gebe
  1. SadmiN

    SadmiN ♥ Ölürüm Sana Mavimm ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    15.365
    Beğenilen Mesajlar:
    960
    Ödül Puanları:
    113

    Notaların Kökeni

    Konu, 'Bunları Biliyor musunuz ?' kısmında SadmiN tarafından paylaşıldı.

    Notaların Kökeni Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

    Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamaları onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle 'bilgi seven' anlamındaki 'filozof sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

    Pisagor'un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor'un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

    Batı müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

    Arezzo'lu Guido'nun (Gui d'Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan "porte"nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

    Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

    Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce'de ve Almanca'da ise notalar harflerle gösterildi(C=do, D=re, E=mi, F=fa, G=sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

    Nota isimlerinden 'do'nun önceki ismi 'ut' idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığından 12. yüzyılda 'do' olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde 'ut' hala kullanılır.

    'Si' hariç diğer notaların isim babası Gui d'Arezzo'dur. Arezzo bu adları Aziz lohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman 'B' olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda Sanete lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen 'si' adını almıştır.

    Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


     
  2. NuRoVSkİ

    NuRoVSkİ Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Kasım 2007
    Mesajlar:
    4.111
    Beğenilen Mesajlar:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    ankaradan bı adet meleğim:)
    Ce: Notaların Kökeni
    ahh az cekmedım bu notalardan:)):):)emegıne saglık canım
     
Notaların Kökeni konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Tİyatronun KÖkenİ

    Tİyatronun KÖkenİ

    Tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. Kökeninde, ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. Avrupa'da Üst Paleolitik Çağdan (İ.Ö 40-10 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı...
  2. İstanbul İsmİnİn KÖkenİ?

    İstanbul İsmİnİn KÖkenİ?

    istanbul kelimesinin kökeni istanbul isminin anlamı isminin efsanesi isim efsanesi adının İstanbul İsmİnİn KÖkenİ? -İstanbul adının nerden geldiği konusu tarihçiler arasında tartışılagelmiştir.Batılı yazarlara göre bu ad Grekçede” şehre,şehirde” anlamına gelen eis-tin polin kelimesinden gelmiştir.(E.jacquet,Psichiari) -Bu iddiaya göre 1453ten...
  3. ayakkabı giyme kökeni

    ayakkabı giyme kökeni

    Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığım taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar. Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbüaaa bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına...
  4. $ Dolar'ın Kökeni Nedir?

    $ Dolar'ın Kökeni Nedir?

    Dolar sözcüğü, 16. yüzyıldan sonra Alman para birimi olarak kullanılan "Thaler" in değişmiş bir şeklidir. Amerika'nın keşfinden sonra İspanya Kralları tarafından yaratılan gümüş parayı ifade eden "Dolera" dan gelmektedir. Dolar, 22 Haziran 1776'dan beri Amerika Birleşik Devletleri'nin para birimidir. ABD bağımsızlığına kavuşunca dolar, gümüş para olarak basılmaya...
  5. Osmanlı Tokatı'nın Kökeni

    Osmanlı Tokatı'nın Kökeni

    osmanli tokati osmanlı tokatı tokatlıların kökeni Halk arasında sürekli kullanılan "Osmanlı Tokatı" sözünün nerden geldiğini biliyormusunuz :tik: Osmanlı zamanında ordu çeşitli birliklerden oluşurmuş. O birliklerden biride Tokatçı birliğiymiş. Tokatçı denilen askerler devşirmelerden oluşur ve gayet iri yapılı, iri elli kişilermiş. Bunların özel çalışma salonları varmış....

Sayfayı Paylaş