gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Sakarya - Adapazarı

    Konu, 'Marmara Bölgesi' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    istanbul karasu kaç kilometre istanbul akyazı kaç km adapazarı hendek arası kac km adapazarı karasu tatil yerleri akyazı arası kac Sakarya İli,Merkez İlçesi, Semerciler Mahallesi, Milli Egemenlik Caddesi, İstasyon karşısında yer alan Müze binası, bahçesi ile birlikte 1290 M2lik bir alan üzerine kurulmuştur.
    1910-1915 yılları arasında dönemin Askerlik Şubesi Başkanı Binbaşı Baha Bey tarafından zemin katla birlikte üç katlı olarak yaptırılan konut, daha sonra Atatürk’ün yakın arkadaşı ve Milletvekili Hasan Cavit Bey tarafından satın alınmıştır.17 Haziran 1922 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi ile buluştuğu ve 3 gün kaldıkları ev, 1967 yılında meydana gelen depremde büyük ölçüde hasar görmüştür. 1983 yılında sivil mimarlık örneği olarak tescil edilen konut, Kültür Bakanlığınca kamulaştırılıp,dış görünümü aslına uygun bir şekilde, içte ise tamamen değişikliğe uğratılarak betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir. Zemin katta büro odaları ve kalorifer dairesi, 1. katta müdür odası ve 85 m2 genişliğinde bir adet sergi salonu, 2.katta da 50 kişilik bir konferans salonu bulunmaktadır.
    Sakarya Müzesi ilk defa 12.01.1989 tarihinde, İl Kültür Müdürlüğü bünyesinde hizmet vermeye başlamış 07.03.1989 tarihinde şimdiki yerine taşınmıştır. Müze faaliyetlerinin yanı sıra ilimiz sınırları içerisinde bulunan arkeolojik ve etnografik eserleri toplayarak, yapılan teşhir düzenlemesi sonrasında, 21.06.1993 tarihinde halkın ziyaretine açılmıştır. 17 Ağustos 1999 tarihindeki depremde vitrinlerde ve eserlerde meydana gelen hasar nedeniyle ziyarete kapatılmıştır.Deprem sonrasında yapılan çalışmalar sonucu, 28.06.2003 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır.
    Müzenin bahçesinde, Sakarya İli sınırları içinde bulunan Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari parçalar, mezar taşları, sunaklar, yazıtlı taşlar, ostotek, pişmiş toprak erzak küpü ve sütün kaideleri sergilenmektedir. Müzenin sergi salonunda tarih öncesi çağlar ile Roma ve Bizans Dönemine ait bir grup arkeolojik eser ile Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemine ait etnografik eserler sergilenmektedir.Arkeolojik eserler arasında yassı el baltaları, pişmiş toprak kaplar,koku ve gözyaşı şişeleri, madeni ve cam eserler yer almaktadır.Etnografik eserler arasında Ulu önder Atatürk’ün kullandığı eşyalar ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait ateşli ve kesici silahlar, bakır kaplar , mühürler ve el işlemeleri teşhir edilmektedir.Sikke vitrininde, Klasik, Hellenistik, Roma,Bizans ve Osmanlı Dönemlerine ait sikkeler bulunmaktadır.

    TARAKLI EVLERİ
    Sakarya İli`nin en güney ucunda yer alan Taraklı, 19. YY. kalma Osmanlı Dönemi evleri ve tarihi yapılarıyla ünlü bir ilçedir. Sokak dokusu bozulmayan görünümü Taraklı Evleri`nin bulunduğu alan SİT alanı ilan edilmiş ve korumaya alınmıştır. Bu alanda 120 adet tarihi ev bulunmaktadır. Yük taşıyanların dinlenmeleri için dinlenme taşları bulunan Arnavut Kaldırımlı sokakları ve bu sokakların buram buram tarih kokan süsleri Osmanlı Evleri ile Taraklı bir kültür müzesi görünümündedir. Bu özellikleri sebebiyle son yıllarda iç turizm açısından belirgin bir canlanma görülmektedir.
    Yusufbey Mahallesinde bulunan yaklaşık beş asırlık Çınar ağacı Kültür Bakanlığınca Doğal anıt olarak tescillenmiştir. 100 ila 300 yıllık evlerin süslediği Taraklı`nın Osmangazi tarafından alınışından bu yana, halk tahtadan tarak ve kaşık yapımıyla uğraşmıştır. İlçeye ismini veren tarak yapımına çoktan son verilse de, ağaç oyma el işlerine devam edilmektedir. Cumbalı, renkli evleri, doğası, tertemiz sokak ve parkları ile önemli bir iç turizm talebine sahne olan ilçe denizden 800 metre yüksekliktedir. Bu konumu Taraklı`yı, rutubetsiz, temiz havası, betona yenik düşmemiş, odun kokulu daracık sokakları ile önemli bir turistik çekim merkezi yapmaktadır. Taraklı, Adapazarı`na 70 km uzaklıktadır. Ankara`dan ise Göynük istikametinden 3 saatlik mesafededir. Ankara ve İstanbul`a ilçeden günlük otobüs seferleri vardır. Adapazarı`na ise saat başı otobüs bulunmaktadır.

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  2. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı
    Tarihi eserler

