gebe
  1. ışılsu

    ışılsu Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    26 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.134
    Beğenilen Mesajlar:
    26
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    *** HAYALLER ŞEHRİNDE***

    ölümü izlerken...

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında ışılsu tarafından paylaşıldı.

    Ömrünün er geç son bulacağını bile bile geleceğini neden karartmıştı? Cennetin yolunu kendi kendine kapatmış, cehennemin yolunu da alabildiğine açmıştı yaşantısı ile. Hiç bu ana geleceğini düşünememişti. Genç adam gözlerini güçlükle araladı. Zifiri karanlıkta hiçbir şey göremiyor; sadece bunaltıcı küçük bir yerde olduğunu hissediyordu. Ayaklarını, ellerini kımıldatmak istediyse de başaramadı. Başını sağa sola çevirmek istedi; bir türlü vücuduna hükmedemediğini anladı. Neler olup bittiğini, en son neler yaptığını hatırlamaya başladığında ise, çaresiz bir şekilde gerçeği kabullendi. "Burası mezar olmalıydı. O da ölmüştü." Buna inanamıyordu; ama ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın, bunu geri çevirme gibi bir imkânının olmadığının da farkındaydı. Bu olmamalıydı. Ağzında arkadaşlarıyla beraber kendinden geçene kadar içtiği içki kokusu, elinde ise, yine arkadaşlarıyla oynadığı kumar kâğıtlarının kiri vardı. En azından bunlar olmadan ölseydi. Ellerinden o pis kiri, nefesinden keskin alkol kokusunu yok edebilseydi. Üzerindeki ağırlık gittikçe daha da artıyor, hem vücudu hem de yüreği müthiş bir sızı hissediyordu. Evet, en azından şimdi olmamalıydı. Karısı ve çocukları, eve dönmediğini görünce ne yapacaklardı? "Üzülürler mi acaba?" diye geçirdi içinden. Çocuklarını hırpalayan, annelerini döven, aldığı alkolün etkisiyle önüne çıkana sataşan, çocukların rızkını ve nafakasını kumar ve içki ile tüketen bir baba eve gelmediğinde üzüntü duyarlar mıydı acaba?... Ya annesi? En son ne zaman görmüştü annesini? Bir hafta önce idi; kumar parası bulamamış, borç para almak için gitmişti annesine. Para vermeyen annesini hırpalayıp bileziklerini alarak uzaklaşmıştı oradan. Annesinin onun ardından;
    "Oğlum, pişman olacağın şeyleri yapma! Sana beddua etmek istemiyorum. Kendine gel yavrum, yalvarırım kendine gel." diye haykırışları arasında hızla uzaklaşmıştı oradan.Ya arkadaşları, komşuları, akrabaları? Her biri ile problem yaşamıştı. Onun
    yaşantısını hoş görmedikleri için ne onun evine geliyor, ne de onu evlerine davet ediyorlardı. Tüm ilişkilerini koparmışlardı onunla. Ardından iyilikle konuşacak, bir Fatiha okuyacak, ölümüne gerçekten üzülecek hiç kimsesi yoktu.
    "Keşke tekrar dünyaya dönebilsem, yaptığım tüm hatalarımı telafi edip,
    içkiyi kumarı bırakıp insanlarla iç içe dostane bir hayat sürebilsem.
    Allahım, tekrar dünyaya dönebilsem."
    Bunun bir yolu var mıydı acaba? Geriye dönüp yapılan tüm hataları telafi etmek mümkün mü idi?.. Cehennem kenarına kadar gelip sonra cenneti hak etmek için dünyaya geri dönmek mümkün mü? Elbette mümkün olmadığı bir gerçek. Bu gerçek, genç adamı daha da telaşlandırdı.
    "Annem kendine gel, dediğinde keşke onu dinleseydim. Allahım, yalvarırım bana bir fırsat daha ver, ne olur!"
    Tüm bunları söylerken gözlerinden akan yaşlara hâkim olamıyordu. Akıbetini bildiği bir hayat için neden çalışmamıştı? Ömrünün er geç son bulacağını bile bile geleceğini neden karartmıştı? Cennetin yolunu kendi kendine kapatmış, cehennemin yolunu da alabildiğine açmıştı yaşantısı ile. Hiç bu ana geleceğini düşünmemişti. Daha gençti. Ölüm yaşlılar içindi aslında, onun daha çok zamanı vardı. Belki yaşasaydı doğru yolu bulurdu? Neden genç yaşta ölmüştü ki?
    "Kimi kandırıyorum ben. Yüz yaşıma da gelsem, aynı hayatı sürdürürdüm mutlaka."
    Bunları düşünürken, vücudundaki ağırlık gittikçe onu rahatsız etmeye
    başlamıştı. Bir kurtulabilseydi bundan. Derin bir sessizlik hâkimdi. İnsanın içini ürperten, yüreğini sızlatan korkunç bir sessizlik. Ve aniden çıldırtan sessizlik bozuldu.
    "Allahu Ekber Allahu Ekber.."
    Ezan sesiydi bu! Evet, ezan sesi! Daha önce hiç dikkatini çekmemişti bu ses. Ve çok güzel, insanı rahatlatan bu çağrı, onu hiç etkilememişti böylesine. Ezanın bitiminden sonra içeriye hafif bir ışık yansıdı. Gün ağarmaya başlayınca, olup biteni anlamıştı. Evindeydi. Sarhoş bir vaziyette gelmiş. Evin içerisinde bilinçsizce gezinirken masaya tutunmuştu. Ayakta bile zor duran bedeni yığıldı yere. Masayı da düşerken üzerine devirmişti. Yaşıyordu. Masayı itti üzerinden. Uyuşmuş ayaklarını, ellerini hareket ettirdi usulca.
    Hiç bu kadar sevinmemişti. Hayatı boyunca hiç bu kadar mutlu olmamıştı. Oturduğu yerden düşüncelere daldı. Şimdi ne yapacaktı peki? Eski yaşantısına geri mi dönecekti? Yoksa ölümü bu kadar yakın hissettikten sonra cennetin yolunu açacak ameller mi yapacaktı? Kararlı bir şekilde doğrulup abdest aldı. Ve bu yaşına kadar yönelmediği Rabbine yöneldi gönül rahatlığıyla. O henüz namaza durmuştu ki, karısı kapıyı açtı. Gördüğü manzaraya inanamadı.
    Çocuklarının babası, hayat arkadaşı, o namaz kılarken dalga geçtiği eşi Rabbinin huzurundaydı. Elleri . semada gözleri yaşlı binlerce kere şükretti Rabbine. Dudaklarından şu ilâhî kelam döküldü:
    "Hamd âlemlerin Rabbi olan Allaha mahsustur."


