gebe
  1. UzakMavi

    UzakMavi Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    26 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.421
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    0

    Midye Yenilir mi? Yenilmez mi?

    Konu, 'Bilgi Deposu' kısmında UzakMavi tarafından paylaşıldı.

    midye yenir mi midye nedir nasıl yenir hamileyken mi Midye Yenilir mi? Yenilmez mi?

    Bu konuyla ilgili birden çok görüş mevcut. Kimisi yenilebilir diyor, kimisi yenilmez, kimisi dini olarak bakıyor, kimisi bilimsel olarak. Hiç bakmayanlarsa zaten midye tezgahlarını boşaltıyor! İlk önce “Midye nedir? Midyenin işlevi nedir? Midye nerelerde yaşar?” sorularına cevaplar bulmaya ve en sonunda midye yenilir mi yenilmezmi diye bir araştırmaya karar verdim, kendimce. Biraz(!) karmaşık ve teknik bir yazı oldu, ama okumaya değer bence. Eğer ilginizi çektiyse buyrun devam edin…
    Teknik Olarak Midyeler
    [​IMG]
    Midye [mussel] [Mytilus galloprovincialis] : Çift kabuklu yumuşakçalar sınıfına mensup bu canlı Yassısolungaçlılar ya da basitçe midyeler birçok adla anılırlar. Yumuşakçalar (Mollusca) kabilesinin (Bivalvia) sınıfındaki canlıları kapsar. Bu sınıfta Protobranchia, Pteriomorphia, Paleoheterodonta, Trigoinoida, Unionoida (tatlısu), Heterodonta, Anomalosdesmata altsınıflarına ayrılır. Bireyleri iki parçalı ve az çok bakışımlı kabuktan oluşurlar. Toplam 30,000 türü kapsar. Bu familyanın en önemli türleri ise Mytilus galloprovincialis (kara midye veya Akdeniz midyesi) ve Mytilus edulis (mavi midye veya Avrupa midyesi), Modiolus barbatus (at midyesi) ve Perna sp., (Afrika midyesi)’dir. Ülkemiz sularında ise Mytilidae familyasının ekonomik olarak değerlendirilen yukarıdaki türlerden Mytilus galloprovincialis ve Modiolus barbatus olmak üzere 2 türü bulunmaktadır. Mytilus galloprovincialis İzmir’den Karadeniz sularına kadar bulunabilirken, Modiolus barbatus en fazla Ayvalık ve civarında görülebilir.
    Midyeler solungaçlarını kullanarak suyu filtre ederek beslenirler. Dolaşım sistemleri açıktır. Bir kısmı kayalara tutunarak dururken diğerleri kendilerini çoğunlukla kumlu tabana gömer ve sifonlarını taban yüzeyi üstüne uzatarak beslenir. Kabuk şekilleri çok değişiktir. Yuvarlak, küremsi, yassı, uzunlamasına yassı fromları vardır. Karın bölgelerinde bulunan kaslı ayakları ile hareket ederler. Kara salyangozları hariç diğer yumuşakçalar suda yaşarlar ve solungaç solunumu yaparlar. Midye vücudunun gerisinde biri su girişi diğeri su çıkışına yarayan ve karın ve sırt sifonları adlarını alan iki delik bulunur. Su arkadan öne doğru üzerinde titrek tüyler bulunan solungaçlardan geçerek hareket eder. Su içerisindeki besin maddeleri ağız kısmından geçerken yakalanır. Sudaki malzemenin olduğu gibi filtrelenmesi nedeniyle suyu temizlerler. Sudaki kirleticilerin birikmesi çalışmaları ile kirliliğin izlenmesinde kullanılan önemli organizmalardır. Midyeler suyu filtreleyen tek canlılar değillerdir. Midyelerle birlikte tarak, istiridye gibi yumuşakçalarda, deniz sularında bulunan Dinoflagellalar ismi verilen kamçılı ve ışık saçan deniz algleri (ateş algleri) ve deniz yüzeyinde kırmızı, kahverengi ya da yeşil renkte bir akıntı oluşturup (kırmızı akıntı) ve özel toksinler saçan canlılarla beslenirler. Kabuklu su ürünleri için dinofilagellatalar en önemli besin kaynağıdır. Kabuklu su ürünleri organizma ile birlikte toksini alırlar ve vücutlarında biriktirirler. Dinofilagellatalar tarafından üretilen yaklaşık yirmi kadar toksin bilinmektedir
    Midyelerin ve diğer deniz kabuklularının yol açtığı hastalıklar

