gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    ResiMüzik

    Konu, 'Çöplük' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    erosun çalgısı erosun çalgısının adı müzik aleti neşeli bir yüz güneşli bir hava gibidir kompozisyon resim alegorisi
    Müzik Hollanda sanatında sık sık başvurulan bir temadır. Şarap ve müzik genellikle aşk ve baştan çıkarma ile birlikte ele alınır. “Kadın ve İki Erkek resminde erkek bir afrodizyak olan şarabı teklif ederek onun savunmasını azaltmayı ve kadının tekliflere açık olmasını sağlamaya çalışmaktadır. Vermeer’in resimlerinden birkaçında belirli bir leitmotif olan kadeh imgesi, bu tabloda erkeğin kadehi kavraması ve içmeye teklif etmesi enstantanesini görselleştirmektedir.

    [​IMG]
    Şarap Bardağı, 1658, Tuval üzerine yağlıboya, 66,3x76,5 cm. Staatliche Müzesi, Berlin
    2.2.1. Şarap Bardağı (1658–1660) Berlin Ulusal Müzesi, Gemaldegalerie.
    Resimde karakterize edilen figürlerin müzikal bir eğlence ve vakit geçirmeye (divertimento) dair bir ruh hali içinde olduklarını kanıtlayan ifadeler vardır. Bu açıdan önerilen Lavta (Lute) çalgısı sandalyenin üzerine yerleştirilmiştir. Müzik notaları ise bir İran Halısı üzerine yayılmıştır. Resimde bardaktan şarap içmek üzere olan kadının yanında duran adam, Delft işi şarap sürahisini elinde tutmaktadır. Adamın hareketlerinden, sanki kadının şarapla ilgili yorumlarını beklediği izlenimini ediniyoruz. Kadının yüzü gizlenmiş, ancak her iki figürde zarif bir duruşla temsil edilmekte. Kadının saçını kaplayan örtü ve şarap bardağı yüzünü gölgeliyor. Aslında bu teknik, konuların açık biçimde ifade edildiği resimlerde pek rastlanmayan bir tekniktir. İçki, kadının müzik çalmasının ardından ödül niteliğinde sunulmuş olabilir. Çünkü çalgısı hâlâ ön plandaki sandalyenin üzerinde görülüyor. O yüzyılların resimlerinde müzik sıkça aşk teması ile birlikte anılmaktaydı.
    Bu sahnenin kompozisyon kuruluşu, ışık-gölge ve renkleriyle kasvetli, sıkıntılı bir izlenim yaratmaktadır. “Bunun sebebi pencerenin yarı kapalı olması ve perdenin üst kısımdaki pencereyi aşağıya doğru örtmesinden kaynaklanmaktadır. Bu karanlık ve kasvetli atmosfer muhtemelen kutsal kitaptan bir referans içermektedir: Gece gibi karanlıklar zayıflığın yönüdür gibi bir takım ifadeler, burada ışığın azlığı, ışıktan sakınmanın anlamı açısından iyi bir seçimi beraberinde getirmektedir. Bir Alman ansiklopedisi olan Zedler’in Evrensel-Lexikon’da (Halle / Leipzig, 1734, vol. 8, col. 339), karanlık odalar yetişkinlikle ilişkilendirilir. Vermeer’in bu resmi ahlaki bir öze de işaret etmektedir. Kalvinist öğreti de kadının içki içmesine izin verilmezdi. Çünkü “alkol, ahlaksızlığa ve davranış bozukluğuna giden yolda ilk adım olarak görülüyordu. Nitekim “sağlıklı inançları Flamanları tensel haz düşkünlüklerine İtalyan tedirginliğinin bulaşmasından korumaktaydı.
    Vermeer iç mekân resminde ilk kez konuyu figürlerden daha uzakta ve mesafe yaratarak resimlemiştir. Açık pencereden gelen ışık, hem figürleri, hem de odayı aydınlatıyor. “Vitray camlı pencere üzerinde, Vermeer’in Moses Nederveen ile evlendikten sonra komşusu olan Jannetje Vogel’in silahı ile çevrelenmiş geleneksel bir yakınlık ifadesi olarak kullanılan at dizginleri tutan bir kadın görülüyor.
