gebe
  1. ßeLeN

    ßeLeN Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    14 Haziran 2009
    Mesajlar:
    5.973
    Beğenilen Mesajlar:
    1.316
    Ödül Puanları:
    113

    Ömer Seyfettin'den İlk Namaz..

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında ßeLeN tarafından paylaşıldı.

    ömer seyfettin, eserleri, hikayeleri nelerdir, kaç tane hikayesi vardır,namaz hakkında, dini hikayeleri burada bulabilirsiniz
    Hikaye severler birde namaz hakkında olan bu güzel hikayeyi okumanızı tavsiye ederim.


    [​IMG]


    Evlerin arasında fakir ve önemsiz, fakat manevi bir büyüklük ile gökyüzüne doğru yükselen eski caminin küçük ve ihtiyar minaresi boştu...


    Sonra minarenin şerefesinde genç müezzinin zayıf gölgesi hareket etti. Ben hırkama bütün bütün büründüm. Soğuktan büzülmüş ve düşünceli ruhumu titreten ezanı dinlerken, on beş senedir kalkabildiğim bu büyük ve ruhaniyet dolu sabahların birincisini düşünüyordum.

    Ah on beş sene evvel... Şimdi beni saran teselliden ne kadar uzak bulunduğum annem, dünyada tek düşkün olduğum bu saygıdeğer vücudu işte hatırlıyorum, on beş sene evvel beni ilk sabah namazına kaldırmış idi.Galiba yine böyle bir kıştı. Onun odasına bitişik olan küçük karyolamda uyurken bir öpücük gibi alnımı okşayan nazik eliyle, nazik ince parmaklarıyla saçlarımı tarayarak:
    - "Haydi Ömerciğim kalk, demişti. "Kalk haydi yavrucuğum."

    Ben gözlerimi açmıştım. Köşedeki küçük yazıhanenin üzerinde yanan küçük gece kandili -ah, bunu unutamam, bu bir kedi kafası idi- iki pencereli olan odamın beyaz, muşamba perdelerinin esmerliklerini aydınlatıyor ve yeşil camdan gözleriyle bakıyordu.