    Sakarya’da arkeolojik buluntular ve tarihi eser varlığı
    Sakarya İl sınırları içerisinde, bu güne kadar yapılan, birkaç yüzey araştırması ve kurtarma kazıları dışında önemli bir arkeolojik kazı çalışması gerçekleştirilememiştir. Yapılan araştırma ve incelemelerden de anlaşılacağı gibi, tespit edilebilen en eski yerleşimin Helenistik Döneme (M.Ö.330-30) kadar gittiği bilinmektedir. Eski Çağda Bitinya Krallığı (M.Ö 435-279) toprakları içerisinde kalan İlimizde, o dönemden günümüze ulaşan hiçbir buluntu ve kalıntıya rastlanmamıştır.Gerek daha önce yapılan kazılar ve gerekse, Sakarya Müzesinin kurulmasından (1989) sonra gerçekleştirilen araştırma, inceleme ve kazı çalışmaları sonucu bölgemiz arkeolojisine ışık tutabilecek nitelikte bulgular elde edilmeye başlanmıştır.
    Karapürçek İlçesi Teketaban Köyü Köyiçi mevkiindeki tümülüste Sakarya Müzesi tarafından gerçekleştirilen kurtarma kazısında ahşap mezar yapısı olduğu tespit edilmiştir. Bu özellik Frig dönemi tümülüslerinin bir özelliğidir. Ancak, bu tespitin kesinlik kazanabilmesi için, bölgede bulunan diğer tümülüslerde de bilimsel kazı çalışmalarının yapılması gerekmektedir.
    Adapazarı Merkez, Küçük Esence (Küçük Tersiyer) Köyünün Tepecik mevkiinde, tonozla örtülü, Dramoslu tülüsünten; Altın diadem parçaları, Gümüş eserler ve pişmiş toprak kaplar bulunmuştur. Ak Ova’nın hemen ortasında münferit bir tepe olan Şıra Tepenin (Antik Tersia şehri) kuzey doğu eteğinde bulunan bu tümülüs M.Ö. I.asra tarihlendirilmektedir. 1958 yılında açığa çıkartılan tümülüsten ele geçirilen eserler İstanbul Arkeoloji Müzesindedir. Bu tümülüsün bağlı olması gereken iskan yeri, yakınındaki Tersia şehri olmalıdır. Bitinyanın en güzel ve verimli ovası olan bu mıntıka geç antik çağda Regio Tersia ismi ile anılıyordu. Bitinya Krallığı zamanında Nikomedia’dan ( İzmit ) Doğuya Bithynion ( Bolu) ve Karadeniz kıyısındaki Hareklea’ya ( Karadeniz Ereylisi ) giden yollar buradan geçmekte idi .((1) D.Magle, Roman Rule in Asia Minor,Princeten 1950,II,s.1185.)
    Tersiye tümülüsünde bulunan altın diadem parçaları ve testiler, benzer plan gösteren Akyazı’nın Küçücek Köyünde açılmış olan tümülüste bulunanların benzeridir.(2) Nezih Fıratlı “Bitinya Araştırmalarına Birkaç İlave” Belleten, XVII, 65, 1953, s.20 vd.)
    Roma Döneminde, bölgemizde bir çok yerde köy yerleşimlerinin olduğu tespit edilmiştir. Merkez ,Beşevler Köyünde yapılan kazıda, Roma dönemi Lahit Mezarı içerisinden bir adet cam şişe ve sitrigilis (Sporcuların vücutlarına sürülen yağı temizlemekte kullanılan metal alet) ve pişmiş toprak şişeler elde edilmiştir. Merkez, Akarca Köyü Roma dönemi Nekropolünde (Mezarlık) İzmit müzesi tarafından gerçekleştirilen kazı çalışmalarında elde edilen buluntular İzmit Müzesindedir. Meşeli Köyü Mezarlığı kenarında yapılan kaçak kazıda açığa çıkartılan Lahit mezar Sakarya Müzesi bahçesinde teşhir edilmektedir. İkizce Osmaniye köyünde Roma dönemi mezarlığı vardır. Adliye Köyü kum ocakları mevkiinden çıkarılan ve Yücel Öner’e ait özel koleksiyonda bulunan üzeri yüksek kabartmalı mermerden yapılmış Mezar Steli Roma Dönemine aittir.Adapazarı. Merkez Maltepe Mahallesinde Roma Dönemi sandık mezarları ile daha geç döneme ait kiremit mezarlara rastlanmıştır. (Müze Arşivi)
    İlimiz sınırları içerisinde bir çok tümülüs mezar bulunmaktadır. Karapürçek –Teketaban, Hendek-Sivritepe, Yağbasan, Karaçökek, Kaynarca-Topçu köyü, Kırktepeler Köyü tümülüsleri bunlardan birkaçıdır.
    Pamukova İlçesi, Hayrettin Köyü, Menete mevkiinde ve Akçakaya Köyünde anıtmezar kalıntıları, Akçakaya Köyünün güney taraf eteklerinde mimari temel kalıntıları, kayaya oyularak yapılmış mezarlar, yazıtlı mezar taşarı, sunaklar ve mozaik kalıntısı tespit edilmiştir.Yine bu bölgeden bulunan ve müzemiz koleksiyonlarına katılan Roma dönemi sikkeleri vardır.
    Pamukova İlçesinin değişik bölgelerinden toplanan Mezar siteleri ile Taraklı İlçesi,Hark,Hacıyakup ve Duman köyünden getirilen steller ve sunaklar Müzemiz bahçesinde teşhir edilmektedir.
    Geyve İlçesi Saray Köyü, köyiçi mevkiinde, ev ve samanlıklar altında kalan, düzgün yontma taşlarla yapılmış temel kalıntıları mevcuttur. Sarayköy Camiinin avlusunda yer alan musalla taşı Roma mezar anıtının bir parçasıdır. Bozören köyünde bazı evlerin duvarlarında, yazıtlı yazıtsız mezar taşları ve sunaklara ait taşlar kullanılmıştır.
    Adapazarı, Merkez, Beşköprü mevkiinde bulunan ve Bizans İmparatoru Justinianus (527-565) tarafından yaptırılan Köprü, Erken Bizans Döneminden günümüzü sağlam olarak gelebilmiş en önemli sanat yapılarından biridir. Alifuatpaşa Beldesi, II****yazıt Köprüsünün kuzey tarafındaki adacık içerisinde yıkılmış durumdaki köprü kalıntıları Bizans Dönemi özelliği göstermektedir.
    Bizans döneminde bölgemizdeki en eski kale kalıntısı Paşalar Kalesidir.Bu kalenin yapımında çevreden toplanan, Roma dönemine ait bir çok mezar siteli devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.Mekeceden başlayarak, Paşalar, Çobankale, Adliye Kalesi, Harmantepe Kalesi, Akçukur ve Seyifler Kalesi, Sakarya nehri boyunca uzanan ileri Karakol niteliğinde haberleşme ve savunma amaçlı Bizans dönemi yapılarıdır.
    Bizans İmparatorluk kuvvetlerinin, doğu seferleri sırasında, toplanma ve hazırlık merkezi konumunda, stratejik öneme haiz bir yer olan Malagina’nın, Bizans ve Osmanlı kaynaklarına dayanılarak, Pamukova İlçesi Mekece veya Paşalar Köyü (Paşalar Kalesi) olduğu ifade edilmektedir.(Fahri Yıldırım, Malagina,Yüksek lisans Tezi,Eskişehir 2001)
    İlimizin Osmanlı hakimiyetine geçmesinden sonra , il sınırları içerisinde yepılan ve özelliklerini kaybetmeden günümüze ulaşan önemli mimari yapılar; Geyve Elvanbey İmareti (1450), II****yazıt Köprüsü (1495) Taraklı-Yunus Paşa Camii (1517), Sapanca-Mahmudiye Köyü Hasan Fehmi Paşa Camii (1885) ve Uzunkum’daki Rahime Sultan Camii’dir (1892). Sapanca İlçesi merkezinde yer alan ve Mimar Sinan tarafından yapıldığı bilinen Rüstempaşa Camii birçok onarım geçirmiş ve orijinal özelliklerini kaybetmiştir,Hamam ise tamamen tahrip olmuştur.

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  3. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    TEKETABAN TÜMÜLÜSÜ

    Sakarya-Karapürçek karayolunun 18. kilometresinde bulunan Teketaban Köyü, Karadağ eteklerinin ova ile birleştiği kısımda yer almaktadır. Verimli topraklara ve hafif dalgalı bir arazi yapısına sahiptir. Teketaban Köyü içerisinden geçen asfalt yol Adapazarı, Karapürçek ve Akyazı bağlantısını sağlamaktadır.
    Teketaban Köyü, köy içi mevki, Hilmi Toprakçı’ya ait tarlanın tepecik kısmından toprak alınması sonucu mezar odasına rastlandığının Sakarya Müzesine haber verilmesi üzerine, Sakarya Müzesi Müdürlüğü tarafından kurtarma kazısı yapılmıştır.
    Yaklaşık 40 metre çapında ve 8 metre yüksekliğinde tümülüs olduğu anlaşılan tepecikten zaman zaman köylüler tarafından toprak alınması sonucu 3/4′lük kısmının kaldırıldığı ve yine toprak alınırken mezar boşluğuna rastlandığı anlaşılmıştır. Düz bir arazi üzerinde yükselen tümülüsün orta yerinde tepe noktasından 8 metre derinlikte ve büyük bir bölümü açığa çıkmış vaziyetteki mezar boşluğunun olduğu yerde 3×3 metre ebatlarında bir alan temizlenerek mezar tabanı ve ahşap kalas izleri ortaya çıkartılmıştır.
    Çürümüş ve kömürleşmiş durumdaki ahşap parçacıkları dışında herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Kesitte ve tabanda görülen ahşap izdüşümlerden hareketle Mezarın ahşaptan yapıldığı, etrafına doldurulan toprağın ince ve baskılı olduğu ve bu durumda içte kalan ahşabın çürümesi sonucu yanlarda ve tabanda bıraktığı izlerin ahşabın şeklini aynen muhafaza ettiği belirlenmiştir.
    Dıştan dışa ölçüleri kısmen tespit edilebilen ahşap mezar odasının doğu-batı istikametinde olduğu, 300 santimetre boyunda, 114 santimetre genişliğinde ve yaklaşık 200 santimetre yüksekliğinde ebatlara sahip bulunduğu belirlenmiştir. Semerdam çatılı mezar odasının yalnızca çatı yüksekliği 83 santimetredir. Her iki uçta mezar tabanının altına yerleştirildiği belirlenen kalasların toprakta bıraktığı izdüşümlerinin derinliği 38 santimetredir, uzunluğu ise 184 santimetredir.
    Ahşap mezar odasının bulunduğu yerde herhangi bir buluntuya rastlanmamış ve Jandarma tarafından ilk müdahale esnasında yüzeyde bulunduğu ifade edilen gümüş koku kabının mezar odası dışında olması, tümülüsün tepe kısmında ve kesitte kaçak kazı izinin görülmesi mezarın daha önceden soyulduğunu göstermektedir. Ele geçirilen Gümüş koku kabı 9×7,5 santimetre ebatlarında olup, kısa silindirik boyunlu, armudi gövdeli ve düz diplidir. Omuzuna yapışık olan bileziğin üzeri boğumlu olup yer yer altın kaplama izleri mevcuttur.
    Anadolu”da Trakya bölgesi ile Phrygia ve Lydia devletlerinin egemen olduğu bölgelerde pek çok tümülüse rastlanmıştır. Bu gelenek Romalılar zamanında da devam etmiştir. Teketaban tümülüsünden elde edilen bilgiler ışığında, hangi döneme ait olduğunu kesin olarak söylemek mümkün değildir. Ancak Mezar yapısında Ahşap kullanılması Phrygia tümülüslerini çağrıştırmaktadır.
     