    [​IMG]
    Müziğe ara vermiş genç kız, 1660-61, Tuval üzerine yağlıboya, 39,4x44,5 cm. Frick Koleksiyonu, New York
    2.2.2. Müziğe Ara Vermiş Genç Kız (Yakl. 1660–1661) Frick Koleksiyonu, New York.
    Resmin aşk ile ilgili olduğunu ve öncelikle ön plandaki genç kadının müzik ile ilgili yapması gerekenler olduğunu anlıyoruz. Çünkü masanın üzerinde müzik aleti ve notalar görülüyor. Resimdeki kız izleyiciye bakıyor ve adamın önüne uzattığı kağıt ile ilgileniyormuş gibi bir hava yaratıyor. Adam kızdan birkaç yaş büyük görünüyor ve muhtemelen kızın müzik öğretmeni olarak betimlenmiş. Kız ise biraz gergin; eve yeni gelen aşığını görmek için sabırsızlanıyor gibi bir ruh hali içinde. Arka plandaki duvarda elinde yayı ile aşk tanrısı Eros görülmektedir. Eros aynı zamanda elinde kartlarla oynayarak aşkın bir şans işi olduğunu ima ediyor. Ege Mitolojisine göre Aphrodite’nin oğlu olan Eros’da tıpkı annesi gibi dünyaya hayat ve neşe saçardı. “İlkbaharın kokulu nefesi olan Zephyros ile kanatlarını açarak, gül mevsiminde her yere giderdi. (…) Aphrodite gibi Eros da, Tanrıların ve insanların kalplerinde aşkın ilahi ateşini yakardı, onların mutluluklarını ve bahtsızlıklarını hazırlardı. (…) Onun sayesinde insanlar dostluğun zevklerini, arkadaşlığın neş’elerini ve lütuflarını tadarlardı. (…) Nedense o, daima teşebbüslere gözyaşları karıştırmaktan, saadete zehir dökmekten zevk alırdı. (…) İnsan ruhu neş’esini de ıstırabını da hep Eros’a (Aşk) borçludur. İnsan ne kadar çok severse o kadar çok ıstırap çeker, acı duyar. Acı duymadan sevmek olamaz. İşte mitolojinin bu estetik verilerinden yola çıkarak aşk temalarını betimleyen Vermeer, Eros’u, Piyanosunun Yanında Duran Bakire isimli resminde de tekrar kullanmıştır. “Resmin sol tarafında, arka planda görülen kuş kafesi sonradan eklenmiş görünmekte ve büyük bir ihtimal ile genç kızın hislerini anlatmak için betimlenmiş olma ihtimalini akla getirmektedir. “Kafes aynı zamanda genç kadını içki içmeye zorlayan adamın arkadaşlık isteğine tepki olarak da yorumlanabilir.
    [​IMG]
    Müzik Dersi, 1662-65, Tuval üzerine yağlıboya, 73,3x64,5 cm. Buckingham Sarayı, Londra
    2.2.3. Müzik Dersi (Yakl. 1662–1665) Kraliçe II. Elizabeth, Kraliyet Koleksiyonu.
    Resimde yer alan figürler Vermeer’in diğer resimlerine göre öylesine arka ve uzak planda konumlandırılmışlardır ki, resmin ön planında kompoze edilen natürmorta (ölü doğa) hizmet etmek için betimlenmiş gibi durmaktadır. Geniş büyük beyaz duvar ve siyah beyaz geometrik yer karoları, gözü aynı koyu ve açık tonlarda giyinmiş müzik öğretmenine yönlendirmektedir. Eleştirmenler ve sanat tarihçileri resmin izleyiciye yakın olan sağ tarafında görülen halının Delft’lilerin zenginliğini ve Flamanların Uzak-Doğu deniz ticaretindeki üstün başarısını simgelediğini öne sürmektedirler. Yerel ticaretin kanıtı olarak da halının üzerine konumlandırılmış olan Delft işi beyaz sürahi, bir kanıt niteliği taşımaktadır.
    Klavye başında müzik dersi alan genç kızın yüzü izleyiciden gizlenmeye çalışılmış olmasına rağmen, tıpkı Velazquez’in Nedimeler (Las Meninas) adlı tablosunda olduğu gibi Vermeer, ayna üzerinden yansıma yolu ile genç kızın yüzünün yansımalarını izleyiciye aktarabilmiştir. “Clavecin isimli iki ya da üç klavyeden oluşan bir çeşit piyanonun üzerinde: Müzik neşenin dostu, acının ilacıdır yazısını görüyoruz. Resmin tam ortasında yere bırakılmış bir kontrbas görülüyor ve büyük olasılıkla çift birlikte müzik yapıyor olabilir. Kompozisyonun sağ tarafında bulunan ve sadece bir bölümünü görebildiğimiz deşifrasyon (kopya), Dirck van Baburen’in resimlediği Roma Hayırseverliği isimli çalışmadır. Bu resim Vermeer’in kayınvalidesi Maria Thins’e aittir.
