gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.164
    Beğenilen Mesajlar:
    2.213
    Ödül Puanları:
    113

    Mey’in Gelişimi ve Türk Halk Müziğine Katkıları

    Konu, 'türkülerimiz ve hikayeleri' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    mey çalan ustalar mey çeşitleri geleneksel bir çalgının hikayesi geleneksel çalgılarımızın hikayeleri bir çalgı hikayesi
    Ali YILMAZ

    Meyin tarihçesi :

    Türk Halk Müziği özel çalgıları olan bir ana türdür. Türk Sanat Müziğinden farklı çalgıları içermektedir. Bu ayırımın bazında geleneksel Halk çalgıları içerisinde mey’in çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Eşlik çalgı özelliğini taşımanın yanında, geleneksel çalgı icrası sırasında da, aynı zamanda solo saz olma özelliğini günümüze kadar sürdürmektedir. Orta Asya’dan günümüze intikal eden nefesli Halk çalgılarından olan mey, kökeni itibarı ile, ilk kez Şiraz da icat edilmiştir.

    Araştırmalar sırasında bu konuyla ilgili aşağıda belirtilen bilgiler elde edilmiştir. Evliya Çelebi, Meyin Asya’daki adından şöyle bahseder.1

    Belban veya Balban (Türkmen kamışlı düdüğü) Şiraz da icat edilmiştir.Türklerin çok çaldığı ve hatta 17.y.yıl da yüz kadar çalanı olduğunu belirtmektedir.

    Hazar ötesi Türkmenleri halen bu sazı severek kullanmaktadır. Elde en eski yazılı metin de, Meragalı İbni Gaibi 1435 yılında Farsça kitabında “Nay-i Balaban” (kamışlı düdük) diye bahsetmiştir. Böylelikle en eski Anadolu yazıların da, balaban adına rastlamak mümkündür. Ayrıca Anadolu da kuş türlerinde; Balaban kuşunun da, sesinin yumuşak, gevrek ve güzel oluşundan dolayı, balaban sazı, adını bu kuştan almış olabileceği de düşünülmektedir.

    M. Ragip Gazimihal 1934 yılında Bartın gazetesinde, 18.y.yıl da ve daha öncesinde Mısır kabartmalarındaki resimlerde bu çalgının görüldüğünü yazmıştır.2

    O çağlarda adının “mayıt” olduğu belirtilmektedir. Daha sonraları ise bu ad unutulmuştur.

    Mey ve Mayıt kelimeleri arasında bir benzerlik vardır. M.Ragip Gazimihal bir yazısında da, zurnaların atasının, mey olduğunu belirtmektedir. Türklerin Orta Asya’dan beri kullandığı meyin, Azerbaycan da ki adı ise balabandır. Bu sazı meyden ayıran özelliği ise dokuz perde deliğinin oluşu ve perde deliklerinin kendi yöre seslerine göre açılmış olmasıdır.

    Mey daha çok Erzurum, Kars, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Muş ve Artvin yörelerinde çalınmakta ise de, yurdumuzun diğer bölgelerinde de kullanılmaktadır.

    Mey yayın hayatına ilk kez 1952 yılında Ankara radyosunda girmiştir. Bu çalgının Türk halk müziği programlarında kullanılmasını sağlayan sanatçı ise, Seyfettin Sığmazdır. Aynı tarihler de Sadi yaver Atamanın yönettiği topluluklarda çevri Altıntaş kullanmaya başlamıştır. Çoruhlu olan Cevri Altıntaş meyi, Köroğlu ve Kerem ile Aslı gibi destansı türkülerde mükemmel bir üslupla seslendirilmiştir. Daha sonraki yıllarda Binali Selman İstanbul Radyosunda, nefesli halk çalgılarımız dan olan bu çalgıyı bir virtüöz ustalığıyla çalmıştır. Binali Selman bununla da kalmamış ve aynı ustalıkla zurnaya da artistik ve estetik bir üslup kazandırmıştır. Kardeşi Yaşar Selman, zurnaya davul ve mey’e ise sallama def ile eşlik etmiştir.

    O yıllarda ana Meyde akort sorunu yaşandığından Seyfettin Sığmaz türkülere eşlikte klarneti kullanmak isteyince Ankara radyosundaki topluluğun yöneticisi Muzaffer Sarısözen meyin gelişmesine engel olacak büyük bir uygulamacıya izin vermemiştir. Geleneksel çalgılarımızdan olmayan klarneti yayınlarda yasaklaması üzerine Seyfettin Sığmaz Halk Müziği topluluğundan ayrılmak istemiştir.

