gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    koza kelebegi bilmez

    Konu, 'Kitap Kurdu' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    Kafama değen metalin soğukluğunu hissedebiliyordum. Bu iş nasıl bu hale gelmiş olabilirdi? Bir motel odasında oturuyordum ve şakağıma bir silah dayalıydı. Alnımdan aşağı terler boşalıyor, kalbim gümbür gümbür çarpıyordu. Gözlerimi yumup yüksek sesle son duamı ederken mucizevi bir şey oldu. Başım dönmeye başladı, yere yığıldım ve silah elimden düştü. Orada hareketsiz yatarken birdenbire vücuduma kör edici bir ışık dolmaya başladı. Oysa ben her zaman ayakları yere basan, mantıklı bir insan oldum. Ne meleklerle konuşmuşluğum vardı, ne de yıldızlara göre hareket ederdim. Ama başıma gelen ortadaydı. İlahi bir tecrübe miydi? Yoksa yaşamakta olduğum aşırı stresli hayata fiziksel bir tepki mi? Doğrusu bilemiyorum. Tek bildiğim orada yaşanan şeyin hayatımın dönüm noktası olduğu. Tam arkamı döneceğim sırada, kapı sihirliymiş gibi açıldı. Odaya adımımı attığım anda gördüğüm şey karşısında afalladım. Yerlere gül yaprakları serpilmişti. Kırmızı pelerin giymiş, uzun boylu biri duruyordu orada. Her nedense bir dostun yanında olduğumu hissediyordum.

    Ama kıvram bir hareketle bana doğru döndü, dosdoğru gözlerime baktı. Ömrüm boyunca hiç kimsede böyle bir güç hissetmedim. Genç bir adamdı ve teni güneş yanığı gibiydi. Kimdi bu adam? Bana neden böyle bakıyordu? Derken dudakları yumuşak bir gülümsemeyle kıvrıldı, gözleri çocuk gibi parladı ve konuşmaya başladı:

    'Kaderini ancak sen keşfedebilirsin, senin için hazırlanmış yolu ancak sen bilebilirsin. Burası kalbinin seni davet ettiği yoldur. Nasıl ki koza kelebeği bilmez, halbuki kaderidir onun kelebek olmak. Ancak cesur olursa, cesaret ederse bir yumağın içinde sıkışmış kalmışlıktan, kabuğunu kırarak gökyüzüne, özgürlüğe kanat çırpar.

    İşte insanoğlunun hikayesi de budur. Asla kaderini baştan bilmez ve eğer geçilmemiş yollardan geçmez, açılmamış kapıları açmazsa, sonunda bir anlamda açılmadan iade olacaktır. Uykulardan uyanmanın, özgürlüğe kanat çırpmanın zamanı gelmedi mi? '

    Sözleri beni şoka sokmuştu. Cesaretimi topladım ve sordum: 'Umarım kim olduğunuzu sormamın bir sakıncası yoktur.'

    'Adım Julian Mantle ve buraya senin rehberin olarak hizmet etmeye geldim.'

    'Julian Mantle mı? Ferrari'sini Satan Bilge mi? Ciddi olamazsınız! ' Tüm gazeteler bu mucize adamın ülkeye dönüşünü yazıyordu.

    Kafama değen metalin soğukluğunu hissedebiliyordum. Bu iş nasıl bu hale gelmiş olabilirdi? Bir motel odasında oturuyordum ve şakağıma bir silah dayalıydı. Alnımdan aşağı terler boşalıyor, kalbim gümbür gümbür çarpıyordu. Gözlerimi yumup yüksek sesle son duamı ederken mucizevi bir şey oldu. Başım dönmeye başladı, yere yığıldım ve silah elimden düştü. Orada hareketsiz yatarken birdenbire vücuduma kör edici bir ışık dolmaya başladı. Oysa ben her zaman ayakları yere basan, mantıklı bir insan oldum. Ne meleklerle konuşmuşluğum vardı, ne de yıldızlara göre hareket ederdim. Ama başıma gelen ortadaydı. İlahi bir tecrübe miydi? Yoksa yaşamakta olduğum aşırı stresli hayata fiziksel bir tepki mi? Doğrusu bilemiyorum. Tek bildiğim orada yaşanan şeyin hayatımın dönüm noktası olduğu.