  4. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    TERSİYE (ESENCE) KÖYÜ TÜMÜLÜSÜ

    Adapazarı’nın 14 Km. doğusunda, Küçük Tersiye (Esence) Köyünün Tepecik mevkiinde, 1958 yılında tarla sürülürken tümülüse ait mezar odasına rastlanmıştır.Ak Ova’nın (Regio Tersia) hemen hemen ortasında münferit bir tepe olan Şıra tepenin (antik Tersia şehri) kuzey tarafındadır. Tepecik mevkii ise Şıra tepenin kuzey doğu eteğinden 600m. kadar uzakta olup, Sakaryanın kolu olan Mudurnu suyuna yakındır. Ovadan 3-4 metre kadar yüksekliktedir. Mezar binası kuzey-güney istikametinde bir oda ve bunun güneyindeki bir dramostan meydana gelmektedir. Mahalli kalkerden yapılmıştır, üzeri tonoz örtülüdür. Dramosun dışa açılan ağzı taş bir levha ile kapatılmıştır. Mezar odasının şekli dikdötgendir. Odanın batı tarafında taş bir kline vardır. Ölü hediyeleri, diğer tümülüslerde de rastlandığı gibi klinenin üzerine konulmuş olarak ele geçirilmiştir. Dramosun odaya ve dışa açılan kapılarının etrafı mermer çerçevelidir.
    Bu tümülüsten;bir gümüş urna,iki gümüş kupa, Mersin yapraklarından meydana gelen altın bir diademe ait parçalar, iki kulpsuz kandil, altı tane pişmiş toprak koku şişesi ve beş adet laginus tipi testi ele geçirilmiştir. Gümüş eserlerin süs ihtiva eden kısımları altın yaldızlıdır. Ele geçen eserler, kullanılan malzeme ve mimari yapısına göre; bu tümülüs M.Ö.I.asra tarihlendirilmektedir. (Nezih FIRATLI, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Yayınları XXII,s. 22-29, İstanbul 1960)


    AKYAZI KÜÇÜCEK KÖYÜ TÜMÜLÜSÜ

    Tersiye Tümülüsü ile benzer özellikte olup, tonozlu mezar odası ve dramostan (geçit) oluşmaktadır.1953 yılında açılan bu tümülüste üç iskeletle birlikte, Altın diadem parçaları, pişmiş toprak kandiller, koku şişeleri ve sikke ele geçirilmiştir.Bu sikkeye göre M.S.2. asra tarihlendirilen Küçücek tümülüsünün, mezar yapısı bakımından daha erken döneme ait olabileceği anlaşılmaktadır.Tümülüslerin uzun zaman kullanılan örneklerine Anadolu’nun bazı bölgelerinde rastlanmıştır. Sikkenin, mezara sonradan yapılan gömmelerde konulmuş olabileceği, bu nedenle Tersiye Tümülüsü ile aynı döneme ait olmalıdır. (Nezih FIRATLI, “Bitinya Araştırmalarına birkaç ilave”, Belleten,XVII, 65, 1953, s.20 vd.)
     
  5. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı
    BEŞEVLER KÖYÜ LAHİT MEZARI

    Sakarya il merkezinin batısında, merkeze bağlı Beşevler Köyü yerleşim alanı içerisinde kalan Mustafa Yılmaz’a ait evin kuzeydoğu yanında yer alan arsa da aynı şahıs tarafından traktörle yapılan düzeltme çalışmaları esnasında tarihi bir kalıntıya rastlaması üzerine, bu alanda Lahit Mezar bulunduğu anlaşılmış ve Sakarya Müzesi uzmanları tarafından kurtarma kazısı yapılmıştır.
    Kuzeybatı/güneydoğu istikametnde olan lahitin, kapakla teknenin birleştiği seviyede, kuzeybatı dar yüzünün dış tarafında iki adet pişmiş toprak şişe ele geçmiştir.Tek gömünün bulunduğu lahitte, Kafatası güneydoğu tarafta olup, ölü güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda boylu boyunca uzatılmıştır. Ayak ucunda bir adet cam şişe ve bunun hemen yanına da demir strigilis (hamam kaşağısı) bulunmuştur.
    Açığa çıkartılan lahit yöresel kum taşından yapılmış, kolay işlenebilen bir yapıya sahiptir. Dış yüzey düzgünce yontulmuştur.Herhangi bir süsleme unsuru veya kabartma yoktur, murç izleri belirgindir. Kapak ve tekne olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır.
    Lahit Kapağı: Uzunluğu 227cm. genişliği 76cm. yüksekliği 34cm.dir. Tekneden daha geniş olup her yönden 4-7 cm. arasında değişen dışa taşkınlık mevcuttur. Köşe akroterleri kabaca işlenmiştir.
    Lahit Teknesi: Uzunluğu 217cm. genişliği 65cm. yüksekliği 58cm. iç derinliği 50 cm. cidar kalınlığı 9 cm.dir. Teknenin üst kenarlarında, kapağı oturması ve kaymaması için yiv açılmıştır.

    Ele Geçen Buluntular:
    Cam şişe; Yüksekliği 10cm. Genişlği 9cm.dir.Hafif yeşilimsi renkli, yuvarlak ağızlı, dışa dönük geniş ağız kenarlı, silindirik kısa boyunlu, geniş omuzlu, şişkin karınlı, içe basık dipli, omuzu ağız kenarı altına bağlayan karşılıklı çift kulpludur.
    Pişmiş toprak şişe; Yüksekliği 13,8cm. Genişliği 5,7cm.dir. Açık kiremit renkli, dışa dönük yuvarlak ağız kenarlı, uzun silindirik boyunlu, yumurta gövdeli, düz diplidir. Pişmiş toprak şişe; Yüksekliği 7 cm. genişliği 6 cm.dir. Kiremit renkli, yumurta gövdeli, düz diplidir. Gövdesi çatlak, omuz kısmından yukarısı kırık ve eksiktir.
    Demir Strigilis; Uzunluğu 17 cm. Genişliği 6cm.dır. Tek parça demir plakanın dövülüp bükülmesi ile orak biçiminde şekillendirilmiştir. Şerit kesitli tutamaklı içbükey gövdeli, küt uçludur. Nem ve rutubetli ortamdan dolayı oksitlenerek bir hayli tahrip olduğundan etütlük niteliktedir.(resim 4) Strigilis; Eski Roma’ da buhar banyosundan yada atletik alıştırmalardan sonra atlet ve güreşçilerin yağ ve terlerinin alınmasında, vücutlarının temizlenmesinde kullanılan, demir, tunç, gümüş, boynuz vb. gibi maddelerden yapılan orak biçiminde kıvrık hamam kaşağısıdır.
    Atlet ve güreşçilerin yağ ve terlerinin alınmasında kullanılan strigilis ve cam şişenin bir arada mezar içerisinde bulunması, bu mezarın, yağlanmak suretiyle sportif faaliyet yapan bir kişiye ait olabileceğini göstermektedir. Cam şişenin benzer fromdaki örneklerini Roma dönemi I. ve II. yüzyıllarda rastlanmaktadır. Strigilis ve pişmiş toprak şişelerin Hellenstik ve Roma döneminde devamlılık arz ettiği bilinmektedir. Açığa çıkarılan lahit, yapım özellikleri ve ele geçen mezar buluntuları ışığında, bu mezar Roma dönemine ( MS.II.yy) tarihlendirilmiştir.

    BEŞKÖPRÜ (Justinianus Köprüsü)
    Erken Bizans Döneminin Anadolu’daki en görkemli anıtsal yapılarındandır. İmparator Justinianus tarafından İ.S.558-560 yıllarında yaptırılmıştır.Sapanca Gölü’nün Sularını Sakarya Nehrine boşaltan çark deresi ( Melas ) üzerindeki bu taş köprü, 430 metre uzunluğunda, 9.85 metre genişliğinde olup, 12 kemer gözlüdür. Batı ucunda tak izi, doğu ucunda apsisli yapı ve köprü ile ilgili tonozlu yapı kalıntıları bulunmaktadır.
    Karayolları Genel Müdürlüğünce 1995 yılında onarılan köprünün taşıt trafiğine kapatılması amacıyla her iki ucuna üçer basamak yapılmıştır.

