gebe
  1. juju

    juju Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Nisan 2009
    Mesajlar:
    4.779
    Beğenilen Mesajlar:
    223
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul

    ölülerimiz unutmayalım ....

    Konu, 'Tüm İslami Bilgiler' kısmında juju tarafından paylaşıldı.

    ölülerimiz için dua Salih El-Mersi'nin şöyle dediği rivayet edilir :
    Bir
    ...cuma gecesi sabah namazını kılmak için,mescide... gitmek üzere evden
    çıktım. Giderken yolumun üzerindeki kabristana uğradım. Kendi kendime:


    "Sabah oluncaya kadar burada kalayım" dedim. Bir kenara
    oturdum. Biraz sonra üzerime bir ağırlık çöktü ve uyuya kaldım. Rüyamda
    kabristanda yatanların hepsinin çıkmış olduğunu, üzerlerinde beyaz
    elbise ile bölüm bölüm oturup konuştuklarını gördüm. Yalnız içlerinden
    biri dikkatimi çekti, bunun üzerinde kirli bir elbise olan bir genç
    vardı ve yalnız başına mahzun ve müteessir olarak oturuyordu. Orada
    bulunanlara üzerleri mendillerle örtülü tabaklar getirildi. Her biri bir
    tabak alıp kabre girdiler. Fakat o gence hiç bir şey gelmedi. O genç
    mahzun bir şekilde kabrine girmek için yerinden kalkar, bu sırada ben de
    kendisine:

    -Ey Allah'ın kulu, seni mahzun ve müteessir görüyorum. Bu gördüklerim nedir? diye sordum.

    Genç:

    -Ey Salih, gelen tabakları gördün mü?

    -Evet gördüm, onlar nedir?


    -O tabaklar dirilerin, ölülerine gönderdikleri hediyelerdir.
    Hayatta olanlar ölüleri için dua ettiklerinde, sadaka verdiklerinde,
    Cuma günü gördüğün gibi bu tabaklarla ölülerine getirilip verilir. Ben,
    gördüğün gibi garip biriyim. Aslen Hindistan'lıyım. Validemle hac etmek
    için yola çıkmıştık. Ben Basra'da vefat ettim. Annem evlendi. O kendi
    kocası ve diğer şeylerle meşgul olup, beni herhangi bir sadaka veya dua
    ile anmadı. Dünya onu oyaladı, benim mahzun olmak hakkımdır. Çünkü beni
    öldükten sonra, hatırlayanım yoktur, der.

    Ben de kendisine:

    -Annenin evi nerededir? diye sordum.


    Bana annesinin evini tarif etti. Sabah olup uyandığımda
    namazımı kıldım. Daha sonra rüyamdaki gencin tarif ettiği eve gittim.
    Kapıyı çaldım. İçerden annesi:

    -Kim o? diye sordu.

    -Ben Salih El-Mersi'yim, dedim.

    İçeri girmeme izin verdi, eve girdim ve:

    -Seninle konuştuğumu kimsenin duymamasını istiyorum, dedim ve ona;

    -Allah sana rahmet etsin, senin çocuğun var mıdır? dedim.

    -Hayır, yoktur, dedi.

    -Evvelce senin hiç çocuğun yok muydu? dedim.

    Kadın derin bir nefes aldı, sonra;

    -Evet, benim bir çocuğum vardı. Genç yaşta vefat etti, dedi.

    Bunun üzerine, kendisine, başımdan geçen olayı anlattım. Kadın ağlamaya başladı. Sonra şöyle dedi;


    -O benim ciğerparemdi, onu karnımda taşıdım, ona süt verdim,
    kucağımda taşıdım. Bunları söyledikten sonra bana bin dirhem verip:


    -Bunu benim sevgili oğlum, göz bebeğim için sadaka olarak
    dağıt, Allah'a yemin olsun ki, bundan sonra ömrüm boyunca onu
    unutmayacağım, onun için dua edip sadaka vereceğim, dedi.