    [​IMG]
    Lavta çalan kadın, 1663, Tuval üzerine yağlıboya, 51,4x45,7 cm. Metropolitan Sanat Müzesi, New York
    2.2.4. Lavta Çalan Kadın (Yakl. 1664) Metropolitan Sanat Müzesi, New York.
    Rönesans ve özellikle Barok ışığını kullanarak yandan gelen Caravagist ışığın Vermeer için vazgeçilmez bir teknik olduğunu bu resimde bir kez daha görmekteyiz. Güneyin Barok ışığının tek kaynaktan süzülen yapay ve kutsal ışığına karşı, Flaman Sanatının günlük ışığın doğal yayılımını kullandığını görmekteyiz. Nitekim günlük ışığın kullanımını Kuzeyin sanatında bir tek Vermeer’de değil, Dürer’in Hieronymus Ofort’unda ya da Ostade’in bir ofordunda da sıklıkla kullanıldığını ifade edebiliriz. Tüm Kuzey resimlerinde konu aynıdır aslında: yandan ışık alan kapalı bir oda. Fakat “Albert Dürer’de ışık çizgisel olduğu için sanki eklenti olarak durmaktadır. Ostade ve Vermeer’in kompozisyonlarında ise nesneler yandan gelen ışıkla adeta yıkanmakta ve her şey hareket ve başkalaşma içinde erimektedir. Burada söz, plastik şekilde değil, ışıktadır. Vermeer’de nesnelerin konturları belirsiz ve yüzeyler yoklanamaz hale gelmiştir. Ressam tıpkı Ostade’in resimlerinde olduğu gibi nesnelerin biçimlerini meydana getiren sınırları algılanabilir hale getirmekten kaçınmaktadır ve ışık tıpkı setlerini yıkmış bir ırmak gibi serbestçe akar. Bunun sonucunda “nesnelerin maddelikleri henüz belliyse de bunlar adeta nesneler üstü bir etki içinde erime yolundadırlar.
    Lavtalı Kadın tablosunda genç kadın, lavtasını çaldığı sırada sokaktan gelen bir sesin ardından müziğine ara vermek zorunda kalarak başını pencereye doğru çevirdiği esnadaki izlenimi içinde betimlenmiştir. “Kadının arkasındaki duvarda 1613 yılında Jodius Hondius tarafından yayımlanmış olan Batı Avrupa haritası görülmektedir. Resim monokrom tonlardadır ve ne yazık ki, yıllar geçtikçe resmin özenli detayları giderek yok olmuştur.
    [​IMG]
    Konser, 1665-66, Tuval üzerine yağlıboya, 69x63 cm. Isabella Gardner Müzesi, Boston
    2.2.5. Konser (Yakl. 1665–1666) Isabelle Stewart Gardner Müzesi, Boston.
    Resimde üç kişi oldukça sakin bir biçimde müzik yapmaktan dolayı aldıkları zevki paylaşarak görülmeyen izleyiciler önünde müzikal bir performans sergilemektedirler. Resmin merkezinde eski tip bir piyano çalan genç kadın detaylı biçimde resimlenmiş. Kadının hemen önünde resmin sağ tarafında, önündeki sayfalara bakarak şarkı söyleyen ve elleriyle müziğe ritim tutan bir genç kadın daha görülüyor. Her iki kadının ortasında ise sırtı izleyiciye dönük biçimde oturmuş bir erkek lavta çalıyor. İzleyicinin gözü neredeyse Vermeer’in tüm resimlerinde görülen siyah-beyaz karolar aracılığıyla gezinmektedir. Kompozisyonun ön planında ve karanlıkta kalan kısmındaki masanın üzerinden sarkan motifli halının üzerinde viyola, notalar ve hemen yanında yerde bırakılmış bir çalgı görülmektedir. Müzisyenlerin arkasında iki büyük resim asılı durmaktadır. Soldaki resimde pastoral bir açık hava manzarası piyanonun kapağının içine boyanmış olan pastoral bir başka manzara ile özdeş bir biçimselliğe sahiptir. Sağ tarafta ise Vermeer’in kayınvalidesine ait olan Dirck van Baburen’in Kadın Taciri isimli tablosu asılı durmaktadır. Söz konusu tabloyu ressamın hayran olduğu için eserinde kullandığı düşünülmektedir. Çünkü aynı resmi Piyanosunun Yanında Oturan Bakire isimli çalışmasında da kullandığını görüyoruz.