    Tarihsel süreç içersinde Sadi Yaver Atamanın yönettiği topluluklardan sonra Ahmet Yamacının yönettiği topluluklarda Cevri Altıntaş, Binali Selman ile İstanbul Radyosunda çalmaya başlamışlardır. Ancak kullandıkları Ana Meyin en pes sesi Fa naturel perdesi idi. Bu husus meyin türkülere eşliğinde sorun olmakta idi. Bu nedenle adı geçen sanatçılar FA# sesini elde edebilmek için meye bu perde deliği delmişler ve bu perdenin eksikliğini gidermeye çalışarak meyin gelişiminin ilk uğraşını gerçekleştirmişlerdir.nitekim geleneksel nefesli çalgılarımızın ailesi orta mey ve cura meyin yapımı sonucu zenginleştirmiştir.

    1975 yılında kurulan İ.T.Ü Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, Ege ve Gaziantep üniversiteleri devlet konservatuarlarında, meyin esas meslek olarak eğitimi yapılmaktadır. Böylece mey sanatçıları ve öğretmenleri günden güne çoğalmaktadır.Bu sayede bu saz sadece bir yöre sazı olmanın dışına çıkarak yurdun hemen her bölgesinde kullanımı sağlanmıştır.Mey ülkemiz sınırları dışında;Irak İran ve Azerbaycan da halen orkestralarda kullanılmak ta olup;
    Azerbaycan’da ; Balaban – Balaman, Dağıstan da; Yasti Balaban, Gürcistan da; Duduki, Ermenistan’da ; Düdük, Nay, İran’da;Balaban, Özbekler’de; Balaban – balaman, Kara kalpaklarda Balaban, Kırgızlar’da; Kamış , Sırnay gibi adlarla görülmektedir.

    1. Ana gövde:

    Bu sazı yapan ustalar yapı malzemesi olarak daha çok, erik, zerdali, kayısı, gül ve ceviz gibi ağaç türlerini tercih ederler. Ana gövde şekil olarak, yani kamışın takılacağı kısım yumurtayı andıracak biçimdedir. Diğer kısım ise, iç ve dış eşit bir şekilde silindir biçimindedir. Gövde üzerinde bir olmak üzere toplam sekiz perde deliği bulunmaktadır. Perde delikleri diatonik olarak sıralanmıştır.daha önce üç adet olan meyler, şimdi ise gerek solo gerekse toplu icradaki büyük işlevleri bakımından, her sesten mey yapılmaktadır.

    2. Kamış:

    Meyin yapımına yönelik yukarıdaki bilgileri aktardıktan sonra, meyde icra kalitesini etkileyen kamış çeşitleri hakkında da söz etmek gerekmektedir.

    Kamışın görevi meyde sesin oluşumunu sağlamaktır.Ana gövde den sonra en önemli kısımdır. Kamış yapımında iyi bir kamış cinsinin olması için;

    1-Kamışın iç çap ile dış çap arasındaki kalınlığın ince olması.
    2-Daha evvel yaş olarak kesilip sonra kurutulması.
    3-En iyi kamış cinsinin kendiliğinde bulunduğu yerde güneş altında kuruması.
    4-Renginin bal sarısı bir renk olması.
    5-Düzgün boğumlu olması.

    Güzel kamış yapmak için; Akdeniz Bölgesi ve Suriye’ye yakın yörelerdeki kamışlar tercih edilmelidir.

    3.Kıskaç : (tutturgaç veya akort çubuğu)

    Kıskaç, kamışın ses çıkartmasını sağlar ve kamış üzerinde bulunur. Diğer bir görevi ise, kamış üzerindeki ileri geri hareketi sağlayarak akort yapmasını sağlamaktır.Yapı malzemesi olarak, sepet çubukları veya kamışın kendi malzemesinde de yapılır.

    4.Kamış koruma kıskacı :

    Bu kıskacın görevi ise, koruyup deforme olmamasını sağlamaktır. Ayrıca kamış içerisinde kalan nefesten (tükürük) dolayı kamışın etkilenmemesi ve kamış olma özelliğini kaybetmemesi için icra bittikten sonra kamışın ağzına takılır.

