gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.164
    Beğenilen Mesajlar:
    2.213
    Ödül Puanları:
    113

    özürlülüğün Sosyo – Politiği

    Konu, 'Engelliler dünyası' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    SHU Rıza Elitok Emperyalistler, her gün kitle iletişim araçları ile toplumsal sorunlara yönelik çalışmalarını anlatırken bir yandan da Irak’ta , Somali’de, Bosna’da, Kafkaslarda olduğu gibi kitlesel katliamlara ortak olmakta ya da sessiz kalmaktadırlar. Yine hastalıklar, açlıklar ve binlerce sakat çocuk...

    Bu aldatmaca, bu vahşet, bu saldırganlık bitmedi. Tıpkı Nagazaki de, Hiroşima da ve Çernobil de olduğu gibi. Yine ölüm, acı, kuraklık ve açlık ve binlerce sakat çocuk...



    Bu göz göre göre yıkım ve vahşet nedir? İnsanoğlu bu kadar kör, bencil ve çaresiz mi? İletişimin ve teknolojinin cebimize kadar girdiği bu zamanlarda ilkellikte, hırsta ve bencillikte ısrarın nedeni nedir? Kozalak kokan çamların içinde, masmavi denizin yöresinde zehirli gazın nükleerin işi ne? Dur demek lazım, yeter artık ! Bir çığlık, bir sevgi ve insan için yeter artık ! Olmasın artık ölüm, açlık, kuraklık ve binlerce sakat çocuk...

    Bir yandan bolluk içinde yaşam, trilyonluk israf, bencilce tüketim ve hırs. Bir yandan yokluğun, yoksulluğun, kör yargının ve cahilliğin ezici, ağır yükü altında milyonlarca yaşam, doğmamış milyonlarca çocuğun sevgisiz ve gıdasız yüreği, beni... işte budur vaziyet ilim çağında, işte budur ölüm, açlık, kuraklık ve insanlık ayıbı; trajedi, zulüm ve binlerce sakat çocuk...

    Cahilliğin ve yokluğun çocukları, hırsın ve şiddetin kurbanları, bozuk ve yoz düzenin serserileri, fahişeleri, hamalları, dilencileri ve çocukları ve binlerce sakat çocuk...

    Toplumsal sorunlar, adından da anlaşılacağı gibi toplumun bir sorunu, toplumda her kişi ve kurumu bağlayan, toplumsal politika ve planlarla doğrudan ilgili olgulardır. Toplumsal sorunların teşhisi ve çözümüne yönelik yaklaşım ve müdahalelerde, sorunun “toplumsal” niteliğinin kavranıp hareket edilmesi ilk ve temel adımdır. Toplumsal bir sorunla ilgili olgu yada veriler tek tek, toplumsal yapıdan ve politikalardan ayrı ele alınarak değil bilakis, bu veriler bütünsel ve eleştirel bir yaklaşımla sosyo – politik temelleri ile birlikte ele alınıp değerlendirilmelidir.