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  6. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    PAŞALAR KALESİ

    Sakarya İli Pamukova İlçesi Paşalar Köyünün kuzey tarafında bulunan sarp bir tepe üzerine kurulmuştur.Önündeki ovaya hakim konumda olan bu kaleye Paşalar Köyünden yokuş yukarı tırmanarak,bir saatlik yaya yolculuğu sonucu çıkılabileceği gibi, Karapınar-Kadıköy-Bakacak Köyleri istikametinde giden yoldan sola ayrılarak ormanlık ve taşlık bayırdan yaya yürüyüşle de ulaşılabilir.
    Kaletepe diye bilinen bu mevkinin coğrafi yapısına uygun olarak ana kaya üzerine oturtulan sur duvarları tepenin etrafını dairesel olarak çevrelemektedir.Surun 2/3’lük kısmı tamamen tahrip olmuştur.Kuzey ve kuzeybatı tarafta bulunan sur duvarları iri kesme taşlarla yapılmış,taş sıraları arasında tuğla sıraları mevcuttur.Bu duvar üzerinde bulunan Geç Roma dönemi mezar stelleri,sunak parçaları, sütun ve sütun kaideleri ile mimari parçalar devşirme malzeme olarak kullanılmıştır. Sağlam olarak günümüze ulaşabilen kısmın sur duvarı boyunca yaklaşık 9-10 metre aralıklarla yer alan üç adet üçgenimsi çıkıntı vardır.Bu çıkıntıların en kuzeyde bulunanı üzerinde içerisi beşgen şekilli odacık kalıntısı yer almakta olup,yan duvarlarının mimari yapısından üstünün tonoz veya kubbe ile kapatılmış olduğu anlaşılmaktadır.
    Güney taraftaki sur duvarları ise farklı yapıdadır. Dış yüzeyleri kabaca düzeltilmiş küçük boyutlu 7-8 sıra taş duvar üzerine tuğla sıraları ile örülmüş bir sur yapısına sahiptir. Güneybatı tarafta taş duvar üzerine tuğla ile inşa edilmiş yuvarlak kemerli giriş bulunmaktadır.Güney tarafa doğru doğal eğimi bulunan kale içerisinde yer yer mimari kalıntılar, kısmen tahrip olmuş tuğla ile yapılmış kemer ve tonozlar bulunmaktadır.Bu yapıların mahiyetini tespit edebilmek için kazı yapılması gerekmektedir.Kale içerisinde defineciler tarafından yapılan çok sayıda kaçak kazı çukuru mevcuttur.Gerek sur duvarlarında ve gerekse mimari kalıntılarda kaçak define avcılarının yapmış olduğu tahribat bir haylı büyüktür.
    Geyve’den Mekece’ye kadar uzanan Pomukova ve Geyve ovalarını adeta kuşbakışı gören Paşalar Kalesinin yapım tekniği ve sur duvarlarında kullanılan geç Roma dönemi mezar stelleri ile mimari parçaların devşirme malzeme olarak kullanılmış olması Bizans dönemi yapısı olduğunu göstermektedir.Kuzey ve Güney taraf sur duvarlarının farklı teknikte yapılmış olması Erken Bizans döneminde yapılan kalenin daha sonra tahrip olması sonucu Geç Bizans döneminde, yıkılan kısımların yeniden inşa edildiğini göstermektedir.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  7. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı
    HARMANTEPE KALESİ

    Sakarya İli Merkez Harmantepe Köyünün kuzeyinde kalan Harmantepe Kalesi küçük doğal bir tepecik üzerine kurulmuştur. Etrafı sulak ve bataklık alan iken her iki yanından daha sonra geçirilen kanallar sayesinde verimli tarım alanlarına dönüştürülmüştür. Kaleye ulaşabilmek için Küçük Söğütlü’den Akçakamış köyüne giden yoldan sol tarafa ayrılan tarla yoluna sapmak gerekir. Yağmurlu havalarda ulaşım biraz güç olmaktadır.
    Adapazarı, Harmantepe Köyü, 2 pafta, 564 parsel üzerinde yer alan kale, Aşağı Sakarya havzasında bulunan kaleler arasında günümüze en sağlam şekliyle ulaşabilmiş kalelerden biridir. Elips şeklinde yuvarlık planlı olan kale yöresel taşlarla yapılmıştır. Sur duvarlarının kalınlığı 2 m. Yüksekliği 8-10 m. arasında değişmektedir. Ortalama 5×5 m. ebatlarında 6 adet burç bulunmaktadır. Burçların alt taraf iç kısmında, moloz taş ve kireç harçla yapılan dolgu malzemesi içerisinde bağlantıyı sağlayan ahşap kalaslar ızgara biçiminde yerleştirilmiştir. Zamanla bu kalasların çürümesi sonucu kalas yerleri yuvarlak delikler şeklinde görülmektedir. Burçların üst kısmında değişik yönlere bakan mazgal delikleri bulunmaktadır. Kalenin ana giriş kapısı güneyde olmak üzere farklı yönlerde ve değişik ebatlarda 5 adet yuvarlak kemerli girişi vardır. Kapıları içten kapatmaya yarayan ahşap sürgülerin sur duvarı içerisine doğru sürüldüğü delikler mevcuttur.Kapıların kemer kısımları burç ve sur duvarlarının bazı kısımları doğal tahribat sonucu yıkılmış olmakla beraber önemli bir bölümü korunmuş olan kale plan verebilecek durumdadır. Kale içerisi bitki ve ağaçlarla kaplıdır. Gerek mimarı gerekse taş işçiliği yönünden, bölgemizdeki diğer kalelerle benzer özellikler taşımaktadır. Bu nitelikleri ile Bizans dönemi yapısıdır.

     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  8. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    SAKARYA MÜZESİ BİNASI

    Sakarya İli,Merkez İlçesi, Semerciler Mahallesi, Milli Egemenlik Caddesi, İstasyon karşısında yer alan Müze binası, bahçesi ile birlikte 1290 M2lik bir alan üzerine kurulmuştur.
    1910-1915 yılları arasında dönemin Askerlik Şubesi Başkanı Binbaşı Baha Bey tarafından zemin katla birlikte üç katlı olarak yaptırılan konut, daha sonra Atatürk’ün yakın arkadaşı ve Milletvekili Hasan Cavit Bey tarafından satın alınmıştır.17 Haziran 1922 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi ile buluştuğu ve 3 gün kaldıkları ev, 1967 yılında meydana gelen depremde büyük ölçüde hasar görmüştür. 1983 yılında sivil mimarlık örneği olarak tescil edilen konut, Kültür Bakanlığınca kamulaştırılıp,dış görünümü aslına uygun bir şekilde, içte ise tamamen değişikliğe uğratılarak betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir. Zemin katta büro odaları ve kalorifer dairesi, 1. katta müdür odası ve 85 m2 genişliğinde bir adet sergi salonu, 2.katta da 50 kişilik bir konferans salonu bulunmaktadır.
    Sakarya Müzesi ilk defa 12.01.1989 tarihinde, İl Kültür Müdürlüğü bünyesinde hizmet vermeye başlamış 07.03.1989 tarihinde şimdiki yerine taşınmıştır. Müze faaliyetlerinin yanı sıra ilimiz sınırları içerisinde bulunan arkeolojik ve etnografik eserleri toplayarak, yapılan teşhir düzenlemesi sonrasında, 21.06.1993 tarihinde halkın ziyaretine açılmıştır. 17 Ağustos 1999 tarihindeki depremde vitrinlerde ve eserlerde meydana gelen hasar nedeniyle ziyarete kapatılmıştır.Deprem sonrasında yapılan çalışmalar sonucu, 28.06.2003 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır.
    Müzenin bahçesinde, Sakarya İli sınırları içinde bulunan Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari parçalar, mezar taşları, sunaklar, yazıtlı taşlar, ostotek, pişmiş toprak erzak küpü ve sütün kaideleri sergilenmektedir. Müzenin sergi salonunda tarih öncesi çağlar ile Roma ve Bizans Dönemine ait bir grup arkeolojik eser ile Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemine ait etnografik eserler sergilenmektedir.Arkeolojik eserler arasında yassı el baltaları, pişmiş toprak kaplar,koku ve gözyaşı şişeleri, madeni ve cam eserler yer almaktadır.Etnografik eserler arasında Ulu önder Atatürk’ün kullandığı eşyalar ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait ateşli ve kesici silahlar, bakır kaplar , mühürler ve el işlemeleri teşhir edilmektedir.Sikke vitrininde, Klasik, Hellenistik, Roma,Bizans ve Osmanlı Dönemlerine ait sikkeler bulunmaktadır.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  9. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    Yayla Turizmi