    “C” (Do) Karar Mey; Boy : 420 mm
    Üsten 1. Perde açkısı : 130 mm
    Üsten 2. Perde açkısı : 163 mm
    Üsten 3. Perde açkısı : 198 mm
    Üsten 4. Perde açkısı : 231 mm
    Üsten 5. Perde açkısı : 266mm
    Üsten 6. Perde açkısı : 300 mm
    Üsten 7. Perde açkısı : 333 mm
    Arka Perde açkısı : 145 mm
    Üst ağızlık iç çap : 020 mm
    (Meyin büyüklüğüne göre değişir)
    Alt iç çap: 010mm

    “D” (Re) Karar Mey;Boy : 375m
    Üsten 1. Perde açkısı : 112 mm
    Üsten 2. Perde açkısı : 143 mm
    Üsten 3. Perde açkısı : 174 mm
    Üsten 4. Perde açkısı : 205 mm
    Üsten 5. Perde açkısı : 238mm
    Üsten 6. Perde açkısı : 268 mm
    Üsten 7. Perde açkısı : 298 mm
    Arka Perde açkısı : 128 mm
    Üst ağızlık iç çap : 019mm
    (Meyin büyüklüğüne göre değişir)
    Alt iç çap: 010mm“G” (sol) Karar Mey; Boy : 288 mm
    Üsten 1. Perde açkısı 078 mm
    Üsten 2. Perde açkısı 093 mm
    Üsten 3. Perde açkısı 120 mm
    Üsten 4. Perde açkısı 146 mm
    Üsten 5. Perde açkısı 172 mm
    Üsten 6. Perde açkısı 199 mm
    Üsten 7. Perde açkısı 225 mm
    Arka Perde açkısı 082 mm
    Üst ağızlık iç çap 016 mm
    (Meyin büyüklüğüne göre değişir)
    Alt iç çap 010 mm

    “A” (La) Karar Mey; Boy 250 mm
    Üsten 1. Perde açkısı 054 mm
    Üsten 2. Perde açkısı 079 mm
    Üsten 3. Perde açkısı 102 mm
    Üsten 4. Perde açkısı 128 mm
    Üsten 5. Perde açkısı 151 mm
    Üsten 6. Perde açkısı 175 mm
    Üsten 7. Perde açkısı 200 mm
    Arka Perde açkısı : 072 mm
    Üst ağızlık iç çap : 015 mm
    (Meyin büyüklüğüne göre değişir)
    Alt iç çap 010 mm
    “E” (Mi) Karar Mey; Boy : 350 mm
    Üsten 1. Perde açkısı : 088 mm
    Üsten 2. Perde açkısı : 119 mm
    Üsten 3. Perde açkısı : 149 mm
    Üsten 4. Perde açkısı : 180mm
    Üsten 5. Perde açkısı : 213 mm
    Üsten 6. Perde açkısı : 243 mm
    Üsten 7. Perde açkısı : 273 mm
    Arka Perde açkısı : 103 mm
    Üst ağızlık iç çap : 018 mm
    (Meyin büyüklüğüne göre değişir)
    Alt iç çap : 010mm

    “F” (Fa) Karar Mey : Boy :328 mm
    Üsten 1. Perde açkısı 078 mm
    Üsten 2. Perde açkısı 108 mm
    Üsten 3. Perde açkısı 138 mm
    Üsten 4. Perde açkısı 168 mm
    Üsten 5. Perde açkısı 196 mm
    Üsten 6. Perde açkısı 223 mm
    Arka Perde açkısı 092 mm
    Üst ağızlık iç çap 017 mm
    (Meyin büyüklü güne göre değişir)
    Alt iç çap : 010 mm

    “B” (Si) Karar Mey; Boy: 230 mm
    Üsten 1. Perde açkısı : 033 mm
    Üsten 2. Perde açkısı : 059 mm
    Üsten 3. Perde açkısı : 082 mm
    Üsten 4. Perde açkısı : 108 mm
    Üsten 5. Perde açkısı : 131 mm
    Üsten 6. Perde açkısı : 155 mm
    Üsten 7. Perde açkısı : 179 mm
    Arka Perde açkısı : 045 mm
    Üst ağızlık iç çap : 015 mm
    (Meyin büyüklüğüne göre değişir)
    Alt iç çap 010 mm3 * İ.T.Ü Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Sanatçı Öğretim Görevlisi1 Evliya Çelebi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi, C. 1 İstanbul, Dersaadet, 1314
    2 Mahmud Ragip Gazimihal, Türk Nefesli Çalgıları, Ankara, 1975, s.40
    3 Ayhan Kahraman, İstanbul 1990.

