilenen "Kanlı İshal" dir.


    Parvovirüs köpekten köpeğe kolaylıkla geçebilir.Köpek çiftlikleri,dog showlar,köpeklerin çoğunlukla bulunduğu yerler,pet shoplar virüsün yayılması için oldukça kaynak bir hal alabilirler.eğer yeni yavrunuz ev içinde yaşıyor dışarıya az çıkıyor ve diğer aşılı köpekler ile seyrek bir şeklilde beraber oluyor ise hastalığı kapma riski oldukça düşüktür.Virüs hastalıklı bir köpekten direkt ya da bu hayvanın dışkısı ile ki dışkı büyük miktarda virüs barındırmaktdır,veya hastalıklı olmayan ancak dışkı yolu ile virüse bulaşmış bir diğer köpeğin tüyü veya ayakları ile,rüzgar ve hatta insanlar ayakkabı ve elbiseleri ile bu virüsün etrafa yayılması için yeterli olmaktadır.Virüs dış koşullara karşı kolaylıkla uyum sağlayabilmekte ve uzun zaman hayatta kalabilmektedir.


    Bu ölümcül hastalığa yakalanan köpeklerdeki ilk belirtiler,iştahsızlık,şiddetli kusma,ve ishal olarak gözlemlenir.Vucut ısısı 41.C kadar yükselir.Bu belirtiler çoğunlukla köpeğin virüsü kapmasından itibaren 5-7 gün içinde görülür.Hastalığın en kötü belirtisi kusmanın gri-beyaz bir renk alması ve dışkının sarıdan kahverengiye kadar dönüşen renk değiştirmesidir bunu dışkıda görülen kan izler.(Bağırsaklar çeperleri kan toplar ve şişer bir süre sonra patlayarak dışarı atılır.)Köpek hızlı bir şekilde aşırı kusma ve ishalden dolayı su kaybeder.Bazı kurbanlar bu duruma fazla dayanamaz ve kısa sürede ölürler.Ölümlerin çoğu klinik belirtilerin gözlemlenmesinden itibaren 48-72 saat içerisinde gerçekleşir.Genç yavrular çoğu zaman iki gün içinde hayatlarını kaybederler.


    Geçmişte 5 ayın altındaki yavrularda görülen ölüm oranının daha büyük yaşta bu hastalığa yakalan köpeklerden %2-3 daha fazla olduğu bilinmektedir.Bugün 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı % 63. (Bir)1 yaşından sonra ise % 11 olarak tespit edilmiştir.Yaşça büyük hayvanlarda hastalığın etkisi daha düşük olamaktadır.Virüse karşı uygulanan ilk aşılama ve tekrarlar virüsün önüne geçilmesinde ve hastalığa yakalanma yüzdesinde etkili olmaktadır.

    Süt emmeden 6 aya kadar olan yavrular hastalığa yakalanma riski en fazla olan gruptur.Bu risk Rotthweiller ve Doberman Pincher ırklarında oldukça yüksek seyretmektedir.
    Bu hastalığın başka bir formu kalp kası üzerindeki iltihap ile kendini göstermektedir.(Myocarditis).3 aylık ve daha küçük yavru köpeklerde bu sendrom ishal görülmeksizin kendini gösterebilir.Çünkü virüs kalp hücrelerinde çok daha hızlı bir gelişim sergilemektedir.Myocarditis'e yakalanan yavrular güçlükle soluk aldıklarından hareketsiz,bitkin görünüm sergilerler.Süt emme çağındaki yavrular nefes alma güçlüğünden dolayı süt emmeyi keserler.Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur.Yavruların hayatta kalma süreleri virüsün kalbe verdiği zarar ile orantılıdır bazı yavrular birkaç dakika içinde bazıları ise birkaç gün içinde hayatını kaybedebilir.

    Veteriner hekiminiz teşhisi klinik belirtilerin ortaya çıkmasından sonra koyabilir.Belki dışkıyı test etmek isteyebilir.Bu virüsü durduracak kesin bir ilaç yoktur.Hastalıkla başa çıkmak için acil müdahale ve iyi bir bakım gerekir.İlk önce aşırı kusma ve ishalden dolayı gerçekleşen kayıpları önlemek için yavruya serum takılır ishal ve kusma kontrol altın alınmaya çalışılır.Aynı zamanda antibiyotik verilerek ikincil virüsler önlenir.Hastalığa yakalanan köpekler kuru ve sıcak tutulmalı ve iyi gözlemlenmelidir.
    Her yaştaki köpekler bu ölümcül ve dramatik hastalık için aşılanmalı ve veteriner hekiminizin önereceği dömenlerde tekrar edilmelidir.Hastalıklı hayvanın daha önce kaldığı ve bulunduğu yerler çamaşır suyu , tıbbi dezenfaktan ile temizlenmeli ve kireçlenmelidir.Hastalık sonucu ölen köpeklerin gömüldüğü yerede kireç serpilmelidir.Virüsün dış ortama kolayca uyum sağladığı ve uzun süre hayatta kaldığı unutulmamalıdır.Köpek sahibi yavruyu sokak köpekleri ile aşılanmamış köpekler ile tanıştırmamalı,bu köpeklerin çoğunlukla bulunduğu ve barındığı, hastalığın daha önce görüldüğü bölgeden kaçınmalıdır.Bunun için veterinere danışılmalı ve uyarıları dikkate alınmalıdır.Aynı zamanda diğer köpeklerin dışkılarına dikkat etmeli ve yavrunun bu dışkılara temasına izin vermemelidir.(Köpeğinizin dışkısını bir torba yardımı ile alıp çöpe atmanız hem çevrenin temizliği hemde hastalıkların yayılmasını önleyecektir.Bu davranışınızı komşularınızın ve tanıdıklarınızın da uygulamasını sağlayınız.)Bu önlemler ilk 6 ay içerisinde oldukça önemlidir.

    Yalnızca sağlıklı,bakımlı ve veteriner kontrolünde olan köpekler iyi birer dost olabilir.Dostunuzun güvenliği ve sizin üzülmemeniz için veteriner kontrolünü ihmal etmemeniz gerekir.
    Eğer aşağıdaki durumlar veya sizin farkedeceğiniz başka bir durum olur ise hemen veterinerinize danışınız.
    • Anormal kulak,burun,anüs veya vücüdun açılmış bir bölgesinden gelen akıntı.
    • Zayıflama ile birlikte veya ani gelen iştahsızlık veya aşırı su tüketimi.
    • Anormal davranış biçimleri ani saldırganlıklar,korkular yada uyuşukluk.
    • Tuvalet yapmada zorlanma veya kontrolsüz tuvalet ihtiyacı.
    • Vücut üzerinde veya herhangi bir yerde yumru,şişlik,açık yara,tüy dökülmesi,iltahap,topallama,ayağa kalkmada, oturma ve yatmada zorlanma.
    • Başını aşırı sallama,kaşınma,yalama ve ısırma.

     
  8. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    KUDUZ - RABIES

    [​IMG]

    Başta et yiyenler olmak üzere bütün sıcak kanlı hayvan türlerinde görülen viral bir hastalıktır.Dünyanın her yanında rastlanır.Ancak memleketimiz gibi vahşi doğası,kedisi.köpeği kontrol altına alınmamış ülkelerde büyük salgınlara neden olmaktadır.Isırma suretiyle bulaştığı için hastalığın yayılmasında özellikle evcil veya vahşi et yiyenlerin büyük rolü vardır.Yarasa,mungo,sincap gibi yabani hayvanlar hastalık etkeninin depocularıdır.



