gebe
  1. gamselim

    gamselim Mekanın en şık Meleği Üye

    Kayıt:
    6 Ekim 2009
    Mesajlar:
    3.849
    Beğenilen Mesajlar:
    185
    Ödül Puanları:
    63
    Şehir:
    SAMSUN

    mutlulugun kokusu.....

    Konu, 'Kişisel Gelişim' kısmında gamselim tarafından paylaşıldı.

    ne zaman boş bir sayfa acsam yazmak istediğim tek şey AŞK oluyor....bu hayatta kim aşık degil kii...Dünya üzerinde daha güzel bir duygu var mı kiii... sevdiğimizi kokladıgımızda tenine sinmiş o parfümü değilde onu her kokladıgımızda mutlulugun kokusunu alırız çünküü o mutluluk kokar ....o aşk kokar...sevgi kokar....
    [​IMG]

    Dostum birden soruverdi;
    — Bir insanın mutlu olduğu nasıl anlaşılır?

    Şöyle düşünmüş olmalıyım;
    Bilmem gözlerinin parlaklığından, neşesinden, belki yüzüne vuran iç aydınlığından.

    Dostum hepsini kabul eden ama yeterli bulmayan bir el işareti yaptı;

    — Bunlar doğrudur. Mutluluk saklanamaz. Mutluluk insanın içinden sızar, bir yerlere girer, orayı değiştirir. Bir de kokusu vardır. Bilir misin mutluluk kokar…

    — Mutluluğun kokusu mu? Doğrusu duymamıştım.

    Dostum anlayışla baktı;
    — Doğrudur, duymamışsındır. İnsanlar pek fark etmezler. Oysa her ruh halinin kendine özgü bir kokusu vardır. Eğer insanlar koku duygularını kaybetmeselerdi, bunları da bilirlerdi. Ama birçok şey gibi bunu da kaybettiler…

    — Yani, önceden biliyorlar mıydı?
    — Elbette, biliyorlardı. Bak hayvanların birbirleriyle iletişim kurmalarında koku nasıl önemli bir rol oynar...
    — Evet, ama konuşamadıkları için...

    Dostum biraz sabırsız, sözümü kesti;
    — İnsanlar konuştukları için artık kokuya gerek duymuyorlar değil mi?
    — Şimdi sen bana insanların konuştuklarını mı söylüyorsun?

    Artık yanıt vermiyordum. Dinlemeyi sürdürdüm.
    Dostum;
    — Sen de biliyorsun ki insanlar gerçekte konuşmuyorlar. Konuşur gibi yapıyorlar. Öğrendikleri sözcükler var. Birbirlerine onları söylüyorlar. Gerçekte çok azı, çok az zaman için konuşuyor. Onlara da dikkat et, duygu sözcükleri yoktur. Birbirlerine söylemeleri gereken sözleri söylerler. Onun için de çoğunlukla birbirlerini dinlemezler. Gerçekte konuşmayan, gerçekte dinlemeyen insanlar iki önemli iletişim aracını da kaybettikleri için artık anlaşamıyorlar. Koku ve dokunma. İşte gerçek iletişimin iki yolu... İnsanlar ikisini de unuttu...

    Onu biraz kışkırtmayı denedim…

    — Şimdi insanların birbirlerini koklamalarını mı söylüyorsun?

    Umutsuz ve kırgın bir bakışla baktı;
    — Keşke ne dediğimi anlasalardı da söyleseydim. Koklamak, öyle incelikli bir duygudur ki, bugünün insanına öğretilmesi gerekir. Zavallı koku alma duygumuz. Öylesine kötü kokularla bozuldu ki, yeniden eğitilmesi gerekiyor.
    Biliyor musun, insanlar insan kokusunu bile alamıyor. Bir kadının kokusu... Bir erkeğin kokusu... Çocuğun kokusu. Yaşlı insanın kokusu... Umudun kokusu. Bezginliğin kokusu. Hayata kırılmanın kokusu... Mutluluğun kokusu. İnsanlar bütün bunları unuttular. Dokunma da öyle insanlar bunu da unuttu. Bir elin el üstüne konması... Bir omuzun omuza dayanması... Bir sırtın sırta dayanması... Ayakların birbirine sarılması... Bedensel dokunma. Unuttuğumuz ne çok şey var...

    Günümüz insanını savunmak istedim;
    — Ama sözcükler var, yazı var. Belki o yüzden unutmuşuzdur…

    Dostum biraz dalgınlaştı;
    — Evet, yalanların aracı sözler, yalanların aracı yazılar. Bir türlü içimizden geleni söylemeyi, yazmayı bilemediğimiz için yalanlarımızın aracı olanlar. Beden yalan söylemez, dokunuşun yalan söylemez. Bunlar gerçekleri iletir. Sadece gerçekleri...