    Tam arkamı döneceğim sırada, kapı sihirliymiş gibi açıldı. Odaya adımımı attığım anda gördüğüm şey karşısında afalladım. Yerlere gül yaprakları serpilmişti. Kırmızı pelerin giymiş, uzun boylu biri duruyordu orada. Her nedense bir dostun yanında olduğumu hissediyordum.

    Ama kıvram bir hareketle bana doğru döndü, dosdoğru gözlerime baktı. Ömrüm boyunca hiç kimsede böyle bir güç hissetmedim. Genç bir adamdı ve teni güneş yanığı gibiydi. Kimdi bu adam? Bana neden böyle bakıyordu? Derken dudakları yumuşak bir gülümsemeyle kıvrıldı, gözleri çocuk gibi parladı ve konuşmaya başladı:

    'Kaderini ancak sen keşfedebilirsin, senin için hazırlanmış yolu ancak sen bilebilirsin. Burası kalbinin seni davet ettiği yoldur. Nasıl ki koza kelebeği bilmez, halbuki kaderidir onun kelebek olmak. Ancak cesur olursa, cesaret ederse bir yumağın içinde sıkışmış kalmışlıktan, kabuğunu kırarak gökyüzüne, özgürlüğe kanat çırpar.

    İşte insanoğlunun hikayesi de budur. Asla kaderini baştan bilmez ve eğer geçilmemiş yollardan geçmez, açılmamış kapıları açmazsa, sonunda bir anlamda açılmadan iade olacaktır. Uykulardan uyanmanın, özgürlüğe kanat çırpmanın zamanı gelmedi mi? '

    Sözleri beni şoka sokmuştu. Cesaretimi topladım ve sordum: 'Umarım kim olduğunuzu sormamın bir sakıncası yoktur.'

    'Adım Julian Mantle ve buraya senin rehberin olarak hizmet etmeye geldim.'

    'Julian Mantle mı? Ferrari'sini Satan Bilge mi? Ciddi olamazsınız! ' Tüm gazeteler bu mucize adamın ülkeye dönüşünü yazıyordu

     
koza kelebegi bilmez konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. bir kelebegın ınsanlık dersı

    bir kelebegın ınsanlık dersı

    BİR KELEBEĞİN İNSANLIK DERSİ... Bir gün kozada küçük bir delik belirdi; deliğin ucu kıpırdıyordu. Bu kıpırdamayı bir adam gördü. Merak etti ve oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı ilgi dolu bakışlarla seyre daldı. Bir ara sanki kelebek delikten çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi geldi adama. Sanki kelebek elinden gelen her...
  2. koza

    koza

    Koza İpekböceği kozası sağlam ve güvenli sığınağa, göznuru ve insan becerisiyle elde edilen değerli şeylere ve insanın sığınmak ihtiyaca duyduğu erdem ve değerlere ve yapılan hayırlı işlere, Pamuğun kozası, üzerinde çalışılan işin semeresinin yakında alınacağğına delalet eder.Koza görmek, yakında ev sahibi olacağınıza yorumlanır. Koza görmek, yakında ev sahibi olacağınıza yorumlanır. İyi...
  3. yanık koza

    yanık koza

    Bursa'nın köklü, iyi tanınan ve başarılı bir ailesi Çelebiler... Aile, dışarıdan bakıldığında adeta mükemmel. Onlar zengin... Birbirlerine bağlı ve mutlular... Muhafazakar, haysiyetli ve takdir edilen bir Bursalı aile... Baba Asaf Çelebi'nin, yıllar evvel iki ilkel tezgahla kurduğu tekstil atölyesi, günümüzde Türkiye'nin en gelişmiş tekstil fabrikalarına dönüşmüş ve Amerika'ya, Avrupa'nın...
  4. Koza Kelebeği Bilmez

    Koza Kelebeği Bilmez

    Hiç unutmaman için dua ettiğim bir şey söyleyeyim sana; bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık ömrünün sonuna vardığında rüyalarını yaşamamış olduğunu görmektir... Ömrünün sonuna hatta ortasına gelip bir sabah uyandığında cesaretli davranmadığını yıldızlara uzanmadığını potansiyelinin onda birini bile gerçekleştirmediğini fark etmek insanın kalbini kırar... Bu konuda bana güven...

Sayfayı Paylaş