    Hastalık kuduz hayvanın ısırık yarasından kuduz virüsünün girmesiyle oluşur.Kuduza yakalanmış bir hayvanda,kuduz belirtilerinin ortaya çıkmasından 8-12 gün öncesinden salyasında kuduz virüsüne rastlanmıştır.Virüs sağlam deriden geçemez.Eldeki yada vücuttaki yara,sıyrık,çizik olan bir insan kuduz köpeğin salyasıyla veya hastalığın başında virüs kanda iken kanıyla temasa gelirse kuduza yakalanması olasıdır.
    Kuduz bir hayvan tarafından ısırılan hayvanların hepsinin değil,1/3 ünün kudurduğu belirtilmiştir.Buda kuduz hayvanın salyasındaki kuduz virüsü miktarına (Hastalığın son devresinde salyada virüs miktarı azalır.) ısırılan yerin damar ve sinirlerden zengin olup olmamasına,(Damar ve sinirlerden zengin bölgede dayanıksız olan virüs kana ordanda sinirlere atlaması kolay olacaktır.) ısırık yarasının veya derin olmasına (Çok kanayan ısırık yaralarıyla yüzlek ısırık yaraları daha az tehlikelidir.) bağlıdır.
    Kuduz virüsü çok dayanıksızdır (Şayet dayanıksız olsaydı doğada bugün kudurmayan canlı kalmayacaktı),güneş ışınları,dezenfektanlarla temasta kısa bir sürede ölür.Şüpheli durumlarda temasta bulunduğumun yerimizi ve hatta ısırık bölgesini sabunlu su ile yıkamak virüsü inaktif hale getirecektir.Isırılan bölge beyne nekadar yakınsa inkübasyon (Kuluçka süresi) süresi de o kadar kısadır.Bu süre 2 hafta ile 3 ay arasındadır.Virüs salya ile kısman idrar,süt,dışkı ile atılır.Virüs plecantadan (ana ile yavru arasındaki ilişkiyi sağlayan organ) geçebilir.Gebeliğin son dönemlerinde ısırılan köpeklerin doğan yavrularının anneden evvel kudurduğuda gözlemlenmiştir.
    Köpeklerde kuduzun belirtileri tipiktir.Kuduzun biri saldırgan diğeri sakin kuduz olmak üzere iki şwkilde bahsetmek uygundur.Köpeklerde saldırgan kuduza daha çok rastlanır.Esas belirtiler ortaya çıkmadan öncesinde hayvanın huzursuz göründüğü,sık sık yerini değiştirdiği,kutu yerlere çekilip etrafı ile ilgilenmez göründüğü,normal gıda niteliğinde olmayan nesneleri (ot,odun,taş vb) yediği çoğu kere ısırık yarasını yaladığı hatta kemirircesine yediği dikkati çeker.Genellikle seksüel arzu artar.Köpek yaşadığı yeri,sahibini terk ederek kilometrelerce uzağa gider bir daha geri dönmez.Bu durum evine sadık bir köpekte derhal kuduzu akla getirmemlelidir.Mütemadiyen havlar ve ulurlar,ses değişir.Sebepsiz ve uzatarak havlama ve ulumanın hayvanın hayalinde yarattığı objelere karşı olduğu zannedilmektedir.Daha sonraları ses kısık ve boğuk bir hal alır.Hayvan canlı ve cansız önüne çıkan herşeye saldırır.Saldırılar ani ve sessizce olur.Sahiplerini dahi ısırılar,sineklere bile tepki gösterirler.Normal köpekler ısırdıkları nesneyi ısırıp hemen bıraktığı halde,kuduz köpek hem çok sıkı kavrar hemde kerpeten gibi sımsıkı tutarak bir süre bırakmaz.Hayvanın yüz ifadesi değişir,bakışları sert ve haindir.Göz bebeklerinde ufalma,büyüme ve şaşkınlık gözlenir
    Hastalık ilerledikçe salya akışı başlar.Hastalığın sonlarına doğru felçler şekillenmeye başlar.İlk felç yutak ve yüz kaslarında şekillenir.Daha sonraki günlerde felçler bütün vücuda yayılır.Hayvan sendeliyerek yürür ve sonunda hiç kalkamayacak duruma gelir ve koma durumuna girerek ölür.Melankoli devresi olarak belirleyeceğimiz ön devrede dikkete alınır ise,kuduza yakalanan bir köpek en çok 10 gün içinde ölecektir.

    Korunma hastalığın yayılmasındaki rolü olan tilki,çakal,kurt gibi yabani et yiyenlerle savaşmak,sahibi bulunduğumuz köpeklerimizi sistemetik olarak senede bir defa koruyucu aşılama yaptırmak,başı boş köpek ve kedilerin ortadan kaldırılmasıyla olacaktır.Her köpek sahibinin kuduz belirtilerini iyi bilmesi bu hastalıkla savaşta en iyi silahtır.Kuduz ya da kuduzdan şüpheli bir hayvanı vurark bir kenera atmak olayın çözümlenmesi demek değildir.Aksine işleri daha içinden çıkılmaz bir hale sokmaktır.
    Kuduz görülen bir bölge 6 ay müddetle kondona alınmış olup tüm hayvan giriş ve çıkışlarına kapatılmıştır.Kondon bölgesindeki köpekler 6 ay boyunca sahibinin yanında dolaştırılması ve ağızlık takılması kanunla belirtilmiştir.
    Çok bulaşıcı ve ölümcül bir hastalık olan kuduzun geceleri uykumuzu kaçırmasını istemiyor isek sahibi bulunduğumuz kedi ve köpeklerimizi senede bir defa bu hastalığa karşı aşılatalım.
     
  9. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    AYRILIK KORKUSU



    [​IMG]


