gebe
  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.236
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    Özgün

    Konu, 'YerLi sanatçı biyoqrafiLeri' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

    19 Ekim 1979’da Eskişehir’de doğdum. Çalışan bir anne- babanın çocuğuydum. O zamanlar annem sekreter, babam memurmuş. Tek çocuk olarak büyüdüm… Hayatımdaki en önemli kişilerden biri dedem İlyas Küçükcan’dır. Dedem eğitimci ve yazardı.
    8 yaşındayken Eskişehir Anadolu Üniversitesi Çocuk Korosu’na girdim. Daha o yaştayken bile tek hayalim konservatuvara gidebilmekti. Ancak babam bu konuya pek de olumlu yaklaşmıyordu. O konservatuvara torpille girilebileceğine inandığı ve de bu konuda benim üzüleceğimi düşündüğü için beni sürekli bu fikirden uzaklaştırıyordu.
    Ama ben çok direndim ve de sınav sabahı uyuya kalan babamı zorla uyandırarak konservatuvar sınavına girdim. Sınavda parmaklarıma ve dişlerine baktılar. Aralık olan dişlerimden acaba hava kaçırır mıyım diye korktular herhalde.



    Sonuçlar açıklandı, viyola bölümünü kazanmıştım. Annem ve babamla birlikte ansiklopediden viyolayı arayıp bulduk ve nasıl bir enstrüman olduğunu o zaman öğrendim. Çünkü o zamana kadar viyola diye bir enstrüman hiç görmemiştim.


    11 yaşımda tek başıma Ankara’nın yolunu tuttum… Ankara Devlet Konservatuvarı’nda yatılı olarak okumaya başladım. O okuldaki hele yatakhanedeki ilk günlerimi hiç unutmam. Herkes ailesinden uzak olduğu için ağlıyordu ama ben hedefime ulaştığım için çok mutluydum.


    Ailem harçlık yolluyordu ama ben o parayı okuldan kaçıp arkadaşlarımla atari oynayarak harcıyordum. Tabii sonra da aç kalmamak için peynir ekmeğe talim ediyordum.
    Öğretmenlerim benden memnundu ama hepsinin ortak kanaati aynıydı. “Çok yeteneklisin ama çalışman gerekir”… Yani çok çalışkan değildim…


    Bir yandan da gitar çalıyordum kendi kendime… 16 yaşındayken bu işten para kazanmaya başladım. Tabii hem gitar çalıp, hem şarkı söyleyerek.
    Önce kafelerde sahneye çıkmaya başladım. İlk işimden 500 bin lira almıştım.

    Yatılı okuduğum için tabii ki sahneye çıkma konusunda çok zorlanıyordum. Okuldan kaçıyor, sahne programımı yapıyor ve gece 03’de tekrar sessizce yatakhaneye giriyordum. Yani o dönem hep kapı yerine pencereyi kullandım. Bu arada ailem okurken çalışmama karşı olduğu için çalıştığımı onlardan da saklamıştım.


    Kafelerden barlara transfer oldum. İlk bar çalışmam çok beğenildi ve epey bir popülerlik kazandım. Tabii yaşım küçük olduğu için sanırım bu beni şımarttı ve patrona şartlar öne sürmeye başladım. Sonuç: İşime son verildi… Artık işsizdim…
    Neyse ki bu dönem çok uzun sürmedi yine barlarda iş buldum. Gece 24’de sahne alıp, sabahın ilk ışıklarında sahneden iniyordum. 5 kişilik orkestramla yine çok popüler oldum.


    Her şey yolunda gibi görünse de ters giden bazı şeyler de vardı… Geceleri çok geç yattığım için viyola çalışmalarım etkilenmeye başlamıştı. Çünkü ben viyoladan çok şarkı söylemeye zaman ayırıyordum.


    Mezuniyet dönemim gelip çattığında içimi “ya mezun olamazsam” korkusu sardı. Her şeyden elimi eteğimi çektim ve kendimi okulun çalışma odasına kapatıp sabahlara kadar viyola çalıştım.


    Bu sıkıntıları unutturacak bir sonuçla okuldan mezun oldum. 100 üzerinden 99 aldım…Okulda kalmam için teklif geldi. Kabul ettim ama bir yandan da bar çalışmalarına devam ediyordum.