    -" Fakat anneciğim, demiştim, daha gece..." Her vakit öptüğü yerden, sol kaşımın ucundan tekrar öperek:
    - "Yok yavrucuğum, saat on iki, sonra vakit geçer... diye koltuklarımdan tutarak kaldırdı. İçi fanilalı küçük terliklerimi giyerek ve gözlerimi yumruklarımla ovuşturarak onu takip ettim. Karanlık sofadan bir anda geçerek odasına girdik. Bağdaş kurmuş bir zenciye benzeyen siyah ve alçak soba gürüldeyerek yanıyordu. Aaa... Pervin de kalkmış... Pervin hizmetçimizdi. Elindeki sarı güğümü sobanın üzerinden indiriyordu. Onun kalkacağına hiç ihtimal vermezdim. Annem demişti ki:- Pervin her sabah kalkar.Ben hiç kalkmadığım halde onun her sabah kalkmasına şaşırdım. Hırkamı çıkardılar, kollarımı sıvadılar, abdest leğeninin yanına çömeldim. Anneciğim: “Öyle yorulursun” diye küçük bir iskemleyi altıma koydu, ona oturdum.
    –“Haydi besmele çek...”; diyor. Pervin, ılık suyu ellerime döküyor, annem baş ucumda;
    –“Yüzünü... Kollarını, yine üç defa..” diye fısıldıyor. Unuttukça:
    “Aa, hani başına mest..?” gibi uyarılarla yanlışlarımı bana tekrar ettiriyordu. Abdest bitince annemle beraber, yavaş bir sesle namaz dualarını okuyarak kollarımı ve yüzümü kuruladık. Pervin de ayaklarımı kuruladı. Çoraplarımı giydirdi. Isınmak için sobanın önüne gitmiştim. Arkama dönünce, annemi, tiftik seccadeyi açıyor gördüm... Sonra başına yeşil başörtüsünü örterek beni çağırmıştı:
    –“Gel...” Gittim, küçücük ben, onunla bir seccadede, bir yavru samimiyet ve saadetiyle o tatlı, hassas anne vücudunun yanında durdum. İki söz ile bana, yapacağımı, önceden öğrettiklerini tekrar etti:
    –İki rekat sünnet... gece öğrendiklerini unutmadın ya?..
    –“Hayır...”
    –“Haydi...”
    O, başlangıç tekbirini omuzlarına kaldırarak kadın gibi yaparken, ben de gayri ihtiyari onu taklit etmiştim. Sünneti bitirdikten sonra, bana, gözlerinin tatlı ve tesirli bir tebessümü ile gülerek:
    –“Yavrum” demişti, "Sen kadın mısın?... Kadınlar öyle başlar, sen erkeksin.” Sıcacık elleriyle benim küçük ellerimi kulaklarıma kaldırıp:
    –“İşte böyle…” diyerek erkek başlangıç tekbirini öğretti. Ben de tekbiri öyle alıp annemden farkımı, niçin erkek olduğumu, erkek olmanın yalnız küçük kızları dövmek ve onlara hakim olmaktan başka da farkları olacağını düşünerek namazı bitirdim. Dua ederken sordum:
    –“Nasıl dua edeceğim anne?” O dua ediyor ve dudakları hareket ettikçe başörtüsü de hafifçe titrer gibi oluyordu. Başını salladı, duasını bitirdikten sonra, daha hala hatırımda:
    –“Evvela, İslam olduğun için, Ey Rabbim, sana hamd ederim, de... Sonra da vatanımızın düşmanlarını perişan etmeni senden dilerim, de... Sonra da bütün eziyet çeken, hasta olan, felakette bulunan, fakir olan Müslümanların selamet ve sıhhatlerini senden isterim, de... Kendin için, iyi olman ve şeytanın yalanlarına aldanmaman için dua et” demişti. Ben bu basit ve Türkçe duayı, annemin dolabındaki birbiri üstüne duran ve karıştırmam "Dua kitaplarıdır, sakın ilişme" uyarısı ile daima yasaklanan yıpranmış, Arapça, esreli ve üstünlü kitapları hatırlayarak içimden söyledim, fatiha... Annem seccadeyi toplayarak bana uyuyup uyumayacağımı sordu, uykum var mıydı? Bunu bilmiyordum... Cevap vermedim. Annem:
    –“Haydi öyleyse git kitabını getir, dersini dinleyeyim.”
    –“Peki”
    Artık esmer ve duman gibi bir aydınlıkla ışıklanan sofadan hızla geçtim. Odamın perdeleri biraz beyazlamış, küçük gece kandilinin yeşil gözleri sönerek siyah iki nokta gibi kalmış, sanki, geceleri kendisine bırakarak uyuduğum bu kedi kafası artık ölmüş, hayatı terk etmişti. Yazıhanemin üstünde açık duran kitabımı kaptım, annemin yanına koştum, hiç yanlışım çıkmadı. Annem geceleri derdi ki:
    –“Yatmazdan evvel dersini üç defa oku yavrum, uyurken melekler sana onu öğretir. O melekler bu gece de uykumda bana dersimi öğretmişlerdi. Annem şefkatli aferinlerle saçlarımı okşadı ve:
    –“Daha mektebe çok vakit var, diye beni kendi yatağına yatırdı.Uykum yoktu, anneme bakıyordum. Yeşil başörtüsü başında, bu yarı aydınlık içinde, bir hayal gibi hareket ederek Kur'an'ını aldı ve pencerenin kenarına, geniş sedire oturarak ince ve narin sesi ile okumaya başladı. Ruhumda bir şiir izi bırakan bu güzel sesi dinleyerek... Büyük yeşil başörtüsünün altında, tıpkı ölen bir kardeşime benzeyen güzel ve temiz çehresini görerek... Ve yavaş yavaş sallanan başının Allah'a yalvaran hafif ahengini seyrederek dalıyordum. Perdelerin altından görülen dumanlı gökyüzü gittikçe aydınlanıyor, geç kalmış birkaç yıldız koyu lacivert bir atlasa düşmüş mavi ve nadide elmaslar gibi parlıyor, mavi ışıklar yaparak parlıyorlardı. Annemi bir meleğe benzetiyordum. Bu hayalle melekleri düşünerek... Kur'an okuyan annemin şimdi etrafına toplanmaları gereken melekleri göreceğimi zannederek dalıverdim. Yüzümün üstünde, ahirette güller bitecek ve cehenneme girecek olursam asla yanmayacak olan sol kaşımın ucunda tatlı bir ürperme duyuyor, sonra annemin aydınlık bir zambak parlaklığı ile ışıldayan dudaklarının kımıldanmasına bakarak... O görülmeyen melek kanatlarının saçlarıma, annemin şimdi Kur'an tutan ince parmakları ile okşadığı sarı ve çok saçlarıma dokunduklarını hisseder gibi oluyor ve dalıyordum...