    Ayrılık Korkusu aslında bir medikal sorun değildir.Ancak önemli bir davranış problemi olduğu için,hastalık olarak kabul edelim ve bu bölümde sorunlar ile tedavi yöntemlerini açıklamaya çalışalım. Köpekler için bağlılık duygusu çok önemlidir.Bir kişi ile otuz dakika boyunca temas etmemek bile bazı köpekleri etkileyebilir.O güne kadar hiç bir sorun yaşamamış olan köpekler,bazen yabancı bir yerde kaldıktan sonra veya evdeki rutinin değişmesi ile ayrılık korkusu geliştirebilir.Hayvan davranış bilimcileri buna ayrılık korkusu diyor,ama köpek sahipleri bu durumu işaretlerinden tanıyor,kemirilmiş halılar,harap edilmiş kapı çerçeveleri,yenilmiş terlik ve çoraplar,tuvalet kurallarının ihmal edilmesi.Komşular ise yalnız bırakılan köpeği dur durak bilmeyen havlama ve ulumadan tanıyor.Köpeğin bütün bir gün yalnız bırakılmış olması da gerekmiyor,bazen otuz dakika yalnız kalan köpek tüm belirtileri gösteriyor ve sanki eve dönen sahibinin tüm bu işlerle uğraşması yetmiyormuş gibi,ayrılık korkusunun o boğucu gösterisi ile de karşılaşıyor.Sahibin eve dönmesi ile köpeğin neredeyse isterik bir şekilde onu karşılayıp hiç durmadan üzerine atlaması.Ayrılık korkusundan kaynaklanan davranış sorunları çok yaygın ve ciddi bir boyuttta.Genelde bu sorunlar,köpeğin saldırganlığı kadar vahim bir durum teşkil ediyor ve çoğu kez insan/hayvan ilişkisini kopartacak boyuta ulaşabiliyor;sahibi köpeğin bu davranışlarında öylesine bıkıyor ki,hayvan en sonunda başkasına veriliyor veya terkediliyor.Son yapılan araştırmalara göre,ayrılık korkusu durumu,Amerika ve Avrupada'ki hayvan davranışı hastenelerindeki vakaların %40'ını oluşturmakta.Sahibinin yokluğu sırasında ev eşyalarını tahrip etme durumu,hemen hemen her ayrılık korkusuna bağlanıyor.Korkunun en yaygın ifade türlerinden biri olan havlama ve uluma ise görünürde bir iz bırakmamasına rağmen,çoğu zaman köpek sahibi ile komşuları arasındaki ilişkileri zedeliyor.Çok şükür ayrılım korkusuna bağlı sorunları düzeltmenin yolları var.Ama hayvan davranıs uzmanlarının ifadelerine göre,ayrılık korkusunun neden olduğu sorunlar,özellikle tahrip etme,kolayca çözülemiyor ve çoğu zaman aslında daha tehlikeli olan köpek saldırganlığı sorunundan zor tedavi ediliyor.Herhalde ayrılık korkusunun en tatsız ve en yıldırıcı yanı,köpeğin normalde sahibi ile birlikteyken çok iyi,terbiyeli ve kolay başedilebilen bir köpek olmasıdır,ayrılık korkusunun neden olduğu kötü davranışlar ise sahibinin denetimi dışında oluşuyor.Ama tüm bu güçlüklere rağmen,bazı denenmiş yöntemlerle en umutsuz gibi görünen vakaların bile düzeltilebildiği görülmüştür."Bağlılık toplum içinde yaşayan hayvanlar için hayatidir." diyor.Dr.Voith tabii ki köpekler son derece toplumsal hayvanlardır ve birlikte yaşadıkları insanlarla çok güçlü bir bağ oluştururlar.Sahibinin neden gitmesi gerektiğini anlayamadıklarından yukarıda tarif edilemeyen durumları yaratırlar.Özellikle sahipleri ile her gün yoğun ve yakın ilişkide olan köpekler ayrılığa daha olumsuz tepki göstermek eğilimindedir.En şaşırtıcı durum ise,o güne kadar ayrılığa iyi tahammül etmiş köpeklerin birdenbire sahiplerinin yokluğunda korku belirtileri göstermelidir.Bu vakalr daha yakından incelendiğinde çoğunda,ayrılıktan önece köpeğin sahibi ile herzamankinden daha yakın ve kesintisiz bir birliktelik yaşamış olduğu görülüyor.Ayrılık korkusu ayrıca o güne kadar hiç bir belirti gösterrememiş köpeklerde,yabancı bir yerde kaldıktan sonra veya ailedeki rutinlerin değişmesinden sonra,örneğin boşanma veya aile fertlerinden birinin ölümü,ortaya çıktığı anda çok sık görülür.Demek ki köpek sizi özlüyor.Bu beklenmedik bir şey değil.İkiniz arasında çok güzel şeyler var ama peki sizi böylesine sevdiğini,özlediğini ve size ihtiyaç duyduğunu,en pahalı halınızı kemirerek göstermek zorunda mı?Köpek bunun sizin en pahalı halınız olduğunu biliyor mu?Davranış uzmanları tüm bu düşünce biçimini reddediyor ve çoğu köpek sahibi sakinleştikten sonra onlarda köpeklerin insanlar gibi düşünüp davranmadıklarını hatırlıyorlar.Açık olan şu ki,tahrip etme,korku içindeki bir köpeğin yapabileceği az sayıdaki seçeneklerden biri (büyük olasılıkla akşama kadar komşulardan telefonlar gelecek).Köpek gazetelere sizi ihbar etmeyecek ne de herhangi bir yardım kuruluşuna başvurmayacaktır.Onun yerine korku ve hayal kırıklığı,köpek doğasına açık olan seçeneklerden biri ile ifade edilecektir.Tahrip edici davranışlarla ilgili kesin yanıt henüz bulunamadı.Gösterilen nedenlerden bazıları; Can sıkıntısı (veya doğru bir ifade ile,çevresel simülasyonlarının eksikliği) kapalı bir ortamda bulunması be belki de ırk olarak yatkınlığı.Kuşkusuz köpeklerin çevresel simulasyona ihtiyaçları vardır ve bu da herhalde özellikle genç köpekler ve iş köpekleri için geçerlidir.ama bir köpeğin gerçekte ne kadar simülasyona gerek duyduğu sorusu henüz yanıtlanmamıştır.Etobur olarak köpekler ancak zaman zaman faildir.Kızak köpekleri bile yirmidört saatlik dilimin %80 ine yakın bir dönemini dinlenerek geçirirler ve bir labaratuvar ortamında izlenmiş olan köpekler zamanlarının %75'ini dinlenerek geçiriyor.Kuşkusuz hareketlik düzeyi ve yeni deneyimlerle stimüle edilme gereksinimi,köpekten köpeğe farklılık gösterir.Genç köpekler daha yaşılılara göre daha çok stimülasyona gerek duyar.Çoğu köpek sahibi köpeklerin zamanlarının büyük bölümünü,arada yoğun bir aktivite göstersede dinlenerek geçirdiğini bildirmekte.Köpeğin çevresel stimülasyon isteyip istemediğini (yani can sıkıntısı geçirmek) dair bazı ipuçlarını köpek sahibi köpeğin tahripkarlığına bulabilir.Davranış uzmanlarına göre,eğer köpek kolayca taşınabilen,yastık ve kağıt gibi,nesneleri kemiriyor ise,bu köpeğin yeni birşeyler aradığını gösteriyor.Sahibinin evden çıkması köpeği heyecanlandırdı ve şimdi artık yeni nesneleri keşfetmekte (yani bulup kemirmekte) özgür,sahibi evdeyken yasak olan davranış.Tüm davranış uzmanları hemfikir olmasa da,tahripkarlığın belirli bir oranda ırk ile bağlı olduğunu gösteren bulgular var.Dr.Houpt'un deneyimlerine göre Beagle,Alman Çoban Köpeği ve Malamutlar özellikle tahtip etme eğiliminde olan türler.Yine Dr.Houpt'un araştırmalarına göre Terrier'ler İrlanda Seterleri ve Sibirya Husky leri tahrip etme eğiliminde değil.Ama Terrier'ler cilt hastalıklarına neden olacak boyutta ayaklarını yalayıp kemirme eğiliminde.Belki kendilerini kemiren köpekler evdeki eşyaları kemirmiyor.Sahibinin yokluğu sırasında tahribatın sonuçları çoğu zaman kapılarda (kemirilmiş kapı çerçeveleri) ve pencerelerde (yırtılmılş perdeler,kırılmış çerçeveler) görülüyor,bu da köpeğin kapalı bir ortamda bulunmaktan duyduğu sıkıntıyı ifade ediyor.Köpek kapalı bir ortamda kalmaya tahammül edemiyor,özellikle sahibi evde olmayıp tahrip edici davranışları yasaklamadığı veya köpeğin dikkatini başka sitümülasyonlarla dağıtmadığı zamanlarda.Garip bir şekilde kapalı alanda kalmaya tahammül edemeyen köpekler çoğu zaman sahiplerinin arabasında sessizce oturmaktan son derece memnun.Dr.Houpt'a göre,araba köpeğin inini oluşturıyor,aynı zamanda hem kendi,hem de sahibinin köpeği araba içinde yalnız bırakıldığı süreye göre daha kısa oluyor.Köpek sahipleri tuvalet eğitimi almış bir köpeğin.ne zaman evde yalnız bırakılırsa evin içine çişini ve kakasını yapmasına çok sinirleniyorlar.Veterinerler,herhangi bir davranış sorunu ortaya atılmadan önce köpeğin muayene edilmesi gerektiğini savunuyorlar.Ama Dr.Voith diyor ki ".Köpeğin çiş ve kaka yapması çok ender olarak tıbbi sorunlara bağlı,çiş ve kaka yapması çok ender olarak tıbbi sorunlara bağlı,çiş ve kaka bir arada yapılıyorsa,neden büyük bir olasılıkla davranış bozukluğudur."Yetersiz tuvalet eğitimi de böyle bir duruma neden olabiliyor,ama böyle durumlarda köpek büyük bir olasılıkla sahibi evdeyken de tuvalet kurallarını ihlal edecektir.Ayrılık korkusu yaşayan köpeklerin,sahipleri evden ayrıldıktan birkaçdakika sonra çişve kaka yaptıkları görülmüştür.Sahibi evden çıkmadan çok kısa bir süre önce bu ihtiyaçlarını gidermiş olsa bile.Köpeğe de hakkını vermek gerekir:çoğu köpek günde birkaç kez ihtiyaçlarını giderebilmelidir.Aksi takdirde,gün içinde saatlerce evin içine kapalı kalan bir köpek,sahibinin dönüşünü beklemeyebilir.