gebe
  1. @şK_MeLeĞ!.

    @şK_MeLeĞ!. Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.375
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul

    **mahkum**

    Konu, 'Hayat Bilgisi' kısmında @şK_MeLeĞ!. tarafından paylaşıldı.

    [​IMG]

    MAHKUM
    Bir sabah uyandırdılar.Tak tak tak.Haydi buraya kadarmış,saklandığın artık kalk."Ne oluyor,anlamadım"bile diyemedim
    aldılar kapıdan apar topar.
    HAKİM :eek: ateşi sen mi çıkardın
    SUÇLU:ne ateşi hakim bey ne yakması
    HAKİM : bak biliyorsun bieşeylerin yandığını yoksa nedn sorasın ki
    SUÇLU :ben birşeyi yakmadım hakim bey
    HAKİM :hala direnyorsun itiraf etmemek için,herkesin önce gözlerini oymuşsun,sonra boğarak öldürüp gömmüşsün mezara.Kalan
    herşeyide dünya üzerinde ne varsa yakmışsın,bir de alay edercesine etrafa sevgiden bahseden notlar bırakmışsın.
    SUÇLU :Ne notları,ne insan öldürmesi,inanın benim birşeyden haberim yok,nerden çıkarıyorsunuz bunlar
    HAKİM :nerden mi,tüm dünya yanmış,herkes ölmüş ama birtek senin evin kalmış,birde sen yaşayan..Tesadüfmü bu şimdi,
    hemzaten senden başka suçlanacak kimse de kalmadı artık
    SUÇLU :Ama Ama.....hakim be....
    HAKİM :susturun şunu!atın içeriye,cezası tüm dünya tekrardan yapılana dek hücre cezası.
    SUÇLU :eek:lamaz hak...be....!ölürüm ben ,yetmezki ömrüm ..
    HAKİM: götürün dedim!hemen!dava kapanmıştır.
    Garip bu iki koluma girmiş adam,bu koridorlar hiç yabancı değiller,sanki buralara önceden gelmişim gibi,havasını
    solumuşum gibi.Az önce geçtiğim şu devasa, eski, siyah ve sarmaşık kaplı kapı sanki bana önceden hep gülücüklerle açılan ve,
    içeriden tatlı bir sıcaklık gelen bir kapıydı.
    ama şimdi tanımadığım adamlar kapattılar ardımdan ve daha hiç bu kadarını hissetmediğim
    bir soğukluk,buz kesiyor,üşüyorum ta iliklerime kadar.Yüzümün kanının çekildiğini hissediyorum ve bitkin yürüyorum.
    Garip!İşte şu küçük kapalı pencereler,ardında görünen, tam da çiçek mevsimi ama, burada solmuş erguvanlar,bu hoş kokuları
    hiç yabancı değiller bana.Yok yok olamaz,bana birşeyler oluyor,şu içine düştüğüm durumda ne olduğunu anlamak için
    çabalayacağıma neler düşünüyorum ben.Ama düşünmeden de edemiyorum.Herşey mi bu kadar tanıdık gelebilir ki.Boşver saçmalama
    diyorum kendi kendime ama alamıyorum bu kuruntulardan aklımı.
    Hem daha önce benin ne işim olduki mahkeme ,cezaevi falan.Kesin aklımı yitiriyorum ben. evet kesin yavaş yavaş deliriyorum
    ben.Zaten demişlerdi" hapse düşen ya deli olur ya da düşünür" diye ben herhalde ilkinde yol alıyorum.
    "al,giy şunları,bırak herşeyini; saatin ,cüzdanın neyin varsa,hatta aklını,duygularını bile bırak"
    ne diyor bu adamlar, neler saçmalıyor.insan nasıl bıraksın onları.Hoş zaten yitiriyorm ,bırakabilsem fenada olmazdı...
    Tekrar aynı soğuk sanki bildik koridorlarda ,kolumda iki adam ve ben,geçiyorum tek tek ardımdan kilitlenen tüm demir
    kapıları sanki gayya kuyusuna gidiyormuşum gibi artıyor yavaşca çığlıklar ,feryad-u figanlar ve pişmanlık sözleri ve
    işte çaresiz bekleyip cezasını çekenler olamlılar bunlarda ...Her biri hücresinin köşesine oturmuş,bir yandan ağlıyor,
    sanki hiç solumuyor ve hareket etmiyor, ve hepsinin gözleride kapalı.
    "sakın ama sakın hiçbirşeyi aklından geçirme eskiye ait,özellikle de sevdiklerini ve onu" diyor önünden geçtiğim bir
    mahkum ve beliriyor zebani kılıklı iki çirkin adam va başlıyorlar türlü türlü eziyete biryandan da "burda söylenen
    herşeyi duyarız biz,hatta akıldan geçenleri bile"diyorlar.
