gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.166
    Beğenilen Mesajlar:
    2.216
    Ödül Puanları:
    113

    Mekanik saat icadı

    Konu, 'icatlar ve buluşlar' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    [​IMG]
    Seine kıyısında Adliye Sarayının kare kulesindeki saati bütün Parisliler tanırlar. Birçok kereler (son olarak 1849′da) onarılan bu saat, Fransa’da imal edilen saatlerin ilk örneğidir. X. yüzyıla kadar zamanı bilmenin en pratik yolu, su saatiydi. Suyun sürekli akıtılması esasına dayanan bu araç, zamanla süs kaygısıyla yerleştirilen birtakım mekanizmalarla karmaşık bir hal almıştı. Bunun en tipik örneğinin, 807 yılında Harun Resifin Charlemagne’a (Şarlman) armağan ettiği “saat” olduğu kesindir. Sürekli akan suyun belirli düzeylere gelmesi sonucunda her saat başı bir kapakçık açılmakta ve oradan dökülen bilyeler bir zilin üstüne düşmekteydi. On iki tane olan bu kapacıkların açılıp kapanmalarını birtakım zemberek ve yaylarla hareket edebilen “otomat”lar sağlamaktaydı. Su saatinde, millerin ve otomotların suyu sürüklediğini gören biri, bunları sudan başka bir şeyi -sözgelişi antik kum saatlerindeki gibi kumu ya da sicime bağlı bir çakıl parçasını- itemez mi diye kendi kendine sordu. Bu fikir, ancak XIII. yüzyılda, Arşimet’ten beri iyice unutulmuş dişli çarkların ve tokmaklı zillerin kullanılmaya başlanmasından sonra uygulanmaya konulabildi.
    İtici ağırlıkların düşmesini düzenlemek ve ölçülü hale sokmak için “karşılaşma çarkı” kullanılıyordu. O dönemde henüz sarkaç yoktu; bunu daha sonra, XVII. yüzyılda Huygens bulmuştur.
    Bu makinelerden, daha doğrusu bu en ilkel saatlerden bize kadar gelenlerin en eskileri şunlardır: 1324′ten önce imal edilen Beauvais’deki saat ve 1348′den kalma Douvre’daki saat… Birincisinin ne kadranı vardı ne akrebi ne de yelkovanı; yalnız her saat başı çalardı. Kadranlı saatler, XIV. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıktı. 1370′de Heinrich von Vic adlı Alman’ın imal ettiği Paris Adliye Sarayındaki saat, daha ilkel başka bir saatin yerine konmuştu. Yalnızca akrebi olan bu saatin, hem durmadan onarılması, hem de kurulması için birinin sürekli yanında beklemesi gerekiyordu. Bu tür saatlerin günde yarım saat geri kalmaları kutlanmaya değer bir başarı sayılıyordu.
    Saatin kaç olduğu, ortaçağda kimsenin aldırış etmediği bir şeydi. Komşu manastırın saatleri günü yeterince bölümlüyordu. Manastırdakilere gelince, tören saatleri, gündüzleri ya güneş kadranı, ya su ya da kum saatiyle ve geceleri de yıldızlara göre ayarlanıyordu.
    Artık mekanik saatçilik, yani itici ağırlıkların kullanılması gelişiyor ve eski yöntemlerin yerini alıyordu. Saatler değişik perdeli çan sistemleri ve hareketli sahnelen temsil eden süslemeleriyle anıtsal sanat eserleri halini aldı. 1352-1354′te inşa edilen Strasbourg katedralinin saatinde bir kadran, dişli çark sistemi ve saatte bir gelip Hazreti Meryem heykelinin önünde secde eden ayin alayı heykelcikleri vardı. Frankfurt ve Lund’un dev saatleri da aynı çağın eserleridir. Olağanüstü bir ustalık isteyen bu zanaatın merkezi, Nurenberg’di ve ilk özel saatler XIII. yüzyılın sonlarında burada imal edildi. O zamanın saatleri ancak önemli kişilerin sahip olabilecekleri pahalı şeylerdi. Ne var ki, çok geçmeden itici ağırlıkların yerini zembereğin almasıyla saatler hantallıktan kurtulup taşınabilir hale geldiler; böylece daha geniş halk yığınları saat kullanma imkânına kavuştu.
    Şimdi mekanik saatin icadının uygarlık üzerinde yaptığı paha biçilmez etkilerden söz edelim: Gelişmekte olan sanayinin “yaklaşık” saate ‘tahammülü’ yoktu. Dakik çalışmak verimliliği her bakımdan artırıyordu. Ayrıca, kutsal hareketlerin dakikliği ancak o zaman daha iyi kavranabilirdi, Bu anlayış insanları, tabiat olaylarının belirli ve şaşmaz nedenlere bağlı oldukları düşüncesine götürdü. “Determinist” (gerekirci) akım, yani tabiat yasalarını matematik güçlerin yönettiği kanısı, başka bir deyişle bilimin temeli, bu gözleme dayanır.

     
Mekanik saat icadı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. mekanik cilt soyma

    mekanik cilt soyma

    yara soyma oyunları cilt traşlama yara soyma oyunu kadın soymaca oyunları cildi traşlamak Dermabrazyon; bir motor yardımıyla özel zımparamsı materyalleri kullanarak derinin üst kısmının soyulmasıdır. Bir çeşit traşlama işlemidir. Bir kısım kırışıklıkları da düzeltebilmekle birlikte özellikle sivilce izlerinde daha etkilidir. . Amaç kimyasal aşındırma yada lazer uygulamalarında olduğu gibi,...
  2. saat

    saat

    Bir saatim var minicik ( iki elin avuçları, içinde bir şey varmış gibi birbirine çapraz olarak birleştirilir ) Kulağıma koyarım ( birleştirilmiş eller kulağa götürülür ) Tik tak'ını duyarım Tik tak, tik tak ( denirken, dinliyormuş gibi yapılır ) Çocuklar dinleme öykünmesi yaparlarken öğretmen şunları söyler ; "Haydi şimdi çocuklar………………oyununa başlayalım." ( bunun üzerine...
  3. Cep Saatini Kim buldu, cep saatinin icadı

    Cep Saatini Kim buldu, cep saatinin icadı

    Cep Saatini Kim buldu, cep saatinin icadı, Cep saati ne zaman bulundu, Cep Saatini kim nasıl buldu, Cep saati ilk ne zaman bulundu gibi sorularınızın yanıtları burada yer almaktadır. Eskiden, yaşlı - genç demeden herkesin kullandığı cep saatleri, günümüz de sadece yaşlılarda görmek mümkün Melek'lerim. Cep saati ne zaman bulundu, Cep Saatini kim nasıl buldu, Cep saati ilk ne zaman...
  4. Klonlamanın İcadı

    Klonlamanın İcadı

    klonlama klonlama, nedir, nasıl yapılır, yararları, hakkında bilgi için yazımıza buyrun arkadaşlar. İlk defa, Leipzig Üniversitesinden Hans Adolph Eduard Dreisch deniz kirpikleriyle yaptığı deneylerde erken dönemdeki bir deniz kirpisi embriyosunun blastomerlerini bir birinden ayırarak “Blastomere Separation” yöntemini buldu. Blastomere Seperation yönteminde döllenmiş...
  5. arabanın icadı

    arabanın icadı

    araba kim tarafından ne zaman ve nerede icat edildi

Sayfayı Paylaş