Çoğu köpek eğitmeninin önerdiği gibi,gazete ile kaplayacağınız bir bölgenin köpek tuvaleti olarak sunulması,uzun süren yalnızlıklarda her iki taraf için de pek çok sorunu ortadan kaldıracaktır.Uzmanlar ayrıca diyor ki;uygun olmayan yerlerde,uygun olmayan zamanlarda ihtiyaçlarını gidermekten başka çaresi olmayan köpekler zamanla tuvalet eğitimlerini unutup evin içinde çiş ve kaka yapmaktan kaçınmayabilir.Bu anlamda tuvalet eğitimi daimi bir süreçtir.Ayrılık korkusunu gidermenin pek çok farklı yöntemi önerilmekte.Ayrılık korkusu köpeğin sahibine aşırı derecede bağımlı olmasından kaynaklandığından tedavi,sahibinin evde olduğu ve olmadığı durumlar arasındaki farklılıkları asgariye indirmekten oluşur.Başka bir deyişle,köpek yavaş yavaş yalnız kalmaya alıştırılır,pek çok kısa ayrılık ile başlanır ve zamanla ayrılık süreleri gitgide uzatılır.Herkesin tahmin edeceği gibi bu tedavi uzun bir zaman alır.Tedavideki başarısızlıklar,bazen köpekten değil,sahibinden kaynaklanıyor.Uzmanlar,sorunun gözle görülen kaynağından başlamayı öneriyor.Yani,sahibin çıkıp gideceği kapıya evden çıkarken yapılan tüm hazırlıklara köpeğin alıştırılması.Köpek bu hazırlıkları sessizce izlediği için sonradan alacağı ödül ile bağdaştırmayı öğrenmelidir.Köpek sahibinin bunun için geliştireceği senaryonun şekli ise,köpeğin geçmişte ne kadar ileri safhada bir ayrılık korkusu geliştirmiş olduğuna bağlıdır.Bazı köpekler sessizce oturur,sahibinin hazırlıklarını,kısaca dışarıya çıkmasını,aniden dönmesini ve yeniden gitmesini sessizce hiç bir korku belirtisi göstermeksizin izler.Köpeğin korkusunu azaltmak için bu rutini günde birkaç kez tekrarlamak gerekebilir.Doktorların dediğine göre,sahibinin hazırlıkları sırasında çok korkmuyorsa,sahibi evden çıktığında da korkma ihtimali zayıftır.Ama köpeğin yalnızlığa tahammül etmeye alışması için ayrılık sürelerinin başta kısa olması gerekir.Köpek sahipleri bunu yadırgıyabilir,ama başta ayrılık süreleri yalnızca birkaç saniye olmalı ve yavaşça artmalıdır.(Bu köpeklerde,sahibinin evden çıkıp dönmesinden önce 10-15 dakika konuşmaması ve köpeklere bakılmaması önerilmekte).Kemirebileceği bir oyuncağı köpeğe bırakmak,belki etrafı kemirmesini önleyebilir,ama uzmanların bu tür oyuncakların ancak daha uzun süreyle yalnız kalmaya alıştırıldıktan sonra verilmesini ve diğer zamanlarda oratada bırakılmamasını öneriyorlar.Ayrıca Dr.Beaver oyuncakların köpek için olan değerlerini arttırmak için köpeğe her zaman verilmemesini öneriyor.Bunun dışında içi boş bir lastik oyuncağın içine köpeğin çok sevdiği bir krem peynir veya benzeri birşey sürebilirsiniz.Eğer bunu evden çıkmadan önce ona verirseniz,köpeği çoğu ayrılık korkusu semptonlarının ortaya çıktığı kritik ilk 5-30 dakikalık süre boyunca oyalayabilir.Yavaş yavaş ayrılığa alıştırma sürecini kısaca yeniden ele alırsak,ana unsurunun sabırlı olmak olduğunu anlarız.Evden çıkış süreçlerini de fazla sık aralıklar ile yaparsanız ,bu da köpeği aşırı derecede rahatsız edebilir.Peki ayrılık süresini uzatmak için en uygun zaman ne olmalıdır.? Uzmanlar iki ipucu sunuyor; Evden çıkış hazırlıklarınız sırasında köpeğiniz korku göstermiyorsa veya sahip eve döndüğünde köpek aşırı derecede uzun ve abartılı selamlama törenleri yapmıyorsa.Peki,tüm bu yukarıda anlatılanlar,köpeğin normal bir şekilde bütün gün sürecek bir ayrılığa tahammül etmeyi öğreninceye kadar rutinin devam ettirilmesi gerektiği anlamına mı geliyor? Hayır diyor doktorlar,çünkü köpeğin 30 dakikalık bir ayrılığa tahammül etmeyi öğrenmesi başta yavaştır,ama sonra hızlanır.Köpek 1-1.5 saat süreyle yalnız kalabiliyorsa,büyük bir olasılıkla bütün bir gün de kalabilecektir,ama yine de ilk başlarda bütün bir gün bırakmadan önce en fazla üç saatlik sürelerle yalnız bırakılması daha iyi olur.Ayrılık korkusunun semptonları ile baş edebilmek için herhalde çoğu köpek sahibinin kullandığı yöntem,cezalandırmadır.Oysa ki cezalandırma olsa olsa ayrılık korkusunu arttırmaya yarar ve köpek ne için cezalandırıldığını anlayamayacak ve dolayısıyla davranışlarında herhangi bir düzeltici etkisi olabilmesi için cezanın istenilmeyen davranışın hemen üzerine uygulanması gerekiyor.Sahiplerin köpeklerinde cezalandırılmak istedikleri davranışların çoğu ise,sahip evden çıktıktan sonraki ilk 5 ila 30 dakika içinde yapılmıştır.Peki,küçük tuzaklar veya tadı acı olan nesneler ile uygulanan küçük cezalar nasıldır.? Uzmanlar bu tür cezaların ancak diş çıkarma ve buna bağlı kemirmelerde etkili olduğunu,ama ayrılık korkusundan kaynaklanan kemirme davranışları en ufak etkileri olmadığını düşünüyor.Zeki ama korku dolu olan köpek kısa sürede tuzaklardan kaçmayı veya tadı acı olan nesneleri kemirmeyi ve onun yerine korkusunu hafifletecek başka nesneler bulmayı çok çabuk öğrenir.Doktorlar aynı zamanda ayrılık korkusuna bağlı uzun süre havlamaları da denetlemek için bazı yöntemler öneriyor.Yöntemlerden birinde sahip evden çıkar,havlama başlayıncaya kadar kapının önünde bekler,sonra hızla eve dönüp köpeği azarlar vaya herhangi bşka gürültülü bir şey ile köpeği korkutur.Ceza,zamanlama olarak doğru ama ciddi bir dezavantajı,köpeğin yeni bir davranış biçimi öğrenmesinden ziyade,sahibinden korkmasına neden olabilmesidir.Bunun ötesinde ve çok daha önemlisi,bu yöntem uygunsuz davranışın ana nedenini ortadan kaldırmıyor.Yani,köpeğin ayrılığa tahammül edememesini.Kısacası,bu yöntem köpeğe,yalnız kalmasının kolayca başedebileceği bir durum olduğunu öğretmiyor.Köpeğe ayrılım süreleri boyunca bir kulübe veya bir kutunun içine koymak,yarardan çok zarar getirebilir.Gerçi bunu yaptığınızda evinmze gelecek zararı azaltmış olursunuz ancak korkunun diğer belirtileri olan havlama veya tuvalet gibi yine de meydana gelir.Çoğu köpek kutuyu tahrip edip kendilerine zarar verebilir.Davranış bilimcileri kutunun bazı amaçlar için,örneğin tuvalet eğitimi gibi,kullanılmasını bazen öneriyorsa da,hiç biri bir kutunun uzun süreli kapalı tutulacağı bir yer olarak önermiyor,sadece köpek bu kutuyu ini gibi hörüyor ve onun içinde kaldığında güven duygusu yaşıyorsa kullanılabilir.Köpek yavaş yavaş kutuya alıştırılmalıdır.Köpek sahipleri kutuyu bir ceza aracı olarak kullanıyorsa ve köpeklerini buna alıştırmamaışlar ise,bir kutu da uzun süreli ayrılıkıklarda başarılı bir yöntem değildir. Ayrılık korkusunu önlemek mümkün müdür.? Bu soruyu yanıtlamak hiç kolay değil,ama itaat eğitimi ne köpeğin bu davranışı üzerinde bir etki yapıyor,ne de ayrılık korkusu belirtilerinin ortaya çıkmasını önleyebiliyor.ama tabii ki eğitim işe yarar.Doktorlar,köpeklerini yalnız kalmaya alıştırmak için sahiplerin köpekleri ile olan ilişkilerini erkenden oluşturmalarını öneriyor.Sahipler köpeklerin her yere birlikte gelmelerine izin vermemeli.Köpekler,özellikle genç olanları,sürekli olarak ilgi istemesine rağmen,araştırmalar ilginin sürekli olarak okşamak,dokunmak ve sevmek,demek olmadığını gösteriyor.Artık biliniyor ki,bir köpek için alabileceği en büyük ödül,sahibine yakın olabilmektedir,bu da mutlaka dokunmak,demek değildir.Kulağa bu pek duygusal vaya sevgi dolu gelmese de,ayrılık korkusunun yarattığı ciddi sorunlar ile başetmek için bize bir ipucu sunmakta; davranışı ortaya çıkaran bağımlılığı önlemek.
     
