gebe
  1. büşra.shid

    büşra.shid Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    10 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    953
    Beğenilen Mesajlar:
    175
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    on the clouds :)

    Ölen kişin ardından mevlid okutmanın dinimizdeki yeri

    Konu, 'Dini sorularınız ve cevapları' kısmında büşra.shid tarafından paylaşıldı.

    ölen kişi ardından mevlid okutmak dinimizdeki yeri mevlid okutulması ile ilgili bilgiler bilinmeyenler Meleklerim,ölülerimizin ardından mevlid okutmak toplumumuza yerleşmiş ananelerdendir,hepimiz mevlid nedir biliriz.Peki hiç düşündünüz mü bizim bildiğimiz bu geleneklerin doğruluğu kaynağı ne kadar sağlam? Okuyalım öğrenelim melekler..
    [​IMG]


    Ölen kişinin arkasından mevlüt okumanın dinimizdeki yeri nedir? Ölünün elli ikinci gecesinde okutulması gerekir gibi bir hüküm var mı?

    Değerli Kardeşimiz;

    Cevap 1: İlâhi ve mevlidin tarihi bir hayli eskidir İslâm tarihine göz gezdirdiğimizde bunların hiç bir şekilde Hıristiyanlıktan geldiği neticesine varamayız
    Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) Hicret edip Medine’ye teşrifleri sırasında Medine halkı, çoluğuyla çocuğuyla tam bir bayram havasına bürünmüşlerdi Şiirler okuyorlar, İlâhîler söylüyorlardı Bugün de hâlâ dillerden düşmeyen ve koro halinde söylenen “Talaa’l-bedrü aleynâ” ile başlayıp devam eden ilâhî, Medineli Müslümanların hep birlikte söylediği bir manzumeydi Türkçesi şöyledir:
    “Veda yokuşundan doğdu dolunay bize/ Allah’a yalvaran oldukça şükretmek gerekir mes’ut halimize/ Ey bize gönderilen yüce Peygamber, sen,/ İtaat etmemiz gereken bir emirle geldin bize!”
    Neccaroğullarının mâsum kız çocukları da defler çalarak Peygamber Efendimize “Hoş geldin” diyor, hep birlikte şunları söylüyorlardı:
    “Nahnü cevârin min benî’n-Naccar/ Yâ habbezâ Muhammedün min câr” (Biz Neccaroğulları kızlarıyız/ Muhammed’in komşuluğu ne hoştur!)1
    Evet, İslâm tarihinde koro halinde söylenen ilk ilâhi budur diyebiliriz Hıristiyanlıkta dinî mûsiki-nin olması, koro halinde ilâhi söylenmesi, bugün büyük bir repertuar teşkil eden tasavvuf mûsikimizdeki bize has edâ ve ifadenin onlardan kaynaklandığını söylemek, dayanaktan mahrum bir sözden başka bir şey değildir
    Ayrıca unutulmamalıdır ki, Hıristiyanlık da semavî bir dindir İtikatta bazı müştereklikler olması gibi, usülde de müştereklik olması fark etmez Meselâ onlar da âhirete inanır, biz de, onlar da meleklere inanır, biz de
    Mevlid ise, Peygamberimizden (asm) üç dört asır sonra icad edilen İslâmî bir âdet olmakla birlikte, bid’atın hasene (güzel) kısmına girmektedir Büyük hadis ve fıkıh âlimi olan İbni Hacer, mevlid merâsiminin meşrûiyeti hakkında şu hadisi zikreder
    İbni Abbas’ın rivayetine göre, Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) Medine’ye hicret ettiklerinde Aşure gününde Yahudilerin oruç tuttuklarını öğrenir Oruç tutmalarının sebebini sorduğunda Yahudilerden şu cevabı alır:
    “Bu çok büyük bir gündür Bugünde Allah, Mûsâ ile kavmini kurtardı Firavun ile kavmini suda boğdu Mûsâ da buna şükür için oruç tuttu İşte biz de bugünün orucunu tutuyoruz”
    “Bunun üzerine Peygamberimiz, ‘Öyleyse biz Mûsâ’ya sizden daha yakın ve evlâyız’ buyurdu O günden sonra hem kendisi oruç tuttu, hem de tutulması için tavsiyede bulundu”2
    İbni Hacer bu nakilden sonra şöyle der: “Bundan anlaşılıyor ki, böyle bir günde, mevlid gecesinde Allah’a şükretmek tam yerindedir Fakat mevlid merasiminin Peygamberimizin doğum gününe denk getirilmesi için dikkat etmek gerektir”3
    Bugünkü İslâm ülkelerinde Peygamberimizin doğumunu yâd etmek, ona salât-selâm getirmek maksadıyla çeşitli dillerde okunan mevlidler vardır Arapça “Bâned Suâd, Bürde ve Hemziyye” kaside-leri birer mevliddir Türkçede ise yirmiden fazla mevlid manzumesi vardır Fakat bunların içinde en çok tutulan ve okunanı Süleyman Çelebi merhumun 1409 yılında yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlid kitabıdır Önceleri yalnız Peygamberimizin doğum gününde okunan ve tertip edilen mevlid merâsimleri, daha sonra bütün mübarek gecelerde tekrarlanmış, bilhassa memleketimizde daha da yaygınlaşarak, ölüm, hastalık ve daha birçok vesilelerle okunagelmiştirBazı İslâm âlimleri mevlidi bid’at sayarak karşı çıkmışlarsa da, Bediüzzaman, zamanımızda bu meseleyi şöyle tashih etmiştir:
    “Mevlid-i Nebevî ile Miraciyenin okunması gayet nâfi (faydalı) ve güzel âdettir ve müstahsen (iyi, hoş) bir âdet-i İslâmiyedir Belki hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyenin gayet lâtif ve parlak ve tatlı bir medar-ı sohbetidir (sohbet sebebidir) Belki hakaik-i imani-yenin ihtarı (hatırlatılması) için, en hoş ve şirin bir derstir Belki îmanın envarını ve muhabbetullah ve aşk-ı Nebevîyi göstermeye ve tahrike en müheyyic (heyecan uyandıran) ve müessir bir vasıtadır”4
    1 İbni Mace, Nikâh: 21
    2 Müslim, Siyam: 127
    3 el-Hâvî fi'l-Fetevâ, ı: 190
    4 Mektubat, s 281-285