    Toplumsal bir sorunun teşhisinde, sorunun sosyo – politik niteliği sıkça vurgulanmakla birlikte, çoğunlukla realitede sorunun çözümü sosyo – politik temelinden soyut kalınarak ve göstermelik amaçlarla ele alınmakta, günü kurtarıcı, kısa vadeli istikrarsız çalışmalar yapılmaktadır. Anlaşılacağı üzere, sorunun çözümünde siyasal iktidarca belirlenmiş sosyo – politik kararlar ve buna bağlı olarak devreye girecek erkler mekanizması, toplumsal bir sorunun çözümünde temel ve gerçekçi faktörlerdir. Örneğin, her yıl binlerce kişinin sakat kaldığı yada öldüğü Türkiye’de ki trafik kazalarında suçlu, genellikle kamuoyunu oyalamak ve kandırmak maksadıyla yaratılmış bir meşhur “ trafik canavarı”na bağlansa da aklı selim olan herkesin de bildiği gibi meydana gelen trafik kazalarının asıl suçlusu ulaşımda ulusal boyutta yanlış politikalar uygulayan gelmiş geçmiş siyasal iktidarların olduğu bilinmektedir. Uzun yıllardan beri demiryollarının “ komünistlik” işi olduğunun politikasını yaparak siyasi rant sağlayan ve bu alanda yatırım yapmayan MyCharty’cı, Reag’ıncı, Bush’çu, Özal’cı mandacı siyasal iktidarlar ülkeyi, trilyonlarca liralık zarara uğratmakla kalmamış, binlerce sakat ve ölen insanında sorumlusu olmuşlardır. Oysa herkes de bilmektedir ki demiryolları hem daha ucuz ve güvenli, hem de ülke coğrafyasına uygun bir sistemdir. Bu işin bir tarafı, tabii öbür tarafta toplumun bilgisizlerin elinde cahil ve kör bırakılması da başka bir sorumsuzluk örneğidir. Burada, ulaşımdaki çarpıklıklar sonucu oluşmuş, toplumsal yaraların sarılması özel veya resmi sosyal hizmet kuruluşlarınca yapılmaya çalışılsa da sorun sosyo- politik temelde bütünsel açıdan ele alınıp çözülmezse aynı sorunlar sürekliliğinden bir şey kaybetmeyecektir.

    İnsanların toplumsal sorunlara yaklaşımları inandıkları değer ve görüşlerle çok yakından ilgilidir. İnsanlar benimsedikleri değer ve inançlara göre toplumsal ve siyasi olayları yorumlarlar ve buna göre de tavır ortaya koyarlar. Örneğin,bir akraba evliliğiyle doğan çocukta, meydana gelen herhangi bir özürlülüğü çocuğun anne ve babası benimsedikleri değer ve inanışlara göre takdir-i ilahi olarak yorumlaya bilir. Bir başka anne ve baba içinde çocuğunda ki özürlülüğün nedeni ona nazar değmiş olabileceğidir. Ve sahip olunan bu görüşler doğrultusunda çözümde kimi zaman özürlü çocuğa bir muska takılmasında yada onun üflenmek üzere bir hocaya,türbeye götürülmesinde aranmaktadır. Maalesef ülkemiz geleninde toplumun özürlülüğe bakışı kökleşmiş,gelenekselleşmiş,bilimdışı inanç ve görüşlerle yorumlanmaktadır. Böyle olunca da aile özürlü niteliği bir günah sonucu,talihsizlik yada kader durumu olarak algılamakta,özürlülere kendi sorun ve kaderleri ile baş başa bırakmaktadırlar. Hatta çoğu zaman özürlülük utanılacak bir mesele olarak ele alınmakta,özürlü toplumdan saklanarak soyutlanmakta,dışlanmaktadır. Yada özürlü,toplumca zavallı,acınası bir kişi olarak görülmekte buda hem özürlü bireyi hemde toplumsal ahlak ve saygınlığı zedelemektedir. Böyle bir durumda yapılması gereken çalışmalar ve alınması gereken önlemler nelerdir? İlk olarak devletin öncülüğünde toplumun tüm insani ve maddi gücü organize edilerek toplumun geleninde yaygın olan özürlülüğe yönelik yanlış ve bilimdışı görüşler değiştirmelidir. Toplum bu konuda eğitilerek bilinçlendirilmeli,kendi yaşadığı sorunun farkına varabilmesi sağlanarak sorunun çözümünde toplumsal destek ve güç alınarak hareket edilmelir.Toplumun özürlülüğe yönelik yanlış görüşlere düzeltilmeden gerçekçi ve bilimsel anlayışa göre değiştirmeden yapılacak rehabilite türündeki her çeşit çalışma amacına ulaşamayacaktır. Nitekim,şu andaki durumda kayıt dışı,yetkililerden ve toplumdan gizlenen önemli bir çoğunlukta özürlü gurubu bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu sorunun aşılması için en başta ebeveynlerde ki olumsuz düşüncenin değiştirilmesi gerekmektedir. Bunu yapacak olan bireylerin can ve mal güvenliğini sağlayarak onlara temel barınma,eğitim,sağlık ve beslenme imkanlarını sunmakla görevli devletin yetkili mercileridir.