    Bu arada Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda da çalışmaya başladım. Araya bir de master sıkıştırdım ve Polonya’ya gidip master class çalışması yaptım.


    Polonya dönüşü okulun oda orkestrasında da çalışmaya başladım. Bir yandan da senfoni orkestrası ve dışarıda da bar çalışmalarım devam ediyordu. Tam bir üçgen oluşmuştu. İtiraf etmeliyim bir yanda klasik müzik, öte yanda pop, tam bir ikilem yaşadım o dönemde…


    Tabii ki amacım senfonide kadrolu olarak yer alabilmekti. Ama zaman içinde bu ihtimalin zayıfladığını gördüm ve sonunda klasik müzik ile yollarımı ayırmaya karar verdim.


    Bu arada pop müzik sanatçıları değil ama kendi sözlerini ve müziklerini yapan sanatçılar benim çok dikkatimi çekiyordu. Bu konuda kendimi yokladım ve bir de baktım besteci kimliğim beni başka bir yöne çekiyor. Artık ben de söz yazıp, beste yapıyordum.
    İçimden gelen sese kulak verdim ve de Türkiye’nin iyi müzik yapan müzisyenlerinden ve sevilen pop starlarından biri olma kararı aldım kendi kendime…
    Sizce iyi etmiş miyim böyle bir karar almakta, ne dersiniz?

    En sevdiği insan:
    İnsanlar desek olmaz mı; ailem.


    En büyük korkusu:
    Yalnız kalmak.


    En büyük aşkı:
    Daha yaşamadığım aşk.


    Başına gelen en büyük olay:
    Bir gece sahnede şarkı söylerken önde oturan bir adam tabancasını çekti ve sağa sola ateş etmeye başladı. Ben yere attım kendimi ve yerde şarkımı söylemeye devam ettim. Olay bitince de “Kurşun Adres Sormaz ki” adlı şarkıyı söyledim.



    En çok neye güler:
    Kamera şakaları ve Ata Demirer.


    En sevdiği huyları:
    İyi niyetli ve arabulucu olmam. Yani herhangi bir anlaşmazlık olduğunda hemen araya girip insanları uzlaştırabilirim.


    En sevdiği yemek:
    Balık.

    En sevdiği şehir:
    Ben Eskişehir’de doğdum, Ankara’da büyüdüm bu nedenle de İstanbul bana çok büyülü geldi.


    Söylediği en büyük yalan:
    Ben hiç yalan söylemem (Bundan büyük yalan var mı)


    En önemli pişmanlığı:
    Konservatuarı bitirme döneminde çalışmadım ve çok zorlandım.


    En önemli hatası:
    İlk bar çalışmamda biraz tanınınca şımardım ve de patrona şartlar ileri sürdüm sonunda da işsiz kaldım.


    En büyük başarısı:
    Umarım bu albüm olur.


    En büyük başarısızlığı:
    Sınavlarda aldığım birkaç kötü not dışında yok.


    En üzüldüğü olay:
    Aldatılmak


    En heyecanlandığı an:
    Okulun oda orkestrası ile konser veriyorduk ve ben viyola gurup şefiydim. Uzun bir notada solo yapmam gerekiyordu. Yayı çekerken heyecandan elim titredi ve kendimi çok kötü hissettim.

    İlk aşkı:
    1992-2002 yılları arasında yaşadığım ilk kız arkadaşımla olan aşkım.


    İlk ayrılığı:
    2002’de bir daha bir araya gelmemek üzere 10 yıllık ilişkimi bitirdim.


    İlk önemli kararı:
    Konservatuar sınavına girmek.


    İlk pişmanlığı:
    İstanbul’a albüm yapmak için ilk geldiğimde çok korktum ve de geldiğime pişman oldum.



    İlk para kazandığı iş:
    Bir kafede gitar çalıp, şarkı söylemek.


    İlk gerçekleşmesini istediği hayali:
    Konservatuara girmekti.


    İlk yaptığı yemek:
    Yumurta


    İlk kavgası:
    Küçükken mahallede Ersoy adlı bir çocukla kavga etmiştim.