  10. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    ANAL KESE TEMİZLİĞİ


    [​IMG]

    Eğer köpeklerin genel sağlığı üzerinde konuşuyor isek anal keselere de değinmeden geçemeyiz.Köpeğinizin anal keselerini zaman zaman boşaltmanız gerekmektedir.Böylece oluşacak bazı problemlerin önüne geçebilirsiniz.


    Anal keseler anüsün hemen altında saat 4-8 pozisyonunda bulunurlar.Sağda ve solda olmak üzere iki adettirler ve içlerinde anüs tarafından oluşturulan kötü kokulu,kahverengi sıvı bulundururlar.Anal keseler bu sıvı ile dolduğunda köpeğin ırkına ve büyüklüğüne göre bezelye ile misket büyüklüğünde şişerek köpeği rahatsız ederler.

    Köpekler bazı durumlarda bu kese içindeki sıvıyı otomatik olarak boşaltırlar.Örneğin çok korktuğu anlarda buradaki sıvı boşalabilir.Anal keselerin dolması veya bloke edilmesi problemlere yol açabilir.Normalin üzerinde kilolu köpekler problem içerisindedir.Anüs çevresindeki fazla kilolar köpek hareket halinde iken,anal keselerin sıkılarak sıvının boşalmasını engeller.Aynı durum zayıf köpekler içinde geçerlidir.Zayıf köpekler de yeteri kadar kiloya sahip olamadıklarından doğal hareket halinde kaslar bölgeyi sıkamaz ve sıvı boşaltılamaz.

    Belirtiler köpeğinizin sık sık oturarak bu bölgeyi yere sürterek kaşımaya çalışması,ulaşabildiği yere kadar ısırırcasına yalamasıdır.Bu şekilde bazen kendine zarar verebilir.Bölge kırmızılaşmaya ve hassas bir hal almaya başlar dokununca acımaktadır.Müdahale edilmez ise deri ve ülsere kadar giden problemlere neden olabilir.Köpek hareketlerini ve tuvaletini yapmakta zorlanır,kötü kokar, ileride iltihaplanmaya ve az miktarda kanamaya sebep verir.İltihaplanan bölge ise köpek için dayanılmaz olacaktır.Bazen enfeksiyon olan bu bölge patlar ve iltihap kanlı bir şekilde deriye yayılır ve gözle görülebilir.

    [​IMG]

    TEDAVİ

    Anal keseleri zaman zaman boşaltmak yukarıdaki sorunların önüne geçecektir.Ayda bir kere yapılacak temizlik olumlu sonuç verir.Daha sık yapılan bir temizlik ise anal kesinin daha hızlı dolmasını sağlayacağından önerilmez.Bölge enfeksiyon altında ise antibiyotik takviyesi ile keseler boşaltılmaya çalışılır.eğer iltihap patlar ve deriye yayılır ise antiseptik solüsyon ile temizlenmelidir.Ayrıca köpeğe parazit kontrolü yapılmalıdır.
    Alman Çoban Köpekleri kuyruklarını bel hizasının altında taşıdıklarından tehlike altındadırlar.Bel hizasının üstüne seyrek olarak çıkan kuyruk anüs çevresine yeteri kadar hava akımı sağlayamaz ve bölgenin sıcak kalmasına sebep olur.Sıcak ise bakterilerin üremesi için oldukça mükemmel bir ortamdır ve bakımsızlık ile birleşince ortaya sorunlar çıkabilir.
    Enfeksiyon iyi ve kötü huylu olmak üzere tümör oluşturabilir.Ameliyat ile alınması gereklidir,geç fark edilen tümörlerin alımı sakıncalı sorunlar doğurabilir.


    TEMİZLENMESİ

    • Ayda bir kez temizleyin.
    • Köpeğinizin enerjisini harcadığı bir zaman seçin.
    • Yardımcı olması için bir arkadaşınızı görevlendirin.
    • Muayene türünden eldivenlerinizi giyerek kağıt havlu veya pamuğu sağ elinize alın.
    • Sol eliniz ile kuyruğunu kaldırın ve anüsün hemen altını baş ve orta parmaklarınız ile kavrayarak iki taraflı sıkın.
    • Fazla sıkmayın yoksa keselere zarar verebilirsiniz.
    • Bölgeyi temizleyiniz.
    • Eğer sıvıyı çıkartmayı başaramaz iseniz.Veterinerinize danışınız
     
  11. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    İÇ PARAZİTLER


    [​IMG]


    Kalp Kurdu:


    Kurdu taşıyan bir sivrisineğin ısırması ile genç kalp kurtları köpeğin kan dolaşım sistemine girer ve köpeğin kalbi ile birlikte 13-30 cm arası bir boya ulaşıncaya kadar gelişirler.Kalp kurtuna yakalanmış köpekleri kurtları imha etmek için ilaçlarla tedavi edilebilir ama koruyucu bakım çok daha etkilidir.
    Yapabileceğiniz iki şey var; köpeğinizi sivrisineklerden koruyun ve ona düzenli olarak veteriner hekimizden temin edebileceğiniz kalp kurdunu önleyici ilaçlar verin.Ancak veteriner hekiminiz,köpeğinizin kalp kurduna yakalanmış olup olmadığını görmek için önce bir kan testi yapmak isteyecektir.

    Kancalı Kurtlar:

    Kancalı kurtlar daha çok yavru köpeklerde görülür,ama her yaştaki köpekler ciddi biçimde bu kurtlara yakalanabilirler.Köpekler parazitin larvalarını yutarak kancalı kurtlara yakalanabilir veya larvalar köpeğin derisine girer.Yavru köpekler kancalı kurtları annelerinden doğumdan önce vaya meme emerken kapabilir.Zaten hasta ve zayıf olan köpekler kolay bir hedef oluşturur ve önlem alınmadığı takdirde ölüme kadar götürebilir.Parazitin yumurtaları taze bir dışkı örneğinde mikroskop altında görülebilir.Tedavi rutindir,ama köpeğin çevresini temiz tutarak onu kancalı kurlardan koruyabilirsiniz.Düzenli olarak bölgedeki dışkıları alın,çimleri kısa ve olabildiğince kuru tutun ve asfaltlı veya taşlı yolları dezenfektanlarla yıkayın.

    İnce Bağırsak Kıl Kurtları ve Soluncanları:

    Kıl kurtları ya da askaritler,yavru köpeklerde sıkça görülür.Çoğu yavru hiç bir belirti göstermez.ama diğer köpekler ve çocuklarada bulaşabilecek milyonlarca yumurtayı çevereye dağıtırlar.Kıl kurtları beyaz,ser,ince ve yuvarlak spagheti görünümündedir ve yaklaşık 6 cm'e kadar uzarlar,çoğu zaman yay gibi yuvarlanırlar.Yetişkin köpekler kıl kurtlarına karşı bağışık olabilirler ve hiç bir belirti göstermeyebilirler.Veteriner hekiminiz, kıl kurdu bulunduğu takdirde ilaç yazacaktır,ama önlemek için,kancalı kurtlarda tarif edildiği şekilde temizlik önerilir.

    Tenyalar:

    Bu parazitler köpeğin anüsü çevresindeki tüylerde,yatağında veya dışkısında görülebilir.Canlı iken anüs parazitleri kırık beyaz.yassıdır ve ileri geri sallanır;kuruduklarında sarılaşırlar.şeffaf olur ve bir pirinç tanesine benzerler.Anüs parazitlerine yakalanmış bir köpek kilo kaybedebilir ve zaman zaman ishal olur.Eğer köpeğinizin anüs parazitlerine yakalanmış olduğunu düşünüyorsanız,veteriner hekiminizin dışkısını muayene etmesini ve ilaç vermesini isteyin.