    Konunun netleşmesi açısından son bir örnek daha verelim. Örneğin,bir kaynak atölyesini düşünün. Bu atölyede işçi olarak çalışan Ahmet, güvenliksiz kaynak yaparken çıkan kıvılcımlarda etkilenerek zamanla körleşir ve iş yapamaz hale gelir. Kör olan Ahmet’in hem kendisi hemde ailesi sosyo-ekonomik ve psikolojik açıdan zor duruma düşmüştür. Ahmet’in bu özürlülüğünün nedeni bir çok açıdan ele alına bilir. Örneğin Ahmet’in kör olmasının nedeni onun kendi ihmalkarlığı veya dikkatsizliği,yada kaderinin yada talihsizliğinin bir sonucu,atölye yöneticisinin gerekli önlemi almaması gibi nedenler olabilir. Bu nedenle ilgi Ahmet ya dikkatsizliğinin cezasını çekmekte,ya kaderine razı olup feleğe küsmekte yada mağduriyeti ölçüsünde işletmeye tazminat davası aça bilmektedir.Tabiki,burada sorunun ela alınışı kimi zaman bireysel açıdan kimi zaman bireyin dışında olgu ve nedenler ayrı ayrı ele alınarak belirtilmeye çalışılmaktadır. Fakat bu tür yaklaşım çözüm önerileri kısa vadede durumu kurtarmaktan öteye gidemez. Ahmet beklide binlerce kişinin çalıştırıldığı gibi sigortasızda olabilir. Yada günlük 12-13 saat çalışmanın getirdiği bedensel ve ruhsal çöküşte kör olmasında bir etken olabilir. Fakat burada üzerinde durulması gereken esas mesele şudur:

    Ahmet ihmalkarlığının sonucu zamanla kör olmuş olabilir,fakat işçilerin iş güvenliğinden sorumlu,onların bedensel ve ruhsal sağlığını korumakla yükümlü atölye yönetimi neden daha önceden bu tür kazaların oluşmaması için gerekli önlemi almamıştır. Ahmet’in kaynak yaparken gözlerini korumasını sağlayacak araç atölyede bulunabilir ve Ahmet ihmalkarlığı sonucu bu aracı kullanmamış olabilir,fakat atölyede bulunabilir ve Ahmet ihmalkarlığı sonucu bu aracı kullanmamış olabilir,fakat atölyede işçilerin güvenliği denetlemekle görevli kişi neden Ahmet’i olabilecek kazaya karşı uyarmadı. İş güvenliği konusunda atölyede çalışan işçiler eğitilmedi mi? Onlarla seminerler ve açıklayıcı materyaller aracılığı ile gerekli uyarılar yapılmadı mı?Atölye işletiminin takibi düzenli aralıklarla yapıldı mı?Atölye yönetimi şimdiye kadar hangi yasal boşluğa yada denetimin gevşekliğine uyarak önlem almamış olabilir?Yasaların işletmelerde ki iş güvenliğinin sağlanmasına yönelik yaptırım gücü ne oranda geçerli?İşte burada asıl üzerinde durulması gereken noktalar bunlardır. Toplumun çalışma yaşamı tel tek birey veya işletmelerden değil devletin çalışma ve üretim politikalarından sorulur. Burada asıl sorunlu olan devletin ilgili karar alma ve yürütme organlarıdır.(mesela çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı,sağlık bakanlığı, Başbakanlık sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu vb...)Ahmet’in durumunda olan yüzlerce kişi,aynı türden yüzlerce denetimsiz atölye buluna bilir,bu durumda toplumsal sorunların büyüyerek birikmesi kaçınılmazdır. Ahmet kendi dikkatsizliğinin veya ihmalkarlığının yada talihsizliğinin bir sonucu değil,atölyenin ihmalkarlığı ve sorumsuzluğu vede bu gibi atölyelerin çalışma ortam ve niteliklerini denetlemek,izlemek ve yönlendirmekle sorunlu devletin yetkili mercilerinin duyarsızlığı sonucunda kör olmuştur. burada Ahmet ve toplum için bundan sonra yapılması gereken ilk iş,Ahmet’in kendi sorunu konusunda aydınlatılması,haklarının anlatılması,kendisi ve toplumla barışık bir şekilde yaşama koşullarının yaratılması olamalıdır.Toplumunda Ahmet gibi özürlü bireylerin durumları hakkında bilinçlendirilmesi ve toplumun bu konuda yardım ve duyarlılığının arttırılması sağlanmalıdır. Bütün bunlar yetkili merciler öncülüğümde geniş sosyo-politik plan ve yönlendirmelerle sağlanabilir. Aksi yaklaşım ve çözümler temelsiz,istikrarsız ve göstermelik olacaktır ister istemez. Toplumsal kamuoyu bu konularda bilinçlendirilerek hantal ve biyografik devletinde harekete geçilmesi gerekmektedir. Burada başta üretim güçleri sendikalar,kooperatifler,meslek örgütleri,sivil toplum kuruluşları harekete geçmelidir.Toplımca Ahmet’in durumundan hepimiz sorunluyuz hem yıllardan beri demir yolları ‘’komünistlik ‘’ tir deyip binlerce insanın sakatlanmasına yada ölmesine neden olan sağcı liberal ve mandacı politikacıları halen seçtiğimiz için ve halen onlardan medet umduğumuz için hem de ülkeyi sahiplenemediğimiz için,duyarlı insanlarımızı yanlılığa terk ettiğimiz için.