    Cevap 2: Vefat etmiş merhum için esas olan, arkasından hatimler okunması, varsa borçları verilmesi, akraba ve dostların sevaplar işleyip, ruhuna hediye etmeleridir
    Bu sevaplı işler, merhumun azâbı varsa azâbını hafifletir, azâbı yoksa Cennetteki derecesini yükseltir, makamını âlî eyler Bu bakımdan, geçmişlerimizin arkasından işleyeceğimiz herhangi bir sevaplı iş, hayırlı hizmet, ne kadar erken yapılır, ne kadar acele ile icrâ edilirse o kadar isâbetli, o kadar yerinde olur Çünkü hediyelerin erken erişmesi, bulunduğu hâlin mahrumiyetlerine bir an önce son verilmesi gibi bir fayda arzeder
    Mâneviyat büyüklerinden bir âlim son anlarını yaşarken, yanında bekleyen oğluna sormuş:
    — Evlâdım, benim vefatımdan sonra iskatımı, vasiyetimi ne zaman yerine getirecek, benim için hayırları ne zaman işleyeceksin? Oğlu şöyle cevap vermiş:
    — Babacığım, bunlar için gecikmeyeceğim Definden sonra ilk işim, senin vasiyetini yerine getirmek, senin için hayır, hasenat yapmak olacaktır
    Büyük zat, üzüntüsünü bu defa şu cümle içinde ifâde etmiş
    — Demek, sen mezardan dönüp de eve gelinceye kadar ben bekleyeceğim? Benim için ne zor zamandır o
    Demek oluyor ki, öyle kırkıncı, yahut elli ikinci günü beklememeli, yapılacak hayırlar bir an evvel yapılmalıdır Yâni, ne kadar önce yapılırsa o kadar hayırlı ve makbuldür Gerçek olanı budur
    Gelelim elli ikinci gecenin tercih edilip şüyu bulmasına
    Kimin yazdığı, kimin bastırdığı, hangi dinî delile dayandığı bilinmeyen broşür misâli Türkçe bir esercikte bu iddia ortaya atılmış Bu yazıya göre, her ölünün vefatından sonra elli ikinci gecesinde, kemikleri ile etleri biribirinden ayrılırmış, ölü bu hâdiseninin vâki oluşunda müthiş azab çekermiş Bu azâbı duymaması için ayrılmanın vâki olduğu elli ikinci gecede özel dua okunurmuş? Elliikinci gecenin şüyu bulup yaygınlaşmasının sebebi, bu Türkçe risâledeki arz ettiğim iddiadır
    Âlimlerimiz bu iddianın üzerinde durmuş, elli ikinci gecede mevtanın etiyle kemiklerinin biribirinden ayrıldığı, bu azâbı duymamak için de elli ikinci gece duâsı diye bir duâ olduğu yolunda sıhhatli dinî bir emire rastlamamışlardır
    Demek ki, merhum için duâlar okunmalı, her türlü hayırlar yapılmalı Ama, aslı olmayan et, kemik hikâyeleri yüzünden ve mutlaka o geceye mahsus olarak değil
    Bulunan her fırsatta, elde edilen her imkânda geçmişler unutulmamalı, bizlerden vefâ bekledikleri hatırdan çıkarılmamalıdır Bilinmeli ki:
    — Vefâ gösteren vefâya lâyık olur Vefasızlıkta bulunan da vefasızlığa mâruz kalır.