    Sonra oradan ayrılıp gittim. Bana verdiği parayı sadaka olarak
    dağıttım. Sonra, diğer Cuma günü geldiğinde, sabah namazımı kılmak için
    camiye giderken, yine kabristana uğradım. İlk geldiğim yere geldiğimde
    üzerime uyku bastırdı ve uyudum. Rüyamda kabristan ehlini ilk gördüğüm
    halde gördüm. O genci de üzerinde temiz,beyaz bir elbise ile, sevinç
    içinde gördüm. Genç bana yaklaştı ve sonra dedi ki;

    -Ey Salih, Allah sana, bu yaptığın iş için çok sevap versin. Hediye bana ulaştı. Kendisine;

    -Cuma gününü bilir misiniz? diye sordum.

    -Evet, biliriz; Kuşlar da Cuma gününü bilirler, o gün kıyamet kopacağı için, korkularından, selamet dilerler, dedi.

     
ölülerimiz unutmayalım .... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Ölüyü diriltemem

    Ölüyü diriltemem

    ÖLÜYÜ DİRİLTEMEM Trablusşam Nakîb-ül-eşrâfı Şeyh Abdülfettâh Zağbî Efendi, Yûsuf Nebhânî hazretlerine şöyle anlatmıştır: Bir defâsında bir arkadaşımız hastalanmıştı. Abdullah ibni Şeyh Hıdır ez-Zağbî'yi de yanımıza alıp ziyâretine gitmek istedik. Onu götürmekten maksadımız hastanın bereketlerinden istifâde ederek şifâya kavuşması idi. Ancak gitmek istemedi. Çok ısrar edince kabûl edip...
  2. ölüden mektup

    ölüden mektup

    ÖLÜDEN MEKTUP... Dostlarım, Dün, oldukça yağmurlu, Mezarlık çamurluydu, Özür dilerim... Hastalığım amansız, Ölümüm; size göre Erken ve zamansızdı. Kara haber Tez yayıldı.. Aldınız. Cami avlusuna, koşup geldiniz, Son bir görev bildiniz... Kiminiz, Namaz vaktini, iple çektiniz. Acele işiniz vardı, gidecektiniz. Kiminiz, Kaçamak tebessümle, Hasretler giderdiniz; ''Bir...
  3. Çiçek değil Çocuk yetiştirdiğimizi unutmayalım.

    Çiçek değil Çocuk yetiştirdiğimizi unutmayalım.

    Çocuk yetiştirmek o kadar zor ki.Tabi kendi haline bırakırsan,kafaya takmazsan zor değil de:D İşin bilincinde olanlar için çok zor çok:) Bir Ailenin Beş ve yedi yaşlarında iki çocuğu vardı. Baba Bir gün yedi yaşlarındaki oğluna, benzinle çalışan çim biçme makinesinin nasıl çim biçtiğini öğretiyordu. Makineyi çim üzerinde nasıl döndüreceğini gösterirken eşi bir soru sormak için içeri çağırdı....
  4. Onları unutmayalım!

    Onları unutmayalım!

    amin resmi amin resimleri Canım meleklerim bugün cuma günü dualarımızın kabul olduğu mübarek bi gün.Cuma günleri ölmüş yakınlarımız hep bizden dua beklermiş..Onlarıda unutmayalım bugün ve aklımıza her geldikçe ölmüşlerimiz için hasta olanlar için ,zorda kalanlar için hepsi için dua edelim.Kuran okumamız şart değil tabiki dua edelim kafidir.Bende kuran bilmiyorum ama elimizi açıp Allaha dua...
  5. kızlar dişlerimizi fırçalamayı unutmayalım

    kızlar dişlerimizi fırçalamayı unutmayalım

    Gebelikte diş bakımı diş paketleri Selam kızlar hamilelikte hormanlardan dolayı diş etleri çok daha hassaslaşıyor bu nedenle bir çok hamile fırçalamaktan kaçınıyor kesinlikle fırçalamaya devam edilmeli mutlaka hem sabah hem akşam aksatmadan devam edilmeli

Sayfayı Paylaş