gebe
  1. @şK_MeLeĞ!.

    @şK_MeLeĞ!. Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.375
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul

    **Mim_Nivo KİMDİR? biı çocukk**

    Konu, 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' kısmında @şK_MeLeĞ!. tarafından paylaşıldı.

    [​IMG]
    Mim_Nivo KİMDİR?
    Bir çocuk Mim_Nivo... Hep çocuktu... Yine çocuk... Saçları kumral... Dümdüz... Ipıl ıpıl parlıyan bir çocuktu... Yine çocuk... Uyurken dudaklarının kavuştuğu kenarından, gerdanına doğru uyku suyu akan... Üzerindeki yeşil battaniyesinin birazı yere doğru uzanan bir çocuktu...
    Telaşsız...
    Umarsız...
    Kirli...
    Kuruyunca griye çalan çamurları suratında, ellerinde, dizlerinde taşıyan bir çocuktu... Gecenin bir yarısında ateşi çıkan... Kusan... Üşüyen... Anasının baş ucunda sabahladığı bir çocuktu... Babası işe gidince, ne gereği varsa, ağlayan... Akşam olup da dönünce mutlu olan... Yağmur birikintilerinde kağıt kayıklar yüzdürmüş... Keskince katladığı her bir uçağı yere düşmüş... Ayağına, paslı olup olmadığı ebeveynleri tarafından merak edilen, çiviler batmış... Pasın neden önemli olduğunu kavrayamamış... Kanamış bir çocuktu... Yine çocuk... Sigara görünümlü sakızlar çiğnemiş... En berbat, mikrop dolu pembe gofretleri yemiş... Leblebi tozu boğazında kalmış... Niyet çekmiş... Elvan gazozunu bir dikişte içebilmiş... Uçan balonu olmuş... Siyah okul önlüğü giymiş... Kırmızı Pinokyo bisikletine rahatça binebilecek, geniş sokaklara sahip olmuş, Bisikletinin kırmızısından utanan bir çocuktu... Yarısı apartmanlarla, yarısı bahçeli evlerle dolu mahallesi çalınmış... Çocukluğunun üzerine A, B, C blok diye kategorize edilerek, havuzlu siteler yapılmış bir çocuk... Üzerinde masmavi gökyüzünün olduğu bir çocuktu... Peçeteyle, kağıt havluyla değil elbeziyle ağzı silinmiş... Anne tarafından iyice bastırılınca daha iyi paklar diye düşünülen elbezi dokusunun ağzını acıttığı bir çocuktu... Elbezinin sabun tadının hala dudaklarında olduğu bir çocuk...
    Yine çocuk...
    Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?..
    Seni bize götürelim, bizim oğlumuz olur musun?..
    Ve benzeri aptalca sorularla dimağı yoklanmış... Misafirliğe gidildiğinde misal muzdan, kendisine düşen adetten daha fazlasını yiyince evde olsa yemez, bir yere gidince hep böyle oluyor ana-baba utancını duymuş...
    Ev sahibi kişi bir an için uzaklaştığında kaş göz işaretleriyle uyarılan, yediği muz zehir zıkkım edilmiş bir çocuktu...
    Nalbura gidip bilmem kaç numara boya almış, sonra bir ton açığı olsa iyi olur tespitiyle nalbura bir kez daha gönderilmiş, yolda giderken küfretmiş...
    Evde badana yapılırken mutlu olsun diye eline küçük bir fırça verilmiş, onun boyadığı yerler badanacı kişi tarafından umursanmadan tekrar boyanmış... Bu güvensizliğe anlam verememiş bir çocuktu...
    Alışverişi gönderilirken verilen paranın üstüyle kendine istediğin bir şeyi alabilirsin özgürlüğü sunulmuş, eve gelindiğinde illa ki kendine ne aldın merakıyla karşılanmış...
    Sen dururken annen mi gitsin ekmek almaya siteminden etkilenip, televizyondaki filmi yarım bırakarak bakkala ekmek almaya gitmiş... Evin ekmek ihtiyacı hep seyrettiği en güzel filmlere denk düşmüş... Bakkal ev arasındaki mesafede ekmeğin ucunu ısırarak gıda etmiş bir çocuktu...
    Yine çocuk...
    Evden çıkarken,Paran var mı? sorusuna "Hayır yok" yerine, seri şekilde "Var var" diyen, tam kapıyı kapatacakken,"Şunu da al bulunsun, lazım olur" baba sıcaklığıyla karşılaşmış bir çocuktu...
    Parayı utana sıkıla alırken, paraya bakmıyormuş gibi yapan... "Valla param var yaaa" sahtekarlığına sığınmakta ısrar eden çulsuz... İçten içe "Ulan baba ne kadar anlayışlısın, sağol be ya" sessizliğinde sevinen bir çocuktu...
    Yine çocuk...
    Bir çocuk Mim_Nivo...
    At arabalarının, kamyonetlerin arkasına takılmış... Arkadaşları tarafından "Abi takılan var, takılan var" diye gammazlanmış...
    Minibüslerde, otobüslerde midesi bulanınca annesi tarafından "aklına getirme midenin bulandığını" öğüdüyle yüzleşmiş... Bu öğüdü ciddiye alıp "Aklıma getirmiycem, getirmiycem işte" diye mücadele etmiş ve bunu başaramamış bir çocuktu...
    Depozitolu şişeleri evden çaktırmadan yürütüp bakkala satarak harçlığını çıkarmış... Ebe tura bir ki üç, yerden yüksek, Japon kale, dokuz aylık... gibi oyunlara doymayan... Hava kararmadan evde olması gerekmiş bir çocuktu...
    Yine çocuk...
    Evdeki terliklerin salon, mutfak, banyo, balkon terliği şeklinde ayrılmasına anlam veremeyen... Balkon terliğiyle odalarda, diğer terliklerle balkonda dolaştığında azarlanmış bir çocuktu...
    Yine çocuk...
    Banyo yapmayı sevmeyen... Taşa oturunca gerçekten karnı ağrıyan... Acıkınca eve şöyle bir uğrayıp ekmeğin arasına domates destekli bir şeyler koydurarak evden bir çırpıda çıkan... Evden çıkarken ayakkabıların giyilmesi esnasında ekmeği yanından dişleyerek ağzında tutan... Çıtalı uçurtma yapmayı asla öğrenemediğinden, marangozdan yalvar yakar aldığı çıtaları mahallenin abilerine gözü kapalı teslim eden bir çocuktu...
    Bir çocuk Mim_Nivo... Ağlamaktan utanmayan... Akşama köfte, patates kızartması yapıldı mı sevinçten deli olan... Köfteleri, patatesleri yerken yarına kalma ihtimalini düşünen... Ertesi gün buzdolabını açtığında bir tane olsun köfteye rastlayamayan... Tek tük kalmış, pörsümüş patateslere tenezzül etmeyen bir çocuktu...
    Yine çocuk...
    Bütün spor ayakkabılarına"esem spor" denilen... Ayakkabı bağlamayı geç öğrenmiş...
    Kış günlerinde pantolonunun altına zorla külotlu çorap giydirilmiş... Arabaların şoför tarafındaki camlarından içeriye dikkatlice bakarak "arabanın kaç yaptığını" öğrenmekten keyif alan... "Kızların içinde kızılcık bebek" küçümseyişini fazlasıyla tatmış bir çocuktu...
    Yine çocuk...
    Bir çocuk Mim_Nivo... Düğünlere götürülmüş... Düğünlerde mahalli sanatçının "anneler babalar çocuklarınızı yanınıza alın" uyarısıyla sahneden alınmış... Sonra tekrar sahneye fırlamış... Adını bilmeyenlerin "Küçüüüükkkkkkk... Şişşşştttt küçüüüükkk" seslenişine maruz kalmış bir çocuktu...
    Bir çocuk... Kocaman kocaman sevdaları olan... Hep en kudretli kendisinin aşık olduğunu sanan, öylesine bir çocuktu...
    Yine çocuk...
    Daha ne olsun... Nasıl söylesem?.. Nasıl anlatsam?.. Pasaklıdır mesela... Dağınık... Hep dağınık... Kendisini dağıtacak sevdaları kolay bulması bundan belki... Belki bundan iflah olmaz bir gönül adamı... Dağınık...
    Ruhu, Beyni, Mekanı, Her yeri dağınık... Öyle biri... Yalancı...
    Kendisini kandıracak kadar yalancı... Hiç bir hayali yok... Olmadı... Olmayacak da... Asabi... Sabırsız... Ama en çok da dağınık... Ruhu... Beyni... Mekanı... Her yeri dağınık... Öyle biri...
    Öylesine yaşıyor...
    Öylesine...
    Öyle..
    Bir çocuk Mim_Nivo...
    Yine çocuk...
    Hep çocuk...
    Hep...
    Herkes kadar çocuk...
    Herkes...
    YiNe GiRYaN YiNe Yad