    Savaşların ve toplumsal şiddetin eşitsizliklerin nedeni çokça anlatıldı. Ciltler dolusu kitaplar yazıldı ama maalesef özellikle Türkiye gibi az gelişmiş doğal kaynakları ve iş gücü talan edilmiş,uluslar arası tekellere peşkeş çekilmiş ülkelerde etnik,ekonomik ve sosyal hoşgörüsüzlük,çatışma bilinçli olarak körüklenmekte bu çatışmalar belirli güçlerce rant kapısı haline getirilmektedir. Oysa bu gibi ülkelerde sosyal yaralar çık gibi büyüdü.kaynak.frmpaylas

     
özürlülüğün Sosyo – Politiği konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Politika

    Politika

    Bakınız; Siyaset.Rüyada siyasi bir parti görmek düşüncelerinizi istikrarlı bir şekilde gerçekleştireceğinizin ve hayatta başarılı olacağınızın işaretidir
  2. özürlülüğün önlenmesi

    özürlülüğün önlenmesi

    1- Evlilik basvurusu üzerine, gençlerin havale edilecegi ve saglikli bir evlilik birligi kurmak ve saglikli çocuklar yetistirmek üzere bilgilendirilecegi bu konuda yardimci olmak üzere çesitli saglik kontrollerinin yapilacagi genetik danisma merkezlerini içeren aile danisma merkezlerinin kurulmasi. 2- Anne adaylarinin temel saglik hizmetlerinden yararlanacagi ve desteklenecegi ana-çocuk...
  3. politik karikatürler

    politik karikatürler

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  4. Politika Dediğin

    Politika Dediğin

    Politika nasıldır bilirsiniz meleklerim.Bir şey söylersiniz ama söylediğinizle anlatmak istediğiniz şey tamamen farklıdır.Bu politikanın bir gereğidir.Bu gereği diğer tanınmış politikacılarımız nasıl yerine getirmiş bakın bakalım.Yazıları ilk önce normal daha sonra birer satır atlayarak okuyun bakalım ne çıkacak :D Politika Dediğin Bill clinton; Türkiye bizim her zaman dostumuz olan bir...
  5. Politika Fıkraları

    Politika Fıkraları

    Merhaba arkadaşlar, siyasetle aranız nasıl bilmiyorum ama benim ki hiç iyi değil sadece fıkralarda seviyorum :) Ve bu yüzden sizden Politika Fıkraları rica ediyorum :)

Sayfayı Paylaş