gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    Robert Fulton

    Konu, 'Bilim Adamları' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    [​IMG] Hikâye basit bir şekilde başlıyor; Pennsylvania’da (A.B.D.), 1765′te İrlandalı yoksul bir göçmen ailesinin bir oğlu doğuyor: Robert Fulton… Üç yaşındayken babasını kaybettiği ve annenin bakımına kaldığı için çok geçmeden köy okulundan ayrılıp çalışma hayatına atılmak zorunda kalıyordu. Ama bu gencin resme büyük yeteneği ve özellikle eşine az rastlanır bir iradesi, çalışma gücü vardı. Yaptığı portreler sahiplerine tıpatıp benziyor ve genç adam tutkusunun ardından taşralı müşterilerini bir yana koyup şansını denemek üzere Washington’a gidiyor.

    Şansının yardımını da görmüyor değil. Günün birinde genç ulusun değerli kişisi Benjamin Franklin’in karşısında buluyor kendini. Delikanlı portreye çalışırken, tutkularını bu değerli kişiye açma fırsatını buluyor: Yeteneklerini Avrupa’da sanatın vatanında geliştirebilir, Franklin acaba kendini orada ün yapmış bir kişiye, sözgelişi Benjamin West’e tavsiye edemez miydi?

    Bir süre sonra onu Londra’da görüyoruz. Perukalı, soylu kişilerin portrelerini yapıyor ve tablolarını Royal Academy’de sergiliyordu. Yaşı daha yirmi altı ve kaderi birden değişiveriyor. Stanhope’nin portresini yaparken ünlü mucit onu, sanatını bir yana koyup kendini tekniğe vermesini sağlayacak kadar etkiliyor. Fulton, Stanhope’nin icadının bir püf noktası olduğunu düşünmektedir. Genç Amerikalı paleti, fırçayı bir yana atıp ünlü teknikçinin açtığı yeni ufuklara doğru koşuyor: Watt makinesi, buharlı gemi…

    Kalbi sonsuz bir heyecanla çarpıyor. Bu defa West’in şaşkınlık dolu bakışları karşısında cetveli alıp bundan böyle ölçekli resimler yapmaya koyuluyor. Kaleminden sırasıyla siper kazma makinesi, mermer kesme cilalama makinesi, kenevir ipliği tezgâhı, kanallar için dip tarama gemisi, bir su arkı ve bir köprü tasarısı çıkıyor. 1796′da da ırmak gemiciliğinin geliştirilmesi üzerine bir makale yayımlıyor.

    Bu verimlilik İngilizleri şaşırtıyor. Ressam Fulton’u beğenirken Teknisyen Fulton’un karşısında güvensizlik duyuyorlar. Wattların, Murdockların, Arkwrightların ülkesinde, onun vatandaşlarına bir şeyler öğretebileceğin! sanmak ne görülmemiş cüret! Bu soğuk karşılanma Fulton’u hayal kırıklığına uğratıyor ve Fransızlar belki daha anlayışlı olurlar umuduyla Manş’ı geçiyor.

    Primum vivere… Önce karın doymalı. Fırçalarını yeniden eline alıyor ve tabiat manzaraları çizmeye koyuluyor. Parisliler onu iyi karşılıyorlar. Sanatı sayesinde Fulton, Laplace, Monge gibi çağın bilim adamlarıyla tanışma imkânını buluyor.

    Yıl 1800; Fransa ile İngiltere arasında siyasal gerginlikler baş gösteriyor. Birinci konsül Manş’ın ötesine geçmek istiyor, ama İngiliz donanmasından korkuyor. Ne var ki, öte yandan Fulton bu donanmayı yok etme imkânlarını getirmiş: Denizaltı ve torpil.