    Ve işte geldik.benim hücrem olsa gerek.bomboş,burada delirmemek elded değil."açın kapıları,gir içeri, burada tadacaksın
    açlığı,susuzluğu ve en kötüsü yalnızlığı,kal da gör dünyayı yakmak ne demekmiş,kapatın"Soğuk, dar ve sesimi duyan olacağını
    sanmıyorum hiç,arada bir acılı çığlıklar hariç duyduğum birşeyde yok.Çaresizliğimi hiç bu kadar acziyet içinde hissetmedim,
    yalnızlığımla başbaşa hiç bu kadar yakın kalmadım.
    Aklımı yitiriyor olmalıyım. neden herşeyi sanki birşeylere benzetiyorum ki, ama elimde değil. yapamıyorum düşünmeden,
    nereye baksam birşeyler gözüme çarpıyor sanki eskilerden.İlk başta şu dört duvar,parmaklıklar neyi hatırlatır ki insana
    ama kendimi buraya daha önce gelmişliğim hissindende alamıyorum birtürlü,tanıyorum burayı ama çıkaramıyoru nerden...
    Köşedeki tek penceremden dışarı bakıyorum,şu büyük siyah bir duvar ne kadarda benziyor evimin bahçe duvarına ve ancak yarısı
    görünen yol sanki hergün büyük bir mutlulukla yürüdüğüm sevgilimin evine giden bir sokak gibi.Ve kapıda beliriyor o iki
    çirkin adam ,giriyorlar içeri"aklından sakın geçirme eskiye ait birşey,helede sevdiklerine ait hiç"diyorlar ve tadmadığım
    azapları yaşatıyorlar bana ,sanki derimi yüzüyorlar canlı canlı..
    kendime geldiğimde havasızlıktan ölüyorum nerdeyse,penceremi açıyorum hava almak için,yine bildik bir koku hatta nefes
    sıvcaklığında birşey geliyor dışarıdan.
    evet artık yitirdim aklımı..."sakın açma pencereyi "diyor bir ses."kokunun güzelliğine aldanma,o öldüren tatlı bir kokudur"
    sözünü duyduğumda başlıyorum öksürmeye ciğerlerim parçalanırcasına.Kapatıyorum hemen penceremi buseferde gözlerimi açamıyorum yakıcı
    havadan,kapanıyor gözlerim yavaş yavaş...
    Susuyorum,bağırıyorum ama duyan yok.Bir nefes temiz havaya,bir bardak suya bu kadar mı muhtaç olacaktım.Allahım nedir bu
    başıma gelenler.
    Oysa o sabahtan önce ne kadar güzeldi hayatım,evim ailem,arkadaşlarım ve en değerli varlığım..Neden hiçbiri arayıp sormuyor,
    bulmuyorlar beni neden.Bitanem neden unuttu beni,hç mi merak etmiyor.gerçi son sefer biraz kırgındık ama önemlide değil
    di,"keşke şimdi yanımda olsaydı" derken iki çirkin adam girdi ve aynı şeyler...anladım bi daha onları anmak yok hele onu
    hiç.bu zap bir daha çekilmez.
    Ayıldığımda susuzluğum artık dayanılmaz oluyor ve bir damla sesi duyuyorum.sese doğru yaklaştıkça herhalde tavandan akan
    bi kaç damla yağmur suyu.Avucumda biriktirip kana kana içiyorum,içtikçe susuzluğum artıyor.yağmursuyu değil bu,biraz tuzlu
    sanki gözyaşı gibi,ağladığım nadir zamnlardan bilirim tadını."onu içme,faydası yok,zaten kesilir birazdan,kendi gözyaşını
    içsen daha iyi"diyor tanıdık ses.Saçma insan nası kendi gözyaşını içebilirdi ki..ama susuzluğum artık iyice arttı ve o
    damlalar da kesildi.haklıydı galiba yine o ses.
    .....ve hep haklı çıktı o ses...derinlerden gelen tanıdık ses...ve dediklerini yaptım..
    ağlamayı öğrendim,gözyaşlarımı içtim; ama susuzluğumu gidermek için değil,
    içimin ateşiyle ısınmayı öğrendim,yandım kavruldum; ama soğuğa dayanmak için değil,
    Verdiğim kirli nefesimi tekrar içime çekip bedenim, ruhumda temizlemeyi öğrendim; ama havasızlıktan boğulmamak için değil,
    gözlerimle değil hislerimle görmeyi öğrendim ;ama boş dört duvara bakmak için değil,
    eski dostlarımı ve sevdiklerimi hele de en sevdiğimi,bitanemi aklımı okuyan çirkin adamlara yakalanmadan kalbimle beraber