     
**Mim_Nivo KİMDİR? biı çocukk** konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kimsin

    Kimsin

    Usul usul aralanır gözkapaklarım..... Baykuşun biri yakar yeşillerini,"günaydın,gece oldu"der,eyvallah, derim. Odaları dolaşan ıssızlık,bana uğramadan geçer,karşımda uyuyan denizin derinlerinden. -Issızlığa bulanacak kadar ussuz ve kalabalık değilim henüz...-ağaçlarım var,iki kapak arasında büyüyen,sen varsın,gecelerimi dilimleyen.. okumaya başlarım, jane tırmanır merdivenlerime,kör...
  2. çikolatalı K€K

    çikolatalı K€K

    MALZEMELER: 4 yumurta 1 su bardağı süt 1,5 su bardağı şeker 2,5 su bardağı un 4/3 bardak kakao 1 paket kabartma tozu 1 çay kaşığı karbonat ÇİKOLATA SOSU: MALZEMELER 1 su bardağı süt 50 gr tereyağı 3 dolu yemek kaşığı kakao 1 paket vanilya yarım su bardağı şeker KEK HAZIRLANIŞI.. bütün malzemeleri un hariç ekleyip karıştırıyoruz.en son unu ekleyip tekrar karıştıryoruz.(hamuru cıvık...
  3. kuma

    kuma

    Kuma (ortak) Rüyada üzerine bir kuma getirildigini gören kadin, hasta olur. Bu rüyayi bir erkegin görmesi, islerinin bozulacagina delildir. Bir rivayete göre kuma görmek, üzüntü ve kederle de tabir olunur. Bir baska rivayete görede: Rüyada kuma kadinlari görmek, hastaliga, zarara ve körlüge isarettir. Bazen de kuma görmek, kötü amele, sirlari açiklamaya, üzüntü ve ugursuzluga isarettir
  4. Kimken kimse olmuşsun...

    Kimken kimse olmuşsun...

    İçinden çıkamadığım yollarda geçer oldu vaktim. Ve ben senden çıkıp başkasına gittiğime inandıkça, sana geri döner oldum. Meğerse senden başkasına gidemezmişim de kendimi kandırıp uyanır olmuşum. En büyük rüyamken, en geniş gerçeğim olmuşsun. Ertesi günün sabahında ne olacağını bilmeden harcadığım vaktimdin. Bir an mutlulukla hayal kurarken, o anın sonunda ağlar oldum. Göz yaşlarımı...

Sayfayı Paylaş