gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Pul Biber ve Avrupa Birliği- can dundar

    Konu, 'Denemeler Hikayeler' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Yaşam bazen öyle ilginç tesadüfler hazırlıyor ki, şaşıyorum. [/FONT] [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Yıllar önce çok sevdiğim bir dostla sırf me*raktan Atatürk Barajı inşaatını görmek ve Urfa Tüneli'nin derinliklerine dalmak için baraj bölgesine gitmiş ve doğrusu yapılan işin hacmi karşısında büyülenmiştik. Dev bir köstebeğin nasıl Mezopotamya'nın altını üstüne getirdiğini izlerken, buradan sağlanacak ürün patlamasının Avrupa'yla entegrasyona balta vurup vurmayacağını tartışmıştık. [/FONT] [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Sonra gece inşaat işçileri bir çiğ köfte partisi verdiler. İnce çekilmiş kıyma, Urfalı bir işçinin hoyrat ellerinde avuç avuç pul bibere bulanırken, te*levizyonda Bob Geldof'un or*ganize ettiği "Live Aid" konseri 3 kıtaya canlı yayın yapıyor*du.[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Urfa'da bir baraj inşaatında çiğ köfte yiyerek kıtalararası bir rock konseri izlemek... Ah*met Kaya olsa "Bu ne yaman çelişki anne" diye türkü söylerdi.[/FONT]

    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]***[/FONT]

    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Geçen hafta Avrupa'nın Türk kırmızı pul biberine kan*serojen olduğu gerekçesiyle ambargo koyduğunu duyunca o geceyi anımsamadım bir*den... ATV haberleri, ince bir mizahla pul bibere ambargo haberleriyle, Avrupa'nın Türkiye'ye Gümrük Birliği kapısını araladığı haberini ardarda verdi.[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Urfalılar Avrupa'nın tavrına çok içerlemişlerdi. Ur*fa'da kimbilir kaç kuşaktır pul biber yeniyor, kimse de kanser-manser olmuyordu. Hatta bir Urfalı anne, inandırıcı olsun diye 10 yaşlarındaki oğlunu yanına çağırdı, bir avuç dolusu pul biberi çocuğun ağzına tıkarak, "tele-kan -ser testi" yaptı.[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Gelin görün ki, çocuğun yediğini "Avrupalı yemiyor". Batı'da bu türden arabesk gösterilere değil, ciddi laboratuvar bulgularına itibar ediliyor. Kanser testini aşamayan pul biberi ibret için oğluna yediren anneler de ibret için hapse atılıyorlar. [/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Bu tür durumlarda Türkler'in üç tür tepkisi gözlenir;[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]• "Bu Avrupalı zaten Türk düşmanıdır, biber bahane..." yaklaşımı...[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]• "Onların da kanları AlDS'li, kendilerine baksınlar" yaklaşımı...[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]• "Avrupalı istemezse almasın, ben kanser filan anlamam, biberimi yerim kardeşim" yaklaşımı...[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Bu yaygın tavırların hiçbirinin Avrupa'yla entegrasyona elverişli olmadığı ortada...[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Şu "Gümrük Birliği" denilen şey her neyse anlaşılan oraya dahil olabilmek için önce pul biberimizi, sonra da davranış kalıplarımızı değiştirmemiz gerekecek. Yani önce biber Avrupa standartlarına gelecek, sonra da biz...[/FONT]




    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]***[/FONT]

    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]İşte bu noktada bazıları bunun bir "asimilasyon" olacağı endişesini dile getiriyorlar. Yani "biz Avrupalı olmak uğruna pul biberimizi, daha doğrusu bize özgü değerleri feda edeceğiz..."[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Ben bunun hiç de öyle olmadığına inanıyorum.[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Avrupa çatısı altında her ulusun kültürünü koruyarak varolabileceği görüşündeyim. Tabii kültür dediğimiz şey "azraile meydan okumak"tan ibaret değilse...[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Su sorununu belediye başkanının yağmur duasıyla, radyasyonlu çay krizini, yiğit bakanın gazeteciler önünde ince belli fincandan çay içmesiyle "halleden" bir kültürün Avrupa'da tutunamayacağı açık. İstanbul'da ilk ciddi depremde 30 bin ölü, 90 bin yaralı tahmini yapılırken, çarpık yapılaşmaya devam eden bir kültürün ciddi entegrasyon sorunu olacağını tahmin etmek güç değil. Zehirli hava için "yüce Mevla'nın kuvvetli bir üfürüğü"nden medet uman, maden ocaklarında "tevekkül”ü "tedbir"e tercih eden bir yaklaşımın "medeni alem"de yer bulması elbette zor olacak...[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]O yüzden sanırım, birlik gerçekleşirse Avrupa kültürü bizi yutmayacak. Pul biber yine varolacak, hatta Urfa'da Danimarka peyniri yenirken, Fransızlar pul biberli eritme peynir üretimine geçecekler. Entegrasyon, bir kültürel zenginleşmenin adı olacak.[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Ancak bu entegrasyonda asıl sorun "uygar davranış" testini geçmek olacak. Bilimsel raporlara rağmen halka radyasyonlu çay yutturmaya çalışanlar bakan değil, çaycı bile olamayacak. Kanserojen pul biber yutup, "Bak Avrupa, bana birşey olmuyor" dayılanmasına yeltenenler akıl hastanesine tıkılacak. Ürettiğiniz buzdolabının kapı kolu, tüketicinin elinde kalırsa yüklü bir tazminat ödeyeceksiniz. [/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Buna karşılık, birkaç puan yüksek faiz uğruna bankada para batıranların kayıplarını bütçeden, yani halkın cebinden ödeyemeyeceksiniz. Çünkü artık egemenlik kayıtsız şartsız milletin olmayacak. Başkaları da yaşamınızın üzerine egemen olacak. Yaşar Kemal'i mahkum etmekte zorlanacaksınız. Uyanık popçular istedikleri gibi çalıp çırpamayacaklar. Çünkü 'telif hakları' diye küçük bir sorun başgösterecek. Kültürler yine birarada varolacak ve birbirlerini besleyecek, ancak "Ben acıların kadınıyım" diye pul biber avuçlamak kültürden sayılmayacak.[/FONT]