    İyice belirtelim; söz konusu sadece bir proje ya da bir model değildir. Fulton’un denizaltısı suyun üstünde yelkenlerle, altındaysa elle işletilen bir manivela aracılığıyla ilerleyen 6.40 m. uzunluğunda bir gemiydi. Balastların içine su doldurmak yoluyla dibe iniyor ve basılmış hava taşıyan bir depo, tayfalara 6 saat yetecek kadar hava sağlıyordu. Gerçekten Fulton’un 1801′de Brest’te 7.60 metreye dalan “Neutitis” adlı denizaltısı tam altı saat suyun dibinde kaldı. Torpil de bu deneyler sırasında ortaya çıkmıştı. Araç patlayıcı maddeyle dolu bir keseden ibaret olup askerin kendi elleriyle gidip düşman gemisine saplaması gerekiyordu. Bu sakıncaya rağmen deney yine de büyük bir heyecan yarattı.

    Napolyon da başta olmak üzere resmi makamların kafasızlığına insan bir kere daha şaşmadan edemez. Kim bilir, belki de Fulton’un elinden tutsalar, onu destekleselerdi yine onun sayesinde İngiliz donanmasını çok zayıflatmayı başarabilirlerdi. İngiltere istilâya uğradı mı, kuşkusuz tarihin akışı değişirdi. Londra Hükümeti bu tehlikeyi sezerek gemi komutanlarını bir denizaltı saldırısına karşı hazır bulunmaları için uyardı. Ayrıca, Fulton’a da projesini satın almayı teklif etti.

    Büyük Amerikalı, icadının kapsamını Napolyon’un takdir edemediğini sezerek Jouffroy ve Stanhope’nin hayali olan buharlı gemiyi ele almıştı. Fransızın olumlu çalışmalarından ve vatandaşı Fitch’in aldığı sonuçlardan haberi vardı. Bunlardaki kusurları buldu ve giderebileceğine inandı. Dostlarından birinin, Robert Livingstone’un mali yardımları sayesinde 1803′te ilk buharlı gemisini inşa etti. Bu araç tahtadan yapılmış olup 20-30 m. uzunluğunda, 3.20 m. genişliğindeydi. Çift etkili bir Watt makinesi 3.65 m. çapındaki çarkı çeviriyordu. 9 Ağustos günü, akşam saat altıda buharlı gemi Seine ırmağında saatte 4,7 km. hızla dolaştı.

    O yıllarda Auxiron ve Fitch ölmüşlerdi. Jouffroy markisi de sürgünde bulunuyordu. Ne var ki Fulton da halkın güvensizliğini yenmekte ötekilerden daha başarılı olamadı. Onlarca icadı eğlenceli bir oyuncaktı, o kadar. Gelecek nasıl olsa yelkenindi. Napolyon belki de donanmasına beklenmedik bir güç verecek olan bu deneylerin sürdürülmesini destekleyecek sabrı gösteremedi.

    Fulton’un değeri yalnız, Watt’ınkine eşit diyebileceğimiz bir yaratma dehasına sahip oluşunda değildir. Aynı zamanda kötü şansına eşsiz bir kararlılıkla karşı gelmesini bilmiş, yoluna dikilen önyargılar, çıkarlar, kayıtsızlıklar ve kötü niyetli kimselerle, görülmemiş bir inat ve azimle savaşmıştır.

    Fransa ve İngiltere değerini takdir edemediler, öyle mi? 1806′da vatanına dönüyor. Ona olan güvenini kaybetmeyen dostu Livingstone’un sayesinde New York’ta Charles Brown’ un tersanesinde bu defa gerçek bir buharlı yolcu gemisi inşa etmeye koyuluyor. Ve 10 Ağustos 1807′de “Clermont” Hudson’un sularına indiriliyor.