    Sakarya yaylaları, Marmara Bölgesi’nde yaşayan ve özellikle günlük yaşam koşullarının ağırlığından bunalanlar için alternatif bir dinlenme imkanıdır. Ulaşımın yakın ve kolay olması, günlük turları da mümkün kılmaktadır. Sakarya yaylalarının şöyle sıralamak mümkündür:

    Soğucak Yaylası
    900 dönüm kadar bir araziye sahip olan Soğucak Yaylası, 1100 m yüksekliğinde ve Sapanca’ya 17 km mesafededir. Sapanca - Muradiye Köyü istikametinden, Erdemli Köyü’ne gelmeden önce sağa ayrılan yolu takip ederek, 35 dakika kadar süren bir yolculukla yaylaya ulaşmak mümkündür.
    En yoğun dönemi, temmuz ayının ikinci haftasına denk gelen yayla şenlikleri zamanıdır. Yöre halkı ve çevre illerden gelen vatandaşların katılımıyla tam bir panayır havasında geçen “Soğucak Yayla Şenlikleri”, bir gün sürmekte, ancak yayla daha şenliklere bir hafta kala dolmaya başlamaktadır. Şenlik süresince Sapanca Belediyesi tarafından hizmet maksatlı çadırlar, sağlık çadırı, portatif tuvalet ve lavabolar kurulmaktadır. Yaylanın ve vatandaşın güvenliği için jandarma tarafından gerekli tedbirler alınmaktadır.Yayla şenlikleri kapsamında, bisiklet ve at yarışları, karakucak güreş müsabakaları, folklor gösterileri ve sanatçıların katılımıyla halk konserleri düzenlenmektedir.
    Sapanca İlçesi’nin ve Soğucak Yaylası’nın tanıtımı ve isminin duyurulması amacıyla, yaylada Türkiye Off-Road Şampiyonası’nın 4. ayağının yapılması kararlaştırılmıştır.
    Bu sportif etkinliğin Soğucak Yaylası’nda yapılabilmesi için gerekli protokol TOMSFED (Türkiye Otomobil ve Motor Sporları Federasyonu), ANDOFF (Ankara Doğa ve Off-Road Klubü), Sapanca Kaymakamlığı ve Sapanca Belediyesi tarafından imza altına alınmıştır. Off-Road yarışları için çok müsait parkura sahip olan Soğucak Yaylası bu organizasyon ile adını tüm Türkiye’ye ve hatta dünyaya duyurma fırsatına kavuşacaktır.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  10. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    Kırca Yaylası

    Pamukova’yı 2 km geçtikten sonra, sağ taraftan Karapınar yoluna sapılmaktadır. Yayla Karapınar Köyünden 13 km uzaklıkta olup, 30 dakika mesafededir. Alifuatpaşa’ya 30-35 dakika uzaklıkta olan yayla civarında Menekşe oruç ve Menekşeolak köyleri bulunmaktadır. Her yılın Temmuz ayında yaylada şenlikler düzenlenmektedir.

    Katırözü Yaylası
    Yayla, Pamukova’ya bağlı Eskiyayla köyü sınırları içerisindedir. Eskiyayla köyü (1125 m yükseklikte) üzerinden Katırözü Yaylası’na varılmaktadır. Soğuk kaynak suları ve geniş piknik alanları ile eşsiz bir doğal güzelliğe sahip olan yaylanın üst yanında bulunan mağarada hava sirkülasyonu olmakta ve sarkıt dikitler bulunmaktadır.

    Kirpiyan Yaylası
    Geyve’den 28 km (1.5 saat) mesafede olan Kirpiyan Yaylası, Karapürçek-Güçücek’ten ise 20-22 km (1 saat) mesafededir. Taraklı istikametinde Doğantepe yol ayrımından sola dönülerek Kamışlı Köyü yolu boyunca devam edilir. Kamışlı’ya gelmeden sağa ayrılan yola sapılarak Kirpiyan yaylasının yoluna ulaşılır. Kürklü Köyü bu yol üzerindeki son köy olup buradan Kirpiyan Yaylası ve daha da ilerleyerek Karagöl Yaylası’na ulaşılabilir.

    Keremali Yaylası
    Akyazı’ya 17 km ve 30-35 dakika uzaklıkta olan Keremali Yaylası’nda yerleşim olup yayla evleri mevcuttur. Değişik yüksekliklerde birbirine yakın dört yayladan oluşmaktadır.

    Sultanpınar Yaylası
    Dokurcun yolu üzerinde olup Akyazı’ya 45 km mesafededir. Akyazı-Dokurcun istikametinde Beldibi Köyü karşısından sağa dönerek Boztepe Köyü yoluna ulaşılır. Boztepe üzerinden Güzlek Yaylası, Sultanpınarı Yaylası, Yörükyeri Yaylası, Çiçekli Yaylası ve Acelle Yaylası’na, Acelle üzerinden de Yanık Yaylası’na gidilir. Şerefiye ve Beldibi köyleri arası 1 km mesafededir. Beldibi-Sultanpınar Yaylası arası ise 16 km’dir.
    Sultanpınar Yaylası orman ile çevrili geniş ve düzlük bir alana kurulmuş olup oldukça yeşil, huzur verici bir ortam sunmaktadır. Yaylada Olukbaşı Et-Mangal Tesisleri ve Sultanpınar Yayla Pansiyon faaliyet göstermekte olup, yayla evleri mevcuttur.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  11. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    Acelle Yaylası

    Akyazı İlçesi’nin 35-40 km güneyinde yer alır. Acelle yaylasına ulaşım stabilize yoldan her tür kara taşıtı ile yapılabilmektedir. Yaylaya üç değişik güzergahtan ulaşılabilmektedir. Birinci yol Beldibi-Boztepe-Çatalkaya üzerinden gider. İkinci yol Taşburun-Ballıkaya-Taşyatak-Hasyatak köyleri üzerinden çalışır. Üçüncü yol ise Taşburun-Ballıkaya-Taşyatak-Yanık yaylası güzergahıdır. Bu yolların üçünün de az bir kısmı asfalttır. İlçe merkezinden yaylaya ulaşma süresi yaklaşık olarak 60 dakika’dır.
    Geniş yapraklı ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan bir bitki örtüsüne sahiptir. Ayrıca orman içlerinde orman gülü ve şimşirden oluşan bodur ağaçlarda mevcuttur. Kanlıca, kuzugöbeği gibi yer mantarları ve ağaç mantarları bulunur.
    Yaylanın tam ortasından Enişte Deresi geçmektedir. Bu dere üzerinde halk tabiriyle “Büyük Deniz” denilen 60-70 m uzunluğunda 3-4 m genişliğinde, derinliği tam olarak bilinemeyen doğal yollarla kaya kütleleri arasında oluşmuş bir su birikintisi mevcuttur. Enişte Deresi’nin yatak genişliği düz alanlarda 8-10 m’yi , kayalık arazilerde ise yer yer 2 m yi bulur. Derede sazan türü pullu balıklar, kurbağa ve su kertenkeleleri mevcuttur.
    Yaylada her yıl temmuz ayının son haftası, genellikle 25-26-27 Temmuz tarihlerinde şenlikler düzenlenir.Dışardan gelenlerin kalabilecekleri otel-motel, kamp türü konaklama yeri olmayan yaylada, sürekli ikamet edenlerin ahşap evleri mevcuttur. Bunun dışında şenlik boyunca 200-250 civarında çadır kurulmaktadır.

    Yanık Yaylası
    Acelle Yaylası’ndan 15-20 dakika mesafede olup, yayla evleri mevcuttur.

    Sulucaova Yaylası
    Beldibi’nden 22 km mesafede olup, ulaşım 50 dakika sürer. Halen elektriğin olmadığı yaylaya en yakın elektrik direği 2.5 km uzaklıkta olduğundan ileride bu sorunun giderilmesi yolunda küçük bir çaba yeterli olacaktır. Yaylada yerli halkın yaz-kış oturduğu yayla evleri mevcuttur.