    KAYNAKLAR
    Ataman, Sadi Yaver “Mey”, Türk Folklor Araştırmaları, c. 1. Sayı: 18,1951
    Çelebi, Evliya, Evliya Çelebi Seyahatnamesin C. 1. İstanbul 1314.
    Gazimihal, Mahmut Ragip, Türk Nefesli Çalgıları Ankara, 1975
    Tüfekçi, Nida, i.T.L T.M.D.K Ders Notları. (yayınlanmamış) İstanbul. 1978
    Paşmakçı, Yücel, l.T.Ü T.M.D.K Ders Notları. (Yayınlanmamış) İstanbul 1990
    Yılmaz, Ali, i.T.Ü T.M.D.K Ders Notları. (Basıma hazır) İstanbul 1998


     
Mey’in Gelişimi ve Türk Halk Müziğine Katkıları konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Geleneksel Türk Halk Müziğinde Derleme Teknikleri

    Geleneksel Türk Halk Müziğinde Derleme Teknikleri

    geleneksel müziklerimiz zurna nota yerleri geleneksel türkülerimiz türk müziklerimiz hakkında bilgi Ali Fuat AYDIN Öncelikle belirtmek istediğim birkaç husus var: Tarafımdan “derleme” konusu üzerine bildiri istenmesinin sebebi zannediyorum çeşitli yayınlarda yer almış derleme çalışmalarım bulunmasıdır. Elbette ki GTHM üzerine her konuda detaylı bilgi sahibi olmak mümkün değildir. Ancak...
  2. Atatürk ve Türk Halk Müziği

    Atatürk ve Türk Halk Müziği

    türk halk müziği dinlemek istiyorum türk sanat müziği dinlemek istiyorum atatürkün müziğe katkıları atatürkün müziğine katkıları atatürk müzik dinlerken Ulu Önder Atatürk'ün müzik konusundaki görüşlerini ve çalış-malarını bütünüyle değerlendirmek gerekir. Bazı yazar ve müzisyenler böyle yapmamış, Atatürk'ün hayatının belli bir dönemindeki sözünü ve uygulamasını ele alarak çıkarları...
  3. Türk halk çalgılarının tarihi gelişimi

    Türk halk çalgılarının tarihi gelişimi

    konyanın yöresel çalgıları egenin yöresel çalgıları hatayın zonguldak TÜRK HALK ÇALGILARININ TARİHİ GELİŞİMİ Savaş EKİCİ* Türk folkloru içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan halk müziği ve oyunları,birçok yönü ile oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Bu zenginlikler içerisinde gerek halk türkülerinin gerekse halk oyunlarının ayrılmaz parçası olan halk çalgılarının önemli bir yeri...
  4. Türk Halk Müziği Serisi - Harman 2

    Türk Halk Müziği Serisi - Harman 2

    Picoğlu Osman » 01.Giresun Eşref Bey Şarkısı Nezahat Bayram » 02.Kara Tren Gelmez Mi Ola? Aliye Akkılıç » 03.Dedim Kaşın Zülfikar Mı?- YOH YOH Nurettin Dadaoğlu » 04.Nasıl Da Yar Diyem ( Uzun Hava ) Ali Ekber Çiçek » 05.Vay Dünya Hacı Taşan » 06.Allı Turnam Muzaffer Akgün » 07.Kelkit'in Altı Bağlar ( Uzun Hava ) Cemile Cevher Çiçek & Maçkalı Hasan Tunç » 08.Ey Fadime Sevda Alpay...
  5. Uygurların Türk Tarihine Katkıları

    Uygurların Türk Tarihine Katkıları

    uygurların türk tarihine katkıları uygurların tarihe katkıları türk medeniyetine medeniyete uygur medeniyeti Göçebe yaşantıyı terkederek ilk yerleşik hayata geçen Türk örgütlenmesidir Göktanrı inancını bırakarak başka bir dine geçmişlerdir. (Mani ve Budacılık) Türkler arasında sulu tarımın yaygınlaşması gerçekleşmiştir Matbaanın geliştirilmesinde Uygurların da katkısı olduğu görülür Yeni...

Sayfayı Paylaş