    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]* * *[/FONT]

    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Veya...[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Biz Avrupalı olacağız ve Almanya'da akraba evliliği sorunu başgösterecek. İsviçreliler pul biberden kanser olanlar için sağlık merkezleri kuracaklar. İngilizler radyasyonlu çaydan ampul gibi parıldayacaklar ve Eiffel Kulesi'nin kapısına "Önce tedbir, sonra tevekkül" yazılacak.[/FONT]
    [FONT=Arial,Helvetica,Verdana, Sans Serif]Sıkı dur Avrupa... Biz geliyoruz...[/FONT]

     
Pul Biber ve Avrupa Birliği- can dundar konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Bahar ve ayrılık- can dundar

    Bahar ve ayrılık- can dundar

    Bahar, alıp başını gitmele*rin mevsimidir. Sebepsiz yere bazen... Önünü ardını hesaplamadan... He*sapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar... Bir bakarsınız kekik kokulu bir ni*san sabahı koparıp alıverir sizi ha*yattan... Çiçek açmış bir kiraz ağacı*nın hayaliyle yollara düşersiniz. Demir alır gönlünüzün limanın*daki gemiler... Açılır gidersiniz... Aradığınız belki yüzülmemiş...
  2. Ölülerimizi saymayın!- can dundar

    Ölülerimizi saymayın!- can dundar

    Savaş insanı duyarsızlaştırıyor. "Neyse ki zayiatımız az" diye konuşma*lar oluyor sağda solda... "Böyle bir ope*rasyon için 20 şehit çok iyi" deniyor, öte yandan gazeteciler "200 PKK'lı öldürülmüş. Bu az değil mi?" diye soruyorlar. "200 ölü için harekata de*ğer miydi" tartışmaları yapılıyor. Böyle konular açıldığında hep birkaç yıl önce okuduğum bir...
  3. Avrupa, Yeni Hayat, bıyık ve mankenler üzerine...- can dundar

    Avrupa, Yeni Hayat, bıyık ve mankenler üzerine...- can dundar

    Avrupa, Yeni Hayat, bıyık ve mankenler üzerine... Farkında mısınız bilmem; son dönemde başına "yeni" sıfatını alan ne varsa ilgi görüyor. İşte Cem Boyner'in Yeni De*mokrasi Hareketi, işte Orhan Pamuk'un Yeni Hayat romanı, işte bizim Yeni Yüzyıl gazetesi... Elbette ilgiyi sadece bu sıfata bağlamak haksız*lık olur, ama şu da bir gerçek ki, "yeni" olmak başlı başına bir...
  4. Şiddet, özel yaşam ve medya- can dundar

    Şiddet, özel yaşam ve medya- can dundar

    Beethoven ve Wagner şiddettir. Darwin, Marx ve Freud şiddettir. Hatta Galileo ve Einstein şiddettir" diyor Ahmet Oktay, Milliyet Sanat'taki yazısında: "Edebiyat ve sanat, daha da genelinde düşünce şiddettir" diye ekliyor. Çünkü edebiyat, sanat ve düşünce yaşamın sı*nırlarını zorlar. Mevcut yapıları dönüştürmeyi amaçlar. Yeni bir yaşam beklentisi yaratır. Bu anlamda da şiddet...
  5. Barbi bebek ve CHP- can dundar

    Barbi bebek ve CHP- can dundar

    Barbileri bilirsiniz. Yaklaşık 30 santim boyundaki bir plastik bebek, yüzündeki yapay gülümsemeyle yeryüzünün dört bir yanında nice küçük kızın çocuk*luğunu paylaşmıştır. Dünyaya dağılmış 10 milyonlar*ca Barbi, yüzmilyonlarca giysisiyle kimbilir kaç mil*yon genç kızın ergenliğinde iz bırakmıştır. Alvin Toffler, 1970'lerde yazdığı "Şok" adlı kita*bında Barbi bebeklerle ilgili şok...

Sayfayı Paylaş