    olmayı öğrendim,ama yaptıkları işkencelerden kurtulmak için değil,
    tüm duygularıma hükmetmeyi öğrendim;ama yaşamak için değil...
    Evet aslında hakim haklıydı.Hakim haksızsa sbile karar çok doğruydu.Kader adalet etmişti.Hoş dünyayı ben yakmamıştım ama
    bunda da vardı gizemli birşeyler.
    dünyayı yıkmamıştım ama,O nun bu dünyadan daha muhteşem ve sevgi dolu dünyaları barındıran kalbini yıkmıştım,
    herşeyi değil belki ama, onun tüm hislerini yakıp küle çevirmiştim,
    herşeyi kurutmamıştım ama, onun o herşeye bedel gözyaşlarını kurutmuştum,
    kimseyi boğmamıştım ama, onu hıçkırıklara boğup soluksuz bırakmıştım,
    hiçbir gözü kör etmemiştim ama, onun bana bakışlarını bulanıklaştırmıştım,
    kimseyi mezarın soğuk kuyusuna gömmemiştim ama, onu yalnızlığına terketmiştim...
    İşte suçum buydu..Ve O beni cezalandırmıştı.
    Kalbinin sevgi dolu yollarından tek tek üstüme kapıları kapatarak,bende olan neyi varsa alarak bir cehennem kuyusuna atmıştı
    beni.Penceremden onun o latif nefesini almama müsade etmiyor,onun o inci tanesi gözyaşlarını içmeme izin vermiyor ve dahi
    adını bile hatırlamama imkan bırakmıyordu...
    Evet cezam çok yerindey di ve çekmeliydim kendi başıma kalarak ve kendime yeterek bu cezayı...Çünkü artık hiç açılmayacaktı
    o üstüme kapanan kilitli ve mühürlü kapılar...Bir daha düzeltemeyecektim kırdığım belki o kutsal haneleri.. kalpleri..
    müsade etmiyorlardı çünkü..bu cezanın en ızdırap vereni de bu umutsuzluktu belki...
    (...)
    tüm geri dönüşlerim bir umutsuzluk girdabına kapılmaktan başka birşey değil....hatırlamıyorum bu geldiğim yolları...sanki bir labirent gibi hangi dehlize girsem kayboluyorum..heryer benim hücrem olmuş...nasılda getirdin beni buralara...gözüm ne kadar da körmüş meğerse,hafızam ne kadar zayıf...hiç mi farketmedim ben bu dehlizleri arşınlarken geri dönme ihtimalini..ama nerden bilecektim ki buralarda yalnız,garip ve sahipsiz bırakacağını..hiç bu şeytani düşünceler gelmemişti aklıma...güven mişmiyidm neydi...yoksa basiretim mi bağlanmıştı yada ben mi öyl olmasını istiyordum..sen bu kadar gaddar olamazdın...olmamalısında...kabul etmiyorum bu zulmü..
    olsun yine bütün bu acıları ben çekeyim,sen yine bildiğim ve sevdiğim gibi kal..en azından bunu kendim için yapmalıyım...yalnızlığımda elbet bi yol bulurum,hiç olmazsa bitirim bu oyunu artık daha fazla dayanamayınca bu düşüncelere...
    (...)
    ilk bakışımdı,yani ilk esaretim,
    dalınca o inci gözlerinin derin girdabına,
    çekemedim gözlerimi hiç vurgun korkusuna
    ilk gelişimdi,
    kendimce geldim, ama dönüşümde ayaklarımda pranga,
    gidemedim sensiz hiçbiryere, dönüşü olmayan bu yolda,
    ilk hissedişimdi,
    dokunuca sana ,vurdun bileklerime bir çift kelepçe,
    ayrılamadım senden hiç,rüyalarda bile, ne gündüz ne de gece.
    ilk hasretimdi,
    düşünce uzak yollara sensiz ilk defa,
    oldu bana dakıkalar saat, günler ise birer hafta.
    ilk vuslatımdı,
    keşke olmasaydı,
    bu ilklerin devamını hiç yaşatmasaydın bana,
    dokunmasaydın, kalsaydı hep bu hasretlik yara.
    ilk barışmamızdı,
    bu yüzümü güldüren, içimi kanatan sözler ne bana deva,
    ne de bir sevgiliye, ne ilk ne de son ahde vefa...
    ama kanmıştım,nasıl kanmazdım ki ve haketmiştim,
    ben değilmiydim prangaların,kelepçelerin anahtarlarını savuran
    o girdaplarda, O na olacaksa kendi isteğiyle boğulan,
    işte ben buyum,
    kendi kendine acımasızca hüküm veren hakim,
    o na ise, sorgusuzca kendini teslim etmiş mahkum,