    [​IMG]
    Resim Alegorisi, 1665-67, Tuval üzerine yağlıboya, 120x100 cm. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana
    2.2.6. Resim Alegorisi (Yakl. 1667) Kunsthistorisches Müzesi, Viyana.
    Resimde iki figürün yan yana duracak yerde, birinin çapraz olarak ötekinin gerisinde kalışını görmekteyiz. Bunu bir çok Avrupa resminde görebiliriz. Özellikle Barok Resimde bütün ikili kompozisyonlardaki figürlerin çaprazlama yerleştirildiğini sıklıkla görebileceğimiz kanıtlar var. Örnek olarak verebilirsek Tintoretto’nun Adem ile Havva’sında figürler derinliğine yer değiştirerek çaprazlamasına köşegen bir çizgi üzerinde ufukta bağlanırlar. Böylelikle resim sanatına düzlem güzelliğinin yerine, hareket izlenimine bağlı olan bir derinlik güzelliği geçmiştir. Aynı derinlemesine kompozisyon özelliğini Vermeer’in Resim Alegorisi tablosunda da görmekteyiz: “Model, odanın ta ucuna sürülmüştür ve ancak poz verdiği adam ile olan ilişkisiyle yaşamaktadır; böylece daha başlangıçta sahneye kuvvetli bir derinliğine hareket hakim olmuştur ve bu hareketi ışıklandırma ve perspektif görünüş daha da kuvvetlendirmektedir. Aydınlığın en çok olduğu yer tablonun en arka kısmında ve alçaktadır; genç kadınla, çok yakından görülen perde, masa ve sandalyenin boyutları arasındaki kuvvetli karşılıkta da, tam anlamıyla derinliğe bağlı olağanüstü bir güzellik vardır.
    Resmin sembol ve anlamlarını içeren ikonografik çözümlemesini yaparsak; Vermeer’in dul eşi tarafından Resim Sanatı (De Schilderkoust / The Art of Painting) olarak adlandırılan tablo; Resim Alegorisi, Ressam ve Modeli isimleriyle de tanınmaktadır. Sanatçının Burgundian giysilerle canlandırdığı figürlerden kadın olan model, başında defne yapraklarından bir taç, sol elinde kitap ve sağ elinde bir trompet ile görülüyor. Enstrümanın konuya dahil edilmesi, kalın bir kitabın ve resim araç gereçlerinin oluşturduğu uyumlu kompozisyon, adeta resim, müzik ve edebiyatın birlikteliğini dile getiren bir semboller ağına dönüşmüştür. “Kitap, Klasik Yunan tarihçisi olan Thuscidides’in çalışmalarını temsil ediyor. Resmin sol bölümünde yukarıdan aşağıya doğru sarkan halı, izleyicinin figürlerden ayrı, başka bir odada olduğunu anlatıyor. İzleyicinin dikkati resmin içine yine siyah-beyaz yer karolarıyla çekilmektedir. Arka duvarda, ülkenin İspanyollar tarafından işgal altında olduğu 1592 yılında Nicolas Visscher tarafından hazırlanmış bir Birleşik Eyaletler (Hollanda) haritası görülüyor. Harita da Flaman Cumhuriyeti ile İspanyolların işgali altındaki Katolik Flanders ülkeleri bir çizgi ile ayrılmış olarak resimlenmiş. Pirinç şamdan ise Avrupa’nın Kuzeyindeki Birleşik Eyaletler Birliği arasından yeni kovulan İspanyol Hapsburg Evini temsil eden iki başlı kartalı simgelemek üzere yerleştirilmiş. Şamdan üzerinde hiç mum olmaması, Vermeer’in imparatorluğun güç kaybı hakkındaki düşüncelerini simgeliyor. Masa üzerine bir ölü maskesi yerleştirilmiş: Uzmanların görüşü, bu maskenin Delft’li Prinsengorf’tan tahtı alan Orange Willem olduğu yönünde. Bu resim Vermeer ölene dek ressamın eşyaları arasında yer almış, ancak ölümünün hemen ardından değer kazanmıştır.
    [​IMG]
    Gitar Sanatçısı, 1672, Tuval üzerine yağlıboya, 53x46,3 cm. Iveagh Bequest Kenwood Evi, Londra
    2.2.7. Gitar Sanatçısı (Yakl. 1672) Kenwood, Londra.
    Resimde genç bir kadın bir yandan gitarını çalarken bir yandan da gülümseyerek sohbet ediyor. Kompozisyon ışık sayesinde ortadan simetrik olarak ikiye bölünmüş görünmektedir. Solda genç müzisyen ışıklı bir alanda oturuyor. Sağ tarafta ise masa ve kitaplar karanlık ve loş bir atmosfer içinde verilmiştir. Tüm hareket ve ilgi icracının sol eline toplanmıştır.