    İnsanlarda paresteziden çizgili adele paralizilerine kadar varabilen nörolojik semptomlara yol açan bu toksinler, bu deniz kabuklularını öldürmemekle birlikte, dokularında birikir. Bunları yiyen balıklar, deniz kuşları ise ölürler. Dinoflagella ve ürettiği toksinlerdeki farklılığa göre üç değişik tablo gelişir. Her üç farklı tabloda da aşağıda belirtilecek olan temel farklılıklar dışında genelde benzer semptomlar görülmektedir. Dilde ve ağız çevresinde uyuşma çoğunlukla başlangıç belirtisidir. Bunu, sorumlu toksine göre değişen birçok çeşitlilikteki nörolojik semptomlar izler. Kollarda ve bacaklarda genel uyuşukluk, koordinasyon bozuklukları, baş dönmesi, uykuya meyil, mantıksız konuşma ve hareketler gelişmeye başlar. Çoğu hastada bulantı, kusma, karın ağrısı, kaşıntı, eklem ağrıları ve titreme gibi belirtiler de bulunabilir.
    Felç yapıcı deniz kabuklusu zehirlenmesinde, toksini (saksitoksin) dokularında bulunduran deniz kabuklusunu yiyen insanlarda 30 dakika içinde; yüz felci, bulantı, kusma, bazen de alınan toksin miktarına göre değişmek üzere solunum adalelerinde, mekanik ventilatör tedavisi gerektirecek boyutlarda paraliziler gelişebilir. Midyeler, felç yapıcı kabuklu su ürünü zehirlenmesi için
    en büyük tehlikeyi oluşturmaktadır. Zehirlenme, Kaptan George Vancouwer tarafından 1793 yılında tanımlanmıştır. Tıp literatürüne geçen ilk olay 1903 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde meydana gelmiştir. Literatür kayıtlarında, 1927 yılında meydana gelen çok şiddetli salgınlar bulunmaktadır. Amerika’da 1985 yılına kadar 1 000’den fazla olay kaydedilmiştir (8). Daha çok Mayıs-Kasım ayları arasında görülür.
    Kış aylarında görülen nörotoksik (brevitoksin) deniz kabuklusu zehirlenmesinde ise tablo daha hafif şiddettedir. Besinin yenmesinden üç saat sonra paresteziler, soğuk-sıcak hissi bozuklukları, bulantı, kusma ve ataksi gelişebilmektedir. Paralizi görülmez. Kırmızı akıntılı denizde sörf yapanlarda toksinin inhalasyonu sonucunda solunum yolu ve mukozalarda irritasyon gelişebildiği rapor edilmiştir.
    Kanada dışında görüldüğü rapor edilmeyen toksik ensefalopatik deniz kabuklusu zehirlenmesinde de bulantı, kusma, baş ağrısı, ishal, kısa süreli anterograd hafıza kaybı görülmektedir. Bazı olgularda ciddi boyutlarda hafıza kaybı geliştiği, bu hastaların hipokampusunda nöron kayıplarının görüldüğü bildirilmiştir. Sorumlu toksin, glutamik asit ve kainik asit gibi eksitatör nörotransmitterlere benzer yapıya sahip olan domoik asittir.
    Hastalığın spesifik bir tedavisi yoktur, çoğu olgu kendiliğinden ve hızla düzelir.


    Felç Yapıcı Kabuklu Su Ürünü Toksinleri (FKT)