    Kalın Bağırsak Kurtu:

    Kalın bağırsak kurtları,köpeğin sindirim sisteminin alt kısımlarında yaşar.Bazı köpekler hiç bir belirti göstermez,dolayısıyla veteriner hekiminiz dışkısını muayene ederek tanıyı koymalıdır.Başka köpekler zaman zaman oluşan ishal,anemi,kilo kaybı,halsizlik ve sağlık durumunda genel bir bozulma gösterelebilir. Tedavi için ilaç şarttır.Köpekler kalın bağırsdak kurtlarını,etrafı koklayıp yalayarak aldıklarından,yukarıda da belirtildiği gibi köpeğin yaşadığı bölgeyi temiz tutumak gerekir.
    Köpeğinizin solucan,kancalı kurt,kıl kurdu,anüs parazitleri veya kalın bağırsak kurtlarına yakalandığından kuşku duyuyorsanız,bir ya da iki dışkı örneğinin mikroskop altında incelenerek sorunun türünü ve boyutunu tespit etmek ve böylece en etkin tedavi yolunu bulmak gerekir.Asla kurt tedavisini kendi başınıza yapmayın;yanlış bir kurt tedavisi,kurtların kendisi kadar köpeğe zarar verebilir.Öncelikle veteriner hekiminiz,sorunun gerçekten kurtlardan mı kaynaklandığını ve öyle ise hangi tür kurt olduğunu tespit etmek zorundadır;ayrıca kurt tedavisine başlamadan önce verilecek doğru ilaç ve miktarı belirlemek için de köpeğin genel fiziksel durumunun da değerlendirilmesi gerekir.Aslında köpeğinizin dışkısının parazit yumurtaları bakımından incelenmesi,köpeğin yıllık fiziksel muayenesinin bir bölümünü oluşturmalıdır,yani bir dahaki sefere veteriner hekime gittiğinizde köpeğinizin dışkısını da yanınızda götürün.
     
  12. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    ÇİFTLİK ÖKSÜRÜĞÜ - BORDETELLOZ



    [​IMG]

    Çiftlik öksürüğü çoğunlukla bordetella bronchiseptica adlı organizma dan kaynaklanmaktadır.Tıbbi araştırmalar %80-90 oranında bu bakteriyi kaynak gösterirken geri kalan % 10-20 oran ise diğer bulaşıcı virüslere işaret etmektedir.

    Bordetealla bronchiseptica adlı bakteri parainfluenza,adenovirüs,canine distemper ile yakın ilişki içerisindedir ve bu virüslerden adenovirüs Tip-2 ve Parainfluenza ile birleşerek hastalığa sebep olur.
    Organizmanın kuluçka süresi,yani bakterinin köpeğin vücuduna girmesi ile klinik belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre genelde 3-5 gün sürmektedir.Bakteri köpekte sert ve devamlı öksürüklere neden olmaktadır.İlk başta aceleci köpek sahipleri köpeğin boğazına bir şey kaçtığını düşünebilir.Ancak köpek bakterinin verdiği zarar ile öksürmektedir.Hastalık köpekte Pneumonia neden olabilir ya da daha ciddi işaretler verebilir.
    Hastalığın tedavisine öksürüğün kontrol altına alınması ile başlanılır.İnatçı bakteriler için antibiyotik katkısı yapılmalı ve virüsün çevreye yayılması önlenmelidir.Her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da aşılama oldukça önemlidir.Burun içi uygulanan(İntranazal) aşılar çok çabuk ve etkili sonuçlar verir.Bu aşılar 3-5 gün içinde koruma sağlayabilir.Aşının injeksiyon yöntemi ise daha uzun süren bağışıklık kazandırmaktadır.Bazı veterinerler maximum koruma için iki yöntemi de tercih edebilirler.
     
  13. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    KALP KURDU - Dirofilaria




    [​IMG]


    Kalp kurdunun yaşam süreci sivirsineğin,hastalıklı köpeği ısırması ile başlar.Kalp kurdu hastalığı olan ve kanında olgunlaşmamış küçük kalp kurdu larvalarını, sivrisinek kan emme yoluyla beslenirken köpeğin kanı içindeki larvalarıda alır.

    İki ve üç hafta boyunca larvalar sivrisinek içinde gelişerek aktif yani bulaşıcı olurlar.
    Sivirisinek tekrar beslenmek için başka bir köpeği ısırdığında bu larvaları sağlıklı köpeğe bulaştırır.Larvalar köpeğin derisinden içeri girerek dokulara ilerler ve ilerideki birkaç ay içerisinde köpeğin kalbine ulaşır.
    Köpeğin kalbi içerisinde kurtlar 30 cm uzunluğa kadar erişir ve kalp başta olmak üzere ciğer ve diğer hayati organlara zarar verir.Eğer tedavi edinilmez ise sonuç köpeğin hayatının kaybı olacaktır.
     
  14. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    DERİ HASTALIKLARI


    [​IMG]


    Evcil hayvanlarda görülen deri hastalıkları,genelde hayvan yıkama merakından kaynaklanabilir.Örneğin kediler kendilerini temizleyebilirler,ancak buna rağmen yıkanacak olursa,özel bir koruyucu tabakayla kaplı olan deri.yanlış kullanılan detarjen,sabun ya da şampuan nedeniyle bu özelliğini kaybeder,kendine has direnci kaybolur ya da tahriş olur.Dolayısıyla mantar hastakıkları,egzama,deri iltihaplanması ve tüy dökülmesine yol açar.


    Sokağa çıkan hayvanlardaysa,ayak derilerinde görülen benzin,mazot,boya gibiçeşitli kimyasal maddeler ya da yanmayla tahriş olan dokularda deformasyon ve iltihabik yaralara sıkça rastlanır.Köpekler bu konuda kedilere göre daha şanssızdır.
    Deri hastalıklarında daha çok ısırma ve tırmık nedeniyle ortaya çıkan yaralanmalar ve baş.çene,çene altı bölgelerinde,ayaklarda ısırmaya bağlı apselerin oluşması,doğaldır.Belirtileri giderek büyüyen şişlik,iştahsızlık ve halsizliktirBu gibi durumlarda ne tür bir tedavi gerekmektedir.
    Apse kendiliğinden patlar ya da hekim tarafından açılarak temizlenir,ancak her iki durumda da antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır.
    Sokaklarda bazen hayvanları daha çok arka ayaklarıyla kulak çevrelerini kaşırken görürüz.Doğal olarak yapılan kaşınmalar eşbette belli başlı nedenlerden de olabilir.Sokak hayvanlarında sık görüle deri hastalıklarından biri de,kulak uyuzudur.
    Hayvan sürekli kaşındığı içiin kulak çevresinde yaralar oluşur.Öncelikleuyuz tedavi edildikten sonra kulak ve çevresindeki yaralar iyileştirilmelidir.Aksi takdirde tadavi amacına ulaşamaz.
    Biraz da toprakta bulunan pire,kene ve uyuz etkenlerinin yol açtığı deri hastalıklarından söz edelim.

    [​IMG]

    Toprakta bulunan pire,kene ve uyuz etkenleri gibi canlılar,kışın genelde kış uykusuna yatarlar.Havaların ısınmasıyla da konakçı olarak yaşayabilecekleri ortamlar arayıp,doğada yaşayan hayvanları bulurlar.Kene kancalarıyla,pire delici organıyla kan almaya çalışırlar.Uyuz etkenleri ise deri ve deri katmanlarında yerleşerek kan emmeye devam eder.Pire ve keneyi teşhis etmek kolaydır.Uyuz etkenini saptamak,mikroskobik canlılar olması nedeniyle o kadar kolay değildir.Şüphe edilen bölgeden alınan kazıntının mikroskop altında incelenmesiyle türü saptanır.Sarkoptes,Demodeks uyuzları
    sıklıkla görülen uyuz etkenleridir.İnsanlara

    [​IMG]

    bulaşma olanığı oldukça yüksektir.En belirgin özelliği kaşıntı,deride kalınlaşma ve sedef förüntüsüdür.Ayağıyla topraktan aldığı mantar ve bakteri etkenlerini uyuzla deriye bulaştırdıklarında karmaşık bir hastalık ortaya çıkar.Tedavi süresince öncelikle hayvanın vücudunu kaşıması engellenir.Lokal ve genel ilaç uygulamalarıyla uyuzun tedavisi eskiye göre daha kolaydır.Bu tedavi sonunda vücutta bir tek uyuz etkeni bile kalmamalıdır.Tedavi sırasında sürekli olarak,vücuttan alınan deri kazıntılarının mikroskobik incelemesi yapılmalıdır.