    Ömer Seyfettin


     
Ömer Seyfettin'den İlk Namaz.. konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. ramazanda ilk akşam kılınacak namaz!

    ramazanda ilk akşam kılınacak namaz!

    ramazanda kılınacak namazlar ramazanda akşam namazı namaz kılınan namazlar kılınan namaz Şâban’ın son gününü ramazânın ilk gününe bağlayan gece, Ramazân-ı şerifin ilk akşamı olması itibariyle, akşamla yatsı arasında iki rek’at teşekkür namazı kılınır. “Yâ Rabbî, yine ramazân-ı şerif ile şereflendirdiğin için , senin rızai şerifine nail olmamı vesile olması için, iki rekat namaz kılmaya” diye...
  2. namaza ilk merhaba

    namaza ilk merhaba

    ORTA YAŞLI ADAMIN iyi bir işi, iyi bir eşi mutlu bir hayatı vardır. Az kimsenin yaptığı ticaretle meşguliyetinden çok para kazanmakta, rahat günler geçirmektedir. Ev, araba, tatiller, seyahatler, uçuşanlar sevinçler… Gülen gündüzler. Derken dönen dünya ile beraber ibre değişmeye başlar… Ticarette rakipleri çoğalır, hanımı rahatsızlanır, çocuklar artan problemleriyle büyür. Mengene sıkmaya...
  3. İlk Abdest Ve Ilk Namaz

    İlk Abdest Ve Ilk Namaz

    İLK ABDEST VE ILK NAMAZ Peygamberimiz, Hiradan döndügü ve Mekke´nin yukari tarafinda bulundugu sirada Cebrail Aliyhisselam, gelip vadinin bir kösesinde ökcesini yere vurdu. Oradan, bir su kaynadi. Cebrail Aleyhisselam, ondan Abdest aldi. Peygamberimiz,Cebrail Aleyhisselamin Abdest alisina bakiyordu. Cebrail Aleyhisselam,Namaz icin nasil Abdest alinip temizlenilecegini görsün diye,yüzünü...
  4. Amerikalı profesörün ilk namazı

    Amerikalı profesörün ilk namazı

    Amerika'nın muhtelif üniversitelerinde görev yapan matematik Prof. Jefri Lang İslam’a giriş hikayesini yazmış olduğu “Melekler Soruncaya Kadar” isimli eserinde derin felsefi düşüncelerle, ruhani duygular arasında ilk namazını şöyle dile getiriyor: Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelendiklerini gördüm,...
  5. Cuma Namazı İlk Kez Nerede Kılındı

    Cuma Namazı İlk Kez Nerede Kılındı

    Cuma namazı ilk defa nerede kılındı gerçekten merak ediyorum, bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz?

Sayfayı Paylaş