    Clermont 40 m. uzunluğunda 3.60 m. genişliğinde ve sualtı derinliği 2 m.’yi bulan bir tekneydi. 4.60 m. çapındaki iki çarkını iki silindirli, güçlü bir Watt makinesi çeviriyordu. Vapur, gazetelerin günlerden beri alay konusu ettikleri “bu Fulton delisi”ni görmeye gelen kalabalığın önünde demir aldı. Ama gemi rıhtımdan ayrılıp yelken açmadan ve öteki teknelerin arasından, dümencisine uysalca uyarak geçip uzaklaşınca, bütün bu alayların sonu geldi. Rıhtımı önce bir sessizlik, sonra da çılgın alkışlar kapladı. Fulton zaferi kazanmıştı.

    Clermont, Hudson üzerinde, New York-Albany (260 km. uzaklıkta) arasında düzenli seferler yapmaya başlayacağı 7 Ağustos gününde bu 260 km.’lik yolu 32 saatte aldı. iyiden iyiye ağız değiştiren gazetelerin, yeni icadı hararetle övmelerine rağmen vapura tek yolcu bile binmeye cesaret edememişti. Dönüşte ise yalnız bir yolcu bindi ve Fulton adamın altı dolarını büyük bir heyecanla aldı. Zaferi, çetin bir mücadelenin meyvesi olmuştu, ama kesindi. Kısa zamanda araçların sayısı artmaya başladı. 1811′de Clermont’a üç kardeş daha ekledi ve Fulton-Livingstone Firması başarılara doğru hızla ilerlemeye başladı.​


     
Robert Fulton konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Robert De Niro

    Robert De Niro

    (1943 New York - ) ABD'li sinema oyuncusu. Günümüzün en iyi kompozisyon oyuncusu. Her türlü karaktere rahatlıkla bürünen, sinemanın binbir yüzlü adamı. Rolünü oynamayı değil, onu yaşamayı benimseyen bir oyunculuk üstadı.Özellikle, kendi psikolojik sorunlarıyla boğuşan marjinal kişilikleri en iyi ve en etkili şekilde canlandıran bir virtüoz. Sadece oyunculuk gücüyle, sinema efsanesi olmayı...
  2. Robert Boyle

    Robert Boyle

    (1627-1691) Modern kimyanın kurucuları olarak genellikle Priestley, Lavoisier ve Dalton bilinir; ama onları önceleyen ilk büyük adımı Boyle’un attığı gözden kaçmamalıdır. Boyle’un içine doğduğu dünya büyücülüğün, falcılığın, batıl inançların kol gezdiği bir dünyaydı. Bıraktığı dünya, olgusal deneye, ussal ve eleştirel düşünmeye, doğal güçleri anlama ve denetlemeye yönelen bir dünya olmuştu....
  3. Robert Thomas-Pattinson

    Robert Thomas-Pattinson

    robert thomas pattinson resimleri robert thomas pattinson
  4. robert pattinsonun dublöru

    robert pattinsonun dublöru

    robert pattinsonun dublorü tiwilight robert pattinsonun dublorü alacakaranlık filmleriyle herkesi kendine hayran bırakan robert pattinson .filmin bazı bölümlerinde dublör kullanmış.bu adama aşığım ben ya.evet meraklılarına edward. Tüm o sahnelerin arkasında Edwad’ı kollayan birileri olması gerekiyordu. Tüm bu film koşuşturması, Akrobasi hareketler, Zıplamalar, Hoplamalar ve Son sahnedeki...
  5. Robert Pattinson Hayranlarını Çok Üzdü!

    Robert Pattinson Hayranlarını Çok Üzdü!

    2014 robert pattinson haberleri, robert pattinson resimleri, 2014 robert pattinson resimleri Milyonlarca hayranı bulunan ve bu hayranlarının büyük bir çoğunluğunu genç kızların oluşturduğu Alacakaranlık Kuşağı sinema filminin yakışıklı aktörü Robert Pattinson'un son halini görenler gözlerine inanamıyor. İnanılmaz bir değişikliğe uğrayan Robert Pattinson bu son halini gören hayranlarını...

Sayfayı Paylaş