    Uyuz tedavisi mümkün olmayan bir hastalık kesinlikle değildir.Uyuz hastalığının hiçbir aşamasında tedavisimümkün değil diyerek hayvanı uyutma yöntemine başvurulmaz.Uyuz etkeni tesbit edilir,teşhis konursa tedavisi kolaydır.Tedavisinin mümkün olmadığı ileri sürülüp hayvanı uyutma yöntemine gitmek kolaycılıktır.
    İnsanlarda olduğu kadar hayvanlarda da rastlanan önemli bir diğer deri hastalığı da Egzama dır.

    Egzama hastalığının üç türü vardır.aşırı proteinle beslenme(proteinemi)nedeniyle ortaya çıkan egzama,vitamin yetmezliğinden kaynaklanan egzama ya da alejik egzama.Proteinemi ve alrjik türdeki egzamalar birbirine bağlı olarak görülebilir.Yani aşaırı protein alımı nedeniyle karaciğer hassaslaşır ve alejik bir durum oluşur.Tek yönlü beslenme nasıl insanlar için zararlıysaihayvanlar içinde zararlıdır.Karaciğerde depolanan aşırı miktardaki protein deride lökalize olamsından ötürü,hayvanda ergenlik sivilcelerine benzer küçük noktacıklar oluşur.Hayvanın kaşınması sonucu patlayan bu noktacıklar tüylere yapışır.kokulu ve aşırıkaşıntı veren bir hal olur.Tedavi için o bölgenin tüyleri iyice traş edilip temizlendikten sonra lokal ilaç uygulanır.ancak veretiner hekime danışmadan ilaç kullanılması sakıncalıdır.Çünkü kaşıntı nedeninin saptanması ve ona göre bir tedavinin uygulanması gerekmektedir.Eğer neden egzama ise kortizon tedavisi uygulanır.Uyuzdaysa kortizon kullanılmaz,kullanıldığı takdirde uyuz etkenini besleyici bir özelliğe sahip olduğundan hastalık tehlikeli boyutlarda ilerleyebilir. Kimyasal maddeler, boya,tiner,kostik maddelerden tutun da ciklete (yapıştığı yere hava aldırmaz) sentetik halılar,yanlış kullanılan kozmetik ürünlere kadar her şey egzamaya neden olabilir.Sokakta yaşayan ya da sokağa çıkan en hayvanlarında görülen alrji nedenleri araştırılırken doğada bulunan bitki örtüsü de göz önünde bulundurulmalı.Örneğin kiraz ve erik ağaçlarının salgıladığı balzam ve çam ağıcının reçinesi hayvanlarda alerjiye neden olabilir.Vitamin eksikliğinden kaynaklanan deri hastalıkları da vardır.A,D ve H vitaminlerinin eksikliğinden kaynaklanan tüy dökülmelerinde kaşıntıya rastlanmaz.Derinin tüy tutma özelliği kaybolur,ve normalden fazla seyrekleşme olur.Bu gibi durumlar hastalık belirtisidir.ancak tüy dökmesinin başka nedenleri de olabilir.
    Kısırlaştırılmış hayvanlarda hormon yetersizliğine bağlı tüy dökülmeleri görülür.Dişide östrojen,erkekte testeron hormonunun azlığı tüy dökülmesine sebep olur.Dişilerde tüm vücutta tüy seyrekleşmesine rastlanırken,erkekler çırılçıplak kalbilirler.Tedavisinde ,eksik olan hormonun çok düşük dozlarda verilmesi gerekir.
    Ayrıca Stafilokokus Epidermitis denilen bakteriler,deri iltihaplanmalarına neden olur.Egzamayla birlikte mikrobik deri hastalıkları görülür.
    Halk arasında köpek tüylerinin kiste neden olduğu kanısı yaygındır.aslında tüyün kemdisi kist yapmaz.Tüylerin üzerindeki parazit,yumurta ve proteinleri alrji yapar.Bundan dolayıdır ki, kist aşısı olmuş köpeklerden çekinmek yersizdir.Uzun tüylü köpekler tüm sene boyunca tüy dökerler.bir hayvan sahibinin hayvanını taraması,fırçalaması onu beslemekten daha önemli bir görevidir.Kısa tüylü hayvanlar belli mevsimlerde tüy dökerler ve daha çok yattıkalrı yerlere tüylerini bırakırlar.Kısa tüylü hayvanları ince dişli bir fırçayla taramak ve pamuklu olmayan hafif nemli bir bezle tımar yapmak gerekir.
    Taramanın hayvan vücuduna 3 yararı vardır.Öncelikle hayvanın vücudunda var olan pire ve kenelerin tarağa takılması ile bunların varlığı saptanır.Ayrıca vücuttan atılacak tüylerin tarak ve fırça yardımıyla toplanmasına yardımcı olur.Tüy dipleri ve deriye dolaylı olarak yapılan masajla sinirlerin uyarılması ve daha sağlıklı tüylerin çıkmasına neden olur.
    İlkbaharın bittiği yazın başladığı anlarda palto değişikliği kaçınılmazdır.Özellikle bu aylarda daha sık ve düzenli taramalar,tüylerin etrafa yayılmasını , alerji ve parazitlerin bulaşmasını engeller.
     
  15. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2009
    Mesajlar:
    11.262
    Beğenilen Mesajlar:
    229
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Şehr-i HaYaL
    Cevap: Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey...

    BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ






    [​IMG]





    Bağışıklık sisteminin görevi vücuda giren veya verilen yabancı maddeler,anormalleşmiş hücreler,bakteri,mantar ve virüslerden vücudu korumaktır.Bu kompleks görev spesifik (T ve B hücreleri) ve nonspesifik elemanlar (bunlar özel T ve B hücrelerine yardımcı olarak fonksiyon görür) tarafından başarılır.Bağışıklık genel olarak doğal ve kazanılmış bağışıklık olmak üzere iki ye ayrılır.

    1.Doğal Bağışıklık :

    Genetik olarak kontrol edilebilen ve kalıtımla nesillere aktarılabilen bir tür direnci temsil eder.Doğal bağışıklığın oluşumunda genetik (tür ve ırk direnci,bireysel duyarlılık) ve fizyolojik faktörler (vücut ısısı,yaş durumu ve hormonlar) vucudun premier (tüyler,der,.vücut zarları ve salgışarın oluşturduğu dış savunma sistemi) ve skonder (dış savunma mekanizmalarını aşabilen hastalık etkenlerine karşı koyan humaral sıvılar ve hücresel savunma sistemi) savunma mekanizmaları ve yangısal reaksiyonlar etkin rol oynarlar.

    2.Kazanılmış Bağışıklık :

    Canlıların doğumdan sonra çeşitli hastalık etkenleriyle karşı karşıya geldikten ve aşılarla karşılaştıktan sonra,bu etkenlere karşı kazandığı bağışıklık anlamındadır.Kazanılmış bağışıklık aktif ve pasif bağışıklık olmak üzere ikiye ayrılır.

    Aktif bağışıklık: Farklı virülenslere(hastalık yapma yeteneği) sahip etkenlerle doğal olarak karşılaşma sonucu olduğundan doğal aktif bağışıklık,aşılarla aşılanmak suretiyle kazanıldığı zaman ise yapay aktif bağışıklık olarak adlandırılır.

    Pasif Bağışıklık : Bir bireyden alınan bağışıklık maddeleri (antikor,süt,serum vs) ile sağlanan bağışıklık sistemidir.Bu da doğal ve yapay olmak üzere iki kısımda incelenir.Doğal pasif bağışıklıkta antikorlar doğrudan anneden yavruya plasenta ve anne sütü ile geçerken,yapay pasif bağışıklık;İnaktif kazanılmış bağışıklığı bulunan bir bireyden elde edilen kan,kan serumu yada kemik iliği gibi dokuların aktarılmasıyla sağlanabillir.Pratikte bir enfeksiyon durumunda uygulanan hiperimmun serumlar (kuduz antiserumu,viral hepatit serumlar gibi) ve antitoksit serumlar (tetanoz,yılan ve akrep serumları gibi) bu tip bağışıklığa en uygun örneklerdendir.
    Bağışıklık sistemini bu kısa tanımlamalarla tümüyle anlamak mümkün değildir.Ancak bağışıklık sisteminin temel özelliklerini kapsayan bu bilgiler aşıların neden önemli olduğunun anlaşılmasında faydalı olacaktır.