    Özellikleri ve Bulunuşu : FKT’ler Protogonyaulax, türü dinofilagellatalar tarafından üretilir. Midye, istiridye ve deniz tarağı gibi su ürünleri bünyelerinde taşırlar. Saksidomus giganteus’dan (bir çeşit deniz istiridyesidir) dolayı saksitoksinler olarak da anılırlar. Formülü C10H15N7O3-2HC ‘dir. Suda çözünebilen, ısıya, soğuğa, asit ortamda, pişirme, haşlama, buhara karşı dayanıklı ve bazik ortamda dayanıksız bir yapıya sahiptirler. Tetrodotoksin gibi guanidium bileşiğidirler ve tetrohidropurin yapısı içerirler. Bu toksinler aynı zamanda kürar benzeri etki yapan azot bileşikleridir. Kürara oranla daha iyi emilir ve elli kez daha iyi sindirilir. Esasen Protogonyaulax türlerinin karakteristik atıklarıdır ve dokuz farklı tipi izole edilmiştir. Bunlar; saksitoksin, gonyatoksin 1, gonyatoksin 2, gonyatoksin 3, gonyatoksin 4, gonyatoksin 5, gonyatoksin 6, gonyatoksin 7 ve neosaksitoksin olarak anılırlar. Çoğunlukla birbirleriyle karışmış olarak bulunurlar. En zehirli olanları saksitoksin ve gonyatoksin 3’dür. FKT-Protoksinlerin Toksinlere Dönüşümü Protogonyaulax türlerinin B1, B2, C1 ve C2 olarak dört ön madde ürettiği tespit edilmiştir. Bunlar düşük zehirliliğe sahiptir. Özellikle yüksek sıcaklıklarda; B1 saksitoksine, B2 neosaksitoksine, C1 gonyatoksin 2’ye ve C2 gonyatoksin 3’e dönüşür. Bu dönüşüm ısıtma ile 25 dakikada, ya da 100 derecede daha kısa sürede ve oda sıcaklığında daha uzun zamanda olmaktadır. Bu dönüşümü sağlayan faktörlerin belirli bazı bağların hidrolizi ile ilgili olduğu saptanmıştır. Bu dönüşümler, yukarıdaki dört maddenin zehirliliklerini sırasıyla 10, 6, 20 ve 5 kat daha artırır. Gonyatoksin 1 ve gonyatoksin 4’ün kendiliğinden varsayılan protoksinleri A1 ve A2’dir. Dönüşümleri sağlayan biyotransformasyon işleminin dinofilagellatalarda olduğu varsayılmaktadır. Protoksinlerin yapısının saptanması gerekmektedir.
    Etki Şekli ve Etkileri : Saksitoksin son derece güçlü bir nörotoksindir. Sinir ve kas hücre zarlarında sodyum kanallarını bloke ederler. Solunum güçlüğüne, yüz felcine ve kan basıncının düşmesine sebep olur, damar düz kaslarını doğrudan etkiler ve vazomotor sinirlerde uyarılmayı önler. Etkileri tetrodotoksinden daha kısadır, sinir ve kas aksiyon potansiyel artışını engeller. Saksitoksinin kan basıncı üzerine etkisi doza bağlı olarak değişir. Öldürücü dozun altında veya düşük dozda (örneğin 1.5-2.0 pg/kg’dan az ) kan basıncı ilk önce düşer, yeniden yükselir, sonra muntazaman
    ve yavaşça yeniden düşer. Yüksek dozlarda kan basıncı daha hızlı düşer. Bu etki FKT’lerin damar düz kaslarını doğrudan etkilemesi ve vazomotor sinirlerin blokajı ile açıklanabilir.
    Zehirliliği : Bu toksinler, renksiz, kokusuz bir sinir zehridir. İnsanlardaki öldürücü dozu 0.3 mg kadardır. Su ürünlerinin yenilebilir et kısmı için belirlenen tolerans limiti 80µg/ 100g’dır. Avrupa Birliği’nin 91/492/EEC sayılı direktifleri ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Su Ürünleri Yönetmeliği’nde FKT oranının (yumuşakçanın tümü veya tüketim ayrılmış parçalarında) biyolojik analiz metoduna veya bilinen diğer bir metoda göre 80µg/ 100g’ı geçmemesi gerektiği ve sonuçlardaki anlaşmazlık durumlarında da referans metodun biyolojik metot olduğu bilinmektedir.
    Felç yapıcı kabuklu su ürünü toksinlerine duyarlılık bakımından türler arasında farklılık vardır. Memeliler içerisinde en duyarlı olan insandır. Yaş, cinsiyet, vücut büyüklüğü, metal iyonlarının varlığı zehirliliği etkileyebilir. Arıtılmamış toksin arıtılmış toksinden daha zehirlidir. Sodyum iyonu zehirliliği azaltırken, Ca+2, Ba+2, Sr+2, Mg+2, Ni+2 ,Co+2, Fe+2, Fe+3 iyonları zehirliliği artırır. Zehirlilik birimi olarak “Fare Ünite (FÜ)” kullanılır; 1FÜ = 0.18 pg saksitoksin dihidrokloriddir ve 20 g’lık bir fareyi 10-20 dk içerisinde öldüren toksin miktarıdır (6). Bu zehirler, felç yapıcı kabuklu su ürünü zehirlenmesine sebep olur. Kabuklu su ürünleri bu toksinleri üreten mikroorganizmaları taşımak suretiyle zehirlenmeye sebep olurlar. Felç yapan nörotoksik kabuklu su ürünü zehirlenmesine sebep olan zehirleri alan her organizma onlardan etkilenmez. Örneğin, midye, istiridye vb. deniz kabukluları bu zehirleri hepato-pankreaslarında biriktirerek kendilerini korurlar. Zehir, bu canlılar yardımı ile besin zincirine katılır ve bu canlılar aracılığıyla tüketiciye ulaşır.
    Sonuç Olarak