    İlk küstüğü kişi:
    Kimseyle küsmeyi sevmem.


    İlk büyük hayal kırıklığı:
    Konservatuar eğitimim sırasında çok önemli bir sınavdan düşük not almıştım.


    İlk büyük sevinci:
    Konservatuarı kazandığımı öğrendiğim an yaşadığım sevinç.


    İlk hayattan öğrendiği ders:
    Hayatı hiç boşlamamak lazım, yoksa düşersin.


    İlk korkutan olay:
    Her şeyin ilki beni biraz korkutur.


    İlk okuduğu kitap:
    Şeker Portakalı



    İlk etkilendiği oyuncu:
    Robin Williams

    [​IMG]

    ozgunonline.com

     
  2. DarkAngeL

    DarkAngeL *MaWinin kankası Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    502
    Beğenilen Mesajlar:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Cehennem den
    Ce: Özgün
    emeğine sağlık canım tşklerrr.....
     
  3. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.236
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Ce: Özgün

    ben teşekkür ederim...
     
  4. mislinay

    mislinay Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8.130
    Beğenilen Mesajlar:
    39
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Özgün

    emeğine sağlık canım saol
     
Özgün konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Özgun

    Özgun

    Özgun İkinci albümü çıkardın...iki albüm arasındaki tepkileri bize değerlendirir misin ? İkinci albümümüz daha çok yeni. Kısa bir zaman önce marketlerde yerini aldı. İlk albümde bu kadar güzel işler yapmış olmak beni çok mutlu ediyor. İkinci albümde de buna benzer tepkileri alacağımı düşünüyorum. İkinci albümdeki farklılık ilk albüme göre daha pop bir albüm oldu. İlk...
  2. Özgü Namal

    Özgü Namal

    özgü namal yeni projeler ünlü oyuncu sexi mi değil mi?? ya banane kardaşim işini yapsın bana yeter ama gel gör ki insanlar meraklı işte size yanıt..... ÖZGÜ NAMAL SEKSİ Mİ? ÖZGÜ NAMAL KURTLAR VADİSİ DİZİSİYLE TAVAN YAPTIĞI OYUNCULUĞUNUN ARDINDAN REKLAM FİLMLERİYLE GÜNDEMDE KALDI. Özgü Namal eşittir ‘cici kız’ tanımlaması, onunla ilgili her yazıda ve röportajda mevcut. Uzun bir aradan...
  3. Özgün -Mühür

    Özgün -Mühür

    Bakınca her fotoğrafına Dudaklarım mühürleniyor Düşünmeden yazar şu hayat acı sonları Duvarları yosunla dolu Gönül yine derin yaralı Kader değil insan acıtır canı Ne yıldızlar yanar Yokluğun kör karanlık Ne de bu gün doğar Sensizlik benle yaşlanmış en büyük acı İnan değişmez yerin bende aynı Ne yağmurlar diner Gönlümde her bir hücre Bana seni diler Sensizlik benle yaşlanmış en büyük acı İnan...
  4. Özgün -Hayret

    Özgün -Hayret

    Seyret beni şimdi uzaktan Belki olur da çok seversin Pardon yanlış mı biliyorum Kıskanmam mı derdin Sen ki yaramaz Aşka hiç inanmaz Güçlü, kariyer sahibiydin Benle sıradan bir ilişki Bağlanmam mı derdin Utanmadan bi de soruyor musun Sevgilin kim diye Seni biraz ezik gördüm Bir de eskimiş hal ile Hayret ettim hayret Görünce şaşırdın Hayret kızardın daraldın Ha gayret anlaşırsın tatlım Aşkın ne...
  5. Özgün - Zilli

    Özgün - Zilli

    Kız zilli Çok hoşuma gidiyor İnanamıyorum aklım şaşıyor Bütün dünya onu konuşuyor Bana mı geliyor külkedisi Canı isterse marsa gidiyor Temmuzda bile kayak yapıyor Babadan zengin köşkte yaşıyor Vakit geliyor külkedisi Kız zilli Hatun şöhretli ama ben kalender meşrebim Yemesi zor ama ben işimi bilirim Tek elle kopça çözüp öpmeyi de bilirim Bu kız zilli fakat ben yola getiririm

Sayfayı Paylaş