    kendi darağacında kendi ipini boynuna geçirmiş, ve işte sonum...
    (...)


     
  2. semazen

    semazen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    23 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    559
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: **mahkum**
    Paylaşım için teşekkürler canım
     
  3. @şK_MeLeĞ!.

    @şK_MeLeĞ!. Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.375
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    Cevap: **mahkum**

    adaşım nedemek canım benımm
     
  4. Vijdan

    Vijdan Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    22 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.140
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: **mahkum**

    Teşekkürler canım..
     
  5. @şK_MeLeĞ!.

    @şK_MeLeĞ!. Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.375
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    Cevap: **mahkum**
    canım sanada teşekkurler
     
  6. handanca

    handanca Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    1 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.685
    Beğenilen Mesajlar:
    106
    Ödül Puanları:
    63
    Cevap: **mahkum**

    paylaşım için teşekürler
     
  7. fırtına

    fırtına Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.895
    Beğenilen Mesajlar:
    29
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    Cevap: **mahkum**
    amannn diyorum kimse böyle mahkum olmasın :shootout: emeğine sağlım canım :)
     
**mahkum** konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Yeni yarışma kader mahkumları

    Yeni yarışma kader mahkumları

    kader mahkumları, yarışma, yarışması, cezaevi yarışması hakkında merak ettiğiniz bilgiler burada Televizyonculukta son nokta! Sevgili Melek'ler, ekranlara yepyeni bir yarışma daha gelecek ve eminim ki, bu yarışma hepimizin ilgisini çekecek. Çünkü yarışma adından da anlaşıldığı üzere cezaevinde ki hükümlü kişilerin yarışacağı bir yarışma. 'Kader Mahkumları' adlı program Türkiye'nin yeni...
  2. Yargıtay Deniz Seki'nin Mahkumiyet Kararını Bozdu!

    Yargıtay Deniz Seki'nin Mahkumiyet Kararını Bozdu!

    deniz seki deniz seki haberleri Sevgili melekler, Sabah gazetesinin haberine göre Yargıtay Deniz Seki'nin mahkumiyet kararını bozdu ve uyuşturucu ticareti yapmaktan değil, yardım suçundan cezalandırılmasını istedi. İşte detaylar... Yargıtay 10. Ceza Dairesi, ünlü şarkıcı Deniz Seki'nin uyuşturucu madde ticareti yapmaktan aldığı 6 yıl üç aylık hapis cezasını bozdu. Hürriyet'in haberine...

Sayfayı Paylaş