    Bunca şeyi okuduysanız ve azda olsa anlayabildiyseniz, midyeler yenmesi durumunda tehlike arz edebilecek ve insan vücuduna ciddi zararları, felç dahi edebilecek olan canlılardır. Özel çiftliklerde yetiştirilen midyeler için Tarım ve Köyişleri Bakanlığının belirlediği, kabul edilebilir bir zehir oranı mevcuttur. Fakat dışarıdan satın alıp yediğiniz o midyeler direk olarak denizden toplandığı için herhangi bir kontrol mevcut değildir ve yemesi daha çok tehlike arz eder. İçlerinde bulundurdukları onlarca toksik madde sayesinde sizi bir çok hastalık ve sinirsel bozukluklara çağırırlar. Kısacası ve bencesi, yenilmemeliler! Lakin, her hâlukar’da yerin ben, “atın ölümü arpadan olsun” diyorsanız.. Afiyet olsun!

     
    prenses 1989, sinemtugra ve siyahinci50 bunu beğendi.
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.424
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: Midye Yenilir mi? Yenilmez mi?
    emeğine sağlık çok uğraşmışsın değmiş
     
  3. cadi_91

    cadi_91 Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    26 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.376
    Beğenilen Mesajlar:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    ankara
    ben yemem...........
     
  4. ßeLeN

    ßeLeN Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    14 Haziran 2009
    Mesajlar:
    5.973
    Beğenilen Mesajlar:
    1.316
    Ödül Puanları:
    113
    Kısacası ve bencesi, yenilmemeliler! Lakin, her hâlukar’da yerin ben, “atın ölümü arpadan olsun” diyorsanız.. Afiyet olsun!

    tam burasına katılıyorum ben balık bıle yemem kı bu acayıp ne oldugu bellı olmayan yaratıgı yiyim.. böööö bide kalamar var ıyy onuda sewmem yemem ...
     
  5. ilkimsu

    ilkimsu Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    26 Ekim 2009
    Mesajlar:
    5.184
    Beğenilen Mesajlar:
    120
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    San Juan
    hayatımda hic yemedim acıkcası
     
  6. RefRa

    RefRa Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    27 Eylül 2010
    Mesajlar:
    2.475
    Beğenilen Mesajlar:
    378
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Bilinmezler Diyarı
    Hiç yememiştim bu yaşıma kadar geçenlerde benimki zorladı bi tadına bakem diye ilk defa o zmn yedim. Gerçi dişimden rahatsızdım pek tadı nasıl onuda anlamadım ama pek güzel bişey değil bundan sonra yemem zaten...

    Yemek isteyenlere yerim arkadaş nolursa olsun diyenlere afiyet olsun :D:D
     
  7. nese355

    nese355 Aktif Üye Üye

    Kayıt:
    11 Aralık 2010
    Mesajlar:
    452
    Beğenilen Mesajlar:
    183
    Ödül Puanları:
    43
    Şehir:
    izmir
    yaa ben çok severimmm artı ailece çok severiz ve yerizz.yine de bilgi için teşekkürler Uzakmavi cim...:)
     
  8. seerose

    seerose Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    21 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.880
    Beğenilen Mesajlar:
    61
    Ödül Puanları:
    48
    Şehir:
    yurt disi
    Ben hic yemedim ve yiyebilecegimi de dusunmuyorum.
     
  9. sea34

    sea34 Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    8 Kasım 2010
    Mesajlar:
    277
    Beğenilen Mesajlar:
    244
    Ödül Puanları:
    0
    şahsen bende çok sewerim.yenilmemesi konusunda ise eğer böyle ise bence yenmemeli :((((((
     
  10. siyahinci50

    siyahinci50 Aktif Üye Üye

    Kayıt:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    120
    Beğenilen Mesajlar:
    66
    Ödül Puanları:
    28
    Şehir:
    eşim ve çocuklarımın oldu heryerde yaşarım
    paylaşımın için tşk UZAKMAVİ güzel bir konuydu,ben bu yaşıma kadar yemedim yememde,dini olarakta suda yüzen balık türünden başkası yenmez diye biliyorum
     