    [​IMG]
    Piyanosunun Yanında Duran Bakire, 1670, Tuval üzerine yağlıboya, 51,7x45,2 cm. Ulusal Galeri, Londra
    2.2.8. Piyanosunun Yanında Duran Bakire ( Yakl. 1673–1675) Ulusal Galeri, Londra.
    Vermeer’in son çalışmalarından biri olan resim, Piyanosunun Yanında Oturan Bakire resmi ile çok benzemesine rağmen özdeş değildir. “Kutsal aşk konusunda alegorik bir çalışma olduğu düşünülen çalışmada, duvara asılı olan Eros’un elinde kart ve yay tutarken betimlendiği bir resim asılıdır. Bazılarına göre Eros’un, onsuz diğer tanrıların yaratılamayacağından dolayı ilk tanrı olduğunu ve onun toprak Ana ve Tartaros’la yaşıt olduğunu, kimilerine göre ise; anne ve babasının olmadığını, diğer bir grup yazar ise; Eros’un annesinin Aphrodite, babasının Zeus, Hermes veya Ares’den biri olduğunu iddia ederler. Eros cinsel tutkuyu temsil eder. “Eski Yunanlılar onu, kontrol altına alınamayan cinsel arzuların düzenli bir topluma zarara getirmesinden korktuklarından dolayı, Yaşlılık ve Veba gibi, Ker ya da kanatlı Bela şeklinde resmettiler. Bakirelik ve cinsel arzuların birlikteliği ya da doyurulmaması anlamına da gelebilecek yapıtta Eros, elindeki oyun kartı ile aşkın riskli doğasını da ima etmektedir. “Bu görüş aslında 1608 yılında Otto van Veen’in kaleme aldığı Amorum Emblemata isimli kitapta yer alan insanların sadece tek bir aşığı olması gerektiği fikrine gönderme yapmaktadır. Genç kadın yan dönmüş biçimde ayakta durmasına rağmen başını izleyiciye doğru çevirerek piyanonun tuşları üzerinde müzik yapmaktadır. Ya da diğer bir olasılıkla resim, kadının icrasını sonlandırmakta olduğu bir anı göstermektedir.
    [​IMG]
    Piyanosunun Yanında Oturan Bakire, 1673, Tuval üzerine yağlıboya, 51,5x45,5 cm. Ulusal Galeri, Londra
    2.2.9. Piyanosunun Yanında Oturan Bakire ( Yakl. 1673–1675) Ulusal Galeri, Londra.
    Piyanosunun Yanında Duran Bakire resmi ile benzerlikler taşıyan bu eseri, ressam aynı zamanda çalışmıştır. Her iki resimde aydınlık, aynı derece de incelikli ve detaylıdır. Genç kadın bu sefer piyanonun başında müzik çalıyor ancak başını, sola, izleyiciye doğru çevirmiş. Oldukça zarif giyinmiş ama tavırlarından memnun olmadığı anlaşılıyor. Belki de beklediği kişi yerine, izleyicinin içeri girmesinden memnun kalmamış olabilir. Piyanonun kapağında güneşli bir pastoral resim görülmekte, duvarda görülen büyük resim ise Dirck van Baruben’in Kadın Taciri isimli eseri. Bu resim yine alegorik ve din dışı aşk ile ilgili mesajlar barındırıyor ve buradaki genç kadın bizim onu görmemizi istediği kadar saf bir kadın imajı taşımamaktadır.
    Sonuç olarak Jan Vermeer Kuzeyin günlük ışığının maestrosudur. Müzik, Hollanda Sanatında sık sık başvurulan bir temadır. Şarap ve müzik genellikle aşk ve baştan çıkarma ile hemen hemen birlikte ele alınır. Vermeer’in resimleri nesnel ve kuru bir yansıtmacılık değildir. Aksine nesnel gerçekliği alegorik bir düzeyde imge ve onun somutlaşmış biçimi olan simgelerle ortaya koymaktadır. Vermeer her şeyden önce incelikli ve titiz yaratımında ağırlıklı olarak müzik konusunu bir öze ve biçime kavuşturmak için yaşamımıza estetik hazlar katan eşsiz değerde uzun soluklu yapıtlar bırakmıştır. Çünkü bilmeliyiz ki; “sanatın yoğun ve gerçek bir yaşantıdan doğması yetmez, ayrıca onun kurulması, nesnellik kazanarak bir biçim alması gerekir. Sanat bir ustalığın sonucudur.
     

Sayfayı Paylaş