    Dogmatik olmak hiçbir zaman mutlak doğrulara ulaştırmaz.Akıllarımız kullanmak,araştırmak ve düşünmek için yaratılmıştır.Peygamber Efendimiz(s.a.v)'e inmiş olan ilk ayet bile "oku"dur.Dogmatiklik ufkunu bakış açısını daraltmak ve bizleri yanlış öğrenimlere sevk etmekten başka pekte bir şeye yaramıyor sanıyorum..

     
    Son düzenleme: 22 Ağustos 2011
    CeMoŞ bunu beğendi.
Ölen kişin ardından mevlid okutmanın dinimizdeki yeri konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. islam dininde kadının yeri!

    islam dininde kadının yeri!

    islam dininde hamilelik islamda hamile kadın islam dininde kadının yeri islamiyette hamile kadın en üstün melek Dinimizde kadının yeriSual: Günümüzde (Hayat müşterektir) denilerek, kadına zulmediliyor. En ağır, en adi işlerde bile çalıştırılıyor. İslamiyet’te kadın ev içinde ve dışında çalışmak, para kazanmak zorunda mıdır? Dinimizde kadın hakları hususunda bilgi verir misiniz? CEVAP...
  2. Büyü ve sihirin dinimizde yeri

    Büyü ve sihirin dinimizde yeri

    sihirin dinimizdeki yeri dinimizde büyü dinde büyü sihir neden günahtır sihir ve neden günahtır Hârut ve Mârut adlı iki melekten alınan gizli bilgiler! Dinimiz, sihir ve büyü yapmayı, insanların arasını bozmak ve zarar vermek için muska yazmayı, en büyük günahlardan biri sayıp yasaklar.Sihir ve büyü vardır, haktır ve doğrudur. Dinimiz, sihrin varlığını inkar etmemiş, fakat tevhid inancına...
  3. Rüyada ölen kişinin çağırması

    Rüyada ölen kişinin çağırması

    Bu gece babaannem rüyasında ölmüş olan damadını görmüş.Damadı üzerinde hafif siyah bie elbise varmış.Fakat yüzü gülüyormuş.Ve babaannemden bir torba fındık almış. Babaanneme 'anne seni 10 gün sonra yanınma alacağım demiş.' Babaannemde 'olmaz oğlum ben burda yatamam ben köyüme gidicem.' demiş. Bu rüya ne anlama geliyor açıklar mısınız ?
  4. Hacca Gitmenin Dinimizde Yeri ve Önemi

    Hacca Gitmenin Dinimizde Yeri ve Önemi

    hacca gitmenin önemi hadislerle haccın önemi ve fazileti hacca gitmenin faziletleri İslam dininde hali vakti yerinde olan tüm müslümanlara farz kılınan hac ziyareti ve hacı olmanın dinimizde yeri ve önemi hadislerle şöyle belirtilmiştir; Sözlük manası itibarıyla kastetmek ve yönelmek manalarına gelen hac, hususî bir zaman diliminde, hususî bir kısım yerleri, yine bir kısım hususî usullerle...
  5. Ölen babamın yerine hac yapsam olurmu?

    Ölen babamın yerine hac yapsam olurmu?

    Vekaleten hacca gidecek kimsenin daha önce haccetmiş olması yahut zengin biri olması tercih edilmelidir! Vekil olarak hacca gidecek kimse fakir ise, daha önce de hacca gitmemişse, kendi için de, başka bir yıl hac yapması farz olur. Vekilin, ihrama girerken, emreden kimse için, kalb ile niyet etmesi şarttır. Hac borcu olan kimsenin, öldükten sonra kendi için hac yapacak vekilin adını...

Sayfayı Paylaş