    Bağışıklık sisteminin dört ana özelliği bulunur.

    1) Spesifite : Bu yetenek sayesinde bağışıklık sistemi çarpraz olmayan reaksiyon (noncross reacting) antijenlerini ayırt edebilir.

    2) Bellek : Bağışıklık sistemi önceden karşılaştığı antijenleri tanır ve hatırlar.Bu şekilde verilen bir antijene karşı kazandığı deneyim,daha güçlü ve genişletilmiş cevapların oluşmasını sağlar.

    3) Uyarılma : Bağışıklık sisteminin spesifik ve nonspesifik elemanları bu yetenekleri sayesinde yabancı maddelere karşı harekete geçebilir.

    4) Tekrarlayabilme : Enjeksiyonun tekrarlanması halinde,bağışıklık sisteminin elemanları kazandıkları deneyim ile immum cevapları(hastalık etkenlerine karşı vücudun bağışıklık sisteminin tepkisi) büyük ölçüde artmasını veya genişletilmesini sağlar.
    Bağşıklık sisteminde herbiri özel görevlere sahip dört temel hücre tipi vardır.
    • Fogositler : Mikroorganizmaları diğer hücreleri ve yabancı partikülleri içlerine alarak ortadan kaldıran bu hücreler,kemik iliğinde üretilirler.Fagositlerin en önemli tipi makrofajlardır.Makrofajlar,bakteriler,virüsler,man tarlar veya yabancı proteinlerin varlığında harekete geçerler.
    • T Hücreleri / T Lenfositler : Kemik iliğinde üretilen bayaz kan hücreleridir.Kemik iliğinde üretilen T hücreleri Timus'a (Gelişimi yaşamlarının ilk yıllarında maximum düzeyde olan bezsel yapıda bir organ) giderek orada olgunlaşırlar.T hücreleri,immum cevapların oluşumunda anahatar konumundadır.İmmum cevapların başlaması ve sona ermesinden sorumludur.Ayrıca çeşitli komponentlerin aktivitelerini de kontrol ederler.Bir yabancı hücre makrofajlar tarafından alındıktan sonra,salgıladıkları enzimlerle vücuda zarasız hale getirilir.Bu enzimler aynı zamanda yabancı hücrelerin varlığını T hücrelerine haber verir.Böylece T hücrelerinin üretimi uyarılarak bağışıklık sisteminin cevap oluşturması sağlanır.Eski nomenklatürde T hücreleri T4 ve T8 hücreleri olarak ayrılırdı.T4 hücreleri yardımcı ve başlatıcı,T8 hücreleri ise baskılayıcı ve yokedici özellikte idi.T4 hücreleri kanda,T8 hücreleri lenf dokusu ve dalakta bulunmaktadır.
    • B Hücreleri (B Lenfositler) : Bu hücreler kemik iliğinde üretilir ve olgunlaşırlar.Bu hücreler antikorların üretiminden sorumludurlar.İmmunoglobulinler olarakda bilenen antikorlar,yabancı proteinlerin kendilerine bağladığı özel yapılı proteinlerdir.Bunlar vücuda giren antijenlerin makrofajlar tarafından yok edilmesi için işaretler veya etkisiz hale getirir.T hücreleri spesifik organizmaların veya antijenlerin tanınmasını sağlama yeteneğine sahiptir.Bu hücreler makrofajların antijenlerin hücre zarlarından geçebilmesinde gerekli olan bilgileri sağlar ve harekete geçmeleri için uyarır.Makrofajlarda bu antijeni B hücrelerine verir. Spesifik antijen belirleyicisi ile bir kez karşılaştıktan sonra bu makrofajların yüzeyine kodlanır.B hücreleri,bu makrofajları tekrar takrar üreterek B hücrelerin 2 alt tipi halinde olgunlaşır.Bunlar plazma ve bellek hücreleridir.Plazma hücreleri belirli bir antijene özel antikorlar üretirler.B hücrelerinin diğer bir türü olan bellek hücreleri ise aynı antijen ile ikinci kez karşılaştığında oluşacak enfeksiyona karşı hazır durumdadır.Bağışıklık ile ilgili işlevlerin tümü T8 hücreleri tarafından izlenir ve kontrol edilir.Enfeksiyon sona erdikten sonra T8 hücreleri immum cevapları durdurur.İlk olarak T8 hücrelerinin daha sonra çeşitli kimyasal haberci ve baskılayıcı hücreleri salgılayan B hücrelerinin işlevini durdurarak antikor üretimine son verir.
    • NKHücreleri (Doğal Öldürücü Hücreler -Natural Killer Cells) : Bu hücreler T4 uyarısına gerek duymaksızın fonksiyon görürler.Bu hücreler ve viruslara karşı mücadele ederler.
     
Köpek Sağlığı İle İlgili Herşey... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Köpek Sağlığı ile ilgili Fizyolojik Bilgiler

    Köpek Sağlığı ile ilgili Fizyolojik Bilgiler

    Köpeginizin Sagligi ile ilgili bazi Fizyolojik Pratik Bilgiler Köpeginizin Sagligi ile ilgili bazi Fizyolojik Pratik Bilgiler Bebek dişlerinin çıkması …………………………………………3 - 5 hafta Anne sütünden kesilmek…………………………………………6 - 8 hafta Parazit kontrolü…………………………………………3-6-8-10 ve12hafta Virutik enfeksiyonlara karşı ilk aşılama …………………………6-8 hafta Kalıcı dişlerin çıkışı………………………………………………16--30...
  2. Sushi İle ilgili Herşey

    Sushi İle ilgili Herşey

    sushi malzemeleri suşi malzemeleri nori nerede satılır yemek çubukları nerede satılır sushi bulunur Öncelikle netleştirmek gereken nokta: Çoğu kişi Sushi nin çiğ balık ya da çiğ deniz ürünlerinden oluşan bir yemek türü olduğunu düşünüyor. Bu kısmen yanlış; Sushi, çeşitli sebze ve deniz ürünlerinin (çiğ yada pişmiş olarak) özel bir tarifle yapılmış pirinç ve kurutulmuş yosun (nori) ile...
  3. Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    Kedilerin Sağlığı ile İlgili Herşey

    kedide halsizlik kedilerde soğuk algınlığı kedilerde halsizlik iştahsızlık nedenleri iştahsızlık KEDİNİZDE BİR SAĞLIK SORUNUNA İŞARET EDEN BELİRTİLER Kedinizin dış görünümünü, yeme ve tuvalet alışkanlıklarını, davranış biçimlerini yakından gözlemlemek hem olası bir sağlık sorununu zamanında fark etmenizi, hem de bir sağlık sorunuyla veterinere başvurduğunuzda ona gerekli bilgileri...
  4. Kuş sağlığı ile ilgili herşey

    Kuş sağlığı ile ilgili herşey

    muhabbet kuşunun tüylerini kabartması muhabbet kuşu hamile olduğu nasıl anlaşılır kuş resmi kuşunun hamile olduğu nasıl anlaşılır kuş Göz & Gaga & Tırnak hastalıkları: Temiz ,canlı bakan bir göz ile; parlak, pürüzsüz bir gaga sağlıklı bir kuştaki ilk belirgin özelliklerdendir. Sıkça temizlenmeyen bir kafeste barınan kuşlarda enfeksiyon kapma olasılığı yüksektir, zeminde kumlu kağıt...
  5. Balık sağlığı ile ilgili herşey...

    Balık sağlığı ile ilgili herşey...

    formalin tedavisi akvaryumla ilgili herşey Genel Bilgi : Tüm canlıların sağlığı,çevresindeki yaşam koşullarının sağlıklı olmasıyla orantılıdır.Ancak;balıklar kendi yaşam koşullarının tercihini hiçbir şekilde yapamadıkları için Tüm sağlıkları sizin yapacağınız seçimlere bağlıdır. Balık hastalıklarını önlemek için,balıklarınızı hep aynı yerden almaya,balık kepçenizi dezenfekte etmeye,su...

Sayfayı Paylaş