    Yörükyeri Yaylası
    Dokurcun yolu üzerinde olup, Azizağa-Yörükyeri arası 20 km’dir. Yörükyeri Yaylası’na Sultanpınarı Yaylası üzerinden de ulaşılabilmektedir.

    Çiçekli Yaylası
    Dokurcun yolu üzerinde bulunan Çiçekli Yaylası, Denderiz’den 30 dakika mesafededir. Sultanpınarı Yaylası’ndan doğu istikametine ilerleyip, Yörükyeri Yaylası üzerinden de ulaşılabilir. Yaylada yayla evleri mevcuttur.

    Akar Yaylası
    Çiçekli yayla’sından yaklaşık 15-20 dakika mesafededir.

    Haydarlar-Kuloğlu Yaylası
    Akar yaylasına 10 dakika mesafededir.

    Davlumbaz Yaylası
    Haydarlar’a 10 dakika, Dokurcun’a 30 dakikalık mesafede olan yaylaya Dokurcun’dan güney istikametinde gidilerek Haydarlar Köyü üzerinden de ulaşılabilir.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  12. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    Turnalı Yaylası

    Dokurcun’a 40 dakikalık mesafededir.

    Çiğdem Yaylası
    Hendek ilçe sınırları içinde yer almaktadır. Dokurcun ve Çiğdem Yaylası arası 18 km dir. Bununla birlikte Hendek-Karadere üzerinden Dikmen ve Çiğdem Köyleri’ne, buradan da 1500 metredeki Çiğdem Yaylası’na ulaşılabilmektedir.
    Yapısıyla ilgi çeken evlerin de bulunduğu yaylanın; “topukotu” olarak adlandırılan çimle kaplı geniş alanı, küçük ve hafif eğimli tepeleri ile planlı bir çevrede oldukça hoş bir manzarası vardır. Yaylada her yıl temmuz ayının ikinci haftasında yayla şenlikleri düzenlenmektedir. Şenlikte yaylada yetişen sebze, meyveler ve hayvancılık tanıtılmakta, çeşitli eğlenceler yer almaktadır. Turizmci , gezgin ve yazarlardan oluşan büyük bir jüri tarafından Türkiye’nin en güzel on yaylasından biri olarak seçilmiştir.

    Dikmen Yaylası
    Hendek İlçe sınırları içerisinde yer almaktadır. Hendek ve Dikmen Yaylası arası 1.5 saattir. Hendek-Karadere üzerinden Dikmen ve Çiğdem Köyleri’ne, buradan da yaylaya ulaşılabilir. Orman gülleri ile ünlü olan yaylada elektrik mevcuttur.

    Karagöl Yaylası
    Taraklı’nın 21 km kuzeydoğusunda Samanlı Dağları’nın uzantısı olan dağlar üzerinde yer alıp deniz seviyesinden yüksekliği 1200 metre dir. Etrafı tamamen çam, kayın, köknar ve meşe ağaçları ile kaplı olan Karagöl Yaylası, 567 hektar genişliğindeki alanıyla, bol oksijenli havası ve soğuk içme sularıyla doğal bir tedavi merkezidir.
    İlkbaharda karların erimesiyle sularla kaplanan yayla, nisan ayının ikinci yarısında, sular tamamen çekildikten sonra doğa harikası bir görünüme bürünmektedir. Yaylada her hafta cuma günleri pazar kurulur ve o gün akşama kadar çeşitli şenlikler yapılır.
    Tamamen ahşaptan yapılmış yayla evleri ilgi çekmekle birlikte, son zamanlarda betonarme evler de yapılmaktadır. Her yıl yurt içinden binlerce insanımız burada kamp kurup konaklamaktadır.

    Hamzapınar Yaylası
    Taraklı Yaylası’nın 1 km aşağısındadır. Belengerme Tepesi’nin arka yüzünde kalan Hamzapınarı içimine doyum olmayan nefis bir soğuk suya sahiptir. Taraklı İlçesi’ne gelen konukların çoğunluğu Orman İşletmesi tarafından düzenlenen halka açık piknik alanına götürülür.

    Belengerme Yaylası
    Taraklı İlçesi sınırları içerisinde yer alan yayla, Karagöl Yaylası sınırında Hamzapınar Yaylası bitişiğinde, Tuzla Köyü’ne 1 km mesafededir. Belengerme Tepesi’nden bakıldığında tabiat harikası Karagöl Yaylası’nın tamamı görülebilmektedir.

    İnönü Yaylası
    Pamukova İlçesi sınırları içerisinde yer alan yayla, özellikle hafta sonları İzmit ve İstanbul’dan gelen ziyaretçilerin kamp yapmaları için gereken ortamı sağlamaktadır. İnönü Yaylası’ndan 20 dakikalık bir yürüyüşle, orman içindeki bir patika takip edilerek daha yukarıdaki Erikli Yaylası’na varılabilir. İnönü Yaylası’ndan doğrudan Hüseyinli Köyü üzerinden Pamukova-Çilekli-Mekece yoluna da çıkılabilmektedir.

    Güzlek Yaylası
    Dokurcun yolu üzerinde ve Akyazı’ya 45 km mesafededir. Akyazı-Dokurcun istikametinde Beldibi Köyü karşısından sağa dönerek Boztepe Köyü yoluna ulaşılır. Boztepe üzerinden Güzlek Yaylası, Sultanpınarı Yaylası, Yörükyeri Yaylası, Çiçekli Yaylası ve Acelle Yaylası’na, Acelle üzerinden de Yanık Yaylasına gidilir. Şerefiye ve Beldibi köyleri arası 1 km mesafededir. Beldibi-Güzlek Yaylası arası ise 12 km’dir.
    Her yıl mayıs ayında çevre köylerden yaylaya gelen yaylaklar burada bulunan yayla evlerinde kasım ayına kadar kalmakta, bu süre içinde yaban çileği toplayıp satmakta ve hayvancılık yapmaktadırlar.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  13. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    Karasu’yu Tanıyalım