    Parfüm dünyasının gerçek bir uzmanı şunları söylemişti;
    Parfümler doğanın verdiklerine insan ustalığının katılmasının ürünüdür, ama hiçbir parfüm kadın tenine değmeden gerçek bir koku değildir. Parfüme kişiliğini veren, kadının özel ten kokusudur. Onun içinde parfüm her kadında birbirinden farklı özellikler kazanır.
    Parfüm sürmenin ustalığı, bu karışımın oluşmasına yardımcı olacak ölçüde biçimde sürmeyi bilmektir. Böyle sürülmediği zaman kadın sadece parfüm kokar, ama sürmesini bilen kadının kendisi kokar.
    Önemli olan da parfüm değil, kadının özel kokusudur. Bu özel kokuyu kadının giydiği eşyaların durduğu gardıropta, çamaşırlarında, özel yerlerinde bulabilirsiniz. Dikkat edin özel kokusunu tanımadığınız hiç bir kadını gerçekte tanımış sayılmazsınız.
    Ne yazık ki insanın kokusuna önem vermeyi bilmiyoruz. Sonra bir gün ‘mutluluğun kokusunu’ tanıyacaksınız. Tenin hafifçe pembeleştiğini göreceksiniz. Güneşin ilk ışıklarına eşlik eden tozpembedir bu.
    Mutluluğun biraz utangaç, biraz ürkek, biraz çekingen başlayan, ama sonra cesaretle yayılan, güç veren, kendini duyuran özel pembesi... Bu pembeliğin üzerine dikkatle bakacaksınız. Orada buğulu bir nemlenme göreceksiniz. Hep uçan, hep havaya karışan, hep yenilenen uçucu bir nemlenme. Görenlere;
    "Sende bir şey var, âşıksın galiba" dedirten bir bahar tazeliği, filiz tadı...
    Yaklaşın o tene. Yaklaşın ve mutluluğun kokusunu duyun. Birbiriyle uyum içinde binlerce kokunun süzülmüş kokusunu duyun. Pembeden eflatuna, deniz mavisinden güneş sarısına değişen gökkuşağı renklerindeki özel kokuyu...
    İnsanı rahatlatan, dinlendiren, coşturan, kıpırdatan, susturan, konuşturan mutluluğun kokusunu duyun.
    Dünyanın en güzel kokusu budur.
    Bebeğin annesinden aldığı koku budur.
    Annenin bebeğinden aldığı koku budur.
    Seven insanın sevilen insandan aldığı koku budur.

    Ama bu koku kendiliğinden olmuyor. Buna emek vermek gerekiyor. Sabahların, gecelerin, gün ışıklarının birbirine karışması gerekiyor.
    Umutsuz günlerde, umutlu günlerde birbirinin değerini bilmek gerekiyor.
    Mutluluk kokusu dağlarda, ırmaklarda değil.
    Bu koku yalnız insanda... İnsanın insan da yarattığı koku bu... İnsanı insan kılmanın kokusu...

    Sevginin kokusu. Güvenin kokusu.
    "İyi Ki Varsın" ın kokusu.
    "Keşke şimdi yanımda olsaydın"ın kokusu.
    "Seni Seviyorum” un kokusu.
    "Beni seviyorum"un kokusu.
    Bir gün mutluluğun kokusunu tanıyacaksınız. O zaman daha da mutlu olacaksınız, biliyorum...

    umarım begendiniz meleklerim......


     
    Son düzenleme: 28 Ocak 2011
    KeLeBeK's bunu beğendi.
  2. SadmiN

    SadmiN ♥ Ölürüm Sana Mavimm ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    15.409
    Beğenilen Mesajlar:
    970
    Ödül Puanları:
    113
    Çok hoş bir yazı gerçekten, yüreğin bir yerlerine dokunmuyor desem yalan olur. Teşekkürler.
     
  3. DENİZ-MAVİSİ

    DENİZ-MAVİSİ Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    7 Ocak 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenilen Mesajlar:
    18
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    izmir
    gerçekten hayranlıkla okudum okurken kendimden geçtim paylaşımının için teşekkürler
     
  4. KeLeBeK's

    KeLeBeK's Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    9 Kasım 2010
    Mesajlar:
    2.223
    Beğenilen Mesajlar:
    186
    Ödül Puanları:
    63
    Şehir:
    Ҝє£єβєҜ'£єЯ Ď¡¥àЯı
    Teşekkürler bitanem çok hoş...
     
  5. gamselim

    gamselim Mekanın en şık Meleği Üye

    Kayıt:
    6 Ekim 2009
    Mesajlar:
    3.849
    Beğenilen Mesajlar:
    185
    Ödül Puanları:
    63
    Şehir:
    SAMSUN
    begendiğinize cok sevindim....
     
mutlulugun kokusu..... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Mutlulugun Sirri

    Mutlulugun Sirri

    Toplanın, mutluluğun sırrını veriyorum! Bir kere şu ortaya çıktı: Para, mutluluk getirmiyor kardeşim! Modern dünya, sadece ’daha zenginlerin’, ’daha az zenginlerden’ biraz daha mesut olduğunu, bu saadetin de ’üstünlük’ hissinden kaynaklandığını ve uzun sürmediğini keşfetti! Psikologlar ’mutluluk’ konusuna takmış durumdalar. Temel ihtiyaçları karşılandığı sürece, daha fazla para ekstra bir...
  2. mutlulugun resmı

    mutlulugun resmı

    Mutluluğun Resmi Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? işin kolayına kaçmadan ama gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil ne de ak örtüde elmaların ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? 1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?...
  3. mutlulugun gizi

    mutlulugun gizi

    Bir tüccar Mutluluğun Gizi’ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manz...arayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet...

Sayfayı Paylaş