gebe
  1. Angel_tears

    Angel_tears Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    25 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.794
    Beğenilen Mesajlar:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    Ölmeyen sevgi

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında Angel_tears tarafından paylaşıldı.

    Genç adam elinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi... Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince
    ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde
    her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı.
    Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller...


    Sanki dalından yeni koparılmış
    gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor,
    aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller...
    Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler.

    Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi,
    "Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi.

    Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi deli gibi atmaya başlamıştı.

    Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse
    kalbi aynı böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu.

    Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen ikiside sevgisinden
    hiç bir şey kaybetmemişti.. Onları hiç bir şey ayıramazdı...

    Ne hasret, ne ayrılık, ne de ölüm...

    Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç kalmıştı,
    1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için dakikalarca
    önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu.

    Ama sevdiği her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu.
    Herkesin bir kusuru olurmuş diye düşündü...

    Gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denizlere dikti. Denizin sonu
    yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza karşı olan aşkı gibi denizinde sonu yoktu.
    Sonsuzluğa uzanıyordu.


    Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü.
    Kendi aralarında söyleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdiğine açmış,
    sonrada gidip iki yüzük almıştı.


    Bu kadar önemli bir günde bari
    onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok
    biraz daha beklerim diye düşündü.


    Güllerin yaprakları
    nedense hala yaşlı idi. Bir türlü anlamıyordu onları.
    Her şey bu kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki?

    İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak, kucaklaşacaklardı...

    Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını atacaklardı.
    Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can atıyordu...
    Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara...


    Ne kadar güzel
    dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam.
    Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hem de çok...
    Bu kadar geç kalmaması gerekiyordu.


    İşte her gün burada buluşmak
    için sözleşmiyorlar mıydı?


    Her gün sahilde, martılara bakarak,
    denizin onlara anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp
    hasret gidereceklerine söz vermiyorlar mıydı?
    O zaman neden gelmemişti yine??...

    Aklına kötü düşünceler gelmeye başladı. Hayır.. hayır.. olamazdı.
    Sevdiğine bir şey olamazdı.


    Onsuz hayat yaşanmazdı ki...
    O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam.
    Bunun düşüncesi bile hoş değildi.


    Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını
    kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar
    ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı.


    Rahatsız olmaya başladı bakışlardan.
    Artık bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına..


    Neden gelmedi acaba
    diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi.
    7 senedir her gün bu sahildeydi, sevdiğini bekliyordu.

    Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu.
    Gözlerinden bir damla daha yaş güllerin üzerine damladı...

    Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı...
    Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu...
    Genç adam ayağa kalktı. Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin
    ardındaki kabristana doğru yürümeye başladı...



     
Ölmeyen sevgi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Ölmeyen bitki...

    Ölmeyen bitki...

    Dinazorlar çağından ölümsüz bir bitki Resmin Sol üst köşesinde gördüğünüz hindistan cevizine benzer bitkiyi alıp suyun içine koyduğunuzda o kabuk açılıyor ve saatler içinde resmin sağında gördüğünüz yeşil bitki ortaya çıkıyor. Su verdiğiniz sürece yeşil kalıyor ,su vermediğinizde ise kapanıp yine hindistan cevizine benzer şekline geri dönüyor , çürümüyor.Daha da ilginci daha sonra isterseniz...
  2. Baha - Ölmeyen Şarkı

    Baha - Ölmeyen Şarkı

    Ölesiye sevmiştim seni kalbimin kızı Ölesiye sevmiştim seni kalbimin kızı Ne çare kopardılar gönül bağlarımızı Ne çare kopardılar gönül bağlarımızı Maziye gömülsede içimizdeki sızı Maziye gömülsede içimizdeki sızı Bu şarkı yaşatacak ölmeyen aşkımızı Bu şarkı yaşatacak ölmeyen aşkımızı Yüzünü göremeden geçsede uzun yıllar Yüzünü göremeden geçsede uzun yıllar Yinede seveceğim seni ölene...
  3. Ölmeyen sevgi...

    Ölmeyen sevgi...

    Gercek askin ölümsüz oldugunu cogu kez duymusuztur meleklerim, yada bazilari sahit bile olmustur aramizdan. benim gibi sahit olmayanlar icin, bu müthis hikaye yeterli sanirim... Sahit olmus kadar etkiledi beni... buyrun meleklerim.. :uhu: . . . Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi... Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka...
  4. Sevgi...

    Sevgi...

    Bir güzellik yap kendine! Ve sadece sahip olduklarını düşün; mutlu ol onlarla; Sahip olamadıkların üzülsün senin olmadıklarına.. Birgüzellik yap kendine! Keşkeleri hiç düşünme.. Mutlu ol seçimlerinle; Bırak keşkeler üzülsün senin seçimlerine.. Bir güzellik yap kendine! Kalbinde daha da büyüt sevgisini sevdiklerinin. Bırak sevmediklerin üzülsün kalbinde yerleri yok diye.. Bir güzellik yap...

Sayfayı Paylaş