    İstanbul ve Kocaelililer de ilgi gösteriyor ama bu sahil asıl Sakaryalıların yazlığı. Adapazarı’ndan 52 km’lik asfalt yolla ulaşılan Karasu kuzeye ve güneye yazlık evler ve sitelerle her yıl biraz daha büyüyordu. 17 Ağustos, arkasından 12 Kasım 1999 depremleri bölgeyi de etkiledi. Bölge çok büyük hasar görmese de depremden etkilendi.
    Ayrıca depremde büyük yara alan İzmit ve Adapazarlı yazlıkçılar bu yıl bölgeye pek gitme fırsatı bulamadılar. Yazlıkları hasar görmeyen fakat kentlerdeki evleri yıkılan bir kısım yurttaşlar da bu evlerde oturmayı seçmek durumunda kaldılar.
    Yazlık evlerin son yıllarda hızla arttığı, sahilin apartmanlaşmaya başladığı bölgede depremden sonra nasıl bir gelişme olacağını hep birlikte göreceğiz.
    Sahile çıktığınızda Karadeniz iklimi ve doğası kendini hissettirmeye başlıyor. Yolda sağınızda solunuzda sıralanan fındıklıklar Karadeniz’de olduğunuzun ilk işaretlerini vermeye başlıyor. Yer yer denizi görerek yol alıyorsunuz. Çoğu zaman da yazlıklar denizle aranıza giriyor. Çevrede çok sayıda küçük göletler göreceksiniz. Kışın dalgalar çoğaldığında denizle karışan gölcükler yazın ayrılıyor denizden. Bunların hemen tümünde bir küçük olta atarak şansınızı deneyebilirsiniz.
    Büyük Akgöl, Açanlar, Küçükboğaz gölleri bunlardan bir kaçı. küçükboğaz Gölünün yanı başında (yol üzerinde solunuzda) bir kır lokantası var. Yemek yerken bir iki kadeh de içip kalış zamanınızı uzatacaksanız küçük çocuklarınızın sıkılmaması için ellerine birer olta verin. Endişe de etmeyin, göl kıyısı çok sığdır.
    Karasu’dan sahil boyunca ilerleyen yoldan kuzeye doğru 18 km. ilerlerseniz Kocaali’ye, 27 km. daha ilerlerseniz Akçakoca’ya ulaşırsınız. Yol boyunca güzel bahçelerle donanmış şirin karadeniz köylerinden geçeceksiniz. Aceleniz yoksa köy kahvelerinde mola verip çay içebilirsiniz. Balıkçılık ve fındıkçılıkla geçinen köylüler dostlukla karşılayacaklardır.
    MADEN DERESİ
    Karasu ve Kocaali’ye kadar gelmişken deniz kıyısının sıcağından bunalanları serin bir yere çağırıyoruz. Karasu-Kocaali arasından içeriye doğru girince Cam Dağlarından kaynaklanan Maden Deresi’ne ulaşacaksınız. Derenin sesini dinleyerek, yeşile bezeli bir çerede yürüyüşler yapmak ve güzel bir kır sofrası kurmak için ideal bir yer. Düşünün bir kere şırıl şırıl akan bir derenin kenarında suyun ve kuşların sesini dinleyerek piknik yapmayalı kaç yıl oldu ?
    Çok eskiden burada kurşun, boraks, çinko ve altın madenleri varmış. 1914’de bütün galerileri çökerterek bölgeyi terketmiş işletmecileri.
    Kayın, çınar, ceviz, elbette en çok da fındık ağaçlarıyla donanmış. Ekim-Kasım aylarındaysanız kestane toplayabilirisiniz. Çevrede meyve ve sebze yetiştiriliyor. Bahçesinde çalışan bir üreticiden hemen orada koparılan sebzeler alabilirsiniz.
    Otların üzerine bir yaygı serip yanınızda getirdiklerinizle piknik yapmak istemezseniz Şeref İskender’in alabalık tesislerine gidebilirsiniz. Yanınızda getirdiklerinizi burada da yiyebilirsiniz. Ama yörenin tereyağında pişmiş alabalıklarını tavsiye ediyoruz. Ağaçlar altında kiremit damlı ahşap kamelyelerde oturup yiyebilirsiniz. Balık sevmiyorsanız saç kavurma ve salataya buyurun. Her türlü içki servisi de var. İskender Bey isterseniz şerefinize şampanya bile patlatabilir. Fiyatları da makul düzeyde.
    Maden Deresi’nde konaklama olanağı yok. Çadırınızı yanınızda getirmediyseniz Karasu veya Kocaali’ye gitmeniz gerekir. Güzel bir yemek yiyip, demlikle gelen tavşankanı çayı içtikten sonra bir kilim serip ağaçların altında güzel bir öğlen uykusu çekebilirsiniz. Kuşların ve kurbağaların sesinden başka ses yok. Mevsimine göre yaban çileği, böğürtlen toplayabilirsiniz. Kentlerde büyüyen çocuklarınız için güzel bir değişiklik olur. Paçalarınızı sıvayıp derenin içinde yürüyüş de yapabilirsiniz. Derenin sularından yararlanan bir alabalık çiftliği de kurulmuş. Uğrarsanız hem seyreder hem de balık alabilirsiniz.
    POYRAZLAR GÖLÜ
    İstanbul’un yanıbaşında, çevresi Çam ve meşelerle kaplı, bahar aylarında yamaçları rengarenk çiçeklerle süslenen, sularında kuğuların dans ettiği bir göl var, Poyrazlar Gölü.
    Poyrazlar köyü Adapazarı içinden geçilip gidilen bir yerleşim birimi. 80 Haneli köyün geçim kaynağı sebzecilik ve mısır. Bereketli topraklar üzerinde üç kez mahsul alınıyor. Köylünün tazelik ve çeşit açısından meyva sebze sıkıntısı hiç mi hiç yok. Poyrazlar yaz kış dibinden kaynak suyu ile beslenen bir göl. Fazla suları Sakarya nehrine karışan gölde sakarmete, karabatak ve ördekleri sık sık görebilirsiniz. Göç mevsimi, kuğuların da ziyaret ettiği gölün bir bölümü ise sazlıklarla kaplı, nilüferlerle bezeli. Çevresinde köy evlerinin haricinde yapılaşmaya rastlanmıyor. Köy halkı da konuya öylesine duyarlı ki doğanın gönüllü bekçileri ilan etmişler kendilerini.
    Doğa da oldukça cömert davranmış: Renk renk çiçeklerle kaplı yamaçlar, çam ve meşe ağaçları altında otlayan kuzular, kuşların korosu, gölden yansıyan ılık rüzgar.
    Orman Genel Müdürlüğüne bağlı Poyrazlar Gölü Milli Egemenlik Parkına hafta sonu gelenlerin sayısı az değil. Uçsuz bucaksız yeşilliklerde yapacağınız bir gezinti sonrası göl kenarındaki kamelyalar arasında soluklanmak, tertemiz havayı içinize çekip piknik yapmak çok hoş.
    Küçük bir ücret karşılığı girilen parkta, çeşme piknik masaları ve ocaklar, kamelyalar bulunuyor. Çadır kurup kamp yapma imkanı da var. En derin yeri 12 m.ve dibi batak gölde yüzmek “kesinlikle yasak.”
    Şişme botunu yanında getirenler sahilden orman görevlisine ücretini ödeyerek biraz pullu ve kılçıklı olan kızılkanat balıklarından tutabilirler

    Resimler…
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 6 Eylül 2016
  14. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    Sakarya Gezi Rehberi

    Doğa güzelliği, kumsalları, plajları ve mevcut turistik tesisleriyle görülmeye değer bir yer olan İlimiz, yörenin günü birlik deniz ihtiyacını karşıladığından ve özellikle İstanbul ve Ankara gibi yakın yörelerde yaşayıp hafta sonunda sakin bir tatil için denizden yararlanmayı düşünenlere bu imkanı tanıdığından ikinci konut yeri seçimi yönünden tercih edilen iller arasındadır.
    Karasu ve Kocaali İlçelerinin kıyı kesimleri yörede turizm hareketliliğine ve canlılığına katkıda bulunmaktadır. Deniz, dağ, orman, ve sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olmakla birlikte turizm potansiyelinin tam anlamıyla değerlendirildiği söylenemez.
    Sağlık turizmi açısından Akyazı Kuzuluk Kaplıcaları tüm ülke çapında en önemli merkezlerden biridir.
    Ayrıca Akyazı Çökek Kaplıcası, Geyve Acısu ve Geyve Ilıca Köyü İçmesi ile Taraklı kıl Hamamı Sağlık Turizmi açısından değerlendirilecek yerlerdendir.
    Tarihi eserler olarak Beşköprü (Justinianus Köprüsü), Harmantepe Kalesi, Adliye Kalesi, Orhan Camii, Orhan Gazi Camii ve Atatürk Evi en önemli tarihi eserler arasında sayılabilir.Doğal güzellik açısından da ilimiz çok büyük bir potansiyele sahiptir. Sapanca Gölü, Büyük Akgöl, Küçük Akgöl ve Poyrazlar Gölü tabiatın sunduğu en büyük nimetlerdir.
    Türk tarihinde önemli bir yer tutar. Sakarya Nehri de ilimizi bir baştan bir başa katederek Karadeniz’e dökülmektedir. Nehir yatağı boyunca etrafı eşsiz bir doğal güzelliğe sahip olan Sakarya Nehrinin 3. Derece doğal sit alanı olması nedeniyle koruma altındadır. Ancak gerekli koruma sağlanması için tedbirler arttırılmalıdır.
    KAYNAK ve MADEN SULARI
    Sakarya, kaynak ve maden suyu bakımından oldukça zengindir. Bunların en önemlileri Akyazı, Sapanca ve Geyve ilçelerindedir.
    Kuzuluk Maden Suyu: Akyazı-Kuzuluk kasabasından çıkarılmaktadır. Özel bir şirket tarafından çıkarılmakta ve şişelenmiş olarak pazarlanmaktadır.
    Şerefiye Kaynak Suyu: Akyazı’nın güneyinde Şerefiye köyünden çıkarılıp pazarlanmaktadır.
    Kristal Kaynak Suyu: Sapanca-Kırkpınar mevkiinde çıkarılıp özel bir şirket tarafından şişelenerek pazarlanmaktadır.
    Kardelen Kaynak Suyu: Hendek - Çamlıca mevkiinden çıkarılarak pazarlanmaktadır.
    Reşadiye Kaynak Suyu: Akyazı’nın güneydoğusunda Reşadiye köyündedir.
    Mahmudiye Kaynak Suyu: Sapanca’ nın batısında Mahmudiye köyündedir.
    Memnuniye Kaynak Suyu: Sapanca’ nın güneyinde Memnuniye köyündedir.
    Çamdağı Kaynak Suyu: Karasu ilçesinin güneydoğusunda Çamdağı’ndan çıkmaktadır.
    Kuzuluk Kaplıcası: Kuzuluk kasabası sınırları içersindedir. Özel bir şirket tarafından kiralanan bu kaynak, mükemmel tesislerle donatılmış ve çevresinde de güzel bir tatil köyü yaptırılmıştır. İçme suyu olarak hazmı kolaylaştırıcı bir özelliği vardır. Banyo olarak kullanılırsa romatizma, siyatik ve mafsal ağrılara iyi gelir. Su sıcaklığı 80 derecedir.
    Bu termal sıcaklıktan yararlanan bir kısım özel girişimciler, seracılığı geliştirerek bu sahada ihracata yönelik seralar oluşturmuşlardır.
    Çökek Kaplıcası: Kuzuluk kasabası sınırları içersinde şahıs malı bir arazidedir. Dokuz kuyunun dördünden su çıkmakta ve briket ile inşa edilen odacıklara banyo amacıyla sevk edilmektedir.
    Diğer kuyular ise çamur banyosu için kullanılmaktadır. Suyun romatizma, siyatik ve kaşıntılara iyi geldiği söylenmektedir.
    Acı Su: Geyve’ye bağlı Ahibaba Köyündedir. Sıcaklığı 26 derecedir. İyi bir sofra suyu olmasının yanı sıra mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir.
    Ilıca Köy İçmecesi: Geyve’nin Ilıca Köyündedir. Çıktığı arazi köyün ortak malıdır. Debisi düşük, sıcaklığı 26 derecedir. Bazı mide hastalıkları için faydalıdır.
    Kil Hamamı: Taraklı’nın Paşalar Köyündedir. Köyün ortak malı olan arazisinde yapılan basit bazı tesisler vardır. 39 derece sıcaklığa sahip olup romatizma, kadın hastalıkları ve sinir hastalıklarına iyi gelmektedir.
     