     
ölümü izlerken... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. İzİndeyİz

    İzİndeyİz

    izindeyiz şiiri İZİNDEYİZ Temsil, talebeyim Yoksulum ama duydum Atatürk' ü mutluyum Çimentepeler' e düşman ayak basar da Ben daha dururmuyum? Kimin kızıyım kimin oğluyum Yitmiş gitmiş, atam dedem Hürriyetler uğruna Ben daha dururmuyum? Düşebilir körpe fidan hain baltalarla. Düşebilir yeni yıldız Ama nedir hürriyet Hiç unuturmuyum?... Düşer ömrün katı kırağılarda Düşer elimden...
  2. Öldü....

    Öldü....

    Öldü.... Iki dakika önce............................ Yapayalnız kaldı ruhunu yitirince Geceymiş.... tek başınaymış.. ona ne!? Öldü dedim ya size! Tam da iki dakika önce.. Sevdadan mı? değil... Hayat kavgası mı? hayır! Ruhunu diyorum.. ruhunu yitirdi! Öldü dedim ya size.. daha ne diyeyim? Sebepsiz kaçışlar planladı durdu hep.. En sonunda başardı: Ne istedi ruhundan? Neden kıydı?...
  3. iz

    iz

    İnsan ayağının belirgin izleri, kişinin hayat ve inanışında kendine rehbet ittihaz ettiği kimseye, Hayvan izleri nefsin zararlı istek ve yönlendirmelerine, İz sürmek, öncü bilginlerin ve salih kişilerin yolunu izlemeye, gizli şeylerin meydana çıkmasına ddelalet eder.Rüyada bir izi takip etmek, yeni işlere atılacağınızı işaret eder. Rüyada görülen ayak izleri geçmişte kalan olayların yeniden...
  4. ölü...

    ölü...

    Hangi mahallede imam yok, Ben orada öleceğim. Kimse görmesin ne kadar güzel, Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim. Ölüler namına, azade ve temiz, Meçhul denizlerde balık; Müslüman değil miyim, haşa, Fakat istemiyorum, kalabalık. Beyaz kefenler giydirmesinler, Sızlamasın karanlığım havada. Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım, Ki bütün azalarım hülyada. Hiçbir dua yerine getiremez, Benim...
  5. yanık izi

    yanık izi

    çok acil bir durum var şuan boğaz ağrısı yaşayan bir arkadaşım karabiberli kolonyalı pamuğu boğazına bağlamış ve şuan boğazında yanık izleri var bepanten sürüyor ama daha çok koyulaşıyor bi öneriniz bi fikriniz var mı nasıl geçebilir bu leke?

Sayfayı Paylaş