  11. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.171
    Beğenilen Mesajlar:
    2.223
    Ödül Puanları:
    113
    Daha önce severek yerdim özelliklede çocukkene ne oldunu bilmeden hahahahaha ama şimdi tiksiniyorum bilgi için teşekkürler gerçekten çok aydınlatıcı olmuş
     
  12. sevde 7

    sevde 7 Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    2 Nisan 2011
    Mesajlar:
    1.014
    Beğenilen Mesajlar:
    1.092
    Ödül Puanları:
    113
    Şehir:
    yuvamın huzurlu olduğu heryerde
    bende çok sevenlerdeni fakat hem denizin pisliğini temizliyormuş hemde hanefi meshebinde mekruhmuş diye okudum artıkyemiyorum.
     
  13. arsız

    arsız Forum Okuru

    bnce en gzl şy midye
     
  14. Kayıtsız Üye

    Kayıtsız Üye Forum Okuru

    Bence kesinlikle yenmeli çok güzel tadı var hele üzerine limon sıkınca off deyme gitsin . yemede yanında yat hesabı . Ön yargıyla bakmayın derim
     
  15. Kayıtsız Üye

    Kayıtsız Üye Forum Okuru

    bubu bilemeyecek ne var ki
     
Midye Yenilir mi? Yenilmez mi? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Mide

    Mide

    Ömre, rızık ve geçime; boş mide hastalıklardan ırak olmaya, hayır ve rahata delalet eder.Rüyada mide görmek, rahat ve huzurlu bir şekilde uzun bir yaşam süreceksiniz demektir. Rüyada mide görmek, rahat ve huzurlu bir şekilde uzun bir yaşam süreceksiniz demektir. Sağlıkla ilgilidir.Rüyada mide görmek Ömür, rizk ve geçimle yorumlanir. Mideyi, kuvvetli, saglam ve iyi görmek hayirdir, uzun...
  2. Diyet Yaparken neler yenilir neler yenilmez nelere dikkat edilir

    Diyet Yaparken neler yenilir neler yenilmez nelere dikkat edilir

    Diyet yaparken nelere dikkat etmeli! Diyet yaparken,Sık sık, azar azar beslenmek metabolizmayı hızlandırdığı gibi, yavaş yemeyi de sağlar. Aç kalmak ve öğün atlamak, bir sonraki öğünde hem hızlı hem de fazla yemek yenilmesine neden olur. Kilo fazlası olanlar genelde öğün atlayarak, hiçbir şey yemeyerek sonuç almaya çalışır. Böyle bir davranış, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve ‘kıtlık’...
  3. Nacizane mi? Naçizane mi?

    Nacizane mi? Naçizane mi?

    naçizane mi nacizane mi nacizane naçizane Kendim nacizane olarak kullanıyorum... Ama bir kaç yerde naçizane olarak okuyunca imla kurallarına baktım... Sonuç: naçizane zarf, eskimiş (na:çiza:ne) Farsça n¥ç³z¥ne 1 . Haddi olmayarak: "Bunun için sizlere naçizane bir tavsiyem olacak." 2 . Çok küçük, önemsiz bir şey olarak.
  4. PP mi pilates mi?

    PP mi pilates mi?

    Merhabalar, Bundan 7 ay önce sezaryanla doğum yaptım. Hala emz,rmeye devam ediyorum. Fakat sıkılaşmak için spor yapmak istiyorum ancak kardio yada uzun süre gidebileceğim sporları istemiyorum. Bebeğimi yalnız bırakamayacagım için. Acaba Power plate yada pilates yapabilir miyim. Konuştuğum bir spor hocası bu sporları yapabileceğimi ancak cok randumanlı olamayacagını söyledi. Sebebi de emzirme...
  5. Salyangoz yengeç ahtapot midye gibi hayvanları yemek caiz mi?

    Salyangoz yengeç ahtapot midye gibi hayvanları yemek caiz mi?

    Çekirge, kirpi, salyangoz, yengeç, ahtapot, midye gibi hayvanları yemek caiz mi? Eti yenen ve yenmeyen hayvanlar nelerdir? Çekirge yemek caiz mi? Bütün mezhepler çekirgenin helal olduğu konusunda müttefiktir. Fakat tezkiye edilip edilmeyeceği konusunda ihtilaf etmişlerdir. Mâlikî mezhebine göre çekirgeyi tezkiye etmeden yemek caiz değildir. Bu tezkiye ise ya başını kopararak ya canlı olarak...

Sayfayı Paylaş