  15. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Cevap: Sakarya - Adapazarı

    Adapazarı,
    Marmara Bölgesi’nin doğusunda bir kent ve Sakarya ilinin merkez ilçesidir. Kimi zaman yanlış olarak bilinenin tersine Sakarya, Adapazarı değildir. Adapazarı Sakarya’nın merkez ilçesidir. Sakarya Üniversitesi burada bulunmaktadır.
    Kuruluşları yeni olan iller arasına girer. Roma Bizans devrinde bugünkü Adapazarı havzasında hiçbir yerleşim izi mevcut değildir. 13. Asrın sonlarına doğru Osman Gazi’nin komutanlığında Konuralp, bugünkü Adapazarı havzasını fethetmiştir. İlk olarak batı Türkistan ve Azerbaycan’dan gelen göçebe Türk boyları buralarda köyler ve kentler kurmuşlardır.
    Adapazarı, Sakarya Nehri ve Sapanca gölünden çıkan Çark Suyu arasında kalan yarımada biçimindeki kara parçası üzerinde kurulmuştur. 1563 yılına ait bir vesika ve 1581 yılında Akyazı Ada Kadılığı’na yazılan ve bu yöreden nahiye diye bahseden bir ferman bugünkü şehrin mazisini aydınlatan ilk ışıklardan biridir. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde (1648) Adapazarı’ndan Bolu’nun nahiyesi diye bahsedilmekte ve bu yörenin yerleşim alanı olduğunu göstermektedir. Bugünkü şehrin adı, Ada köyünde kurulan pazara mahsullerini satmak üzere civar köylerden ve göçebe aşiretlerinden gelen halk tarafından ADAPAZARI olarak verilmiştir.
    I. Mahmut zamanında (1837) Adapazarı kaza haline gelmiştir. 19. asrın sonlarına doğru Kocaeli Vilayeti’nin kazası olmuştur. 22 Haziran 1954 tarihinde 6419 sayılı kanunla il olmuş ve SAKARYA adını almıştır. Adapazarı ve civarının ilk Türk sakinleri, göçebeliği terk ederek yerleşik düzene geçen Türkmen aşiretleri yörüklerdir. Bugün ADAPAZARI mahalelerinin adları Türk oymaklarının adları ile anılır. (Tığcılar, Hasırcılar, Semerciler, Papuçcular, Yağcılar, Çıracılar gibi.) Adapazarı’nın Kurtuluş Savaşında da önemli bir yeri vardır. Ali Fuat Cebesoy, Sırrı Bey, Hasan Cavit Bey, Çerkez Sait Bey, Koçzade Mahmut Bey, Cevat Bey, Metozade Hüseyin Efendi, Abdurrahman Bey, Kaymakam Tahir Bey, İbsiz Recep, Kazım Kaptan, Halit Molla gibi pek çok kahramanımız Kuva-i Milliye hareketine sağladıkları yardım ve destekle Milli Mücadelenin şerefli sahifelerinde yer almışlardır. Adapazarı 25 Mart 1921′de Yunanlılar tarafından işgal edilmişse de 21 Haziran 1921 gibi kısa bir sürede geri alınmıştır.
    2003 yılında merkez ilçesi Adapazarı Büyükşehir olmuştur 17 auğustos 1999 depreminden sonra şehir yeniden inşa için fay hattının dışına, Camili-Karaman istikametine kaydırılmıştır. Bu depremde tahminen 20.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu olaydan sonra şehir kendini hızla toparlamıştır.Başlıca geçim kaynakları sanayi ve tarımdır hayvancılık ve tavukçulukta yapılmaktadır. İstanbul ve İzmit’ten sonra fabrikaların Sakarya tarafına kayması ile önem kazanmıştır. Önemli üretim tesislerine ev sahipliği yapmaktadır (Toyota, GoodYear, Reysaş, Otoyol, Otokar)Mobilya sektöründe iddia sahibidir yeni kurulan mobilyacılar sitesi ASEM ile Türkiye’nin en büyük üçüncü mobilyacılar sitesine ev sahipliği yapmaktadır.
     
Sakarya - Adapazarı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Sakarya Üniversitesi

    Sakarya Üniversitesi

    Kendisine çağdaş uygarlığın gerektirdiği her türlü donanıma sahip bireyler yetiştirmeyi amaç edinmiş olan Sakarya Üniversitesi’nin çekirdeğini 1970 yılında açılan Sakarya Mühendislik ve Mimarlık Yüksekokulu oluşturmuştur. Bu okul 1971 yılında Sakarya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’ne dönüşmüş, 1982-1992 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne bağlı bir Fakülte olarak öğretim...
  2. Sakarya gelenek ve görenekleri

    Sakarya gelenek ve görenekleri

    sakarya gelenek ve görenekleri sakaryanın gelenek ve görenekleri sakaryanın yöresel kıyafetleri sakarya nın nın meşhur yemekleri Evlenme Sakarya'da evlenme geleneklerinin büyük bir bölümü unutulmakta, hatta yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. Aile biçimi, kuruluşu ve aile içi ilişkilerdeki geleneksel uygulamalar kültürel yapıyı oluşturmaktadır. Günümüz koşullarında...
  3. Sakarya - Yöresel Halk Oyunları

    Sakarya - Yöresel Halk Oyunları

    Sakarya’ya özellikle 1864 (Rus-Kafkas Savaşları), 1877-1878 (93 Harbi), 1890-1894, 1912-1914, 1923-1924 (Büyük Mübadele), 1928-1930, 1950-1954 ve 1989 yıllarında sekiz kez dışarıdan göçle gelenlere yerleşim alanlarını açmış bir İl’dir. Ayrıca 1950’den sonra başlayan kentleşme sürecinde en fazla Karadeniz illerinden göç alan bir İl olmuştur. Yöreye insanlar değişik yerleşim alanlarından...
  4. sakarya lı melekler

    sakarya lı melekler

    sakaryalı melekler haydi bizde burda buluşalım:26:
  5. Sevgi Sakarya

    Sevgi Sakarya

    Sevgi sakarya hakkında bilgi verebilir misiniz kimdir necidir, öldüğünü duydum yaşadığında tanıyamadım bari ölümünden sonra tanıyayım teşekkürler.

Sayfayı Paylaş